Konusunu Oylayın.: Finans kuruluşları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Finans kuruluşları
  1. 07.Ağustos.2007, 12:18
    1
    elver
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ağustos.2007
    Üye No: 1787
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Finans kuruluşları






    Finans kuruluşları Mumsema hocam ben şu aralar araba almak istiyorum bunun için finans kuruluşlarından faydalanabilirmiyim


  2. 07.Ağustos.2007, 12:18
    1
    elver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



  3. 09.Ağustos.2007, 11:50
    2
    elver
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ağustos.2007
    Üye No: 1787
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    finans kuruluşları




    hocam
    selamun aleyküm
    araba almak için pra biriktiriyordum bir vesile ile finans kuruluşuyla tanıştım
    bana aracı almamda yardımcı olacaklarını söylediler
    buna göre onlar aracı peşin alıp bana vadeyle satacaklarmış yani 16 ytl lik bir araçta bana 6 ytl destek olacaklar bankalardan farklı çalıştıklarına söylediler benim aklım yattı fakat ruhende rahat olmam için bir uzmandan da fetva almak için size danıştım şimdiden teşekkür ederim.
    Allaha emanet olun


  4. 09.Ağustos.2007, 11:50
    2
    elver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    hocam
    selamun aleyküm
    araba almak için pra biriktiriyordum bir vesile ile finans kuruluşuyla tanıştım
    bana aracı almamda yardımcı olacaklarını söylediler
    buna göre onlar aracı peşin alıp bana vadeyle satacaklarmış yani 16 ytl lik bir araçta bana 6 ytl destek olacaklar bankalardan farklı çalıştıklarına söylediler benim aklım yattı fakat ruhende rahat olmam için bir uzmandan da fetva almak için size danıştım şimdiden teşekkür ederim.
    Allaha emanet olun


  5. 21.Ocak.2008, 15:22
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    --->: finans kuruluşları

    elver Nickli Üyeden Alıntı
    hocam
    selamun aleyküm
    araba almak için pra biriktiriyordum bir vesile ile finans kuruluşuyla tanıştım
    bana aracı almamda yardımcı olacaklarını söylediler
    buna göre onlar aracı peşin alıp bana vadeyle satacaklarmış yani 16 ytl lik bir araçta bana 6 ytl destek olacaklar bankalardan farklı çalıştıklarına söylediler benim aklım yattı fakat ruhende rahat olmam için bir uzmandan da fetva almak için size danıştım şimdiden teşekkür ederim.
    Allaha emanet olun
    ve aleykumusselam (cevap geciktiği için özür dileriz)

    Faizsiz Finans Kurumu ile Banka arasındaki fark nedir?



    Peygamberimiz döneminde banka gibi faizle çalışan kuruluşlar yoktu. Ancak faiz sitemi o günde vardı. O gün şahıslar faizle uğraşıyordu günümüzde ise hem şahıslar hem de bankalar bu işi yapmaktadır. Yani bankalar faizli sistemin şirketleşmiş halidir.

    Faizsiz fînans kurumları da müşterilerine belli miktarda fazla para veriyor, sanki faizli bankadan bir farkları olmuyor gibi görünüyorlar. Bankanın verdiği neden faiz oluyor da fînans kurumunun verdiği aynı miktara yakın fazlalık kâr sayılıyor? O da faiz değil mi?

    Cevap : Efendim, fînans kurumunu işletenler elbette piyasa şartlarını düşünecek, faizli kurumlarla rekabet edecek bir kâr miktarıyla çalışacaklardır. Yoksa rekabet etme kabiliyetlerini kaybetmiş olur, piyasadan silinmeye mahkum hale gelirler. Bunun için kâr nispetlerini piyasa şartlarına göre ayarlamak zorundalar.

    Bu sebeple, bankayla fînans kurumunu aynı saymak mümkün değildir. Çünkü baştaki akit (anlaşma) ikisini de birbirinden kesin çizgiyle ayırmaktadır. Şöyle ki:

    – Bankalar parayı, vereceği miktar kesin olan faizle alır, verilecek yere de yine miktarı kesin olan faizle verirler. Yani para hep faizde çalışır. Zaten parayı yatıran da faiz alma şartıyla yatırır, teslim alan da faiz verme şartıyla teslim alır. Yani baştaki anlaşma, faiz anlaşmasıdır.

    Finans kurumundaki anlaşma ise bunun tam aksinedir. Kâr-zarar ortaklığında çalıştırılmak şartıyla para verilir, alan da kâr-zarar ortaklığında çalıştırmak şartıyla alır. Bu da bir kâr-zarar ortaklığı anlaşmasıdır.

    Demek ki: ikisi aynı değildir. Biri kâr-zarar ortaklığı anlaşmasıdır. Öteki de faizli anlaşmadır.

    Bu sebeple kâr ve zararı esas alan fînans kurumu, faizi esas alan bankayla aynı sayılamaz. İkisinin de verdiği aynıdır, denemez. Çünkü, anlaşma şartları ikisini birbirinden kesin çizgileriyle ayırmış olur. Bankaya para yatıran, ben miktarı belli olmayan kâr değil, kesin olan faiz istiyorum demiş olur. Finansa para yatıran da, ben miktarı kesin de olsa faiz istemiyorum, riskli de olsa kâr ortaklığı istiyorum, demiş olur. Gayet tabiidir ki, kim neyi istemişse onun sorumlusu ve muhatabı olacaktır. Bundan daha makul bir sonuç beklenileme.

    Bu konularda bakılacak kitap: Prof.Dr. Hamdi Döndüren’in “İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi” adlı eseridir

    Ahmed ŞAHİN

    BANKA İLE İŞ GÖRMEK FAİZE GİRER Mİ?

    Günümüzde Müslümanların faiz karşısında ve faizli muamelelerde çok hassas olmaları, bu hususta en küçük bir kapıyı dahi aralamamaları gerekmektedir. Çünkü, alışveriş piyasası ve ticarî münasebetler öyle bir hal almıştır ki, kişiyi adeta faize bulaşması için zorlamakta, başka türlü işinin görülemeyeceği zannını vermektedir.
    İşte bu çeşit durumlar karşısında, imanlı hayatına zarar gelmemesi için mü’minin uyanık ve akıllı davranması kaçınılmaz olmuştur.
    Fakat bugün yaşanan iktisadî durum ve prensipler, ticaret erbabını dolaylı yollardan da faiz müesseseleriyle yüz yüze getirmektedir. Bu da çek alıp verme, borç tahsili, havale göndermek gibi hususlarda olabilmektedir. Şu halde, tahsil günü gelmeyen çeki ve senedi kırdırmak, yani üzerindeki değerden eksiğine satmak, doğrudan faize girmek olacağından, meşru olduğundan söz edilemez. Fakat çek veya senet tahsilinde başka bir yol olmadığından veya çok güç olacağından, normal muamele masraflarını vererek iş yapmak insanı faize sokmaz. Çünkü burada, parayı bekletip faiz almak gibi bir durum söz konusu değildir. Havaleler için de aynı şeyler söylenebilir. Müşterinin veya borçlunun gönderdiği para banka havalesiyle geldiği zaman ne müşteri, ne de mal sahibi herhangi bir şekilde faize bulaşmış olmamaktadır. Zaten gelen havale gününde bildirilmekte, mal sahibi de gidip parasını almaktadır.
    Bununla birlikte, hesap açmadan bu çeşit işleri yapmak en güzelidir. Cüz’î bir miktar hesap açmadan ticarî işler yürümüyorsa, tahakkuk eden faizi de bankada bırakmak olacağından, az da olsa destek olmak demektir. Bankada para bırakmamak en mâkulüdür.

    Mehmed Paksu İbadet Hayatımız-1


  6. 21.Ocak.2008, 15:22
    3
    Moderatör
    elver Nickli Üyeden Alıntı
    hocam
    selamun aleyküm
    araba almak için pra biriktiriyordum bir vesile ile finans kuruluşuyla tanıştım
    bana aracı almamda yardımcı olacaklarını söylediler
    buna göre onlar aracı peşin alıp bana vadeyle satacaklarmış yani 16 ytl lik bir araçta bana 6 ytl destek olacaklar bankalardan farklı çalıştıklarına söylediler benim aklım yattı fakat ruhende rahat olmam için bir uzmandan da fetva almak için size danıştım şimdiden teşekkür ederim.
    Allaha emanet olun
    ve aleykumusselam (cevap geciktiği için özür dileriz)

    Faizsiz Finans Kurumu ile Banka arasındaki fark nedir?



    Peygamberimiz döneminde banka gibi faizle çalışan kuruluşlar yoktu. Ancak faiz sitemi o günde vardı. O gün şahıslar faizle uğraşıyordu günümüzde ise hem şahıslar hem de bankalar bu işi yapmaktadır. Yani bankalar faizli sistemin şirketleşmiş halidir.

    Faizsiz fînans kurumları da müşterilerine belli miktarda fazla para veriyor, sanki faizli bankadan bir farkları olmuyor gibi görünüyorlar. Bankanın verdiği neden faiz oluyor da fînans kurumunun verdiği aynı miktara yakın fazlalık kâr sayılıyor? O da faiz değil mi?

    Cevap : Efendim, fînans kurumunu işletenler elbette piyasa şartlarını düşünecek, faizli kurumlarla rekabet edecek bir kâr miktarıyla çalışacaklardır. Yoksa rekabet etme kabiliyetlerini kaybetmiş olur, piyasadan silinmeye mahkum hale gelirler. Bunun için kâr nispetlerini piyasa şartlarına göre ayarlamak zorundalar.

    Bu sebeple, bankayla fînans kurumunu aynı saymak mümkün değildir. Çünkü baştaki akit (anlaşma) ikisini de birbirinden kesin çizgiyle ayırmaktadır. Şöyle ki:

    – Bankalar parayı, vereceği miktar kesin olan faizle alır, verilecek yere de yine miktarı kesin olan faizle verirler. Yani para hep faizde çalışır. Zaten parayı yatıran da faiz alma şartıyla yatırır, teslim alan da faiz verme şartıyla teslim alır. Yani baştaki anlaşma, faiz anlaşmasıdır.

    Finans kurumundaki anlaşma ise bunun tam aksinedir. Kâr-zarar ortaklığında çalıştırılmak şartıyla para verilir, alan da kâr-zarar ortaklığında çalıştırmak şartıyla alır. Bu da bir kâr-zarar ortaklığı anlaşmasıdır.

    Demek ki: ikisi aynı değildir. Biri kâr-zarar ortaklığı anlaşmasıdır. Öteki de faizli anlaşmadır.

    Bu sebeple kâr ve zararı esas alan fînans kurumu, faizi esas alan bankayla aynı sayılamaz. İkisinin de verdiği aynıdır, denemez. Çünkü, anlaşma şartları ikisini birbirinden kesin çizgileriyle ayırmış olur. Bankaya para yatıran, ben miktarı belli olmayan kâr değil, kesin olan faiz istiyorum demiş olur. Finansa para yatıran da, ben miktarı kesin de olsa faiz istemiyorum, riskli de olsa kâr ortaklığı istiyorum, demiş olur. Gayet tabiidir ki, kim neyi istemişse onun sorumlusu ve muhatabı olacaktır. Bundan daha makul bir sonuç beklenileme.

    Bu konularda bakılacak kitap: Prof.Dr. Hamdi Döndüren’in “İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi” adlı eseridir

    Ahmed ŞAHİN

    BANKA İLE İŞ GÖRMEK FAİZE GİRER Mİ?

    Günümüzde Müslümanların faiz karşısında ve faizli muamelelerde çok hassas olmaları, bu hususta en küçük bir kapıyı dahi aralamamaları gerekmektedir. Çünkü, alışveriş piyasası ve ticarî münasebetler öyle bir hal almıştır ki, kişiyi adeta faize bulaşması için zorlamakta, başka türlü işinin görülemeyeceği zannını vermektedir.
    İşte bu çeşit durumlar karşısında, imanlı hayatına zarar gelmemesi için mü’minin uyanık ve akıllı davranması kaçınılmaz olmuştur.
    Fakat bugün yaşanan iktisadî durum ve prensipler, ticaret erbabını dolaylı yollardan da faiz müesseseleriyle yüz yüze getirmektedir. Bu da çek alıp verme, borç tahsili, havale göndermek gibi hususlarda olabilmektedir. Şu halde, tahsil günü gelmeyen çeki ve senedi kırdırmak, yani üzerindeki değerden eksiğine satmak, doğrudan faize girmek olacağından, meşru olduğundan söz edilemez. Fakat çek veya senet tahsilinde başka bir yol olmadığından veya çok güç olacağından, normal muamele masraflarını vererek iş yapmak insanı faize sokmaz. Çünkü burada, parayı bekletip faiz almak gibi bir durum söz konusu değildir. Havaleler için de aynı şeyler söylenebilir. Müşterinin veya borçlunun gönderdiği para banka havalesiyle geldiği zaman ne müşteri, ne de mal sahibi herhangi bir şekilde faize bulaşmış olmamaktadır. Zaten gelen havale gününde bildirilmekte, mal sahibi de gidip parasını almaktadır.
    Bununla birlikte, hesap açmadan bu çeşit işleri yapmak en güzelidir. Cüz’î bir miktar hesap açmadan ticarî işler yürümüyorsa, tahakkuk eden faizi de bankada bırakmak olacağından, az da olsa destek olmak demektir. Bankada para bırakmamak en mâkulüdür.

    Mehmed Paksu İbadet Hayatımız-1





+ Yorum Gönder