Konusunu Oylayın.: Canım oğlumun vefatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Canım oğlumun vefatı
  1. 07.Temmuz.2011, 18:22
    1
    gökhanbulduk
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2011
    Üye No: 88522
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Canım oğlumun vefatı






    Canım oğlumun vefatı Mumsema Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun değerli din kardeşlerim
    yaklaşık bir ay önce ani bir rahatsızlık sonucu bir anda halen sebebi bilinmeyen şekilde ellinin üzerinde doktorun incelemesi araştırmasına rağmen
    canımdan çok sevdiğim tek evladım Ömer imi 5,5 yaşında kaybettim. Şu anda ne kadar kötü durumda olduğumu ancak yaşayanlar anlar İnsanın inanası gelmiyor herşey bir rüya ama her sabah gerçekle yüzyüze geliyorum Her baba evladını her evlatta babasını sever ama bizim tutkunluğumuz dillere destan olmuştu gölgem bana bu kadar yakın değildi gözümün bebeğiydi bana çok bağlı kelimesi çok basit kalıyordu Şimdi kardeşlerim onu
    o kadar özlüyorum o kadar arıyorumki anlatamam sizlere oda bizi özlüyormu
    o muhteşem makamda ne yapıyordur üzgünmüdür bizden ayrıldığına kırgınmıdır Ümmeti Muhammet ne olur bildiğinizce yazın anlatın yanan yüreğime biraz su serpin bu konuyla okuyabileceğim kitap veya herhangi bir site yazı varsa yazarmısınız Allah hepinizden razı olsun Allah düşmanıma bile evlat acısı vermesin


  2. 07.Temmuz.2011, 18:22
    1



    Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun değerli din kardeşlerim
    yaklaşık bir ay önce ani bir rahatsızlık sonucu bir anda halen sebebi bilinmeyen şekilde ellinin üzerinde doktorun incelemesi araştırmasına rağmen
    canımdan çok sevdiğim tek evladım Ömer imi 5,5 yaşında kaybettim. Şu anda ne kadar kötü durumda olduğumu ancak yaşayanlar anlar İnsanın inanası gelmiyor herşey bir rüya ama her sabah gerçekle yüzyüze geliyorum Her baba evladını her evlatta babasını sever ama bizim tutkunluğumuz dillere destan olmuştu gölgem bana bu kadar yakın değildi gözümün bebeğiydi bana çok bağlı kelimesi çok basit kalıyordu Şimdi kardeşlerim onu
    o kadar özlüyorum o kadar arıyorumki anlatamam sizlere oda bizi özlüyormu
    o muhteşem makamda ne yapıyordur üzgünmüdür bizden ayrıldığına kırgınmıdır Ümmeti Muhammet ne olur bildiğinizce yazın anlatın yanan yüreğime biraz su serpin bu konuyla okuyabileceğim kitap veya herhangi bir site yazı varsa yazarmısınız Allah hepinizden razı olsun Allah düşmanıma bile evlat acısı vermesin


    Benzer Konular

    - Oğlumun kurtulması için dua

    - Oğlumun üstüne yemin ettim

    - Oğlumun başkalarına sevgisini kıskanıyorum

    - Namazda oğlumun yaptıkları

    - Bunalm İçinde Olan oğlumun kurtarılması

  3. 07.Temmuz.2011, 18:38
    2
    aras36
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Temmuz.2011
    Üye No: 88423
    Mesaj Sayısı: 20
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Canım oğlumun vefatı




    Çok üzüldüm öncellikle başınız saolsun ve Allah yavrunuza rahmet eylesin .. Zaten o bi melek ve meleklerin yanındadır sizi görüyo ve izliyodur ( Rabbim size sabır versin çok üzüldüm Allah o acıyı yaşatmasın kimselere benimde o yaşta bi kızım var evlatın ne kadar çok sevildiğini ve evlat için nasıl yanılp kavrulunacağını biliyorum Allah sabır versin ((


  4. 07.Temmuz.2011, 18:38
    2
    aras36 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Çok üzüldüm öncellikle başınız saolsun ve Allah yavrunuza rahmet eylesin .. Zaten o bi melek ve meleklerin yanındadır sizi görüyo ve izliyodur ( Rabbim size sabır versin çok üzüldüm Allah o acıyı yaşatmasın kimselere benimde o yaşta bi kızım var evlatın ne kadar çok sevildiğini ve evlat için nasıl yanılp kavrulunacağını biliyorum Allah sabır versin ((


  5. 07.Temmuz.2011, 18:44
    3
    tövbeetmek
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2011
    Üye No: 88540
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah sabır versin.. Basınız sagolsun..


  6. 07.Temmuz.2011, 18:44
    3
    Allah sabır versin.. Basınız sagolsun..


  7. 07.Temmuz.2011, 20:05
    4
    se'es
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Haziran.2011
    Üye No: 88331
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah sabır versin kardeşim evladınız şüphesiz cennette en azından bunu düşünerek kendinizi rahatlatın bakın yeri kesin cennet ne kabir azabı var ne en ufak bir cehennem azabı bunu aklınıza getirin belki acınızı azaltır.Başınız sağolsun


  8. 07.Temmuz.2011, 20:05
    4
    Üye
    Allah sabır versin kardeşim evladınız şüphesiz cennette en azından bunu düşünerek kendinizi rahatlatın bakın yeri kesin cennet ne kabir azabı var ne en ufak bir cehennem azabı bunu aklınıza getirin belki acınızı azaltır.Başınız sağolsun


  9. 07.Temmuz.2011, 20:39
    5
    tekturk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2009
    Üye No: 61589
    Mesaj Sayısı: 779
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: Tilburg/Hollanda

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Yavrunu cennetine alan Allah , sana dayanma gucu ve bol sabir versin insaAllah...
    Oglun seni kollarini acip bekler bulacaksin eger insaAllah sende cennet ile mukafatlandirilirsan...
    Kadere boyun egmek ve sabir etmek biz muslumanlara yakisir seylerdir..
    Allah onun acisini hafiflettirecek evlatlar nasip eylesin sana , Allaha emanet ol kardes..


  10. 07.Temmuz.2011, 20:39
    5
    Devamlı Üye
    Yavrunu cennetine alan Allah , sana dayanma gucu ve bol sabir versin insaAllah...
    Oglun seni kollarini acip bekler bulacaksin eger insaAllah sende cennet ile mukafatlandirilirsan...
    Kadere boyun egmek ve sabir etmek biz muslumanlara yakisir seylerdir..
    Allah onun acisini hafiflettirecek evlatlar nasip eylesin sana , Allaha emanet ol kardes..


  11. 07.Temmuz.2011, 23:02
    6
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah (cc) sabır versin çocuğunuzu da cennetine alsın (amin)

    İmtihan Ayetleri

    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرينَ
    Bakara/155- Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!



    لَتُبْلَوُنَّ فى اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذينَ اَشْرَكُوا اَذًى كَثيرًا وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
    )
    Al-İ İmran/186- Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.


    وَقَطَّعْنَاهُمْ فِى الْاَرْضِ اُمَمًا مِنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذلِكَ وَبَلَوْنَاهُمْ بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّاَتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
    Araf/168- Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.


    وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاَنَّ اللّهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظيمٌ
    Enfal/ 28- Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardır.


    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
    Enbiya/ 35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.


    اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا امَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
    Ankebut/ 2- İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    اِنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللّهُ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظيمٌ
    Teğabun/ 15- Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.


    اَلَّذى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزيزُ الْغَفُورُ
    Mülk / 2. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.







  12. 07.Temmuz.2011, 23:02
    6
    Özel Üye
    Allah (cc) sabır versin çocuğunuzu da cennetine alsın (amin)

    İmtihan Ayetleri

    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرينَ
    Bakara/155- Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!



    لَتُبْلَوُنَّ فى اَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذينَ اُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذينَ اَشْرَكُوا اَذًى كَثيرًا وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
    )
    Al-İ İmran/186- Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.


    وَقَطَّعْنَاهُمْ فِى الْاَرْضِ اُمَمًا مِنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذلِكَ وَبَلَوْنَاهُمْ بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّاَتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
    Araf/168- Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.


    وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاَنَّ اللّهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظيمٌ
    Enfal/ 28- Ve iyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan aracından başka birşey değildir. Allah katında büyük ecir vardır.


    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
    Enbiya/ 35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.


    اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا امَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
    Ankebut/ 2- İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    اِنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللّهُ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظيمٌ
    Teğabun/ 15- Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.


    اَلَّذى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزيزُ الْغَفُورُ
    Mülk / 2. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.







  13. 07.Temmuz.2011, 23:39
    7
    önemsiz
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2011
    Üye No: 88546
    Mesaj Sayısı: 7
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah sabır versin


  14. 07.Temmuz.2011, 23:39
    7
    önemsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah sabır versin


  15. 08.Temmuz.2011, 00:04
    8
    bekir34
    Eğri ok, doğru yol almaz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Mayıs.2011
    Üye No: 87506
    Mesaj Sayısı: 333
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    başınız sağolsun çok üzüldüm Allah cc sabır versin


  16. 08.Temmuz.2011, 00:04
    8
    Eğri ok, doğru yol almaz
    başınız sağolsun çok üzüldüm Allah cc sabır versin


  17. 08.Temmuz.2011, 00:30
    9
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah cc sabır versin sizlere sevgili kardeşim.şuna inanınki o cennetliktir.
    acınızı anlıyorum Allah sabır ihsan etsin inşeallah.

    Buyrun bir nebzede olsa sizi ferahlatacak güzel bir yazı selametle kalın...


    Kur’ân-ı Kerim’de geçen “Vildânün muhalledun” tâbirinden anlaşıldığına göre, mü’minlerin bulûğ çağından önce vefât eden çocukları doğrudan Cennete gidecek, lâkin dâimî çocuk olarak kalmak sûretiyle, çocuk sevmek ve okşamak zevkini anne ve babalarına tattıracaklardır.

    Çocuğunu kaybettiği halde buna sabreden Müslüman’a, Cenab-ı Allah’ın verdiği mükâfat Ebû Musa (ra) tarafından naklediliyor: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

    Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:

    - Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız, buyurur. Melekler:

    - Evet, derler. Allah Teâlâ:

    - Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız, buyurur. Melekler:

    - Evet, derler. Allah Teâlâ:

    - Peki, kulum ne dedi?, buyurur. Melekler:

    - Sana hamdetti ve ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ diye istircâda bulundu, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

    - O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun! buyurur.” (Tirmizi, Cenaiz 36)

    Sevdiğini kaybeden bir insan, bu duruma sabreder, ağzından kötü söz yerine sadece ve sadece Allah’ı yücelten sözler çıkarsa kulun bu sabrı neticesinde Cenab-ı Allah, onu cennetine dâhil eder. Cennetinde de ona ismi ‘hamd evi’ olan bir mekân hediye eder.


    BİRİNCİ NOKTA

    Kur’ân-ı Hakîmde "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." (Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19.) buyurulur. Sırrı ve meâli şudur ki:

    Mü’minlerin kablelbülûğ vefat eden evlâtları, Cennette ebedî, sevimli, Cennete lâyık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını; ve Cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlât okşamak gibi en lâtîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını; ve herbir lezzetli şeyin Cennette bulunduğunu; "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlât muhabbeti ve okşaması olmadığını" diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlât sevmesine ve okşamasına bedel, sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlât sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu, şu âyet-i kerime, "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.

    İKİNCİ NOKTA

    Bir zaman, bir zat, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O biçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatini temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra, merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki:

    "Şu çocuk çendan senin evlâdındır. Fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim."

    O adam ağlar, sızlar, "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der.
    Ona arkadaşları der ki: "Senin teessürâtın mânâsızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel, ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celb edecek, çocukla görüştürecek-şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatin varsa..."

    İşte, şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü’minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli:

    Şu veled mâsumdur; onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerîmdir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inâyet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennetü’l-Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi! Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünkü dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlât muhabbeti temin edecekti. Eğer salih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennette on milyon sene bana evlât muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçi hükmüne geçer. Elbette ve elbette, meşkûk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan, elîm teessürat göstermez, meyusâne feryad etmez.

    ÜÇÜNCÜ NOKTA

    Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîmin mahlûku, memlûkü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnuu ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki, muvakkaten ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve valideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak, lezzetli bir şefkat vermiş.

    Şimdi, binden dokuz yüz doksan dokuz hisse sahibi olan o Hâlık-ı Rahîm, mukteza-yı rahmet ve hikmet olarak o çocuğu senin elinden alsa, hizmetine hâtime verse, surî bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şekvâyı andıracak bir tarzda meyusâne hüzün ve feryad etmek ehl-i imana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalâlete yakışıyor.

    DÖRDÜNCÜ NOKTA

    Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusâne teellümâtın bir mânâsı olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. Hüküm Allah’ındır. (Mü’min Suresi: 12.) demeli. "O verdi, o aldı. Her hal İçin Allah’a hamd olsun. (Feyzü’l Kadir, 1:368, Hadis No: 662.) deyip sabırla şükretmeli.

    BEŞİNCİ NOKTA

    Rahmet-i İlâhiyenin en lâtîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksir-i nuranîdir, aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakka vusule vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî, pek çok müşkülâtla aşk-ı hakikîye inkılâp eder, Cenâb-ı Hakkı bulur. Öyle de, şefkat, fakat müşkülâtsız, daha kısa, daha safî bir tarzda, kalbi Cenâb-ı Hakka rapteder.

    Gerek peder ve gerek valide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i iman ise, dünyadan yüzünü çevirir, Mün’im-i Hakikîyi bulur. Der ki: "Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe." Veledi nereye gitmişse, oraya karşı bir alâka peydâ eder, büyük mânevî bir hal kazanır.

    Ehl-i gaflet ve dalâlet, şu beş hakikatteki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli birtek çocuğu sekeratta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce, gaflet veya dalâlet neticesinde, mevti adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp, gaflet veya dalâlet cihetiyle, Erhamürrâhimînin cennet-i rahmetini, firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar meyusâne bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan iman ve İslâmiyet, mü’mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîmi, onu bu pis dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçi, hem ebedî bir evlât yapacak. Mufarakat muvakkattir, merak etme.

    "Hüküm Allah’ındır." (Mü’min Suresi: 12.)

    "Biz Allah’ın kullarıyız sonunda yine O’na döneceğiz." (Bakara Suresi: 155,156.)

    "Baki olan yalnız Allah’tır." de, sabret.

    Bediüzzaman Said Nursi


  18. 08.Temmuz.2011, 00:30
    9
    Özel Üye
    Allah cc sabır versin sizlere sevgili kardeşim.şuna inanınki o cennetliktir.
    acınızı anlıyorum Allah sabır ihsan etsin inşeallah.

    Buyrun bir nebzede olsa sizi ferahlatacak güzel bir yazı selametle kalın...


    Kur’ân-ı Kerim’de geçen “Vildânün muhalledun” tâbirinden anlaşıldığına göre, mü’minlerin bulûğ çağından önce vefât eden çocukları doğrudan Cennete gidecek, lâkin dâimî çocuk olarak kalmak sûretiyle, çocuk sevmek ve okşamak zevkini anne ve babalarına tattıracaklardır.

    Çocuğunu kaybettiği halde buna sabreden Müslüman’a, Cenab-ı Allah’ın verdiği mükâfat Ebû Musa (ra) tarafından naklediliyor: “Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

    Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:

    - Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız, buyurur. Melekler:

    - Evet, derler. Allah Teâlâ:

    - Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız, buyurur. Melekler:

    - Evet, derler. Allah Teâlâ:

    - Peki, kulum ne dedi?, buyurur. Melekler:

    - Sana hamdetti ve ‘innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn’ diye istircâda bulundu, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

    - O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun! buyurur.” (Tirmizi, Cenaiz 36)

    Sevdiğini kaybeden bir insan, bu duruma sabreder, ağzından kötü söz yerine sadece ve sadece Allah’ı yücelten sözler çıkarsa kulun bu sabrı neticesinde Cenab-ı Allah, onu cennetine dâhil eder. Cennetinde de ona ismi ‘hamd evi’ olan bir mekân hediye eder.


    BİRİNCİ NOKTA

    Kur’ân-ı Hakîmde "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." (Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19.) buyurulur. Sırrı ve meâli şudur ki:

    Mü’minlerin kablelbülûğ vefat eden evlâtları, Cennette ebedî, sevimli, Cennete lâyık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını; ve Cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlât okşamak gibi en lâtîf bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını; ve herbir lezzetli şeyin Cennette bulunduğunu; "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlât muhabbeti ve okşaması olmadığını" diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlât sevmesine ve okşamasına bedel, sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlât sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu, şu âyet-i kerime, "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.

    İKİNCİ NOKTA

    Bir zaman, bir zat, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O biçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatini temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra, merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki:

    "Şu çocuk çendan senin evlâdındır. Fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim."

    O adam ağlar, sızlar, "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der.
    Ona arkadaşları der ki: "Senin teessürâtın mânâsızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel, ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celb edecek, çocukla görüştürecek-şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatin varsa..."

    İşte, şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü’minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli:

    Şu veled mâsumdur; onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerîmdir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inâyet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennetü’l-Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi! Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünkü dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlât muhabbeti temin edecekti. Eğer salih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennette on milyon sene bana evlât muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçi hükmüne geçer. Elbette ve elbette, meşkûk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan, elîm teessürat göstermez, meyusâne feryad etmez.

    ÜÇÜNCÜ NOKTA

    Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîmin mahlûku, memlûkü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnuu ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki, muvakkaten ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve valideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak, lezzetli bir şefkat vermiş.

    Şimdi, binden dokuz yüz doksan dokuz hisse sahibi olan o Hâlık-ı Rahîm, mukteza-yı rahmet ve hikmet olarak o çocuğu senin elinden alsa, hizmetine hâtime verse, surî bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şekvâyı andıracak bir tarzda meyusâne hüzün ve feryad etmek ehl-i imana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalâlete yakışıyor.

    DÖRDÜNCÜ NOKTA

    Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı, elîmâne teessürat ve meyusâne teellümâtın bir mânâsı olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de, biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem mufarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennette görüşülecektir. Hüküm Allah’ındır. (Mü’min Suresi: 12.) demeli. "O verdi, o aldı. Her hal İçin Allah’a hamd olsun. (Feyzü’l Kadir, 1:368, Hadis No: 662.) deyip sabırla şükretmeli.

    BEŞİNCİ NOKTA

    Rahmet-i İlâhiyenin en lâtîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksir-i nuranîdir, aşktan çok keskindir. Çabuk Cenâb-ı Hakka vusule vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî, pek çok müşkülâtla aşk-ı hakikîye inkılâp eder, Cenâb-ı Hakkı bulur. Öyle de, şefkat, fakat müşkülâtsız, daha kısa, daha safî bir tarzda, kalbi Cenâb-ı Hakka rapteder.

    Gerek peder ve gerek valide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i iman ise, dünyadan yüzünü çevirir, Mün’im-i Hakikîyi bulur. Der ki: "Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe." Veledi nereye gitmişse, oraya karşı bir alâka peydâ eder, büyük mânevî bir hal kazanır.

    Ehl-i gaflet ve dalâlet, şu beş hakikatteki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli birtek çocuğu sekeratta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce, gaflet veya dalâlet neticesinde, mevti adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp, gaflet veya dalâlet cihetiyle, Erhamürrâhimînin cennet-i rahmetini, firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar meyusâne bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan iman ve İslâmiyet, mü’mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîmi, onu bu pis dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçi, hem ebedî bir evlât yapacak. Mufarakat muvakkattir, merak etme.

    "Hüküm Allah’ındır." (Mü’min Suresi: 12.)

    "Biz Allah’ın kullarıyız sonunda yine O’na döneceğiz." (Bakara Suresi: 155,156.)

    "Baki olan yalnız Allah’tır." de, sabret.

    Bediüzzaman Said Nursi


  19. 08.Temmuz.2011, 01:15
    10
    Derinsu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2011
    Üye No: 85058
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    Allah sabır versin. Mekanı Cennet olsun.


  20. 08.Temmuz.2011, 01:15
    10
    Üye
    Allah sabır versin. Mekanı Cennet olsun.


  21. 08.Temmuz.2011, 01:47
    11
    aynurA
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2010
    Üye No: 73080
    Mesaj Sayısı: 68
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Mardin

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    allah sabır versin


  22. 08.Temmuz.2011, 01:47
    11
    Üye
    allah sabır versin


  23. 08.Temmuz.2011, 02:38
    12
    peugeot_bor
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2011
    Üye No: 87143
    Mesaj Sayısı: 136
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    Cevap: Canım oğlumun vefatı

    allah sabır versin.


  24. 08.Temmuz.2011, 02:38
    12
    Devamlı Üye
    allah sabır versin.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son