+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. davetci1
    Emekli
    Reklam

    Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    Reklam





    Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ? Mumsema Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?


    Kuranı Kerime baktığımızda, insanların Allah sadece Peygamberlere vahyeder zannının doğru olmadığını görüyoruz. Araf 175 de Allah yoldan çıkan birine bile ayetler verdiğini ifade buyururyor.

    Maide 111 de Allah İsa As ın havarilerine vahyettiğini açıklıyor. İsa As ın havarilerinin Peygamber olmadığı açıktır.

    Taha 38 de ise Musa AS ın annesine vahyedilmiştir.

    Yunus 2 ve Araf 63 de içinizden bir adama vahyetmemiz acaibinize mi gitti buyuruyor. İnsanların zanlarına göre insanların içinden herhangibirine Allah'ın vahyetmesi söz konusu değildir. Allah bunu bildiği için özellikle içinizden bir adama vahyettik ifadesini kullanıyor.

    Bir şehrin önünden eşeğiyle geçen bir adama Allahu Teala vahyediyor.

    Allahu Teala, Ali İmran 47 ve Meryem 26 da ise İsa As ın annesi Hz. Meryem'e da vahyettiğini ifade buyuruyor.

    Herşeye kaadir olan Allah, sadece insanlara değil arılara, yerlere ve göklere de vahyediyor.

    İşte ayetler:

    7/A'RÂF-175: Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne).
    Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.

    5/MÂİDE-111: Ve iz evhaytu ilel havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).
    Ve havarilere; "Bana ve Resûl'üme îmân edin." diye vahyettiğim zaman, onlar da "Îmân ettik ve bizim (Hakk'a) teslim olduğumuza şahid ol." demişlerdi.

    20/TÂHÂ-38: İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
    Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.

    10/YÛNUS-2: E kâne linnâsi aceben en evhaynâ ilâ reculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).
    Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab'lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır. Kâfirler şöyle dediler: “Muhakkak ki bu, mutlaka apaçık bir sihirbazdır.”

    7/A'RÂF-63: E ve acibtum en câekum zikrun min rabbikum alâ raculin minkum li yunzirekum ve li tettekû ve leallekum turhamûn(turhamûne).
    Sizi uyarması ve takva sahibi olmanız için, içinizden bir adama, Rabbinizden bir zikrin gelmesine mi şaşırdınız? Ve böylece rahmet olunursunuz.

    2/BAKARA-259: Ev kellezî merra alâ karyetin ve hiye hâviyetun alâ urûşihâ, kâle ennâ yuhyî hâzihillâhu ba’de mevtihâ, fe emâtehullâhu miete âmin summe beaseh(beasehu), kâle kem lebist(lebiste), kâle lebistu yevme ev ba’da yevm(yevmin), kâle bel lebiste miete âmin fenzur ilâ taâmike ve şerâbike lem yetesenneh, venzur ilâ hımârike ve li nec’aleke âyeten lin nâsi venzur ilâl izâmi keyfe nunşizuhâ summe neksûhâ lahmâ(lahmen), fe lemmâ tebeyyene lehu, kâle a’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
    Veya çatıları üzerine çökmüş (altı üstüne gelmiş) bir karyeye uğrayan kimsenin, “Allah bunu (bu kasabayı) ölümünden sonra nasıl diriltecekî demesi gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?”dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah): “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyecek ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni insanlara bir âyet (canlı bir ibret) kılmamız içindir. Ve kemiklere bak. Onları nasıl inşa ediyoruz (kemikleri birleştirerek iskeleti kuruyoruz) sonra ona et giydiriyoruz.“Böylece (merkep dirilip, eski haline gelince ve herşey) ona açıkça belli olunca: “Allah'ın, herşeye kaadir olduğunu biliyorum.”dedi.

    3/ÂLİ İMRÂN-47: Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ’(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
    (Hz Meryem): “Rabbim, benim çoçuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı” dedi. (Allah şöyle buyurdu): “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona “ol!” der, o hemen olur.”

    19/MERYEM-26: Fe kulî veşrabî ve karrî aynâ(aynen), fe immâ terayinne minel beşeri ehaden fe kûlî innî nezertu lir rahmâni savmen fe len ukellimel yevme insiyyâ(insiyyen).
    Artık ye ve iç, gözün aydın olsun! Bundan sonra eğer beşerden bir kimseyi görürsen, o zaman (ona şöyle) söyle: “Muhakkak ki ben, Rahmân'a (konuşmama) orucu nezrettim (adadım). Bu sebeple bugün bir insanla asla konuşmayacağım.”

    16/NAHL-68: Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn(ya’rişûne).
    Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.

    99/ZİLZÂL-5: Bi enne rabbeke ehvâlehâ.
    Rabbinin ona vahyetmesi ile.

    41/FUSSİLET-12: Fe kadâhunne seb’a semâvâtin fî yevmeyni ve evhâ fî kulli semâin emrehâ ve zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve hıfzâ(hıfzen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
    Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti. Ve dünya semasını kandillerle muhafaza ederek süsledik. İşte bu, Azîz ve Alîm olan (Allah'ın) takdiridir.

    Allah'ın sadece Peygamberlere vahyetmediği bu ayetlerle kesinlik kazanıyor. Allah her devirde üst düzey evliyaları ile konuşur, yani onlara vahyeder. Ahmed Yesevi Hz.leri “Hakk' tan işitip bunları dedim işte” diyor bir şiirinde.Yunus Emre “Çalap tır söylettirir”, yani bizi konuşturan Allah'tır diyor divanında. Mevlana hz.leri , “Mesnevi Allah'ın izniyle inmiştir” diyor. Allahu Teala, yakın geçmişte Bediüzzaman Said Nursi Hz.lerine vahyederek Risale-i Nur u yazdırmıştır.





  2. @mir
    âb ü kil

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?


    Reklam


    Allah'ın sadece Peygamberlere vahyetmediği bu ayetlerle kesinlik kazanıyor. Allah her devirde üst düzey evliyaları ile konuşur, yani onlara vahyeder. Ahmed Yesevi Hz.leri “Hakk' tan işitip bunları dedim işte” diyor bir şiirinde.Yunus Emre “Çalap tır söylettirir”, yani bizi konuşturan Allah'tır diyor divanında. Mevlana hz.leri , “Mesnevi Allah'ın izniyle inmiştir” diyor. Allahu Teala, yakın geçmişte Bediüzzaman Said Nursi Hz.lerine vahyederek Risale-i Nur u yazdırmıştır.
    her söylenene inanmak hangi dinin emri?
    kerameti kendinden menkul diye bir tabir duydunuz mu?
    Ne anlama geldiğini düşündünüz mü?

    Bakın bir zamanlar bir Zat ne demiş:
    2 Bakara 79
    Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların!

  3. HAMMADUN
    Emekli
    Burada öncelikle VAHY ile İLHAM'ı birbirinden ayırmak gerekir.

    VAHY Zaman ve mekanın dışındaki Allah-u Taala'nın, Zaman ve mekanın içindeki kulunun kalbine (PEYGAMBERİNE) bizzat tecelli etmesidir.

    Maide Suresi 111'nci Ayeti Kerime..

    Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye. ilham etmiştim Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

    İLHAM Zaman ve mekanın dışındaki Allah-u Taala'nın, Zaman ve mekan içindeki kullarına yaza hali veya başka bir hal olmak üzere TEFEKKÜR GİBİ diyelim. İletişim kurmasıdır.

    Ayetler daha iyi tetkik edildiğinde, VAHY ile İLHAM'ın ne olduğunu daha iyi anlarız.

    Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?

    Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından Peygamberler edinmemiştirki vahyetsin.

    Yunus Suresi 2'nci Ayeti Kerime.

    Diyanet işleri.. İçlerinden birine, İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanların tuhafınamı gittiki, kafirler; Bu apaçık bir büyücüdür dediler.

    Burada kastedilende peygamberlerdir. İstisnasız tüm peygamberler uyarıcı olarak rabbinin emirlerini bildirdiğinde, ve inananları cennetle müjdelediğinde kafirler bizde sana inanırız ancak bize bir mucize gösterici olman gerekmezmi derler. Bunun üzerine peygamberler rablerinden gelen mucizeyi kafirlere gösterdiklerinde, doğrusu sen apaçık bir büyücüsün deyip Ebu Cehil gibi veya Fravunlar gibi tastik edici olmamışlardır.

    Meryem Suresi 26'ncı Ayeti Kerime.

    Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan 'Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de.'

    Bu da musa'nın annesine ilham eden Rabbin, aynı hitap şekli ile ilhamının tezahürüdür.

    ARAF SURESİ 175'nci Ayeti Kerimesi..

    Onlara, şeytanın peşine takdığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kişinin olayını anlat.

    Burada hitap tamamen Peygambere, Onlara, azgınlıklarda olan kişinin olayını anlat.

    Hangi olay bu.?

    Atalarının yalnış yolunda ısrarla peygamberlerden gelen hak yolu inkar edenlerin hali.. Peygamberler her çağda insanları Allah'a çağırmış, hidayete çağırmış, daha sonra peygamberlerden delil isteyenlere, Allah-u Taala'nın mucizelerini göstermiş ve bu gösteriş hidayet için son perde olmuş, buna da inanmadıktan sonra helakları vücut bulmuştur. Bu sadece Rahmet Peygamberi (S.A.V.)'den sonraki nesiller için olmamış, sadece ufak tefek afetlerle iktifa edilmiştir. Topluca kavimlerin yok olması olmamıştır.

    ARAF SURESİ 61-63 Ayeti Kerimeleri.

    'Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?' dedi.

    Apaçık görüleceği üzere burada da, kastedilen bizzat peygamberdir. Allah ayetlerini apaçık örneklerle ve sivrisinek ve daha azıyla da açıklamaktan asla imtina etmez. Olaki düşünürsünüz, olaki tefekkür edersiniz.

    BAKARA SURESİ 259'ncu Ayeti Kerime.

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? (GÖRMEDİNMİ.? Hitap kime, Peygamberine.. Sen o adamın halini görmedinmi.? Allah-u Taala Sana ondan haber vermedimi, Göstermedimi.?) O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” (Yüksek bir iman var, ama şahit olmak dileğide var. Burada diriltemezden bahsedilmemekte, NASIL DİRİLTECEK diye sorulmaktadır.) demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” (Bu kısımda Allahu Taala zahiren göründü ve o adama zahiri olarak seslendi desem günah işlemiş olurmuyum.?) O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah, şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Bu kısımda ilhamın ayet olarak diğer zamanlardaki insanlara ibret olarak bırakılması açıktır. (Bu kısımda da Allahu Taala zahiren göründü ve o adama zahiri olarak seslendi desem yine günah işlemiş olurmuyum.?) (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” (Allah-u Taala, şeytan ve yarenini yaratılışa şahit tutmamıştır. Demekki nefsi mardiyye olan bir zatla birlikte) Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Artık tüm şüpheler bitmiş ve yaradılışada şahit olmuştur. ŞÜPHESİZ NEFSİN HALİ Nefs-i safiye'ye yükselmiştir)

    Burada da Allah-u Taala zahirdir, batındır, zahiren görünmüştür. Batındır vahy ve ilham makamını kullanır desem. Kişi rabbini görmüştür, idrak edememiştir. İdrak etmiştir, görememiştir. Desem. günaha girmiş olurmuyum.

    İSRA SURESİ 85'nci Ayeti Kerime

    Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.

    Nahl Suresi 68'nci Ayeti Kerime.

    Rab'bin bal arısına ilham etmiştirki, Dağlardan, ağaçlardan ve çardaklardan evler edin.

    Diyanet Vakfı Zilzal Suresi: (1-5)

    Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan Ne Oluyar Bana dediği vakit işte o gün (yer) rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.

    Fizzulat Suresi 12'nci Ayeti Kerime

    Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

    Ali İmran Suresi 81'nci Ayeti Kerime

    Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım"

    Allah-u Taala'nın öyle peygamberleri vardırki; Biri kelimatullahıdır, O'nunla konuşur ama o'na görünmez. Biri vardır ki içlerinde O'da habibidir. Ona görünür ve o'nu makamların en yükseğiyle taltiflendirmiştir. O Peygamberin (S.A.V.) öyle varisleri de vardır ki; Beni israil peygamberleri GİBİDİR. Makam ne olursa olsun GİBİ. Sadece GİBİ'dir. Vahy ile İlham'ıda birbirinden ayırmazsak, geçmişte hristiyanların Allahın peygamberi Hazreti İsa'nın Allah'ın oğludur demeleri gibi bir küfre, maazallah hurafelerle gideriz. Said Nursi Hazretlerine gelince, O Hazret ki; kendine bu gün biçilmeye çalışılan makamlar gibi hiç bir makam biçmemiş, Bu gün ona makam biçmeye çalışanlardan da beridir. Zira o vazifesini tamamlamış ve zahiren ölmüştür. Ondan sonrada kendisine makam biçmeye çalışanların, makam biçmelerinden dolayı sorumlu da değildir.

    Peygamber efendimiz halen diridir ve vahiy makamı tektir. O yüzden ilham ile vahyin ayrılmasında hurafelere giden bir yolun açılmaması için yararlar mütalaa edilmelidir. Allah cümlemizden razı olsun. Amin

  4. davetci1
    Emekli
    HAMMADUN dan alıntı:
    Burada öncelikle VAHY ile İLHAM'ı birbirinden ayırmak gerekir.

    VAHY Zaman ve mekanın dışındaki Allah-u Taala'nın, Zaman ve mekanın içindeki kulunun kalbine (PEYGAMBERİNE) bizzat tecelli etmesidir.

    Maide Suresi 111'nci Ayeti Kerime..


    Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye. ilham etmiştim Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.
    İLHAM Zaman ve mekanın dışındaki Allah-u Taala'nın, Zaman ve mekan içindeki kullarına yaza hali veya başka bir hal olmak üzere TEFEKKÜR GİBİ diyelim. İletişim kurmasıdır.

    Ayetler daha iyi tetkik edildiğinde, VAHY ile İLHAM'ın ne olduğunu daha iyi anlarız.
    Esavrvb.

    Vahiy ve İlham 2 ayrı Kur'an kavramıdır.

    Bir birinden ayrı şeylerdir.Biri diğeri ile izah edilemez.Zira Allah her ikisini de Kuran da zikretmiştir.

    Maide -111. ayetinin kelime kelime mealineve tefsirine birlikte bakalım.

    5/MÂİDE-111-وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوَارِيِّينَ أَنْ آمِنُواْ بِي وَبِرَسُولِي قَالُوَاْ آمَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ


    Ve iz evhaytu ilel havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).


    Ve havarilere; "Bana ve Resûl'üme îmân edin." diye vahyettiğim zaman, onlar da "Îmân ettik ve bizim (Hakk'a) teslim olduğumuza şahid ol." demişlerdi.

    Kelime kelime anlamı1.ve iz evhaytu: ve vahyettiğim zaman2.ilâ el havâriyyîne: havârilere3.en âminû bî: bana iman etmelerini4.ve bi resûlî: ve Resûl'üme5.kâlû: dediler6.âmennâ: biz iman ettik, âmenû olduk, Allâh'a teslim olmayı, ulaşmayı diledik7.veşhed (ve işhed): ve şahid ol8.bi enne-nâ: bizim... olduğumuza9.muslimûne: müslümanlar, Allâh'a (cc.) teslim olanlar
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm


    Allahû Tealâ'nın buradaki îmân kelimesinden muradı Allah'ın resûlüne ve Allah'a teslim olmaktır. Bütün havariler Allah'a teslim olmuşlardır. Hangi peygamber söz konusu olursa o ve ona tâbî olanlar mutlaka Allah'a teslim olmuşlardır. Teslim müessesesi bütün boyutlarıyla her zaman mevcuttur.

    Allahû Tealâ'nın en alt seviyede daimî zikre ulaşanlarla perde arkasından konuştuğunu Şura Suresinin 51. âyet-i kerimesi bildiriyor.

    42/ŞÛRÂ-51: Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).

    Allah'ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.

    Allahû Tealâ'nın doğrudan vahyettiği kişiler dünya hayatında Allahû Tealâ'nın Zat'ını görenlerdir. Aynı âyet-i kerimede henüz doğrudan Allahû Tealâ'dan vahiy alabilecek bir kalp yapısına sahip olmayanlara resûl vasıtasıyla vahyedildiği ifade edilmektedir.


    Kaldı ki Allah'u Teala İlham tabirini bakın nerede ve nasıl zikrediyor.

    91/ŞEMS-8
    فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا

    Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
    Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.
    Kelime kelime anlamı1.fe: sonra2.elheme-hâ: ona ilham etti3.fucûre-hâ: onun fücuru4.ve: ve5.takvâ-hâ: onun takvası
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Sonra Allah nefse fücurunu, yani devamlı günah işleyen bir dizaynı ve devamlı hayra dönük işlemler yapan takvasını ilham etti.

    Hiç bir zaman ilham vahyin benzeri, açıklaması veya tevili değildir.

    Allah her iki kavramı ayrı manalar için zikretmektedir.Allah her şeye kaadirdir.Allah her kelimeyi yerli yerinde kullnamıştır.Allah'ın sözlerinde değişme olmaz.
    Bu konuda HAMMADUN kardeşimizinyukarıda izah ettiği diğer ayeti kerimeleri de bu çerçevede zamanla değerlendireceğiz inş...

    Burada furkan (ölçü) Kur'andır, zanlar değil.

  5. HAMMADUN
    Emekli
    Hiç zahmet buyurmayınız efendim. Size bir ölçü vereyim inşaallah. Terazinizde kullanınız.....

    PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) ve ASHABI....

    Allah-u Taala vahyi peygamber efendimize(S.A.V.) indiriyordu ve vahyediyordu.

    Hem indiriyordu.... Hem vahyediyordu.....

    Vahy O BOŞTAN KONUŞMAZ ayetinin karşılığı olandır. Olanlardır. Ve nebiler vahye tabidirler. Onlar kendiliklerinden hiç bir şey de yapmazlar. Eğer vahiy yoksa, gözlerini semaya dikip, rablerinden bir şeyler gelmesini umarlar. Hikmetinin de rabbinden olduğunu bilerek, Sabırla ve sebatla.

    Eğer vahye tabi olanlar nebilerle birlikte veliler olmuş olsaydı, ASHAB-I KİRAM hangi veliden daha aşağıdır ki; vahyolunanı vahyedenin vahyettiğinden öğrenmek için çabalarlardı.

    Peki İlham almazlarmıydı.....???

    Alırlardı mutlak, ancak mutmain bir nefs, kaynağı dururken derenin yatağından susuzluk gidermez. Zira TAKVA'en dereye necis (Şeytani) bir şeyin bulaşabileceğinden endişe ederlerdi..... Üstelik şeytanın vesvesesi, onlara cahilane olmasına rağmen.

    Eğer bize ASHAB'dan üstün bir alim veya gavvas gösterebilirseniz VAHY alıyor da diyebilirsiniz.

    Sanırım ölçü anlaşılmıştır. İslam Şeriatı dışında hiç bir ölçüyü, Ayetler ve Hadisler dışında tanımamak gibi bir temayülüm var.

    Tüm insanlar hata'dan ari değildir. İllaki hata yapacaklardır. Rabbi insanı hata yapmayan bir mahluk olarak yaratmış olsaydı, kendine eş bir varlık yaratmış olurdu ki, böylesi bir varlık ne rabbimin, nede bizim gözümüze hoş gelir bir tarafı olmazdı.

    Said Nursi Hazretlerinin hatası yokmu....???

    İllaki var. Hayvanata ruh vermiştir en basitinden. Eğer hayvanatta ruh olsaydı, hayvanlarda, insanlar gibi rablerine muhatab ve ebedi olurlardı. Oysaki hayvanlar Allah-u Taala'nın ADL sıfatından dolayı, nefsine halel gelmiş olan, nefsine halel getirmiş olandan hakkını alır almaz kaybolacaktır. Hepsi bu. Eğer ruh'da olsaydı. Maazallah Allah-u Taala çok feci ve hâk etmediği bir vechile sıfatlanmış olurdu. Hemde insan elinden. Yaratılanın elinden yaratanı sıfatlamak. Bu ne büyük bir iftira ve ne büyük bir isyan olurdu.....

    Tekraren tefekkür ediniz inşaallah, Nebiler, Ashab ve Alimler.

    Vahy Rabbinden kuluna.... Sade bir vahy. Şeytanın o kanala giremeyeceği bir iletişim kaynağı.

    İlham Rabbinden kuluna.... Şeytanın da o kanaldan girip muhakeme yeteneğine sunduğu iletişim kaynağı.

    Peygamberlerde ilham almazlarmıydı....???

    Tabiki onlarda ilham alırlardı. Ancak rablerinden vahy gelmedikten sonra ilhamla amel etmezlerdi..... Allah cümlemizden razı olsun. Amin.

  6. enegarip
    Üye
    hammadun konu disi hayvanda ruh yokmu gerçekten delillerin kaynaga dayalimi yoksa kendi fikirlerinmi

  7. HAMMADUN
    Emekli
    Elbetteki hayvanda ruh yoktur.

    Allah-u Taala EŞREF-İ MAHLUK olarak yarattığı insanı tarif ederken, RUH, CAN ve NEFİS'den bahsederek, Ten ilede zahiren görünümünü sağlamıştır.

    Ruh'u sadece insana ve kırkıncı gün üflemektedir Allah-u Taala. O yüzden bir çocuğun her ne sakatlığı olursa olsun, kırkıncı gününden sonra anne rahminden alınması, KATLİAMDIR. VAHŞETTİR.

    Diyanet İşleri
    HİCR 15/28-29. Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

    Buraya çok dikkat edilmeli....

    Rabbin meleklere....

    Hangi meleklere..??

    Tüm meleklere; Şeytan Aleyyullana da dahil olmak üzere hepsine hitaben söylüyor..

    Balçıktan işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım..

    Henüz yaratmamış. Yaratacağım diyor. İhtar ediyor. Zaman tanıyor. O'nu yapıp..

    Hala bekleme ve aşırı gidip düşünme ve akıl yüretme süresi var. (Şeytan Aleyyullana işte bunu nefsine uyarak çok kötü kullandı)

    Zira burada çok büyük incelikler var.

    Devam edelim. RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM ZAMAN O'NA SECDEYE KAPANIN..

    Meleklerin halini düşünebiliyormusunuz.. Kendinizi bir an orada farzedin. Melekler daim itaat ve ibadette bulundukları bir rabbe secde ederken, Rableri onlara başka bir şeye secde etmelerini emrediyor.

    Ne zaman olacak bu secde etme zamanı..??

    RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM ZAMAN. (Diyor rabbimiz. Zira ondan önce yapılacak secde şekillenmiş çamura dolayısıyla bir puta secde gibi olacaktır. Bekleyin RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM ZAMAN.)

    Sakın burada yalnış bir anlayışla rabbimizden bir parçayız bizde ilahmıyız gibi şeyler düşünmeyiniz. İnsanın şerefinin kaynağının bizzat rabbinden bir nebze olmasından kaynaklanıyor diye düşünüp şunu da parantez içerisine alın. Siz YARATILMIŞSINIZ ve siz MAHLUKSUNUZ. Mutlak hakim ve hikmet sahibi bir rabbin MAHLUKU..

    O ise yaratan. Peki Allah-u Taala İnsan'a secde ettirerek kendini insandan ayrı mı mütalaa ediyor. Tabiki hayır. Melekler O'rada çamurdan yaratılmış olan insan'a secde ederken, çamura secde etmiyor. RUH'a secde ediyor.

    Nasılki; cemaatle namaz kılarken, ön safda insanlar olmasına rağmen o tarafa doğru secde ederken, cenaze namazında ruhsuz bir cesede secde etmememiz gibi. İslam Şeriatı ve sünetti burada ne güzel bir örnek..

    O RUH'da rabbinden bir nebze.. Bizzat Allah-u Taala'ya secde ediyor. Yalnız tekraren söylüyorum. Burada yaratılmış başka bişeydir. Yaratan başka bişey.

    Ama RUH insanda vardır. İnsanı şerefli yapan'da RUH'dur. RUH'u şerefli yapanda rabbinden bir nebze olmasıdır. KÜLLİ RUH ALLAH-U TAALA'dır.

    RUH'un itaat etmesi gerekende, Din-i İslam ve Allah-u Taala'nın ŞERİATI'dır. Hiç bir melek, Allah-u Taala'nın izni olmadan hiç bir hayvana secde etmez, zira O'nda Allah'ın RUH'u yoktur. Vardır diyen Allah muhafaza o kısma hiç girmem..

    FURKAN SURESİ 44'ncü Ayeti Kerime..

    Diyanet Vakfi : Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.


    İşte o yüzden rabbin insanlar bazı hareketleriyle insan, bazı hareketleriyle hayvandanda aşağıdır buyuruyor. Zira insanda rabbinden bir parça olmak üzere RUH var ve insan hayvanlar gibi edeb yerlerini açıp, zina edip, sarhoş olarak etrafta şuursuzca dolaştığında edebini bilmedi. Hayvanlar gibi oldu. Hatta gidişçe daha da sapık oldu. Çünkü onda rabbinden bir parça var, O parçayı batağa sürükledi..

    Hangi hayvana, kaçıncı gün ruh üflediği hakkında, bir ayet duydunuz..??

    Peygamber Efendimiz, “Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas sûretiyle hakkı alınacaktır” Tirmizî, Kıyâmet, 2; Elmalılı Hamdi Yazır. Hak Dini Kur'an Dili, 8:5599.

    Allah-u Taala mahkeme-i kübrada boynuzsuz hayvanın nefsine halel getiren boynuzlu hayvandan hakkını alır almaz, onları yok edecektir.

    Allah-u Taala'dan olan bir parça olan RUH yok olurmu. Ebedi olan, hiç nihayet bulurmu.....???

    Eğer hayvanda ruh olsaydı, ölümsüz olurlardı, ebedi olurlar ve sorumlu olurlardı, tıpkı insan gibi.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.

  8. enegarip
    Üye
    iyide hayvanda ruh olmadıgının delili nerde yazdıklarınla ne alakası var insanı anlatıyorsun hayvan nerde ?????kendince yorum yapma delil göster

  9. HAMMADUN
    Emekli
    Değerli enegarip kardeşim;

    Rabbimiz RUH'un kime verildiğini, açık seçik Kur'an-ı Kerim'de belirtmiş ve şu ayet-i kerime ile bunu bildirmiştir.

    Diyanet İşleri
    HİCR 15/28-29.
    Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

    Daha sonra RUH'un, kabzıyla birlikte KABRE yerleştirileceğini.... (Lutfen bu hususa da dikkat buyurunuz, MEZAR değil, zira mezar cesetlerin yerleştirileceği yer. Beden bir cisim ve makamı MEZAR. RUH'ların mekanı ise KABİR'lerdir. KABİR ve MEZAR'ı bu hususda birbiriyle karıştırmamak gerekir.) beyan etmektedir. Ruh'unda orada derecesine göre muamele göreceğini bildirmektedir. Bu muamele bazen KABİR AZABI (Tağutlar ve Fravunlar gibi.), Bazende hoş ve leziz bir konaklama yeri gibi olacağı muhakkaktır.

    Hülasa değerli kardeşim; Elimizde rabbimizin bize gönderdiği bir delil olarak ayetleri varken, İnsana nasıl ruh veripte, meleklerini ona secde ettirdiğini beyan eden delili varken, biz dahi hayvan içinde bu şekilde bir delili göremiyorsak eğer. Ondan sonra ancak şu delile sarılırız....

    MÜMİN SURESİ 56'ncı Ayeti Kerime.

    Diyanet Vakfı Tercemesi.

    Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.

    Gel kardeşim biz rabbimize sığınalım. Rabbimiz bize bu ayeti kesin bir delil olarak sunmuştur. (HİCR 15/28-29. Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.)

    Bunun dışında biri çıkarda ruh ve ruhun hayvanlarada verildiği hususunda bir delille birlikte gelirse, Delilde, İSLAM ŞERİATI ve SÜNNETE uygunsa, EL HÂK der kabul ederiz. Nasılki onlar rabbimizden delil istiyorlar ve O delillerini sunuyorsa, Rabbim de onlardan işte böyle deliller ister. Bunun dışında söyleyecek bir sözümüzde yoktur. Yazılan yazılmış, çizilen çizilmiştir. Allah cümlemizden razı olsun. Amin.

  10. isimsiz-
    Emekli
    yüce ALLAH bize nefis ve akıl vermiştir hayvanlarada sadece nefis vermiştir ve onlar kıyamette hesap günü insanlardan hakkını alıp toprak olcaklar "Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında…" (Tekvir Suresi, 5) ayeti, hayvanların da mahşer meydanına çıkarılacaklarını haber vermektedir. "O öyle bir gündür ki, insan kendi eliyle işlediklerine bakar. Kafir de, "ne olurdu" der, "ben bir toprak olsaydım." (Nebe Suresi, 40) ayeti ise hayvanların mahşer meydanında karşılıklı olarak hesap verdikten sonra bedenlerinin toprak olacağını haber verir.

    Abdullah bin Ömer, Ebu Hureyre ve İmam Mücahid in bu ayetin tefsirlerine göre, Cenabı Hak mahşer gününde hayvanları alıp ödeştirecek, sonra da onlara, "Toprak olun." buyuracak, sonunda onların hepsinin bedenleri toprak olacak, ruhları ise bakı kalacaktır. Hayvanların cehennem azabından kurtulmalarına gıpta ile bakan kâfirler, kendilerinin de toprak olmalarını arzu edeceklerdir.

    Bir hadiste peygamber efendimiz, "Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas suretiyle hakkı alınacaktır" (Krş.Müslim, Birr 15, 60; Tirmizî, Kıyâmet 2; R.Salihın, 204.) buyurarak ahirette hiçbir haksızlığın karşılıksız kalmayacağını bildirir.

  11. davetci1
    Emekli
    Esavrvb.

    HAMMADUN nickli üyenin yazısına cevap vermeyen devam ediyoruz.

    HAMMADUN diyor ki
    “*Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?*

    *Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.*

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından* Peygamberler edinmemiştirki* vahyetsin.”

    Bakalım Taha 38 ayeti kerimesinde Yüce Rabbimiz ne buyuruyor.
    20/TÂHÂ-38
    إِذْ أَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّكَ مَا يُوحَى
    İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
    Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    iz evhaynâ
    : vahyetmiştik
    2.
    ilâ ummi-ke
    : senin annene
    3.
    mâ yûhâ
    : vahyolunan şeyi
    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Hz. Musa bebekken öldürülecekti. Yeni doğmuştu ve firavun bir falcı firavuna "Bunlardan bir tanesi seni ordularınla beraber yenecek." diye kehanette bulunmuştu.

    Ve bu sebeple firavun, İsrailoğullarının bütün erkek çocuklarını öldürmekteydi. Bu yüzden Hz. Musa'nın da görüldüğü zaman (erkek bebek olduğu cihetle) mutlaka öldürülmesi gerekiyordu. Ne yapacağını şaşıran Hz. Musa'nın annesine Allahû Tealâ: "Vahyedeceğimiz şeyi vahyettik." diyor.

    Ne olduğunu 39. âyetten itibaren inşaallah göreceğiz.
    Burada geçen kelime vahiydir.Allah Hz..Musa (A.s.) ın annesine vahy ettiğini söylüyor, HAMMADUN ise vahy etmeyeceğini söylüyor.Kime inanacaksınız.?

    Diğer ayeti kerimelerin kelime kelime meal ve tefsirine bakalım inş..
    7/A'RÂF-175
    وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِيَ آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا فَانسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَكَانَ مِنَ الْغَاوِينَ
    Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne).
    Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    vetlu (ve utlu)
    : ve anlat, tilâvet et, oku
    2.
    aleyhim
    : onlara üzerlerine
    3.
    nebee
    : haber
    4.
    ellezî
    : ki o
    5.
    âtey-nâ-hu
    : biz ona verdik
    6.
    âyâti-nâ
    : âyetlerimizi
    7.
    fenseleha (fe inseleha)
    : sonra o ayrıldı
    8.
    min-hâ
    : ondan
    9.
    fe etbea-hu eş şeytânu
    : şeytan onu kendine tâbî kıldı
    10.
    fe kâne
    : böylece oldu
    11.
    min el gâvîne
    : zarar görenlerden (azgınlardan)


    Birçok kimse, bu konuda kesin bir hükmün sahibi olmuşlardır. "Allah âyetlerini sadece peygamberlere verir, nebîlere verir." İşte bu âyet-i kerime, böyle bir düşüncenin kesinlikle yanlış olduğunu, şeytana sonradan tâbî olanlara bile Allah'ın âyet indirdiğini kesinlikle ifade etmektedir.

    A'raf-175, şunu söylüyor: "Allah, bir resûlüne değil, şeytana tâbî olan bir kişiye bile âyet yazdırır." Bir gün böyle bir konunun gündeme geleceğini elbette biliyor, 14 asır evvel Allahû Tealâ. Ayrıca O, bundan asırlarca evvel, Allah'ın âyet verdiği bir kişiyi, şeytanın yoldan çıkaracağını bildiği halde ona bile âyet verdiğini ispat için koymuş buraya. Bu, insanlara ibret olmalı!...

    İnsanlar, hep zannettikleriyle amel ederler, aslını aramazlar. Bir gün aslı, onlara gösterilince de o gösterene fena halde kızarlar, nefslerindeki kibir afeti bunu gerektirdiği için. Allahû Tealâ'nın âyet verdikleri sadece peygamberler değildir. Görülüyor ki; Allahû Tealâ, şeytana tâbî olmuş olan bir kişiye bile âyetler indirmiştir. Böyle bir noktada şunu net olarak ortaya koymak durumundayız. Allah ne isterse yapar! Diyor ki:

    "İçinizden bir kişiye Allah'ın vahyetmesi size acayip mi geldi ey insanlar!" (Yunus-2). Bu devr'e hitap ederek, aranızdan peygamber olmayan birisine Allahû Tealâ vahyetmiştir. Asırlar boyunca, insanlık tarihi boyunca her zaman bunu yapmıştır. Bu, Allah için son derece tabiidir. Ama insanlar, Allah'ın peygamberlerden başkasına vahyetmeyeceğini zannetmektedirler. Oysa;

    Allahû Tealâ, arıya vahyetmiştir (Nahl-68).

    Hz. İsa'nın havarilerine vahyetmiştir (Maide-111). Onlar da mı peygamberdi?

    Hz. Musa'nın annesine vahyetmiştir (Taha-38). O da mı peygamberdi?

    Allahû Tealâ bütün kavimlere resûl göndermiştir (Nahl-36).

    Hangi kavme resûl gönderdiyse ard arda göndermiştir (Bakara-87). Bütün kavimlerde her an resûl vardır.

    Hangi kavme resûl gönderdiyse insanlar, onu mutlaka inkâr etmişlerdir (Mu'minun-44).
    27/NEML-82: Ve izâ vakaal kavlu aleyhim ahracnâ lehum dâbbeten minel ardı tukellimuhum ennen nâse kânû bi âyâtinâ lâ yûkınûn(yûkınûne).
    Ve onların üzerine (Allah'ın Kitap'ta söylediği) söz vuku bulunca, onlara arzdan dabbe çıkardık (çıkarırız). İnsanların (Kitap'taki) âyetlerimize yakîn hasıl etmediklerini söyleyecek.
    10/YÛNUS-2: E kâne linnâsi aceben en evhaynâ ilâ reculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).
    Onlardan bir adama, "insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi" için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? Muhakkak ki onlar için, Rab'lerinin yanında (katında) sıddıklar makamı vardır. Kâfirler şöyle dediler: “Muhakkak ki bu, mutlaka apaçık bir sihirbazdır.”

  12. davetci1
    Emekli

    Reklam


    HAMMADUN'a cevap devam...

    16/NAHL-68
    وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
    Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn(ya’rişûne).
    Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    ve evhâ
    : ve vahyetti
    2.
    rabbu-ke
    : senin Rabbin
    3.
    ilâ en nahli
    : balarısına
    4.
    en ittehızî
    : (edinmek) edinmesini
    5.
    min el cibâli
    : dağlardan
    6.
    buyûten
    : evler
    7.
    ve min eş şeceri
    : ve ağaçlardan
    8.
    ve mimmâ (min mâ)
    : ve şeyden
    9.
    ya'rişûne
    : (çardak) kuruyorlar, yapıyorlar

    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Allahû Tealâ, arıya vahyetmektedir. Bazı insanların "Allah, yalnız peygamberlere vahyeder. Peygamberlerin dışında kimseye vahyetmez." demelerine karşı Allahû Tealâ, Maide Suresinin 111. âyet-i kerimesinde, Hz. İsa'nın havarilerine vahyettiğinden bahsetmektedir:
    5/MÂİDE-111: Ve iz evhaytu ilel havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).
    Ve havarilere; "Bana ve Resûl'üme îmân edin." diye vahyettiğim zaman, onlar da "Îmân ettik ve bizim (Hakk'a) teslim olduğumuza şahid ol." demişlerdi.

    Yine Hz. Musa'nın annesine vahyettiğini belirtmektedir:
    20/TÂHÂ-38: İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.
    Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.

    Ne Hz. Musa'nın annesi ne Hz. İsa'nın havarileri ne de arı peygamberdir. Allahû Tealâ, bu âyetlerle iddiaların ne kadar boş ve yanlış olduğunu, insanların kendi kendilerine bir şeyler uydurup ona inandıklarını ve o yanlışa inanmaları sebebiyle doğruları inkâr ettiklerini çok güzel bir şekilde anlatmaktadır.
    99/ZİLZÂL-5
    بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
    Bi enne rabbeke ehvâlehâ.
    Rabbinin ona vahyetmesi ile.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    bi enne
    : olması ile
    2.
    rabbe-ke
    : senin Rabbin
    3.
    evhâ lehâ
    : ona vahyetti

    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Allah dünyaya vahyedecektir. Herşey bu vahiylerdeki özellikleri ifade edecektir.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
allah kimlere vahyeder