Konusunu Oylayın.: Allah kuluna neden dinde musibet verir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Allah kuluna neden dinde musibet verir
  1. 02.Ağustos.2011, 02:59
    1
    rukyail
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88869
    Mesaj Sayısı: 117
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Allah kuluna neden dinde musibet verir






    Allah kuluna neden dinde musibet verir Mumsema Merhaba arkadaşlar bediüzzaman hazretlerinin bahsettigi asıl musibet dine gelen musibettir yazısını okudum digerlerinin sadece imtihan oldugundan behsediyor peygamber efendimizinde duasında allahım bize dinde musibet verme diye dua ettigini bildiren hadisler okudum çok merak ediyorum allah celle celalühü kuluna neden dinde musibet verir acaba ? Günahlarından dolayı mı yoksa sebebi nedir ?


  2. 02.Ağustos.2011, 02:59
    1
    rukyail - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Merhaba arkadaşlar bediüzzaman hazretlerinin bahsettigi asıl musibet dine gelen musibettir yazısını okudum digerlerinin sadece imtihan oldugundan behsediyor peygamber efendimizinde duasında allahım bize dinde musibet verme diye dua ettigini bildiren hadisler okudum çok merak ediyorum allah celle celalühü kuluna neden dinde musibet verir acaba ? Günahlarından dolayı mı yoksa sebebi nedir ?


    Benzer Konular

    - Allah bir kuluna dert verir ise mutlaka devasını da verir mi ?

    - Allah hastalığı sevdiği kuluna verir

    - ALLAH kendisi için bir haramdan vazgeçen kuluna daha hayırlısını verir hadisini açıklarmısınız

    - Allah niçin sevdiği kuluna bela verir?

    - Allah kulunun dinine neden musibet verir ?

  3. 02.Ağustos.2011, 04:39
    2
    Guray
    Karadeniz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Temmuz.2008
    Üye No: 24378
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: İzmir/Ksk

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir




    1-imtihan ( derdin ve devanın Allah'tan geldiğini bilmek yalnızca ona yönelmek isyan etmemek)
    2- Sabır ( Allah'a yapılan kulluğun sürekliliği )
    3-Günahlara Kefaret ( Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. ( Şura / 30 ) )

    Aklıma bunlar geldi Rabbim imtihanı kazananlardan eylesin


  4. 02.Ağustos.2011, 04:39
    2
    Karadeniz



    1-imtihan ( derdin ve devanın Allah'tan geldiğini bilmek yalnızca ona yönelmek isyan etmemek)
    2- Sabır ( Allah'a yapılan kulluğun sürekliliği )
    3-Günahlara Kefaret ( Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. ( Şura / 30 ) )

    Aklıma bunlar geldi Rabbim imtihanı kazananlardan eylesin


  5. 02.Ağustos.2011, 04:48
    3
    NURİMERCAN
    İNNALLAHE MEASSABİRİN

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2010
    Üye No: 79255
    Mesaj Sayısı: 221
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: kırıkkale

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    3-Günahlara Kefaret ( Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir O, yine de çoğunu affeder ( Şura / 30 ) ) ben eşimden şuan ayrıyım ve eşim boşanma davası açtı..peki eşimle aramızdaki bu durumdamı kendi yaptıklarımızdan dolayı...2 mizdemi hatalar yaptıkta bunun musibetini çekiyoruz? peki bu durumdan kurtulmak için ne yapmalı.?


  6. 02.Ağustos.2011, 04:48
    3
    İNNALLAHE MEASSABİRİN
    3-Günahlara Kefaret ( Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir O, yine de çoğunu affeder ( Şura / 30 ) ) ben eşimden şuan ayrıyım ve eşim boşanma davası açtı..peki eşimle aramızdaki bu durumdamı kendi yaptıklarımızdan dolayı...2 mizdemi hatalar yaptıkta bunun musibetini çekiyoruz? peki bu durumdan kurtulmak için ne yapmalı.?


  7. 02.Ağustos.2011, 04:57
    4
    Guray
    Karadeniz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Temmuz.2008
    Üye No: 24378
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: İzmir/Ksk

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Bazen başa gelenler kötü gibi görünsede hayırlı olabilir o yüzden aslında bunlar musibet değil mükafat olarak görülebilir. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara / 216 )

    Eğer kişinin yaptıkları yüzünden ise bunlarda günahlara kefaret olur

    “Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52).

    Biz gaybı bilmediğimiz için Rabbimden hayırlı olanı istemeli ve günaharımız için dua etmeliyiz her kötü görünen işin sonunu hayırlara çevirmek Rabbimize zor değildir. Rabbim eşinizle ilgili hayırlısını versin ikiniz içinde hayırlı olur inşallah


  8. 02.Ağustos.2011, 04:57
    4
    Karadeniz
    Bazen başa gelenler kötü gibi görünsede hayırlı olabilir o yüzden aslında bunlar musibet değil mükafat olarak görülebilir. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara / 216 )

    Eğer kişinin yaptıkları yüzünden ise bunlarda günahlara kefaret olur

    “Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52).

    Biz gaybı bilmediğimiz için Rabbimden hayırlı olanı istemeli ve günaharımız için dua etmeliyiz her kötü görünen işin sonunu hayırlara çevirmek Rabbimize zor değildir. Rabbim eşinizle ilgili hayırlısını versin ikiniz içinde hayırlı olur inşallah


  9. 02.Ağustos.2011, 04:59
    5
    NURİMERCAN
    İNNALLAHE MEASSABİRİN

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2010
    Üye No: 79255
    Mesaj Sayısı: 221
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: kırıkkale

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Amin kardeşim sağolasın...


  10. 02.Ağustos.2011, 04:59
    5
    İNNALLAHE MEASSABİRİN
    Amin kardeşim sağolasın...


  11. 02.Ağustos.2011, 05:08
    6
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Önce her şeyin, insan için bir imtihan olduğu unutulmamalıdır.
    Hayat hep düzlükte gitmez. Bazen ağzımızın tadı bozulur. İşte bu sırada hemen inancımız imdâda yetişmelidir. Her şeyin Allah'tan geldiği hatırlanmalıdır. Başka sebepler aranmadığı gibi isyan edilmemeli, ümitsizliğe düşülmemelidir.
    Şurası muhakkak ki, daha çok inanmış insanlar belâlara maruz kalırlar. Onun için belâya uğrayan Müslüman, imanı ölçüsünde sabırla karşılık vermelidir.

    Belâ ve musibet anında şöyle bir tavır sergilemeliyiz:

    -Bunda da vardır bir hayır, demeli, hayır beklemelidir.
    -Bu da geçer, demeli, olayları geçici olarak görmelidir.
    -Sıkıntıların ardındaki hayrı, sevabı görmeli, dua etmelidir.
    -Şikayet, sızlanma, uğursuzluk arama yerine, suçu kendinde aramalı; ne hatam var ki bu başıma geldi? Benim eksikliğim neydi? Demeli kendine ders çıkarmalıdır.
    Peygamberimiz şöyle der:
    -“Mü’min sıkıntıya tabi tutulur; en küçük bir acıya maruz kalanı Allah, bir derce yükseltir.”
    -“Allah kime hayır dilerse, onu musibete uğratır.”
    -“Tauna uğrayan sabrederse, Allah'tan bilirse, ona şehid sevabı vardır.” (Riyaz üs Salihin:33/9)
    Kutsi Hadiste de şöyle buyrulmuştur:
    -“Mü’min kulumun dünya ehlinden sevdiği birini aldığım zaman; sabrederse, karşılığı cennettir.”
    -“Kulumu gözlerinden mahrum ettiğim zaman kulum şikayet etmezse iki gözüne bedel ona cennet vardır.” (Age:33/9)
    Görülüyor ki her bir musibetin hikmeti vardır.
    Mevlâna’nın hanımı Kerrâ Hatun : “Efendim Rabbim ömrünü uzun, sıhhatini dâim etsin” deyince Mevlâna : “Bre Hatun biz Firavun muyuz ki, uzun ömür daimi sıhhat dilersin” demiştir.
    Evet belânın büyüğü inananlara olduğu için hatalarının cezasını bu dünyada çekmiş olacaktır. Onun için kaçınılmaz felâketler için Müslüman, Allah iltica edecektir. Nasıl edecek? “Euzu besmele çekip”, “Lâ havla velâ guvvete illâbillahil aliyyil azim” diyecek, “Hasbünellahü ve niğmel vekil, niğmel Mevlâ ve niğmen nasır” diyecektir.
    Ne demişler :
    “Hoştur bana senden gelen,
    Ya gonca gül yahud diken”
    Bir başka ifadeyle : “Kahrında hoş lütfun da hoş”
    Evet, inanan insan, belâ ve musibetlere imanı ile karşı koyacak. “Buda geçer” deyip sabredecek, isyan ederek günaha girmeyecek. “Bu benim başıma neden geldi, nereden geldi” diyerek şikayet etmeyecektir.
    En başta musibetlere peygamberler, sonra da Evliyaullah, sonra da inanlar mâruz kalmıştır.
    Maddi musibetlere tavrımızı Bediuzzaman : “Maddi musibetleri büyük gördükçe büyük, küçük gördükçe küçülür” der.
    İnsan bu dünyada maddi ve manevi belâ ve musibetlerle imtihan edilmeden bırakılıvereceğini zannetmesin. Hepimiz imtihana tabi tutulacağız. Öyle ise peygamberimizin yaptığı duayı yapalım : “Ya Rabbi bize musibetleri karşılayabilecek iman ver ve Götüremeyeceğimiz yükü yükleme!”
    Ayrıca iyiliklerle sadakalarla kazayı, belâyı def etmek için her ana tedbirli olmalıyız.
    Olaylar karşısında, inançlı insanın hali başka olur. Öyleyse, bizde inanmış insan gibi karşılamalıyız.
    Birde, belâ ve musibetler birçoklarına günahları ve isyanları yüzünden gelir. Onun için günah ve isyanlardan uzak duralım. Hala ders almadık; günahlar devam, müstehcenlik devam… Düzelme yerine bozulma devam ediyor.
    Kur'an'da :
    -“Başınıza gelenler, yaptıklarınız yüzündendir” (Şurâ:30) buyrulur.
    Musibetlerin zararını, sadece günah işleyenler görmez. Bir çok masum insan, çoluk çocuk da zara görür. Bunun için iyilik emredilecek kötülükten sakındırılacaktır. Günahkâr, günahtan vazgeçirilmeye çalışılacaktır.
    Hz. Peygamber (s.a.) :
    -“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle yok ediniz. Bunu yapacak ortam yoksa, dilinizle öğüt vererek vazgeçiriniz. Bunu da yapacak imkân yoksa, kalbinizle o kötü ve kötülükten uzak durarak buğzediniz” buyuruyor.
    Kur'an'da da şöyle bir uyarı var:
    “Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (hepinizi perişan eder.) bilin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Enfal:25)
    Cenab-ı Allah Yuşa (s.a.)’ya diyor ki:
    -“Kavminden 60 bir şerli ile 40 bin hayırlıyı helâk edeceğim.”
    Yuşa Peygamber sorar:
    -“60 bin şerliyi günahları yüzünden helâk edeceksin; ama 40 bin Salih kimseyi neden helâk edeceksin?”
    Allah vahyeder:
    -“Onlara kötülere ve kötülüklere karşı çıkmamışlardır. Böylece susarak kötülere destek olmuşlardır. Onların günahına da ortak olmuşlardır.”
    Hz. Peygamber şöyle anlatır:
    “Üç kişi bir gemideydiler. Biri geminin dibinde, ikincisi orta katında, üçüncüsü üst katındaydı.
    Geminin zeminindeki su lazımdır diyerek gemiyi delmeye başladı. İkinci ve üst kattakiler de, ‘bize ne’ diyerek ses çıkarmadılar. Sonra diptekilerin açtığı delikten giren su gemiyi bütünüyle sulara gömerken deliği açan da, ses çıkarmayanlar da birlikte boğuldular. Musibeti birlikte yaşamaktan kurtulamadılar.”
    Şimdi düşünme zamanı.
    Tevbe, istiğfarlarımızın arşa yükselmesi gerektiği şu acılı günlerimizde hep birlikte yaşadığımız azabın neresindeyiz biz? Gemiye delenden miyiz, seyirci kalandan mıyız; yoksa rıza göstermediği, ikaz görevini yaptığı halde elinden bir şey gelmeyenlerden miyiz?
    Allah Rasûlü buyurur ki:
    -“Yer yüzünde kötülük yayıldığında onların arasında iyiler bulunsa da Allah o yer halkına azabını indirir. Kötülere gelen azab iyilere de gelir. O iyiler daha sonra Allah'ın affına, rahmetine kavuşur.” (Ramuz:54/2)
    -“Bir yerde kötülük zuhur ettiğinde, men edilmezse Allah onlara azabını indirir.” Sahabe:
    -“Onlar arasında iyiler bulunsa da mı?” deyince:
    -“Evet, onlara da iner. Çünkü men etmemişlerdir” buyurur. (Ramuz:54/3)
    Musibet, suçluyu suçsuzu ayırmıyor. Birine ceza olur birine imtihan, diğerine de sevap kazandıran bir olay olur. Felâketin umumi oluşunun diğer sebebi de: zulme karşı susmaktır. Tepki göstermeyerek, günahlara ortak olunmuştur, vazifeler yapılmamıştır.
    Musibetlerde, suçlu ile beraber suçsuzu da sıkıntıya düşer, ama onun sıkıntısı sevaba dönüşür. Eğer felâketler anında ölürse, yangında ölse de, su da boğulsa da, öldürülse de, inanıyorsa, bir insan şehit olur. Malı telef olsa sadaka olur.
    Bugünün insanı, bu hususları pek düşünmüyor. Aciz, zayıftır. İmanla karşı koymuyor. Yavrusu şehid olmuş anaya bakın; yeri – göğü yıkıyor, söz ve davranışları ile Allah'a isyan ediyor.
    Bakar sûresinde : ”Sabır ve namazla yardım isteyiniz.” (45) buyruluyor. Sabır elden bırakılmayacak ve ibadetlerle, dualar da ihmal edilmeyecek. Çünkü insanın davranışına göre felâket ya günahlara kefaret olur veya günahları arttırır.
    Yakup Peygamberin sabrı, Eyüp Peygamberin sabrı, felâkete uğrayanlara örnek olmalıdır.
    Kur'an'da, birçok defa : “Allah sabredenlerle beraberdir” buyrulmuştur. (Bakara:153)
    Bakara 155. ayetinde : “Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan ve ürünlerden eksiklik ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.”

    Al-i İmran 142 : “Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve sabredenleri hiç ayırt etmeden cennete girivereceğinizi mi sanıyorsunuz? ”
    Ankebut 2 : “İnsanlar. İnandık! Demeleriyle bırakılıp da, imtihan edilemeyeceklerini mi sanıyorlar?”

    Şunu asla unutmayın; mü’minin başına gelen ne olursa olsun boşuna değildir. Hoşuna gitse de gitmese de hayrındandır.
    -Kul : “Ya Rabbi, derdin daha büyüğünü vermedin” der şükrederse, sevap kazanır.
    -“Rabbim senden geldi” der sabreder, sevap kazanır.
    -“Acı çeker, günahlarına kefaret olur, günahlardan temizlenir, ahirette acı çekmez.”
    Demek ki, dert, bilene rahmet olur. İnanana mükafat olur. Allah çekemeyeceğiz dert vermesin.

    Hadis-i şeriflere göre Müslüman'a bela ve musibetlerin gelme sebebi nedir?

    Asıl musibet ve zararlı musibet, imanımıza, Müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen musibettir. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir. (bk. Tirmizî, Deavât: 79)
    Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bunların bir kısmı Allah’ın bir ikazı ve uyarısıdır; bir kısmı günahlara kefarettir; hastalık gibi bir kısmı ise, Allah’ın bir iltifatıdır, bir temizliktir. (bk. Buhâri, Îman: 39, Müslim, Birr: 52)
    Nitekim bir rivayetlerde “Meyveleri olgunlaşmış bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.” (Buharî, Merdâ: 3, 13, 16; Müslim, Birr: 45) “Ateşin altın ve gümüşün paslarını giderdiği gibi bîr müslümanın hastalığı da onun günahlarını giderir " (İbn Mace, Tıb 18) müjdeleri verilmiştir.

    Başka bir hadiste ise Allah en çok sevdiği kullarına, en ağır ve şiddetli musibetleri verdiği bildirilmektedir: “İnsanların en çok musibete uğrayanları evvela peygamberlerdir, sonra derecelerine göre (veliler ve salihler) gelir. Kişi dinine göre bela ve imtihanlara maruz kalır. Eğer dine bağlılığı varsa, belası daha da artar. Fakat dininde gevşek yaşıyorsa ona göre musibetlerle karşılaşır. Kişiye belalar gelir gelir de artık onun üzerinde hiçbir günah kalmaz.” (Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel 1,172, 174)
    "Bir kul kendisi için (cennette) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk çocuğuna bir bela verir de bu belaya sabrı sebebiyle o makama eriştirilir." (Ahmed b. Hanbel V-272)

    Bu nedenle müminlerin başına gelen bela ve musibetlerin bir çok nedeni ve hikmeti olabilir. Ama hepsi de onun faydasınadır
    1- Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir.
    Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir. (Şura, 30)
    Sana gelen kötülük, kendindendir, (günahların yüzündendir). (Nisa, 79)
    Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez. (Rad, 11)

    2- Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti (affolması) için gelir.
    Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider veya günahları azalır.
    Her musibet, affedilecek bir günah için gelir. (Ebu Nuaym)
    Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur. (Buhari)
    Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir. (Hakim)

    3- Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir.
    Bunun için Peygamberlere çok bela ve musibetler gelmiştir.
    En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir. (Tirmizi)
    Nimete kavuşması için insana musibet gelir. (Buhari)
    Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir. (Ebu Nuaym)
    Allahü teâlânın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır. (Taberani)
    Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi. (İ.Asakir)
    Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur. (Beyheki)
    Dünya, (Cennetteki nimetlerin yanında) mümine zindandır. (Müslim)
    Allah’ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin! (Beyheki)
    Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi.


  12. 02.Ağustos.2011, 05:08
    6
    Silent and lonely rains
    Önce her şeyin, insan için bir imtihan olduğu unutulmamalıdır.
    Hayat hep düzlükte gitmez. Bazen ağzımızın tadı bozulur. İşte bu sırada hemen inancımız imdâda yetişmelidir. Her şeyin Allah'tan geldiği hatırlanmalıdır. Başka sebepler aranmadığı gibi isyan edilmemeli, ümitsizliğe düşülmemelidir.
    Şurası muhakkak ki, daha çok inanmış insanlar belâlara maruz kalırlar. Onun için belâya uğrayan Müslüman, imanı ölçüsünde sabırla karşılık vermelidir.

    Belâ ve musibet anında şöyle bir tavır sergilemeliyiz:

    -Bunda da vardır bir hayır, demeli, hayır beklemelidir.
    -Bu da geçer, demeli, olayları geçici olarak görmelidir.
    -Sıkıntıların ardındaki hayrı, sevabı görmeli, dua etmelidir.
    -Şikayet, sızlanma, uğursuzluk arama yerine, suçu kendinde aramalı; ne hatam var ki bu başıma geldi? Benim eksikliğim neydi? Demeli kendine ders çıkarmalıdır.
    Peygamberimiz şöyle der:
    -“Mü’min sıkıntıya tabi tutulur; en küçük bir acıya maruz kalanı Allah, bir derce yükseltir.”
    -“Allah kime hayır dilerse, onu musibete uğratır.”
    -“Tauna uğrayan sabrederse, Allah'tan bilirse, ona şehid sevabı vardır.” (Riyaz üs Salihin:33/9)
    Kutsi Hadiste de şöyle buyrulmuştur:
    -“Mü’min kulumun dünya ehlinden sevdiği birini aldığım zaman; sabrederse, karşılığı cennettir.”
    -“Kulumu gözlerinden mahrum ettiğim zaman kulum şikayet etmezse iki gözüne bedel ona cennet vardır.” (Age:33/9)
    Görülüyor ki her bir musibetin hikmeti vardır.
    Mevlâna’nın hanımı Kerrâ Hatun : “Efendim Rabbim ömrünü uzun, sıhhatini dâim etsin” deyince Mevlâna : “Bre Hatun biz Firavun muyuz ki, uzun ömür daimi sıhhat dilersin” demiştir.
    Evet belânın büyüğü inananlara olduğu için hatalarının cezasını bu dünyada çekmiş olacaktır. Onun için kaçınılmaz felâketler için Müslüman, Allah iltica edecektir. Nasıl edecek? “Euzu besmele çekip”, “Lâ havla velâ guvvete illâbillahil aliyyil azim” diyecek, “Hasbünellahü ve niğmel vekil, niğmel Mevlâ ve niğmen nasır” diyecektir.
    Ne demişler :
    “Hoştur bana senden gelen,
    Ya gonca gül yahud diken”
    Bir başka ifadeyle : “Kahrında hoş lütfun da hoş”
    Evet, inanan insan, belâ ve musibetlere imanı ile karşı koyacak. “Buda geçer” deyip sabredecek, isyan ederek günaha girmeyecek. “Bu benim başıma neden geldi, nereden geldi” diyerek şikayet etmeyecektir.
    En başta musibetlere peygamberler, sonra da Evliyaullah, sonra da inanlar mâruz kalmıştır.
    Maddi musibetlere tavrımızı Bediuzzaman : “Maddi musibetleri büyük gördükçe büyük, küçük gördükçe küçülür” der.
    İnsan bu dünyada maddi ve manevi belâ ve musibetlerle imtihan edilmeden bırakılıvereceğini zannetmesin. Hepimiz imtihana tabi tutulacağız. Öyle ise peygamberimizin yaptığı duayı yapalım : “Ya Rabbi bize musibetleri karşılayabilecek iman ver ve Götüremeyeceğimiz yükü yükleme!”
    Ayrıca iyiliklerle sadakalarla kazayı, belâyı def etmek için her ana tedbirli olmalıyız.
    Olaylar karşısında, inançlı insanın hali başka olur. Öyleyse, bizde inanmış insan gibi karşılamalıyız.
    Birde, belâ ve musibetler birçoklarına günahları ve isyanları yüzünden gelir. Onun için günah ve isyanlardan uzak duralım. Hala ders almadık; günahlar devam, müstehcenlik devam… Düzelme yerine bozulma devam ediyor.
    Kur'an'da :
    -“Başınıza gelenler, yaptıklarınız yüzündendir” (Şurâ:30) buyrulur.
    Musibetlerin zararını, sadece günah işleyenler görmez. Bir çok masum insan, çoluk çocuk da zara görür. Bunun için iyilik emredilecek kötülükten sakındırılacaktır. Günahkâr, günahtan vazgeçirilmeye çalışılacaktır.
    Hz. Peygamber (s.a.) :
    -“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle yok ediniz. Bunu yapacak ortam yoksa, dilinizle öğüt vererek vazgeçiriniz. Bunu da yapacak imkân yoksa, kalbinizle o kötü ve kötülükten uzak durarak buğzediniz” buyuruyor.
    Kur'an'da da şöyle bir uyarı var:
    “Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (hepinizi perişan eder.) bilin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Enfal:25)
    Cenab-ı Allah Yuşa (s.a.)’ya diyor ki:
    -“Kavminden 60 bir şerli ile 40 bin hayırlıyı helâk edeceğim.”
    Yuşa Peygamber sorar:
    -“60 bin şerliyi günahları yüzünden helâk edeceksin; ama 40 bin Salih kimseyi neden helâk edeceksin?”
    Allah vahyeder:
    -“Onlara kötülere ve kötülüklere karşı çıkmamışlardır. Böylece susarak kötülere destek olmuşlardır. Onların günahına da ortak olmuşlardır.”
    Hz. Peygamber şöyle anlatır:
    “Üç kişi bir gemideydiler. Biri geminin dibinde, ikincisi orta katında, üçüncüsü üst katındaydı.
    Geminin zeminindeki su lazımdır diyerek gemiyi delmeye başladı. İkinci ve üst kattakiler de, ‘bize ne’ diyerek ses çıkarmadılar. Sonra diptekilerin açtığı delikten giren su gemiyi bütünüyle sulara gömerken deliği açan da, ses çıkarmayanlar da birlikte boğuldular. Musibeti birlikte yaşamaktan kurtulamadılar.”
    Şimdi düşünme zamanı.
    Tevbe, istiğfarlarımızın arşa yükselmesi gerektiği şu acılı günlerimizde hep birlikte yaşadığımız azabın neresindeyiz biz? Gemiye delenden miyiz, seyirci kalandan mıyız; yoksa rıza göstermediği, ikaz görevini yaptığı halde elinden bir şey gelmeyenlerden miyiz?
    Allah Rasûlü buyurur ki:
    -“Yer yüzünde kötülük yayıldığında onların arasında iyiler bulunsa da Allah o yer halkına azabını indirir. Kötülere gelen azab iyilere de gelir. O iyiler daha sonra Allah'ın affına, rahmetine kavuşur.” (Ramuz:54/2)
    -“Bir yerde kötülük zuhur ettiğinde, men edilmezse Allah onlara azabını indirir.” Sahabe:
    -“Onlar arasında iyiler bulunsa da mı?” deyince:
    -“Evet, onlara da iner. Çünkü men etmemişlerdir” buyurur. (Ramuz:54/3)
    Musibet, suçluyu suçsuzu ayırmıyor. Birine ceza olur birine imtihan, diğerine de sevap kazandıran bir olay olur. Felâketin umumi oluşunun diğer sebebi de: zulme karşı susmaktır. Tepki göstermeyerek, günahlara ortak olunmuştur, vazifeler yapılmamıştır.
    Musibetlerde, suçlu ile beraber suçsuzu da sıkıntıya düşer, ama onun sıkıntısı sevaba dönüşür. Eğer felâketler anında ölürse, yangında ölse de, su da boğulsa da, öldürülse de, inanıyorsa, bir insan şehit olur. Malı telef olsa sadaka olur.
    Bugünün insanı, bu hususları pek düşünmüyor. Aciz, zayıftır. İmanla karşı koymuyor. Yavrusu şehid olmuş anaya bakın; yeri – göğü yıkıyor, söz ve davranışları ile Allah'a isyan ediyor.
    Bakar sûresinde : ”Sabır ve namazla yardım isteyiniz.” (45) buyruluyor. Sabır elden bırakılmayacak ve ibadetlerle, dualar da ihmal edilmeyecek. Çünkü insanın davranışına göre felâket ya günahlara kefaret olur veya günahları arttırır.
    Yakup Peygamberin sabrı, Eyüp Peygamberin sabrı, felâkete uğrayanlara örnek olmalıdır.
    Kur'an'da, birçok defa : “Allah sabredenlerle beraberdir” buyrulmuştur. (Bakara:153)
    Bakara 155. ayetinde : “Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan ve ürünlerden eksiklik ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.”

    Al-i İmran 142 : “Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve sabredenleri hiç ayırt etmeden cennete girivereceğinizi mi sanıyorsunuz? ”
    Ankebut 2 : “İnsanlar. İnandık! Demeleriyle bırakılıp da, imtihan edilemeyeceklerini mi sanıyorlar?”

    Şunu asla unutmayın; mü’minin başına gelen ne olursa olsun boşuna değildir. Hoşuna gitse de gitmese de hayrındandır.
    -Kul : “Ya Rabbi, derdin daha büyüğünü vermedin” der şükrederse, sevap kazanır.
    -“Rabbim senden geldi” der sabreder, sevap kazanır.
    -“Acı çeker, günahlarına kefaret olur, günahlardan temizlenir, ahirette acı çekmez.”
    Demek ki, dert, bilene rahmet olur. İnanana mükafat olur. Allah çekemeyeceğiz dert vermesin.

    Hadis-i şeriflere göre Müslüman'a bela ve musibetlerin gelme sebebi nedir?

    Asıl musibet ve zararlı musibet, imanımıza, Müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen musibettir. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir. (bk. Tirmizî, Deavât: 79)
    Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bunların bir kısmı Allah’ın bir ikazı ve uyarısıdır; bir kısmı günahlara kefarettir; hastalık gibi bir kısmı ise, Allah’ın bir iltifatıdır, bir temizliktir. (bk. Buhâri, Îman: 39, Müslim, Birr: 52)
    Nitekim bir rivayetlerde “Meyveleri olgunlaşmış bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.” (Buharî, Merdâ: 3, 13, 16; Müslim, Birr: 45) “Ateşin altın ve gümüşün paslarını giderdiği gibi bîr müslümanın hastalığı da onun günahlarını giderir " (İbn Mace, Tıb 18) müjdeleri verilmiştir.

    Başka bir hadiste ise Allah en çok sevdiği kullarına, en ağır ve şiddetli musibetleri verdiği bildirilmektedir: “İnsanların en çok musibete uğrayanları evvela peygamberlerdir, sonra derecelerine göre (veliler ve salihler) gelir. Kişi dinine göre bela ve imtihanlara maruz kalır. Eğer dine bağlılığı varsa, belası daha da artar. Fakat dininde gevşek yaşıyorsa ona göre musibetlerle karşılaşır. Kişiye belalar gelir gelir de artık onun üzerinde hiçbir günah kalmaz.” (Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel 1,172, 174)
    "Bir kul kendisi için (cennette) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk çocuğuna bir bela verir de bu belaya sabrı sebebiyle o makama eriştirilir." (Ahmed b. Hanbel V-272)

    Bu nedenle müminlerin başına gelen bela ve musibetlerin bir çok nedeni ve hikmeti olabilir. Ama hepsi de onun faydasınadır
    1- Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir.
    Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir. (Şura, 30)
    Sana gelen kötülük, kendindendir, (günahların yüzündendir). (Nisa, 79)
    Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez. (Rad, 11)

    2- Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti (affolması) için gelir.
    Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider veya günahları azalır.
    Her musibet, affedilecek bir günah için gelir. (Ebu Nuaym)
    Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur. (Buhari)
    Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir. (Hakim)

    3- Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir.
    Bunun için Peygamberlere çok bela ve musibetler gelmiştir.
    En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir. (Tirmizi)
    Nimete kavuşması için insana musibet gelir. (Buhari)
    Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir. (Ebu Nuaym)
    Allahü teâlânın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır. (Taberani)
    Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi. (İ.Asakir)
    Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur. (Beyheki)
    Dünya, (Cennetteki nimetlerin yanında) mümine zindandır. (Müslim)
    Allah’ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin! (Beyheki)
    Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi.


  13. 02.Ağustos.2011, 06:44
    7
    rukyail
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88869
    Mesaj Sayısı: 117
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Tamam normal musibet dünyalık bir imtihandır ama görüyoruz müslüman bir insan bir gayrimüslime aldanarak dinini degiştiriyor allah babadır vs hristiyan oluyor veya bir fitne sebebiyle dininden dönüyor ve inancı bozuluyor bu sebeple müslümanken ataist olan birini tanıdım allah celle celalühü dinde musibeti ne sebeple insana verir ögrenmek istiyorum ?


  14. 02.Ağustos.2011, 06:44
    7
    rukyail - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Tamam normal musibet dünyalık bir imtihandır ama görüyoruz müslüman bir insan bir gayrimüslime aldanarak dinini degiştiriyor allah babadır vs hristiyan oluyor veya bir fitne sebebiyle dininden dönüyor ve inancı bozuluyor bu sebeple müslümanken ataist olan birini tanıdım allah celle celalühü dinde musibeti ne sebeple insana verir ögrenmek istiyorum ?


  15. 03.Nisan.2012, 22:30
    8
    moruk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Mart.2008
    Üye No: 11526
    Mesaj Sayısı: 16
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    İnsana Musibet Dört (4) Sebepten Gelir

    1. Ya Hak ettiği için gelir, sabrederse günahlarına keffaret olur.
    2. Ya daha büyük belalara kalkan olarak gelir.
    3. Ya tıpkı yağmuru haber veren fırtına gibi, arkadan gelen nimeti haber verir.
    4. Ya da Ahretteki derecesini katlar.




  16. 03.Nisan.2012, 22:30
    8
    Üye
    İnsana Musibet Dört (4) Sebepten Gelir

    1. Ya Hak ettiği için gelir, sabrederse günahlarına keffaret olur.
    2. Ya daha büyük belalara kalkan olarak gelir.
    3. Ya tıpkı yağmuru haber veren fırtına gibi, arkadan gelen nimeti haber verir.
    4. Ya da Ahretteki derecesini katlar.




  17. 06.Mayıs.2012, 12:49
    9
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Allah’ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin! (Beyheki)
    Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi


    bEN RABBİMİ ÇOK SEVİYORUM ONU DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN GÖZLERİM DOLUYOR.ONA KULLUK EDEMEDİĞİM İÇİN İÇİM YANIYOR.ŞİMDİ BEN ALLAHIN BENİ ÇOK SEVMESİNİ ÇOK AMA ÇOK SEVMESİNİ DİLİYORUM DUAM BU.O ZAMAN YUKARDAKİ YAZIDA Kİ GİBİ BELAYA HAZIRLIKLI OLMAM MI GEREK.ZIRH GİYMEM Mİ GEREK?ÇOK KORKUYORUM YA RAB ÇOK KORKUYORUM YA BAŞARAMAZSAM



  18. 06.Mayıs.2012, 12:49
    9
    Kıdemli Üye
    Allah’ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin! (Beyheki)
    Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi


    bEN RABBİMİ ÇOK SEVİYORUM ONU DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN GÖZLERİM DOLUYOR.ONA KULLUK EDEMEDİĞİM İÇİN İÇİM YANIYOR.ŞİMDİ BEN ALLAHIN BENİ ÇOK SEVMESİNİ ÇOK AMA ÇOK SEVMESİNİ DİLİYORUM DUAM BU.O ZAMAN YUKARDAKİ YAZIDA Kİ GİBİ BELAYA HAZIRLIKLI OLMAM MI GEREK.ZIRH GİYMEM Mİ GEREK?ÇOK KORKUYORUM YA RAB ÇOK KORKUYORUM YA BAŞARAMAZSAM



  19. 04.Ağustos.2014, 21:56
    10
    Misafir

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    Merhaba kardeşlerim. Ben bu mesajı yazarken gözlerim'den yaş değil şelale akıyor. Dini bir musibet ile karşı karşıyayım şu anda. Imanım hakkında şüpheler beni terk etmiyor sanki beynime bir şeytan yerleşmiş. Demin bir yazı okudum bir dini musibete maruz kalan bir insana fayda gelmezmiş. Çünkü şeytan o insanın beynine yerleşip imanını alırmış Allah korusun. O zaman ben sabretmemem ni lazım ? Beni Rabbim affetmez mi ? Ben bu acıya dayanamıyorum ne yapacağımı da bilmiyorum perişan bir haldeyim. Ağlamaktan ve dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden... Hocalara danıştım mail attım hiç kimseden cevap yok. Allah benim ve tüm müslüman'ların yardımcısı olsun.


  20. 04.Ağustos.2014, 21:56
    10
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Merhaba kardeşlerim. Ben bu mesajı yazarken gözlerim'den yaş değil şelale akıyor. Dini bir musibet ile karşı karşıyayım şu anda. Imanım hakkında şüpheler beni terk etmiyor sanki beynime bir şeytan yerleşmiş. Demin bir yazı okudum bir dini musibete maruz kalan bir insana fayda gelmezmiş. Çünkü şeytan o insanın beynine yerleşip imanını alırmış Allah korusun. O zaman ben sabretmemem ni lazım ? Beni Rabbim affetmez mi ? Ben bu acıya dayanamıyorum ne yapacağımı da bilmiyorum perişan bir haldeyim. Ağlamaktan ve dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden... Hocalara danıştım mail attım hiç kimseden cevap yok. Allah benim ve tüm müslüman'ların yardımcısı olsun.


  21. 06.Ağustos.2015, 01:41
    11
    Misafir

    Cevap: Allah kuluna neden dinde musibet verir

    selamınaleyküm kardeşim senin derdin Allah dostunun kapısında sadık kalmak nasuh tevbesi etmen lazım sohbet meclislerinden ayrılma hep boş kaldıkça kalbinden dilinden zikir eksik olmasın Allah de yeter selamınaleyküm


  22. 06.Ağustos.2015, 01:41
    11
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    selamınaleyküm kardeşim senin derdin Allah dostunun kapısında sadık kalmak nasuh tevbesi etmen lazım sohbet meclislerinden ayrılma hep boş kaldıkça kalbinden dilinden zikir eksik olmasın Allah de yeter selamınaleyküm





+ Yorum Gönder