Konusunu Oylayın.: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?
  1. 30.Haziran.2011, 20:27
    1
    holy45
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Haziran.2011
    Üye No: 88263
    Mesaj Sayısı: 206
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 24

    Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?






    Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz? Mumsema arkdaslar ölümden sonra yani nasıl desem herkez rüya görmüştür kötü bir rüya görünce uyanınca oh cekeriz iyi güzel bir rüya görmüsek of cekeriz yani demek stdeğim suan rüyadamıyız yoksa ölünceme rüya gbi bir yeremi gidecez


  2. 30.Haziran.2011, 20:27
    1
    holy45 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    arkdaslar ölümden sonra yani nasıl desem herkez rüya görmüştür kötü bir rüya görünce uyanınca oh cekeriz iyi güzel bir rüya görmüsek of cekeriz yani demek stdeğim suan rüyadamıyız yoksa ölünceme rüya gbi bir yeremi gidecez


    Benzer Konular

    - Rüya görüp ıslaklık yoksa

    - Neden şuan eskisi gibi mucizeler yok ?

    - Mahremi olmayan bir kadın ölünce, cenazesini kocası kabre koyabilir mi? Yoksa kadınlar mı koymalı?

    - Acaba normal bir rüya mı yoksa istihare den kaynaklanan bir rüya mı?

    - Cennet ve cehennem gösterildi yani cennet ve cehennem şuan var mı yoksa kıyamet günümü varolacak?

  3. 30.Haziran.2011, 21:04
    2
    Hiss1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2011
    Üye No: 87987
    Mesaj Sayısı: 298
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?




    Öldüğümüzde uykudan uyanır gibi uyanacağız. Ve orası buradan daha gerçek.


  4. 30.Haziran.2011, 21:04
    2
    Devamlı Üye



    Öldüğümüzde uykudan uyanır gibi uyanacağız. Ve orası buradan daha gerçek.


  5. 30.Haziran.2011, 21:35
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

    hiç yaşamadım daha öyle bir durum ama kişi ölünce Fani dünyadan , Hakiki aleme geçer..


  6. 30.Haziran.2011, 21:35
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    hiç yaşamadım daha öyle bir durum ama kişi ölünce Fani dünyadan , Hakiki aleme geçer..


  7. 01.Temmuz.2011, 12:37
    4
    muhasebeci
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Mart.2009
    Üye No: 47186
    Mesaj Sayısı: 204
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 35

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

    senın soru bıraz matrıx fılmı gıbı olmus)))


  8. 01.Temmuz.2011, 12:37
    4
    muhasebeci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    senın soru bıraz matrıx fılmı gıbı olmus)))


  9. 01.Temmuz.2011, 12:55
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

    Dünya hayatı, bir uyku hâlidir. Ölüm, bu uykudan uyanmaktır. Bu dünya, bir konaktır. Cennete göre, zindândır. Bu geçici varlık, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir. Hadis-i şerifte; (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyurulmuştur.

    Dünya hayatı, rüya gibidir. Ölüm uyandırıp, rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Sa'di-i Şirazi hazretleri buyuruyor ki; "Ey kardeş! Bu dünya kimseye kalmaz. Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla. Sana bu kâfidir. Dünya mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyada senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tutacaktır. O halde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder?"

    Bir kimse Hâtim-i Esam hazretlerinden nasihat isteyince, o kimseye hitaben; "Eğer dost istersen Allahü teâlâ kâfi, yol arkadaşı istersen Kiramen kâtibin melekleri yeter. Eğer arkadaş istersen, Kur'an-ı kerim yeter. Eğer iş istersen, Allahü teâlâya ibadet etmek yeter. Eğer nasihat istersen, ölüm yeter. Eğer bu söylediklerimi kabullenmemiş isen sana Cehennem yeter." buyurmuştur.

    Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde; (Ölmeden evvel ölünüz. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz!) buyurmuştur.

    İmam-ı Rabbani hazretleri de; "Ölüm gelmeden önce ölmeyen kimseyi dertli bilmelidir! Ona geçmiş olsun demelidir!" buyurmaktadır.

    Ölmeden önce ölmek demek, öldükten sonra olacak olanları, başa gelecekleri iyi anlayıp, buna göre hareket etmek, yaşamak demektir. İnsan ölünce, kendisi için kıyameti kopmuş demektir. Çünkü dünyada iken yaptıkları, açık-seçik ortaya çıkacak ve kendisi de görecektir. Bunların olacağını yakînen bilen bir kimse, hayatta iken, ölmüş gibi hareket eder. Kimsenin hakkını yiyemez, gıybet edemez, yalan söyleyemez, namazı ve diğer ibadetlerini terk edemez ve geciktiremez. Çünkü, yaptığı her şeyin tek tek hesabını verecektir. Bunun için Peygamber efendimiz; (Ölmeden evvel tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız. Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) buyurmuşlardır.

    Bir gün Peygamber efendimiz ölüm hâlindeki bir kimseyi ziyâret ettiler ve;
    -Kendini nasıl buluyorsun? diye sual ettiler. O kimse;
    -Kendimi korku ile ümit arasında görüyorum cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    -Allahü teâlâ bir kalbde korku ve ümidi bir arada bulundurmaz. Eğer bir kimsenin kalbinde korku ve ümidi bir arada bulundurursa, onu ümit ettiklerine kavuşturur, korktuklarından da emin eyler.

    Rebi bin Haysem hazretleri buyurdu ki:

    "İnsan, ölüm zamanından önce nasıl yaşarsa, ruhunu o hâl üzere teslim eder. Ben mala, paraya karşı çok ihtirâslı ve insanları çok çekiştiren bir adamı hastalandığında ziyaret etmiştim. Son anlarını yaşıyordu. Yanında otururken, onun duyup okuması için Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidini okuyordum. O ise, her defasında para saymakla meşgul oluyordu."

    Abdullah bin Dinar hazretleri, bir sohbetinde talebelerine ve sevdiklerine hitaben buyurdu ki:

    "Lokman Hekim oğluna şöyle dedi:

    "Ey oğul! Ateş gelirken ondan nasıl emin olunur? Dünyadan ayrılmak muhakkak iken, ona nasıl meyledilir? Ölüm nasıl akıldan çıkar? Onun geleceğinden asla şüphe edilmez. Uyuduğun gibi öleceksin. Ey oğlum! İnsanın üç şeyi vardır: Ruhunu Azrâil aleyhisselam alır. Hayır veya şer ne ise; ameli kendisine kalır. Bedenini de kurtlar yer ve toprak çürütür."

    Ahmed bin Hadraveyh hazretleri ölüm döşeğinde iken 95 yaşındaydı. Kendisine bir mesele sorulunca gözleri yaşardı ve;

    "Ey oğlum 95 senedir çaldığım bir kapı vardı. İşte şimdi o kapı bana açılıyor. Benim için saadetle mi yoksa bahtsızlıkla mı açılıyor, bilmiyorum. Suale nasıl cevap verebilirim?" diye karşılık vermiştir.

    Âmir bin Abdullah hazretlerine, vefatına sebep olan hastalığa tutulduğu zaman;

    -Niçin ağlıyorsun, ölümden mi korkuyorsun? dediklerinde cevaben buyurdu ki;

    "Benden daha çok ağlamaya layık kim var? Dünya hırsıyla veya ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Fakat yolun uzunluğundan ve azığın azlığından ağlıyorum. Gecelerimi hep Cennete kavuşma ümidiyle ve Cehenneme düşme korkusuyla geçirdim. Şimdi hangisine gideceğimi bilmiyorum! Sıcak günlerde oruç tutmaktan, uzun gecelerde namaz kılmaktan mahrum kalacağım için ağlıyorum. Çünkü dünya, kederler, üzüntüler yeridir. Ahiret ise, ceza ve mükâfat yeridir."

    Yahyâ bin Muâz-ı Razi hazretleri de şöyle buyurmaktadır:

    "Dünya ekin yeri, insanlar da sanki ekindir. Ölüm, bu ekinleri biçen oraktır. Azrâil aleyhisselam harman sahibi, mezar da harman yeridir. Cennet ve Cehennem ise, ekinlerin durumuna göre konulacağı ambar gibidir. İnsanların da bir kısmı Cennete ve bir kısmı da Cehenneme gideceklerdir."



    Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu Rahman’ın va’dettiğidir (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (36/52)



  10. 01.Temmuz.2011, 12:55
    5
    Silent and lonely rains
    Dünya hayatı, bir uyku hâlidir. Ölüm, bu uykudan uyanmaktır. Bu dünya, bir konaktır. Cennete göre, zindândır. Bu geçici varlık, bir görünüştür. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir. Hadis-i şerifte; (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyurulmuştur.

    Dünya hayatı, rüya gibidir. Ölüm uyandırıp, rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Sa'di-i Şirazi hazretleri buyuruyor ki; "Ey kardeş! Bu dünya kimseye kalmaz. Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla. Sana bu kâfidir. Dünya mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyada senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tutacaktır. O halde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder?"

    Bir kimse Hâtim-i Esam hazretlerinden nasihat isteyince, o kimseye hitaben; "Eğer dost istersen Allahü teâlâ kâfi, yol arkadaşı istersen Kiramen kâtibin melekleri yeter. Eğer arkadaş istersen, Kur'an-ı kerim yeter. Eğer iş istersen, Allahü teâlâya ibadet etmek yeter. Eğer nasihat istersen, ölüm yeter. Eğer bu söylediklerimi kabullenmemiş isen sana Cehennem yeter." buyurmuştur.

    Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde; (Ölmeden evvel ölünüz. Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz!) buyurmuştur.

    İmam-ı Rabbani hazretleri de; "Ölüm gelmeden önce ölmeyen kimseyi dertli bilmelidir! Ona geçmiş olsun demelidir!" buyurmaktadır.

    Ölmeden önce ölmek demek, öldükten sonra olacak olanları, başa gelecekleri iyi anlayıp, buna göre hareket etmek, yaşamak demektir. İnsan ölünce, kendisi için kıyameti kopmuş demektir. Çünkü dünyada iken yaptıkları, açık-seçik ortaya çıkacak ve kendisi de görecektir. Bunların olacağını yakînen bilen bir kimse, hayatta iken, ölmüş gibi hareket eder. Kimsenin hakkını yiyemez, gıybet edemez, yalan söyleyemez, namazı ve diğer ibadetlerini terk edemez ve geciktiremez. Çünkü, yaptığı her şeyin tek tek hesabını verecektir. Bunun için Peygamber efendimiz; (Ölmeden evvel tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız. Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) buyurmuşlardır.

    Bir gün Peygamber efendimiz ölüm hâlindeki bir kimseyi ziyâret ettiler ve;
    -Kendini nasıl buluyorsun? diye sual ettiler. O kimse;
    -Kendimi korku ile ümit arasında görüyorum cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    -Allahü teâlâ bir kalbde korku ve ümidi bir arada bulundurmaz. Eğer bir kimsenin kalbinde korku ve ümidi bir arada bulundurursa, onu ümit ettiklerine kavuşturur, korktuklarından da emin eyler.

    Rebi bin Haysem hazretleri buyurdu ki:

    "İnsan, ölüm zamanından önce nasıl yaşarsa, ruhunu o hâl üzere teslim eder. Ben mala, paraya karşı çok ihtirâslı ve insanları çok çekiştiren bir adamı hastalandığında ziyaret etmiştim. Son anlarını yaşıyordu. Yanında otururken, onun duyup okuması için Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidini okuyordum. O ise, her defasında para saymakla meşgul oluyordu."

    Abdullah bin Dinar hazretleri, bir sohbetinde talebelerine ve sevdiklerine hitaben buyurdu ki:

    "Lokman Hekim oğluna şöyle dedi:

    "Ey oğul! Ateş gelirken ondan nasıl emin olunur? Dünyadan ayrılmak muhakkak iken, ona nasıl meyledilir? Ölüm nasıl akıldan çıkar? Onun geleceğinden asla şüphe edilmez. Uyuduğun gibi öleceksin. Ey oğlum! İnsanın üç şeyi vardır: Ruhunu Azrâil aleyhisselam alır. Hayır veya şer ne ise; ameli kendisine kalır. Bedenini de kurtlar yer ve toprak çürütür."

    Ahmed bin Hadraveyh hazretleri ölüm döşeğinde iken 95 yaşındaydı. Kendisine bir mesele sorulunca gözleri yaşardı ve;

    "Ey oğlum 95 senedir çaldığım bir kapı vardı. İşte şimdi o kapı bana açılıyor. Benim için saadetle mi yoksa bahtsızlıkla mı açılıyor, bilmiyorum. Suale nasıl cevap verebilirim?" diye karşılık vermiştir.

    Âmir bin Abdullah hazretlerine, vefatına sebep olan hastalığa tutulduğu zaman;

    -Niçin ağlıyorsun, ölümden mi korkuyorsun? dediklerinde cevaben buyurdu ki;

    "Benden daha çok ağlamaya layık kim var? Dünya hırsıyla veya ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Fakat yolun uzunluğundan ve azığın azlığından ağlıyorum. Gecelerimi hep Cennete kavuşma ümidiyle ve Cehenneme düşme korkusuyla geçirdim. Şimdi hangisine gideceğimi bilmiyorum! Sıcak günlerde oruç tutmaktan, uzun gecelerde namaz kılmaktan mahrum kalacağım için ağlıyorum. Çünkü dünya, kederler, üzüntüler yeridir. Ahiret ise, ceza ve mükâfat yeridir."

    Yahyâ bin Muâz-ı Razi hazretleri de şöyle buyurmaktadır:

    "Dünya ekin yeri, insanlar da sanki ekindir. Ölüm, bu ekinleri biçen oraktır. Azrâil aleyhisselam harman sahibi, mezar da harman yeridir. Cennet ve Cehennem ise, ekinlerin durumuna göre konulacağı ambar gibidir. İnsanların da bir kısmı Cennete ve bir kısmı da Cehenneme gideceklerdir."



    Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu Rahman’ın va’dettiğidir (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (36/52)



  11. 04.Temmuz.2011, 06:59
    6
    holy45
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Haziran.2011
    Üye No: 88263
    Mesaj Sayısı: 206
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 24

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

    saol cok yardımcı oldunuz


  12. 04.Temmuz.2011, 06:59
    6
    holy45 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    saol cok yardımcı oldunuz


  13. 04.Temmuz.2011, 16:08
    7
    Saif Al-Din
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Haziran.2011
    Üye No: 88205
    Mesaj Sayısı: 380
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 29

    Cevap: Şuan rüyadamıyız? Yoksa ölünce mi rüya gibi bir yeremi gideceğiz?

    Geceleyin uykuda iken birkaç saniye süren bir rüya, uyuduğumuz, rüyayı gördüğümüz anlarda bize gerçek gibi gelir, hatta o rüyanın içinde saatler geçirmiş gibi oluruz. Lakin rüya birkaç saniyelik bir olaydır.
    Aynı bunun gibi içinde olduğumuz dünya da ahiret hayatına oranlar birkaç saatlik bir gelip geçici yerdir.

    102 - Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
    103 - "Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
    104 - Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.
    (Taha)


  14. 04.Temmuz.2011, 16:08
    7
    Devamlı Üye
    Geceleyin uykuda iken birkaç saniye süren bir rüya, uyuduğumuz, rüyayı gördüğümüz anlarda bize gerçek gibi gelir, hatta o rüyanın içinde saatler geçirmiş gibi oluruz. Lakin rüya birkaç saniyelik bir olaydır.
    Aynı bunun gibi içinde olduğumuz dünya da ahiret hayatına oranlar birkaç saatlik bir gelip geçici yerdir.

    102 - Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
    103 - "Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
    104 - Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.
    (Taha)





+ Yorum Gönder