Konusunu Oylayın.: Sapıtan mezhepler hangileridir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sapıtan mezhepler hangileridir
  1. 04.Şubat.2011, 00:16
    1
    Ferhat1991
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Sapıtan mezhepler hangileridir






    Sapıtan mezhepler hangileridir Mumsema Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sapıtan mezhepler hangileridir şii bide bir tane daha vardı onu söylermisiniz ALLAH (CELLE CELALÜHÜ) RAZI olsun


  2. 04.Şubat.2011, 00:16
    1
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sapıtan mezhepler hangileridir şii bide bir tane daha vardı onu söylermisiniz ALLAH (CELLE CELALÜHÜ) RAZI olsun


    Benzer Konular

    - Süt kardeşlik ve mezhepler

    - Mezhepler nedir? Mezhepler nerden cıktı? En sahih mezhep nedir ?

    - Mezhepler hakikat mi?

    - İnsanlara tecavüz eden, sapıtan kişileri kısırlaştırmak, hadım etmek günah mıdır?

    - Siyasi Mezhepler

  3. 04.Şubat.2011, 00:41
    2
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Cevap: sapıtan mezhepler hangileridir




    Ben de bu soru için başlık açacaktım, kalbimden geçeni yazıp, benden erken davranmışsınız.
    Lakin farklı bir sual olacak benimkisi.
    Mezhep insanların seçimine mi bağlıdır, yoksa aileden geleni mi kabullenmek gereklidir?
    Yani aslımızı inkar etmiş olur muyuz başka bir mezhep seçersek?
    Benim ailem caferi, şiiliğin bir kolundan.
    Namazı kılarken eli açık kılıyorlar, ben bağlayarak kılıyorum.
    Aslı mı inkar etmiş oluyor muyum?
    Ya da mezhep seçmesem ne olur ?


  4. 04.Şubat.2011, 00:41
    2
    Küllinefsin zaikatül mevt



    Ben de bu soru için başlık açacaktım, kalbimden geçeni yazıp, benden erken davranmışsınız.
    Lakin farklı bir sual olacak benimkisi.
    Mezhep insanların seçimine mi bağlıdır, yoksa aileden geleni mi kabullenmek gereklidir?
    Yani aslımızı inkar etmiş olur muyuz başka bir mezhep seçersek?
    Benim ailem caferi, şiiliğin bir kolundan.
    Namazı kılarken eli açık kılıyorlar, ben bağlayarak kılıyorum.
    Aslı mı inkar etmiş oluyor muyum?
    Ya da mezhep seçmesem ne olur ?


  5. 04.Şubat.2011, 00:50
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: sapıtan mezhepler hangileridir

    Alıntı
    Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sapıtan mezhepler hangileridir şii bide bir tane daha vardı onu söylermisiniz ALLAH (CELLE CELALÜHÜ) RAZI olsun
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.
    Alıntı
    Ehl-i sünnet dışında kalan fırkaların hepsi İslam dışı değildir. Ehl-i kıble olanların hepsi Ehl-i Sünnet inancında Müslüman sayılmaktadır.
    Ehl-i kıble zarûrât-ı diniye üzerinde ittifak eden kimselerdir" (Ali el-Karı, Şerhu'l-Fıkhı'l Ekber, 139). Ehl-i kıbleyi, ehl-i sünnet ve ehl-i bid'at şeklinde ikiye ayıran âlimler Mutezile, Şia, Kerrâmiye, Mücessime, Müşebbihe, Mürcie gibi bid'at mezheplerini de ehli kıbleden saymışlar; fakat açıkça İslâm'ın temel nasslarını değiştiren, bozan, reddeden Batınîlik, Gulât-ı Şia, Hâriciye, Cehmiye, Bahâiye, Kadıyânilik, Ahmedîlik, Nusayrilik, Dürzilik gibi fırka ve mezhepleri ehl-i dalâletten saymışlardır.
    diyanet islam ansiklopedisi mezhepler konusunu arıyorum‎ - 4 Ara 2010
    Mezheb Nedir? Mezheb Çeşitleri‎ - 27 Kas 2010
    Sizce 4 hak mezhep mi?vardır..‎ - 27 Eyl 2010
    Mezheb Nedir? Mezheplerin Çıkışı‎ - 7 Şub 2009




    Alıntı
    Ben de bu soru için başlık açacaktım, kalbimden geçeni yazıp, benden erken davranmışsınız.
    Lakin farklı bir sual olacak benimkisi.
    Mezhep insanların seçimine mi bağlıdır, yoksa aileden geleni mi kabullenmek gereklidir?
    Yani aslımızı inkar etmiş olur muyuz başka bir mezhep seçersek?
    Benim ailem caferi, şiiliğin bir kolundan.
    Namazı kılarken eli açık kılıyorlar, ben bağlayarak kılıyorum.
    Aslı mı inkar etmiş oluyor muyum?
    Ya da mezhep seçmesem ne olur ?
    Zeinep kardeş sen bu konuyu oku sonra soru ve cevaplarla devam edelim
    ______________________

    MEZHEP NEDİR?

    Sözlükte "gidilecek yol, gidilecek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek" gibi anlamlara gelen mezhep, dinî bir kavram olarak, kendi içinde tutarlı bir metot ve düşünce sistemine sahip itikâdî ve amelî doktrin manasına gelir. Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarmada kullanılan deliller ile aslî delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimselerdir. Bu usül farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılıklar mezhepleri oluşturmuştur.
    İslâm literatüründe mezhepler itikadî mezhepler ve amelî (fıkhî) mezhepler olmak üzere ikiye ayrılır. Tarih sahnesine çıkışı bakımından itikâdî mezhepler daha önce olup, oluşmasının arkasında siyasî sebepler yatmaktadır. Hz. Osman'ın şehadetiyle başlayıp Hz. Ali'nin Cemel ve Sıffın savaşlarıyla devam eden siyasî olaylar sonucunda siyasî ağırlıklı olan Haricî ve Şiî mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bir müddet sonra da; fikir yönünden Cebriyye ve Mutezile gibi akımlar doğmuştur. İtikâdî mezheplerin ihtilaf noktalarını; hilâfet, büyük günah, kader, Allah'ın sıfatları ru'yetullah, insanın fiilleri, husun-kubuh, şefaat, nübüvvet, rızık, ecel gibi konular oluşturmaktadır. İtikâdî mezhepler ehl-i sünnet mezhepleri ve ehl-i sünnet dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet mezhepleri; Maturîdiyye, Eş'ariyye ve Selefiyye'dir. Ehl-i sünnetin dışındaki itikâdî mezheplerden Hâriciyye, Mutezîle, Şîa, Mürcie, Müşebbihe, Cebriyye ise, bunların meşhurlarındandır.
    Fıkhî mezheplerin ortaya çıkışı ise, dinî sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygambere sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamberden sonra, sahabe ve tabiûn döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı telakkiler, d) içtihat usûl ve gücünün farklılığı, e) sosyal ve tabiî çevrenin tesiri.
    Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok âlim ve müçtehit bulunmakta, soruları cevaplandırmakta ve davaları halletmektedirler; fakat bunlara izafe edilen bir mezhep yoktur. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, bir çok fıkhî mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak dört büyük amelî mezheb hala devam etmektedir. Bunlar; Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepleridir. Ehl-i sünnet akidesine mensup olanlar bu dört mezhebi benimsemişlerdir. Şiiler ise Caferîliği tercih etmişlerdir.
    Dördüncü asra kadar bir kimsenin, dinî-amelî hayatında bir mezhebe bağlanmasının gerekliliğini ortaya atan olmamıştır. Tatbikatta, müçtehit olmayanlar, herhangi bir müçtehitten meselesinin hükmünü sorar, aldığı fetvaya uyabilir; fakat artık bütün meselelerini aynı müçtehide sorma mecburiyetini hatırına bile getirmezdi. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi.
    Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. Bununla birlikte bir mezhebe bağlılığın lüzumu da gündeme gelmiştir. Sonra gelen âlimlerden mezhep mukallit ve mutaassıpları, her mükellefin dört mezhepten birine bağlanmasının vacip olduğunu ve mezhebini terk edene ta'zir tatbik edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Buna mukabil, diğer bazı usulcüler ise, bir mezhebe bağlanmanın gerekli olmadığını, belki caiz olabileceğini, gerektiğinde o mezhebi bırakıp başka bir mezhebe geçilebileceğini kabul etmişlerdir.
    Herhangi bir mezhebe bağımlı kalmanın gerekli olmadığını kabul edenler, bunun bir kolaylık, genişlik ve rahmet olduğunu ileri sürmüşler ve Hz. Peygambere atfedilen "Ümmetimin ihtilafı rahmettir." mealindeki hadisi delil olarak göstermişlerdir (Suyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, I/13; Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I/64).
    Herhangi bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak ne kadar hatalı ve yanlış ise, "içtihat edemeyen kişinin karşılaştığı bütün meselelerde belirli bir imamı taklit etmesi vacip değildir; dilediği müçtehidi taklit edebilir, zira ümmetin ihtilafı rahmettir." demek de o derece yanlıştır.
    Öncelikle ileri sürülen bu hadis sahih olmayıp, munkatı'dır. Ayrıca bu hadis, ittifakla ilgili pekçok âyet ve hadisle de çelişmektedir. Bu hadisin Hz. Peygamber'den varit olduğunu kabul etmiş olsak bile, bu anlamda söylenmediği, belki, değişik görüşlerin tartışılmasından, gerçeğin ortaya çıkacağına, fikir ve düşünce özgürlüğüne, farklı görüşlerin tartışıldığı bir ortamda düşünürlerin ufkunun daha geniş olacağına işaret ettiği söylenebilir. Doğru sadece bir tanedir. Bütün müçtehitler bu doğruya ulaşmak, onu bulmak için gayret sarf etmişlerdir. Eğer doğruya ulaşabilmişlerse iki sevap, hata etmişlerse bir sevap kazanmışlardır. Aynı şekilde, mukallitlerin de, doğruya ulaşmak için gayret sarf etmeleri gerekir. Dolayısıyla, delilsiz olarak, körü körüne taklit etmek yerine, delillerine bakılarak kanaat getirilmesi, yani ittiba edilmesi gerekir. "Pek çok müftü fetva verse de, kalbine danış." (Süyûtî, Câmi'u's-Sağîr, I/40) sözü buna işaret etmektedir. Vicdanen doğru olduğuna inanmadan bir fetvaya uymak caiz değildir. Sonuç olarak; herkesin, hükmü asıl kaynaklarından, Kur'ân ve sünnetten alması gerekir. Buna gücü yetmeyenler ise, bir imama veya müçtehide ittiba edebilir. İttiba ise körü körüne taklit anlamına gelmeyip, müçtehidin deliline bakarak tercihte bulunmak, onun görüşünü paylaşmak anlamını taşımaktadır. Bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak kadar, "kişi muhayyerdir, dilediği müçtehidi taklit eder" demek de doğru değildir. Verilen fetvanın, kişinin vicdanını tatmin etmesi gerekir. (İ.P.)


  6. 04.Şubat.2011, 00:50
    3
    Administrator
    Alıntı
    Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sapıtan mezhepler hangileridir şii bide bir tane daha vardı onu söylermisiniz ALLAH (CELLE CELALÜHÜ) RAZI olsun
    ve aleykumusselam ve rahmetullah.
    Alıntı
    Ehl-i sünnet dışında kalan fırkaların hepsi İslam dışı değildir. Ehl-i kıble olanların hepsi Ehl-i Sünnet inancında Müslüman sayılmaktadır.
    Ehl-i kıble zarûrât-ı diniye üzerinde ittifak eden kimselerdir" (Ali el-Karı, Şerhu'l-Fıkhı'l Ekber, 139). Ehl-i kıbleyi, ehl-i sünnet ve ehl-i bid'at şeklinde ikiye ayıran âlimler Mutezile, Şia, Kerrâmiye, Mücessime, Müşebbihe, Mürcie gibi bid'at mezheplerini de ehli kıbleden saymışlar; fakat açıkça İslâm'ın temel nasslarını değiştiren, bozan, reddeden Batınîlik, Gulât-ı Şia, Hâriciye, Cehmiye, Bahâiye, Kadıyânilik, Ahmedîlik, Nusayrilik, Dürzilik gibi fırka ve mezhepleri ehl-i dalâletten saymışlardır.
    diyanet islam ansiklopedisi mezhepler konusunu arıyorum‎ - 4 Ara 2010
    Mezheb Nedir? Mezheb Çeşitleri‎ - 27 Kas 2010
    Sizce 4 hak mezhep mi?vardır..‎ - 27 Eyl 2010
    Mezheb Nedir? Mezheplerin Çıkışı‎ - 7 Şub 2009




    Alıntı
    Ben de bu soru için başlık açacaktım, kalbimden geçeni yazıp, benden erken davranmışsınız.
    Lakin farklı bir sual olacak benimkisi.
    Mezhep insanların seçimine mi bağlıdır, yoksa aileden geleni mi kabullenmek gereklidir?
    Yani aslımızı inkar etmiş olur muyuz başka bir mezhep seçersek?
    Benim ailem caferi, şiiliğin bir kolundan.
    Namazı kılarken eli açık kılıyorlar, ben bağlayarak kılıyorum.
    Aslı mı inkar etmiş oluyor muyum?
    Ya da mezhep seçmesem ne olur ?
    Zeinep kardeş sen bu konuyu oku sonra soru ve cevaplarla devam edelim
    ______________________

    MEZHEP NEDİR?

    Sözlükte "gidilecek yol, gidilecek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek" gibi anlamlara gelen mezhep, dinî bir kavram olarak, kendi içinde tutarlı bir metot ve düşünce sistemine sahip itikâdî ve amelî doktrin manasına gelir. Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarmada kullanılan deliller ile aslî delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimselerdir. Bu usül farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılıklar mezhepleri oluşturmuştur.
    İslâm literatüründe mezhepler itikadî mezhepler ve amelî (fıkhî) mezhepler olmak üzere ikiye ayrılır. Tarih sahnesine çıkışı bakımından itikâdî mezhepler daha önce olup, oluşmasının arkasında siyasî sebepler yatmaktadır. Hz. Osman'ın şehadetiyle başlayıp Hz. Ali'nin Cemel ve Sıffın savaşlarıyla devam eden siyasî olaylar sonucunda siyasî ağırlıklı olan Haricî ve Şiî mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bir müddet sonra da; fikir yönünden Cebriyye ve Mutezile gibi akımlar doğmuştur. İtikâdî mezheplerin ihtilaf noktalarını; hilâfet, büyük günah, kader, Allah'ın sıfatları ru'yetullah, insanın fiilleri, husun-kubuh, şefaat, nübüvvet, rızık, ecel gibi konular oluşturmaktadır. İtikâdî mezhepler ehl-i sünnet mezhepleri ve ehl-i sünnet dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet mezhepleri; Maturîdiyye, Eş'ariyye ve Selefiyye'dir. Ehl-i sünnetin dışındaki itikâdî mezheplerden Hâriciyye, Mutezîle, Şîa, Mürcie, Müşebbihe, Cebriyye ise, bunların meşhurlarındandır.
    Fıkhî mezheplerin ortaya çıkışı ise, dinî sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygambere sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamberden sonra, sahabe ve tabiûn döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı telakkiler, d) içtihat usûl ve gücünün farklılığı, e) sosyal ve tabiî çevrenin tesiri.
    Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok âlim ve müçtehit bulunmakta, soruları cevaplandırmakta ve davaları halletmektedirler; fakat bunlara izafe edilen bir mezhep yoktur. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, bir çok fıkhî mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak dört büyük amelî mezheb hala devam etmektedir. Bunlar; Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepleridir. Ehl-i sünnet akidesine mensup olanlar bu dört mezhebi benimsemişlerdir. Şiiler ise Caferîliği tercih etmişlerdir.
    Dördüncü asra kadar bir kimsenin, dinî-amelî hayatında bir mezhebe bağlanmasının gerekliliğini ortaya atan olmamıştır. Tatbikatta, müçtehit olmayanlar, herhangi bir müçtehitten meselesinin hükmünü sorar, aldığı fetvaya uyabilir; fakat artık bütün meselelerini aynı müçtehide sorma mecburiyetini hatırına bile getirmezdi. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi.
    Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. Bununla birlikte bir mezhebe bağlılığın lüzumu da gündeme gelmiştir. Sonra gelen âlimlerden mezhep mukallit ve mutaassıpları, her mükellefin dört mezhepten birine bağlanmasının vacip olduğunu ve mezhebini terk edene ta'zir tatbik edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Buna mukabil, diğer bazı usulcüler ise, bir mezhebe bağlanmanın gerekli olmadığını, belki caiz olabileceğini, gerektiğinde o mezhebi bırakıp başka bir mezhebe geçilebileceğini kabul etmişlerdir.
    Herhangi bir mezhebe bağımlı kalmanın gerekli olmadığını kabul edenler, bunun bir kolaylık, genişlik ve rahmet olduğunu ileri sürmüşler ve Hz. Peygambere atfedilen "Ümmetimin ihtilafı rahmettir." mealindeki hadisi delil olarak göstermişlerdir (Suyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, I/13; Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I/64).
    Herhangi bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak ne kadar hatalı ve yanlış ise, "içtihat edemeyen kişinin karşılaştığı bütün meselelerde belirli bir imamı taklit etmesi vacip değildir; dilediği müçtehidi taklit edebilir, zira ümmetin ihtilafı rahmettir." demek de o derece yanlıştır.
    Öncelikle ileri sürülen bu hadis sahih olmayıp, munkatı'dır. Ayrıca bu hadis, ittifakla ilgili pekçok âyet ve hadisle de çelişmektedir. Bu hadisin Hz. Peygamber'den varit olduğunu kabul etmiş olsak bile, bu anlamda söylenmediği, belki, değişik görüşlerin tartışılmasından, gerçeğin ortaya çıkacağına, fikir ve düşünce özgürlüğüne, farklı görüşlerin tartışıldığı bir ortamda düşünürlerin ufkunun daha geniş olacağına işaret ettiği söylenebilir. Doğru sadece bir tanedir. Bütün müçtehitler bu doğruya ulaşmak, onu bulmak için gayret sarf etmişlerdir. Eğer doğruya ulaşabilmişlerse iki sevap, hata etmişlerse bir sevap kazanmışlardır. Aynı şekilde, mukallitlerin de, doğruya ulaşmak için gayret sarf etmeleri gerekir. Dolayısıyla, delilsiz olarak, körü körüne taklit etmek yerine, delillerine bakılarak kanaat getirilmesi, yani ittiba edilmesi gerekir. "Pek çok müftü fetva verse de, kalbine danış." (Süyûtî, Câmi'u's-Sağîr, I/40) sözü buna işaret etmektedir. Vicdanen doğru olduğuna inanmadan bir fetvaya uymak caiz değildir. Sonuç olarak; herkesin, hükmü asıl kaynaklarından, Kur'ân ve sünnetten alması gerekir. Buna gücü yetmeyenler ise, bir imama veya müçtehide ittiba edebilir. İttiba ise körü körüne taklit anlamına gelmeyip, müçtehidin deliline bakarak tercihte bulunmak, onun görüşünü paylaşmak anlamını taşımaktadır. Bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak kadar, "kişi muhayyerdir, dilediği müçtehidi taklit eder" demek de doğru değildir. Verilen fetvanın, kişinin vicdanını tatmin etmesi gerekir. (İ.P.)


  7. 04.Şubat.2011, 01:11
    4
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Cevap: sapıtan mezhepler hangileridir

    Allah razı olsun kardeşim.
    O halde benim mezhep seçmemde bana yardımcı olabilir misiniz?
    Ya da bir mezhebe mensup olmak için, ne yapmak gereklidir?
    Ne okumak gereklidir, ne bilmek gereklidir?


  8. 04.Şubat.2011, 01:11
    4
    Küllinefsin zaikatül mevt
    Allah razı olsun kardeşim.
    O halde benim mezhep seçmemde bana yardımcı olabilir misiniz?
    Ya da bir mezhebe mensup olmak için, ne yapmak gereklidir?
    Ne okumak gereklidir, ne bilmek gereklidir?


  9. 04.Şubat.2011, 01:20
    5
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: sapıtan mezhepler hangileridir

    Alıntı
    Allah razı olsun kardeşim.
    O halde benim mezhep seçmemde bana yardımcı olabilir misiniz?
    Ya da bir mezhebe mensup olmak için, ne yapmak gereklidir?
    Ne okumak gereklidir, ne bilmek gereklidir?
    Mezhepler İTKADİ ve AMELİ olmak üzere ikiye eyrılırlar.
    İTİKADİ mezhepler inançla alakalı olan mezheplerdir ki tek tutnacak bir yol vardır o da "EHLİ SÜNNETTİR". diğer inançlar Kitap ve sünnete uygun değillerdir.
    bu konuda "ehli sünnet akaidi" ömer nesefi kitabını tavsiye ederim.

    AMELİ MEZHEPLER ise 4'tür. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleridir.
    Türküyede en çok Taklid edilenleri ise Hanefi ve ŞAfii mezhepleridir.
    HAnefi olmak için DİYANET İSLAM İLMİHALİ,
    Şafii olmak için BÜYÜK ŞAFİİ İLMİHALİ (gonca yayınlar) alıp okumanız yeterlidir.


  10. 04.Şubat.2011, 01:20
    5
    Administrator
    Alıntı
    Allah razı olsun kardeşim.
    O halde benim mezhep seçmemde bana yardımcı olabilir misiniz?
    Ya da bir mezhebe mensup olmak için, ne yapmak gereklidir?
    Ne okumak gereklidir, ne bilmek gereklidir?
    Mezhepler İTKADİ ve AMELİ olmak üzere ikiye eyrılırlar.
    İTİKADİ mezhepler inançla alakalı olan mezheplerdir ki tek tutnacak bir yol vardır o da "EHLİ SÜNNETTİR". diğer inançlar Kitap ve sünnete uygun değillerdir.
    bu konuda "ehli sünnet akaidi" ömer nesefi kitabını tavsiye ederim.

    AMELİ MEZHEPLER ise 4'tür. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleridir.
    Türküyede en çok Taklid edilenleri ise Hanefi ve ŞAfii mezhepleridir.
    HAnefi olmak için DİYANET İSLAM İLMİHALİ,
    Şafii olmak için BÜYÜK ŞAFİİ İLMİHALİ (gonca yayınlar) alıp okumanız yeterlidir.


  11. 04.Şubat.2011, 01:38
    6
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Cevap: sapıtan mezhepler hangileridir

    Tamam, ben en yakın sürede alır okurum Allahın izniyle.
    Bir de bir sorum daha olacaktı.

    namaza ilk başladığımdan beridir, fatiha suresini yanlış okumuşum?


  12. 04.Şubat.2011, 01:38
    6
    Küllinefsin zaikatül mevt
    Tamam, ben en yakın sürede alır okurum Allahın izniyle.
    Bir de bir sorum daha olacaktı.

    namaza ilk başladığımdan beridir, fatiha suresini yanlış okumuşum?





+ Yorum Gönder