Konusunu Oylayın.: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?
  1. 18.Ocak.2011, 23:14
    1
    cihan5858
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ocak.2011
    Üye No: 83263
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 25

    Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?






    Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir? Mumsema kardeşim bi sorum daha olcak kabir azabı varmıdır ?


  2. 18.Ocak.2011, 23:25
    2
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş



    Kabir azabı var mıdır, bununla ilgili Kur'an'da ne gibi ayeti kerimeler bulunmaktadır? Kabir azabı var ise, bu azap bedene mi yoksa ruha mı olacaktır? Kabir azabı Allah'ın adaletine ters düşer mi?




    Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.
    İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Dinin nedir?" diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).
    Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır. Bir ayet-i kerimede;
    "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun."(Mümin, 40/46)
    buyurulur. Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır. Peygamber Efendimiz (asv);
    "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder." (İbrahim, 14/17)
    ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır. (Buhârî, Tefsîr, sure: 14).
    Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir. Bunlardan bir kaçı şöyledir:
    Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur." (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır.
    Hz. Peygamber (asv) diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar:
    "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, kıyamet, 26).
    Başka bir hadiste de şöyle buyurur:
    "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Resuludur. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir." Bunun üzerine melekler; "Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: "Yat ve uyu " derler. O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi, mahşer gününe kadar sen uyumana devam et." derler."

    "Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum." Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder." (Tirmizi Cenâiz 70).
    Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur:
    "Allah yolunda öldürülenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar." (Âli İmrân, 3/169),
    "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilâkis onlar dirildirler. Fakat siz farkında değilsiniz." (Bakara, 2/154).
    Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi olacağı konusuna gelince:
    Ölüm yokluk değildir. Daha güzel bir alemin kapısıdır. Nasıl ki, toprak altına giren bir çekirdek, görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Fakat gerçekte daha güzel bir hayata geçiş yapıyor. Çekirdek hayatından ağaçlık hayatına geçiyor.
    Aynen bunun gibi, ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ama geçekte berzah ve kabir aleminde daha mükemmel bir hayata kavuşuyor.
    Beden ile ruh, ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca elektrik yok olmuyor ve var olmaya devam ediyor. Biz onu görmesek de inanıyoruz ki, elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi, insan ölmekle ruh vücuttan çıkıyor. Fakat var olmaya devam ediyor. Cenab-ı Allah ruh’a münasip daha güzel bir elbise giydirerek, kabir aleminde yaşamını devam ettiriyor. Ruh, mükafatı veya cezayı bu yeni giydiği elbise ile görecektir.
    Bu sebeple Peygamberimiz (asv),
    “Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yada Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”

    buyurarak, kabir hayatının varlığını ve nasıl olacağını bize haber veriyor.
    İmanlı bir insan iyileşmeyen bir hastalıktan ölürse şehittir. Böyle şehitlere manevi şehit diyoruz. Şehitler ise kabir hayatında serbest dolaşırlar. Kendilerinin öldüğünü bilmezler. Sanki yaşadıklarını zannederler. Sadece daha mükemmel bir hayat yaşadıklarını bilirler. Peygamberimiz (asv),
    “Şehit ölüm acısını hissetmez.” buyurur.
    Kur’an-ı Kerim de şehitlerin ölmediği bildirilir. Yani kendilerinin öldüğünün farkında değillerdir. Mesela iki adam düşünün. Rüyada çok güzel bir bahçede beraber bulunuyorlar. Biri rüya olduğunu bilir; diğeri ise rüya olduğunun farkında değil. Hangisi daha mükemmel lezzet alır? Elbetteki rüya olduğunu bilmeyen. Rüya olduğunu bilen, "şimdi uyanırsam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri ise tam ve gerçek lezzet alır.
    İşte normal ölüler, öldüklerinin farkında olduğu için lezzetleri ek------. Halbuki şehitler öldüklerini bilmediğinden aldıkları lezzet tamdır.
    İmanlı ölen ve kabir azabı görmeyen insanların ruhları serbest dolaşır. Bu sebeple pek çok yere gidip gelebilirler. Bir anda çok yerde bulunabilirler. Aramızda dolaşmaları mümkündür. Hatta şehitlerin efendisi Hz. Hamza (ra) pek çok insana yardım bile etmiştir ve halada yardım ettiği insanlar vardır.
    Ruhlar aleminden anne karnına gelen insanlar, oradan dünyaya doğarlar. Burada buluşup görüşürler. Aynen bunun gibi bu dünyadaki insanlar da, ölüm ile öbür tarafa doğarlar ve orada dolaşırlar. Nasıl ki buradan öbür tarafa gideni uğurluyoruz. Kabir tarafından da buradan gidenleri karşılayanlar var. İnşallah bizleri de başta Peygamberimiz (asv) olmak üzere, bütün sevdiklerimiz orada karşılarlar. Yeter ki bizler Allah’a gerçek kul olalım.
    Yeni doğan çocuğu burada karşıladığımız gibi, buradan öbür tarafa giden bizleri de inşallah dostlarımız karşılayacaktır. Bunun şartı Allah’a iman, O’na ve Peygamberine (asv) uymak ve iman ile ölmektir.
    İlave bilgi için tıklayınız:

    Kabir azabı hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

    3000 yıl önce ölen kişi kıyamete kadar kabir azabı ya da lütfula karşılaşacak. Ya kıyamet anında ölen kişi ne olacak, o kabir azabını falan görmeyecek mi?




    Sorularla İslamiyet


  3. 18.Ocak.2011, 23:25
    2
    Devamlı Üye



    Kabir azabı var mıdır, bununla ilgili Kur'an'da ne gibi ayeti kerimeler bulunmaktadır? Kabir azabı var ise, bu azap bedene mi yoksa ruha mı olacaktır? Kabir azabı Allah'ın adaletine ters düşer mi?




    Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.
    İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Dinin nedir?" diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).
    Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır. Bir ayet-i kerimede;
    "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun."(Mümin, 40/46)
    buyurulur. Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır. Peygamber Efendimiz (asv);
    "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder." (İbrahim, 14/17)
    ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır. (Buhârî, Tefsîr, sure: 14).
    Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir. Bunlardan bir kaçı şöyledir:
    Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur." (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır.
    Hz. Peygamber (asv) diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar:
    "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, kıyamet, 26).
    Başka bir hadiste de şöyle buyurur:
    "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Resuludur. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir." Bunun üzerine melekler; "Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: "Yat ve uyu " derler. O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi, mahşer gününe kadar sen uyumana devam et." derler."

    "Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum." Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder." (Tirmizi Cenâiz 70).
    Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur:
    "Allah yolunda öldürülenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar." (Âli İmrân, 3/169),
    "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilâkis onlar dirildirler. Fakat siz farkında değilsiniz." (Bakara, 2/154).
    Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi olacağı konusuna gelince:
    Ölüm yokluk değildir. Daha güzel bir alemin kapısıdır. Nasıl ki, toprak altına giren bir çekirdek, görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Fakat gerçekte daha güzel bir hayata geçiş yapıyor. Çekirdek hayatından ağaçlık hayatına geçiyor.
    Aynen bunun gibi, ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ama geçekte berzah ve kabir aleminde daha mükemmel bir hayata kavuşuyor.
    Beden ile ruh, ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca elektrik yok olmuyor ve var olmaya devam ediyor. Biz onu görmesek de inanıyoruz ki, elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi, insan ölmekle ruh vücuttan çıkıyor. Fakat var olmaya devam ediyor. Cenab-ı Allah ruh’a münasip daha güzel bir elbise giydirerek, kabir aleminde yaşamını devam ettiriyor. Ruh, mükafatı veya cezayı bu yeni giydiği elbise ile görecektir.
    Bu sebeple Peygamberimiz (asv),
    “Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yada Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”

    buyurarak, kabir hayatının varlığını ve nasıl olacağını bize haber veriyor.
    İmanlı bir insan iyileşmeyen bir hastalıktan ölürse şehittir. Böyle şehitlere manevi şehit diyoruz. Şehitler ise kabir hayatında serbest dolaşırlar. Kendilerinin öldüğünü bilmezler. Sanki yaşadıklarını zannederler. Sadece daha mükemmel bir hayat yaşadıklarını bilirler. Peygamberimiz (asv),
    “Şehit ölüm acısını hissetmez.” buyurur.
    Kur’an-ı Kerim de şehitlerin ölmediği bildirilir. Yani kendilerinin öldüğünün farkında değillerdir. Mesela iki adam düşünün. Rüyada çok güzel bir bahçede beraber bulunuyorlar. Biri rüya olduğunu bilir; diğeri ise rüya olduğunun farkında değil. Hangisi daha mükemmel lezzet alır? Elbetteki rüya olduğunu bilmeyen. Rüya olduğunu bilen, "şimdi uyanırsam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri ise tam ve gerçek lezzet alır.
    İşte normal ölüler, öldüklerinin farkında olduğu için lezzetleri ek------. Halbuki şehitler öldüklerini bilmediğinden aldıkları lezzet tamdır.
    İmanlı ölen ve kabir azabı görmeyen insanların ruhları serbest dolaşır. Bu sebeple pek çok yere gidip gelebilirler. Bir anda çok yerde bulunabilirler. Aramızda dolaşmaları mümkündür. Hatta şehitlerin efendisi Hz. Hamza (ra) pek çok insana yardım bile etmiştir ve halada yardım ettiği insanlar vardır.
    Ruhlar aleminden anne karnına gelen insanlar, oradan dünyaya doğarlar. Burada buluşup görüşürler. Aynen bunun gibi bu dünyadaki insanlar da, ölüm ile öbür tarafa doğarlar ve orada dolaşırlar. Nasıl ki buradan öbür tarafa gideni uğurluyoruz. Kabir tarafından da buradan gidenleri karşılayanlar var. İnşallah bizleri de başta Peygamberimiz (asv) olmak üzere, bütün sevdiklerimiz orada karşılarlar. Yeter ki bizler Allah’a gerçek kul olalım.
    Yeni doğan çocuğu burada karşıladığımız gibi, buradan öbür tarafa giden bizleri de inşallah dostlarımız karşılayacaktır. Bunun şartı Allah’a iman, O’na ve Peygamberine (asv) uymak ve iman ile ölmektir.
    İlave bilgi için tıklayınız:

    Kabir azabı hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

    3000 yıl önce ölen kişi kıyamete kadar kabir azabı ya da lütfula karşılaşacak. Ya kıyamet anında ölen kişi ne olacak, o kabir azabını falan görmeyecek mi?




    Sorularla İslamiyet


  4. 19.Haziran.2016, 14:40
    3
    Misafir

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Duhan suresi 56
    Rum suresi 52 açıklar mısın . Bunlar kabir azabı yok diyenlerin gösterdiği delillerden ikisi.


  5. 19.Haziran.2016, 14:40
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Duhan suresi 56
    Rum suresi 52 açıklar mısın . Bunlar kabir azabı yok diyenlerin gösterdiği delillerden ikisi.


  6. 20.Haziran.2016, 01:31
    4
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 23,302
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Değerli kardeşim. Hemen üst kısımda bulunan yazıda bir çok ayet ile ve hadisi şerifler ile bu konu açıklanmıştır. Bu ayeti kerimeler kabir azabının olmadığına delil değildir.

    Rum suresi 52. ayet:
    Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

    Duhan suresi 56. ayet:
    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.


  7. 20.Haziran.2016, 01:31
    4
    Yönetici
    Değerli kardeşim. Hemen üst kısımda bulunan yazıda bir çok ayet ile ve hadisi şerifler ile bu konu açıklanmıştır. Bu ayeti kerimeler kabir azabının olmadığına delil değildir.

    Rum suresi 52. ayet:
    Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

    Duhan suresi 56. ayet:
    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.


  8. 20.Haziran.2016, 03:28
    5
    Kloroplast
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Haziran.2016
    Üye No: 108699
    Mesaj Sayısı: 97
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Kabir azabı var kardeşim.sen uyuyan birine bişe anlatsan duyar mı???duymaz işittiremezsin.Allah dilerse o başka tabi.akla yakınlaştırmak için uyku örneğini verdim kardeşim sen uyurken bedenin yatakta ama sen başka bir yerlerde hertürlü duyguyu tadabiliyorsun rüyanda.işte böyle öldükten sonra da bedenine ne olduğunun bir önemi yok kabirde bir hayat sürecez ya azap ya lütuf.rüya gibi işte rüyanda hiç korkup ya da sevinmedin mi?

    Yine uyurken bedenini alsak başka yere götürsek sen yine rüya aleminde seyr edecen bedeninin yer değiştirmesi seni rüya aleminden koparmıyor işte böyle öldükten sonra bedenininde yer değiştirmesi(yani toprağa karışması,yanması,patlaması,parçalanması birşey değil uykuda ki bir kişiyi o uyurken tutup yerini değiştirmek gibi) kabir hayatını etkilemez yaşayacaksın.ister bedenin uzay boşluğunda kaybolsun vs. fazla uzatıp sıkmayayım uzun olunca zaten okunmuyor.

    Fazla söze de gerek yok aslında herşey gayet açık.


  9. 20.Haziran.2016, 03:28
    5
    Kloroplast - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kabir azabı var kardeşim.sen uyuyan birine bişe anlatsan duyar mı???duymaz işittiremezsin.Allah dilerse o başka tabi.akla yakınlaştırmak için uyku örneğini verdim kardeşim sen uyurken bedenin yatakta ama sen başka bir yerlerde hertürlü duyguyu tadabiliyorsun rüyanda.işte böyle öldükten sonra da bedenine ne olduğunun bir önemi yok kabirde bir hayat sürecez ya azap ya lütuf.rüya gibi işte rüyanda hiç korkup ya da sevinmedin mi?

    Yine uyurken bedenini alsak başka yere götürsek sen yine rüya aleminde seyr edecen bedeninin yer değiştirmesi seni rüya aleminden koparmıyor işte böyle öldükten sonra bedenininde yer değiştirmesi(yani toprağa karışması,yanması,patlaması,parçalanması birşey değil uykuda ki bir kişiyi o uyurken tutup yerini değiştirmek gibi) kabir hayatını etkilemez yaşayacaksın.ister bedenin uzay boşluğunda kaybolsun vs. fazla uzatıp sıkmayayım uzun olunca zaten okunmuyor.

    Fazla söze de gerek yok aslında herşey gayet açık.


  10. 20.Haziran.2016, 10:28
    6
    TAHARETTİN
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Şubat.2016
    Üye No: 107723
    Mesaj Sayısı: 51
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Cübbeli Ahmet Hocanın sattığı yakmayan kefeni giysek kabir azabından kurtulabirmiyiz acaba?


  11. 20.Haziran.2016, 10:28
    6
    Cübbeli Ahmet Hocanın sattığı yakmayan kefeni giysek kabir azabından kurtulabirmiyiz acaba?


  12. 20.Haziran.2016, 10:42
    7
    Kloroplast
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Haziran.2016
    Üye No: 108699
    Mesaj Sayısı: 97
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Kardeş kabir de sadece azab yok lütufta var azaba kilitlenmişsin neden acaba korkuyor musunuz?kurtulmak isteyen Allah'ın emir ve yasaklarına uyar.bu kadar basit.


  13. 20.Haziran.2016, 10:42
    7
    Kloroplast - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kardeş kabir de sadece azab yok lütufta var azaba kilitlenmişsin neden acaba korkuyor musunuz?kurtulmak isteyen Allah'ın emir ve yasaklarına uyar.bu kadar basit.


  14. 21.Haziran.2016, 14:39
    8
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Kabir azabı varmıdır? varsa delilleri nelerdir?

    Arkadaşlar uzun yıllardır beni şaşırtıp merak ettiren ve korkutan bir olayı sizle paylaşacağım. Bu yaşadığım olayın öncelikle halisinasyon olduğunu sanmıştım. Ama daha sonra ilim sürecimle inşallah ALLAHın bana rahmeti olduğuna inanmaktayım.
    Eskiden dinini yaşayan biri değildim. Gençliğim hiç iyi şeylere gebe değil. ALLAH affetsin . Evlendikten sonra ki Rabbim bana tertemiz bir eş verdi. Namazlı abdestli. Onun hayatıma girmesi ile bazı şeyler yavaş yavaş düzene girdi hayatımda. Yine dinimi yaşamadığım halde kendimi ruh halimi düzenlemekteydim.
    Bir gün yaşadığımız bir huzursuzlukla artık namaz kılmam gerektiğine inandım.
    Namazı bilinçsizce kılıyordum . Yani neden niçin kılınır neden kilmalıyız bilmeden. Taklidi....İlim sürecimin başlama sebebi ise günlük hayatta başıma gelen ilginç bir durumdan kaynaklanıyordu.
    Günlük işler yaparken gözlerimin önüne müslüman mezarlığı kulağımada erkek kadın çığlıkları geliyordu. Bu iki üç hft aralıklarla devam ediyordu.Bunun ne anlama geldiğini kimseye soramadım. Eşimde dahil.
    Sonra birgün eşim netten hadis kitabı almıştı onlar geldi. İçinden bir kitap kataloğu düştü yere. Açıp baktığımda bir yayınevinin reklamları içinde bir kitap resmi gördüm.


    Bir mezar taşının üzerinde koca harflerle KABİR AZABI yazıyordu. Kabir azabıda mı varmış dediğimi hatırlıyorum. Hala o gördüğüm ve duyduklarımla bağdaştıramıyordum. O an aklıma gelmiyordu. Neyse ilim süreci burdan sonra başladı. Merak uyanmıştı dinini kitapları aldıkça aldım okudukça okudum.
    Kabir azabının hak olduğuna inandığımda daha evvel hiçbişey bilmeden evvel ki bana duyurulan o ses ve görüntülerin bu olduğuna inandım.
    Şimdi
    ibret i olsun diye tüm tanıdıklarımla paylaşıyorum. Sizce de bu böyle bişey değil mi?Yani YÜCE YARADAN ın rahmeti gereği bu bana hissettirildi.

    Ve kabir azabinin olduguna iman ettim.


  15. 21.Haziran.2016, 14:39
    8
    Kıdemli Üye
    Arkadaşlar uzun yıllardır beni şaşırtıp merak ettiren ve korkutan bir olayı sizle paylaşacağım. Bu yaşadığım olayın öncelikle halisinasyon olduğunu sanmıştım. Ama daha sonra ilim sürecimle inşallah ALLAHın bana rahmeti olduğuna inanmaktayım.
    Eskiden dinini yaşayan biri değildim. Gençliğim hiç iyi şeylere gebe değil. ALLAH affetsin . Evlendikten sonra ki Rabbim bana tertemiz bir eş verdi. Namazlı abdestli. Onun hayatıma girmesi ile bazı şeyler yavaş yavaş düzene girdi hayatımda. Yine dinimi yaşamadığım halde kendimi ruh halimi düzenlemekteydim.
    Bir gün yaşadığımız bir huzursuzlukla artık namaz kılmam gerektiğine inandım.
    Namazı bilinçsizce kılıyordum . Yani neden niçin kılınır neden kilmalıyız bilmeden. Taklidi....İlim sürecimin başlama sebebi ise günlük hayatta başıma gelen ilginç bir durumdan kaynaklanıyordu.
    Günlük işler yaparken gözlerimin önüne müslüman mezarlığı kulağımada erkek kadın çığlıkları geliyordu. Bu iki üç hft aralıklarla devam ediyordu.Bunun ne anlama geldiğini kimseye soramadım. Eşimde dahil.
    Sonra birgün eşim netten hadis kitabı almıştı onlar geldi. İçinden bir kitap kataloğu düştü yere. Açıp baktığımda bir yayınevinin reklamları içinde bir kitap resmi gördüm.


    Bir mezar taşının üzerinde koca harflerle KABİR AZABI yazıyordu. Kabir azabıda mı varmış dediğimi hatırlıyorum. Hala o gördüğüm ve duyduklarımla bağdaştıramıyordum. O an aklıma gelmiyordu. Neyse ilim süreci burdan sonra başladı. Merak uyanmıştı dinini kitapları aldıkça aldım okudukça okudum.
    Kabir azabının hak olduğuna inandığımda daha evvel hiçbişey bilmeden evvel ki bana duyurulan o ses ve görüntülerin bu olduğuna inandım.
    Şimdi
    ibret i olsun diye tüm tanıdıklarımla paylaşıyorum. Sizce de bu böyle bişey değil mi?Yani YÜCE YARADAN ın rahmeti gereği bu bana hissettirildi.

    Ve kabir azabinin olduguna iman ettim.





+ Yorum Gönder