Konusunu Oylayın.: Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır?
  1. 07.Mart.2011, 08:02
    1
    Yuzarsif
    YAKIŞIKLI

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ocak.2011
    Üye No: 83096
    Mesaj Sayısı: 137
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 27

    Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır?






    Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır? Mumsema Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır?


  2. 07.Mart.2011, 08:02
    1
    YAKIŞIKLI



  3. 07.Mart.2011, 08:29
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Yıldızlama, yıldız falı nedir? Yıldızlamaya baktırmak dinimizde var mıdır?




    Kısaca fal bakmak, falcılık yapmak olarak adlandırılabilecek olan bu gibi şeyleri dinimiz kesin olarak yasaklamıştır. Bu tür işlerle uğraşan insanlar geleceği bildiklerini iddia ederler. Eğlence maksadı ile bile olsa bundan uzak durmak gerekir.
    Gaybı ne insan, ne melek ne cin ne de Allah’ın Elçisi bilebilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “De ki, göklerde ve yerde, hiç kimse gaybı bilmez, onu sadece Allah bilir.” (Neml 27/65)
    Şu ayetler, özellikle meleklerle ilgilidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “Şurası bir gerçek ki, insanı yaratan biziz. Ona şahdamarından da yakın olduğumuzdan biz, içinin ona ne fısıldadığını biliriz.
    Sağında ve solunda oturmuş iki kayıt memuru bulunur.
    Bu sebeple ağzından çıkan her sözü kayıt için hazır bekleyen bir gözcü mutlaka vardır”. (Kaf 50/16–18)
    Demek ki, Allah kişinin içini bildiği halde melekler ancak ağızdan çıkan sözü bilebilirler.
    Cinlerin gaybı bilemeyecekleri ile ilgili olarak da şöyle buyurulur:
    “… Rabbinin izniyle, yanında çalışacak cinleri Süleyman’ın emrine verdik. Onlardan hangisi buyruğumuzdan çıksa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.
    Süleyman’ın istediği her şeyi, yüksek binaları, heykelleri ve büyük havuzlara benzer çanakları ve taşınması güç kazanları yaparlardı. «Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır dedik.
    Süleyman’ın ölümüne karar verdiğimiz zaman, onun öldüğünü gösterecek bir işaret yoktu; yalnız bir güve böceği değneğini yiyordu. Ne zaman Süleyman yere yıkıldı, iyice ortaya çıktı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, kendilerini küçük düşüren o azap içinde kalmazlardı.” (Sebe 34/12–14)
    Peygamberler sadece Allah’ın ken­dilerine vahyettiği şeyleri bilirler. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “De ki: “Ben size, Allah’ın ha­zineleri yanım­dadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, “işte ben bir meleğim.” de demiyorum. Ben bana vah­yolu­nandan başkasına uymam.” De ki: “Görenle görmeyen bir olur mu? Hiç zihninizi yormaz mısı­nız?” (En’am 6/50)
    “De ki: “Eğer gaybı bilseydim, daha çok iyi­lik yapmak isterdim ve bana kötülük de gelmezdi. Ben, inanan kesim için bir uyarıcı ve bir müjdeciden başka bir şey değilim.” (Araf 7/188)


  4. 07.Mart.2011, 08:29
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Kısaca fal bakmak, falcılık yapmak olarak adlandırılabilecek olan bu gibi şeyleri dinimiz kesin olarak yasaklamıştır. Bu tür işlerle uğraşan insanlar geleceği bildiklerini iddia ederler. Eğlence maksadı ile bile olsa bundan uzak durmak gerekir.
    Gaybı ne insan, ne melek ne cin ne de Allah’ın Elçisi bilebilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “De ki, göklerde ve yerde, hiç kimse gaybı bilmez, onu sadece Allah bilir.” (Neml 27/65)
    Şu ayetler, özellikle meleklerle ilgilidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “Şurası bir gerçek ki, insanı yaratan biziz. Ona şahdamarından da yakın olduğumuzdan biz, içinin ona ne fısıldadığını biliriz.
    Sağında ve solunda oturmuş iki kayıt memuru bulunur.
    Bu sebeple ağzından çıkan her sözü kayıt için hazır bekleyen bir gözcü mutlaka vardır”. (Kaf 50/16–18)
    Demek ki, Allah kişinin içini bildiği halde melekler ancak ağızdan çıkan sözü bilebilirler.
    Cinlerin gaybı bilemeyecekleri ile ilgili olarak da şöyle buyurulur:
    “… Rabbinin izniyle, yanında çalışacak cinleri Süleyman’ın emrine verdik. Onlardan hangisi buyruğumuzdan çıksa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.
    Süleyman’ın istediği her şeyi, yüksek binaları, heykelleri ve büyük havuzlara benzer çanakları ve taşınması güç kazanları yaparlardı. «Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır dedik.
    Süleyman’ın ölümüne karar verdiğimiz zaman, onun öldüğünü gösterecek bir işaret yoktu; yalnız bir güve böceği değneğini yiyordu. Ne zaman Süleyman yere yıkıldı, iyice ortaya çıktı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, kendilerini küçük düşüren o azap içinde kalmazlardı.” (Sebe 34/12–14)
    Peygamberler sadece Allah’ın ken­dilerine vahyettiği şeyleri bilirler. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “De ki: “Ben size, Allah’ın ha­zineleri yanım­dadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, “işte ben bir meleğim.” de demiyorum. Ben bana vah­yolu­nandan başkasına uymam.” De ki: “Görenle görmeyen bir olur mu? Hiç zihninizi yormaz mısı­nız?” (En’am 6/50)
    “De ki: “Eğer gaybı bilseydim, daha çok iyi­lik yapmak isterdim ve bana kötülük de gelmezdi. Ben, inanan kesim için bir uyarıcı ve bir müjdeciden başka bir şey değilim.” (Araf 7/188)





+ Yorum Gönder