Konusunu Oylayın.: Dinde asiriya gitmek nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Dinde asiriya gitmek nelerdir?
  1. 26.Haziran.2011, 19:37
    1
    NuuR_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Aralık.2010
    Üye No: 82420
    Mesaj Sayısı: 134
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Dinde asiriya gitmek nelerdir?

  2. 27.Haziran.2011, 00:21
    2
    Eşrefoğlu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2010
    Üye No: 78342
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Bulunduğu yer: Kahramanmaraş

    Cevap: Dinde asiriya gitmek nelerdir?




    Aleyküm selam

    Sevgi ve bağlılıkta ifrat ve tefrite düşerek haddi aşmamız, kendimizi mübağalalı dostluk ve düşmanlıklara kaptırmamız, bazen insanı küfre kadar götürebiliyor...

    Bu hususu örnek vererek açıklayalım...Mesela yüce dinimiz, bütün peygamberleri sevmemizi, hiçbirini inkar etmememizi kesin olarak emreder...Ancak, paygamberleri sevmede de bir ölçü getirir...Şöyleki; müminler, peygamberleri (özellikle peygamber efendimizi s.a.v.) kendilerinden, anababalarından, çoluk-çocuklarından, mal ve mülklerinden daha fazla sevecekler, onların şanlarını yüce tutacaklar, fakat, asla ve kat'a onları ilah mertebesine çıkarmayacaklardır...Yüce dinimize göre, peygamberlere tanrılık izafe eden kişi ve zümreler kafir olurlar...Nitekim bir çok insan bu günahı işlemiştir ve halen işlemektedirler...

    Yüce dinimize göre, şanlı peygamberler silsilesinden sonra, en yüksek makamı, aziz sahabe kadrosu teşkil eder...Bu hususta Kur'an-ı Kerim in açık beyanı vardır..(bkz.Tevbe/100) Bu sahabe kadrosunuda sevmemiz gerekir, fakat onlara mübalağa etmek veya peygamberlik izafe etmek küfürdür...Bazı sapık kolların ve yolların sahabe hakkındaki masumane yaklaşımları ve yargılamalarına asla itibar etmemek gerekir....

    Öte yandan, 1400 küsür yıllık İslam tarihi boyunca, pekçok müceddit,müctehid, alim ve veli yetişmiştir...Bunların arasında imamet ve feridiyet makamına çıkabilen nice ulu kişi vardır...Bunlar sevgili Peygamberimizin varisleri olarak elbette, gerekli saygı ve sevgiyi görmelidirler...Bunların hiçbirine sahabe statüsü verilemez, gereksiz mübalağalar düşünülerek iman tehlikeye atılamaz...

    Ve yine, her asırda olduğu gibi zamanımızda da, müslümanlara yol gösteren ilim irfan adamları yetişmiştir ve yetişmektedir...İyi niyetlere ve ehliyetle bu işi yapanlara elbette saygı duyulur ve duyulmalıdır da...Ancak; günümüz müslümanlarıda kendilerini mübalağalardan korumalı, kendi üstadlarını ve liderlerini! gelmiş geçmiş en büyük kurtarıcı olarak propaganda etmemeli, yalnız kendilerini kurtulmuş bilip diğer müminleri, cemaatleri hor ve hakir görmemelidir....

    S.AHMET ARVASİ (RH.A)




  3. 27.Haziran.2011, 00:21
    2
    Eşrefoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Aleyküm selam

    Sevgi ve bağlılıkta ifrat ve tefrite düşerek haddi aşmamız, kendimizi mübağalalı dostluk ve düşmanlıklara kaptırmamız, bazen insanı küfre kadar götürebiliyor...

    Bu hususu örnek vererek açıklayalım...Mesela yüce dinimiz, bütün peygamberleri sevmemizi, hiçbirini inkar etmememizi kesin olarak emreder...Ancak, paygamberleri sevmede de bir ölçü getirir...Şöyleki; müminler, peygamberleri (özellikle peygamber efendimizi s.a.v.) kendilerinden, anababalarından, çoluk-çocuklarından, mal ve mülklerinden daha fazla sevecekler, onların şanlarını yüce tutacaklar, fakat, asla ve kat'a onları ilah mertebesine çıkarmayacaklardır...Yüce dinimize göre, peygamberlere tanrılık izafe eden kişi ve zümreler kafir olurlar...Nitekim bir çok insan bu günahı işlemiştir ve halen işlemektedirler...

    Yüce dinimize göre, şanlı peygamberler silsilesinden sonra, en yüksek makamı, aziz sahabe kadrosu teşkil eder...Bu hususta Kur'an-ı Kerim in açık beyanı vardır..(bkz.Tevbe/100) Bu sahabe kadrosunuda sevmemiz gerekir, fakat onlara mübalağa etmek veya peygamberlik izafe etmek küfürdür...Bazı sapık kolların ve yolların sahabe hakkındaki masumane yaklaşımları ve yargılamalarına asla itibar etmemek gerekir....

    Öte yandan, 1400 küsür yıllık İslam tarihi boyunca, pekçok müceddit,müctehid, alim ve veli yetişmiştir...Bunların arasında imamet ve feridiyet makamına çıkabilen nice ulu kişi vardır...Bunlar sevgili Peygamberimizin varisleri olarak elbette, gerekli saygı ve sevgiyi görmelidirler...Bunların hiçbirine sahabe statüsü verilemez, gereksiz mübalağalar düşünülerek iman tehlikeye atılamaz...

    Ve yine, her asırda olduğu gibi zamanımızda da, müslümanlara yol gösteren ilim irfan adamları yetişmiştir ve yetişmektedir...İyi niyetlere ve ehliyetle bu işi yapanlara elbette saygı duyulur ve duyulmalıdır da...Ancak; günümüz müslümanlarıda kendilerini mübalağalardan korumalı, kendi üstadlarını ve liderlerini! gelmiş geçmiş en büyük kurtarıcı olarak propaganda etmemeli, yalnız kendilerini kurtulmuş bilip diğer müminleri, cemaatleri hor ve hakir görmemelidir....

    S.AHMET ARVASİ (RH.A)







+ Yorum Gönder