Konusunu Oylayın.: Kabir ve cesed

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kabir ve cesed
  1. 17.Şubat.2011, 12:54
    1
    bafralıemre
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Şubat.2010
    Üye No: 73031
    Mesaj Sayısı: 430
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 25

    Kabir ve cesed






    Kabir ve cesed Mumsema Esselamun aleykum verahmetullah

    Kardeşlerim şöyle bi soruyla karşılaştım

    İnsanlar öldükten sonra cesed ile ruh bağı tamamen koparmadığına göre cesedin çürümesini hissedecekmiyiz.Ruhumuz bunu anlayacak mı ve bu çürümeden dolayı acı çekecek miyiz

    Selam ve dua ile


  2. 17.Şubat.2011, 12:54
    1
    Devamlı Üye



    Esselamun aleykum verahmetullah

    Kardeşlerim şöyle bi soruyla karşılaştım

    İnsanlar öldükten sonra cesed ile ruh bağı tamamen koparmadığına göre cesedin çürümesini hissedecekmiyiz.Ruhumuz bunu anlayacak mı ve bu çürümeden dolayı acı çekecek miyiz

    Selam ve dua ile


    Benzer Konular

    - Ölüye (kabir başında) kur'an okumak, dua etmek, kabir ziyareti

    - Kaybolan cesed kabir azabı görür mü?

    - Kabir Ziyaretinde okunacak dua (Kabir ziyareti nasıl yapılmalıdır?)

    - Kabir azabının sebepleri nelerdir? kabir azabı çekmeyecek olanlar kimlerdir?

    - Adem ruh ile cesed arasında iken, ben Peygamber idim

  3. 17.Şubat.2011, 21:05
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: kabir ve cesed




    Alıntı
    İnsanlar öldükten sonra cesed ile ruh bağı tamamen koparmadığına göre cesedin çürümesini hissedecekmiyiz.Ruhumuz bunu anlayacak mı ve bu çürümeden dolayı acı çekecek miyiz
    Muhterem kardeşim. Ruh, Sözlükte "can, nefs, hayatın kendisine bağlı olduğu varlık, maddenin zıddı" anlamlarına gelen ruh, Kur'an'da yirmi dört yerde geçmiş ve şu anlamlarda kullanılmıştır: Rahmet, melek, Cibril, vahiy ve Kur'an, ilham, Hz. İsa ve ruh. Ruhun çeşitli tanımları yapılmıştır. Kur'an'da, "Sana ruhtan soruyorlar. De ki; Ruh, Rabbimin emrindedir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir" buyurulmaktadır (İsrâ, 17/85). Buna göre ruhun mahiyetini bilmemiz mümkün değildir, mahiyetini sadece Allah bilir. Biz ancak onun varlığını yaptığı işlerden ve hareketlerinden anlayabiliriz. İnsan, beden ve ruhtan müteşekkil bir varlıktır. İnsan öldükten sonra ruh yaşamaya devam eder. İlahi hitaba muhatap olan, sorumluluk yüklenen ve mükellef olan ruhtur. İnsan ruhu dünyaya gelmeden önce ruhlar aleminde idi Bu aleme geldikten sonra ise asli vatanı olan o aleme kavuşmanın hasret ve iştiyakı ile yaşar. Kabirdeki azap ve nimet ruhla bedenin her ikisine birlikte olacaktır. Bu görüş, Ehli Sünnetin ve müslümanların çoğunluğunun görüşüdür. Aslında nasların zahirinden de bu anlaşılmaktadır ve akılla bu naslan tevil etmeye de lüzum yoktur. Kabirdeki azap ve nimet ruhla bedenin her ikisine birlikte olacaktır. Bu görüş, Ehli Sünnetin ve müslümanların çoğunluğunun görüşüdür. Aslında nasların zahirinden de bu anlaşılmaktadır ve akılla bu naslan tevil etmeye de lüzum yoktur. Muhterem kardeşim ruhumuzun cesedinin çürümesinden dolayı acı çekecekmi? sualinize gelince, Ölünün bedeninin azap veya nimetten hissedar olmasını imkansız görenler vardır. Bunun iki yönden imkansız olduğunu söylemektedirler: Birincisi, ölünün cesedenin çoğu kez ölümle birlikte veya toprakta çürümesiyle ortadan kalktığını ve tam olarak mevcut olmayan bir bünyeye hayat verilip de, azap veya nimet tattırılmasının imkansızlığını sanmaları. İkincisi ise, Ölüde hiçbir nimet yada azap eserini göremeyişleri ve çoğu kez bir tabutla veya dar bir lahde defnedilen ölünün, hadislerde bildirildiği gibi, oturmasını falan imkansız saymaları. Bunların bu itirazlarını sıralayan Teftazani, kabir hayatı hakkında zikredilenlerin hiçbirinin diğer harikulade şeyler gibi, imkan dairesi haricinde ve imkansız olmadıklarını, doğru sözlü Peygamber (sav) bunları haber verdiği için de tasdik etmelerinin gerekli olduğunu belirtmektedir. Ve insanın, azap ve nimetten etkilenmesi için bütün vücudunun sağ salim kabirde bulunmasının şart olmadığını, Allah (cc) isterse yırtıcı hayvanın karnındaki parçalara bile bu azap ve nimeti tattırabileceğini, veya beden ortadan kalktıktan sonra insanın asli cüzleri üzerine bu azap veya nimetin devam edeceğini söylemekte; Allah’ın (cc) her şeye kadir olduğunu kabul edenlerin, O’nun lahdi veya tabutu genişletmesinde de hiçbir imkansızlık görmemeleri gerektiğini belirtmektedir. İnsanın bütün bu olanları görememesi de, reddetmesini gerektirmez. Çünkü Allah (cc) bazı şeyleri, hikmetine binaen insanlardan saklı tutmuştur. Allah'a emanet olunuz...


  4. 17.Şubat.2011, 21:05
    2
    Moderatör



    Alıntı
    İnsanlar öldükten sonra cesed ile ruh bağı tamamen koparmadığına göre cesedin çürümesini hissedecekmiyiz.Ruhumuz bunu anlayacak mı ve bu çürümeden dolayı acı çekecek miyiz
    Muhterem kardeşim. Ruh, Sözlükte "can, nefs, hayatın kendisine bağlı olduğu varlık, maddenin zıddı" anlamlarına gelen ruh, Kur'an'da yirmi dört yerde geçmiş ve şu anlamlarda kullanılmıştır: Rahmet, melek, Cibril, vahiy ve Kur'an, ilham, Hz. İsa ve ruh. Ruhun çeşitli tanımları yapılmıştır. Kur'an'da, "Sana ruhtan soruyorlar. De ki; Ruh, Rabbimin emrindedir. Size ilimden pek az bir şey verilmiştir" buyurulmaktadır (İsrâ, 17/85). Buna göre ruhun mahiyetini bilmemiz mümkün değildir, mahiyetini sadece Allah bilir. Biz ancak onun varlığını yaptığı işlerden ve hareketlerinden anlayabiliriz. İnsan, beden ve ruhtan müteşekkil bir varlıktır. İnsan öldükten sonra ruh yaşamaya devam eder. İlahi hitaba muhatap olan, sorumluluk yüklenen ve mükellef olan ruhtur. İnsan ruhu dünyaya gelmeden önce ruhlar aleminde idi Bu aleme geldikten sonra ise asli vatanı olan o aleme kavuşmanın hasret ve iştiyakı ile yaşar. Kabirdeki azap ve nimet ruhla bedenin her ikisine birlikte olacaktır. Bu görüş, Ehli Sünnetin ve müslümanların çoğunluğunun görüşüdür. Aslında nasların zahirinden de bu anlaşılmaktadır ve akılla bu naslan tevil etmeye de lüzum yoktur. Kabirdeki azap ve nimet ruhla bedenin her ikisine birlikte olacaktır. Bu görüş, Ehli Sünnetin ve müslümanların çoğunluğunun görüşüdür. Aslında nasların zahirinden de bu anlaşılmaktadır ve akılla bu naslan tevil etmeye de lüzum yoktur. Muhterem kardeşim ruhumuzun cesedinin çürümesinden dolayı acı çekecekmi? sualinize gelince, Ölünün bedeninin azap veya nimetten hissedar olmasını imkansız görenler vardır. Bunun iki yönden imkansız olduğunu söylemektedirler: Birincisi, ölünün cesedenin çoğu kez ölümle birlikte veya toprakta çürümesiyle ortadan kalktığını ve tam olarak mevcut olmayan bir bünyeye hayat verilip de, azap veya nimet tattırılmasının imkansızlığını sanmaları. İkincisi ise, Ölüde hiçbir nimet yada azap eserini göremeyişleri ve çoğu kez bir tabutla veya dar bir lahde defnedilen ölünün, hadislerde bildirildiği gibi, oturmasını falan imkansız saymaları. Bunların bu itirazlarını sıralayan Teftazani, kabir hayatı hakkında zikredilenlerin hiçbirinin diğer harikulade şeyler gibi, imkan dairesi haricinde ve imkansız olmadıklarını, doğru sözlü Peygamber (sav) bunları haber verdiği için de tasdik etmelerinin gerekli olduğunu belirtmektedir. Ve insanın, azap ve nimetten etkilenmesi için bütün vücudunun sağ salim kabirde bulunmasının şart olmadığını, Allah (cc) isterse yırtıcı hayvanın karnındaki parçalara bile bu azap ve nimeti tattırabileceğini, veya beden ortadan kalktıktan sonra insanın asli cüzleri üzerine bu azap veya nimetin devam edeceğini söylemekte; Allah’ın (cc) her şeye kadir olduğunu kabul edenlerin, O’nun lahdi veya tabutu genişletmesinde de hiçbir imkansızlık görmemeleri gerektiğini belirtmektedir. İnsanın bütün bu olanları görememesi de, reddetmesini gerektirmez. Çünkü Allah (cc) bazı şeyleri, hikmetine binaen insanlardan saklı tutmuştur. Allah'a emanet olunuz...


  5. 17.Şubat.2011, 21:58
    3
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: kabir ve cesed

    Değerli kardeşim, MEZAR başka bişeydir. KABİR başka bişey.

    ceset başka bişeydir. Ruh,can ve nefis başka bişey.

    Mezarlar cesetlerimiz içindir. Kabir ise ruhlar içindir.

    Allahu taala lahut aleminde ruhlarımızı yarattığı zaman, o ruhlarla orada ahitleşti. Ancak cesetle değil.

    Cesetler yaptığı hiç bir şeyden dolayı sorumlu değildir. Zira o rabbinin emri muvacehesinde ruhun ona emrettiğinden başka bir şey yapma gibi bir tasarrufu yoktur.

    O, Ruhun kendisine yaptırdığına, rabbinin emretmesine ve bu gün hüküm yalnız benimdir demesiyle, ruhun kendisine neler yaptırdığını birer birer rabbine haber verecek olan müthiş bir kayıt cihazıdır. Şahitlik cihazıdır.

    Can ve nefs vücudu ruh ile birlikte terk eder. Ten ise ölümlüdür. Can, nefs ve ruh ölümsüzdür. Nihayetsizdir. Ebedidir.

    Hülasa değerli kardeşim. Ten mezara, Ruh kabre yakışır. Azap dahi kıyamet gününe ve rabbinin bu gün hüküm yalnız benimdir dediği o güne kadar, kabirlerinde ya cennet bahçelerinden bir bahçede o rabbinden, rabbide ondan hoşnut olarak bekleyecek. Yada cehennem zindanlarından bir zindanda azap çekecektir.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.

    Not.: Cennet bahçelerinden bir bahçede o rabbinden, rabbide ondan hoşnut olarak bekleyecek derken. Cennete girip orada bekleyecek manasında yazılmamıştır. Nasılki rüyada güzel bir rüya görüp uyanmak istemeyizde, Kâbus görüpte uyanmak diler. Kabir ancak böyle bir halin icabıdır. Gerçek azap cehennemde, Gerçek ödül ise cennettedir. Kabir ise, kıyamet gününe kadar bu bekleyişin güzel veya kabus halindeki rüyasıdır.


  6. 17.Şubat.2011, 21:58
    3
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Değerli kardeşim, MEZAR başka bişeydir. KABİR başka bişey.

    ceset başka bişeydir. Ruh,can ve nefis başka bişey.

    Mezarlar cesetlerimiz içindir. Kabir ise ruhlar içindir.

    Allahu taala lahut aleminde ruhlarımızı yarattığı zaman, o ruhlarla orada ahitleşti. Ancak cesetle değil.

    Cesetler yaptığı hiç bir şeyden dolayı sorumlu değildir. Zira o rabbinin emri muvacehesinde ruhun ona emrettiğinden başka bir şey yapma gibi bir tasarrufu yoktur.

    O, Ruhun kendisine yaptırdığına, rabbinin emretmesine ve bu gün hüküm yalnız benimdir demesiyle, ruhun kendisine neler yaptırdığını birer birer rabbine haber verecek olan müthiş bir kayıt cihazıdır. Şahitlik cihazıdır.

    Can ve nefs vücudu ruh ile birlikte terk eder. Ten ise ölümlüdür. Can, nefs ve ruh ölümsüzdür. Nihayetsizdir. Ebedidir.

    Hülasa değerli kardeşim. Ten mezara, Ruh kabre yakışır. Azap dahi kıyamet gününe ve rabbinin bu gün hüküm yalnız benimdir dediği o güne kadar, kabirlerinde ya cennet bahçelerinden bir bahçede o rabbinden, rabbide ondan hoşnut olarak bekleyecek. Yada cehennem zindanlarından bir zindanda azap çekecektir.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.

    Not.: Cennet bahçelerinden bir bahçede o rabbinden, rabbide ondan hoşnut olarak bekleyecek derken. Cennete girip orada bekleyecek manasında yazılmamıştır. Nasılki rüyada güzel bir rüya görüp uyanmak istemeyizde, Kâbus görüpte uyanmak diler. Kabir ancak böyle bir halin icabıdır. Gerçek azap cehennemde, Gerçek ödül ise cennettedir. Kabir ise, kıyamet gününe kadar bu bekleyişin güzel veya kabus halindeki rüyasıdır.


  7. 21.Şubat.2011, 14:17
    4
    bafralıemre
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Şubat.2010
    Üye No: 73031
    Mesaj Sayısı: 430
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 25

    Cevap: kabir ve cesed

    Allah razı olsun cevaplarınız içinm kardeşlerim


  8. 21.Şubat.2011, 14:17
    4
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun cevaplarınız içinm kardeşlerim





+ Yorum Gönder