Konusunu Oylayın.: Kur'an-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum
  1. 04.Mayıs.2011, 20:18
    1
    AydınlığaBak
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Şubat.2011
    Üye No: 85181
    Mesaj Sayısı: 103
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 24

    Kur'an-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum






    Kur'an-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum Mumsema SelamunAleyküm

    Kuran-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum yani İnternette Ayetlere raslarken okurken çok panik oluyorum ya bir kelimesini yanlış okursam günaha girerim falan yani bu okadar çok kasıyorki okuduğumu anlamıyorum bile


  2. 04.Mayıs.2011, 20:18
    1



    SelamunAleyküm

    Kuran-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum yani İnternette Ayetlere raslarken okurken çok panik oluyorum ya bir kelimesini yanlış okursam günaha girerim falan yani bu okadar çok kasıyorki okuduğumu anlamıyorum bile


    Benzer Konular

    - Namazlarda dahi aklına kötü kötü şeyler geliyor kendimi çok zor firenliyorum Mastürbasyon yapmamak i

    - RAHMAN Suresi 26. ayeti mealinde verilmek istenen mesaj nedir?

    - Cennet ibadetlerin karşılığı değildir cennet imanın armağanıdır mealinde bir hadis-i şerif var mıdır

    - Kendimi Affedemiyorum.

    - Kendimi anlatamamam

  3. 04.Mayıs.2011, 23:16
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Kuran-ı Kerim Mealinde Kendimi Kasıyorum




    Kur'anı Kerimi zorlanarak okumak hakkında hadis vardır. Öyle okumanın sevabı büyüktür.

    a. Hadis
    “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan hâfız, vahiy getiren şerefli meleklerle beraberdir. Kur’an’ı zorlanarak okuyana ise iki kat sevap vardır. ”446
    b. Şerh
    Bu hadiste Kur’an’ı güzel okuyan hâfızların üstünlüğü anlatılmaktadır. Önceki hadislerde olduğu gibi burada da mutlak olarak hâfızların üstünlüğü üzerinde durulmuyor. Kur’an’ı usulüne uygun, bir başka ifade ile hakkını vererek okuyan hâfızların meleklernezdindeki yerleri ifade ediliyor.
    Hadiste geçen “sefere” farklı şekillerde yorumlanmıştır. “Sefere”yi kimileri levh’i taşıyan ve Peygamberlere Allah’ın haberlerini ulaştıran meleklerdir derken,447 bazıları da bunun kulların amellerini yazan melekler olduğunu düşünmüş448 diğer bazıları da “sefere”den kastın Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara ulaştıran peygamberler olduğunu söylemişlerdir.449 “Sefere”yi Hz. Peygamberin ashabı olarak yorumlayanlar da olmuştur.450
    444Cuma (62), 5. 445Münâvî, a.g.e, I, 667.
    446Ahmedb. Hanbel, VI, 110; Buhârî, Tefsir417;Beyhakî, Sünenü’l-kübrâ, II, 395.
    447 Beğavî, Şerhu’s-sünne, IV, 430; Kadı İyâz, İkmâlü’l-Mu’lim, III, 166; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, VIII, 630; Aynî, Umdetü’l-kârî, XXV, 192; Münâvî, a.g.e, VI, 337; KamilMiras, Tercid-i Sarih tercemesi ve Şerhi, XI, 214; Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mâce Tercümesi ve Şerhi, IX, 568; Kandemir-ÇakanKüçük, a.g.e, V, 99; İrfânb. Selim, a.g.e, III, 39.
    448İbnMelek,Mebâriku’l-ezhâr, II, 422.
    449Nevevî, el-Minhâc, VI, 84; Tîbî, a.g.e, IV, 217; Kastallâni, İrşâdu’s-sârî, VII, 412; Suyûtî, ed-Dîbâc, III, 397; Ali el-Kârî, a.g.e, a. yer; İbn Allân, a.g.e, III, 417; Azîmâbâdî, a.g.e, IV, 230; Sehâranfûrî, a.g.e, VII, 288; Mübârekfûrî, a.g.e, VII, 322; Cabir Ahmed el-Osmânî, Fethu’l-mülhim, IV, 228; AhmedDavudoğlu, SahihiMüslim Tercüme ve Şerhi, IV, 359.
    450Mîrak’den naklen Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer.
    “Sefere” kelimesinin tefsirindeki bu farklı anlayışlar, kelimenin manasından kaynaklanmaktadır. Çünkü “sefere” kelimesi “sâfir” kelimesinin çoğuludur. Bu kelime de “aracı” manasını içine alır. Onun için bu farklı anlayış biçimleri ortaya çıkmıştır. Ama hepsinde müşterek olan nokta, her grubun gıptaya layık, beraber olunmaya değer efdal varlıklar oluşlarıdır.451 Biz de hadisi tercüme ederken, günümüzdeki Türkçe tercümelerin ekserisinin bu yönde olmasını göz önünde bulundurarak, Beğavî, Kadı İyaz, İbn Hacer, Aynî ve diğer bazı alimlerin görüşlerini, itibara alarak “sefere”yi vahiy getiren melekler olarak, ifade ettik.
    “Kirâm” ve “Berara” kelimeleri de “sefere”nin sıfatıdır ve günahlardan uzak, Allah’a itaat eden müttakilermanasına gelmektedir.452
    Hadiste Kur’an’ı güzel okuyan hâfızların vahiy getiren şerefli meleklerle birlikte olmasını, alimlerimiz “böyle kimseler elçilik görevi yapan meleklerin amelini işlediğinden onlarla meslektaştır veya âhirette onlarla beraber olacaktır” diyerek yorumlamışlardır.453 İbnü’l-Ârabî ise bu mertebeye sadece Kur’an’ı güzel okumakla erişilemeyeceğini kişinin aynı zamanda Kur’an’ı yaşayan biri olması gerektiğini kaydeder.454
    Hadiste üzerinde durulan bir diğer husus da Kur’an’ı zorlanarak okuyan kimselere iki kat sevap verilmesidir. Onlara verilen bu ecirlerden biri Kur’an’ı okuma diğeri de zorlanması nedeniyle455 alacağı sevaptır. Fakat böyle kimselerin alacağı iki kat sevap, güzel okuyan hâfızların kavuşacağı mertebeden daha kıymetli değildir.456 Hâfızların sevabı iki kat değil yedi yüz kata kadar çıkabilmektedir457 ve vahiy getiren melekler mertebesinde olma makamı yalnızca Kur’an’ı güzel okuyan hâfızlara nasip
    451Yeniel-Kayapınar, a.g.e, V, 404.
    452Zamehşerî, el-Fâik, II, 415; İbnü’l-Esir, en-Nihâye, I, 294.
    453 Kadı İyâz, a.g.e, a.yer; Nevevi, a.g.e, a.yer; İbn Melek, a.g.e, a.yer; İbn Hacer, a.g.e, VI, 107; Aynî, a.g.e, XIX, 280; Suyûtî, a.g.e, a.yer; Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer; Münâvî, a.g.e, a.yer; İbn Allân, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Cabir Ahmed el-Osmânî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, a.yer; Hatipoğlu, a.g.e, IX, 569; İrfân b. Selim, a.g.e, a.yer.
    454İbnü’l-Arabî, a.g.e, XI, 29.
    455 İbnü’l-Arabî zorlanarak okuyanlara verilecek iki kat sevabı, Kur’an’ı güzel okumaya ve ezberlemeye niyetetmesinden dolayı alacağını söyler. Bkz. İbnü’l-Arabî, a.g.e, XI, 29.
    456 Kadı İyâz, a.g.e, III, 167; Nevevi, a.g.e, VI, 85; Kirmânî, Kevâkibu’d-derârî, XIX; 181; İbn Melek, a.g.e, a.yer; İbn Hacer, a.g.e, a.yer; Aynî, a.g.e, a.yer; Tîbî, a.g.e, a.yer; Kastallâni, a.g.e, a.yer; Suyûtî, a.g.e, a.yer; Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer; İbn Allân, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Sehâranfûrî, a.g.e, a.yer; Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Cabir Ahmed el-Osmânî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, a.yer; Hatipoğlu, a.g.e, IX, 569; Yeniel-Kayapınar, a.g.e, a.yer; Kandemir-Çakan-Küçük, a.g.e, a.yer; İrfân b. Selim, a.g.e, a.yer.
    457Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer.

    olacağından, Kur’an’ı hıfz-u itkanla okuyamayanlar hiç bir zaman onlar kadar sevaba nail olamazlar.458
    Neticede Kur’an’ı usûlüne uygun, gereklerini yerine getirerek güzel okuyan bir hâfız, vahiy melekleri mesabesindedir. Onlarla meslektaştır. Ve âhirette de onlarla beraberdir. Kur’an’ı zorlanarak okuyan kimseler de Kur’an okurken çekmiş oldukları sıkıntılardan dolayı ayrıca sevap kazanırlar.
    5. Beşinci Hadis
    a. Hadis
    “Kur’ân’ı ezberleyen kimseler kıyamet günü cennet ehlinin reisleridir. ”459
    b. Şerh460
    Hz. Peygamber Kur’an’ı ezberleyen ve Kur’an hükümleriyle amel eden bir kimsenin ahirette ulaşacağı mertebeyi bildiriyor. Böyle kimseler dünyada iken ümmetin en şereflileri olma bahtiyarlığına ermiş, ahirette de Kur’an’ı hıfzetmelerine mükâfat olarakcennetlikler arasında onların reisi olma gibi bir makama kavuşmuşlardır.461
    458 Kadı İyâz, a.g.e, a.yer; Nevevi, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Sehâranfûrî, a.g.e, VII, 289;
    Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, IV, 360; Hatipoğlu, a.g.e, a.yer. 459Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebîr, III, 132.
    460 Sünen-i Dârimî tercümesinde (Abdullah Aydınlı, Sünen-i Dârimi, VI, 491) hadisteki “urafâ”kelimesi “sözcüler” diye tercüme edilmiştir. Araştırmamızda bu kelimenin böyle bir anlamına rastlayamadık. Araştırmamızda “urafâ” kelimesinin “arîf”in çoğulu olup “reisler” anlamına geldiğini gördük. (bkz. İbnü’l-Cevzî, Garîbü’l-hadîs, II, 87; İbnü’l-Esîr, a.g.e, II, 442; İbn Manzûr, a.g.e, IX, 236)
    461Münâvî, a.g.e, III, 526.


  4. 04.Mayıs.2011, 23:16
    2
    Devamlı Üye



    Kur'anı Kerimi zorlanarak okumak hakkında hadis vardır. Öyle okumanın sevabı büyüktür.

    a. Hadis
    “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan hâfız, vahiy getiren şerefli meleklerle beraberdir. Kur’an’ı zorlanarak okuyana ise iki kat sevap vardır. ”446
    b. Şerh
    Bu hadiste Kur’an’ı güzel okuyan hâfızların üstünlüğü anlatılmaktadır. Önceki hadislerde olduğu gibi burada da mutlak olarak hâfızların üstünlüğü üzerinde durulmuyor. Kur’an’ı usulüne uygun, bir başka ifade ile hakkını vererek okuyan hâfızların meleklernezdindeki yerleri ifade ediliyor.
    Hadiste geçen “sefere” farklı şekillerde yorumlanmıştır. “Sefere”yi kimileri levh’i taşıyan ve Peygamberlere Allah’ın haberlerini ulaştıran meleklerdir derken,447 bazıları da bunun kulların amellerini yazan melekler olduğunu düşünmüş448 diğer bazıları da “sefere”den kastın Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara ulaştıran peygamberler olduğunu söylemişlerdir.449 “Sefere”yi Hz. Peygamberin ashabı olarak yorumlayanlar da olmuştur.450
    444Cuma (62), 5. 445Münâvî, a.g.e, I, 667.
    446Ahmedb. Hanbel, VI, 110; Buhârî, Tefsir417;Beyhakî, Sünenü’l-kübrâ, II, 395.
    447 Beğavî, Şerhu’s-sünne, IV, 430; Kadı İyâz, İkmâlü’l-Mu’lim, III, 166; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, VIII, 630; Aynî, Umdetü’l-kârî, XXV, 192; Münâvî, a.g.e, VI, 337; KamilMiras, Tercid-i Sarih tercemesi ve Şerhi, XI, 214; Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mâce Tercümesi ve Şerhi, IX, 568; Kandemir-ÇakanKüçük, a.g.e, V, 99; İrfânb. Selim, a.g.e, III, 39.
    448İbnMelek,Mebâriku’l-ezhâr, II, 422.
    449Nevevî, el-Minhâc, VI, 84; Tîbî, a.g.e, IV, 217; Kastallâni, İrşâdu’s-sârî, VII, 412; Suyûtî, ed-Dîbâc, III, 397; Ali el-Kârî, a.g.e, a. yer; İbn Allân, a.g.e, III, 417; Azîmâbâdî, a.g.e, IV, 230; Sehâranfûrî, a.g.e, VII, 288; Mübârekfûrî, a.g.e, VII, 322; Cabir Ahmed el-Osmânî, Fethu’l-mülhim, IV, 228; AhmedDavudoğlu, SahihiMüslim Tercüme ve Şerhi, IV, 359.
    450Mîrak’den naklen Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer.
    “Sefere” kelimesinin tefsirindeki bu farklı anlayışlar, kelimenin manasından kaynaklanmaktadır. Çünkü “sefere” kelimesi “sâfir” kelimesinin çoğuludur. Bu kelime de “aracı” manasını içine alır. Onun için bu farklı anlayış biçimleri ortaya çıkmıştır. Ama hepsinde müşterek olan nokta, her grubun gıptaya layık, beraber olunmaya değer efdal varlıklar oluşlarıdır.451 Biz de hadisi tercüme ederken, günümüzdeki Türkçe tercümelerin ekserisinin bu yönde olmasını göz önünde bulundurarak, Beğavî, Kadı İyaz, İbn Hacer, Aynî ve diğer bazı alimlerin görüşlerini, itibara alarak “sefere”yi vahiy getiren melekler olarak, ifade ettik.
    “Kirâm” ve “Berara” kelimeleri de “sefere”nin sıfatıdır ve günahlardan uzak, Allah’a itaat eden müttakilermanasına gelmektedir.452
    Hadiste Kur’an’ı güzel okuyan hâfızların vahiy getiren şerefli meleklerle birlikte olmasını, alimlerimiz “böyle kimseler elçilik görevi yapan meleklerin amelini işlediğinden onlarla meslektaştır veya âhirette onlarla beraber olacaktır” diyerek yorumlamışlardır.453 İbnü’l-Ârabî ise bu mertebeye sadece Kur’an’ı güzel okumakla erişilemeyeceğini kişinin aynı zamanda Kur’an’ı yaşayan biri olması gerektiğini kaydeder.454
    Hadiste üzerinde durulan bir diğer husus da Kur’an’ı zorlanarak okuyan kimselere iki kat sevap verilmesidir. Onlara verilen bu ecirlerden biri Kur’an’ı okuma diğeri de zorlanması nedeniyle455 alacağı sevaptır. Fakat böyle kimselerin alacağı iki kat sevap, güzel okuyan hâfızların kavuşacağı mertebeden daha kıymetli değildir.456 Hâfızların sevabı iki kat değil yedi yüz kata kadar çıkabilmektedir457 ve vahiy getiren melekler mertebesinde olma makamı yalnızca Kur’an’ı güzel okuyan hâfızlara nasip
    451Yeniel-Kayapınar, a.g.e, V, 404.
    452Zamehşerî, el-Fâik, II, 415; İbnü’l-Esir, en-Nihâye, I, 294.
    453 Kadı İyâz, a.g.e, a.yer; Nevevi, a.g.e, a.yer; İbn Melek, a.g.e, a.yer; İbn Hacer, a.g.e, VI, 107; Aynî, a.g.e, XIX, 280; Suyûtî, a.g.e, a.yer; Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer; Münâvî, a.g.e, a.yer; İbn Allân, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Cabir Ahmed el-Osmânî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, a.yer; Hatipoğlu, a.g.e, IX, 569; İrfân b. Selim, a.g.e, a.yer.
    454İbnü’l-Arabî, a.g.e, XI, 29.
    455 İbnü’l-Arabî zorlanarak okuyanlara verilecek iki kat sevabı, Kur’an’ı güzel okumaya ve ezberlemeye niyetetmesinden dolayı alacağını söyler. Bkz. İbnü’l-Arabî, a.g.e, XI, 29.
    456 Kadı İyâz, a.g.e, III, 167; Nevevi, a.g.e, VI, 85; Kirmânî, Kevâkibu’d-derârî, XIX; 181; İbn Melek, a.g.e, a.yer; İbn Hacer, a.g.e, a.yer; Aynî, a.g.e, a.yer; Tîbî, a.g.e, a.yer; Kastallâni, a.g.e, a.yer; Suyûtî, a.g.e, a.yer; Ali el-Kârî, a.g.e, a.yer; İbn Allân, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Sehâranfûrî, a.g.e, a.yer; Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Cabir Ahmed el-Osmânî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, a.yer; Hatipoğlu, a.g.e, IX, 569; Yeniel-Kayapınar, a.g.e, a.yer; Kandemir-Çakan-Küçük, a.g.e, a.yer; İrfân b. Selim, a.g.e, a.yer.
    457Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer.

    olacağından, Kur’an’ı hıfz-u itkanla okuyamayanlar hiç bir zaman onlar kadar sevaba nail olamazlar.458
    Neticede Kur’an’ı usûlüne uygun, gereklerini yerine getirerek güzel okuyan bir hâfız, vahiy melekleri mesabesindedir. Onlarla meslektaştır. Ve âhirette de onlarla beraberdir. Kur’an’ı zorlanarak okuyan kimseler de Kur’an okurken çekmiş oldukları sıkıntılardan dolayı ayrıca sevap kazanırlar.
    5. Beşinci Hadis
    a. Hadis
    “Kur’ân’ı ezberleyen kimseler kıyamet günü cennet ehlinin reisleridir. ”459
    b. Şerh460
    Hz. Peygamber Kur’an’ı ezberleyen ve Kur’an hükümleriyle amel eden bir kimsenin ahirette ulaşacağı mertebeyi bildiriyor. Böyle kimseler dünyada iken ümmetin en şereflileri olma bahtiyarlığına ermiş, ahirette de Kur’an’ı hıfzetmelerine mükâfat olarakcennetlikler arasında onların reisi olma gibi bir makama kavuşmuşlardır.461
    458 Kadı İyâz, a.g.e, a.yer; Nevevi, a.g.e, a.yer; Azîmâbâdî, a.g.e, a.yer; Sehâranfûrî, a.g.e, VII, 289;
    Mübârekfûrî, a.g.e, a.yer; Davudoğlu, a.g.e, IV, 360; Hatipoğlu, a.g.e, a.yer. 459Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebîr, III, 132.
    460 Sünen-i Dârimî tercümesinde (Abdullah Aydınlı, Sünen-i Dârimi, VI, 491) hadisteki “urafâ”kelimesi “sözcüler” diye tercüme edilmiştir. Araştırmamızda bu kelimenin böyle bir anlamına rastlayamadık. Araştırmamızda “urafâ” kelimesinin “arîf”in çoğulu olup “reisler” anlamına geldiğini gördük. (bkz. İbnü’l-Cevzî, Garîbü’l-hadîs, II, 87; İbnü’l-Esîr, a.g.e, II, 442; İbn Manzûr, a.g.e, IX, 236)
    461Münâvî, a.g.e, III, 526.





+ Yorum Gönder