Konusunu Oylayın.: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?
  1. 05.Şubat.2011, 15:22
    13
    davetci1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ocak.2011
    Üye No: 83408
    Mesaj Sayısı: 26
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 57

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    reklam


    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?
    HAMMADUN'a cevap devam...

    3/ÂLİ İMRÂN-81
    وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
    Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
    Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    ve iz ehaze allâhu
    : ve Allah aldığı zaman
    2.
    mîsâkan
    : misak
    3.
    nebiyyîne
    : peygamberler
    4.
    lemâ
    : olduğu zaman
    5.
    âteytu-kum
    : size verdim
    6.
    min kitâbin
    : (kitaptan) kitabı
    7.
    ve hikmetin
    : ve hikmet
    8.
    summe
    : sonra
    9.
    câe-kum
    : size geldi
    10.
    resûlun
    : resûl
    11.
    musaddikun
    : tasdik eden
    12.
    limâ
    : o şeyi
    13.
    mea-kum
    : sizinle beraber
    14.
    le tu'minunne bi-hî
    : mutlaka ona îmân edeceksiniz
    15.
    ve le tensurunne-hu
    : ve mutlaka ona yardım edeceksiniz
    16.
    kâle
    : dedi, söyledi
    17.
    e akrartum
    : ikrar ettiniz mi, kabul ettiniz mi
    18.
    ve ehaztum
    : ve aldınız
    19.
    alâ zâlikum
    : bunu üzerinize
    20.
    ısrî
    : zor, ağır
    21.
    kâlû
    : dediler
    22.
    akrarnâ
    : ikrar ettik, kabul ettik,
    23.
    kâle
    : dedi
    24.
    fe eşhedû
    : o zaman, öyle ise, şahit olun
    25.
    ve ene mea-kum
    : ve ben, sizinle beraberim
    26.
    min eş şâhidîne
    : şahitlerden

    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Her ikisinde de "le" kullanmış Allahû Tealâ, mânâyı kuvvetlendirmek üzere. Bunu bir zorunluluk olarak söylüyor, mutlaka bunu yapmak mecburiyetindesiniz ve bunun için sizden misak istiyorum, diyor. O'na îmân edeceğinize ve O'na yardım edeceğinize dair Bana misak vereceksiniz, diyor Allahû Tealâ.

    İslâm dîninin bugünkü öğreticileri diyorlar ki: "Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Son Nebî idi ama aynı zamanda da Son Resûl'dü. Artık Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra ne nebî ne de resûl gelmeyecektir. O son Nebî ve Son Resûl'dür. Yani ondan sonra gelecek olan bir Resûl, bir Mehdi (A.S) hiçbir zaman olmayacaktır." diyorlar.

    Bu âyet bunun varlığının kesin delilidir. Bu iddianın sahipleri yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra resûl de, nebî de gelmeyecektir, diyenler bir sözlerinde "nebî gelmeyecektir" sözlerinde tamamen haklıdırlar, gerçekten Kur'ân-ı Kerim Resûllerin Sonuncusu'dur, demiyor, Nebîlerin Sonuncusu'dur, diyor.

    Al-i İmran Suresinin 81. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bütün nebîleri huzurunda toplamış, hepsinden yemini ve misaki almış, bütün nebîlerden sonra gelecek O, diyor. Sevgili dîn adamlarımız der ki: "Hayır, Allahû Tealâ bir tek Peygamber Efendimiz (S.A.V) hariç, bütün öteki nebîleri toplamış ve onlara demiş ki: "Sizlerden sonra bir Resûlümüz gelecek, işte O da Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘dir."

    Ama Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'indeki bir sözü unutuyorlar. Allahû Tealâ diyor ki:

    Öyleyse bu konuda eksik olan şey, bu konunun ispatıdır. Ahzap Suresinin 7. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
    33/AHZÂB-7: Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
    O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh'tan ve Hz. İbrâhîm'den ve Hz. Musa'dan ve Meryemoğlu Hz. İsa'dan ve onlardan ağır bir misak aldık.

    "O misakte Sen de vardın." Bunun mânâsı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de Allah'ın hitap ettiği nebîlerin içindedir. Ve bütün peygamberlerden sonra gelecek olan resûlün işaretine dikkat edin. O'nun nebî olduğuna dair Allahû Tealâ hiçbir işaret vermemiş, sadece onun resûl olduğunu söylüyor. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V), Nebîlerin Sonuncusu'dur. O'ndan sonra geleceğine göre nebî olması mümkün değil. Allahû Tealâ da bu sebeple açık ve kesin bir şekilde, o gelecek olanın Nebî olmadığını, resûl olduğunu söylüyor.

    Hak ile bâtıl, Kur'ân-ı Kerim'de kesin standartlarda ayrılmıştır. Ama bazı dîn adamları hakkın ye-rine bâtılı iddia etmekteler. Aslında birçok resûl gelecek, her kavimde zaten resûl var. Gerek Mu'minun Suresinin 44. âyet-i ke-rimesinde, gerek Bakara Suresinin 87. âyet-i kerimesinde, Allah bütün kâvimlere ardarda resûl gönderildiğini, aralarında fetret devri olmadığını da her iki âyette de kesinlikle ifade edi-yor, yetmez Nahl-36'da da gene bütün kavimlere resûl gönderdiğini Allahû Tealâ bir defa daha buyuruyor:

    (devam edecek...)


  2. 05.Şubat.2011, 15:22
    13
    davetci1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    HAMMADUN'a cevap devam...

    3/ÂLİ İMRÂN-81
    وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
    Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
    Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.
    Kelime kelime anlamı
    1.
    ve iz ehaze allâhu
    : ve Allah aldığı zaman
    2.
    mîsâkan
    : misak
    3.
    nebiyyîne
    : peygamberler
    4.
    lemâ
    : olduğu zaman
    5.
    âteytu-kum
    : size verdim
    6.
    min kitâbin
    : (kitaptan) kitabı
    7.
    ve hikmetin
    : ve hikmet
    8.
    summe
    : sonra
    9.
    câe-kum
    : size geldi
    10.
    resûlun
    : resûl
    11.
    musaddikun
    : tasdik eden
    12.
    limâ
    : o şeyi
    13.
    mea-kum
    : sizinle beraber
    14.
    le tu'minunne bi-hî
    : mutlaka ona îmân edeceksiniz
    15.
    ve le tensurunne-hu
    : ve mutlaka ona yardım edeceksiniz
    16.
    kâle
    : dedi, söyledi
    17.
    e akrartum
    : ikrar ettiniz mi, kabul ettiniz mi
    18.
    ve ehaztum
    : ve aldınız
    19.
    alâ zâlikum
    : bunu üzerinize
    20.
    ısrî
    : zor, ağır
    21.
    kâlû
    : dediler
    22.
    akrarnâ
    : ikrar ettik, kabul ettik,
    23.
    kâle
    : dedi
    24.
    fe eşhedû
    : o zaman, öyle ise, şahit olun
    25.
    ve ene mea-kum
    : ve ben, sizinle beraberim
    26.
    min eş şâhidîne
    : şahitlerden

    AÇIKLAMA

    Bismillâhirrahmânirrahîm
    Her ikisinde de "le" kullanmış Allahû Tealâ, mânâyı kuvvetlendirmek üzere. Bunu bir zorunluluk olarak söylüyor, mutlaka bunu yapmak mecburiyetindesiniz ve bunun için sizden misak istiyorum, diyor. O'na îmân edeceğinize ve O'na yardım edeceğinize dair Bana misak vereceksiniz, diyor Allahû Tealâ.

    İslâm dîninin bugünkü öğreticileri diyorlar ki: "Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Son Nebî idi ama aynı zamanda da Son Resûl'dü. Artık Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra ne nebî ne de resûl gelmeyecektir. O son Nebî ve Son Resûl'dür. Yani ondan sonra gelecek olan bir Resûl, bir Mehdi (A.S) hiçbir zaman olmayacaktır." diyorlar.

    Bu âyet bunun varlığının kesin delilidir. Bu iddianın sahipleri yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra resûl de, nebî de gelmeyecektir, diyenler bir sözlerinde "nebî gelmeyecektir" sözlerinde tamamen haklıdırlar, gerçekten Kur'ân-ı Kerim Resûllerin Sonuncusu'dur, demiyor, Nebîlerin Sonuncusu'dur, diyor.

    Al-i İmran Suresinin 81. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bütün nebîleri huzurunda toplamış, hepsinden yemini ve misaki almış, bütün nebîlerden sonra gelecek O, diyor. Sevgili dîn adamlarımız der ki: "Hayır, Allahû Tealâ bir tek Peygamber Efendimiz (S.A.V) hariç, bütün öteki nebîleri toplamış ve onlara demiş ki: "Sizlerden sonra bir Resûlümüz gelecek, işte O da Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘dir."

    Ama Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'indeki bir sözü unutuyorlar. Allahû Tealâ diyor ki:

    Öyleyse bu konuda eksik olan şey, bu konunun ispatıdır. Ahzap Suresinin 7. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
    33/AHZÂB-7: Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
    O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh'tan ve Hz. İbrâhîm'den ve Hz. Musa'dan ve Meryemoğlu Hz. İsa'dan ve onlardan ağır bir misak aldık.

    "O misakte Sen de vardın." Bunun mânâsı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de Allah'ın hitap ettiği nebîlerin içindedir. Ve bütün peygamberlerden sonra gelecek olan resûlün işaretine dikkat edin. O'nun nebî olduğuna dair Allahû Tealâ hiçbir işaret vermemiş, sadece onun resûl olduğunu söylüyor. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V), Nebîlerin Sonuncusu'dur. O'ndan sonra geleceğine göre nebî olması mümkün değil. Allahû Tealâ da bu sebeple açık ve kesin bir şekilde, o gelecek olanın Nebî olmadığını, resûl olduğunu söylüyor.

    Hak ile bâtıl, Kur'ân-ı Kerim'de kesin standartlarda ayrılmıştır. Ama bazı dîn adamları hakkın ye-rine bâtılı iddia etmekteler. Aslında birçok resûl gelecek, her kavimde zaten resûl var. Gerek Mu'minun Suresinin 44. âyet-i ke-rimesinde, gerek Bakara Suresinin 87. âyet-i kerimesinde, Allah bütün kâvimlere ardarda resûl gönderildiğini, aralarında fetret devri olmadığını da her iki âyette de kesinlikle ifade edi-yor, yetmez Nahl-36'da da gene bütün kavimlere resûl gönderdiğini Allahû Tealâ bir defa daha buyuruyor:

    (devam edecek...)


  3. 05.Şubat.2011, 15:23
    14
    davetci1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ocak.2011
    Üye No: 83408
    Mesaj Sayısı: 26
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 57

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    reklam


    HAMMADUN'a cevap devam...

    23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
    Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
    2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
    Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
    16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
    Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

    Öyleyse bütün kavimlere, kesintisiz olarak Allahû Tealâ resûl gönderiyor, biri ölünce yerine başka bir resûlünü, hayatta olanlardan birini vazifeli kılıyor ve kıyâmete kadar da bütün kavimlerde bu resûller yaşamaya devam edecek ve şu anda da bütün kavimlerde bu resûller mevcuttur. Ama bunlardan bir tanesinden bahsediyor Allahû Tealâ; O, Mehdi Resûl'dür. İkinci asr-ı saadeti gerçekleştirecek olan kişidir. Dînlerin birleştirilmesini sağlayacak olan kişidir. Ve O'ndan Allahû Tealâ, Duhan Suresinin 10, 11, 12, 13 ve 14. âyetlerinde de bahsediyor:
    44/DUHÂN-10: Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
    Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.
    44/DUHÂN-11: Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
    (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.
    44/DUHÂN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
    Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü'minleriz.
    44/DUHÂN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
    Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
    44/DUHÂN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
    Ve (O'NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O'NDAN yüz çevirdiler.

    Duhan olayı oldu. Kuveyt'i işgal eden Irak orduları, Kuveyt'ten çekilirken rafineleri ateşe verdiler ve günlerce, gece ve gündüzün ayrılmayacağı kadar kesif bir duman bütün gökleri kapladı. İşte bu Duhan olayıydı ve o devrede, Allahû Tealâ'nın vazifeli kıldığı bir Resûl, deli ilân edildi, hatta bu deliyi deliler evine koymak için televizyonda açıkça talepte de bulunuldu ve iddia edildi ki ve halk inandırıldı ki, o bir delidir, mecnundur.

    Ayrıca o Resûl'ün Resûl olmadığı, bir sahtekâr olduğu, bir deli olduğu ve ayrıca da şeytandan ilham aldığı söylendi ve halkı buna inandırdılar. Oysaki O, Allah'ın Resûlü'ydü. Ve onların söylediği şeyler, O'nu hiç alâkadar etmiyordu. O topluma bir mesaj veriyordu, tam 7 defa bu mesajı verdi: "Dîn elden gitmiştir."

    İslâm'ın insanları cennet saadetine ulaştıracak olan, Allah'a ulaşmayı dileme safhası, mürşide ulaşma safhası, ruhun Allah'a ulaştırılması safhası bütünüyle dînden kaldırılmış, yok edilmiştir, Allah'a teslimin son 2 safhasını temsil eden, fizik vücudun ve nefsin Allah'a teslimi de yok edilmiştir. Cennet saadetine ulaştıracak olan farzlar kaldırılarak İslâm'ın bacakları kesilmiş, dünya saadetine ulaştıracak olan farzlar yok edilerek İslâm'ın kolları da kesilmiş ve İslâm bitkisel hayata atılmıştır. 14 asır evvel yaşanan İslâm'la, bugünki İslâm arasında bu kadar büyük farklılıklar vardır. İnsanları İslâm'ın 5 şartının kurtarması mümkün değildir, bu hakikatler insanlar tarafından mutlaka öğrenilmelidir. O, bunları söyledi, onların kendisi hakkındaki iftiraları O'nu hiç alâkadar etmedi. Biliyordu ki O, Allah'ın muhafazası altındadır.

    O günler çok uzaklarda değildir; dünya dînlerinin birleştirilmesi ve yeni bir asr-ı saadet. İşte O, hedefe yönelik olarak bir gayretin içindedir. Allah neyi emrettiyse, o mutlaka olur. Bu âyette açık olarak, Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra, bir resûlün mutlaka geleceğini söylüyor Allahû Tealâ. Bütün resûllerden bahsetmiyor, bu resûllerden sadece bir tanesinden bahsediyor. Duhan Suresinin 14'ü müteakip âyetlerinde de aynı Resûl'den (Mehdi Resûl'den) bahsedilmektedir.

    Öyleyse kim böyle bir iddianın sahibiyse, Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra resûl gelmez, diyorsa, ona bu iki grup âyeti gösterin ve o zaman görecektir ki, Allahû Tealâ'nın bahsettiği, açık bir şekilde ortaya koyduğu, bütün peygamberlerden sonra gelecek olan bir Resûl, Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur ve dünya üzerinde de şu anda resûller yaşamaktadır.
    Sonuç olarak şu ayeti kerime akla geliyor.
    45/CÂSİYE-6: Tilke âyâtullahi netlûhâ aleyke bil hakk(hakk‎ı), fe bi eyyi hadîsin ba’dallâhi ve âyâtihî yû’minûn(yû’minûne).
    İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana hak olarak onları okuyoruz. O halde Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

    Hüküm ve söz Allah’ındır.


  4. 05.Şubat.2011, 15:23
    14
    davetci1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    HAMMADUN'a cevap devam...

    23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
    Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
    2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
    Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
    16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
    Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

    Öyleyse bütün kavimlere, kesintisiz olarak Allahû Tealâ resûl gönderiyor, biri ölünce yerine başka bir resûlünü, hayatta olanlardan birini vazifeli kılıyor ve kıyâmete kadar da bütün kavimlerde bu resûller yaşamaya devam edecek ve şu anda da bütün kavimlerde bu resûller mevcuttur. Ama bunlardan bir tanesinden bahsediyor Allahû Tealâ; O, Mehdi Resûl'dür. İkinci asr-ı saadeti gerçekleştirecek olan kişidir. Dînlerin birleştirilmesini sağlayacak olan kişidir. Ve O'ndan Allahû Tealâ, Duhan Suresinin 10, 11, 12, 13 ve 14. âyetlerinde de bahsediyor:
    44/DUHÂN-10: Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
    Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.
    44/DUHÂN-11: Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
    (O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.
    44/DUHÂN-12: Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
    Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü'minleriz.
    44/DUHÂN-13: Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
    Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
    44/DUHÂN-14: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
    Ve (O'NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O'NDAN yüz çevirdiler.

    Duhan olayı oldu. Kuveyt'i işgal eden Irak orduları, Kuveyt'ten çekilirken rafineleri ateşe verdiler ve günlerce, gece ve gündüzün ayrılmayacağı kadar kesif bir duman bütün gökleri kapladı. İşte bu Duhan olayıydı ve o devrede, Allahû Tealâ'nın vazifeli kıldığı bir Resûl, deli ilân edildi, hatta bu deliyi deliler evine koymak için televizyonda açıkça talepte de bulunuldu ve iddia edildi ki ve halk inandırıldı ki, o bir delidir, mecnundur.

    Ayrıca o Resûl'ün Resûl olmadığı, bir sahtekâr olduğu, bir deli olduğu ve ayrıca da şeytandan ilham aldığı söylendi ve halkı buna inandırdılar. Oysaki O, Allah'ın Resûlü'ydü. Ve onların söylediği şeyler, O'nu hiç alâkadar etmiyordu. O topluma bir mesaj veriyordu, tam 7 defa bu mesajı verdi: "Dîn elden gitmiştir."

    İslâm'ın insanları cennet saadetine ulaştıracak olan, Allah'a ulaşmayı dileme safhası, mürşide ulaşma safhası, ruhun Allah'a ulaştırılması safhası bütünüyle dînden kaldırılmış, yok edilmiştir, Allah'a teslimin son 2 safhasını temsil eden, fizik vücudun ve nefsin Allah'a teslimi de yok edilmiştir. Cennet saadetine ulaştıracak olan farzlar kaldırılarak İslâm'ın bacakları kesilmiş, dünya saadetine ulaştıracak olan farzlar yok edilerek İslâm'ın kolları da kesilmiş ve İslâm bitkisel hayata atılmıştır. 14 asır evvel yaşanan İslâm'la, bugünki İslâm arasında bu kadar büyük farklılıklar vardır. İnsanları İslâm'ın 5 şartının kurtarması mümkün değildir, bu hakikatler insanlar tarafından mutlaka öğrenilmelidir. O, bunları söyledi, onların kendisi hakkındaki iftiraları O'nu hiç alâkadar etmedi. Biliyordu ki O, Allah'ın muhafazası altındadır.

    O günler çok uzaklarda değildir; dünya dînlerinin birleştirilmesi ve yeni bir asr-ı saadet. İşte O, hedefe yönelik olarak bir gayretin içindedir. Allah neyi emrettiyse, o mutlaka olur. Bu âyette açık olarak, Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra, bir resûlün mutlaka geleceğini söylüyor Allahû Tealâ. Bütün resûllerden bahsetmiyor, bu resûllerden sadece bir tanesinden bahsediyor. Duhan Suresinin 14'ü müteakip âyetlerinde de aynı Resûl'den (Mehdi Resûl'den) bahsedilmektedir.

    Öyleyse kim böyle bir iddianın sahibiyse, Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den sonra resûl gelmez, diyorsa, ona bu iki grup âyeti gösterin ve o zaman görecektir ki, Allahû Tealâ'nın bahsettiği, açık bir şekilde ortaya koyduğu, bütün peygamberlerden sonra gelecek olan bir Resûl, Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur ve dünya üzerinde de şu anda resûller yaşamaktadır.
    Sonuç olarak şu ayeti kerime akla geliyor.
    45/CÂSİYE-6: Tilke âyâtullahi netlûhâ aleyke bil hakk(hakk‎ı), fe bi eyyi hadîsin ba’dallâhi ve âyâtihî yû’minûn(yû’minûne).
    İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana hak olarak onları okuyoruz. O halde Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

    Hüküm ve söz Allah’ındır.


  5. 05.Şubat.2011, 18:13
    15
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    Sanırım bu sözün vehametini anlamakta güçlük çektiniz...

    Daha açık yazayım, olaki düşünürsünüz, tefekkür edersiniz, aklınızı kullanırsınız.

    O Resul ki; ben rabbim tarafından gönderilmiş bir dini, size tebliğ ediyorum dedi. O Asla ben Rabbimin oğluyum demedi. Havariler'de O'nu tasdik edici oldular. Dahi Allah-u Taala'nın dini, Peygamberinin tebliği ve havarilerin gayretlerinden dolayı müslümanlar edindiler, onlar rablerini bildiler, peygamberlerine itaat ettiler, Allah'ın şeriatı'na boyun eğdiler ve cennetlerle müjdelendiler.

    Alıntı
    Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?

    Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından Peygamberler edinmemiştirki vahyetsin.
    Daha sonra o müslümanlar veya diğer bir ifadeyle zamanının hristiyanları. Peygamberlerini yüceltmek adına DİN'de BİD'AT'e yöneldiler ve Hazreti İsa için Allah'ın Oğludur dediler. Akıllarınca bunun içinde geçerli sebepleri vardı. Zahir'le Batın'ın ne olduğunu bilmeden, Batın'ı ilmi olanlarıda katlederek veya şehit ederek, tamamen zahire ve zahiri tercemelere kurban ederek, Sümme haşa ( Ortada bir ilah varsa ve bir meryem.... İlah eğer mahluktan bir çocuk edinmişse, O halde Hazreti İsa O İlahın oğludur dediler. Mutlak zahir işte bunun gereğidir. ) Sanırım ilim adamlarısınız ve aşırı sevginin BİD'AT'le birlikte hangi kavimleri ve o kavimlerin dinlerini de nerelere sürüklediğini görürsünüz. Said Nursi Hazretleri, Elhamdulillah, güzel insandır. İnşaallah imanı üzere gitmiş ve Allah-u Taala'nın sevdikleriyle birlikte haşrolunacaklardandır. İnşaallah. (Temennimiz de odur) Ancak Hazreti İsa gibi bir peygamberin bile düşebileceği durumu göstermesi için zikredilmiş olan şu ayeti de dikkatlerinize arz ediyorum efendim.

    Alıntı
    Diyanet İşleri (eski) 116-117) Allah, 'Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?' demişti de, 'Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin' demişti, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.'
    İnşaallah bu ayeti kerimenin hitamında şunu du arz etmeme müsaade buyurunuz. ve lutfen dikkatlice okuyunuz.

    Alıntı
    Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?

    Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından Peygamberler edinmemiştirki vahyetsin.
    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  6. 05.Şubat.2011, 18:13
    15
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Sanırım bu sözün vehametini anlamakta güçlük çektiniz...

    Daha açık yazayım, olaki düşünürsünüz, tefekkür edersiniz, aklınızı kullanırsınız.

    O Resul ki; ben rabbim tarafından gönderilmiş bir dini, size tebliğ ediyorum dedi. O Asla ben Rabbimin oğluyum demedi. Havariler'de O'nu tasdik edici oldular. Dahi Allah-u Taala'nın dini, Peygamberinin tebliği ve havarilerin gayretlerinden dolayı müslümanlar edindiler, onlar rablerini bildiler, peygamberlerine itaat ettiler, Allah'ın şeriatı'na boyun eğdiler ve cennetlerle müjdelendiler.

    Alıntı
    Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?

    Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından Peygamberler edinmemiştirki vahyetsin.
    Daha sonra o müslümanlar veya diğer bir ifadeyle zamanının hristiyanları. Peygamberlerini yüceltmek adına DİN'de BİD'AT'e yöneldiler ve Hazreti İsa için Allah'ın Oğludur dediler. Akıllarınca bunun içinde geçerli sebepleri vardı. Zahir'le Batın'ın ne olduğunu bilmeden, Batın'ı ilmi olanlarıda katlederek veya şehit ederek, tamamen zahire ve zahiri tercemelere kurban ederek, Sümme haşa ( Ortada bir ilah varsa ve bir meryem.... İlah eğer mahluktan bir çocuk edinmişse, O halde Hazreti İsa O İlahın oğludur dediler. Mutlak zahir işte bunun gereğidir. ) Sanırım ilim adamlarısınız ve aşırı sevginin BİD'AT'le birlikte hangi kavimleri ve o kavimlerin dinlerini de nerelere sürüklediğini görürsünüz. Said Nursi Hazretleri, Elhamdulillah, güzel insandır. İnşaallah imanı üzere gitmiş ve Allah-u Taala'nın sevdikleriyle birlikte haşrolunacaklardandır. İnşaallah. (Temennimiz de odur) Ancak Hazreti İsa gibi bir peygamberin bile düşebileceği durumu göstermesi için zikredilmiş olan şu ayeti de dikkatlerinize arz ediyorum efendim.

    Alıntı
    Diyanet İşleri (eski) 116-117) Allah, 'Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?' demişti de, 'Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin' demişti, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.'
    İnşaallah bu ayeti kerimenin hitamında şunu du arz etmeme müsaade buyurunuz. ve lutfen dikkatlice okuyunuz.

    Alıntı
    Peki Taha 38'deki Musanın annesine olan vahiy nedir.?

    Bir zaman vahyedilecek şeyi Annene (Şöyle) Vahyettik.

    Bu Allah'ın kulu ile, Allah arasında bir ilhamın neticesidir. Ancak ayet olarak konulabilmesi için orada VAHY edilmiştir denmektedir. Aksi takdirde İlham Rabbi ile kulu arasında kalan ve hikmeti bizzat rabbi tarafından tasarruf edilen ve bildirilenle, VAHY tüm insanlığa ayetler karşılığında bildirilendir. Burada ince bir çizgi vardır. Yoksa Rabbi hiç bir kadından Peygamberler edinmemiştirki vahyetsin.
    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  7. 06.Şubat.2011, 19:05
    16
    davetci1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ocak.2011
    Üye No: 83408
    Mesaj Sayısı: 26
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 57

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    HAMMADUN 'dan
    Alıntı
    Sanırım bu sözün vehametini anlamakta güçlük çektiniz...

    Daha açık yazayım, olaki düşünürsünüz, tefekkür edersiniz, aklınızı kullanırsınız.
    Esavrvb.

    Değerli HAMMADUN kardeş, Her halde siz anlamak istemiyorsunuz.

    Biz diyoruz ki; Yüce Rabbimiz Kur'anı Kerim'de hem "ilham" kavramını (Şems 8),hemde "vahiy" kavramını bir çok ayette ayrı ayrı kullanmış,nerede bu kavramları kullanacağını Yüce Rabbimiz en iyi bildiği için kullanmıştır.Allah abesle iştigal etmez.

    Bu bakımdan Maide -111, Taha -38, Şems -8 ayetlerinin ve diğer ayeti kerimelerin kelime kelime mealine bir daha bakın olmaz mı kardeşim,

    Bunun için bazı yanlış ezberlerinizi bozmanız gerekebilir.

    Allah razı olsun.


  8. 06.Şubat.2011, 19:05
    16
    davetci1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    HAMMADUN 'dan
    Alıntı
    Sanırım bu sözün vehametini anlamakta güçlük çektiniz...

    Daha açık yazayım, olaki düşünürsünüz, tefekkür edersiniz, aklınızı kullanırsınız.
    Esavrvb.

    Değerli HAMMADUN kardeş, Her halde siz anlamak istemiyorsunuz.

    Biz diyoruz ki; Yüce Rabbimiz Kur'anı Kerim'de hem "ilham" kavramını (Şems 8),hemde "vahiy" kavramını bir çok ayette ayrı ayrı kullanmış,nerede bu kavramları kullanacağını Yüce Rabbimiz en iyi bildiği için kullanmıştır.Allah abesle iştigal etmez.

    Bu bakımdan Maide -111, Taha -38, Şems -8 ayetlerinin ve diğer ayeti kerimelerin kelime kelime mealine bir daha bakın olmaz mı kardeşim,

    Bunun için bazı yanlış ezberlerinizi bozmanız gerekebilir.

    Allah razı olsun.


  9. 06.Şubat.2011, 19:09
    17
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    Davetçi kavramları saptırıyorsun


  10. 06.Şubat.2011, 19:09
    17
    Üye
    Davetçi kavramları saptırıyorsun


  11. 06.Şubat.2011, 21:17
    18
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah sadece peygamberlere mi vahyeder ?

    ENBİYA SURESİ 25'nci Ayeti Kerime.

    Diyanet İşleri
    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.

    Kimlere..?? Peygamberlere..

    İstisna varmı..?? Yok.. Tüm peygamberlere.

    Erkeklerden olan Peygamberlere.. Kadın Peygamber varmı..?? Yok.

    Vahy'i Almanın ilk şartı neymiş. Erkek olmak.

    Devam edelim inşaallah.

    NAHL SURESİ 43'ncü Ayeti Kerime.

    Diyanet İşleri Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Senden öncede.. Kimden öncede..?? Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'den öncede.

    Kendisinde şüphe olmaksızın.. ANCAK (İLLA) Kesin hüküm..

    Kimleri..?? Kendilerine VAHYETTİĞİMİZ ERKEKLERİ..

    Kesin hükümmü..?? İLLA..

    Bu erkekleri ne olarak gönderdik..?? PEYGAMBER OLARAK. Kesinmi..?? EVET. Kadından peygamber edinmedik, Peygamber olarak göndermedik, Onlara vahyetmedik.

    Eğer bilmiyorsanız, ilim sahiplerine sorun.. Kim bu İLİM SAHİPLERİ..?? Yahudi ve Hristiyan din adamlarının tevrat ve incilde gördüklerine. Hadiseyi çarpıtmadan size anlatacak olanlarına. İLİM SAHİPLERİ'ne. Rab'binize de inanmıyor ve iman da etmiyorsanız. Gidip onlarada sorun. Onların kitaplarında da ancak VAHY'in PEYGAMBERLERE geldiği yazılı.

    Bunca delilden sonra, siz hala iman etmeyecekmisiniz. Siz hala düşünmeyecekmisiniz. Siz hala tefekkür etmeyecekmisiniz. Siz hala aklınızı kullanmayacakmısınız.

    Devam edelim inşaallah.

    Kovulmuş ve lanetlenmiş şeytan'ın şerrinden sığındığımız, Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla.

    Diyanet İşleri (eski) 116-117) Allah, 'Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?' demişti de, 'Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin' demişti, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.'

    Biz bu ayet muvacehesinde Meryem Oğlu İsa(A.S.)'nın peygamber olduğuna, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim.. Bu ayet muvacehesinde de Rab'bine eş ve ortaklar koşmadığına, Yalnız O, O'nlara Rab'binden gelen vahyi tebliğ ettiğine, Rab'binden gelen emrin gereğini yerine getirdiğine, Biz inşaallah şahidiz.

    O şahitliktir ki; bu ayet karşılığı Rab'bimizden gelenin hak olduğuna ve Hz. İsa (A.S.)'mın ve tüm peygamberlerin bu vahye muhatab olduğunuda şahitlik ederiz. İmanımızın ve itikadımızın gereği budur. Bundan başka her türlü BİD'AT'i de red ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    Siz dahi, ilim adamlarınızın, VAHY aldığı hakkında doğru söyleyenlerden iseniz.

    Siz ve dahi bundan başka şahitleriniz ve şahitliğinizde var ise, bulunduğunuz dinin esasları muvacehesinde, Rab'binize karşı. Peygamberlerden başkalarına da vahy gelmiştir diye şahitlik edermisiniz.

    Biz üç defa, bulunduğumuz din üzere ve İnşaallah, biz bu iman üzere şahitlik ederiz dedik.

    Sizde inşaallah bulunduğunuz din ve iman üzere üç defa şahitlik edip bizi kendinize ve rabbinize karşı şahitler edininiz. O büyük bir ilim ve hikmet sahibi'dir. Yeminlerimizin karşılığıda muhakkak bize tevdi edilecektir. Rab'bim cümle islamdan razı olsun. Amin.


  12. 06.Şubat.2011, 21:17
    18
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ENBİYA SURESİ 25'nci Ayeti Kerime.

    Diyanet İşleri
    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.

    Kimlere..?? Peygamberlere..

    İstisna varmı..?? Yok.. Tüm peygamberlere.

    Erkeklerden olan Peygamberlere.. Kadın Peygamber varmı..?? Yok.

    Vahy'i Almanın ilk şartı neymiş. Erkek olmak.

    Devam edelim inşaallah.

    NAHL SURESİ 43'ncü Ayeti Kerime.

    Diyanet İşleri Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    Senden öncede.. Kimden öncede..?? Peygamber Efendimiz(S.A.V.)'den öncede.

    Kendisinde şüphe olmaksızın.. ANCAK (İLLA) Kesin hüküm..

    Kimleri..?? Kendilerine VAHYETTİĞİMİZ ERKEKLERİ..

    Kesin hükümmü..?? İLLA..

    Bu erkekleri ne olarak gönderdik..?? PEYGAMBER OLARAK. Kesinmi..?? EVET. Kadından peygamber edinmedik, Peygamber olarak göndermedik, Onlara vahyetmedik.

    Eğer bilmiyorsanız, ilim sahiplerine sorun.. Kim bu İLİM SAHİPLERİ..?? Yahudi ve Hristiyan din adamlarının tevrat ve incilde gördüklerine. Hadiseyi çarpıtmadan size anlatacak olanlarına. İLİM SAHİPLERİ'ne. Rab'binize de inanmıyor ve iman da etmiyorsanız. Gidip onlarada sorun. Onların kitaplarında da ancak VAHY'in PEYGAMBERLERE geldiği yazılı.

    Bunca delilden sonra, siz hala iman etmeyecekmisiniz. Siz hala düşünmeyecekmisiniz. Siz hala tefekkür etmeyecekmisiniz. Siz hala aklınızı kullanmayacakmısınız.

    Devam edelim inşaallah.

    Kovulmuş ve lanetlenmiş şeytan'ın şerrinden sığındığımız, Rahman ve Rahiym Olan Allah'ın Adıyla.

    Diyanet İşleri (eski) 116-117) Allah, 'Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?' demişti de, 'Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin' demişti, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.'

    Biz bu ayet muvacehesinde Meryem Oğlu İsa(A.S.)'nın peygamber olduğuna, 'Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim.. Bu ayet muvacehesinde de Rab'bine eş ve ortaklar koşmadığına, Yalnız O, O'nlara Rab'binden gelen vahyi tebliğ ettiğine, Rab'binden gelen emrin gereğini yerine getirdiğine, Biz inşaallah şahidiz.

    O şahitliktir ki; bu ayet karşılığı Rab'bimizden gelenin hak olduğuna ve Hz. İsa (A.S.)'mın ve tüm peygamberlerin bu vahye muhatab olduğunuda şahitlik ederiz. İmanımızın ve itikadımızın gereği budur. Bundan başka her türlü BİD'AT'i de red ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    İnşaallah, biz bu din ve iman üzere şahitlik ederiz.

    Siz dahi, ilim adamlarınızın, VAHY aldığı hakkında doğru söyleyenlerden iseniz.

    Siz ve dahi bundan başka şahitleriniz ve şahitliğinizde var ise, bulunduğunuz dinin esasları muvacehesinde, Rab'binize karşı. Peygamberlerden başkalarına da vahy gelmiştir diye şahitlik edermisiniz.

    Biz üç defa, bulunduğumuz din üzere ve İnşaallah, biz bu iman üzere şahitlik ederiz dedik.

    Sizde inşaallah bulunduğunuz din ve iman üzere üç defa şahitlik edip bizi kendinize ve rabbinize karşı şahitler edininiz. O büyük bir ilim ve hikmet sahibi'dir. Yeminlerimizin karşılığıda muhakkak bize tevdi edilecektir. Rab'bim cümle islamdan razı olsun. Amin.





+ Yorum Gönder
Git İlk 12