Konusunu Oylayın.: Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem
  1. 22.Mart.2011, 20:40
    1
    semamca_07
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2010
    Üye No: 77308
    Mesaj Sayısı: 73
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32

    Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem






    Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem Mumsema Öncelikle hayırlı akşamlar izninizle bir sorum olacak bu aklıma çok takılan bir soru bizim ömrümüz ortalama 60-70 yıl bu 60-70 yıllık hayatımızda günahta işliyoruz sevapta Allah insanı bir anneden daha çok sevip şefkat gösteriyor bunuda biliyorum ama mesela cehennem azabı ile yazıları okuduğum zaman dünyada çekebileceğimiz en büyük acılardan bile kat kat acılar çekeceğiz yanacağız peki Rabbimiz bizi bu kadar severken şefkat ederken niye bu kadar azap içinde olmamıza müsaade ediyor birde aşağıdaki yazıyıda okursanız sormak istediğimi daha iyi anlarsınız.

    Bir hukbe seksen senedir. Her senesi üçyüzaltmış gündür. Her günü, seksen dünya senesidir.
    Namaz Kilmayanin Çekecegİ Azaplar Kazâya kalan namazı kılacak kadar vakitlerin herbiri geçtikçe, bu bir namazın günâhı kat kat artar. Ya birkaç namaz olursa, cezâsı çok çetin olur. Her ne pahasına olursa olsun, kılmadığımız veya kılamadığımız namazlarımızı bir ân önce, kazâ etmek ve affı için tevbe etmek, çok yalvarmak lâzımdır. Namaz kılmayanın, Allahü teâlânın büyüklüğü karşısında titremesi, erimesi lâzımdır.


    Bu yukarıdaki yazıdan örnek alırsak mesela bir
    hukbe seksen senedir. Her senesi üçyüzaltmış gündür. Her günü, seksen dünya senesidir, bizim kılmadığımız bir vakit namaz için bu kadar azap çok ağır değilmi bizim ömrümüz ahiretin bir gününe bile denk gelmiyorken kılmadığımız bir vakit namazı için insan ömründen kat kat uzun azap çok ağır değilmi bu sadece bir vakit için birde 20 yıllık borcun olduğunu düşünürsen eğer cehennemden çıkamayız bu kadar azap niye sadece merakımdan soruyorum bilgilenmek için 7 8 aydır aralıksız namazlarımı kılıyorum ama önceki borçlarım çok tabiki duruyor Allah nasip ederde ömrümüz yeterse yavaş yavaş kılıcam ama lütfen bu konuda beni bilgilendirin.Allah razı olsun.



  2. 22.Mart.2011, 20:40
    1
    semamca_07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Öncelikle hayırlı akşamlar izninizle bir sorum olacak bu aklıma çok takılan bir soru bizim ömrümüz ortalama 60-70 yıl bu 60-70 yıllık hayatımızda günahta işliyoruz sevapta Allah insanı bir anneden daha çok sevip şefkat gösteriyor bunuda biliyorum ama mesela cehennem azabı ile yazıları okuduğum zaman dünyada çekebileceğimiz en büyük acılardan bile kat kat acılar çekeceğiz yanacağız peki Rabbimiz bizi bu kadar severken şefkat ederken niye bu kadar azap içinde olmamıza müsaade ediyor birde aşağıdaki yazıyıda okursanız sormak istediğimi daha iyi anlarsınız.

    Bir hukbe seksen senedir. Her senesi üçyüzaltmış gündür. Her günü, seksen dünya senesidir.
    Namaz Kilmayanin Çekecegİ Azaplar Kazâya kalan namazı kılacak kadar vakitlerin herbiri geçtikçe, bu bir namazın günâhı kat kat artar. Ya birkaç namaz olursa, cezâsı çok çetin olur. Her ne pahasına olursa olsun, kılmadığımız veya kılamadığımız namazlarımızı bir ân önce, kazâ etmek ve affı için tevbe etmek, çok yalvarmak lâzımdır. Namaz kılmayanın, Allahü teâlânın büyüklüğü karşısında titremesi, erimesi lâzımdır.


    Bu yukarıdaki yazıdan örnek alırsak mesela bir
    hukbe seksen senedir. Her senesi üçyüzaltmış gündür. Her günü, seksen dünya senesidir, bizim kılmadığımız bir vakit namaz için bu kadar azap çok ağır değilmi bizim ömrümüz ahiretin bir gününe bile denk gelmiyorken kılmadığımız bir vakit namazı için insan ömründen kat kat uzun azap çok ağır değilmi bu sadece bir vakit için birde 20 yıllık borcun olduğunu düşünürsen eğer cehennemden çıkamayız bu kadar azap niye sadece merakımdan soruyorum bilgilenmek için 7 8 aydır aralıksız namazlarımı kılıyorum ama önceki borçlarım çok tabiki duruyor Allah nasip ederde ömrümüz yeterse yavaş yavaş kılıcam ama lütfen bu konuda beni bilgilendirin.Allah razı olsun.



    Benzer Konular

    - Hz. Muhammed’in Hanımlarına Olan Sevgisi

    - Orucun insanlara ve Topluma Olan Faydaları Nelerdir

    - Ebedi Cehennem Nasıl Allahın Adaleti olabilir ki ?

    - Fatiha suresinde allahın yeryüzünde tüm insanlara ahirette ise sadece müminlere rahmet edeceği doğru

    - Allah, insanlara olan sevgi ve merhametini yalnız müslümanlara mı yoksa bütün insanlara da göstermiş

  3. 23.Mart.2011, 11:51
    2
    semamca_07
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2010
    Üye No: 77308
    Mesaj Sayısı: 73
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32

    Cevap: Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem




    cevap verecek kimse yokmu bu konu hakkında?


  4. 23.Mart.2011, 11:51
    2
    semamca_07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    cevap verecek kimse yokmu bu konu hakkında?


  5. 23.Mart.2011, 13:08
    3
    ravza 2
    ALLAH C.C garip bir kulu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2010
    Üye No: 72957
    Mesaj Sayısı: 2,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 31

    Cevap: Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem

    RABBİMİZİN azabı gazabı hak ise mağfiretide affıda sınırsızdır hiç bir zaman ümidimizi kaybetmemeliyiz kardeşim hocalarımız gereken cevabı verirler


  6. 23.Mart.2011, 13:08
    3
    ravza 2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ALLAH C.C garip bir kulu
    RABBİMİZİN azabı gazabı hak ise mağfiretide affıda sınırsızdır hiç bir zaman ümidimizi kaybetmemeliyiz kardeşim hocalarımız gereken cevabı verirler


  7. 23.Mart.2011, 13:09
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem

    Alıntı
    peki Rabbimiz bizi bu kadar severken şefkat ederken niye bu kadar azap içinde olmamıza müsaade ediyor birde aşağıdaki yazıyıda okursanız sormak istediğimi daha iyi anlarsınız.
    Kardeşim Allah c.c tabiikide yarattığı kullarını sever.
    Allah c.c herkese cüzi irade vermiştir,Külli irade kendisine aiittir.
    Kaderimiz dünyaya gelişimiz Allah c.c nun külli iradesiyledir.
    Allah c.c kullarına iyiyi doğruyu gönderdiği Peygamberler ve
    kutsal kitaplar aracılığıyla bildirmiştir.Yani ikiyol biri doğruya biri yanlışa çıkan.
    Kulunada cüzi iradeyle seçmede serbest bırakmıştır.Yani Allah c.c bizi yarattı
    ama neden azap edecek deme şansımız yok,çünkü aynı zamanda gitmemiz
    istenilen yol belirlenmiştir ve şeytan ve nefis denilen
    düşmanları imtehan aracı etmiştir.Bize düşen yolun doğrusunu seçmek
    gücümüz yettiğince sabırla o yolda ilerleyebilmek.
    Yapamadıklarımızdan,hatalarımızdan hatta nefse ve şeytana uyduklarımızdan
    Tövbe edildiği takdirde affedilebileceğimizi de bildirmiştir.
    Tövbe kapılarını açık bırakması Rahman ve Rahiym olan Allah'ın
    Kullarına Şevkatli ve sevgisinin isbatıdır.
    Aşağıda eklediğim Kur'anı Kerimdeki tövbe
    Ayetlerini inceleyebilirsin
    Hayırlarla kal....


    _________________________


    BAKARA SÛRESİ
    (37) Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

    BAKARA SÛRESİ
    (54) Mûsâ kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

    BAKARA SÛRESİ
    (128) "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın."

    BAKARA SÛRESİ
    (160) Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

    BAKARA SÛRESİ
    (187) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.

    BAKARA SÛRESİ
    (222) Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."

    BAKARA SÛRESİ
    (279) Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (89) Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (90) Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (128) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

    NİSÂ SÛRESİ
    (16) Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (17) Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (18) Yoksa, (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.

    NİSÂ SÛRESİ
    (26) Allah, size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (27) Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

    NİSÂ SÛRESİ
    (64) Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

    NİSÂ SÛRESİ
    (92) Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (146) Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (34) Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

    MÂİDE SÛRESİ
    (39) Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (71) (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (74) Hâlâ mı Allah'a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    EN'ÂM SÛRESİ
    (54) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

    EN'ÂM SÛRESİ
    (43) Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya... Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

    EN'ÂM SÛRESİ
    (42) Andolsun, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

    A'RÂF SÛRESİ
    (153) Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    A'RÂF SÛRESİ
    (143) Mûsa, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.

    TEVBE SÛRESİ
    (3) Hacc-ı ekber gününde1, Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah'ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!

    TEVBE SÛRESİ
    (5) Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (11) Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

    TEVBE SÛRESİ
    (15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfaaai gidersin. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (27) Sonra Allah, bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (74) Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

    TEVBE SÛRESİ
    (102) Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (104) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?

    TEVBE SÛRESİ
    (106) (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah'ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (112) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

    TEVBE SÛRESİ
    (117) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir.

    TEVBE SÛRESİ
    (118) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (126) Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.


  8. 23.Mart.2011, 13:09
    4
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    peki Rabbimiz bizi bu kadar severken şefkat ederken niye bu kadar azap içinde olmamıza müsaade ediyor birde aşağıdaki yazıyıda okursanız sormak istediğimi daha iyi anlarsınız.
    Kardeşim Allah c.c tabiikide yarattığı kullarını sever.
    Allah c.c herkese cüzi irade vermiştir,Külli irade kendisine aiittir.
    Kaderimiz dünyaya gelişimiz Allah c.c nun külli iradesiyledir.
    Allah c.c kullarına iyiyi doğruyu gönderdiği Peygamberler ve
    kutsal kitaplar aracılığıyla bildirmiştir.Yani ikiyol biri doğruya biri yanlışa çıkan.
    Kulunada cüzi iradeyle seçmede serbest bırakmıştır.Yani Allah c.c bizi yarattı
    ama neden azap edecek deme şansımız yok,çünkü aynı zamanda gitmemiz
    istenilen yol belirlenmiştir ve şeytan ve nefis denilen
    düşmanları imtehan aracı etmiştir.Bize düşen yolun doğrusunu seçmek
    gücümüz yettiğince sabırla o yolda ilerleyebilmek.
    Yapamadıklarımızdan,hatalarımızdan hatta nefse ve şeytana uyduklarımızdan
    Tövbe edildiği takdirde affedilebileceğimizi de bildirmiştir.
    Tövbe kapılarını açık bırakması Rahman ve Rahiym olan Allah'ın
    Kullarına Şevkatli ve sevgisinin isbatıdır.
    Aşağıda eklediğim Kur'anı Kerimdeki tövbe
    Ayetlerini inceleyebilirsin
    Hayırlarla kal....


    _________________________


    BAKARA SÛRESİ
    (37) Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

    BAKARA SÛRESİ
    (54) Mûsâ kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

    BAKARA SÛRESİ
    (128) "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın."

    BAKARA SÛRESİ
    (160) Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

    BAKARA SÛRESİ
    (187) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.

    BAKARA SÛRESİ
    (222) Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."

    BAKARA SÛRESİ
    (279) Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (89) Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (90) Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

    ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
    (128) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

    NİSÂ SÛRESİ
    (16) Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (17) Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (18) Yoksa, (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.

    NİSÂ SÛRESİ
    (26) Allah, size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (27) Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

    NİSÂ SÛRESİ
    (64) Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

    NİSÂ SÛRESİ
    (92) Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    NİSÂ SÛRESİ
    (146) Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (34) Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

    MÂİDE SÛRESİ
    (39) Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (71) (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

    MÂİDE SÛRESİ
    (74) Hâlâ mı Allah'a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    EN'ÂM SÛRESİ
    (54) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

    EN'ÂM SÛRESİ
    (43) Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya... Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.

    EN'ÂM SÛRESİ
    (42) Andolsun, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

    A'RÂF SÛRESİ
    (153) Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    A'RÂF SÛRESİ
    (143) Mûsa, belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca, “Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım” dedi. Allah da, “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin.” dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Ayılınca, “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim” dedi.

    TEVBE SÛRESİ
    (3) Hacc-ı ekber gününde1, Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah'ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!

    TEVBE SÛRESİ
    (5) Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (11) Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

    TEVBE SÛRESİ
    (15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfaaai gidersin. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (27) Sonra Allah, bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (74) Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

    TEVBE SÛRESİ
    (102) Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (104) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?

    TEVBE SÛRESİ
    (106) (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da, Allah'ın emrine bırakılmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    TEVBE SÛRESİ
    (112) Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

    TEVBE SÛRESİ
    (117) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir.

    TEVBE SÛRESİ
    (118) Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye, onların tövbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

    TEVBE SÛRESİ
    (126) Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.


  9. 23.Mart.2011, 14:35
    5
    semamca_07
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2010
    Üye No: 77308
    Mesaj Sayısı: 73
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 32

    Cevap: Allahın insanlara olan sevgisi ve cehennem

    Allah razı olsun bir nebze rahatladım Rabbimin affediciliği çok büyük biliyorum ama yinede insan ümitsizliğe düşüyor çünkü ne kadar düzgün olmaya çalışsakta hatalarımız çok.İnşallah rabbim günahlarımızı bağışlar ne diyelim sizlerde çok sağolun.


  10. 23.Mart.2011, 14:35
    5
    semamca_07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun bir nebze rahatladım Rabbimin affediciliği çok büyük biliyorum ama yinede insan ümitsizliğe düşüyor çünkü ne kadar düzgün olmaya çalışsakta hatalarımız çok.İnşallah rabbim günahlarımızı bağışlar ne diyelim sizlerde çok sağolun.





+ Yorum Gönder