+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden İmanın Gitmesi ? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. AydınlığaBak
    Üye
    Reklam

    İmanın Gitmesi ?

    Reklam





    İmanın Gitmesi ? Mumsema SelamunAleyküm

    Az önce bir sitede okudum ve çok büyük bir korkuya kapıldım yani insan büyük bir bölümünün yoksa imanı yokmu habersizce hatta bizim bile Tövbe Haşa

    Günümüzde inananların en büyük tehlikesi imanını kaybetmektir. Malesef Ahir Zamanda imanı elde tutmam o kadar zor ki. Farkında olmadan insan nasıl dinden çıkar? Bu soru aklınıza gelmiştir hemen. Ancak unutulmamalıdır ki bir cümle ile (Kelime-i Şehadet) İslam dinine girdiğimiz gibi yine bir cümle ile dinden çıkabiliriz. İşte o dinden çıkaran cümleler, söylevler, hareketler nelerdir bunun cevabı yazımızın devamında yazılıdır.Allah bütün inananların Ahirete imanlı göçmesini nasip eylesin.
    İbni Hacer-i Mekki hazretlerinin Zevacir isimli eseriyle, Hadika, Berika, Birgivi, Miftah-ül Cenne, Mektubat-ı Rabbani, Seadet-i Ebediyye, İbni Abidin’den aldığımız, küfre düşüren söz ve işlerden bazıları şunlardır:
    1- Allahü teâlâya layık olmayan şey söylemek. Mesela bir kimse bir işi yaptığı halde, zaruretsiz (Allah biliyor ki yapmadım) demek. Yahut, yapmadığı bir şey için, zaruretsiz (Allah biliyor ki yaptım) demek. Böyle söylemek Allahü teâlâyı hâşâ cahillikle suçlamak olur.
    2- Allah akıllıdır, şuurludur, iyi düşünür demek, Onu yaratıklara benzetmek olur ki küfürdür.
    3- Peygamberleri küçültücü şey söylemek, onunla alay etmek. Mesela Hazret-i Âdemi kastedip (İlk insan vahşi idi) demek. Veya bir evliyayı peygamberden üstün bilmek. Yahut peygamberin dediği doğru ise biz kurtulduk demek.
    (Yalnız Kur’an), (Kur’andan başka kaynak tanımam), (Kur’andan başka kaynağa lüzum yok), (Peygamber postacıdır, vazifesi bitmiştir) gibi sözler de küfürdür.
    4- Peygamber efendimizden sonra başka bir Peygamberin geleceğini söylemek. (İsa aleyhisselam gelecekse de, Peygamber olarak gelmeyecektir.)
    5- Melekleri küçültücü şey söylemek. Mesela (Senin bakışın bana Azrail gibi geliyor) demek. Yahut (Cebrail bile söylese inanmam) demek. (Çocuklarınızı iyi yetiştirmezseniz, zebani olur) demek.
    6- İslam âlimlerinin sözlerini, fıkıh kitaplarını ve fetvalarını tazim etmesi gerekirken tahkir etmek. Mesela (İmam-ı a’zamın kıyası hak değildir) demek. Fetvayı yere çarpmak. Hadis ve tefsir kitaplarını yere fırlatmak.
    7- Ahirette olacak şeylerle alay etmek. Mesela (Ben Cenneti istemem, Cehennemi isterim. Çünkü bütün fahişeler oradadır) demek.
    8- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına yani Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmiş ve İslam âlimlerinin kitapları ile her tarafa yayılmış, inanılması zaruri olan din bilgilerinden birine inanmamak, beğenmemek veya önem vermemek. Mesela (Ben görmediğim için cinlere, nazara inanmam) demek.
    9- Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi yiyip içerken besmele çekmek. Mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür. Hırsızlık yapılarak alınan bir şeyi yerken besmele çekmek küfür olmaz. Çünkü burada yenilen şey değil, hırsızlık haramdır.
    10- Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları ve kâfirlik alameti olan veya İslamiyet’i inkâr etmek ve inanmamak alameti olan ve tahkir etmemiz vacip olan şeyleri yapmak, kullanmak. Bunlardan meşhur olanlarını bilmeyerek veya şaka olarak veya herkesi güldürmek için yapmak da küfürdür. Mesela zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak. Bunları güldürmek için de kullanmak küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. (Berika)
    11- Yunan felsefecileri gibi, dünya ezeli ve ebedi demek.
    12- İslamiyet’e, (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) , (İslami görüş) demek. [Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Görüş de düşünce demektir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. İslam âlimleri, (İnsanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allah’a vermek küfürdür) buyuruyorlar.]
    13- Allahü teâlânın bildirdiği hükümlere ilahi düşünce, ilahi görüş, ilahi nazariye, ilahi şuur demek. Kur’an-ı kerimdeki hükümlere “Kur’ani görüş” demek.
    14- Kâfirlerin dini âyinlerini, bayramlarını beğenmek. Zaruretsiz Hıristiyanların Noelini tebrik etmek. Kiliseye gidip, âyinlere iştirak etmek.
    15- (Yahudi ve Hıristiyanların Allah’a inananları Cennete gidecek) demek.
    16- Mucizeyi veya kerameti inkâr etmek.
    17- Meşhur bir harama helal, meşhur bir helale haram demek. Mesela domuz yağı helal, sirke haram demek.
    18- Âyeti, besmeleyi, bir melek, bir peygamber ismi bulunan yazıyı, kasten helaya, necasete, [pisliğe] atmak. Müslümanın ağzına [def-i hacet lafzı ile] sövmek.
    19- Kendisine kâfir diye hitap edilince, kabul ederek evet demek.
    20- Bir dilim ekmek, din ilminden iyidir demek. Din ilmi küçümsendiği için küfürdür.
    21- (Bir süre sonra Hıristiyan olacağım) diye düşünmek. Bir bayan, bir Hıristiyan’la evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir olur. Bir erkek de bir ateist bayanla evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir olur.
    22- Ağır bir hastalığa düşüp de, (Allah’ım canımı al da, istersen kâfir olarak al) demek.
    23- (Allah’ım çocuğumu aldın, başka elinden ne gelirse onu yap) demek.
    24- Tırnağı uzun olana, (Tırnağı kesmek sünnettir) dense, o da, (olsun ne olacak) dese, kâfir olur. Tırnağını kesmediği için değil, sünnete önem vermediği için küfür olur.





  2. islamyolu
    Emekli

    Cevap: İmanın Gitmesi ?


    Reklam


    kardeşim gerçekten cok önemli konular bunlar itikatımız cok önemlidir. Allah ilk başta itikatımıza bakacak ahirette ondan sonra amellerimize. itikatımız bozuk ise istedigimiz kadar namaz oruç tutalım..

    bende ekleme yapmak istiyorum.

    Selefilerin , vahabbilerin yaptığı gibi Haşa Allah göktedir orda oturmuştur dersek yani Allaha bir mekan koyarsak Dinden çıkarız.

    Şia ların yaptıgı gibi Aişe anamıza iftiralar atıp , Hz Ömer ile Hz Ebu Bekir gibi Halifelerimize Sövmek aşağılamak çok tehlikelidir.

    Hz Ali , Hz Ebu bekir ve Hz Ömerden üstün görmekte çok tehlikelidir. Ama Hz Aliyi , Hz Osmandan Üstün görmek tehlikeli degildir. ama ehli sünnet inancına göre Hz osman daha üstündür..

    yine şiaların dedigi gibi Kuran eksik basılmıştır orada ehlibeytin faziletlerini koymamışlar denmesi İnsanı kafir yapar.

    Allahın sıfatlarının 1 tanesini bile inkar etsek dinden çıkarız..

  3. AydınlığaBak
    Üye
    yani şu madde özellikle
    24- Tırnağı uzun olana, (Tırnağı kesmek sünnettir) dense, o da, (olsun ne olacak) dese, kâfir olur. Tırnağını kesmediği için değil, sünnete önem vermediği için küfür olur.

    Yani insan düşünüyor dinden çıkmak bu kadar ince bir çizgidemi

  4. peugeot_bor
    Devamlı Üye
    bazı şeyler abartılmış, sünnete önem vermediği içinse farz namazı borucu olan şafiler borçları bitinceye kadar sünneti terkediyor eee o zaman dindenmiçıkmış oluyor? Dikkat etmeli ama Bence çok sünnetle alakalı konular abartı. Sakalını kesenlerde küfre girmiş oluyor ozaman sakal bıkarmak sünnet sünneti bildiği halde işinden dolayı sakalı kesen küfremi giriyor. Türkiyede işsizlik tavan yapar.

  5. islamyolu
    Emekli
    Hadisi şeriflerde inkar insanı dinden çıkarmaz. Mütavadir Hadisler var (Doğruluğu kesin olan ) . eğerki onları inkar edersek dinden çıkarız.

  6. AydınlığaBak
    Üye
    Kardeşim bilmiyorum artık korkudanmıdır şeytanın vesvesesindenmidir bilmiyorum ama tövbe haşa imanım ince bir ipliğin üstündeymiş gibime geliyor ve beni çok rahatsız ediyor

  7. musab
    Hadis Öğrencisi
    Alıntı peugeot_bor Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bazı şeyler abartılmış, sünnete önem vermediği içinse farz namazı borucu olan şafiler borçları bitinceye kadar sünneti terkediyor eee o zaman dindenmiçıkmış oluyor? Dikkat etmeli ama Bence çok sünnetle alakalı konular abartı. Sakalını kesenlerde küfre girmiş oluyor ozaman sakal bıkarmak sünnet sünneti bildiği halde işinden dolayı sakalı kesen küfremi giriyor. Türkiyede işsizlik tavan yapar.
    sakalını kesen küfre girmiyor.sünnetin terkine giriyor.ama eğer sakalı pis bir şey olarak görürsen,sakalını kes adama dön dersen sünneti aşağılama ve dalgaya girdiği için küfre giriyor.yoksa hiçbir sünnetin terki küfre girmez

  8. AydınlığaBak
    Üye
    malt1 Sakalını keste adama benze diyenler kafir mi oluyor ozaman?

  9. musab
    Hadis Öğrencisi
    nelerin kafir yapacağını oku öğren kendi soruna kendin cevap vereceksin zaten.

  10. Ufkuaçık
    Devamlı Üye
    BU KONU OLDUKÇA ÇOK ÇOK ÖNEMLİDİR VE DE GÜNCELLEYELİM ARKADAŞLAR!...AŞAĞIDA BİR ALINTI İLE YOLA ÇIKALIM...

    İNSANI KÜFRE GÖTÜREN SÖZLER NELERDİR?

    SORU:
    “Kitaplarda "Elfazı küfür"den söz ediliyor. Bir insan manasını bilmeden küfür irtikap eden bir söylerse, dinden çıkar kafir olur deniyor. Halbuki toplumumuzda o kadar çok cahil insan var ki, bunlar çoğu zaman dinden çıkıyor, öyleyse; ve toplumumuzun büyük bir kısmı kafir olmuştur. Cehennemi hafife alıcı fıkralar şunlar bunlar… Ben bunu duyunca inanın doğrusu ödüm koptu; ailemde dahi namazlarını mütemadiyen kıldıkları halde bilmeden bu sözleri söyleyen insanlar var. Küfür olduğunu bilmiyor ki, düzeltsin. İnanın kaç zamandır bu durum benim kalbimi sıkıntıya soktu. İmam Gazali diyor ki: "bir insan ben inşallah müslümanım derse kafir olur". Ama, bilmemek acaba bir özür teşkil etmez mi? Şeytan sürekli bu konuda bana vesvese veriyor ve içinden çıkamıyorum; olan iman lezzetini artık kalbimde duyamaz oldum. Şöyle vesveseler geliyor; dünyada 5 milyar insan var bunların 1 milyarı sadece Müslüman 1 milyarın da ne kadarı yaşayabiliyor, kulluk yapabiliyor. Ne kadarı Cennete gidecek? Kendi kendime diyorum Rabbimin hikmetinden sual olunmaz; ama bu vesveselere de engel olamıyorum. İnanın ki, hayatımın tadı tuzu kalmadı. Milyarlarca küfür üzere ölen insanı düşünüyorum; acaba ateş azabına ebedi nasıl dayanacaklar, dünyadaki gafletlerinden dolayı. Etrafımdaki gaflet halinde yaşayan akrabalarımı düşünüyorum. İslam insana sürekli bir sıkıntı ve ızdırab hali vermek için inmemiştir, dünyasını ve ahiretini mamur etmek için inmiştir. Bunlara bir açıklık getirebilir misiniz? Vesvese midir nedir? Nasıl atlatırım, bu durumu? Bazı düşüncelerin altından inanın kalkamıyorum. Ruh sağlığım zedelendi.”

    CEVAP:
    Kainatta en yüksek hakikat imandır. Çünkü Allah kainatı varlığına delil olması için, insanı da kainattaki delillere bakarak kendisini ve kainatı yaratan Allah’a iman etmesi için yaratmıştır. Bunun için “Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır.” Bütün kemalatın esası ve madeni iman-ı billah hakikatidir. Yüce Allah kitaplarını ve peygamberlerini insanlar kendisine iman etsinler diye göndermiştir. Bundan dolayı Allah’a iman etmek en büyük farzdır. En büyük günah da Allah’a şirk koşmaktır. “Allah şirki affetmez; bunun dışında her günahı affeder.”

    İman bu derece önemli olunca onu kazanmak elbette kolay değildir. Allah da imanı o kadar ucuza vermez. Peygamberimiz (sav) ve şanlı sahabeleri iman davası için nice çileler çektiler, ne sıkıntılara duçar oldular. Bunun için imanın değerini bilmek gerekir. İman nimetinden dolayı Allah’a şükretmelidir.

    İman kelime anlamı ile tereddütsüz kalpten inanmadır. İslam dinine göre ise Hz. Peygamberin (sav) Allah tarafından getirdiği kesin olan şeylerin hepsine tereddütsüz kalp ile inanıp dil ile ikrar etmektir. İmanda kalp ile tasdik aslî rükün, dil ile ikrar ise zâid bir rükündür. Amel ise imanın gereği ve imanın kemalinin delili olmakla beraber, imanın bir cüz’ü değildir. Ancak imansız amel makbul değildir.

    Peygamberimiz (sav) kendisine sorulan “iman nedir?” sorusuna “Allah’ın birliğine, peygamberlerine, kitaplarına, meleklerine, ahiret gününe ve kadere inanmak” olarak tarif etmiştir. İmanın iki unsuru vardır. Birincisi bilgi/marifet, ikincisi ise irade/kesb unsurudur. Marifet neye niçin inanacağını bilmek, irade/kesb ise iz’an ve kabul için şarttır. İmanda bilgiye dayanan iradeli hürriyet içinde bir tasdik, yani ihtiyar dairesinde bir kesb gerekir.Yalnız marifet ile iman olmaz. Şeytan da Allah’ı bilir ama imanı yoktur. İmanın gereği olan “tasdik” için irade ve ihtiyara dayanan kalp rızası ve teslimiyet şarttır. Ancak tasdikin “Yakîn” ifade etmesi şart değildir. “Zann-ı Galip” denilen avamın taklidî imanı da makbuldür. İman aklî ve naklî delillere dayanır ve yakîn ifade ederse buna “İman-ı tahkîkî” denir. Avamın taklide dayanan imanı da imana muhalif bir bid’aya girmediği ve inancını sarsacak bir şüpheye düşmediği taktirde makbuldür. Ancak “Delil ve istidlale dayanan bir imanı elde etmek farz olduğundan” bunu terk ettiği için günahkar olur.


  11. Ufkuaçık
    Devamlı Üye
    İman bu derece kıymetli bir hazine olduğu için şeytan onu çalmaya çalışır. Mü’minin de en önemli görevi bu imanı korumaya çalışmak olmalıdır. İmanı elde etmek kolaydır. Zor olan onu korumaktır. Mü’min olmak kolay ama mü’min ölmek zordur. Bir mü’minin en önemli görevi imanını korumak ve imanlı olarak ölmeye çalışmak olmalıdır. Zira bu bir insan için en önemli davadır.

    Bu asırda din ve İslamiyet düşmanları, evvela imanın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak planını, programlarının birinci maddesine koymuşlardır. Çünkü imanda hasıl olacak bir şüphe veya tereddüt veya inkar dinin teferruatında yapılan lakaytlıktan pek çok defa daha felaketli ve zararlıdır. Bunun için şimdi yapılacak en mühim iş, taklidi imanı tahkiki imana çevirerek imanı kuvvetlendirmek, imanı takviye etmek ve imanı kurtarmaktır. Bu Türkiye’de böyle olduğu gibi, umum İslam dünyasında da böyledir. Bediüzzaman bunun için
    “Zaman imanı kurtarmak zamanıdır” demiştir. Kimin imanını kurtarmak “Ehl-i imanın imanını kurtarmak!..”
    Çünkü, “Bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde, kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler.” Bu kaybedenler ehl-i iman!. Sebebi de “Bu asırdaki maddiyyunluk taunu...”

    İmanı kazandıktan sonra onu kaybettirecek sebepleri beş-altı maddede toplayan İslam muhakkikleri bunları şöyle sıralamışlardır.

    Birincisi:
    İmanda şüphe ve tereddüt olmamalıdır. Şüphe imanı giderir. Bu açıdan “İnşallah mü’minim!” demek küfürdür. Bu ifade tam ve kesin inanmadığının, inancında şüphe ve tereddüt içinde olduğunun ifadesidir. İnanan bir mü’min inancını tereddütsüz ifade etmelidir. Bunun ifade şekli ise “Elhamdülillah mü’minim ve müslümanım!” diyerek imanından dolayı Allah’a hamd etmektir. Bediüzzaman da “Biz daima ‘İman ve İslam nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun’ demeliyiz” der. Kişi “İnşallah cennete girerim” diyebilir. Zira bu Allah’ın lütfuna ve günahlarını affetmesine bağlı bir durumdur ve kişi açısından kesinliği yoktur. Ama Allah’ın birliği ve ahiretin varlığı kesindir. Bunda şüpheye düşmek o imandan nasibi olmadığına delildir.
    İkincisi:
    Kur’an-ı Kerimde iki kapak arasında bulunan 114 sure ve 6666 ayetten ibaret olan “Nass”lardan herhangi bir ayeti kabul etmemek ve reddetmek, Allah’tan geldiğine inanmamak imanı tamamen yok eder. Bu peygambere ve Allah’ın kitabına inanmamak anlamına gelir. Kur’anda bulunan bir ayet Allah’ın kelamı değilse o zaman diğerleri de değildir. Birinde yanlışlık söz konusu ise diğerlerinde de olabilir. Bu imanı tamamen izale eder.
    Üçüncüsü:
    Haramı helal kabul etmek, helalı da haram görmek Allah’ın ayetlerini inkar anlamı taşıdığı için bu da imanı tamamen giderir. Çünkü haram ve helal Allah’ın kitabına ve peygamberin Allah’ın izni ve rızası ile verdiği hükmüne göredir. Yoksa alimlerin görüşlerine göre değildir. Alimler ancak bunların neden helal ve niçin haram olduğunu izah etmeleri ile alim sıfatını alırlar. İnkar ederlerse iman dairesinden çıkarlar, izah edemezler ise cahil konumuna düşerler. Haram olan bir hükmü inkar etmeden işlemek günahtır. Bu ayrı bir husustur.
    Dördüncüsü:
    Allah’ın rahmetimden ümidini kesmek ve kendini kurtulmuş görerek azabından emin olmak da kişiyi imandan mahrum eder. Zira bu da Allah’ın Kur’an-ı kerimde “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” “Ancak kafirler Allah’ın rahmetinden ümitlerini keserler” “Kafirlerden başkası Allah’ın azabından emin olmazlar” ayetlerine zıttır.
    Beşincisi:
    İslam dini ile, Kur’an ve peygamberimiz ile alay etmek, dalga geçmek ve hafife almak elbette imandan nasibi olmadığının en bariz delilidir. İmanı olan bunları yapmaz. Zira “İman tevhidi, tevhit teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.”
    Altıncısı:
    İmanın altı esasından birini veya bir cüz’ünü inkar etmek de kişiyi imanın tamamından mahrum eder. Çünkü iman bir bütündür ve altı imanın erkanından ortaya çıkan vahdânî bir hakikattir. Bu hakikatin bir cüz’ünü inkar etmek doğrudan doğruya Allah’ın ilim, irade, kudret ve sair sıfatlarını inkara ve bu da Allah’ın inkarına götürür. Bunun için kabil-i inkısam olmaz. Bunun izahı Meyve Risalesinin Dokuzuncu meselesinde vardır.


  12. Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Reklam


    Bu hususların dışında olan ve insanların ağızlarından çıkan sözlerinden dolayı mü’mine imansız nazarı ile bakılmaz, küfür ile itham edilmez. Bilhassa namaz kılıyor ise yanlış düşünce ve fikirlere de kapılmış olsa bundan dolayı kesin cehennemiliktir ve imansızdır denilemez. Zira Allah’ın rahmeti ve affı geniştir, bir gün iyi insanlarla ve iyi kitaplarla karşılaşır ve yanlışını anlayarak kemal-i imanı kazanır. Amacımız bunlara yardımcı olmak ve iyi bir ortam hazırlamaktır. Mü’min olduğunu bildiğimiz bir kişinin imanına delalet eden bir iyi hali, küfrüne delalet eden doksan dokuz hali varsa o iyi hali ile onu değerlendirip onun hakkında rahmet-i ilahiyeden kemal-i imanı kazanmasını istememiz ve ona sevgi, şefkat ve merhamet göstermemiz imanımızın gereğidir.

    Bediüzzaman hazretleri
    “Çeşitli meselelerdeki şüpheler erkan-ı imaniyenin zafından ileri geliyor”
    diyor, ‘imansızlıktan ileri geliyor’ demiyor. Öyle ise imanlarını takviye etmek, taklitten tahkika çıkarmak hizmeti gibi çok değerli bir hizmet ile meşgul olduğumuzun şuurunda olmamız gerekir.

    İ
    manı kazanmak kolay ama korumak zor olduğu için peygamberimiz (sav) “İmanınızı ‘Lâ İlahe İlallah’ diyerek yenileyin”
    buyurmaktadır. Çünkü “İnsanda madem nefis, hevâ ve vehim ve şeytan hükmediyorlar; çok vakit imanını rencide etmek için, gafletinden istifade ederek, çok hileleri ederler. Şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar. Hem zahir-i şeriata muhalif düşen ve hatta bazı imamlar nazarında küfür derecesinde tesir eden kelimât ve harekât eksik olmuyor. Onun için her vakit, her saat, her gün tecdid-i imana bir ihtiyaç vardır.” Namaz kılmak da bir nevi imanı tecdid etmek ve imanı korumak içindir. Bunun için bilhassa küfrün en dehşetli olduğu bu zamanda daima “La İlahe İllallah”ın manasın ders vererek imanımızı kuvvetlendiren “Nur Risalelerini” okuyarak bu peygamber emrine uymamız ve beş vakit namazımızı kılmamız gerekir. Yoksa kendimizi kurtaramayız. Başkalarının da imanını kurtarmak ve kuvvetlendirmenin yolu yine onlara “Nur Risalelerini” okutmaktan geçer.

    Bediüzzaman 1922 de Ankara’ya geldiği zaman
    “Ehl-i imanın kuvvetli efkarı içinde gayet müthiş bir zındıka fikri içine girmek ve zehirlendirmek için dessasane çalıştığını görür.” “İnsanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var; ehl-i iman bilmeyerek istimal ediyorlar” der ve bunlara cevap olacak şekilde “Tabiat Risalesi”ni te’lif eder. “O insanlar küfre girmiştir” demez.
    Zaman ahir zaman ve müslümanların imanını tehlikeye atan fitneler çok olduğu için peygamberimiz (sav) “O zamanda dini yaşamak elinde ateş tutmak gibi zor olacaktır” der ve sahabelerine dönerek “Sizler öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki emr olunanın onda birini terk ederseniz helak olursunuz. Öyle bir zaman gelir ki emr olunanın onda birini yapan kurtulacaktır” buyurur. Öyle ise imanımızı artırmaya ve Allah’ın imandan sonra en önemli ibadet olarak emrettiği namaz farzını kılmaya çalışalım. İnşallah kurtulanlardan oluruz.

    İnsanın kalbine gelen vesveseler ise imanın bir alametidir. Peygamberimize sorulunca “O halis imandır” buyurdular.
    Zira iman olmazsa şeytan vesvese vermez. Bunda da bir hikmet vardır ki imtihanın gereği olup, o mümini uyanıklığa, gerçeği araştırarak ilmini ve imanını artırmaya sebep olur. İnsana bir teşvik kamçısıdır.

    İnsanların çoğunun dalalette kalması ve küfre girmesi meselesinin Mektubat’ta 12. Mektupta mükemmel cevabı vardır. Oraya bakılmalıdır. Peygamberimiz (sav) gelmeden önce bütün dünya küfür içinde idi. Hak dine inanan İbrahim (as) ın bakıye-i dini ile putlara tapmayan birkaç
    “Hanif”
    dışında kimse yoktu. Yüce Allah rahmet eseri olarak peygamberimizi (sav) gönderdi. Binlerce evliya ve milyonlarca müslümanın kurtuluşuna vesile oldu. Biz de iman ve Kur’an ile bizi şereflendiren Allah’a şükretmeliyiz, imanımızın kıymetini bilmeliyiz.

    Yüce Allah insanı yaratmış, akıl vermiş, iman aklın gereği olmakla beraber, rahmetinin muktezası olarak akla yol göstermesi için peygamberleri ve onlar vasıtası ile kutsal kitapları inzal buyurmuştur. Bir insanı da hayatı boyunca çeşitli imtihanlara tabi tutmaktadır. İmanı olanı imanı koruması için, imanı olmayanı da iman etmesi için çok hadiseler, olaylar, kişiler ve durumlar ile karşı karşıya getirmektedir. Rahmetini geniş tutarak af ve mağfiret kapısını ölümüne kadar açık bırakmaktadır. Hiçbir kulunu imana ve imansızlığa zorlamamaktadır. Zira insanları hayra ve şerre zorlamak zulümdür. Adil olan insanların kendi arzuları ile imanı ve küfrü tercih etmesidir. Yüce Allah biz kulları için daha ne yapsın?

    Bütün bunlardan dolayı insanın yarın ahirette hiçbir bahanesi kalmayacağı için kişi Allah’ın huzurunda hesaba çekildiği zaman
    “Ya Rab! Ne olur beni cehenneme gönder. Orada bana dilediğin gibi azab et! Ben seni layıkı ile tanıyamadım, gerekli kulluğu yapamadım”
    diyerek kendi arzusu ile cehennemin azabına girecektir. Sonunda zerre kadar imanı olan da cehennemden kurtularak Allah’ın rahmeti ile cennete girecek. Cehennem kafirlerin ve münafıkların üzerine kapatılıp kilitlenecektir. Onlar için de cehennemde ebedi kalmaları adalet olmakla beraber ademe giderek tamamen yok olmalarından daha hayırlıdır.
    Zira “vücut hayr-ı mahz, adem ise şerr-i mahzdır.”
    Yokluktan kurtularak cehennemde de olsa var olmaları onlar için bir nimettir. Yüce Allah kafirlerin cinayetlerinin büyüklüğüne göre onlara azab etmekle beraber çok uzun bir zaman sonunda dünyada yaptıkları iyiliklerine mükafeten Allah’ın rahmetine mazhar olarak ateş ile bir nevi ülfet peyda edeceklerini ve evvelki şiddetinden bir derece kurtulacaklarını peygamberimiz (sav) den rivayetin var olduğunu Bediüzzaman İşaratü’l-İ’caz da ifade etmektedir. Belki de onlar orada kendilerine bir dünya inşa ederek varlıklarını devam ettireceklerdir. Gerçeği Allah bilir.
    “La Ya’lemu’l-gaybe İlallah!”
    Allah kendi muradını daha iyi bilir.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
vesvese dille söylenirse,  taklidi iman yakin değildir,  imanda bilgi yakin sart degil,  dilimle farkında olmadan inkar edersek,  peygamberimizin imanla gitmek için