Konusunu Oylayın.: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?
  1. 18.Ocak.2011, 12:35
    1
    Çöll
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Kasım.2010
    Üye No: 80146
    Mesaj Sayısı: 69
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?






    Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ? Mumsema Selamun aleyküm

    konuyu yanlıış yere açıyor olabilirim kusura bakmayın şimdiden ..

    İlgili linklere baktım ama bir linkte kabul edilirken diğerinde böyle bir şey yoktur şeklinde okuyunca kafam karıştı ..

    Peygamber efendimizin uğursuzlukla ilgili hadisi şerifleri bu konuya bağlanabilir mi
    Yoksa bu farklı mıdır ..

    Sağolun


  2. 18.Ocak.2011, 12:35
    1
    Çöll - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamun aleyküm

    konuyu yanlıış yere açıyor olabilirim kusura bakmayın şimdiden ..

    İlgili linklere baktım ama bir linkte kabul edilirken diğerinde böyle bir şey yoktur şeklinde okuyunca kafam karıştı ..

    Peygamber efendimizin uğursuzlukla ilgili hadisi şerifleri bu konuya bağlanabilir mi
    Yoksa bu farklı mıdır ..

    Sağolun


    Benzer Konular

    - Safer ayında meydana gelen uğursuzluklar doğru mudur ? Safer ayı uğursuzluğu hurafe midir?

    - Safer ayında kılınacak namazlar

    - Allahin bilmesi nasıldır? Allah gelecek hakkında bilgisi var mı?

    - Safer ayında okunacak bir dua

    - Safer ayında belalardan nasıl kurtuluruz?

  3. 18.Ocak.2011, 12:41
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?




    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    Bu konu daha önce işlenmişti
    buyur kardeşim buradan bakabilirsin..


    Tıkla>>>

    http://www.mumsema.com/hayirli-gun-v...safer-ayi.html


  4. 18.Ocak.2011, 12:41
    2
    Silent and lonely rains



    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    Bu konu daha önce işlenmişti
    buyur kardeşim buradan bakabilirsin..


    Tıkla>>>

    http://www.mumsema.com/hayirli-gun-v...safer-ayi.html


  5. 18.Ocak.2011, 12:54
    3
    Çöll
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Kasım.2010
    Üye No: 80146
    Mesaj Sayısı: 69
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yanıt: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

    Sağolun ,
    Allah Razı olsun ..


  6. 18.Ocak.2011, 12:54
    3
    Çöll - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Sağolun ,
    Allah Razı olsun ..


  7. 18.Ocak.2011, 13:00
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

    Alıntı
    Sağolun ,
    Allah Razı olsun ..


    amin canım İnşaAllah ecmain olsun

    çöll kardeşim belki mutmain olmamışsındır
    diye sana okuman için bir yazı daha ekliyorum
    İnşaAllah faydalı olur kardeşime:

    _____________________________________________



    Sual: Komşularım bana, (Seni görünce, bize uğursuzluk geliyor, işimiz hiç rast gitmiyor) diyorlar. Salı günü iş yapmayı uğursuz sayanlar vardır. Dinimizde uğursuzluk diye bir şey var mıdır?
    CEVAP
    Uğur, iyilik getirdiği sanılan şey veya belirti, hayır, iyilik, bereket.
    Uğursuz, kötülük ve zarar getirdiği sanılan şey.
    Uğursuzluk, bir şeyi veya bir olayı kötüye yorumlamak.
    Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, 13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Dinimizde ise, bir şeyi uğursuzluğa yormak yoktur. Fakat, (Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi) gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Müslümanlıkta uğursuzluk [bir şeyi kötüye yorumlamak] yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani 3/41]

    (Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor! Sizden biriniz, hoşuna gitmeyen uğursuzluk zannettiği bir şey görünce, şöyle desin: “Ya Rabbi! İyilikleri veren, kötülükleri defeden ancak sensin. Lâ havle velâ kuvvete illâ bike.”)[Beyheki]

    (Yumuşak muamele uğurluluk [iyilik], sert davranmak uğursuzluk [kötülük] getirir.) [Harâiti]

    (Uğuru [hayrı] ve uğursuzluğu [şerri] en çok olan uzuv dildir.) [Taberani]

    (Kötü huy uğursuzluk getirir.) [Taberani]
    Eskiden, Arabistan’da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş sağa uçarsa, uğurlu sayıp, yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp buyurdu ki:
    (Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) [İ. Maverdi]
    Hazret-i İkrime anlatır:
    Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakiler yorumda bulundular. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre de alamet değildir) buyurdu. Bir olayı hayra yormakta ise mahzur yoktur. Çünkü Peygamber efendimiz, gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. (İ. Ahmed)

    Safer ayı ve uğursuzluk

    Sual: Safer ayının uğursuz olduğu, bu ayda bela ve musibetlerin geldiği doğru mudur? Başka hangi ay ve hangi gün uğursuzdur?
    CEVAP
    Safer ayı ile diğer ay ve günlerin uğursuz olduğu doğru değildir. Dinimizde uğursuz gün veya ay yoktur. Mektubat-ı Rabbanide bildiriliyor ki:
    Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselâmın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Günler, Allah’ın günleridir, kullar da, Allah’ın kullarıdır.) [1/256]
    Yani, Allahü teâlâ kulu da, günleri de, ayları da uğursuz olarak yaratmadı. Kul, dinimizin emrine uymayıp uğursuz şeyler yaparsa, uğursuz kimse olur. Bazı günlerde kötü şeyler yaparsa, o günler ona uğursuz gelmiş olur.

    Çarşamba uğursuz değildir

    Sual: Bazı günlere uğursuzluk var deniyor. Mesela Eyüp aleyhisselama bela geldiği gün Çarşamba olduğu için, o gün, kan alınmasının, hasta ziyaret etmenin ve tırnak kesmenin yasak olduğu söyleniyor. Çarşamba günü uğursuz mudur?
    CEVAP
    Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, uğursuzluklar vardır. Mesela Hıristiyanlar,13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanırlar.
    Dinimizde uğursuz gün olmadığı gibi, uğursuzluk diye bir şey yoktur. İmam-ı Gazali hazretleri, (Uğursuzluğa inanmak şeytandandır) buyuruyor. Hazret-i İkrime de bildirir ki:

    Resulullah, gördüğü şeyleri hayra yorar, hiçbir şeyi uğursuz saymazdı (İ. Ahmed)

    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
    Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı. Hiçbir gün, başka günlerden üstün değildir. Cuma, Ramazan ve diğer mübarek günler, İslamiyet üstün tuttuğu için üstündür.

    Ruhul-beyan’da, Tevbe suresi, 37. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    (Resulullah teşrif edince, günlerin müminlere uğursuz olmaları kalmadı.) Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Müslümanlıkta uğursuzluk yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani 3/41]
    (Uğursuzluğa inanan bizden değildir.) [Bezzar, Hadika]

    (Uğursuzluk düşüncesinin, kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alıkoyan kimse, Allah’a şirk koşmuş sayılır.) [İ. Ahmed]


    Dinimizde uğursuz gün yok ama, uğurlu sayılan mübarek gün ve geceler vardır. Bunlar mübarek diye, ötekilere uğursuz demek yanlış olur.
    Çarşamba ve Cumartesi hacamat yaptırmak mekruhtur. Bir rivayette de Cuma günü de kan aldırmak mekruhtur. Mekruh olması, bu günlerin uğursuz gün olduğunu göstermez.
    Cumartesi günü oruç tutmak mekruh, bir rivayette de Cuma günü de oruç tutmanın mekruh olduğu bildirilmiştir. Cuma ve cumartesi günü oruç tutmak, mekruh olduğu için, bugünlere uğursuz denmez. Bayram günleri de oruç tutmak haram olduğu için uğursuz denmez. Allahü teâlâ uğursuz gün ve uğursuz ay yaratmamıştır. Yarattığı hiçbir şey de lüzumsuz değildir.
    İbni Abidin hazretleri, kendi zamanında Pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi günleri hasta ziyareti yapılmaması şeklinde bir âdet olduğunu, bu âdete uymanın mahzuru olmadığını bildiriyor. Bu ifade, bu günleri hasta ziyaret etmenin uğursuz olduğunu göstermez. Halkın âdet ettiği şeylerin aksini yaparak tepkiye sebep olmamalı deniyor. Bu her zaman böyledir. Mesela saksağan, kumru, bülbül gibi kuşlarının eti helaldir. Ancak bunların etlerini yiyenlerin bir belaya tutulacakları bazı bölgelerde halk arasında söylenti haline geldiği için yenmemeleri iyi görülmüştür. Bunun gibi Urfa’daki balıklı gölün balıklarını yiyen ölür deniyor. Böyle şeyleri yememek iyi olur.
    İki hadis-i şerif meali şöyledir:

    (İnsan, şu üç şeyden kurtulamaz: Uğursuzluk, su-i zan ve haset. Su-i zan edince, buna uygun hareket etmeyin. Uğursuz sandığınız şeyi, Allaha tevekkül ederek yapın. Hased ettiğiniz kimseyi hiç incitmeyin!) [Beyheki]

    (Bir şeyi uğursuz sayan, ona itibar etmesin ve işinden geri kalmasın!) [Taberani]

    Uğur ve uğursuzluk

    Sual: Eve yarasa girmesi uğursuzluk mudur? Şu iş bana uğurlu veya uğursuz geldi demek caiz midir?
    CEVAP
    Uğursuz demek caiz değil, uğursuz geldi demek caizdir. Mesela 13 sayısı uğursuz bir sayıdır demek, kara kedi görmek uğursuzluk getirir demek, caiz değildir. Fakat, bir şeyin bize uğursuz geldiğini söylemekte mahzur yoktur. Mesela yeni bir mahalleye taşınan birisinin, “burası bana uğursuz geldi, buraya taşındığımızdan beri başıma gelmeyen iş kalmadı” demesinde mahzur yoktur. Bir hadis-i şerif meali: (Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor!) [Beyheki]
    Uğur, iyilik getirdiği sanılan şey veya belirti, hayır, iyilik, bereket demektir.
    Uğursuz, kötülük ve zarar getirdiği sanılan şeydir. Yahudiler ve Hıristiyanlar, uğursuzluk var sanıyorlar.
    Uğursuzluk, bir şeyi veya bir olayı kötüye yorumlamaktır. Dinimizde uğursuzluk yoktur. Eve yarasanın girmesi uğursuz değildir.
    alıntı...


  8. 18.Ocak.2011, 13:00
    4
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Sağolun ,
    Allah Razı olsun ..


    amin canım İnşaAllah ecmain olsun

    çöll kardeşim belki mutmain olmamışsındır
    diye sana okuman için bir yazı daha ekliyorum
    İnşaAllah faydalı olur kardeşime:

    _____________________________________________



    Sual: Komşularım bana, (Seni görünce, bize uğursuzluk geliyor, işimiz hiç rast gitmiyor) diyorlar. Salı günü iş yapmayı uğursuz sayanlar vardır. Dinimizde uğursuzluk diye bir şey var mıdır?
    CEVAP
    Uğur, iyilik getirdiği sanılan şey veya belirti, hayır, iyilik, bereket.
    Uğursuz, kötülük ve zarar getirdiği sanılan şey.
    Uğursuzluk, bir şeyi veya bir olayı kötüye yorumlamak.
    Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, 13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Dinimizde ise, bir şeyi uğursuzluğa yormak yoktur. Fakat, (Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi) gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Müslümanlıkta uğursuzluk [bir şeyi kötüye yorumlamak] yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani 3/41]

    (Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor! Sizden biriniz, hoşuna gitmeyen uğursuzluk zannettiği bir şey görünce, şöyle desin: “Ya Rabbi! İyilikleri veren, kötülükleri defeden ancak sensin. Lâ havle velâ kuvvete illâ bike.”)[Beyheki]

    (Yumuşak muamele uğurluluk [iyilik], sert davranmak uğursuzluk [kötülük] getirir.) [Harâiti]

    (Uğuru [hayrı] ve uğursuzluğu [şerri] en çok olan uzuv dildir.) [Taberani]

    (Kötü huy uğursuzluk getirir.) [Taberani]
    Eskiden, Arabistan’da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş sağa uçarsa, uğurlu sayıp, yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp buyurdu ki:
    (Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) [İ. Maverdi]
    Hazret-i İkrime anlatır:
    Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakiler yorumda bulundular. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre de alamet değildir) buyurdu. Bir olayı hayra yormakta ise mahzur yoktur. Çünkü Peygamber efendimiz, gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. (İ. Ahmed)

    Safer ayı ve uğursuzluk

    Sual: Safer ayının uğursuz olduğu, bu ayda bela ve musibetlerin geldiği doğru mudur? Başka hangi ay ve hangi gün uğursuzdur?
    CEVAP
    Safer ayı ile diğer ay ve günlerin uğursuz olduğu doğru değildir. Dinimizde uğursuz gün veya ay yoktur. Mektubat-ı Rabbanide bildiriliyor ki:
    Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselâmın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Günler, Allah’ın günleridir, kullar da, Allah’ın kullarıdır.) [1/256]
    Yani, Allahü teâlâ kulu da, günleri de, ayları da uğursuz olarak yaratmadı. Kul, dinimizin emrine uymayıp uğursuz şeyler yaparsa, uğursuz kimse olur. Bazı günlerde kötü şeyler yaparsa, o günler ona uğursuz gelmiş olur.

    Çarşamba uğursuz değildir

    Sual: Bazı günlere uğursuzluk var deniyor. Mesela Eyüp aleyhisselama bela geldiği gün Çarşamba olduğu için, o gün, kan alınmasının, hasta ziyaret etmenin ve tırnak kesmenin yasak olduğu söyleniyor. Çarşamba günü uğursuz mudur?
    CEVAP
    Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hıristiyanlıkta da, uğursuzluklar vardır. Mesela Hıristiyanlar,13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanırlar.
    Dinimizde uğursuz gün olmadığı gibi, uğursuzluk diye bir şey yoktur. İmam-ı Gazali hazretleri, (Uğursuzluğa inanmak şeytandandır) buyuruyor. Hazret-i İkrime de bildirir ki:

    Resulullah, gördüğü şeyleri hayra yorar, hiçbir şeyi uğursuz saymazdı (İ. Ahmed)

    İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
    Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı. Hiçbir gün, başka günlerden üstün değildir. Cuma, Ramazan ve diğer mübarek günler, İslamiyet üstün tuttuğu için üstündür.

    Ruhul-beyan’da, Tevbe suresi, 37. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    (Resulullah teşrif edince, günlerin müminlere uğursuz olmaları kalmadı.) Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Müslümanlıkta uğursuzluk yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani 3/41]
    (Uğursuzluğa inanan bizden değildir.) [Bezzar, Hadika]

    (Uğursuzluk düşüncesinin, kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alıkoyan kimse, Allah’a şirk koşmuş sayılır.) [İ. Ahmed]


    Dinimizde uğursuz gün yok ama, uğurlu sayılan mübarek gün ve geceler vardır. Bunlar mübarek diye, ötekilere uğursuz demek yanlış olur.
    Çarşamba ve Cumartesi hacamat yaptırmak mekruhtur. Bir rivayette de Cuma günü de kan aldırmak mekruhtur. Mekruh olması, bu günlerin uğursuz gün olduğunu göstermez.
    Cumartesi günü oruç tutmak mekruh, bir rivayette de Cuma günü de oruç tutmanın mekruh olduğu bildirilmiştir. Cuma ve cumartesi günü oruç tutmak, mekruh olduğu için, bugünlere uğursuz denmez. Bayram günleri de oruç tutmak haram olduğu için uğursuz denmez. Allahü teâlâ uğursuz gün ve uğursuz ay yaratmamıştır. Yarattığı hiçbir şey de lüzumsuz değildir.
    İbni Abidin hazretleri, kendi zamanında Pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi günleri hasta ziyareti yapılmaması şeklinde bir âdet olduğunu, bu âdete uymanın mahzuru olmadığını bildiriyor. Bu ifade, bu günleri hasta ziyaret etmenin uğursuz olduğunu göstermez. Halkın âdet ettiği şeylerin aksini yaparak tepkiye sebep olmamalı deniyor. Bu her zaman böyledir. Mesela saksağan, kumru, bülbül gibi kuşlarının eti helaldir. Ancak bunların etlerini yiyenlerin bir belaya tutulacakları bazı bölgelerde halk arasında söylenti haline geldiği için yenmemeleri iyi görülmüştür. Bunun gibi Urfa’daki balıklı gölün balıklarını yiyen ölür deniyor. Böyle şeyleri yememek iyi olur.
    İki hadis-i şerif meali şöyledir:

    (İnsan, şu üç şeyden kurtulamaz: Uğursuzluk, su-i zan ve haset. Su-i zan edince, buna uygun hareket etmeyin. Uğursuz sandığınız şeyi, Allaha tevekkül ederek yapın. Hased ettiğiniz kimseyi hiç incitmeyin!) [Beyheki]

    (Bir şeyi uğursuz sayan, ona itibar etmesin ve işinden geri kalmasın!) [Taberani]

    Uğur ve uğursuzluk

    Sual: Eve yarasa girmesi uğursuzluk mudur? Şu iş bana uğurlu veya uğursuz geldi demek caiz midir?
    CEVAP
    Uğursuz demek caiz değil, uğursuz geldi demek caizdir. Mesela 13 sayısı uğursuz bir sayıdır demek, kara kedi görmek uğursuzluk getirir demek, caiz değildir. Fakat, bir şeyin bize uğursuz geldiğini söylemekte mahzur yoktur. Mesela yeni bir mahalleye taşınan birisinin, “burası bana uğursuz geldi, buraya taşındığımızdan beri başıma gelmeyen iş kalmadı” demesinde mahzur yoktur. Bir hadis-i şerif meali: (Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor!) [Beyheki]
    Uğur, iyilik getirdiği sanılan şey veya belirti, hayır, iyilik, bereket demektir.
    Uğursuz, kötülük ve zarar getirdiği sanılan şeydir. Yahudiler ve Hıristiyanlar, uğursuzluk var sanıyorlar.
    Uğursuzluk, bir şeyi veya bir olayı kötüye yorumlamaktır. Dinimizde uğursuzluk yoktur. Eve yarasanın girmesi uğursuz değildir.
    alıntı...


  9. 18.Ocak.2011, 13:04
    5
    Çöll
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Kasım.2010
    Üye No: 80146
    Mesaj Sayısı: 69
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yanıt: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

    Alıntı
    amin canım İnşaAllah ecmain olsun

    çöll kardeşim belki mutmain olmamışsındır
    diye sana okuman için bir yazı daha ekliyorum
    İnşaAllah faydalı olur kardeşime:
    Rabbim Razı olsun özeniniz için çok tşekkür ederim kardeşim sağolun çok iyi oldu ..




  10. 18.Ocak.2011, 13:04
    5
    Çöll - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Alıntı
    amin canım İnşaAllah ecmain olsun

    çöll kardeşim belki mutmain olmamışsındır
    diye sana okuman için bir yazı daha ekliyorum
    İnşaAllah faydalı olur kardeşime:
    Rabbim Razı olsun özeniniz için çok tşekkür ederim kardeşim sağolun çok iyi oldu ..




  11. 28.Aralık.2011, 11:40
    6
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

    Safer ayı niçin bela ayıdır böyle bir ay var mıdır?
    Peygamberimizin bu ayda belaya uğrayip hasta oldugu doğrumudur ?
    Bu ay icin yapılması gereken özel bir ibadet veya korunma duası varmıdır?


    Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayı idi ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza, aramıza ve gönlümüze teşrif etti.

    Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşrî kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifâdesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği sahih hadislerde beyan edilir. İslâmiyet öncesi Araplar arasında da Muharrem, Recep, Zi’l-Kâde ve Zi’l-Hicce aylarının hürmet duyulan aylardan olduğu ve bu aylarda Arapların savaş yapmaktan çekindikleri biliniyor. Sahih kaynaklarda mübarek olduğu bildirilen diğer gün ve geceleri de burada zikretmek lâzım: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe gün ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşûre günü vs. gibi. Bu günlerde de gerek nafile, gerek vacip, gerekse farz olmak üzere değişik eda şekilleriyle muhtelif ibadetler yapılır.

    Görüldüğü gibi İslâmiyet’te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; âfetler, musibetler ve semavî belâlar için tahsis edilen muayyen her hangi bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Böyle bir tahsisat, İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Belli ayları İlâhî musibet ayı olarak ilân etmek doğru da değildir. Allah’ın irâdesini aylarla veya günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi; böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.

    İlâhî îkâz ve felâketler başka aylarda olmuyor mu? Kaldı ki, belli aylarda İlâhî ikazların yoğunlaştığını farz etsek bile, o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilân edilmesi Resûlullah (asm) tarafından nehy edilmiştir.

    Safer ayı cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise “Umre her zaman helâldir!” buyurarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı1. Ama ne yazık ki; bu ayda akdedilen nikâhların uzun ömürlü olmayacağı, bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı, bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançların, cahiliye Araplarından beri halk arasında yer yer varlığını sürdüre gelen hurafelerden olduğunu görüyoruz.

    Ebû Hüreyre’nin (ra) rivâyetiyle Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hastalığın kendiliğinden sirâyeti yoktur; uğursuzluk ve baykuş ötüşünün olumsuz etkisi yoktur; Safer ayının hayır ve şerle bir alâkası yoktur; bunlar cahiliye hurafeleridir. Cüzzamlıdan, aslandan kaçtığınız gibi kaçınız!”2

    Safer ayının normal aylardan olduğunu tespit ettikten sonra; her ne kadar güvenilir kaynaklarla teyit edilmese de, burada, Safer ayında yapılması uygun bulunan şu duâyı zikredebiliriz:

    “Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!

    Yâ Ahkeme’l-Hâkimîn ve yâ Esrae’l-Hâsibîn ve yâ Ekrame me’mûlin ve ecvede mes’ûlin yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Kadîmü yâ Ferdu yâ Vitru yâ Ehadu yâ Samedu yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad! Yâ Azîzu Yâ Vehhâbu Salla’llâhu alâ hayr-i halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în! Âmin!”

    Bu ayın son Çarşamba gününde de iki rek’at namaz kılınması; bu namazda her rek’atte bir Fatiha ve on bir İhlâs-ı Şerif okunması; namazdan sonra da on bir istiğfar ile, on bir salavât-ı şerîfe okunması tavsiye edilmiştir.

    Sadakanın bu aya özel bir konumu yoktur. Diğer aylarda olduğu gibi, bu ayda da sadaka vermeye devam etmelidir.

    Dipnotlar:
    1- Buhârî, Kitâbu’l-Hac, H. No:777
    2- Buhârî, Kitâbu’t-Tıp, H. No: 1927


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  12. 28.Aralık.2011, 11:40
    6
    Özel Üye
    Safer ayı niçin bela ayıdır böyle bir ay var mıdır?
    Peygamberimizin bu ayda belaya uğrayip hasta oldugu doğrumudur ?
    Bu ay icin yapılması gereken özel bir ibadet veya korunma duası varmıdır?


    Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayı idi ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza, aramıza ve gönlümüze teşrif etti.

    Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşrî kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifâdesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği sahih hadislerde beyan edilir. İslâmiyet öncesi Araplar arasında da Muharrem, Recep, Zi’l-Kâde ve Zi’l-Hicce aylarının hürmet duyulan aylardan olduğu ve bu aylarda Arapların savaş yapmaktan çekindikleri biliniyor. Sahih kaynaklarda mübarek olduğu bildirilen diğer gün ve geceleri de burada zikretmek lâzım: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe gün ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşûre günü vs. gibi. Bu günlerde de gerek nafile, gerek vacip, gerekse farz olmak üzere değişik eda şekilleriyle muhtelif ibadetler yapılır.

    Görüldüğü gibi İslâmiyet’te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; âfetler, musibetler ve semavî belâlar için tahsis edilen muayyen her hangi bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Böyle bir tahsisat, İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Belli ayları İlâhî musibet ayı olarak ilân etmek doğru da değildir. Allah’ın irâdesini aylarla veya günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi; böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.

    İlâhî îkâz ve felâketler başka aylarda olmuyor mu? Kaldı ki, belli aylarda İlâhî ikazların yoğunlaştığını farz etsek bile, o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilân edilmesi Resûlullah (asm) tarafından nehy edilmiştir.

    Safer ayı cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise “Umre her zaman helâldir!” buyurarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı1. Ama ne yazık ki; bu ayda akdedilen nikâhların uzun ömürlü olmayacağı, bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı, bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançların, cahiliye Araplarından beri halk arasında yer yer varlığını sürdüre gelen hurafelerden olduğunu görüyoruz.

    Ebû Hüreyre’nin (ra) rivâyetiyle Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hastalığın kendiliğinden sirâyeti yoktur; uğursuzluk ve baykuş ötüşünün olumsuz etkisi yoktur; Safer ayının hayır ve şerle bir alâkası yoktur; bunlar cahiliye hurafeleridir. Cüzzamlıdan, aslandan kaçtığınız gibi kaçınız!”2

    Safer ayının normal aylardan olduğunu tespit ettikten sonra; her ne kadar güvenilir kaynaklarla teyit edilmese de, burada, Safer ayında yapılması uygun bulunan şu duâyı zikredebiliriz:

    “Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!

    Yâ Ahkeme’l-Hâkimîn ve yâ Esrae’l-Hâsibîn ve yâ Ekrame me’mûlin ve ecvede mes’ûlin yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Kadîmü yâ Ferdu yâ Vitru yâ Ehadu yâ Samedu yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad! Yâ Azîzu Yâ Vehhâbu Salla’llâhu alâ hayr-i halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în! Âmin!”

    Bu ayın son Çarşamba gününde de iki rek’at namaz kılınması; bu namazda her rek’atte bir Fatiha ve on bir İhlâs-ı Şerif okunması; namazdan sonra da on bir istiğfar ile, on bir salavât-ı şerîfe okunması tavsiye edilmiştir.

    Sadakanın bu aya özel bir konumu yoktur. Diğer aylarda olduğu gibi, bu ayda da sadaka vermeye devam etmelidir.

    Dipnotlar:
    1- Buhârî, Kitâbu’l-Hac, H. No:777
    2- Buhârî, Kitâbu’t-Tıp, H. No: 1927


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  13. 24.Kasım.2014, 19:53
    7
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Safer ayında 'gelecek müsibetler' ' bilgisi bid'at midir ?

    Safar ayı uğursuzluk ayımıdır
    Safer ayı hakkında kısaca bilgi

    Safer, kameri/hicri takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklinde bir anlayış cahiliye dönemine ait olup (Ebu Davud, Tıb, 24), dinimizde yeri yoktur. Dolayısıyla böyle bir anlayış hurafedir. Bu ayın diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Hz. Peygamber (s.a.s.) böyle bir anlayışı reddetmiştir. Ebu Hureyre (r.a.)'den gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.s.); “Hastalığın, sahibinden başka birisine kendi kendine geçmesi yoktur, eşyada uğursuzluk yoktur. Baykuş ötmesinin te’siri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliye hurafeleridir. Fakat (ey mü’min!) sen cüzzamlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” (Buhari, Tıb 19) buyurmuştur.



  14. 24.Kasım.2014, 19:53
    7
    Moderatör
    Safar ayı uğursuzluk ayımıdır
    Safer ayı hakkında kısaca bilgi

    Safer, kameri/hicri takvimin Muharrem ayından sonra gelen ikinci ayıdır. Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklinde bir anlayış cahiliye dönemine ait olup (Ebu Davud, Tıb, 24), dinimizde yeri yoktur. Dolayısıyla böyle bir anlayış hurafedir. Bu ayın diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Hz. Peygamber (s.a.s.) böyle bir anlayışı reddetmiştir. Ebu Hureyre (r.a.)'den gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.s.); “Hastalığın, sahibinden başka birisine kendi kendine geçmesi yoktur, eşyada uğursuzluk yoktur. Baykuş ötmesinin te’siri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliye hurafeleridir. Fakat (ey mü’min!) sen cüzzamlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” (Buhari, Tıb 19) buyurmuştur.






+ Yorum Gönder