Konusunu Oylayın.: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri
  1. 30.Temmuz.2011, 11:51
    1
    senayusa
    "ipek ve bocek"

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88851
    Mesaj Sayısı: 187
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: ...

    Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri






    Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri Mumsema Dostlar,

    Yurtdisinda yasayan su siralar da Allah'in sabir sinavindan gecen bir kulum. Turkiyeye geldim biraz huzur bulayim diye, derdimi kime anlatsam buyu vardir buyu diyor, sok oluyorum, insanlar nasil bir inanir birinin digerine bunu yapabilecegine? benim aklim almiyor... Islamda buyu var midir? ve ben "sana kesin buyu yapilmis" diyen bu insanlari bu islerden uzak tutmak icin ne yapabilirim? Cok korkuyorum bu tur konulardan...


  2. 30.Temmuz.2011, 11:51
    1
    "ipek ve bocek"



    Dostlar,

    Yurtdisinda yasayan su siralar da Allah'in sabir sinavindan gecen bir kulum. Turkiyeye geldim biraz huzur bulayim diye, derdimi kime anlatsam buyu vardir buyu diyor, sok oluyorum, insanlar nasil bir inanir birinin digerine bunu yapabilecegine? benim aklim almiyor... Islamda buyu var midir? ve ben "sana kesin buyu yapilmis" diyen bu insanlari bu islerden uzak tutmak icin ne yapabilirim? Cok korkuyorum bu tur konulardan...


    Benzer Konular

    - Büyüden korunmak için Muska takmak

    - Cinden Ve Büyüden Korunmak İçin Okunacak Dualar

    - Büyüden korunmak için okunacak dualar nelerdir?

    - Büyüden korunmak için yapılması gerekenler

    - Büyüden korunmak için hangi duaları edebiliriz?

  3. 30.Temmuz.2011, 12:12
    2
    tekturk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2009
    Üye No: 61589
    Mesaj Sayısı: 779
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: Tilburg/Hollanda

    Cevap: Buyu yapmak, yaptirmak, inanmak???




    Buyu vardur bu kesin birsey ama sen aklinda yeneceksin bunu , dualarinla (felak , nas, kunutduasi vs.) yeneceksin bunu ..
    Insan pisikolojisi oyleki sen ne kadar kendini SIKArsan o kadar senin ustunde etki yapar , Allaha siginacaksin , bol bol dualarda bulunacaksin..Allah yar ve yardimcin olsun..(bu arada herkese durumunu anlatma, herkesin dedigine bakma)


  4. 30.Temmuz.2011, 12:12
    2
    Devamlı Üye



    Buyu vardur bu kesin birsey ama sen aklinda yeneceksin bunu , dualarinla (felak , nas, kunutduasi vs.) yeneceksin bunu ..
    Insan pisikolojisi oyleki sen ne kadar kendini SIKArsan o kadar senin ustunde etki yapar , Allaha siginacaksin , bol bol dualarda bulunacaksin..Allah yar ve yardimcin olsun..(bu arada herkese durumunu anlatma, herkesin dedigine bakma)


  5. 30.Temmuz.2011, 12:17
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Buyu yapmak, yaptirmak, inanmak???

    Büyü haktır vardır. Allahu teale Kurandada bahseder


    (MAİDE SURESİ / 110)


    Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkâr edenler, tartışmasız: "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" derler.

    büyü vardırda büyünün tutmasıda Allahın elinde. allah dilerse o büyü tutar. daima büyüye karşı dualar edecen. eğerki büyü yapılacagını sezersen dualar bulup yazarız yardımcı oluruz



  6. 30.Temmuz.2011, 12:17
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Büyü haktır vardır. Allahu teale Kurandada bahseder


    (MAİDE SURESİ / 110)


    Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkâr edenler, tartışmasız: "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" derler.

    büyü vardırda büyünün tutmasıda Allahın elinde. allah dilerse o büyü tutar. daima büyüye karşı dualar edecen. eğerki büyü yapılacagını sezersen dualar bulup yazarız yardımcı oluruz



  7. 30.Temmuz.2011, 12:39
    4
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Buyu yapmak, yaptirmak, inanmak???

    Allah (c.c) her derdin devasını da yaratmıştır. Büyünün de devası felak ve nas sureleridir. Allah'a sığınmak ve O'na dua etmek gerek. O'nun izni olmadan hiçbirşey sana zarar veremez.


  8. 30.Temmuz.2011, 12:39
    4
    Devamlı Üye
    Allah (c.c) her derdin devasını da yaratmıştır. Büyünün de devası felak ve nas sureleridir. Allah'a sığınmak ve O'na dua etmek gerek. O'nun izni olmadan hiçbirşey sana zarar veremez.


  9. 30.Temmuz.2011, 14:27
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Buyu yapmak, yaptirmak, inanmak???

    Sihir , Büyü Nedir?
    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!" (Bakara Suresi /102)
    Sihir, insanlara yönelik olarak tabiat üstü gizli güçlerin yardımı ve aracılığıyla belli bir maksadı gerçekleştirmek ve belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan ve etkili olduğu kabul edilen eylem; bir şeyin veya olayın gerçek huviyetinden uzak olarak başka bir halinin gösterilmesidir. Sihir, İslam'ın kesin olarak yasaklayıp redettiği bir inanç ve işlem olup tabiat kuvvetleriyle insanlara bir takım etkilerin yapıldığı söylenen ilkel bir anlayış ve olgudur.

    Cenab-ı Hak buyuruyor:


    "Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler." (Araf suresi /116)

    "...Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor." (Taha Suresi /66)
    Esrarengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini belirler. Sihir, herşeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Sebebi herkes için bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak açıklanabilir bir halde bulunması şart da değildir. Az çok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir.
    İmansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak sihrin köküdür. Sihirbazlar ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve acîp yaratılışlardan sû-i istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmasını bilirler. Bu suretle gerçekleri gizlemek için yazılmış nice felsefeler, nice romanlar, nice tarih kılıklı hezeyanlar vardır. Vaktiyle hikmet ehli kimselerin "Sakın domuzların boynuna inci gerdanlıklar takmayın!" şeklindeki nasihatları, ilmî gerçekleri ve yüksek hakikatleri, bu gibilerin istismarından korumak içindi.


    BÜYÜ-BÜYÜCÜLÜK
    Arapçası sihir demek olan büyü; bazı kabiliyet ve bilgileri kötü amaçla kullanarak insanları etki altına alma, onlardan hile ile çıkar sağlamaya yönelik uğraşıdır. Kâhinlik, falcılık, cincilik gibi faaliyetlerin en kötüsü olan büyücülük, ülkemizde de yaygın ve kârlı bir sektör durumundadır. Kur'ân'ı Kerîm'de de büyü; bilhassa Hz. Musa ile Firavun kıssasında detayları ile verilmiş, büyücülerin yaptıkları hünerlerin nasıl boşa çıkarıldığı, onların kötü ve aşağı durumdan kurtulamayan yalancı ve düzenbazlar olduğu vurgulanmıştır. İslâmiyet; her türlü büyücülüğün öğrenilmesini, yapılmasını büyük günahlardan saymış ve bu uğraşıyı kesin olarak yasaklamıştır.
    Büyücülük çok eski devirlerden beri yapılmakta ve birçok türleri de bulunmaktadır. Gildânî Büyüsü (Yıldız Büyüsü), Güçlü Ruh Sahiplerinin Büyüsü, Cincilik en ünlülerindendir. Kur'ân; büyü satıp onunla çıkar sağlayan kimseler olduğunu, kadın ile kocanın arasını açacak büyüler yapıldığını, ancak Allah'ın izni olmadıkça büyü ile kimseye zarar verilemiyeceğini açıklamaktadır. Büyünün etki ve tesirinde kalınsa bile. büyücülük ile uğraşanlardan yardım istemek, ancak onların hazırladıkları tuzaklara düşülmesine, parasal kayıplara uğranılmasına sebep olur. Büyüden, kötülük ve sıkıntılardan kurtulmanın tek ve mutlak yolu, Yüce Allah'a sığınarak dua etmek ve yardım dilemektir.

    Felâk Suresinde şöyle buyrulmaktadır :« 113/4-5:...Düğümlere üfleyen büyücü kadınların kötülüğünden, kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden Allah'a sığınırım. »

    BÜYÜDEN ÇIKAR SAĞLAYAN KÂFİRLER

    2/102 : Süleymanın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre sapmamıştı. Fakat o şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Hârut ve Mârut adlı iki melek üzerine indirileni de halka öğretiyorlardı. O iki melek ise : « Biz, ancak bir imtihan aracıyız, küfre sapma » demedikçe hiç kimseye birşey öğretmiyorlardı. İnsanlar o büyücülerden erkekle eşinin arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Ancak, Allah'ın izni olmadıkça büyü ile kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, büyüyü satıp onunla çıkar sağlayanın, ahirette hiçbir nasibi olmayacağını çok iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları şey ne kötüdür, keşke bunu bilselerdi!


    Hz. Dâvud'un oğlu olan Hz. Süleyman'a; Yüce Allah'ın lütfu ile rüzgârlara, hayvanlara ve cinlere hükmetme ilmi verilmişti. O, ayni zamanda İsrailoğulları'nın da hükümdarıydı. Devrin en görkemli binası olan Süleyman Tapınağı'nı, M.Ö.825 yılında Kudüs Şehri'nde yaptırmıştı. O zamanın bazı zayıf karakterli Yahudi'leri; şeytan ruhlu kimselerin söylediklerine inanarak Hz. Süleyman'ın mülk ve saltanatını sihir yoluyla elde ettiğini zannediyor ve onun bir büyücü olduğuna inanıyorlardı. Oysa Hz. Süleyman ne büyü yapmış ve ne de kâfir (gerçeği örten, iman etmeyen) olmuştu. Bilâkis o, Allah'ın lûtuf ve rahmetine erişerek yücelmiş bir kuldu. büyük bir Peygamber'di.
    Büyü; tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlardır. Başka bir ifade ile; bazı insanlarda bulunan kabiliyet, bilgi ve kuvvetleri kötülüğe ve çıkarcılığa yönelik kullanma uğraşısıdır. Onların Allah korkusu ve imanları yoktur. Yaptıkları hünerler ile insanlara etki yaparak menfaat sağlamayı meslek edinmişlerdir. Büyücülerin sergilediği gösteri ve hokkabazlığın bir kısmı gerçek ile hile karışımı, bir kısmı ise tamamile yalana dayalıdır. İslâmiyet'te; Kur'ân'ın verileri ve Hz. Peygamber'in Sünnet'i ile büyünün öğrenilip uygulanması kesin olarak yasaklanmıştır.
    Yüce Allah; insanların her türlü ilim ve bilgiye sahip olmalarını dilemiş, büyücülüğe dayalı temel bilgileri de iyiliğe mi yoksa kötülüğe mi kullanacaklarını sınamak istemişti. Bunun için Mezopotamya'daki Bâbil Şehri'nde, Hârût ve Mârût isimli iki meleği, bu bilgileri ilham yoluyla halka öğretmeleri için görevlendirmişti. İlham, Allah veya meleklerden kalbe gelen mana demektir. Melekler: «Biz bir imtihan aracıyız, bilinmeyen bazı gerçeklerin oluş kanunlarını öğrenerek onları iyi yollarda kullanın, büyü gibi kötülüğe de vasıta yapmayın.» uyarısı ile insanlara bilgi veriyorlardı. Bilgi ve ilim mutlaka çok değerlidir. İlim ne kadar büyük ve etkili olursa olsun, o nisbette iyiliğe de kötülüğe de kullanılabilir. Örneğin insanlara sonsuz faydalar sağlayan elektriğin, canlıları yok etme aracı olarak kullanılması, ne büyük bir cinayettir. Hastalıkları tedavi eden panzehir, ölümcül olan zehirden yapılmıyor mu? İlim, ancak hayırlı işlerde kullanıldığı zaman, Yüce Allah'ın rızası ve rahmeti kazanılır.

    Zilzâl 99/7-8 : «Kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür ve kim bir zerre miktarı kötülük üretmişse onu görür.»

    «Büyü satıp onunla çıkar sağlayan kimseler» Bâbil Şehri'ndeki insanlara büyü yapmayı öğrettikleri gibi, ayrıca iki meleğin iyi ve hayırlı işlerde kullanılması için ilham yoluyla verdikleri bilgilerin de ilâvesi ile sihir yaparak kendilerine menfaat sağlıyorlardı. Hârût ve Mârût ismindeki meleklerden öğrenilen bir takım bilgi ve kanunları, şeytanî fikirle kötüye kullanılınca, büyü çok etkili oluyordu. Bilhassa kadın ile kocanın arasını açacak büyüler yapılıyor, bunların büyük etkisi ruhlar üzerinde görülüyordu. Gönüller kararıyor, düşünceler çelişiyor, ahlâk çökertilerek cemiyetlerin de bozulmasına sebep oluyordu.
    «Allah'ın izni olmadıkça BÜYÜ ile kimseye zarar veremezler.» Ayet ile çok önemli bir yasa açıklanmaktadır. Yaratıcı Kudret'in yaratmasıyla meydana gelen her olan şey bir gizli sebebin neticesidir.

    Tegabûn 64/11: «Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet (felâket) gelip çatmaz...» İnsanlar, melekler, cinler v.s. bütün varlıklar Allah'ın yaratmasıyla meydana gelmiş kullardır. Yüce Yaratıcı' nın izni olmadan hiçbir iş olmaz, hiçbir büyü yapılamaz, bir yaprak bile düşmez.

    Enam 6/59: «...Allah'ın bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez...» Kur'ân, Ahzâb 33/3 de şöyle buyurmaktadır : «Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.» Şu halde büyü tehlikesine karşı Yüce Allah'a sığınmalı ve dua ederek yakarışta bulunulmalıdır.

    BÜYÜCÜLER gaybı bilmezler. Gayb, his ve akıl ile bilinmeyen şeydir. Kıyamet zamanı, insanın geleceği, insanın nerede öleceği bilgisine mutlak gayb denir ki, bu sır hiçbir yaratılana verilmemiştir. Lukman 31/34 : O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır... Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Her şeyi bilen, her şeyden haberi olan yalnız Allah'tır. Peygamberlere dahi verilmeyen gayb bilgisini; büyücülerin, falcıların bildiklerini iddia etmeleri ne kadar gülünç ve gerçek dışıdır.
    Bugün Ülkemizde de büyü, çok kazançlı bir sektör haline gelmiştir. İnsanlardaki bilinmeyene ve gizliliğe olan tabii merak nedeni ile, dini bilgisi zayıf olan kimseler sömürülmektedir. Büyü yaptırmak veya ondan kurtulmak için, bu işleri meslek edinmiş ve kendisine hoca süsü veren veya medyum (ruhlarla insanlar arasında aracı) olduğunu iddia eden bazı kimselere gidilerek yardım istenmektedir. Büyücü ve falcıların; zorda kalmış bu zavallı insanlara hiçbir yardım yapamazlar, ancak onları tuzaklarına düşürürler, sıkıntılarına sıkıntı kattıkları gibi, parasal yönden de ciddi kayıplara uğratırlar. Onların bazıları, sadece telepati ile insanın düşüncelerini ve geçmiş bazı olayları algılayabilme kabiliyetindedir. İşte bu özellikleri ile müşterilerini etkileyerek, her şeyi bilecekleri inancını verirler. Eğer onlar bilinmeyeni ve geleceği bilmiş olsaydılar örneğin Borsa, Milli Piyango, Spor Toto gibi şans oyunlarına yapacakları yatırımlarla süper zengin olurlardı. Yüce Allah'ı bırakıp da kendilerine dahi hiçbir faydası olmayan büyücülerden yardım ve şefaat istemek, şirk (Allah'a ortak koşma) dır ki bu da Allah katında çok büyük bir günahtır. Fatiha 1/5 : «Yalnız Sana ibadet ederiz ve Senden yardım dileriz. » Yine Kur'ân-ı dinleyelim.

    Nisa 4/116-117 : «Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez...Böyle yapanlar Allah'ı bırakıp, kendisine hiçbir hayrı dokunmayan ŞEYTANA tapmış olurlar.»

    BÜYÜCÜNÜN KÖTÜLÜĞÜNDEN ALLAH'A SIĞINIRIM

    Felâk Sûresi 113/1-5 : De ki:
    Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe, yarattıklarının kötülüğünden (şerrinden). Karanlık bastığı zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyen BÜYÜCÜ kadınların kötülüğünden, kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden.

    Karanlıklardan, büyücülerden, hasetçilerden ve her türlü varlıkların kötülüğünden (şerrinden) Allah'a sığınılması emredildiği için, Kur'ân-ı Kerîm'in son iki suresine Sığındırcı Sureler denmektedir. Her ikisinin de ayni zamanda indiği hususunda İslâm bilginlerince kabul edilir.

    Düğümlere üfleyen BÜYÜCÜ kadınların şerrinden Allah'a sığınırım
    Eski Arap toplumunda bugün de olduğu gibi, daha ziyade kadınlar büyücülük ile meşgul oluyor, okuyup üfleyerek iplere düğüm bağlıyorlar, buna kara büyü de deniliyordu. Kadın ile kocanın arasını açıyor, etki altına aldıkları insanları yönlendirerek, onlara türlü zararlar veriyorlardı. Sihir ve büyücülüğü yapan ve yaptıran kimse, Allah katında lânetlenmiş ve ceza görmeleri de hak olmuştur. Büyü, yalnızca düğüm atıp üfleyerek veya başka usuller kullanılarak yapılmaz. Örneğin bir erkeği baştan çıkararak onu kötü yola sürükleyen bir kadın veya bir kadını baştan çıkararak onu kötü yola sürükleyen bir erkek de bir nevi büyücüdür. Onlardan kurtulmanın tek yolu, Felâk Sûresi'nin vurguladığı gibi Yüce Allah'a sığınmaktır.

    Kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden Allah'a sığınırım
    Haset; başkasının iyi hallerinin veya zenginliğinin yok olmasını şiddetle isteyerek, her türlü kötü yollara başvurmak suretiyle, bu olanaklara kendisinin kavuşmasını arzulamasıdır. Hasetçinin içindeki kıskançlık coştuğu zaman, onun yapamayacağı kötülük yoktur. İnsanlara, mala, mülke zarar veren bakışların fırlattığı kıvılcımlar, çarpıcı ve yıkıcı bir güç oluşturur ki, halk dilinde buna nazar veya göz değmesi denir. Güçlü bir irade kuvvetine sahip olanların etkili bakışları, her şeyi bozarak zarar verebilir. Ayrıca haset edilene söz veya fiili olarak türlü fenalıkları yapmakta tereddüt etmezler. Ayet, inananları uyararak şer güçlerin sahibi hasetçilerin kötülüğünden de korunulması için yalnız ve yalnız Allah'a sığınılmasını emretmektedir.

    Hz. Peygamber'e BÜYÜ yapıldı mı?

    Sığındırıcı Sureler olan Felâk ve Nas'ın Hz. Peygamber'in büyülenmesi üzerine, onu tedavi için indiği iddiaları olmuştur. Rivayete göre Yahudiler Allah'ın Resul'ünü büyülemişler, aklî dengesini bozarak, vahyi alamaz hale getirmişlerdir. Yapılan büyü ve nazar o kadar kuvvetli olmuş ki, Hz. Peygamber'e bile tesir etmişti. Mutlak ve tek Kudret'in var ettiği yaratılan varlıklar arasında Allah'ın Resul'üne O'nun izni olmadan etki yapacak güç var mıdır? Böyle bir iddianın varlığından Allah'a sığınırız. Yüce Allah; kendi Peygamber'ini insanların zararlarından, kötülüklerinden koruyacağını şöyle vurgulamıştır.

    Maide 5/67: «...Allah seni (Hz. Muhammed) insanlardan korur...» İsra 17/47 ayeti ile de şöyle buyrulmuştur: «İman etmeyenlerin seni (Hz. Muhammed) dinlerlerken, neye kulak verdiklerini Biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler : Büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» Büyücüler, Yüce Allah'ın izni olmadan hiçbir başarıya ulaşamazlar.

    Tâhâ 20/69: «...Büyücü nereye gitse kötü bir durumdan kurtulamaz. »

    Tüm bu ayetlerden sonra, yaratılmış bir varlığın onu var eden Mutlak Kudret'in isteği dışında, Hz. Peygamber'e büyü yaptığına inanmak, akıl ve mantık ile bağdaşamaz.

    Sığındırıcı Sureler olan Felâk ve Nas'ın hikmeti

    Tek ve Mutlak Kudret Sahibinin Yüce Allah olduğu, yaratılana değil yalnızca Yaratan'a sığındıktan sonra da o insana hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin zarar veremeyeceği vurgulanmaktadır. Sevgili Peygamberimiz; sıkıntı, hastalık, göz değmesi v.s. gibi hususlarda, Kur'ân-ı Kerîm'in son üç suresi olan Nas, Felâk ve İhlâs'ı birkaç defa okuyup dua ederek Yüce Allah'tan şifa (iyilik) dilemiş olduğu hususu, İslâm bilginlerince de onaylanmıştır. Bizler de ayni şekilde üç sureyi Türkçe veya orjinali gibi Arapça okuyarak dua etmeliyiz. Yalnız Allah'a sığınılarak sıkıntı ve hastalıkların giderilmesi için dua etmek, yardım dilemek Kur'ân'ın öngördüğü tavsiye ve emirlerdir.



  10. 30.Temmuz.2011, 14:27
    5
    Silent and lonely rains
    Sihir , Büyü Nedir?
    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!" (Bakara Suresi /102)
    Sihir, insanlara yönelik olarak tabiat üstü gizli güçlerin yardımı ve aracılığıyla belli bir maksadı gerçekleştirmek ve belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan ve etkili olduğu kabul edilen eylem; bir şeyin veya olayın gerçek huviyetinden uzak olarak başka bir halinin gösterilmesidir. Sihir, İslam'ın kesin olarak yasaklayıp redettiği bir inanç ve işlem olup tabiat kuvvetleriyle insanlara bir takım etkilerin yapıldığı söylenen ilkel bir anlayış ve olgudur.

    Cenab-ı Hak buyuruyor:


    "Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler." (Araf suresi /116)

    "...Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor." (Taha Suresi /66)
    Esrarengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini belirler. Sihir, herşeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Sebebi herkes için bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak açıklanabilir bir halde bulunması şart da değildir. Az çok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir.
    İmansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak sihrin köküdür. Sihirbazlar ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve acîp yaratılışlardan sû-i istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmasını bilirler. Bu suretle gerçekleri gizlemek için yazılmış nice felsefeler, nice romanlar, nice tarih kılıklı hezeyanlar vardır. Vaktiyle hikmet ehli kimselerin "Sakın domuzların boynuna inci gerdanlıklar takmayın!" şeklindeki nasihatları, ilmî gerçekleri ve yüksek hakikatleri, bu gibilerin istismarından korumak içindi.


    BÜYÜ-BÜYÜCÜLÜK
    Arapçası sihir demek olan büyü; bazı kabiliyet ve bilgileri kötü amaçla kullanarak insanları etki altına alma, onlardan hile ile çıkar sağlamaya yönelik uğraşıdır. Kâhinlik, falcılık, cincilik gibi faaliyetlerin en kötüsü olan büyücülük, ülkemizde de yaygın ve kârlı bir sektör durumundadır. Kur'ân'ı Kerîm'de de büyü; bilhassa Hz. Musa ile Firavun kıssasında detayları ile verilmiş, büyücülerin yaptıkları hünerlerin nasıl boşa çıkarıldığı, onların kötü ve aşağı durumdan kurtulamayan yalancı ve düzenbazlar olduğu vurgulanmıştır. İslâmiyet; her türlü büyücülüğün öğrenilmesini, yapılmasını büyük günahlardan saymış ve bu uğraşıyı kesin olarak yasaklamıştır.
    Büyücülük çok eski devirlerden beri yapılmakta ve birçok türleri de bulunmaktadır. Gildânî Büyüsü (Yıldız Büyüsü), Güçlü Ruh Sahiplerinin Büyüsü, Cincilik en ünlülerindendir. Kur'ân; büyü satıp onunla çıkar sağlayan kimseler olduğunu, kadın ile kocanın arasını açacak büyüler yapıldığını, ancak Allah'ın izni olmadıkça büyü ile kimseye zarar verilemiyeceğini açıklamaktadır. Büyünün etki ve tesirinde kalınsa bile. büyücülük ile uğraşanlardan yardım istemek, ancak onların hazırladıkları tuzaklara düşülmesine, parasal kayıplara uğranılmasına sebep olur. Büyüden, kötülük ve sıkıntılardan kurtulmanın tek ve mutlak yolu, Yüce Allah'a sığınarak dua etmek ve yardım dilemektir.

    Felâk Suresinde şöyle buyrulmaktadır :« 113/4-5:...Düğümlere üfleyen büyücü kadınların kötülüğünden, kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden Allah'a sığınırım. »

    BÜYÜDEN ÇIKAR SAĞLAYAN KÂFİRLER

    2/102 : Süleymanın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre sapmamıştı. Fakat o şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil'de Hârut ve Mârut adlı iki melek üzerine indirileni de halka öğretiyorlardı. O iki melek ise : « Biz, ancak bir imtihan aracıyız, küfre sapma » demedikçe hiç kimseye birşey öğretmiyorlardı. İnsanlar o büyücülerden erkekle eşinin arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Ancak, Allah'ın izni olmadıkça büyü ile kimseye zarar veremezlerdi. Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, büyüyü satıp onunla çıkar sağlayanın, ahirette hiçbir nasibi olmayacağını çok iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları şey ne kötüdür, keşke bunu bilselerdi!


    Hz. Dâvud'un oğlu olan Hz. Süleyman'a; Yüce Allah'ın lütfu ile rüzgârlara, hayvanlara ve cinlere hükmetme ilmi verilmişti. O, ayni zamanda İsrailoğulları'nın da hükümdarıydı. Devrin en görkemli binası olan Süleyman Tapınağı'nı, M.Ö.825 yılında Kudüs Şehri'nde yaptırmıştı. O zamanın bazı zayıf karakterli Yahudi'leri; şeytan ruhlu kimselerin söylediklerine inanarak Hz. Süleyman'ın mülk ve saltanatını sihir yoluyla elde ettiğini zannediyor ve onun bir büyücü olduğuna inanıyorlardı. Oysa Hz. Süleyman ne büyü yapmış ve ne de kâfir (gerçeği örten, iman etmeyen) olmuştu. Bilâkis o, Allah'ın lûtuf ve rahmetine erişerek yücelmiş bir kuldu. büyük bir Peygamber'di.
    Büyü; tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlardır. Başka bir ifade ile; bazı insanlarda bulunan kabiliyet, bilgi ve kuvvetleri kötülüğe ve çıkarcılığa yönelik kullanma uğraşısıdır. Onların Allah korkusu ve imanları yoktur. Yaptıkları hünerler ile insanlara etki yaparak menfaat sağlamayı meslek edinmişlerdir. Büyücülerin sergilediği gösteri ve hokkabazlığın bir kısmı gerçek ile hile karışımı, bir kısmı ise tamamile yalana dayalıdır. İslâmiyet'te; Kur'ân'ın verileri ve Hz. Peygamber'in Sünnet'i ile büyünün öğrenilip uygulanması kesin olarak yasaklanmıştır.
    Yüce Allah; insanların her türlü ilim ve bilgiye sahip olmalarını dilemiş, büyücülüğe dayalı temel bilgileri de iyiliğe mi yoksa kötülüğe mi kullanacaklarını sınamak istemişti. Bunun için Mezopotamya'daki Bâbil Şehri'nde, Hârût ve Mârût isimli iki meleği, bu bilgileri ilham yoluyla halka öğretmeleri için görevlendirmişti. İlham, Allah veya meleklerden kalbe gelen mana demektir. Melekler: «Biz bir imtihan aracıyız, bilinmeyen bazı gerçeklerin oluş kanunlarını öğrenerek onları iyi yollarda kullanın, büyü gibi kötülüğe de vasıta yapmayın.» uyarısı ile insanlara bilgi veriyorlardı. Bilgi ve ilim mutlaka çok değerlidir. İlim ne kadar büyük ve etkili olursa olsun, o nisbette iyiliğe de kötülüğe de kullanılabilir. Örneğin insanlara sonsuz faydalar sağlayan elektriğin, canlıları yok etme aracı olarak kullanılması, ne büyük bir cinayettir. Hastalıkları tedavi eden panzehir, ölümcül olan zehirden yapılmıyor mu? İlim, ancak hayırlı işlerde kullanıldığı zaman, Yüce Allah'ın rızası ve rahmeti kazanılır.

    Zilzâl 99/7-8 : «Kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür ve kim bir zerre miktarı kötülük üretmişse onu görür.»

    «Büyü satıp onunla çıkar sağlayan kimseler» Bâbil Şehri'ndeki insanlara büyü yapmayı öğrettikleri gibi, ayrıca iki meleğin iyi ve hayırlı işlerde kullanılması için ilham yoluyla verdikleri bilgilerin de ilâvesi ile sihir yaparak kendilerine menfaat sağlıyorlardı. Hârût ve Mârût ismindeki meleklerden öğrenilen bir takım bilgi ve kanunları, şeytanî fikirle kötüye kullanılınca, büyü çok etkili oluyordu. Bilhassa kadın ile kocanın arasını açacak büyüler yapılıyor, bunların büyük etkisi ruhlar üzerinde görülüyordu. Gönüller kararıyor, düşünceler çelişiyor, ahlâk çökertilerek cemiyetlerin de bozulmasına sebep oluyordu.
    «Allah'ın izni olmadıkça BÜYÜ ile kimseye zarar veremezler.» Ayet ile çok önemli bir yasa açıklanmaktadır. Yaratıcı Kudret'in yaratmasıyla meydana gelen her olan şey bir gizli sebebin neticesidir.

    Tegabûn 64/11: «Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet (felâket) gelip çatmaz...» İnsanlar, melekler, cinler v.s. bütün varlıklar Allah'ın yaratmasıyla meydana gelmiş kullardır. Yüce Yaratıcı' nın izni olmadan hiçbir iş olmaz, hiçbir büyü yapılamaz, bir yaprak bile düşmez.

    Enam 6/59: «...Allah'ın bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez...» Kur'ân, Ahzâb 33/3 de şöyle buyurmaktadır : «Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.» Şu halde büyü tehlikesine karşı Yüce Allah'a sığınmalı ve dua ederek yakarışta bulunulmalıdır.

    BÜYÜCÜLER gaybı bilmezler. Gayb, his ve akıl ile bilinmeyen şeydir. Kıyamet zamanı, insanın geleceği, insanın nerede öleceği bilgisine mutlak gayb denir ki, bu sır hiçbir yaratılana verilmemiştir. Lukman 31/34 : O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır... Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Her şeyi bilen, her şeyden haberi olan yalnız Allah'tır. Peygamberlere dahi verilmeyen gayb bilgisini; büyücülerin, falcıların bildiklerini iddia etmeleri ne kadar gülünç ve gerçek dışıdır.
    Bugün Ülkemizde de büyü, çok kazançlı bir sektör haline gelmiştir. İnsanlardaki bilinmeyene ve gizliliğe olan tabii merak nedeni ile, dini bilgisi zayıf olan kimseler sömürülmektedir. Büyü yaptırmak veya ondan kurtulmak için, bu işleri meslek edinmiş ve kendisine hoca süsü veren veya medyum (ruhlarla insanlar arasında aracı) olduğunu iddia eden bazı kimselere gidilerek yardım istenmektedir. Büyücü ve falcıların; zorda kalmış bu zavallı insanlara hiçbir yardım yapamazlar, ancak onları tuzaklarına düşürürler, sıkıntılarına sıkıntı kattıkları gibi, parasal yönden de ciddi kayıplara uğratırlar. Onların bazıları, sadece telepati ile insanın düşüncelerini ve geçmiş bazı olayları algılayabilme kabiliyetindedir. İşte bu özellikleri ile müşterilerini etkileyerek, her şeyi bilecekleri inancını verirler. Eğer onlar bilinmeyeni ve geleceği bilmiş olsaydılar örneğin Borsa, Milli Piyango, Spor Toto gibi şans oyunlarına yapacakları yatırımlarla süper zengin olurlardı. Yüce Allah'ı bırakıp da kendilerine dahi hiçbir faydası olmayan büyücülerden yardım ve şefaat istemek, şirk (Allah'a ortak koşma) dır ki bu da Allah katında çok büyük bir günahtır. Fatiha 1/5 : «Yalnız Sana ibadet ederiz ve Senden yardım dileriz. » Yine Kur'ân-ı dinleyelim.

    Nisa 4/116-117 : «Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez...Böyle yapanlar Allah'ı bırakıp, kendisine hiçbir hayrı dokunmayan ŞEYTANA tapmış olurlar.»

    BÜYÜCÜNÜN KÖTÜLÜĞÜNDEN ALLAH'A SIĞINIRIM

    Felâk Sûresi 113/1-5 : De ki:
    Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe, yarattıklarının kötülüğünden (şerrinden). Karanlık bastığı zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyen BÜYÜCÜ kadınların kötülüğünden, kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden.

    Karanlıklardan, büyücülerden, hasetçilerden ve her türlü varlıkların kötülüğünden (şerrinden) Allah'a sığınılması emredildiği için, Kur'ân-ı Kerîm'in son iki suresine Sığındırcı Sureler denmektedir. Her ikisinin de ayni zamanda indiği hususunda İslâm bilginlerince kabul edilir.

    Düğümlere üfleyen BÜYÜCÜ kadınların şerrinden Allah'a sığınırım
    Eski Arap toplumunda bugün de olduğu gibi, daha ziyade kadınlar büyücülük ile meşgul oluyor, okuyup üfleyerek iplere düğüm bağlıyorlar, buna kara büyü de deniliyordu. Kadın ile kocanın arasını açıyor, etki altına aldıkları insanları yönlendirerek, onlara türlü zararlar veriyorlardı. Sihir ve büyücülüğü yapan ve yaptıran kimse, Allah katında lânetlenmiş ve ceza görmeleri de hak olmuştur. Büyü, yalnızca düğüm atıp üfleyerek veya başka usuller kullanılarak yapılmaz. Örneğin bir erkeği baştan çıkararak onu kötü yola sürükleyen bir kadın veya bir kadını baştan çıkararak onu kötü yola sürükleyen bir erkek de bir nevi büyücüdür. Onlardan kurtulmanın tek yolu, Felâk Sûresi'nin vurguladığı gibi Yüce Allah'a sığınmaktır.

    Kıskandığı zaman hasetçinin kötülüğünden Allah'a sığınırım
    Haset; başkasının iyi hallerinin veya zenginliğinin yok olmasını şiddetle isteyerek, her türlü kötü yollara başvurmak suretiyle, bu olanaklara kendisinin kavuşmasını arzulamasıdır. Hasetçinin içindeki kıskançlık coştuğu zaman, onun yapamayacağı kötülük yoktur. İnsanlara, mala, mülke zarar veren bakışların fırlattığı kıvılcımlar, çarpıcı ve yıkıcı bir güç oluşturur ki, halk dilinde buna nazar veya göz değmesi denir. Güçlü bir irade kuvvetine sahip olanların etkili bakışları, her şeyi bozarak zarar verebilir. Ayrıca haset edilene söz veya fiili olarak türlü fenalıkları yapmakta tereddüt etmezler. Ayet, inananları uyararak şer güçlerin sahibi hasetçilerin kötülüğünden de korunulması için yalnız ve yalnız Allah'a sığınılmasını emretmektedir.

    Hz. Peygamber'e BÜYÜ yapıldı mı?

    Sığındırıcı Sureler olan Felâk ve Nas'ın Hz. Peygamber'in büyülenmesi üzerine, onu tedavi için indiği iddiaları olmuştur. Rivayete göre Yahudiler Allah'ın Resul'ünü büyülemişler, aklî dengesini bozarak, vahyi alamaz hale getirmişlerdir. Yapılan büyü ve nazar o kadar kuvvetli olmuş ki, Hz. Peygamber'e bile tesir etmişti. Mutlak ve tek Kudret'in var ettiği yaratılan varlıklar arasında Allah'ın Resul'üne O'nun izni olmadan etki yapacak güç var mıdır? Böyle bir iddianın varlığından Allah'a sığınırız. Yüce Allah; kendi Peygamber'ini insanların zararlarından, kötülüklerinden koruyacağını şöyle vurgulamıştır.

    Maide 5/67: «...Allah seni (Hz. Muhammed) insanlardan korur...» İsra 17/47 ayeti ile de şöyle buyrulmuştur: «İman etmeyenlerin seni (Hz. Muhammed) dinlerlerken, neye kulak verdiklerini Biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler : Büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» Büyücüler, Yüce Allah'ın izni olmadan hiçbir başarıya ulaşamazlar.

    Tâhâ 20/69: «...Büyücü nereye gitse kötü bir durumdan kurtulamaz. »

    Tüm bu ayetlerden sonra, yaratılmış bir varlığın onu var eden Mutlak Kudret'in isteği dışında, Hz. Peygamber'e büyü yaptığına inanmak, akıl ve mantık ile bağdaşamaz.

    Sığındırıcı Sureler olan Felâk ve Nas'ın hikmeti

    Tek ve Mutlak Kudret Sahibinin Yüce Allah olduğu, yaratılana değil yalnızca Yaratan'a sığındıktan sonra da o insana hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin zarar veremeyeceği vurgulanmaktadır. Sevgili Peygamberimiz; sıkıntı, hastalık, göz değmesi v.s. gibi hususlarda, Kur'ân-ı Kerîm'in son üç suresi olan Nas, Felâk ve İhlâs'ı birkaç defa okuyup dua ederek Yüce Allah'tan şifa (iyilik) dilemiş olduğu hususu, İslâm bilginlerince de onaylanmıştır. Bizler de ayni şekilde üç sureyi Türkçe veya orjinali gibi Arapça okuyarak dua etmeliyiz. Yalnız Allah'a sığınılarak sıkıntı ve hastalıkların giderilmesi için dua etmek, yardım dilemek Kur'ân'ın öngördüğü tavsiye ve emirlerdir.



  11. 30.Temmuz.2011, 15:22
    6
    senayusa
    "ipek ve bocek"

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88851
    Mesaj Sayısı: 187
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: ...

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Allah razi olsun dostlar, bu bilgiler gercekten cok faydali benim icin, hatta bazi bolumlerini okuyacagim bana bu tarz konusmalar yapan kisilere...Allah hepimizin yar ve yardimcisi olsun...Dualarinizda bu dostunuzu da unutmazsaniz cok sevinirim...


  12. 30.Temmuz.2011, 15:22
    6
    "ipek ve bocek"
    Allah razi olsun dostlar, bu bilgiler gercekten cok faydali benim icin, hatta bazi bolumlerini okuyacagim bana bu tarz konusmalar yapan kisilere...Allah hepimizin yar ve yardimcisi olsun...Dualarinizda bu dostunuzu da unutmazsaniz cok sevinirim...


  13. 07.Ağustos.2011, 08:42
    7
    elif26
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2007
    Üye No: 3556
    Mesaj Sayısı: 41
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: diyarbakır

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    senayusa size özelden mesaj yazacaktım, fakat mesajlara kapalısınız sanırım.Mesaj bölümünüzü etkinleştirirseniz özelinize yazabilirim.inşallah daha iyisinizdir selametle...


  14. 07.Ağustos.2011, 08:42
    7
    elif26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    senayusa size özelden mesaj yazacaktım, fakat mesajlara kapalısınız sanırım.Mesaj bölümünüzü etkinleştirirseniz özelinize yazabilirim.inşallah daha iyisinizdir selametle...


  15. 07.Ağustos.2011, 15:32
    8
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Alıntı
    senayusa size özelden mesaj yazacaktım, fakat mesajlara kapalısınız sanırım.Mesaj bölümünüzü etkinleştirirseniz özelinize yazabilirim.inşallah daha iyisinizdir selametle...
    Özel mesaj ve her türlü iletişim üyelere kapalıdır kardeşim


  16. 07.Ağustos.2011, 15:32
    8
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    senayusa size özelden mesaj yazacaktım, fakat mesajlara kapalısınız sanırım.Mesaj bölümünüzü etkinleştirirseniz özelinize yazabilirim.inşallah daha iyisinizdir selametle...
    Özel mesaj ve her türlü iletişim üyelere kapalıdır kardeşim


  17. 07.Ağustos.2011, 17:37
    9
    senayusa
    "ipek ve bocek"

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88851
    Mesaj Sayısı: 187
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: ...

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Elif kardes burdan soyleyin soylemek istediginizi, ben daha iyi olmaya calisiyorum. Allahin izniyle de cok daha iyi olacagim.


  18. 07.Ağustos.2011, 17:37
    9
    "ipek ve bocek"
    Elif kardes burdan soyleyin soylemek istediginizi, ben daha iyi olmaya calisiyorum. Allahin izniyle de cok daha iyi olacagim.


  19. 07.Ağustos.2011, 19:04
    10
    elif26
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2007
    Üye No: 3556
    Mesaj Sayısı: 41
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: diyarbakır

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Desert rose bilmiyordum hatırlattığınız için teşekkürler.

    Senayusa sevindim iyi olduğunuza. Profilinizden okuduğuma göre psikologmuşsunuz ne güzel.Bu işin eğitimini almış biri olarak hissettiğiniz durumun kaygı, vehim ya da vesvese olduğunu anlayabilirsiniz.Size cevap yazan kardeşlerde aydınlatıcı,güzel cevaplar yazmışlar.Sorununuz nedir tam anlamıyla bilmiyorum ama İnsan olarak dönem dönem kabz zamanları yaşıyoruz belki öyle bir dönemi geçiriyor olabilirsiniz.Sonunda kazananlardan olmanız duasıyla.Bu gibi durumlarda ''tevekkeltü allallah'' diyerek rabbimize sığınmaktan başka çaremizde yok.Dilerim ki size dedikleri gibi büyü gibi bir durum yoktur.Rabbim dilerse izin vermez ancak imtihan sebebiyle maruz kalmamız kaçınılmaz olabiliyor.Öyle bir durum yaşamadım ancak yaşayan bir yakınımdan biliyorum ki bazen insan rabbimizin rızası dairesinde yaşamaya özen gösteren biri olsada o konuyla imtihan olmak kaderimizde varsa yaşayabiliyoruz.Kendimden örnek verecek olursamda büyü değil ama başka bir durum yaşadım ve yıllardır anlam verememiştim. Yaşamam gerekiyormuş diyerek teselli ettim kendimi.Bunun için bol bol felak nas sureleriyle ayete kürsiyi okuyabilirsiniz.Ve şunu da yazayım rukye ile tedavi efendimizin(SAV) sünneti belki biliyorsunuzdur.Büyü,nazar vb şeylere maruz kalmış kimselerde bu şekilde tedavi edilebiliyor.Bu işin ilmini edinmiş güvenilir kimselere gitmek gerektiğini de öğrendim.Bu tür durumlara çok soğuk bakıyordum fakat gidilebileceğini düşünüyorum. Tabi bunlar benim düşüncelerim.Bu ramazanı şerif ayında sıkıntılarınızdan ferahlamanız duasıyla.Selametle.


  20. 07.Ağustos.2011, 19:04
    10
    elif26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Desert rose bilmiyordum hatırlattığınız için teşekkürler.

    Senayusa sevindim iyi olduğunuza. Profilinizden okuduğuma göre psikologmuşsunuz ne güzel.Bu işin eğitimini almış biri olarak hissettiğiniz durumun kaygı, vehim ya da vesvese olduğunu anlayabilirsiniz.Size cevap yazan kardeşlerde aydınlatıcı,güzel cevaplar yazmışlar.Sorununuz nedir tam anlamıyla bilmiyorum ama İnsan olarak dönem dönem kabz zamanları yaşıyoruz belki öyle bir dönemi geçiriyor olabilirsiniz.Sonunda kazananlardan olmanız duasıyla.Bu gibi durumlarda ''tevekkeltü allallah'' diyerek rabbimize sığınmaktan başka çaremizde yok.Dilerim ki size dedikleri gibi büyü gibi bir durum yoktur.Rabbim dilerse izin vermez ancak imtihan sebebiyle maruz kalmamız kaçınılmaz olabiliyor.Öyle bir durum yaşamadım ancak yaşayan bir yakınımdan biliyorum ki bazen insan rabbimizin rızası dairesinde yaşamaya özen gösteren biri olsada o konuyla imtihan olmak kaderimizde varsa yaşayabiliyoruz.Kendimden örnek verecek olursamda büyü değil ama başka bir durum yaşadım ve yıllardır anlam verememiştim. Yaşamam gerekiyormuş diyerek teselli ettim kendimi.Bunun için bol bol felak nas sureleriyle ayete kürsiyi okuyabilirsiniz.Ve şunu da yazayım rukye ile tedavi efendimizin(SAV) sünneti belki biliyorsunuzdur.Büyü,nazar vb şeylere maruz kalmış kimselerde bu şekilde tedavi edilebiliyor.Bu işin ilmini edinmiş güvenilir kimselere gitmek gerektiğini de öğrendim.Bu tür durumlara çok soğuk bakıyordum fakat gidilebileceğini düşünüyorum. Tabi bunlar benim düşüncelerim.Bu ramazanı şerif ayında sıkıntılarınızdan ferahlamanız duasıyla.Selametle.


  21. 07.Ağustos.2011, 22:55
    11
    senayusa
    "ipek ve bocek"

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2011
    Üye No: 88851
    Mesaj Sayısı: 187
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: ...

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Allah razi olsun Elif, ben sana durumumu az daha acayim ve inandigimi soyleyeyim. Herkes bu iste buyu var dese de ben buna inanmiyorum daha dogrusu inanmak istemiyorum cunku benim mantigimda, benim kalbimde insanlar bu kadar kotu olamaz. Nazar olabilir bu durum cunku esim de bende meslegimizde ilerlemekte olup, kisa zamanda guzel isler basarmaya nail olmus kimseleriz, ben yurtdisinda master yapiyorum, o da turkiyede. Benim esim melek gibi bir adamdi, 8 senedir taniyorum ve daha bir bucuk senelik evliyim. Evlendikten hemen sonra hemen gittik yurtdisina cunku ben daha bekarken baslamistim egitimime. esimin ailesi tarafindan istenmedim en basindan beri ama esimi cok sevdigim icin sabrettim tum yapilanlara, ta ki esimle ilk kez ailesini ziyarete gelene kadar... Malum uzakta olunca ancak senede iki senede bir gelebiliyoruz... Neyse ilk ziyaretimiz bir faciaya sebep oldu ve bir evlilik yikildi... Toparlamaya calistik ama basaramadik....Su an mahkeme sureci basladi, ama yuregime sorarsaniz hic istemiyor bosanmayi, ama aklim bu is olmaz uzatma diyor cunku ailesinin evine girer girmez melek diye tabir ettigim esim, bambaska biri oldu, taniyamiyorum, benden cok allah korkusu olan bir insandi, simdi oyle kul haklarina giriyor ki... Allah islah etsin... Ona da cok uzuluyorum... Tabi her seyi Allah bilir, yasiyacagiz ve gorecegiz. Babam surekli okuyor rukye ile tedavi icin. Benim ismini bile bilmedigim dualari okuyor suya Kuran-i Kerimden ve iciriyor bana. Maalesef meslegimin hic faydasi olmadi aksine bazi seyleri bilmek daha zararlidir. Ciddi depresyon tanisi ile hastanede yattim su an agir ilaclar kullaniyorum ve oruc tutamayacak kadar zayif ve bitkinim... Once Allaha sonra aileme sigindim... Zaten ailem bu kadar destek olmasaydi atlatamazdim cok sukur cok kismetliyim, benim icin cok cok dua edin Elif kardesim, ayrica esim icin de... Dua edin ki birilerinin doldurusu ile evliligini yikmasin, ailemize sahip ciksin...


  22. 07.Ağustos.2011, 22:55
    11
    "ipek ve bocek"
    Allah razi olsun Elif, ben sana durumumu az daha acayim ve inandigimi soyleyeyim. Herkes bu iste buyu var dese de ben buna inanmiyorum daha dogrusu inanmak istemiyorum cunku benim mantigimda, benim kalbimde insanlar bu kadar kotu olamaz. Nazar olabilir bu durum cunku esim de bende meslegimizde ilerlemekte olup, kisa zamanda guzel isler basarmaya nail olmus kimseleriz, ben yurtdisinda master yapiyorum, o da turkiyede. Benim esim melek gibi bir adamdi, 8 senedir taniyorum ve daha bir bucuk senelik evliyim. Evlendikten hemen sonra hemen gittik yurtdisina cunku ben daha bekarken baslamistim egitimime. esimin ailesi tarafindan istenmedim en basindan beri ama esimi cok sevdigim icin sabrettim tum yapilanlara, ta ki esimle ilk kez ailesini ziyarete gelene kadar... Malum uzakta olunca ancak senede iki senede bir gelebiliyoruz... Neyse ilk ziyaretimiz bir faciaya sebep oldu ve bir evlilik yikildi... Toparlamaya calistik ama basaramadik....Su an mahkeme sureci basladi, ama yuregime sorarsaniz hic istemiyor bosanmayi, ama aklim bu is olmaz uzatma diyor cunku ailesinin evine girer girmez melek diye tabir ettigim esim, bambaska biri oldu, taniyamiyorum, benden cok allah korkusu olan bir insandi, simdi oyle kul haklarina giriyor ki... Allah islah etsin... Ona da cok uzuluyorum... Tabi her seyi Allah bilir, yasiyacagiz ve gorecegiz. Babam surekli okuyor rukye ile tedavi icin. Benim ismini bile bilmedigim dualari okuyor suya Kuran-i Kerimden ve iciriyor bana. Maalesef meslegimin hic faydasi olmadi aksine bazi seyleri bilmek daha zararlidir. Ciddi depresyon tanisi ile hastanede yattim su an agir ilaclar kullaniyorum ve oruc tutamayacak kadar zayif ve bitkinim... Once Allaha sonra aileme sigindim... Zaten ailem bu kadar destek olmasaydi atlatamazdim cok sukur cok kismetliyim, benim icin cok cok dua edin Elif kardesim, ayrica esim icin de... Dua edin ki birilerinin doldurusu ile evliligini yikmasin, ailemize sahip ciksin...


  23. 07.Ağustos.2011, 23:23
    12
    elif26
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2007
    Üye No: 3556
    Mesaj Sayısı: 41
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: diyarbakır

    Cevap: Büyü yapmak, yaptırmak,inanmak, büyüden korunmak İslamdaki hükümleri

    Selamun Aleyküm Üzüldüm mesajınızı okuyunca ama geçen mesajımda da yazdığım gibi dönem dönem zorlu imtihanlardan geçmekteyiz öyle bir dönemi yaşıyor olmalısınız. Rabbim kolaylıkla atlatmayı nasib etsin. Ama emin olun ki her insan kaldırabileceği bir imtihandan geçmekte.Sizin evliliğiniz bitmemiş. İnşallah bu sıkıntının ardından çok daha biribirinize kenetlenmiş Olursunuz ve tatlıya bağlanır.inanmak istemiyorum yazmışsınız ya dilerim öyle bir durum yoktur.Bende bu şekilde demiştim bana yol göstermeye çalışan kimseye ''büyüye, nazara inanırım ama böyle bir durum olduğuna inanmıyorum'' diye evet büyü değil fakat nazarmış.Yaşamam gerekiyormuş ki yaşadım bu durumu.Elhamdülillah geçti Allahın izniyle. Rabbim bir daha yaşatmasın.Güvenim yoktu bilemedim ne yapacağımı. Ben acizim bir kapı aç diye yalvardım,yanlış yapmaktan korktum.Rabbim bir kapı açtı şükür.Benim ailemde okuyan kimseler fakat bu ayrı bir ilim diye düşünüyorum.Bir şey kaybetmezsiniz gitmekle.Allaha emanet olun.


  24. 07.Ağustos.2011, 23:23
    12
    elif26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Selamun Aleyküm Üzüldüm mesajınızı okuyunca ama geçen mesajımda da yazdığım gibi dönem dönem zorlu imtihanlardan geçmekteyiz öyle bir dönemi yaşıyor olmalısınız. Rabbim kolaylıkla atlatmayı nasib etsin. Ama emin olun ki her insan kaldırabileceği bir imtihandan geçmekte.Sizin evliliğiniz bitmemiş. İnşallah bu sıkıntının ardından çok daha biribirinize kenetlenmiş Olursunuz ve tatlıya bağlanır.inanmak istemiyorum yazmışsınız ya dilerim öyle bir durum yoktur.Bende bu şekilde demiştim bana yol göstermeye çalışan kimseye ''büyüye, nazara inanırım ama böyle bir durum olduğuna inanmıyorum'' diye evet büyü değil fakat nazarmış.Yaşamam gerekiyormuş ki yaşadım bu durumu.Elhamdülillah geçti Allahın izniyle. Rabbim bir daha yaşatmasın.Güvenim yoktu bilemedim ne yapacağımı. Ben acizim bir kapı aç diye yalvardım,yanlış yapmaktan korktum.Rabbim bir kapı açtı şükür.Benim ailemde okuyan kimseler fakat bu ayrı bir ilim diye düşünüyorum.Bir şey kaybetmezsiniz gitmekle.Allaha emanet olun.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son