Konusunu Oylayın.: Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorum
  1. 17.Nisan.2011, 23:59
    1
    spicygirl104
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Aralık.2010
    Üye No: 81206
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorum






    Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorum Mumsema ben 21 yasında bi bayanım 6 ay önce kendi istek ve arzumla kapandım şuanda içinde bulundugum durumdan çok mutlu ve huzurluyum..kapandıktan sonra kendime olan güvenim ve Allaha olan yakınlığım dahada arttı sürekli dua etmek huzurlu olmak için şükretmek isitiyorum.Ama sanki hayatımda hiçbişey düzgün gitmiyor gibi bütün olumsuzluklar üst üste geliyo sanki Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyo sürekli üzülüyo ve mutsuz oluyorum.Ne olur bana yardım edin Allah rızası için sadece mutlu olmak ve Rabbime sığınmak istiyorum..şimdiden herkese teşekkür ediorum..


  2. 17.Nisan.2011, 23:59
    1



    ben 21 yasında bi bayanım 6 ay önce kendi istek ve arzumla kapandım şuanda içinde bulundugum durumdan çok mutlu ve huzurluyum..kapandıktan sonra kendime olan güvenim ve Allaha olan yakınlığım dahada arttı sürekli dua etmek huzurlu olmak için şükretmek isitiyorum.Ama sanki hayatımda hiçbişey düzgün gitmiyor gibi bütün olumsuzluklar üst üste geliyo sanki Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyo sürekli üzülüyo ve mutsuz oluyorum.Ne olur bana yardım edin Allah rızası için sadece mutlu olmak ve Rabbime sığınmak istiyorum..şimdiden herkese teşekkür ediorum..


    Benzer Konular

    - Sürekli cünüp oluyorum

    - Ablam açık giyiniyor annem üzülüyor, uyarıyoruz tersliyor benim ginahım diyor biz ne yapmalıyız ?

    - Hayatımda nedense ne zaman mutlu olmak istesem hep mutsuz oluyorum

    - Nasıl anlatsam bilmiyorum içinde bişeyler sürekli dinimize küfrediyor ama ben etmek istemiyorum

    - Eşimin ailesi eşime sürekli büyü yapıyorlar bizim aramız açılsın mutsuz olup ayrılmamız için,bu duru

  3. 18.Nisan.2011, 01:40
    2
    EarthQuake®
    Yolcu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Kasım.2009
    Üye No: 64514
    Mesaj Sayısı: 494
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Allah rızası için yardım edin lütfen..




    Selamun aleyküm kardeşim. Öncelikle kararlılığından ötürü seni tebrik ediyorum. Bu dünya imtihan dünyası. Herkesin küçük- büyük sıkıntıları var. Önemli olan bunun idrakına varabilmek, hayır ve şerrin Allah(cc)'tan geldiğini, başımıza gelen her duruma şükretmemiz gerektiğini bilmek. Sana olumsuz görünen şeyler belki hakkında hayırlıdır / hayırlı şeylere vesile olacaktır. Bunu zamanla gözlemleyebiliyor insan. O yüzden Allah'tan ümidini kesme, şükrünü ve ibadetlerini sürdür inşallah.

    Şu yazı sana faydalı olacaktır inşallah. Selametle.


    __________________________________________________ _____


    Dikensiz Gül Açıyor mu?


    Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi. Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız. Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz. Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:


    “Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.”(Duha, 3)


    Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam! Bu ne büyük ferahlık, değil mi?



    Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor .Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor imdada:




    “Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5-6)


    Garantiyi veren Yüce Allah! her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği mutlaka ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor. Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu, çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor.


    Rabbimiz Allah (c.c.), Resulümüz Muhammed (s.a.v) , Kitabımız Kur’an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı iman edip sabredenlerindir, Bunu biz değil Kur’an söylüyor, Kur’an konuşuyor:


    “Akıbet (hayırlı son, güzel sonuç) takva sahiplerinindir.” (Kasas, 83)


    Olayları, gelişmeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her şey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yığınla aleyhinize gelişmeler oluyor. Aslında Allah (c.c.) sisteminde lehte ya da aleyhte düzenlemeler söz konusu değil. Sadece olması gereken; olması gerektiği en uygun vakitte gelişiyor. Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:



    “…Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara 216)



    Biz bilemeyiz… Bilemeyiz bizim için iyi mi hayırlıdır kötü gözüken mi? Ama bildiğimizi sanıp, başımıza gelenlere yorum yaparız.
    Hani ayırırız ya hayır ve şer diye…
    Hani hep başımıza gelen hayır olsun isteriz ya…
    Hani hep kötü işler gelip beni mi buluyor deriz ya isyan edercesine…
    Hani gülü sever de dikenine yüzümüzü buruşturarak bakarız ya…
    Maksat hep güzelliklerin bize verilmesi midir, yoksa güzelliklere layık olunması mıdır hiç düşünmeyiz.
    Gülü severiz de dikenine burun kıvırırken, unuturuz dikeni yaratanın da gülü yaratanın da aynı olduğunu…


    Sevgiliden gelen her şeye katlanmalı, bilinmeli ki güle gül kokusunu veren dikendeki özsudur aslında.


    Daima O’nun gülüne de dikenine de razı olmak varken neden bilmeyiz ;
    Gül koklamak isteyenin, eline dikenin mutlaka batacağını…
    Unuturuz her nimetin bir külfeti olacağını…




    Hz. İbrahim; fakir ve yolda kalmışlara, mutlaka sofrasını açar, az çok ne varsa onlarla paylaşırdı. Rabbinin rızasını kazanmış bu yüce Peygamber; yine bir gün sofrasına kabul ettiği ama Allah’ın adını anmadan yemeğe başladığı için kızdığı bir kul için ne diyor Cenab-ı Hakk:

    ”Ya İbrahim! Ben bu kulumu, beni inkâr etmesine rağmen 40 yıldır besliyorum da, sen bir öğün mü doyuramadın?”


    Bize gül ikram edene nasıl teşekkür edeceğimizi bilemeyiz…
    Ama bu gülü ikram eden, üstelik sevgisini ve rahmetini her daim hissettiren Yüce Mevla’mıza nasıl teşekkür etmeyiz ki?
    Onun gönderdiği gülleri koklamaktan çekinmezken, dikenine neden nankörlük ederiz ki?


    Bizi sevgisinden yaratan yüce Allah, bizlere isteyerek zulüm yapmaz, zora koşmaz, bela ve musibetlerle sınamaz…


    Bunların hepsi, nefsimize uymadığından bizim düşüncelerimizde oluşan musibetlerden başkası değildir!


    Hele bir de; doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen sürecin
    O’nu daha çok anmamız, O’nun sevgisine daha çabuk ulaşmamız,
    O’na yönelmemiz, O’nun rızasını kazanmamız için geçen bir imtihan süreci olduğunu idrak edebilsek…


    Hele bir de; O’ndan gelen hayır ve şerre razı olabilsek, isyan etmeden “Rabbim benim için hayırlı olanı böyle takdir etti, o halde bana teslim olup O’na daha çok yönelmem gerek” diyebilsek…


    Hele bir de; “Yarabbi! her şeyi yaradan sensin. İşte sırf sen yarattın diye cennetine de razıyım, cehennemine de “ diyebilsek..


    Hele bir de; “ Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri.. İsteyene ver onları… Bana seni gerek seni” diyebilsek..


    Açıp ellerimizi de, bakalım avuçlarımıza…
    Dikensiz gül açıyor mu?



  4. 18.Nisan.2011, 01:40
    2



    Selamun aleyküm kardeşim. Öncelikle kararlılığından ötürü seni tebrik ediyorum. Bu dünya imtihan dünyası. Herkesin küçük- büyük sıkıntıları var. Önemli olan bunun idrakına varabilmek, hayır ve şerrin Allah(cc)'tan geldiğini, başımıza gelen her duruma şükretmemiz gerektiğini bilmek. Sana olumsuz görünen şeyler belki hakkında hayırlıdır / hayırlı şeylere vesile olacaktır. Bunu zamanla gözlemleyebiliyor insan. O yüzden Allah'tan ümidini kesme, şükrünü ve ibadetlerini sürdür inşallah.

    Şu yazı sana faydalı olacaktır inşallah. Selametle.


    __________________________________________________ _____


    Dikensiz Gül Açıyor mu?


    Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi. Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız. Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz. Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:


    “Rabbin seni bırakmadı ve darılmadı.”(Duha, 3)


    Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya, ne gam! Bu ne büyük ferahlık, değil mi?



    Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor .Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor imdada:




    “Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5-6)


    Garantiyi veren Yüce Allah! her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği mutlaka ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor. Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu, çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor.


    Rabbimiz Allah (c.c.), Resulümüz Muhammed (s.a.v) , Kitabımız Kur’an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı iman edip sabredenlerindir, Bunu biz değil Kur’an söylüyor, Kur’an konuşuyor:


    “Akıbet (hayırlı son, güzel sonuç) takva sahiplerinindir.” (Kasas, 83)


    Olayları, gelişmeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her şey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yığınla aleyhinize gelişmeler oluyor. Aslında Allah (c.c.) sisteminde lehte ya da aleyhte düzenlemeler söz konusu değil. Sadece olması gereken; olması gerektiği en uygun vakitte gelişiyor. Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:



    “…Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara 216)



    Biz bilemeyiz… Bilemeyiz bizim için iyi mi hayırlıdır kötü gözüken mi? Ama bildiğimizi sanıp, başımıza gelenlere yorum yaparız.
    Hani ayırırız ya hayır ve şer diye…
    Hani hep başımıza gelen hayır olsun isteriz ya…
    Hani hep kötü işler gelip beni mi buluyor deriz ya isyan edercesine…
    Hani gülü sever de dikenine yüzümüzü buruşturarak bakarız ya…
    Maksat hep güzelliklerin bize verilmesi midir, yoksa güzelliklere layık olunması mıdır hiç düşünmeyiz.
    Gülü severiz de dikenine burun kıvırırken, unuturuz dikeni yaratanın da gülü yaratanın da aynı olduğunu…


    Sevgiliden gelen her şeye katlanmalı, bilinmeli ki güle gül kokusunu veren dikendeki özsudur aslında.


    Daima O’nun gülüne de dikenine de razı olmak varken neden bilmeyiz ;
    Gül koklamak isteyenin, eline dikenin mutlaka batacağını…
    Unuturuz her nimetin bir külfeti olacağını…




    Hz. İbrahim; fakir ve yolda kalmışlara, mutlaka sofrasını açar, az çok ne varsa onlarla paylaşırdı. Rabbinin rızasını kazanmış bu yüce Peygamber; yine bir gün sofrasına kabul ettiği ama Allah’ın adını anmadan yemeğe başladığı için kızdığı bir kul için ne diyor Cenab-ı Hakk:

    ”Ya İbrahim! Ben bu kulumu, beni inkâr etmesine rağmen 40 yıldır besliyorum da, sen bir öğün mü doyuramadın?”


    Bize gül ikram edene nasıl teşekkür edeceğimizi bilemeyiz…
    Ama bu gülü ikram eden, üstelik sevgisini ve rahmetini her daim hissettiren Yüce Mevla’mıza nasıl teşekkür etmeyiz ki?
    Onun gönderdiği gülleri koklamaktan çekinmezken, dikenine neden nankörlük ederiz ki?


    Bizi sevgisinden yaratan yüce Allah, bizlere isteyerek zulüm yapmaz, zora koşmaz, bela ve musibetlerle sınamaz…


    Bunların hepsi, nefsimize uymadığından bizim düşüncelerimizde oluşan musibetlerden başkası değildir!


    Hele bir de; doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen sürecin
    O’nu daha çok anmamız, O’nun sevgisine daha çabuk ulaşmamız,
    O’na yönelmemiz, O’nun rızasını kazanmamız için geçen bir imtihan süreci olduğunu idrak edebilsek…


    Hele bir de; O’ndan gelen hayır ve şerre razı olabilsek, isyan etmeden “Rabbim benim için hayırlı olanı böyle takdir etti, o halde bana teslim olup O’na daha çok yönelmem gerek” diyebilsek…


    Hele bir de; “Yarabbi! her şeyi yaradan sensin. İşte sırf sen yarattın diye cennetine de razıyım, cehennemine de “ diyebilsek..


    Hele bir de; “ Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri.. İsteyene ver onları… Bana seni gerek seni” diyebilsek..


    Açıp ellerimizi de, bakalım avuçlarımıza…
    Dikensiz gül açıyor mu?



  5. 18.Nisan.2011, 01:44
    3
    EarthQuake®
    Yolcu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Kasım.2009
    Üye No: 64514
    Mesaj Sayısı: 494
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Allah rızası için yardım edin lütfen..

    Bir başka konu:


    Sıkıntı Anında Dua Etmek


    Duanın inen musibet için faydası, onun ortadan kalkması hafif atlatılması şeklinde olabilir. Yahut da Cenâb-ı Hakk’ın vereceği sabır ve mukavemet yoluyla da olabilir. Böylece musîbete tahammül edilir ve zararı hafif giderilir. Zaten gelmiş olan musibet karşısındaki sabırsızlık ve panik, musibeti katmerler. Mûsîbet ânında yapılacak duanın tesiri kesindir.
    Ebû Hureyre (r.a.) den rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasülullah (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Her kim zor ve sıkıntılı zamanlarda dualarının kabul edilmesini isterse, rahat zamanlarında çok dua etsin.” (Tirmîzi Daavat 3382)
    “Genişlik zamanında dua etmek kadar Allah’a hoş gelen birşey yoktur” (Tirmîzi)
    İnmeyen musîbete duanın faydası daha zahirdir. Henüz inmemiş olan belâ, duanın bereketiyle defedilip kaldırılabilir. >




    Nitekim Neml Sûresinin 62. âyetinde meâlen: “Yahut başı sıkılan kendisine dua ettiği vakit, onun duasını kabul edip, sıkıntıyı gideren, ve sizi yeryüzünün halifeleri yapar mı?”

    “İnsana bir nîmet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve kendine yönelir. Fakat O’na bir şer dokunduğu zaman da yalvarıp durur.” (Fussilet, 51)

    “İnsana bir darlık gelince yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarır. Biz darlığını giderince başına gelen darlıktan ötürü bize, hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böyle haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler süslü gösterildi.” (Yunus, 12)

    Ebû Hureyre (r.a.) Rasülullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Tahammül edilmez belâdan, sıkıntıya düşmekten, kazanın fena etkisinden ve düşmanın gülmesinden Allah’a sığınınız.” (Buhari, Müslim)

    Bu konuyla ilgili olarak şu hâdiseyi aktarmak yerinde olur inşaallah:

    Rasülullah’ın hatır-ı şerifi küffar, Yahudi, Nasara ve müşriklerden ötürü gayet rencide olmuştu. Kendisini himaye eden ve her zaman destekleyen Hz. Hatice ve amcası Ebû Tâlip’i kaybettikten sonra yapılan eziyetler de çoğaldı. Kendisini himaye edip insanlara tebliğ etmesinde yardımcı olacak birilerini arıyordu. Fakat hiç kimse ne müslüman oldu ne de himaye etmeye yanaştı. Ayrıca hakaret, zulüm, işkence ve alay edip yalanladılar. Âlemlerin efendisi çok yorgun ve pek hüzünlü idi.

    Mekkeli müşrikler Habib-i Ekrem Efendimize zulüm etmekten geri durmuyorlardı. Bütün bunların bir nebze hafifleyeceğini umarak Taife tebliğ için gitti.

    Fakat orada da karşılaştığı eziyetler Efendimizi derinden üzdü. Bunların üzerine Rasülullah, Tâif’ten dönerken şu duayı yaptı:

    “Allah’ım! Gücümün zayıflığını, takatimin ağırlığını, insanlar arasında horlanmamı sana şikâyet ederim. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Sen mustaz’afların Rabbisin. Sen Benim Rabbimsin. Beni kime havale ediyorsun? Uzakta olup bana hücum edene mi ? Yahut işlerimi kendisinin eline verdiğin düşmana mı? Eğer senin üzerimde gazabın yoksa gerisine aldırmam. Yalnız afiyetin benim için daha geniş ve daha elverişlidir. Karanlıkların kendisiyle aydınlandığı, dünya ve âhiret işlerinin kendisiyle düzeldiği yüzünün nuruna sığınırım. Gazabının üstüme gelmesinden, öfkenin bana inişinden sana sığınırım. Rızânı alana kadar eşiğine yüz sürmeye razıyım. Güç ve kuvvet yalnız elindedir.” (Said Havva, Muhammed Rasulullah s.113)

    EarthQuake® Studios




  6. 18.Nisan.2011, 01:44
    3
    Bir başka konu:


    Sıkıntı Anında Dua Etmek


    Duanın inen musibet için faydası, onun ortadan kalkması hafif atlatılması şeklinde olabilir. Yahut da Cenâb-ı Hakk’ın vereceği sabır ve mukavemet yoluyla da olabilir. Böylece musîbete tahammül edilir ve zararı hafif giderilir. Zaten gelmiş olan musibet karşısındaki sabırsızlık ve panik, musibeti katmerler. Mûsîbet ânında yapılacak duanın tesiri kesindir.
    Ebû Hureyre (r.a.) den rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasülullah (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Her kim zor ve sıkıntılı zamanlarda dualarının kabul edilmesini isterse, rahat zamanlarında çok dua etsin.” (Tirmîzi Daavat 3382)
    “Genişlik zamanında dua etmek kadar Allah’a hoş gelen birşey yoktur” (Tirmîzi)
    İnmeyen musîbete duanın faydası daha zahirdir. Henüz inmemiş olan belâ, duanın bereketiyle defedilip kaldırılabilir. >




    Nitekim Neml Sûresinin 62. âyetinde meâlen: “Yahut başı sıkılan kendisine dua ettiği vakit, onun duasını kabul edip, sıkıntıyı gideren, ve sizi yeryüzünün halifeleri yapar mı?”

    “İnsana bir nîmet verdiğimiz zaman yüz çevirir ve kendine yönelir. Fakat O’na bir şer dokunduğu zaman da yalvarıp durur.” (Fussilet, 51)

    “İnsana bir darlık gelince yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarır. Biz darlığını giderince başına gelen darlıktan ötürü bize, hiç yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böyle haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler süslü gösterildi.” (Yunus, 12)

    Ebû Hureyre (r.a.) Rasülullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Tahammül edilmez belâdan, sıkıntıya düşmekten, kazanın fena etkisinden ve düşmanın gülmesinden Allah’a sığınınız.” (Buhari, Müslim)

    Bu konuyla ilgili olarak şu hâdiseyi aktarmak yerinde olur inşaallah:

    Rasülullah’ın hatır-ı şerifi küffar, Yahudi, Nasara ve müşriklerden ötürü gayet rencide olmuştu. Kendisini himaye eden ve her zaman destekleyen Hz. Hatice ve amcası Ebû Tâlip’i kaybettikten sonra yapılan eziyetler de çoğaldı. Kendisini himaye edip insanlara tebliğ etmesinde yardımcı olacak birilerini arıyordu. Fakat hiç kimse ne müslüman oldu ne de himaye etmeye yanaştı. Ayrıca hakaret, zulüm, işkence ve alay edip yalanladılar. Âlemlerin efendisi çok yorgun ve pek hüzünlü idi.

    Mekkeli müşrikler Habib-i Ekrem Efendimize zulüm etmekten geri durmuyorlardı. Bütün bunların bir nebze hafifleyeceğini umarak Taife tebliğ için gitti.

    Fakat orada da karşılaştığı eziyetler Efendimizi derinden üzdü. Bunların üzerine Rasülullah, Tâif’ten dönerken şu duayı yaptı:

    “Allah’ım! Gücümün zayıflığını, takatimin ağırlığını, insanlar arasında horlanmamı sana şikâyet ederim. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin. Sen mustaz’afların Rabbisin. Sen Benim Rabbimsin. Beni kime havale ediyorsun? Uzakta olup bana hücum edene mi ? Yahut işlerimi kendisinin eline verdiğin düşmana mı? Eğer senin üzerimde gazabın yoksa gerisine aldırmam. Yalnız afiyetin benim için daha geniş ve daha elverişlidir. Karanlıkların kendisiyle aydınlandığı, dünya ve âhiret işlerinin kendisiyle düzeldiği yüzünün nuruna sığınırım. Gazabının üstüme gelmesinden, öfkenin bana inişinden sana sığınırım. Rızânı alana kadar eşiğine yüz sürmeye razıyım. Güç ve kuvvet yalnız elindedir.” (Said Havva, Muhammed Rasulullah s.113)

    EarthQuake® Studios




  7. 18.Nisan.2011, 04:30
    4
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: Allah rızası için yardım edin lütfen..

    Alıntı
    spicygirl104
    ben 21 yasında bi bayanım 6 ay önce kendi istek ve arzumla kapandım şuanda içinde bulundugum durumdan çok mutlu ve huzurluyum..kapandıktan sonra kendime olan güvenim ve Allaha olan yakınlığım dahada arttı sürekli dua etmek huzurlu olmak için şükretmek isitiyorum.Ama sanki hayatımda hiçbişey düzgün gitmiyor gibi bütün olumsuzluklar üst üste geliyo sanki Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyo sürekli üzülüyo ve mutsuz oluyorum.Ne olur bana yardım edin Allah rızası için sadece mutlu olmak ve Rabbime sığınmak istiyorum..şimdiden herkese teşekkür ediorum..
    Muhterem hanım kızımız...Ne mutlu sana ki kapanmışsın.Elbette ki Bbu kapanmaya alışamadın gibi geliyor bana..Nefsin ve şeytanın vesvesesi seni rahatsız ediyor.Sana daha güzel başka bir tavsiyelerim olacak .O da şudur.Hayatında çok mutlu olmak istiyorsan öncelikle kendini Allah'a ve resulüne adayasın.Sonra O'nun aşık kulu olmaya gayret gösteresin.Haram ve helallere dikkat edesin.Güzel ahlak sahibi olmaya çalışasın.Devamlı Mevla'yı zikredesin.gözlerini erkeklere bakmaktan beri almaya çalışasın,Az konuşup az yiyesin.Geceleri teheccüd namazına kalkasın.Kısacası Kur'an ve sünnete uyasın.Resulullah efendimizi tehayyül edesin.Onun arkasından her zaman gidermiş gibi düşünesin.İşte bu saydıklarımı yaparsan hayatın çok mutlu geçer.Ancak Allah'a aşık olmak kolay değildir.Sen olmaya çalış duanı yap, Allah'a tevekkül et gerisi gelir.Kimseyle tartışma, her zaman Kur'an oku ve anlamını öğrenmeye çalış.Bütün bunları yaptığında saliha bir kul olmuş olursun.Allah böyle kulları cennetle müjdeliyor.İnsanlarla iyi geçinmeye çalışGüler yüzlü tatlı dili ol.Bakın o zaman seni Allah'da sever kullarda...Allahın sevdiği kul kurtuluşa erer vesselam.

    Allah sana yar ve yardımcın olsun.Bu yolda sana yardım etsin.Allah için gözlerinden yaşlar akıt için açılır.Günahlarının hatırla için huzurla dolar.Bunlar senin için altından da kıymetlidir.kalbinden dünya sevgisini, haris olmayı terket kidünya senin arkandan gelsin.Allah seni Rabiatül Adviyye veya Hz.Fatıma Hz.leri gibi eylesin.Allah'a emanet ol Selamün aleyküm..

    DERMAN ARAR İDİM DERDİME
    DERDİM BANA DERMAN İMİŞ
    BURHAN ARAR İDİM KENDİME
    ASLIM BANA BURHAN İMİŞ
    Sağım solum gözler idim
    Dost yüzünü görsem deyü
    Taşralarda arar idim
    Ol cân içinde cân imiş.

    Öyle sanırdın ayrıyım
    Dost gayrıdır ben gayrıyım
    Benden görüp işiteni
    Bildim ki o cânan imiş.

    Savm u selât u hacc ile
    Sanma biter zâhid işin
    İnsân-ı kâmil olmağa
    Lâzım olan irfan imiş.



  8. 18.Nisan.2011, 04:30
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    spicygirl104
    ben 21 yasında bi bayanım 6 ay önce kendi istek ve arzumla kapandım şuanda içinde bulundugum durumdan çok mutlu ve huzurluyum..kapandıktan sonra kendime olan güvenim ve Allaha olan yakınlığım dahada arttı sürekli dua etmek huzurlu olmak için şükretmek isitiyorum.Ama sanki hayatımda hiçbişey düzgün gitmiyor gibi bütün olumsuzluklar üst üste geliyo sanki Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyo sürekli üzülüyo ve mutsuz oluyorum.Ne olur bana yardım edin Allah rızası için sadece mutlu olmak ve Rabbime sığınmak istiyorum..şimdiden herkese teşekkür ediorum..
    Muhterem hanım kızımız...Ne mutlu sana ki kapanmışsın.Elbette ki Bbu kapanmaya alışamadın gibi geliyor bana..Nefsin ve şeytanın vesvesesi seni rahatsız ediyor.Sana daha güzel başka bir tavsiyelerim olacak .O da şudur.Hayatında çok mutlu olmak istiyorsan öncelikle kendini Allah'a ve resulüne adayasın.Sonra O'nun aşık kulu olmaya gayret gösteresin.Haram ve helallere dikkat edesin.Güzel ahlak sahibi olmaya çalışasın.Devamlı Mevla'yı zikredesin.gözlerini erkeklere bakmaktan beri almaya çalışasın,Az konuşup az yiyesin.Geceleri teheccüd namazına kalkasın.Kısacası Kur'an ve sünnete uyasın.Resulullah efendimizi tehayyül edesin.Onun arkasından her zaman gidermiş gibi düşünesin.İşte bu saydıklarımı yaparsan hayatın çok mutlu geçer.Ancak Allah'a aşık olmak kolay değildir.Sen olmaya çalış duanı yap, Allah'a tevekkül et gerisi gelir.Kimseyle tartışma, her zaman Kur'an oku ve anlamını öğrenmeye çalış.Bütün bunları yaptığında saliha bir kul olmuş olursun.Allah böyle kulları cennetle müjdeliyor.İnsanlarla iyi geçinmeye çalışGüler yüzlü tatlı dili ol.Bakın o zaman seni Allah'da sever kullarda...Allahın sevdiği kul kurtuluşa erer vesselam.

    Allah sana yar ve yardımcın olsun.Bu yolda sana yardım etsin.Allah için gözlerinden yaşlar akıt için açılır.Günahlarının hatırla için huzurla dolar.Bunlar senin için altından da kıymetlidir.kalbinden dünya sevgisini, haris olmayı terket kidünya senin arkandan gelsin.Allah seni Rabiatül Adviyye veya Hz.Fatıma Hz.leri gibi eylesin.Allah'a emanet ol Selamün aleyküm..

    DERMAN ARAR İDİM DERDİME
    DERDİM BANA DERMAN İMİŞ
    BURHAN ARAR İDİM KENDİME
    ASLIM BANA BURHAN İMİŞ
    Sağım solum gözler idim
    Dost yüzünü görsem deyü
    Taşralarda arar idim
    Ol cân içinde cân imiş.

    Öyle sanırdın ayrıyım
    Dost gayrıdır ben gayrıyım
    Benden görüp işiteni
    Bildim ki o cânan imiş.

    Savm u selât u hacc ile
    Sanma biter zâhid işin
    İnsân-ı kâmil olmağa
    Lâzım olan irfan imiş.



  9. 18.Nisan.2011, 14:01
    5
    şaf_ak
    ...MüPteLaNıM...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Aralık.2007
    Üye No: 5730
    Mesaj Sayısı: 1,134
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 18
    Yaş: 30

    Cevap: Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorumNe olur bana yardım edin Allah rızası i

    Allah cc razı olsun EarthQuake® kardeşim ve Ufkuaçık abi..


  10. 18.Nisan.2011, 14:01
    5
    ...MüPteLaNıM...
    Allah cc razı olsun EarthQuake® kardeşim ve Ufkuaçık abi..


  11. 18.Nisan.2011, 20:20
    6
    spicygirl104
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Aralık.2010
    Üye No: 81206
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Cevap: Rabbime yaklaşmamı bişeyler engelliyor sürekli üzülüyor ve mutsuz oluyorumNe olur bana yardım edin Allah rızası i

    mesajıma cevap yazdığınız ve bana yardımcı olmaya çalıştığınız için teşekkür ederim Allah hepinizden razı olsun..


  12. 18.Nisan.2011, 20:20
    6
    mesajıma cevap yazdığınız ve bana yardımcı olmaya çalıştığınız için teşekkür ederim Allah hepinizden razı olsun..





+ Yorum Gönder