Konusunu Oylayın.: Allah' ı göreceğim Baba !!!

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allah' ı göreceğim Baba !!!
  1. 15.Şubat.2011, 20:02
    1
    vuslat93
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2009
    Üye No: 47703
    Mesaj Sayısı: 178
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Allah' ı göreceğim Baba !!!






    Allah' ı göreceğim Baba !!! Mumsema
    Alıntı
    Allah' ı göreceğim Baba !!!
    Babası hacca gidecektir”

    Baba nereye gideceksin?’

    ‘Oğlum Allah’ın evini görmeye gidecem yavrum

    ”Peki baba orası güzel mi?

    Evet yavrum orası dünyanın en güzel yeri yavrum orayı görmek herkese nasib olmaz çok dua etmek gerekir!”

    Baba ben de gelebilir miyim?Ben de Allah’ı görmek istiyorum!

    Olur mu yavrum?sen daha küçüksün!

    Çoçuk çok ısrar eder.Israrlara dayanamaz baba ve oğlunu da götürmeye karar verir.

    Baba Allah’ın evini(Kabeyi)çoçuk ise Allah’ı görme umuduyla yola çıkarlar yol boyunca çoçuk Allah’ı görecem görecem diye sevincini izhar eder

    Ve en son varırlar O mübarek topraklara

    Baba:”işte yavrum: Allah’ın evi burası”

    çoçuk:baba Allah’ı gördüm”der ve yere düşer

    Baba Allah’ın evini görmek istemiştir ve görmüştür

    Ama çoçuk Allah’ın cemalini görmek istemiştir ve görmüştür

    O aşk ile can vermiştir

    Ya rabbi Cennetini istemeye yüzümüz yok Cemalin ile müşerref kıl!!!

    Amin.
    Arkadaşlar bunun doğruluk payı var mı? Hz.Musa ve peygamberler bile görememişken bir çocuğun dünyada Allah(cc) görmesi mümkün müdür?


  2. 15.Şubat.2011, 20:02
    1
    Devamlı Üye



    Alıntı
    Allah' ı göreceğim Baba !!!
    Babası hacca gidecektir”

    Baba nereye gideceksin?’

    ‘Oğlum Allah’ın evini görmeye gidecem yavrum

    ”Peki baba orası güzel mi?

    Evet yavrum orası dünyanın en güzel yeri yavrum orayı görmek herkese nasib olmaz çok dua etmek gerekir!”

    Baba ben de gelebilir miyim?Ben de Allah’ı görmek istiyorum!

    Olur mu yavrum?sen daha küçüksün!

    Çoçuk çok ısrar eder.Israrlara dayanamaz baba ve oğlunu da götürmeye karar verir.

    Baba Allah’ın evini(Kabeyi)çoçuk ise Allah’ı görme umuduyla yola çıkarlar yol boyunca çoçuk Allah’ı görecem görecem diye sevincini izhar eder

    Ve en son varırlar O mübarek topraklara

    Baba:”işte yavrum: Allah’ın evi burası”

    çoçuk:baba Allah’ı gördüm”der ve yere düşer

    Baba Allah’ın evini görmek istemiştir ve görmüştür

    Ama çoçuk Allah’ın cemalini görmek istemiştir ve görmüştür

    O aşk ile can vermiştir

    Ya rabbi Cennetini istemeye yüzümüz yok Cemalin ile müşerref kıl!!!

    Amin.
    Arkadaşlar bunun doğruluk payı var mı? Hz.Musa ve peygamberler bile görememişken bir çocuğun dünyada Allah(cc) görmesi mümkün müdür?


    Benzer Konular

    - İntihar edeceğim ahirette göreceğim azab nedir

    - Allah baba sözü nerden çıktı

    - İnsanlar hep bayılacaklar İlk kalkan ben olacağım Ben ayılınca Hz. Musa'yı Arşın bir ucundan tutmuş

    - Allah'a baba Demek

    - Allah için "Allah Baba" ifadesini kullanmak doğru mu ?

  3. 15.Şubat.2011, 20:20
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Allah' ı göreceğim Baba !!!




    Saçma.. Kainatın efendisi Hz.Muhammed (sav) görememişken küçük çocuk ta ne oluyor. Biraz ağır oldu insanlar bazen ne konuştuğunu ne söylediğini bilmiyor.Bu bir iman eksikliğidir.Allah islah etsin...


  4. 15.Şubat.2011, 20:20
    2
    Hadimul Müslimin



    Saçma.. Kainatın efendisi Hz.Muhammed (sav) görememişken küçük çocuk ta ne oluyor. Biraz ağır oldu insanlar bazen ne konuştuğunu ne söylediğini bilmiyor.Bu bir iman eksikliğidir.Allah islah etsin...


  5. 15.Şubat.2011, 21:00
    3
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah' ı göreceğim Baba !!!

    Allah'ın Resul'ü Arş'ın üzerinde, kendisinde hiç bir şek ve şüpheye mahal olmaksınız. Arştanda istiva etmiş olan rab'bini görmüştür. Bu miraç hadisesidir ve Rab'bi o'na asıl şekli üzere bir daha görünmüştür. O görünüş te sidretül münteha da olmuştur.


  6. 15.Şubat.2011, 21:00
    3
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Allah'ın Resul'ü Arş'ın üzerinde, kendisinde hiç bir şek ve şüpheye mahal olmaksınız. Arştanda istiva etmiş olan rab'bini görmüştür. Bu miraç hadisesidir ve Rab'bi o'na asıl şekli üzere bir daha görünmüştür. O görünüş te sidretül münteha da olmuştur.


  7. 16.Şubat.2011, 12:35
    4
    haci
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ocak.2011
    Üye No: 83513
    Mesaj Sayısı: 320
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Allah' ı göreceğim Baba !!!

    yani neden olmasın allah her şeye kadir değilmi kardeş allah razı olsun bence güzel bir yazı idi


  8. 16.Şubat.2011, 12:35
    4
    Özel Üye
    yani neden olmasın allah her şeye kadir değilmi kardeş allah razı olsun bence güzel bir yazı idi


  9. 16.Şubat.2011, 14:35
    5
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Allah' ı göreceğim Baba !!!

    Alıntı
    Allah'ın Resul'ü Arş'ın üzerinde, kendisinde hiç bir şek ve şüpheye mahal olmaksınız. Arştanda istiva etmiş olan rab'bini görmüştür. Bu miraç hadisesidir ve Rab'bi o'na asıl şekli üzere bir daha görünmüştür. O görünüş te sidretül münteha da olmuştur.


    Allah tealanın, gözle görüleceği hususunda üç görüş zikredilmektedir:
    Birinci görüşe göre: Allah tealayi gözler dünyada görmeyecek ahirette görecektir. Daha sonra da zikredileceği gibi Hz. Aişe: "Gözler onu göremez o ise bütün gözleri görür." (En'am 103) ayetini delil göstererek bu görüşü beyan etmiştir. Mesruk diyor ki:

    "Ben, Aişe (r.anha) ya dedim ki: "Ey anneciğim, Muhammed (sav) rabbini gördü mü?" Hz.Aişe şöyle dedi: "Söylediğin söz tüylerimi ürpertti. Sen şu üç şeyi bilmez misin ki, kim bunların meydana geldiğini sana söylerse yalan söylemiştir. Kim sana "Muhammed (sav) rabbini gördü." derse şüphesiz ki o yalan söylemiştir." Hz. Aişe bu sözlerden sonra şu ayetleri okudu.

    "Gözler onu görmez o ise bütün gözleri görür. (En'am Suresi, ayet: 103)
    "Allah bir insanla ancak vahiyle veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. (Şura süresi 51 Ayet )

    Hz. Aişe sözlerine devamla şöyle buyurdu: "Yine kim sana yarın ne olacağını bildiğini söylerse şüphesiz ki o yalan söylemiş olur." Sonra şu ayeti okudu: "Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. (Lokman Suresi, âyet: 34)

    Yine kim sana: "Resulullah bir şey gizledi." derse şüphesiz ki o yalan söylemiştir." demiş ve şu âyeti okumuştur: "Ey Peygamber, rabbinden sana idirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allahın peygamberliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz ki Allah, kâfiler toluluğunu hidayete erdirmez. (Maide Suresi, âyet: 67)
    Artık bu ayetlerden sonra söze hacet yoktur. Lütfen Kimse kendi fikirleriyle hareket etmesin. Varsa delili ile konuşsun...


  10. 16.Şubat.2011, 14:35
    5
    Moderatör
    Alıntı
    Allah'ın Resul'ü Arş'ın üzerinde, kendisinde hiç bir şek ve şüpheye mahal olmaksınız. Arştanda istiva etmiş olan rab'bini görmüştür. Bu miraç hadisesidir ve Rab'bi o'na asıl şekli üzere bir daha görünmüştür. O görünüş te sidretül münteha da olmuştur.


    Allah tealanın, gözle görüleceği hususunda üç görüş zikredilmektedir:
    Birinci görüşe göre: Allah tealayi gözler dünyada görmeyecek ahirette görecektir. Daha sonra da zikredileceği gibi Hz. Aişe: "Gözler onu göremez o ise bütün gözleri görür." (En'am 103) ayetini delil göstererek bu görüşü beyan etmiştir. Mesruk diyor ki:

    "Ben, Aişe (r.anha) ya dedim ki: "Ey anneciğim, Muhammed (sav) rabbini gördü mü?" Hz.Aişe şöyle dedi: "Söylediğin söz tüylerimi ürpertti. Sen şu üç şeyi bilmez misin ki, kim bunların meydana geldiğini sana söylerse yalan söylemiştir. Kim sana "Muhammed (sav) rabbini gördü." derse şüphesiz ki o yalan söylemiştir." Hz. Aişe bu sözlerden sonra şu ayetleri okudu.

    "Gözler onu görmez o ise bütün gözleri görür. (En'am Suresi, ayet: 103)
    "Allah bir insanla ancak vahiyle veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. (Şura süresi 51 Ayet )

    Hz. Aişe sözlerine devamla şöyle buyurdu: "Yine kim sana yarın ne olacağını bildiğini söylerse şüphesiz ki o yalan söylemiş olur." Sonra şu ayeti okudu: "Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. (Lokman Suresi, âyet: 34)

    Yine kim sana: "Resulullah bir şey gizledi." derse şüphesiz ki o yalan söylemiştir." demiş ve şu âyeti okumuştur: "Ey Peygamber, rabbinden sana idirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allahın peygamberliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz ki Allah, kâfiler toluluğunu hidayete erdirmez. (Maide Suresi, âyet: 67)
    Artık bu ayetlerden sonra söze hacet yoktur. Lütfen Kimse kendi fikirleriyle hareket etmesin. Varsa delili ile konuşsun...


  11. 16.Şubat.2011, 15:06
    6
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah' ı göreceğim Baba !!!

    Elhamdulillah, Yaralı Melle kardeşim doğru söyler.

    Delil gereklidir. Rab'bimiz de bize delil olarak, Kur'an-ı Kerimi, O boştan konuşmaz ayeti kerimesi ile Peygamber Efendimizi ve sünneti'ni. Peygamber varisi alimlerin de içtihat ve kıyaslarını vermiştir. Hamdolsun Rab'bime ki; O asla duyurmadığı nesneden dolayı insanı sorumlu tutmamıştır. Tutmayacaktır.

    Necm suresi 1 nci Ayeti Kerime. Batmakta olan yildiza and olsun ki

    Allah-u Taala YEMİN ediyor. Batmakta olan yıldıza and olsun ki, Bir akşam vakti peygamberine, cebraili göndererek Mescidi haram'dan mescidi aksaya yürüten (Götüren) ve onun emrine BURAK'ı (Asgari yaşam şartlarını bünyesinde bulunduran uzay aracını ve dayanımıyla hızı muazzam bir aracı) veren Rabbimiz yemin ediyor. Yemin ettiğide yarattığı ve yarattığı hiç bir şeyi kendinden ayrı gayrı düşünmeyen Rabbimiz aslında yıldıza derken, kendi şanına ve yaratma gücü üzerine yemin ediyor. Hem yaratma gücüne, hemde hareket ettirme gücü üzerine bizzat kendine ve güçlerinin nihayetsizliği üzerine yemin ediyor. O güçleri ve şiddetleri pek kuvvetli olandır

    Necm suresi 2 nci Ayeti Kerime. Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.

    Onlar Allah'ın resulü için saptı ve azdı dediler. Lakin asla arkadaşınız sapmadı ve azmadıda diyor rabbim

    Necm suresi 3 ncü Ayeti Kerime. O hevâ'dan konuşmaz

    O kendi arzu ve isteğinden ve nefsani olarak da konuşmaz. O boştan konuşmaz. O Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş peygamber (SAV) kendisine sade bir vahiyle geleni söyler

    Necm suresi 4 ncü Ayeti Kerime. O ancak kendisine vahyedilen sade bir vahiydir

    Rabbi ona vahyi sade olarak iletir, O vahiy kanalına ne şeytan nede yarenleri ulaşamazlar. Zira o Rabbinden peygamberine(SAV) tüm sadeliği ve hiç bir katışık olmaksızın iletilen sade bir vahiydir

    Necm suresi 5 nci Ayeti Kerime. O'nu kuvvetleri çok şiddetli olan öğretti.

    Onu kuvvetleri çok şiddetli olan öğretti. Zira bu kuvvetleri çok şiddetli olan Kur'an-ı Kerim açılımlarında cebrail olarak geçmektedir. Ancak cebrail değil bizzat Allah'u Taaladır. Allahtan başka kuvvetleri çok şiddetli olan olurmu.? Hangi yaratılmışın kuvvetleri rabbinden çok şiddetli olabilir.? (Bu kısmı daha sonra gelen ayetler de bizzat tasditlemektedirler.)

    Necm suresi 6 ncı Ayeti Kerime. O; akıl ve görüşünde kamildir. Hemen doğruluverdi

    Maalesef Burayıda Kur'an meallerinde cebrail diye açmışlar. O; Akıl ve görünüşünde kamildir. Allah-u Taaladan başka Akılda kamil hangi yaratılmış olabilir. Peki görünüş itibariyle hangi yaratılmış Allah-u Taala'nın kemal sıfatına kamil olan sıfatına ulaşabilir. Zira Allah-u Taala KAMİLDİR diyor. Kemal sıfatları ancak Rabbimindir

    Necm suresi 7 nci Ayeti Kerime. O, en yüksek ufukta idi.

    Zamanla mekanın bittiği, her şeyi kapsayan arşın üzerinde, olan peygamberin (SAV)ileriye baktığında gördüğü ufuk çizgisinin orada, fakat arşın üzerinde olmayan Allah'u Taalanın, Arştan da istiva ederek. (Ufukta İdi) Yaklaşıyordu. Ufukta değil, (İdi) Arştan da istiva ederek Yaklaşıyordu. Muallaktan geliyor ve yaklaşıyordu.

    Necm suresi 8 nci Ayeti Kerime. Sonra yaklaştıda yaklaştı.

    Sonra misafir ettiği peygamberini(SAV), bir evsahibi edası ve hürmetli bir karşılama ile sabit olan peygambere doğru yaklaştı. Peygamberinin (SAV) karşısına bir anda çıkmadı, Ona korku ve hüzün verecek hiç bir hal içerisinde de olmadı. Uzaktan, ufuk çizgisinin oralardan peygamberin (SAV) göreceği bir şekilde, yavaş yavaş korku ve ürperti salmadan da yaklaştıda yaklaştı

    Necm suresi 9 ncu Ayeti Kerime. İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.

    Öyleki O hadleri çok iyi bilendir. O Kalplerin esrarını bilendir. O misafirine, O Alemlere Rahmet Olarak gönderdiği peygamberine (SAV) belli bir ölçü ve hadle yaklaştı

    Necm suresi 10 ncu Ayeti Kerime. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti

    Böylece, Allah-u Taala ile Peygamberi, çok yakın bir mesafeden konuşmadılar. Zira Rabbi, zaman ve mekanın dışındaydı. Zaman ve mekanın dışında olan yaradan, ancak zaman ve mekan içerisinde olan peygamberine VAHYEDİYORDU. Bunu belki şu şekilde anlaşılabilir olması bakımından örnekleyebiliriz. Bir vericinin gönderdiği sinyallerin, bir alıcının içinde sese dönüşmesi gibi. (İnşaallah bu benzetmeden dolayı rabbimin avffına uğrarım. Zira bu dahi basit bir hal ve benzetmedir. Noksandır)

    Necm suresi 11 nci Ayet-i Kerime. Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.

    O rahmet peygamberi (SAV) Gözünün gördüğünü, daha önce elesti bi rabbikum (Sizin rabbinizim dediği hitabındaki şekliyle aynı gördü.) O asıl şekli üzerine görünmüştü peygamberine (SAV). Peygamberi de O'nu asıl şekli üzere tasdit etti. SADDAK, BU BENİM RABBİMDİR dedi. Kalbiyle de tasdik etti

    Necm suresi 12 nci Ayeti kerime. Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız.

    Rabbi peygamberinin (SAV) kendisini bizzat gördüğünü ve onun gördükleri hakkında onunla veya gördümü görmedimi tartışma yapanlarada, Siz peygamberin gördüğü hakkında, Onunla tartışacakmısınız diye de sormaktadır. Zira O muhammed-un emin'dir ve O asla yalan söylemez, O'nunda gördüğünü bizzat peygamber (SAV) değil, Allah-u Taala Ayeti kerimesinde bildirmektedir

    Necm suresi 13 ncü Ayeti Kerime. Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü

    Allah'u Taala sidret-ul muntehaya kadar Peygamberini yolcu etti. Zira orada bekleyen cebrail, bir nebze dahi ileriye gidemem, yanarım. Diyen cebrail, Haddinin ve hududunun en son sınırında peygamberin dönüşünü bekleyen cebrail'in Olduğu yere kadar da onu yolcu etti. Peygamber (SAV)'de Allah-u Taala'nın Ahlakıyla ahlaklanan peygamber (SAV), Beni rabbim terbiye etti ne güzel terbiye etti diyen Peygamber (SAV)'de misafirlerini kapıya kadar bizlere sünnet olması için refakatle birlikte yolcu ederdi. Bir çok Kur'an-ı Kerim meallerinde cebrailin o sınırda beklediği halde. Oradan bir nebze dahi ileri gidemeyen cebraili, alıp bu olayların hepsinin cebraille peygamber arasında geçmiş gibi gösterilmesi vardır ve bu hakikaten büyük bir iftiradan ibarettir. Halbuki peygamber efendimiz (SAV), cebrailin beklemek zorunda olduğu ve haddinin son merhalesi olan sidret-ul munteha'ya dönmek üzeredir. ve Rabbi de O'nu görüldüğü ve asıl şekli üzerine, peygamberinin yabancılamayacağı şekli üzerine, elesti bi rabbikum hitabındaki şekli üzerine yolcu etmektedir.

    Necm suresi 14 ncü Ayeti Kerime. En son sidrenin yanında.

    En son sidrenin yanı. Cebrailin peygamber efendimize bundan öte bana yol yok, bundan sonrasına sen selahiyattarsın dediği yere dönmektedir peygamber(SAV), O cebraili bıraktığı sidret-ul munteha'ya dönmektedir. O kendisinden önce hiç bir insanında gitmediği, Rabbinin takdir ve taltifine kavuşmuş bir peygamber (SAV) olarak gittiği yerden dönüştedir. Sidreye ulaşmış, Rabbi de ona orada bir kez daha görünmüştür. Artık o, rabbine görüşçe hiçde yabancı değildir. Uzaklardan yaklaşarak gelmeside gerekme mektedir. O rabbini orada var olan hakiki şekli üzere tekrar görür ve görmüştür

    Dahasıda var amma yazı çok uzun oldu. Olaki okumakta üşengeçliç çekilir. Bu kadarla iktifa edelim şimdilik inşaallah. Allah cümlemizden razı olsun. Amin

    Not.: Burada zahiri bir ilmede vakıf oluyoruz inşaallah. BURAK denilen araç o kadar hızlıdırki, Peygamber efendimiz tüm bunları yaşayıp tekrar yatağına döndüğünde döşeğini bıraktığı şekliyle ve sıcaklığıyla bulur. Bu da hızın zamanı durduğunun kesin bir delili olarak bu ayetlerden çıkarılabilecek bir zahiri ilimin tasdiki olarakda karşımızdadır


  12. 16.Şubat.2011, 15:06
    6
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Elhamdulillah, Yaralı Melle kardeşim doğru söyler.

    Delil gereklidir. Rab'bimiz de bize delil olarak, Kur'an-ı Kerimi, O boştan konuşmaz ayeti kerimesi ile Peygamber Efendimizi ve sünneti'ni. Peygamber varisi alimlerin de içtihat ve kıyaslarını vermiştir. Hamdolsun Rab'bime ki; O asla duyurmadığı nesneden dolayı insanı sorumlu tutmamıştır. Tutmayacaktır.

    Necm suresi 1 nci Ayeti Kerime. Batmakta olan yildiza and olsun ki

    Allah-u Taala YEMİN ediyor. Batmakta olan yıldıza and olsun ki, Bir akşam vakti peygamberine, cebraili göndererek Mescidi haram'dan mescidi aksaya yürüten (Götüren) ve onun emrine BURAK'ı (Asgari yaşam şartlarını bünyesinde bulunduran uzay aracını ve dayanımıyla hızı muazzam bir aracı) veren Rabbimiz yemin ediyor. Yemin ettiğide yarattığı ve yarattığı hiç bir şeyi kendinden ayrı gayrı düşünmeyen Rabbimiz aslında yıldıza derken, kendi şanına ve yaratma gücü üzerine yemin ediyor. Hem yaratma gücüne, hemde hareket ettirme gücü üzerine bizzat kendine ve güçlerinin nihayetsizliği üzerine yemin ediyor. O güçleri ve şiddetleri pek kuvvetli olandır

    Necm suresi 2 nci Ayeti Kerime. Arkadaşınız sapmadı da, azmadı da.

    Onlar Allah'ın resulü için saptı ve azdı dediler. Lakin asla arkadaşınız sapmadı ve azmadıda diyor rabbim

    Necm suresi 3 ncü Ayeti Kerime. O hevâ'dan konuşmaz

    O kendi arzu ve isteğinden ve nefsani olarak da konuşmaz. O boştan konuşmaz. O Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş peygamber (SAV) kendisine sade bir vahiyle geleni söyler

    Necm suresi 4 ncü Ayeti Kerime. O ancak kendisine vahyedilen sade bir vahiydir

    Rabbi ona vahyi sade olarak iletir, O vahiy kanalına ne şeytan nede yarenleri ulaşamazlar. Zira o Rabbinden peygamberine(SAV) tüm sadeliği ve hiç bir katışık olmaksızın iletilen sade bir vahiydir

    Necm suresi 5 nci Ayeti Kerime. O'nu kuvvetleri çok şiddetli olan öğretti.

    Onu kuvvetleri çok şiddetli olan öğretti. Zira bu kuvvetleri çok şiddetli olan Kur'an-ı Kerim açılımlarında cebrail olarak geçmektedir. Ancak cebrail değil bizzat Allah'u Taaladır. Allahtan başka kuvvetleri çok şiddetli olan olurmu.? Hangi yaratılmışın kuvvetleri rabbinden çok şiddetli olabilir.? (Bu kısmı daha sonra gelen ayetler de bizzat tasditlemektedirler.)

    Necm suresi 6 ncı Ayeti Kerime. O; akıl ve görüşünde kamildir. Hemen doğruluverdi

    Maalesef Burayıda Kur'an meallerinde cebrail diye açmışlar. O; Akıl ve görünüşünde kamildir. Allah-u Taaladan başka Akılda kamil hangi yaratılmış olabilir. Peki görünüş itibariyle hangi yaratılmış Allah-u Taala'nın kemal sıfatına kamil olan sıfatına ulaşabilir. Zira Allah-u Taala KAMİLDİR diyor. Kemal sıfatları ancak Rabbimindir

    Necm suresi 7 nci Ayeti Kerime. O, en yüksek ufukta idi.

    Zamanla mekanın bittiği, her şeyi kapsayan arşın üzerinde, olan peygamberin (SAV)ileriye baktığında gördüğü ufuk çizgisinin orada, fakat arşın üzerinde olmayan Allah'u Taalanın, Arştan da istiva ederek. (Ufukta İdi) Yaklaşıyordu. Ufukta değil, (İdi) Arştan da istiva ederek Yaklaşıyordu. Muallaktan geliyor ve yaklaşıyordu.

    Necm suresi 8 nci Ayeti Kerime. Sonra yaklaştıda yaklaştı.

    Sonra misafir ettiği peygamberini(SAV), bir evsahibi edası ve hürmetli bir karşılama ile sabit olan peygambere doğru yaklaştı. Peygamberinin (SAV) karşısına bir anda çıkmadı, Ona korku ve hüzün verecek hiç bir hal içerisinde de olmadı. Uzaktan, ufuk çizgisinin oralardan peygamberin (SAV) göreceği bir şekilde, yavaş yavaş korku ve ürperti salmadan da yaklaştıda yaklaştı

    Necm suresi 9 ncu Ayeti Kerime. İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.

    Öyleki O hadleri çok iyi bilendir. O Kalplerin esrarını bilendir. O misafirine, O Alemlere Rahmet Olarak gönderdiği peygamberine (SAV) belli bir ölçü ve hadle yaklaştı

    Necm suresi 10 ncu Ayeti Kerime. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti

    Böylece, Allah-u Taala ile Peygamberi, çok yakın bir mesafeden konuşmadılar. Zira Rabbi, zaman ve mekanın dışındaydı. Zaman ve mekanın dışında olan yaradan, ancak zaman ve mekan içerisinde olan peygamberine VAHYEDİYORDU. Bunu belki şu şekilde anlaşılabilir olması bakımından örnekleyebiliriz. Bir vericinin gönderdiği sinyallerin, bir alıcının içinde sese dönüşmesi gibi. (İnşaallah bu benzetmeden dolayı rabbimin avffına uğrarım. Zira bu dahi basit bir hal ve benzetmedir. Noksandır)

    Necm suresi 11 nci Ayet-i Kerime. Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.

    O rahmet peygamberi (SAV) Gözünün gördüğünü, daha önce elesti bi rabbikum (Sizin rabbinizim dediği hitabındaki şekliyle aynı gördü.) O asıl şekli üzerine görünmüştü peygamberine (SAV). Peygamberi de O'nu asıl şekli üzere tasdit etti. SADDAK, BU BENİM RABBİMDİR dedi. Kalbiyle de tasdik etti

    Necm suresi 12 nci Ayeti kerime. Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız.

    Rabbi peygamberinin (SAV) kendisini bizzat gördüğünü ve onun gördükleri hakkında onunla veya gördümü görmedimi tartışma yapanlarada, Siz peygamberin gördüğü hakkında, Onunla tartışacakmısınız diye de sormaktadır. Zira O muhammed-un emin'dir ve O asla yalan söylemez, O'nunda gördüğünü bizzat peygamber (SAV) değil, Allah-u Taala Ayeti kerimesinde bildirmektedir

    Necm suresi 13 ncü Ayeti Kerime. Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü

    Allah'u Taala sidret-ul muntehaya kadar Peygamberini yolcu etti. Zira orada bekleyen cebrail, bir nebze dahi ileriye gidemem, yanarım. Diyen cebrail, Haddinin ve hududunun en son sınırında peygamberin dönüşünü bekleyen cebrail'in Olduğu yere kadar da onu yolcu etti. Peygamber (SAV)'de Allah-u Taala'nın Ahlakıyla ahlaklanan peygamber (SAV), Beni rabbim terbiye etti ne güzel terbiye etti diyen Peygamber (SAV)'de misafirlerini kapıya kadar bizlere sünnet olması için refakatle birlikte yolcu ederdi. Bir çok Kur'an-ı Kerim meallerinde cebrailin o sınırda beklediği halde. Oradan bir nebze dahi ileri gidemeyen cebraili, alıp bu olayların hepsinin cebraille peygamber arasında geçmiş gibi gösterilmesi vardır ve bu hakikaten büyük bir iftiradan ibarettir. Halbuki peygamber efendimiz (SAV), cebrailin beklemek zorunda olduğu ve haddinin son merhalesi olan sidret-ul munteha'ya dönmek üzeredir. ve Rabbi de O'nu görüldüğü ve asıl şekli üzerine, peygamberinin yabancılamayacağı şekli üzerine, elesti bi rabbikum hitabındaki şekli üzerine yolcu etmektedir.

    Necm suresi 14 ncü Ayeti Kerime. En son sidrenin yanında.

    En son sidrenin yanı. Cebrailin peygamber efendimize bundan öte bana yol yok, bundan sonrasına sen selahiyattarsın dediği yere dönmektedir peygamber(SAV), O cebraili bıraktığı sidret-ul munteha'ya dönmektedir. O kendisinden önce hiç bir insanında gitmediği, Rabbinin takdir ve taltifine kavuşmuş bir peygamber (SAV) olarak gittiği yerden dönüştedir. Sidreye ulaşmış, Rabbi de ona orada bir kez daha görünmüştür. Artık o, rabbine görüşçe hiçde yabancı değildir. Uzaklardan yaklaşarak gelmeside gerekme mektedir. O rabbini orada var olan hakiki şekli üzere tekrar görür ve görmüştür

    Dahasıda var amma yazı çok uzun oldu. Olaki okumakta üşengeçliç çekilir. Bu kadarla iktifa edelim şimdilik inşaallah. Allah cümlemizden razı olsun. Amin

    Not.: Burada zahiri bir ilmede vakıf oluyoruz inşaallah. BURAK denilen araç o kadar hızlıdırki, Peygamber efendimiz tüm bunları yaşayıp tekrar yatağına döndüğünde döşeğini bıraktığı şekliyle ve sıcaklığıyla bulur. Bu da hızın zamanı durduğunun kesin bir delili olarak bu ayetlerden çıkarılabilecek bir zahiri ilimin tasdiki olarakda karşımızdadır





+ Yorum Gönder