Konusunu Oylayın.: Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir

5 üzerinden 4.91 | Toplam : 11 kişi
Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir
  1. 28.Mart.2011, 18:53
    1
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir






    Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir Mumsema Fatih Sultan Mehmet
    patates yemişmidir cevaplarsanız sevinirim şimdiden Allah razı olsun...


  2. 28.Mart.2011, 18:53
    1
    Devamlı Üye



    Fatih Sultan Mehmet
    patates yemişmidir cevaplarsanız sevinirim şimdiden Allah razı olsun...


    Benzer Konular

    - Fatih Sultan Mehmet Camii

    - Fatih sultan mehmet ve mücadelesi

    - Fatih sultan mehmet ve fetih

    - Fatih Sultan Mehmet

    - Bir Ayet ve Fatih Sultan Mehmet

  3. 28.Mart.2011, 19:32
    2
    GÖKHÜKÜMDAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2009
    Üye No: 64293
    Mesaj Sayısı: 226
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: antalya

    Cevap: Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir




    FATİH SULTAN MEHMET patates yememiştir çünkü patates varlığından haberleri yoktur
    ______________

    Alçakgönüllü sebzemiz patates nasıl olduysa ilk olarak Amerika kıtasında yeşermiş. İnkalar ona tanrısal bir anlam yüklemişler. İspanyol istilacılar Güney Amerika kıtasında bugün Peru olarak bildiğimiz ülkeyi işgal ettiklerinde İnka hazineleri kadar patates de dikkatlerini çekmiş. Keşif ve istilanın başındaki kumandan Pizzaro, tamı tamına 1535 yılında patatesi İspanya kralına takdim etmiş. Ne var ki kral hazretleri bu tanıştırmadan pek hoşlanmamışlar.

    Bundan yaklaşık elli yıl sonra, bu kez bir İngiliz soylusu, Sir Walter Raleigh, Virginia'da patatesi yeniden keşfetmiş. İngiltere'ye getirmiş. Patates burada halk arasında ciddi bir ilgi görmüş.

    Zamanla önce İtalya'da, sonra da Almanya, Rusya ve Fransa'da patates tarımı başlamış. Ancak İngiltere'nin aksine, buralarda patatese bir hayvan yemi muamelesi layık görülmüş. Bir de patates yetiştirilen bölgelerdeki köylüler yemeklerini yapmışlar bu sebzenin.

    Patatesi bugünkü burjuva mutfaklarına kabul ettiren adam, bir Fransız kimyacısı, Antoine Augustin Parmentier'dir. Aynı zamanda Fransız ordusunda subay olan Parmentier, patatesin faydaları üzerine ciddi araştırmalar yapmıştır.

    O dönemlerde Avrupa'nın kıtlık tehlikesiyle karşılaşmış olması Parmentier'yi patatesi savunma konusunda daha da cesaretlendirmişti. Patatesin yararları üzerine bilimsel kitapçıklar yayınlamıştı. Bu çalışmaları geniş yankı uyandırdı. Sonunda Fransa Kralı kendisine Paris civarında tarlalar tahsis etti ve Parmentier oralarda patates yetiştirmeye başladı.

    Yüzyıllar sonra Avrupa, patatesi bir kez daha ve bu kez Amerikalılar aracılığıyla keşfetti ve sebzemiz fast food adı verilen kültürün başrol oyuncusu oldu.

    Patatesin besleyiciliği hakkında spekülasyonlar çok. Fazla kilolu olan kişilere ''patates çuvalı gibisin'' denmesi basit bir benzetmeden kaynaklanmıyor. Bu sözlerde patatesin şişmanlattığı iması da yer alıyor. Oysa patates hiç yağ içermez. Orta boy haşlanmış ya da fırında pişirilmiş bir patates sadece 100 kalori verir. Buna karşılık patates lifli bir besindir. Bir C vitamini ve B6 vitamini deposudur. Demir de içerir.

    Portakal ve domates kadar olmasa da patates elma, armut ve ayvadan daha fazla C vitamini içerir. Her gün 200-300 gram büyüklüğünde bir patates yenmesi halinde, vücudun günlük C vitamini ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir.

    Son yapılan çalışmalarda patatesin bir nitrik asit ve çinko deposu olduğu da gösterildi. Dolayısıyla özellikle ishal veya mide-barsak sistemi bozukluklarında değerli bir diyet.

    Patates ağırlıklı beslenenlerde beyin kanaması sıklığının %6 oranında azaldığı, akciğer kapasitesinin ise anlamlı artış gösterdiği bildirilmiş. Patatesin bayanlarda göğüs kanseri riskini azalttığına da inanılıyor.

    Nadiren allerjik bazı reaksiyonlara yol açtığı da söyleniyor. Ciltte döküntü, kaşıntı gözlenebiliyor.

    Patates "sıradan sebze" muamelesi görmeye alışık, ucuzluğu ile şöhret kazanmış bir sebze. Giderek tüm dünya ülkelerinde menünün başköşesine oturma yolunda ilerliyor.

    Son raporlarda Polonya'lı ailelerin %90 kadarının her gün patates yediği ifade ediliyor.

    Ama yine de meyve ve sebze yeme oranları her toplumda oldukça düşük. İsviçre'de tüm nüfusun %25'i hiç meyve veya sebze yemiyor. Amerika'da ise %22 hiç sebze yemiyor, %45 de meyveye dokunmuyor.

    Ancak unutmayınız ki Amerika'da her yıl 15 milyon hektar toprağa mısır, pamuk ve patates ekiliyor.

    Türklerin patatesli geçmişleri ise nispeten yeni. Ancak geçen yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa görmüş olanlarımız yurda dönüşlerinde arar olmuşlar bu sebzeyi. Zamanla İstanbul'da egzotik bir yiyecek olarak yaygınlaşmış patates.

    Burhan Oğuz, muhtemelen 1800'lerin son yıllarını kastederek, patatesin yıllık ithalatının beş bin tonu bulduğunu yazıyor. Bu ithalatı önlemek için, tek alıcı olan İstanbul yakınlarında patates yetiştirilmesi öngörülmüş. İlk ekim, Sakarya Nehri vadisinde Akova'da gerçekleştirilmiş. Boğaz'ın Karadeniz kıyılarında ekilmiş.

    Nihayet Alman uzmanlar Adapazarı civarında bir deneme istasyonu kurmuşlar. Burhan Oğuz, ''1895 yılında merkezi yaylada ilk patates kültürünün tecrübesine Alman uzman Dr. Hermann memur edilmiş olup şimdiki cinsleri o günlerin çalışmalarına borçlu oluyoruz'' diye yazıyor.

    ___________________

    yukarıda kısaca patatesin tarihidir


  4. 28.Mart.2011, 19:32
    2
    Devamlı Üye



    FATİH SULTAN MEHMET patates yememiştir çünkü patates varlığından haberleri yoktur
    ______________

    Alçakgönüllü sebzemiz patates nasıl olduysa ilk olarak Amerika kıtasında yeşermiş. İnkalar ona tanrısal bir anlam yüklemişler. İspanyol istilacılar Güney Amerika kıtasında bugün Peru olarak bildiğimiz ülkeyi işgal ettiklerinde İnka hazineleri kadar patates de dikkatlerini çekmiş. Keşif ve istilanın başındaki kumandan Pizzaro, tamı tamına 1535 yılında patatesi İspanya kralına takdim etmiş. Ne var ki kral hazretleri bu tanıştırmadan pek hoşlanmamışlar.

    Bundan yaklaşık elli yıl sonra, bu kez bir İngiliz soylusu, Sir Walter Raleigh, Virginia'da patatesi yeniden keşfetmiş. İngiltere'ye getirmiş. Patates burada halk arasında ciddi bir ilgi görmüş.

    Zamanla önce İtalya'da, sonra da Almanya, Rusya ve Fransa'da patates tarımı başlamış. Ancak İngiltere'nin aksine, buralarda patatese bir hayvan yemi muamelesi layık görülmüş. Bir de patates yetiştirilen bölgelerdeki köylüler yemeklerini yapmışlar bu sebzenin.

    Patatesi bugünkü burjuva mutfaklarına kabul ettiren adam, bir Fransız kimyacısı, Antoine Augustin Parmentier'dir. Aynı zamanda Fransız ordusunda subay olan Parmentier, patatesin faydaları üzerine ciddi araştırmalar yapmıştır.

    O dönemlerde Avrupa'nın kıtlık tehlikesiyle karşılaşmış olması Parmentier'yi patatesi savunma konusunda daha da cesaretlendirmişti. Patatesin yararları üzerine bilimsel kitapçıklar yayınlamıştı. Bu çalışmaları geniş yankı uyandırdı. Sonunda Fransa Kralı kendisine Paris civarında tarlalar tahsis etti ve Parmentier oralarda patates yetiştirmeye başladı.

    Yüzyıllar sonra Avrupa, patatesi bir kez daha ve bu kez Amerikalılar aracılığıyla keşfetti ve sebzemiz fast food adı verilen kültürün başrol oyuncusu oldu.

    Patatesin besleyiciliği hakkında spekülasyonlar çok. Fazla kilolu olan kişilere ''patates çuvalı gibisin'' denmesi basit bir benzetmeden kaynaklanmıyor. Bu sözlerde patatesin şişmanlattığı iması da yer alıyor. Oysa patates hiç yağ içermez. Orta boy haşlanmış ya da fırında pişirilmiş bir patates sadece 100 kalori verir. Buna karşılık patates lifli bir besindir. Bir C vitamini ve B6 vitamini deposudur. Demir de içerir.

    Portakal ve domates kadar olmasa da patates elma, armut ve ayvadan daha fazla C vitamini içerir. Her gün 200-300 gram büyüklüğünde bir patates yenmesi halinde, vücudun günlük C vitamini ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir.

    Son yapılan çalışmalarda patatesin bir nitrik asit ve çinko deposu olduğu da gösterildi. Dolayısıyla özellikle ishal veya mide-barsak sistemi bozukluklarında değerli bir diyet.

    Patates ağırlıklı beslenenlerde beyin kanaması sıklığının %6 oranında azaldığı, akciğer kapasitesinin ise anlamlı artış gösterdiği bildirilmiş. Patatesin bayanlarda göğüs kanseri riskini azalttığına da inanılıyor.

    Nadiren allerjik bazı reaksiyonlara yol açtığı da söyleniyor. Ciltte döküntü, kaşıntı gözlenebiliyor.

    Patates "sıradan sebze" muamelesi görmeye alışık, ucuzluğu ile şöhret kazanmış bir sebze. Giderek tüm dünya ülkelerinde menünün başköşesine oturma yolunda ilerliyor.

    Son raporlarda Polonya'lı ailelerin %90 kadarının her gün patates yediği ifade ediliyor.

    Ama yine de meyve ve sebze yeme oranları her toplumda oldukça düşük. İsviçre'de tüm nüfusun %25'i hiç meyve veya sebze yemiyor. Amerika'da ise %22 hiç sebze yemiyor, %45 de meyveye dokunmuyor.

    Ancak unutmayınız ki Amerika'da her yıl 15 milyon hektar toprağa mısır, pamuk ve patates ekiliyor.

    Türklerin patatesli geçmişleri ise nispeten yeni. Ancak geçen yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa görmüş olanlarımız yurda dönüşlerinde arar olmuşlar bu sebzeyi. Zamanla İstanbul'da egzotik bir yiyecek olarak yaygınlaşmış patates.

    Burhan Oğuz, muhtemelen 1800'lerin son yıllarını kastederek, patatesin yıllık ithalatının beş bin tonu bulduğunu yazıyor. Bu ithalatı önlemek için, tek alıcı olan İstanbul yakınlarında patates yetiştirilmesi öngörülmüş. İlk ekim, Sakarya Nehri vadisinde Akova'da gerçekleştirilmiş. Boğaz'ın Karadeniz kıyılarında ekilmiş.

    Nihayet Alman uzmanlar Adapazarı civarında bir deneme istasyonu kurmuşlar. Burhan Oğuz, ''1895 yılında merkezi yaylada ilk patates kültürünün tecrübesine Alman uzman Dr. Hermann memur edilmiş olup şimdiki cinsleri o günlerin çalışmalarına borçlu oluyoruz'' diye yazıyor.

    ___________________

    yukarıda kısaca patatesin tarihidir


  5. 30.Mart.2011, 18:48
    3
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Cevap: Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir

    Şükür her nimetten haberdarız.
    Elhamdüllillah.
    Konu için Allah razı olsun.


  6. 30.Mart.2011, 18:48
    3
    Küllinefsin zaikatül mevt
    Şükür her nimetten haberdarız.
    Elhamdüllillah.
    Konu için Allah razı olsun.


  7. 11.Eylül.2015, 23:21
    4
    Misafir

    Cevap: Fatih Sultan Mehmet patates yemişmidir

    Asya Kıtası ve Avrupa Kıtası da bulunmayan ve yetişmeyen Domates,Kakao ve Patates gibi daha bir çok meyve ve sebze vardır bu ürünler Amerikanın keşfedilmesinden sonra ortaya çıkmıştır ne gariptir ki bu ürünler Avrupa ve Asya'da o kadar çok değerli hale gelmiştir ki Avrupa'dan bir gemi altın gidiyorsa Amerikan bir gemi patates geliyordu.
    Nitekim bu ürünler Avrupa'da ve Asya'da yetişmeye ve pazara sürülmeye başlanması 1700'lu ve sonrasındadır.
    Fatih Sultan Mehmet 1400'lü yıllarda doğup öldüğü için bu ürünleri ne görmüş ne'de tatmıştır.


    Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.
    Elimden geldiğince kısa ve öz yazmaya çalıştım.


  8. 11.Eylül.2015, 23:21
    4
    ERBİL DUMAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ERBİL DUMAN
    Misafir
    Asya Kıtası ve Avrupa Kıtası da bulunmayan ve yetişmeyen Domates,Kakao ve Patates gibi daha bir çok meyve ve sebze vardır bu ürünler Amerikanın keşfedilmesinden sonra ortaya çıkmıştır ne gariptir ki bu ürünler Avrupa ve Asya'da o kadar çok değerli hale gelmiştir ki Avrupa'dan bir gemi altın gidiyorsa Amerikan bir gemi patates geliyordu.
    Nitekim bu ürünler Avrupa'da ve Asya'da yetişmeye ve pazara sürülmeye başlanması 1700'lu ve sonrasındadır.
    Fatih Sultan Mehmet 1400'lü yıllarda doğup öldüğü için bu ürünleri ne görmüş ne'de tatmıştır.


    Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.
    Elimden geldiğince kısa ve öz yazmaya çalıştım.





+ Yorum Gönder