Konusunu Oylayın.: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

5 üzerinden 3.50 | Toplam : 12 kişi
Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?
  1. 10.Ocak.2011, 18:59
    1
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 154
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?






    Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur? Mumsema Bir kaç ay önce tevbe ederek ve günlük zikrimi yapmaya söz vererek bir tarikata girdim. Günlük yapmamız gereken zikir dersimi bir süredir yapmıyorum( bahaneler sunmayacağım çünkü bahanesi yok) bu dersleri yapmadığım için vebal altında kalır mıyım? Teşekkür ederim...


  2. 10.Ocak.2011, 18:59
    1
    Devamlı Üye



    Bir kaç ay önce tevbe ederek ve günlük zikrimi yapmaya söz vererek bir tarikata girdim. Günlük yapmamız gereken zikir dersimi bir süredir yapmıyorum( bahaneler sunmayacağım çünkü bahanesi yok) bu dersleri yapmadığım için vebal altında kalır mıyım? Teşekkür ederim...


    Benzer Konular

    - Günlük yapılması gereken zikirler

    - Günlük yapılması gereken dualar

    - Günlük yapılması gereken ibadetler

    - Günlük zikir çetelesi örneği

    - Bir ayette namazın zikir olduğu haber verilmektedir. Namaz nasıl zikir olur?

  3. 10.Ocak.2011, 19:14
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?




    Tarikatlerde şu sözü hep söylerler İnsan bir soba gibidir Devamlı zikir yapmasa o sobanın boruları kirlenir hatta kapanır Zikir ise bu sobanın borularını tertemiz tutar 1 gün 1 hafta 2 hafta zikir yapmassan o boru kirlenir 2 3 ay yapmassan kapanır



    Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hazretleri şöyle der:

    Zikir Çekilmesse Kalbe Allah'un c.c nuru gelmez .. Ya ne gelir ? Şeytan'ın vesvesesi gelir ve Allahü Teala'yı unutturuncaya kadar vesvese devam eder sonunda misaldeki boru gibi tıkanıp insanı (manen) zehirleyerek öldürür onun için virdinize dikkat edin
    insana gerektirki zikrullah gibi manevi ilaçlara sarılsın

    Semerkand tv


  4. 10.Ocak.2011, 19:14
    2
    Feseyekfikehumullah



    Tarikatlerde şu sözü hep söylerler İnsan bir soba gibidir Devamlı zikir yapmasa o sobanın boruları kirlenir hatta kapanır Zikir ise bu sobanın borularını tertemiz tutar 1 gün 1 hafta 2 hafta zikir yapmassan o boru kirlenir 2 3 ay yapmassan kapanır



    Gavs-ı Sani Seyyid Abdulbaki Hazretleri şöyle der:

    Zikir Çekilmesse Kalbe Allah'un c.c nuru gelmez .. Ya ne gelir ? Şeytan'ın vesvesesi gelir ve Allahü Teala'yı unutturuncaya kadar vesvese devam eder sonunda misaldeki boru gibi tıkanıp insanı (manen) zehirleyerek öldürür onun için virdinize dikkat edin
    insana gerektirki zikrullah gibi manevi ilaçlara sarılsın

    Semerkand tv


  5. 10.Ocak.2011, 19:34
    3
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 154
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    ALLAH razı olsun cevabınız için... Rabıta olayına nasıl bakıyorsunuz? Rabıta yapmak gerekli midir?


  6. 10.Ocak.2011, 19:34
    3
    Devamlı Üye
    ALLAH razı olsun cevabınız için... Rabıta olayına nasıl bakıyorsunuz? Rabıta yapmak gerekli midir?


  7. 10.Ocak.2011, 19:51
    4
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    Bu düşünme ve rabıta Allah namına olduğundan ve İnsanları Allah’a yaklaştırma niyetiyle yapıldığından caizdir. Fakat Allah muhafaza etsin, şayet bu hareketi Allah namına değilde sırf şeyh efendi namına yapsa o zaman yanlış bir hareket olur. Bütün hak tarikatlar Kur’andan alındığı için, bunların yaptığı rabıtaların da izahını Kur’ana zıt olmayacak şekilde yapılması icap eder. Yoksa hak bir yol olmaz.

    Eğer bu yola girmeden doğrudan Allah’a rabıta yapabilirsek en güzelini yapmış oluruz.

    Ölümü düşünüp bir gün bende öleceğim diye rabıta yapmak da güzeldir. Kabir, ahiret, haşir, sırat, cehennem gibi alemleri de rabıta yaparak daha dikkatli yaşamaya çalışmak da tavsiye edilebilir. sislam

    Not: sapık şeyhlerden aman aman uzak dur kardeşim


  8. 10.Ocak.2011, 19:51
    4
    Feseyekfikehumullah
    Bu düşünme ve rabıta Allah namına olduğundan ve İnsanları Allah’a yaklaştırma niyetiyle yapıldığından caizdir. Fakat Allah muhafaza etsin, şayet bu hareketi Allah namına değilde sırf şeyh efendi namına yapsa o zaman yanlış bir hareket olur. Bütün hak tarikatlar Kur’andan alındığı için, bunların yaptığı rabıtaların da izahını Kur’ana zıt olmayacak şekilde yapılması icap eder. Yoksa hak bir yol olmaz.

    Eğer bu yola girmeden doğrudan Allah’a rabıta yapabilirsek en güzelini yapmış oluruz.

    Ölümü düşünüp bir gün bende öleceğim diye rabıta yapmak da güzeldir. Kabir, ahiret, haşir, sırat, cehennem gibi alemleri de rabıta yaparak daha dikkatli yaşamaya çalışmak da tavsiye edilebilir. sislam

    Not: sapık şeyhlerden aman aman uzak dur kardeşim


  9. 10.Ocak.2011, 20:24
    5
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    Bir tarikattan zikir alındığını duymuştum. Hatta halkaya dahil olmayıda. Hatta ihvan olmayıda. Ama hiç bir tarikattan söz alındığını duymamıştım.

    Kim, sözüne Allah kadar sadakat gösterebilirki.....???

    İnşaallah, biiznillah ile başlayan her cümle yaratılmış olan insanın, Onun kimin iznine tabi olarak, söz vermeden. Kat-i, mutlak olarak, şunu yapacağım demekten imtina etmesi gerekir.

    Bu da şunu gösteriyorki insanlar söz verdiklerinde yalancı çıkabileceklerinden ve Allah'a dayanmadan, inşaallah yapacağım, biiznillah geleceğim gibi ifadeler kullanmadan, TABİKİ GELECEĞİM, BEN YAPARIM, BEN YAPACAĞIM, demesi (Eğer ameller niyetlere göre olmuş olmasaydı.) İnsanı ŞİRKE GÖTÜRÜR. Ben demek bile ŞİRK'tir. Biz de inşaallah.... O yetki sana verilmiş.... Biz de. Allah-u Taala'da biz azimüşşan diyor. Yarattığı hiç bir şeyi kendinden ayrı görmeden. Biz de.... Rabbimle beraberim, ben yok. Biz varız de, Peygamber efendimizi'de düşün... Biz de.... Sahabe-i kiram'ıda düşün. Biz de.... Ashabıyla birlikte anılmak istenen peygamberin (S.A.V.) Rabbini de düşün. Biz de.

    Allah-u Taala zikrini daim eylesin inşaallah... Her pehlivanın bir sıkleti vardır. Kendi sıkletinde inşaallah zikrini devam ettir. Bin tane zikir çok ağır geliyorsa... Demekki daha ağır siklet değilsin. TÜY SİKLETTEN BAŞLA. Hiç bir şey yapamadın, günde bir defa zikir olsun niyeti ile şöyle gönülden bir A L L A H çek, Bak nasılda rabbin yaklaşıp sana, iste kulum diyor.... İstiyemezsinki hicap edersin. Tüm arşın sahibi, iste diyor. hadi istede göreyim, ne istiyeceksin. BENDEN RAZI OLURMUSUN RABBİM. Tüy sikletim ama sana sadece bir defa o'da gönülden A L L A H dedim. Buna mukabil RAB'bin sana şeytan aleyyullanayı işaret ederek.... Bu mu...??? Bu şeytan Aleyyul Lana mı seni zikrinden alıkoymaya muvaffak oldu, dese.... Ne dersin....???

    Son cümle vebal altında kalırmısın...???

    Ne dersin, hakikaten bu durumda sen vebal altında kalırmısın.....???

    Biz çözemedik. İnşaallah sen bizden çok daha hayırlı bir kul olarak bu soruyu ve sorunu çözersin.... Allah cümlemizden razı olsun. amin.


  10. 10.Ocak.2011, 20:24
    5
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Bir tarikattan zikir alındığını duymuştum. Hatta halkaya dahil olmayıda. Hatta ihvan olmayıda. Ama hiç bir tarikattan söz alındığını duymamıştım.

    Kim, sözüne Allah kadar sadakat gösterebilirki.....???

    İnşaallah, biiznillah ile başlayan her cümle yaratılmış olan insanın, Onun kimin iznine tabi olarak, söz vermeden. Kat-i, mutlak olarak, şunu yapacağım demekten imtina etmesi gerekir.

    Bu da şunu gösteriyorki insanlar söz verdiklerinde yalancı çıkabileceklerinden ve Allah'a dayanmadan, inşaallah yapacağım, biiznillah geleceğim gibi ifadeler kullanmadan, TABİKİ GELECEĞİM, BEN YAPARIM, BEN YAPACAĞIM, demesi (Eğer ameller niyetlere göre olmuş olmasaydı.) İnsanı ŞİRKE GÖTÜRÜR. Ben demek bile ŞİRK'tir. Biz de inşaallah.... O yetki sana verilmiş.... Biz de. Allah-u Taala'da biz azimüşşan diyor. Yarattığı hiç bir şeyi kendinden ayrı görmeden. Biz de.... Rabbimle beraberim, ben yok. Biz varız de, Peygamber efendimizi'de düşün... Biz de.... Sahabe-i kiram'ıda düşün. Biz de.... Ashabıyla birlikte anılmak istenen peygamberin (S.A.V.) Rabbini de düşün. Biz de.

    Allah-u Taala zikrini daim eylesin inşaallah... Her pehlivanın bir sıkleti vardır. Kendi sıkletinde inşaallah zikrini devam ettir. Bin tane zikir çok ağır geliyorsa... Demekki daha ağır siklet değilsin. TÜY SİKLETTEN BAŞLA. Hiç bir şey yapamadın, günde bir defa zikir olsun niyeti ile şöyle gönülden bir A L L A H çek, Bak nasılda rabbin yaklaşıp sana, iste kulum diyor.... İstiyemezsinki hicap edersin. Tüm arşın sahibi, iste diyor. hadi istede göreyim, ne istiyeceksin. BENDEN RAZI OLURMUSUN RABBİM. Tüy sikletim ama sana sadece bir defa o'da gönülden A L L A H dedim. Buna mukabil RAB'bin sana şeytan aleyyullanayı işaret ederek.... Bu mu...??? Bu şeytan Aleyyul Lana mı seni zikrinden alıkoymaya muvaffak oldu, dese.... Ne dersin....???

    Son cümle vebal altında kalırmısın...???

    Ne dersin, hakikaten bu durumda sen vebal altında kalırmısın.....???

    Biz çözemedik. İnşaallah sen bizden çok daha hayırlı bir kul olarak bu soruyu ve sorunu çözersin.... Allah cümlemizden razı olsun. amin.


  11. 10.Ocak.2011, 20:40
    6
    cennet rana
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Aralık.2010
    Üye No: 81920
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    soruya cevaplar çok güzeldi RABBİM razı olduğu kullardan eylesin hepimizi ayaklarımızı sabit kılsın

    cevaplar güzel allah razı olsun
    fakat zikir için tarikat olması şart deyil
    peygamberin günlük yaptıgı zikirler var onun yolundan gidilirse peygamber yaptığı için yapılırsa artı sünnet sevabıda alınır


  12. 10.Ocak.2011, 20:40
    6
    soruya cevaplar çok güzeldi RABBİM razı olduğu kullardan eylesin hepimizi ayaklarımızı sabit kılsın

    cevaplar güzel allah razı olsun
    fakat zikir için tarikat olması şart deyil
    peygamberin günlük yaptıgı zikirler var onun yolundan gidilirse peygamber yaptığı için yapılırsa artı sünnet sevabıda alınır


  13. 11.Ocak.2011, 11:51
    7
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 154
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    ehli-sünnet kardeşim ALLAH razı olsun öncelikle cevabın için... Rabıtayı peygamberimizi düşünerek yapıyoruz, başka birini yani şeyhimizi değil. Peygamberimizi düşünmek olur herhalde değil mi? Şeyhimizide tanımıyorum sadece hacda çekilmiş dua videosunu izledim o kadar biliyorum. Tecvid öğreten bayan hocamdan dolayı girdim oraya. ALLAH saklasın hepimizi sapık kişilerden.

    HAMMADUN kardeşim; söz vermek şu şekilde oldu önce tevbe ettirdi hocam sonra bu zikri ömrü boyu yapmaya söz veriyor musun diyerek 3 kere tekrarlattı. Normalde inşallah kelimesini hep kullanırım. Ben sizler gibi bilgili değilim; yeni yeni öğreniyorum bir çok şeyi... ALLAH doğruları öğrenebileceğim salih ve saliha kullarla karşılaştırsın diye hep dua ederim. Rabbim doğru yoldan ayırmasın bizleri...

    Yorum yazan herkesten ALLAH razı olsun...


  14. 11.Ocak.2011, 11:51
    7
    Devamlı Üye
    ehli-sünnet kardeşim ALLAH razı olsun öncelikle cevabın için... Rabıtayı peygamberimizi düşünerek yapıyoruz, başka birini yani şeyhimizi değil. Peygamberimizi düşünmek olur herhalde değil mi? Şeyhimizide tanımıyorum sadece hacda çekilmiş dua videosunu izledim o kadar biliyorum. Tecvid öğreten bayan hocamdan dolayı girdim oraya. ALLAH saklasın hepimizi sapık kişilerden.

    HAMMADUN kardeşim; söz vermek şu şekilde oldu önce tevbe ettirdi hocam sonra bu zikri ömrü boyu yapmaya söz veriyor musun diyerek 3 kere tekrarlattı. Normalde inşallah kelimesini hep kullanırım. Ben sizler gibi bilgili değilim; yeni yeni öğreniyorum bir çok şeyi... ALLAH doğruları öğrenebileceğim salih ve saliha kullarla karşılaştırsın diye hep dua ederim. Rabbim doğru yoldan ayırmasın bizleri...

    Yorum yazan herkesten ALLAH razı olsun...


  15. 11.Ocak.2011, 12:27
    8
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    Râbıtanın özü şudur; mürşidi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek, müstakilen ondan bir şey istemek değildir. Bilakis, aslında her şeyi yaratan ve yapan, müessir-i hakikinin Allah-u Zülcelal olduğuna itikad ederek, Allah'ın mürşide ihsan ederek, şahsında tezahür ettirdiği faziletleri düşünmektir.


    Rabıta-yı Canan

    Sofilerin üzerinde durduğu rabıta -yeri Kalbin Zümrüt Tepeleri- dar, ferdi ve özel bir rabıtadır. Bu şekildeki rabıtayı kabul etmede bir beis yoktur. Nasslara göre izahı kabil ve vesilelik manasındaki rabıtayı inkar ise bir bağnazlık ve bir taassuptur. Tabii onu, sadece şeyhi, mürşidi veya Allah Rasulünü tezekkür ve tahattur etme şekline irca etmek de rabıtanın engin manasını daraltma demektir.

    Tarikatlar rabıtayı şu şekilde uygular: Mürid, mürşid bildiği zatı kendi iki kaşının ortasında, kendisini de onun iki kaşı ortasında gibi mülahaza eder. Onun şemailini, hayat tarzını, siretini, iç alemini tezekkür ve tahattur ederek, onun gibi olmaya çalışır ve kendini öyle olmaya zorlar.
    Burada bir bakıma Allah (cc) ile kul arasına başka birisi konmuş gibi oluyor. Ancak bunun öyle olmadığı da açıktır. Bize göre bu anlamda rabıta emekleyen bir insanın, tavus kuşu gibi göklerde pervaz eden birinin arkasına takılması ve hedefine ulaşmak için hızını artırması demektir. Bu meseleyi biraz açacak olursak; kişi ister vadinin dibinde, ister dağın zirvesinde olsun, her zaman ellerini Allah'a kaldırıp O'na maksatlarını açar, içini şerheder, rahatlıkla 'Senin abd-i kemterin olan benim, Sen'den istediklerim şunlardır.' diyebilir. Fakat meseleyi murakabe platformu içinde ele aldığı, günahlarını hatırladığı, Rabb karşısında acz ve fakrını mütalaa ettiğinde, zaman zaman ümitleri kırılabilir, inkisara düşebilir ve 'Ben kim, şu büyük şeyleri isteme kim?..' -bu mülahaza yanlış olabilir- diyebilir. İşte bu noktada kul murakabeden rabıtaya çekilip 'Allahım benim dilbeste olduğum mürşid-i kamil şudur, O'nun el kaldırmalarının gölgesinde ellerimi sana kaldırıyorum. O'nun teveccühünün arkasında Sana teveccüh ediyorum. O'nun bülbül gibi söyleyen dilinin arkasında ben de acizane bu hissiyatımı ifade etmeye çalışıyorum. Beni bu duruma iten, aczim, fakrım ve O'nun hakkında hüsn-ü zannım, benim makbul olmayışım onun da makbuliyetidir. O'nun yüzü suyu hürmetine dualarımı kabul eyle..' diyebilir ki işte rabıtanın gerçek manası da budur. Görüldüğü gibi burada mürşid veya mürşidin mürşidi, Allah ile kul arasına girmiyor, belki kul acz ve fakrını itiraf içinde, haddince bir duruma giriyor ki, bu manadaki rabıta, seyr-i sülukun bir zatın gölgesi veya vesayası altında tamamlanmasına, acz ve fakrı idrakle o zata bağlılık ve iktida içinde yapılan, ibadetü taatın ünvanı oluyor. Böyle olunca da Allah'la (cc) kulları arasına kimse girmiş olmuyor. Allah'a (cc) kulluk için böyle bir vesile şart olmasa da, onun Allah'la (cc) kul arasında vesateti esas kabul eden sapık mesleklere benzetilmesi de doğru değildir -ki ben böyle rabıta yapan hiçbir tasavvuf ehli veya ekolu tanımıyorum- Değil herhangi bir şeyhi, Hz. Mesih'i Allah ile kendi aralarına koyma anlamında bir rabıta hatadır, hatta -neuzü billah- şirktir.

    Rabıta İnsanı

    Rabıta kavramı bu temeller üzerine oturtulduktan sonra, ona konu alan zatın kimliği çok önemli değildir. Mesela benim hayatımda kullukları ile çok ciddi izler bırakmış derin, engin insanlar vardır. Bunlardan birinin -ki sizin çok değer atfetmeyeceğiniz bir insandı ama benim nazarımda çok büyüktü- dua ederken yüzüne bakardım. O duasında boynunu bir tarafa büker, bazen dudaklarını kıpırdatamaz, bir müddet sonra elleri de dudakları da titremeye başlardı. Şahsen ben o zat hayatta iken, onunla beraber namaz kıldığım her anda, onun duasını, dudaklarındaki o kıpırdanışı, yüzündeki o ciddi teessür ve tahassürü, yakalamaya çalışırdım. O zatın vefatından sonra da çok defa ellerimi kaldırdığımda, onu, o titreyen elleriyle, kıpırdayan dudaklarıyla, buruk boynuyla tezekkür ettim ve ondan ders almaya çalıştım. Eğer bu rabıtaysa böyle bir rabıtada hiçbir mahzur yoktur ve bu katiyen tevhide gölge düşürmemektedir.

    Evet, katı bağnaz bir kısım kimselerin düşündüğü gibi meseleyi ele alarak, Ebu Yezid el-Bistami, Cüneyd el-Bağdadi ve İ. Şibli'lerden başlayıp günümüze kadar gelen selef-i salihini, hususiyle Hz. Şah-ı Nakşibendi gibi, alem-i İslam'ın önemli bir güneşi olan bir zatı ve onun açtığı çığırda bu işi yapanları hatalı ve kusurlu görme büyük bir günahtır. Hata edenler, işi çığırından çıkaranlar varsa, elimizde ehl-i sünnet ve'l-cemaatin düsturları vardır, biz her şeyi onlara tevfikan -Allah'ın inayetiyle- doğruyu bulabiliriz
    F-Gülen

    Selamlar


  16. 11.Ocak.2011, 12:27
    8
    Feseyekfikehumullah
    Râbıtanın özü şudur; mürşidi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek, müstakilen ondan bir şey istemek değildir. Bilakis, aslında her şeyi yaratan ve yapan, müessir-i hakikinin Allah-u Zülcelal olduğuna itikad ederek, Allah'ın mürşide ihsan ederek, şahsında tezahür ettirdiği faziletleri düşünmektir.


    Rabıta-yı Canan

    Sofilerin üzerinde durduğu rabıta -yeri Kalbin Zümrüt Tepeleri- dar, ferdi ve özel bir rabıtadır. Bu şekildeki rabıtayı kabul etmede bir beis yoktur. Nasslara göre izahı kabil ve vesilelik manasındaki rabıtayı inkar ise bir bağnazlık ve bir taassuptur. Tabii onu, sadece şeyhi, mürşidi veya Allah Rasulünü tezekkür ve tahattur etme şekline irca etmek de rabıtanın engin manasını daraltma demektir.

    Tarikatlar rabıtayı şu şekilde uygular: Mürid, mürşid bildiği zatı kendi iki kaşının ortasında, kendisini de onun iki kaşı ortasında gibi mülahaza eder. Onun şemailini, hayat tarzını, siretini, iç alemini tezekkür ve tahattur ederek, onun gibi olmaya çalışır ve kendini öyle olmaya zorlar.
    Burada bir bakıma Allah (cc) ile kul arasına başka birisi konmuş gibi oluyor. Ancak bunun öyle olmadığı da açıktır. Bize göre bu anlamda rabıta emekleyen bir insanın, tavus kuşu gibi göklerde pervaz eden birinin arkasına takılması ve hedefine ulaşmak için hızını artırması demektir. Bu meseleyi biraz açacak olursak; kişi ister vadinin dibinde, ister dağın zirvesinde olsun, her zaman ellerini Allah'a kaldırıp O'na maksatlarını açar, içini şerheder, rahatlıkla 'Senin abd-i kemterin olan benim, Sen'den istediklerim şunlardır.' diyebilir. Fakat meseleyi murakabe platformu içinde ele aldığı, günahlarını hatırladığı, Rabb karşısında acz ve fakrını mütalaa ettiğinde, zaman zaman ümitleri kırılabilir, inkisara düşebilir ve 'Ben kim, şu büyük şeyleri isteme kim?..' -bu mülahaza yanlış olabilir- diyebilir. İşte bu noktada kul murakabeden rabıtaya çekilip 'Allahım benim dilbeste olduğum mürşid-i kamil şudur, O'nun el kaldırmalarının gölgesinde ellerimi sana kaldırıyorum. O'nun teveccühünün arkasında Sana teveccüh ediyorum. O'nun bülbül gibi söyleyen dilinin arkasında ben de acizane bu hissiyatımı ifade etmeye çalışıyorum. Beni bu duruma iten, aczim, fakrım ve O'nun hakkında hüsn-ü zannım, benim makbul olmayışım onun da makbuliyetidir. O'nun yüzü suyu hürmetine dualarımı kabul eyle..' diyebilir ki işte rabıtanın gerçek manası da budur. Görüldüğü gibi burada mürşid veya mürşidin mürşidi, Allah ile kul arasına girmiyor, belki kul acz ve fakrını itiraf içinde, haddince bir duruma giriyor ki, bu manadaki rabıta, seyr-i sülukun bir zatın gölgesi veya vesayası altında tamamlanmasına, acz ve fakrı idrakle o zata bağlılık ve iktida içinde yapılan, ibadetü taatın ünvanı oluyor. Böyle olunca da Allah'la (cc) kulları arasına kimse girmiş olmuyor. Allah'a (cc) kulluk için böyle bir vesile şart olmasa da, onun Allah'la (cc) kul arasında vesateti esas kabul eden sapık mesleklere benzetilmesi de doğru değildir -ki ben böyle rabıta yapan hiçbir tasavvuf ehli veya ekolu tanımıyorum- Değil herhangi bir şeyhi, Hz. Mesih'i Allah ile kendi aralarına koyma anlamında bir rabıta hatadır, hatta -neuzü billah- şirktir.

    Rabıta İnsanı

    Rabıta kavramı bu temeller üzerine oturtulduktan sonra, ona konu alan zatın kimliği çok önemli değildir. Mesela benim hayatımda kullukları ile çok ciddi izler bırakmış derin, engin insanlar vardır. Bunlardan birinin -ki sizin çok değer atfetmeyeceğiniz bir insandı ama benim nazarımda çok büyüktü- dua ederken yüzüne bakardım. O duasında boynunu bir tarafa büker, bazen dudaklarını kıpırdatamaz, bir müddet sonra elleri de dudakları da titremeye başlardı. Şahsen ben o zat hayatta iken, onunla beraber namaz kıldığım her anda, onun duasını, dudaklarındaki o kıpırdanışı, yüzündeki o ciddi teessür ve tahassürü, yakalamaya çalışırdım. O zatın vefatından sonra da çok defa ellerimi kaldırdığımda, onu, o titreyen elleriyle, kıpırdayan dudaklarıyla, buruk boynuyla tezekkür ettim ve ondan ders almaya çalıştım. Eğer bu rabıtaysa böyle bir rabıtada hiçbir mahzur yoktur ve bu katiyen tevhide gölge düşürmemektedir.

    Evet, katı bağnaz bir kısım kimselerin düşündüğü gibi meseleyi ele alarak, Ebu Yezid el-Bistami, Cüneyd el-Bağdadi ve İ. Şibli'lerden başlayıp günümüze kadar gelen selef-i salihini, hususiyle Hz. Şah-ı Nakşibendi gibi, alem-i İslam'ın önemli bir güneşi olan bir zatı ve onun açtığı çığırda bu işi yapanları hatalı ve kusurlu görme büyük bir günahtır. Hata edenler, işi çığırından çıkaranlar varsa, elimizde ehl-i sünnet ve'l-cemaatin düsturları vardır, biz her şeyi onlara tevfikan -Allah'ın inayetiyle- doğruyu bulabiliriz
    F-Gülen

    Selamlar


  17. 11.Ocak.2011, 12:59
    9
    nisan21
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Aralık.2009
    Üye No: 71128
    Mesaj Sayısı: 154
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İzmir

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    ehli sünnet kardeşim daha öncede dediğim gibi ben sizler gibi bilgili değilim ve yazılanların çoğunu anlamakta güçlük çekiyorum... Bu yüzden bana yaptığın doğrudur veya değildir diye cevap vermenizi rica ediyorum. Sizin yazdıklarınızdan Peygamberimiz' i (s.a.v) düşünmenin doğru olduğunu mu anlamalıyım?


  18. 11.Ocak.2011, 12:59
    9
    Devamlı Üye
    ehli sünnet kardeşim daha öncede dediğim gibi ben sizler gibi bilgili değilim ve yazılanların çoğunu anlamakta güçlük çekiyorum... Bu yüzden bana yaptığın doğrudur veya değildir diye cevap vermenizi rica ediyorum. Sizin yazdıklarınızdan Peygamberimiz' i (s.a.v) düşünmenin doğru olduğunu mu anlamalıyım?


  19. 11.Ocak.2011, 13:10
    10
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,017
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    kardeşim neyi nasıl yaptığını bilemiyorum dolayısyla hangi tarikatın hangi kolundasın onuda bilmiyorum bilinen arikatler dışında diğer tarikatlarda sapkınlık olduğunu müşahede etmişim ama ismini vermicem

    Kısaca şöyle denilebilir

    Râbıtanın özü şudur; mürşidi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek, müstakilen ondan bir şey istemek değildir. Bilakis, aslında her şeyi yaratan ve yapan, müessir-i hakikinin Allah-u Zülcelal olduğuna itikad ederek, Allah'ın mürşide ihsan ederek, şahsında tezahür ettirdiği faziletleri düşünmektir.


  20. 11.Ocak.2011, 13:10
    10
    Feseyekfikehumullah
    kardeşim neyi nasıl yaptığını bilemiyorum dolayısyla hangi tarikatın hangi kolundasın onuda bilmiyorum bilinen arikatler dışında diğer tarikatlarda sapkınlık olduğunu müşahede etmişim ama ismini vermicem

    Kısaca şöyle denilebilir

    Râbıtanın özü şudur; mürşidi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek, müstakilen ondan bir şey istemek değildir. Bilakis, aslında her şeyi yaratan ve yapan, müessir-i hakikinin Allah-u Zülcelal olduğuna itikad ederek, Allah'ın mürşide ihsan ederek, şahsında tezahür ettirdiği faziletleri düşünmektir.


  21. 14.Şubat.2016, 06:24
    11
    Misafir

    Cevap: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    Bende girdim fazla dehil tövbe et tim fakat tutamadı m şimdi piskolok ilacı kullanıyorum acaba bundanmi


  22. 14.Şubat.2016, 06:24
    11
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Bende girdim fazla dehil tövbe et tim fakat tutamadı m şimdi piskolok ilacı kullanıyorum acaba bundanmi


  23. 08.Mart.2016, 22:17
    12
    Misafir

    Cevap: Günlük yapılması gerekeren zikir dersini yapmayınca ne olur?

    Merhaba ben malatya kadiri tarikatindan yeni ders almaya basladim. 2 haftadir duzenli tespihlerimi cekiyorum bunun disinda yapmam gereken baska birsey varmi acaba cumalari sohbete toplaniyoruz benin kafam acik esim istemedigi icin kapanamadim kafam acik oldugu icin oluyormu kafam biraz karisik


  24. 08.Mart.2016, 22:17
    12
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Merhaba ben malatya kadiri tarikatindan yeni ders almaya basladim. 2 haftadir duzenli tespihlerimi cekiyorum bunun disinda yapmam gereken baska birsey varmi acaba cumalari sohbete toplaniyoruz benin kafam acik esim istemedigi icin kapanamadim kafam acik oldugu icin oluyormu kafam biraz karisik





+ Yorum Gönder
Git 12 Son