Konusunu Oylayın.: Gayb ile ilgili ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır bu durum Kur'an-a aykırı değilmidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gayb ile ilgili ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır bu durum Kur'an-a aykırı değilmidir?
  1. 16.Mayıs.2011, 11:11
    1
    ulas71
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2011
    Üye No: 87359
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Gayb -risalei nur-evliyalara gayb bildirilirmi






    Gayb -risalei nur-evliyalara gayb bildirilirmi Mumsema Öncelikle, hiçbir cemaatle veya tarikatla bağlantım yoktur.Sadece kafama bazı sorular takıldı. Bazı söylemler ve bazı kitaplarda yazılanlar hakkında.
    yanlış bi düşünceya kapılmak istemiyorum. Yardımlarınız için teşekkürler. Allah hepimizden razı olsun.
    Bide cemaate ve tarikata bağlı olmamamla ilgili yanlış düşünmeyin Cemaat ve tarikatlara karşı yanlış bi düşüncem tabiki olamaz. Sadece bu sorulara yorum yapacak olanlar kendi cemaatlerini veya tarikatlarını karalamak için yazılan sorular tarzında düşünmesin diye yazıma o şekilde başladım. Lütfen ayetler ve hadisler ışığında bilgilendirirseniz daha makbule geçer.

    CİN SURESİNİN
    26. O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
    27, 28. Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

    ayetlerinde bildirildiği üzere gaybın resuller tarafından bildirilebileceği belirtilmiştir.
    ancak RİSALEİ NUR kitaplarında; risalei nurlara HZ. ALİ ve ABDÜLKADİR GEYLANİnin(ra) işaret ettiği hatta Kuranı kerimdeki bazı ayetlerin hem kendisinin hemde ayetten bazı çıkarımlar yapılarak risalei nurlara işaret ettiği bilgisi verilmektedir.
    evliyalarında bazı durumlarda gaybden haber bildirdiği rivayet edilir.
    ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır.
    Bu durumlar Kuranı Kerime aykırı değilmi?


  2. 16.Mayıs.2011, 11:11
    1
    ulas71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Öncelikle, hiçbir cemaatle veya tarikatla bağlantım yoktur.Sadece kafama bazı sorular takıldı. Bazı söylemler ve bazı kitaplarda yazılanlar hakkında.
    yanlış bi düşünceya kapılmak istemiyorum. Yardımlarınız için teşekkürler. Allah hepimizden razı olsun.
    Bide cemaate ve tarikata bağlı olmamamla ilgili yanlış düşünmeyin Cemaat ve tarikatlara karşı yanlış bi düşüncem tabiki olamaz. Sadece bu sorulara yorum yapacak olanlar kendi cemaatlerini veya tarikatlarını karalamak için yazılan sorular tarzında düşünmesin diye yazıma o şekilde başladım. Lütfen ayetler ve hadisler ışığında bilgilendirirseniz daha makbule geçer.

    CİN SURESİNİN
    26. O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
    27, 28. Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

    ayetlerinde bildirildiği üzere gaybın resuller tarafından bildirilebileceği belirtilmiştir.
    ancak RİSALEİ NUR kitaplarında; risalei nurlara HZ. ALİ ve ABDÜLKADİR GEYLANİnin(ra) işaret ettiği hatta Kuranı kerimdeki bazı ayetlerin hem kendisinin hemde ayetten bazı çıkarımlar yapılarak risalei nurlara işaret ettiği bilgisi verilmektedir.
    evliyalarında bazı durumlarda gaybden haber bildirdiği rivayet edilir.
    ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır.
    Bu durumlar Kuranı Kerime aykırı değilmi?


    Benzer Konular

    - Kehf Suresi'ndeki bazı ayetlerin ebced değerleri günümüze çok yakın zamanlara bakmakt

    - Allahu teala bazı gayb haberlerini peygamber efendimize kuranla bazı gayb haberlerinide neden kuran

    - Ricalü'l gayb (gayb erenleri) -gavs-abdul-nükeba-evtad

    - Bilim adamlarının, Turritopsis Dohrnii olarak adlandırdıkları denizanası, ölmüyormuş. Bu durum, “Büt

    - Akla ve mantığa aykırı olduğu bahanesiyle, Buhari gibi güvenilir hadis kaynaklarındaki bazı hadisler

  3. 16.Mayıs.2011, 16:04
    2
    musab.b.umeyr
    Hamım, pişme yolunda.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mart.2011
    Üye No: 85969
    Mesaj Sayısı: 477
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 28

    Cevap: Gayb ile ilgili ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır bu durum Kur'an-a aykırı değilmidir?




    Alıntı
    Ebced ilmiyle elde edilen bilgilerin değeri:

    Kuran-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kuran'dan okurken, benim anladığım ilim kesin doğrudur diyerek değil de, ben böyle anlıyorum, şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa Haşa Kuran yanlış olmuş gibi algılanır.

    Örneğin Kuran-ı Kerim'de “Üzerinde “ondokuz” vardır." ayeti bulunmaktadır. Bu sayıdan hareketle Kuran'ın bazı sırlarına ve şifrelerine ulaşmak mümkündür. Ancak bu bilgilere mutlak doğru ve Kuranın kesin işareti olarak bakmanın bazı sakıncaları olacağından dikkatli olmak gerekir. Hiç olmazsa: "Böyle şeyler anlamak mümkündür, fakat bunlar kesin ve değişmez doğrular olmayabilir. Hesaplamalarımızda hata edebiliriz, bu hatalar da bize aittir." demek gerekir.

    Ebced hesabı da bunlardan biridir.

    Yirmi sekiz harften ibaret olan Arap alfabesi, Emevî Halifesi Abdülmelik bin Mervan zamanına kadar Ebced tertibiyle okunur ve yazılırdı. Abdülmelik bin Mervan zamanında Nasr bin Asım ile Yahyâ bin Ya’mer el-Udvânî’den kurulan bir ekip, Arap alfabesinin harf sırasını değiştirdi ve birbirine benzer harflerin ard arda sıralanması esasına dayalı “hurûf-u hecâ” denilen ve bu gün kullanılan alfâbeyi oluşturdu. Yazı dilinde bu alfabe kullanılmaya başlandı.

    Arap harflerinin ebced tertibine göre dizilişinin Hazret-i Âdem’e (as) dayandığı rivâyet edilir. Bu tertip ile alfabenin kullanıldığı tarih süreci içerisinde, zamanla bu harflere sayısal değerler verilmiş; bu sayısal değerler âlimler, edebiyatçılar ve şâirler tarafından makbul ve muteber karşılanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Şâirler ve edipler, yazdıkları manzum ve mensur eserlerde ebced hesabını da kullanmışlar ve harflere verdikleri rakamsal değerler ile önemli tarihleri kaydetmişler; zaman içinde bu usûl yaygınlaşma ve gelişme istidadı göstermiş; âdetâ Arap alfabesinin bir yan ilim dalı olarak olgunlaşmış ve adına da “Ebced Hesabı” veya “Cifir İlmi” denmiştir.

    Ebced dizilişine göre Arap alfabesi; “elif, bâ, cim, dâl, he, vav, ze, ha, tı, yâ, kef, lâm, mim, nûn, sin, ayın, fe, sad, kaf, rı, şın, te, se, hı, zel, dad, zı, ğayın” şeklindedir ve “ebced” ismini de bu dizilişin ilk dört harfinden almıştır. Bu alfabe kolay ezberlensin diye şu formül ile de ifâde edilmiştir: Ebced, Hevvez, Huttî, Kelemen, Sa’fes, Karaşet, Sehaz, Dazağ. Bu dizilişe göre Arap alfabesi sayısal değer açısından üçe ayrılmış; İlk dokuz harfe “âhâd” yani “birler”ve birler basamağından değerler verilmiş; ikinci dokuz harfe “âşâr” yani onlar denmiş ve onlar basamağından değerler verilmiş; üçüncü on harfe “miât” yani “yüzler” denmiş ve yüzler basamağından değerler verilmiştir.

    Kur’ân-ı Kerim inmeye başladığında Araplar arasında Ebced hesabı biliniyordu ve alfabe bilgisi olan şâirler ve edebiyatçılar tarafından da kullanılıyordu. Arap lisanının belâğat, fesâhat ve edebiyat açısından en gelişmiş döneminde nâzil olmaya başlayan ve mu’cize ifâdeleriyle şâirleri ve edebiyatçıları hemen etkisi altına alan Kur’ân-ı Kerim’in; bu lisanı vahiy dili olarak kabul edip, bu lisanın yan bir ürünü diyebileceğimiz Cifir İlmini reddetmesi düşünülemezdi. Esâsen Cifir İlmini reddetmesi için geçerli bir sebep de yoktu. Zîra Kur’ân-ı Kerim prensip olarak, insanlığın zararına kullanılmayan her “birikime” kapılarını açan bir İlâhî Kitaptı. Cifir İlmi ise, Arap Lisanının binlerce yıllık birikimini yansıtan bir ürünü idi.

    Nitekim, edebiyatça, belâgatça, güzel ve şâirâne söz söylemek sanatı bakımından ve bilhassa düpedüz hakîkati ifâde etmesi açısından şâirlerin ve edebiyatçıların gerisinde asla kalmayan ve sözüyle-hakîkatıyla herbir şâiri, edebiyatçıyı ve akıl ehlini hayran bırakan Kur’ân-ı Kerîm’in, âyetlerini Cifir ilmine göre muhtelif târihler veren birer anahtar hüviyetinde donatması, mucize oluşunun da bir gereği idi. Bundan dolayıdır ki, Peygamber Efendimiz’den (asm) günümüze kadar ehil âlimler tarafından, Kur’ân-ı Kerim’in âyet ve kelimelerinden Cifir İlmine göre bir takım tarihler çıkarıla gelmiş ve bazı hakikatlerin sırlarına bu yol ile ulaşılabilmiştir.

    Ancak, bu çalışmayı bu ilme vakıf ehliyetli ulemâ yapabilir. Yoksa, her önüne gelenin bu ilme göre tarih çıkarma girişiminde bulunmasının yanlış ve sıhhatsiz sonuçlara götüreceği açıktır.

    Meselâ, Osmanlı ulemâsından Molla Câmî, Sebe’ Sûresinin 15. Âyetinde geçen “beldetün tayyibetün” ibâresinden ebced hesabına göre hicrî 857, milâdî 1453 tarihini çıkarmış ve İstanbul’un Fethinin bu âyetle de müjdelendiğini haber vermiştir.1

    Meselâ, bir gün Yahûdî âlimlerinden bir kısmı Peygamber Efendimizin (asm) huzurunda Bakara Sûresinin ve Meryem Sûresinin başlarında bulunan şifreli harflerden Cifir İlmine göre tarih çıkararak:

    “Yâ Muhammed! Senin ümmetinin müddeti az olacaktır!” demişlerdi.

    Allah Resûlü de (asm) sâir sûrelerin başlarında bulunan şifreli harfleri Cifir İlmine göre yorumlayarak:

    “Az değil; daha var!” buyurdu. 2

    Cifir İlminin Hazret-i Ali (ra), Hazret-i Cafer-i Sadık (ra), Muhyiddin-i Arabî (ra) gibi bir çok İslâm ulemâsı ile birlikte asrımızda Üstad Bedîüzzaman (ra) tarafından da kullanıldığı ve muhtelif tarihlere, haberlere ve müjdelere işâret edildiği bilinmektedir. 3

    Cifir İlminin tarih boyunca kullanıldığı ve Kur’ân’dan da bu ilme dayanarak bazı tarih, haber ve müjdelerin çıkarıldığı doğrudur; ancak bu ilim, gaybı yalnız ve yalnız Allah’ın bildiği; Allah bildirmediği takdirde hiçbir kulun gaybı bilemeyeceği hakikatine gölge düşürecek şekilde kullanılamaz, kullanılmamıştır ve kullanılması doğru da değildir. Gaybı ancak ve ancak Allah (cc) bilir. Allah (cc) bildirmediği sürece kul gaybı bilmez. Bedîüzzaman Hazretleri (ra) Kur’ân’dan bu çerçevede verdiği haberlerde, “Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez!” hakîkatini hep hatırlatmış; “Gerçek ilim Allah katındaki ilimdir”4 âyetinin rehberliğinde yürümüştür.

    Netice olarak söylemeliyiz ki: Ebced hesabı geleceği keşfetmeye yeterli bir kaynak değildir. Gelecek Allah’ın ilminde, irâdesinde ve kudretindedir. Allah bildirmedikçe hiçbir kimse, hiçbir hesaplamayla yarının ne olacağı hakkında bir ön bilgiye veya tahmine sahip olamaz.

    Yani kısacası tahmin yürütülüyor.Benim düşünceme göre böyle olabilir deniyor.
    Belki üstteki bilgiler işine yarar ama senin soruna tam olarak cevapta vermiyo olabilir.


    Selametle.


  4. 16.Mayıs.2011, 16:04
    2
    Hamım, pişme yolunda.



    Alıntı
    Ebced ilmiyle elde edilen bilgilerin değeri:

    Kuran-ı Kerim'de bütün ilimler vardır. Bu ilimleri de herkes kendi kabiliyetine göre okuyabilir veya hissedebilir. Ancak bu ilimleri Kuran'dan okurken, benim anladığım ilim kesin doğrudur diyerek değil de, ben böyle anlıyorum, şeklinde söylemek gerekir. Çünkü bir gün bu anladığı bilgiler yanlış olursa Haşa Kuran yanlış olmuş gibi algılanır.

    Örneğin Kuran-ı Kerim'de “Üzerinde “ondokuz” vardır." ayeti bulunmaktadır. Bu sayıdan hareketle Kuran'ın bazı sırlarına ve şifrelerine ulaşmak mümkündür. Ancak bu bilgilere mutlak doğru ve Kuranın kesin işareti olarak bakmanın bazı sakıncaları olacağından dikkatli olmak gerekir. Hiç olmazsa: "Böyle şeyler anlamak mümkündür, fakat bunlar kesin ve değişmez doğrular olmayabilir. Hesaplamalarımızda hata edebiliriz, bu hatalar da bize aittir." demek gerekir.

    Ebced hesabı da bunlardan biridir.

    Yirmi sekiz harften ibaret olan Arap alfabesi, Emevî Halifesi Abdülmelik bin Mervan zamanına kadar Ebced tertibiyle okunur ve yazılırdı. Abdülmelik bin Mervan zamanında Nasr bin Asım ile Yahyâ bin Ya’mer el-Udvânî’den kurulan bir ekip, Arap alfabesinin harf sırasını değiştirdi ve birbirine benzer harflerin ard arda sıralanması esasına dayalı “hurûf-u hecâ” denilen ve bu gün kullanılan alfâbeyi oluşturdu. Yazı dilinde bu alfabe kullanılmaya başlandı.

    Arap harflerinin ebced tertibine göre dizilişinin Hazret-i Âdem’e (as) dayandığı rivâyet edilir. Bu tertip ile alfabenin kullanıldığı tarih süreci içerisinde, zamanla bu harflere sayısal değerler verilmiş; bu sayısal değerler âlimler, edebiyatçılar ve şâirler tarafından makbul ve muteber karşılanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Şâirler ve edipler, yazdıkları manzum ve mensur eserlerde ebced hesabını da kullanmışlar ve harflere verdikleri rakamsal değerler ile önemli tarihleri kaydetmişler; zaman içinde bu usûl yaygınlaşma ve gelişme istidadı göstermiş; âdetâ Arap alfabesinin bir yan ilim dalı olarak olgunlaşmış ve adına da “Ebced Hesabı” veya “Cifir İlmi” denmiştir.

    Ebced dizilişine göre Arap alfabesi; “elif, bâ, cim, dâl, he, vav, ze, ha, tı, yâ, kef, lâm, mim, nûn, sin, ayın, fe, sad, kaf, rı, şın, te, se, hı, zel, dad, zı, ğayın” şeklindedir ve “ebced” ismini de bu dizilişin ilk dört harfinden almıştır. Bu alfabe kolay ezberlensin diye şu formül ile de ifâde edilmiştir: Ebced, Hevvez, Huttî, Kelemen, Sa’fes, Karaşet, Sehaz, Dazağ. Bu dizilişe göre Arap alfabesi sayısal değer açısından üçe ayrılmış; İlk dokuz harfe “âhâd” yani “birler”ve birler basamağından değerler verilmiş; ikinci dokuz harfe “âşâr” yani onlar denmiş ve onlar basamağından değerler verilmiş; üçüncü on harfe “miât” yani “yüzler” denmiş ve yüzler basamağından değerler verilmiştir.

    Kur’ân-ı Kerim inmeye başladığında Araplar arasında Ebced hesabı biliniyordu ve alfabe bilgisi olan şâirler ve edebiyatçılar tarafından da kullanılıyordu. Arap lisanının belâğat, fesâhat ve edebiyat açısından en gelişmiş döneminde nâzil olmaya başlayan ve mu’cize ifâdeleriyle şâirleri ve edebiyatçıları hemen etkisi altına alan Kur’ân-ı Kerim’in; bu lisanı vahiy dili olarak kabul edip, bu lisanın yan bir ürünü diyebileceğimiz Cifir İlmini reddetmesi düşünülemezdi. Esâsen Cifir İlmini reddetmesi için geçerli bir sebep de yoktu. Zîra Kur’ân-ı Kerim prensip olarak, insanlığın zararına kullanılmayan her “birikime” kapılarını açan bir İlâhî Kitaptı. Cifir İlmi ise, Arap Lisanının binlerce yıllık birikimini yansıtan bir ürünü idi.

    Nitekim, edebiyatça, belâgatça, güzel ve şâirâne söz söylemek sanatı bakımından ve bilhassa düpedüz hakîkati ifâde etmesi açısından şâirlerin ve edebiyatçıların gerisinde asla kalmayan ve sözüyle-hakîkatıyla herbir şâiri, edebiyatçıyı ve akıl ehlini hayran bırakan Kur’ân-ı Kerîm’in, âyetlerini Cifir ilmine göre muhtelif târihler veren birer anahtar hüviyetinde donatması, mucize oluşunun da bir gereği idi. Bundan dolayıdır ki, Peygamber Efendimiz’den (asm) günümüze kadar ehil âlimler tarafından, Kur’ân-ı Kerim’in âyet ve kelimelerinden Cifir İlmine göre bir takım tarihler çıkarıla gelmiş ve bazı hakikatlerin sırlarına bu yol ile ulaşılabilmiştir.

    Ancak, bu çalışmayı bu ilme vakıf ehliyetli ulemâ yapabilir. Yoksa, her önüne gelenin bu ilme göre tarih çıkarma girişiminde bulunmasının yanlış ve sıhhatsiz sonuçlara götüreceği açıktır.

    Meselâ, Osmanlı ulemâsından Molla Câmî, Sebe’ Sûresinin 15. Âyetinde geçen “beldetün tayyibetün” ibâresinden ebced hesabına göre hicrî 857, milâdî 1453 tarihini çıkarmış ve İstanbul’un Fethinin bu âyetle de müjdelendiğini haber vermiştir.1

    Meselâ, bir gün Yahûdî âlimlerinden bir kısmı Peygamber Efendimizin (asm) huzurunda Bakara Sûresinin ve Meryem Sûresinin başlarında bulunan şifreli harflerden Cifir İlmine göre tarih çıkararak:

    “Yâ Muhammed! Senin ümmetinin müddeti az olacaktır!” demişlerdi.

    Allah Resûlü de (asm) sâir sûrelerin başlarında bulunan şifreli harfleri Cifir İlmine göre yorumlayarak:

    “Az değil; daha var!” buyurdu. 2

    Cifir İlminin Hazret-i Ali (ra), Hazret-i Cafer-i Sadık (ra), Muhyiddin-i Arabî (ra) gibi bir çok İslâm ulemâsı ile birlikte asrımızda Üstad Bedîüzzaman (ra) tarafından da kullanıldığı ve muhtelif tarihlere, haberlere ve müjdelere işâret edildiği bilinmektedir. 3

    Cifir İlminin tarih boyunca kullanıldığı ve Kur’ân’dan da bu ilme dayanarak bazı tarih, haber ve müjdelerin çıkarıldığı doğrudur; ancak bu ilim, gaybı yalnız ve yalnız Allah’ın bildiği; Allah bildirmediği takdirde hiçbir kulun gaybı bilemeyeceği hakikatine gölge düşürecek şekilde kullanılamaz, kullanılmamıştır ve kullanılması doğru da değildir. Gaybı ancak ve ancak Allah (cc) bilir. Allah (cc) bildirmediği sürece kul gaybı bilmez. Bedîüzzaman Hazretleri (ra) Kur’ân’dan bu çerçevede verdiği haberlerde, “Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez!” hakîkatini hep hatırlatmış; “Gerçek ilim Allah katındaki ilimdir”4 âyetinin rehberliğinde yürümüştür.

    Netice olarak söylemeliyiz ki: Ebced hesabı geleceği keşfetmeye yeterli bir kaynak değildir. Gelecek Allah’ın ilminde, irâdesinde ve kudretindedir. Allah bildirmedikçe hiçbir kimse, hiçbir hesaplamayla yarının ne olacağı hakkında bir ön bilgiye veya tahmine sahip olamaz.

    Yani kısacası tahmin yürütülüyor.Benim düşünceme göre böyle olabilir deniyor.
    Belki üstteki bilgiler işine yarar ama senin soruna tam olarak cevapta vermiyo olabilir.


    Selametle.


  5. 16.Mayıs.2011, 16:44
    3
    ulas71
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2011
    Üye No: 87359
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Gayb ile ilgili ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır bu durum Kur'an-a aykırı değilmidir?

    Tam olarak sorduklarıma cevap vermiyor.
    Rabbimiz gaybın, sadece SEÇTİĞİ Rasullere bildirir ayetinde kesin olarak bildirdiğine göre kimin haddineki bazı hesaplarla yorum yaparak müslümanların kafasını karıştırıyorlar.(ayette BÜTÜN resuller bile demiyor)
    Kıyamet tarihi hakkında yorumlar, fetihlerin tarihi, risalei nurlara HZ. ALİ ve ABDÜLKADİR GEYLANİnin(ra) işaret ettiği ...


  6. 16.Mayıs.2011, 16:44
    3
    ulas71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Tam olarak sorduklarıma cevap vermiyor.
    Rabbimiz gaybın, sadece SEÇTİĞİ Rasullere bildirir ayetinde kesin olarak bildirdiğine göre kimin haddineki bazı hesaplarla yorum yaparak müslümanların kafasını karıştırıyorlar.(ayette BÜTÜN resuller bile demiyor)
    Kıyamet tarihi hakkında yorumlar, fetihlerin tarihi, risalei nurlara HZ. ALİ ve ABDÜLKADİR GEYLANİnin(ra) işaret ettiği ...


  7. 18.Mayıs.2011, 09:36
    4
    ulas71
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2011
    Üye No: 87359
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Gayb ile ilgili ebced hesaplarıyla bazı çıkarımlar yapılmaktadır bu durum Kur'an-a aykırı değilmidir?

    .....


  8. 18.Mayıs.2011, 09:36
    4
    ulas71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    .....





+ Yorum Gönder