Konusunu Oylayın.: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yılbaşını kutlamak caiz midir?
  1. 01.Ocak.2011, 00:42
    1
    alaaddin_ersz
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Aralık.2010
    Üye No: 81515
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29

    Yılbaşını kutlamak caiz midir?






    Yılbaşını kutlamak caiz midir? Mumsema Yılbaşında kutlama yapmak eğlenmek gibi şeylerin günahı var mı?


  2. 01.Ocak.2011, 00:50
    2
    Ensar
    لا اله ا لا ا لله

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2009
    Üye No: 56476
    Mesaj Sayısı: 1,818
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    Bulunduğu yer: Kuzey Yarım Küre

    Yanıt: Yılbaşını kutlamak caiz midir?




    Yılbaşını kutlamak tabikide doğru değildir. Bir hadiste 'Kim bir kavme benzerse o onlardandır' buyruluyor. Kafirlerin, inançsızların meşru olmadığı bir şekilde kutladıkları yılbaşını biz müslümanlar kutlamaktan kaçınmalıyız. Ayrıca bunlar gaflete sürükleyen şeyler. Kısacası uzak durmalıyız. İbadetle, istiğfarla geçirelim inşaAllah bu geceyi..


  3. 01.Ocak.2011, 00:50
    2
    لا اله ا لا ا لله



    Yılbaşını kutlamak tabikide doğru değildir. Bir hadiste 'Kim bir kavme benzerse o onlardandır' buyruluyor. Kafirlerin, inançsızların meşru olmadığı bir şekilde kutladıkları yılbaşını biz müslümanlar kutlamaktan kaçınmalıyız. Ayrıca bunlar gaflete sürükleyen şeyler. Kısacası uzak durmalıyız. İbadetle, istiğfarla geçirelim inşaAllah bu geceyi..


  4. 01.Ocak.2011, 01:29
    3
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    Yanıt: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    kutlamıyoruz cunku bız MUSLUMANIZ...


  5. 01.Ocak.2011, 01:29
    3
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    kutlamıyoruz cunku bız MUSLUMANIZ...


  6. 01.Ocak.2011, 02:38
    4
    *Amine*
    Okur, yazar, susar...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Şubat.2008
    Üye No: 8540
    Mesaj Sayısı: 861
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12

    Yanıt: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    Müslüman noel kutlamaz

    musluman noel kutlamaz.png


  7. 01.Ocak.2011, 02:38
    4
    Okur, yazar, susar...
    Müslüman noel kutlamaz

    musluman noel kutlamaz.png


  8. 01.Ocak.2011, 02:45
    5
    şaf_ak
    ...MüPteLaNıM...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Aralık.2007
    Üye No: 5730
    Mesaj Sayısı: 1,134
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19
    Yaş: 30

    Yanıt: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    gereksizdir !..


  9. 01.Ocak.2011, 02:45
    5
    ...MüPteLaNıM...
    gereksizdir !..


  10. 01.Ocak.2011, 06:32
    6
    MelihEyüp
    Allah'tan korkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2010
    Üye No: 81088
    Mesaj Sayısı: 152
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 24
    Bulunduğu yer: sakarya

    Yanıt: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    Gereksiz=Noel kutlaması


  11. 01.Ocak.2011, 06:32
    6
    Allah'tan korkar
    Gereksiz=Noel kutlaması


  12. 28.Aralık.2011, 11:35
    7
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    Müslüman Yılbaşı Kutlamaz



    Yüce Allah, en üstün din olarak İslam Dinini göndermiştir. Bu Yüce Dinimiz, kendine has hükümleriyle, tazeliğini kıyamet sabahına kadar muhafaza edecektir. Güzellikleriyle ve insanlığa ışık saçan hakikatleriyle on dört asırdan beri ayaktadır ve kıyamete kadar da ayakta kalacaktır.


    Mensubu olmakla şeref duyduğumuz Yüce Dinimiz, kendi müeyyidelerini tahrif edecek müdahalelere , beşeri düşünce ve fikirleri ona karıştırmayı hedef alan her türlü teşebbüse karşı uyanık olmamızı, biz Müslümanlardan istemiştir. İbadetlerde ve adetlerde Frenk mukallitliğinden şiddetle kaçınmamızı bizlere emretmiştir. İslamiyet ile bağlılığı gevşeyen ve milli mefahirini inkar eden milletler ise taklitçi oldukları topluluğun uydusu ve kuklası haline gelmişlerdir.

    Yüce Dinimiz İslam , kafirlere, münafıklara, batıl dinlere ve ideoloji mensuplarına benzemeyi kesin bir şekilde yasaklamış ve haram kılmıştır. Görünüş itibariyle onlara benzemek, daha sonra ahlaki değerlerde, çirkin ve kötü fiillerde ; hatta inanç ve ibadetlerde onlara benzemeye sebep olur. Çünkü onlar gibi giyinmek, onlar gibi davranmak, onlar gibi yaşamak,sonunda bu hareketler kalplere nüfuz eder ve onlara karşı bir sevgi ve saygı meydana getirir. Bunun için Kafirlere benzemenin haram olduğu hususunda bütün İslam alimleri ittifak etmişlerdir. Bu konuda icma vardır.

    Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadis-i Şeriflerinde : “Kim bir kavme benzemeye özenirse, o da onlardandır” buyurmuşlardır. Böylece Hıristiyanlık ve Yahudilik adetlerine özenti duymaya set çekmiş, taklitçiliği adet haline getirenlerin milli ruhunu kaybedip, özendiği o topluluğun mahiyet ve karakterini elde edeceğine işaret buyurmuş, taklitçiliği yasaklamıştır.

    Kur ’an-i Kerim ayetlerinin ve Hz .Peygamber (sav) Efendimizin hayatı boyunca üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi de, Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik (İslam kimliği) kazanmaları, kendi inanç ve şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Kur’ an -i Kerim Müslümanlara ısrarla birlik ve bütünlük içinde olmalarını, kafir ve münafıkları dost ve arkadaş edinmemelerini emretmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

    “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”. (Nisa suresi. Ayet.144.)

    “ Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur “. (Bakara suresi. Ayet.120)

    Bu konuda diğer ayet-i Kerimeler de şöyledir :

    “ Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar”. (En’am suresi. Ayet 150)

    “…Deki ,Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz, benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım”. ( Yunus suresi. Ayet .41.)

    “ Resulüm de ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam, Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de bana dır”. (Kafirun suresi. Ayet 1-6)

    “Sana emir olunanı açıkça söyle ve ortak koşan (müşrikler)den yüz çevir”.( Nahl suresi. Ayet.94)

    “…Kafir olanlar da birbirlerinin dostlarıdırlar..”( Enfal suresi. Ayet 73.)

    “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin dostlarıdırlar. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara, Allah rahmet edecektir..”. (Tevbe suresi. Ayet 71)

    Yüce Allah yukarıdaki ayet-i kerimelerde buyurduğu üzere; özellikle Yahudi ve Hıristiyanlar, Müslümanların dostu olmazlar. Onlar ancak birbirlerinin dostu ve yaranıdır. Onlar birbirlerini desteklerler, Müslümanları ancak menfaatleri için geçici olarak destekler ve dost görünürler. Asla dost olmazlar ve hiçbir zaman da olmamışlardır. Müslümanların Yahudi ve Hıristiyan komşusu olabilir. Komşuluk elbette ki olacaktır. Müslüman, Müslüman kalmalı ve dinini taviz vermeden yaşamalı, komşusunun dinine uymamalıdır. Kafirun ve Hud sürelerinde olduğu gibi.

    “Zulmedenlere meyil etmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım göremezsiniz”.( Hud suresi.ayet 113.)

    Peygamber (sav) Efendimiz, müşrik ve kafirlere benzememeleri için ashabına, sakallarını uzun, bıyıklarını kısa kesmelerini emretmiştir. Birisi Peygamberimize gelerek “Müslüman oldum, Ya Resulellah! “ diyen kişiye: “Kafirlik alameti olan saçını kes ve sünnet ol ” buyurmuştur. (Ebu Davut, Taharet.131.)

    O devirde kafirler kendilerine mahsus saç şekli tespit etmişler, kendilerince bir moda ortaya koymuşlardı. Yani inançlarının sembolü olan bu saç şeklini, Efendimiz (sav) kafirliğin alameti ve modası saymış ve bu saç şeklini Müslümanların bırakmasını yasaklamıştır. Çünkü Abdullah ibni Ömer (ra), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. (Ebu Davut. Libas.5)

    Bazı Müslümanların moda uğrunda batı, Avrupa hayranlığına ve onlar gibi giyinip onlar gibi yaşamalarına ne demeliyiz. Yoksa saç bırakmak yasak değildir. Yeter ki, bakımlı ve temiz olsun.
    Başkalarına benzemeye çalışmak, onların yaptığı işi ve ameli yaparak onlara uymak, özellikle kafirlere benzemek bu Hadis-i şerifte yasaklanmıştır. Müslüman ancak, Peygamber (sav) Efendimize ve O nun sahabesine benzemeli ve sünnetine uymaya çalışmalıdır.

    Peygamber Efendimiz: “Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. (Tirmizi. İsti’zan.7).,

    Giyim ve kuşamda, moda diyerek kafirlere benzemek de Dinimizde yasaklanmıştır. Hz. Ali (ra) dan, Peygamber(sav) Efendimizin bu konuda şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Rahiplerin elbiseleri gibi, gayri müslimlere mahsus elbiseler giymekten sakının. Kim onların şekillerine bürünür ve onlara benzemek isterse benden değildir”. (Taberani, Evsat.4/541 (3921).

    Abdullah ibni Amr (ra) diyor ki, Peygamber (sav) Efendimiz, üzerimde rengi sapsarı bir elbise gördü ve: “Onu at! Çünkü o, renk ve şekil itibariyle kafirlerin elbisesidir” buyurdu. (Ahmet b.Hanbel.2/164 ( 6500) Özellikle moda için başka milletleri taklit etmeyelim, günaha girmeyelim. Burada kastedilen elbise, kafirlik alameti olan elbise ve giysinin giyilmemesidir. Tabii en önemlisi de, modadır diye,gençlik giyiyor diye, mini etek ve açık saçık elbiselerin giyilmemesidir.

    Yüce Dinimiz, güneş doğarken, güneş tam tepede iken ve güneş batarken, ve ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi, güneşe tapan ve ateşe tapan (Mecusi) lere benzememek, onlara muhalefet etmek içindir.

    Kendine ait milli ve manevi değerlerini yitirerek başka dinleri ve milletleri taklit etmek, şahsiyetsiz davranmak, fertler ve toplumlar için en büyük manevi felaket ve alçalıştır. Bu manevi felaket ve sefalete mahkum olmuş milletlerin, bataklığın çukurundan kurtulmasına imkan yoktur. Dinini, milletini ve vatanını seven insanlar, hiçbir zaman kendi milletinin böyle bir sefalete düşmesine rıza gösteremez ve tahammül edemez. Hiçbir Müslüman, kendi dininin emirlerinden başka bir dinin inancını ve ayinini taklit edemez, başka milletlerin örf ve adetlerine itibar edemez. Çünkü İslam Dininin ve Müslüman’ın başka bir dini ve başka bir milleti taklit etmeye ihtiyacı yoktur. Şerefli ve ilahi bir nizam olan Yüce Dinimiz, bütün beşeri sistem ve nizamların üstündedir. İnsanlığın kurtuluşu için Yüce Allah tarafından gönderilen son Hak Dindir.

    Peygamber (sav) Efendimiz, biz Müslümanların şirkten, kafirlikten başka, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat ve isyan gibi bütün kötü yollarda takip edeceklerini, bir mucize olarak 1430 sene önce bizlere haber vermiştir. Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor:

    “Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına, tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet onlar daracık bir keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabi olacaksınız”. Ebu Sait (ra) diyor ki, Biz: “Ya Resulellah! bu ümmetler Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? diye sorduk. Peygamber (sav) Efendimiz: “Onlardan başka kim olacak…!” buyurdu. (Buhari. Enbiya.48, İtisam.14. Müslim.ilim.6)

    Ne dersiniz? Peygamber (sav) Efendimizin bu açık mucizesinde haber verdiği durum bu gün ortaya çıkmış mıdır? Maalesef bu gün bir çok Müslüman, kafirlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına tıpa tıp uymaktadır. Onlar keler deliğine girse, yılbaşı kutlarsa, piyango bileti alırsa, moda diye bir şeyi giyerse onların aynısını yapmakta, birbirleriyle yarış etmektedirler. Bazı Müslüman ların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiştir. Gerçek Müslümanlar elbette bunun dışındadır.

    Bir elde Kadeh ! bir elde Kur’an
    Ne helaldır işimiz, ne de haram.
    Şu yarım yamalak dünyada,
    Ne tam kafiriz, ne de tam Müslüman..! ( Ömer Hayyam).

    Yüce Allah, bu duruma düşmekten cümlemizi muhafaza eylesin. (amin)

    Müslümana;

    Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır.
    Amma yılbaşında hindi, kaz yemesine bayılır.
    Çam deviren hindici, nasıl mü’min sayılır?…
    Bilmiyoruz, çoğumuz ne edip yapıyoruz.
    “Batı batı” diyerek, eyvah! hep batıyoruz..
    Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı,
    Yapılır milletime, Frenkçe türlü aşı..!
    Buna ağlar ağacı, hem toprağı, hem taşı.
    Müslümanız ! Onlarla, Noel de yapıyoruz…
    “Batı batı" diyerek, eyvah hep batıyoruz…

    Kafirlerin bayramlarını kutlamak, onların kutsal saydığı günleri, Noel ve yılbaşı gecesi kutlamak, onların adetlerine uymak, onlara benzemek kesinlikle caiz değildir ve büyük günahlardandır. Müslüman Kur’an ve sünnete uygun yaşamalı, kendi örf ve adetlerine uymalıdır.

    Yılbaşı gecesi, eğer Hz.İsa (as) in doğduğu gece ise ki, öyle kabul edelim. Bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve dua ederek geçirmeliyiz. Çocuklarımıza ve aile fertlerimize örnek olmalıyız. Ömrümüzden bir yıl daha gittiği bu gecede, hata ve günahlarımızı düşünerek onlardan vaz geçtiğimize dair Rabbimize söz vererek, Yeni bir yıla abdestli ve imanlı olarak girmeliyiz. Bu gecede olsun haberlerin dışında TV ları kapatıp, Tefsir ve Hadis okuyarak, Hz. İsa (as) ın daha çok anlatıldığı Meryem suresini okuyarak yeni yıla girelim. Kendimize çeki düzen verelim.

    2012 yılının, ülkemize, milletimize ve tüm Müslümanlara hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz eder, hepinize sağlık ve afiyet dolu günler dilerim.

    Kemalettin AKSOY


  13. 28.Aralık.2011, 11:35
    7
    Moderatör
    Müslüman Yılbaşı Kutlamaz



    Yüce Allah, en üstün din olarak İslam Dinini göndermiştir. Bu Yüce Dinimiz, kendine has hükümleriyle, tazeliğini kıyamet sabahına kadar muhafaza edecektir. Güzellikleriyle ve insanlığa ışık saçan hakikatleriyle on dört asırdan beri ayaktadır ve kıyamete kadar da ayakta kalacaktır.


    Mensubu olmakla şeref duyduğumuz Yüce Dinimiz, kendi müeyyidelerini tahrif edecek müdahalelere , beşeri düşünce ve fikirleri ona karıştırmayı hedef alan her türlü teşebbüse karşı uyanık olmamızı, biz Müslümanlardan istemiştir. İbadetlerde ve adetlerde Frenk mukallitliğinden şiddetle kaçınmamızı bizlere emretmiştir. İslamiyet ile bağlılığı gevşeyen ve milli mefahirini inkar eden milletler ise taklitçi oldukları topluluğun uydusu ve kuklası haline gelmişlerdir.

    Yüce Dinimiz İslam , kafirlere, münafıklara, batıl dinlere ve ideoloji mensuplarına benzemeyi kesin bir şekilde yasaklamış ve haram kılmıştır. Görünüş itibariyle onlara benzemek, daha sonra ahlaki değerlerde, çirkin ve kötü fiillerde ; hatta inanç ve ibadetlerde onlara benzemeye sebep olur. Çünkü onlar gibi giyinmek, onlar gibi davranmak, onlar gibi yaşamak,sonunda bu hareketler kalplere nüfuz eder ve onlara karşı bir sevgi ve saygı meydana getirir. Bunun için Kafirlere benzemenin haram olduğu hususunda bütün İslam alimleri ittifak etmişlerdir. Bu konuda icma vardır.

    Peygamber (sav) Efendimiz, bir hadis-i Şeriflerinde : “Kim bir kavme benzemeye özenirse, o da onlardandır” buyurmuşlardır. Böylece Hıristiyanlık ve Yahudilik adetlerine özenti duymaya set çekmiş, taklitçiliği adet haline getirenlerin milli ruhunu kaybedip, özendiği o topluluğun mahiyet ve karakterini elde edeceğine işaret buyurmuş, taklitçiliği yasaklamıştır.

    Kur ’an-i Kerim ayetlerinin ve Hz .Peygamber (sav) Efendimizin hayatı boyunca üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi de, Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik (İslam kimliği) kazanmaları, kendi inanç ve şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Kur’ an -i Kerim Müslümanlara ısrarla birlik ve bütünlük içinde olmalarını, kafir ve münafıkları dost ve arkadaş edinmemelerini emretmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

    “Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”. (Nisa suresi. Ayet.144.)

    “ Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur “. (Bakara suresi. Ayet.120)

    Bu konuda diğer ayet-i Kerimeler de şöyledir :

    “ Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar”. (En’am suresi. Ayet 150)

    “…Deki ,Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz, benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım”. ( Yunus suresi. Ayet .41.)

    “ Resulüm de ki: Ey kafirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam, Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de bana dır”. (Kafirun suresi. Ayet 1-6)

    “Sana emir olunanı açıkça söyle ve ortak koşan (müşrikler)den yüz çevir”.( Nahl suresi. Ayet.94)

    “…Kafir olanlar da birbirlerinin dostlarıdırlar..”( Enfal suresi. Ayet 73.)

    “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin dostlarıdırlar. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara, Allah rahmet edecektir..”. (Tevbe suresi. Ayet 71)

    Yüce Allah yukarıdaki ayet-i kerimelerde buyurduğu üzere; özellikle Yahudi ve Hıristiyanlar, Müslümanların dostu olmazlar. Onlar ancak birbirlerinin dostu ve yaranıdır. Onlar birbirlerini desteklerler, Müslümanları ancak menfaatleri için geçici olarak destekler ve dost görünürler. Asla dost olmazlar ve hiçbir zaman da olmamışlardır. Müslümanların Yahudi ve Hıristiyan komşusu olabilir. Komşuluk elbette ki olacaktır. Müslüman, Müslüman kalmalı ve dinini taviz vermeden yaşamalı, komşusunun dinine uymamalıdır. Kafirun ve Hud sürelerinde olduğu gibi.

    “Zulmedenlere meyil etmeyin. Sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım göremezsiniz”.( Hud suresi.ayet 113.)

    Peygamber (sav) Efendimiz, müşrik ve kafirlere benzememeleri için ashabına, sakallarını uzun, bıyıklarını kısa kesmelerini emretmiştir. Birisi Peygamberimize gelerek “Müslüman oldum, Ya Resulellah! “ diyen kişiye: “Kafirlik alameti olan saçını kes ve sünnet ol ” buyurmuştur. (Ebu Davut, Taharet.131.)

    O devirde kafirler kendilerine mahsus saç şekli tespit etmişler, kendilerince bir moda ortaya koymuşlardı. Yani inançlarının sembolü olan bu saç şeklini, Efendimiz (sav) kafirliğin alameti ve modası saymış ve bu saç şeklini Müslümanların bırakmasını yasaklamıştır. Çünkü Abdullah ibni Ömer (ra), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. (Ebu Davut. Libas.5)

    Bazı Müslümanların moda uğrunda batı, Avrupa hayranlığına ve onlar gibi giyinip onlar gibi yaşamalarına ne demeliyiz. Yoksa saç bırakmak yasak değildir. Yeter ki, bakımlı ve temiz olsun.
    Başkalarına benzemeye çalışmak, onların yaptığı işi ve ameli yaparak onlara uymak, özellikle kafirlere benzemek bu Hadis-i şerifte yasaklanmıştır. Müslüman ancak, Peygamber (sav) Efendimize ve O nun sahabesine benzemeli ve sünnetine uymaya çalışmalıdır.

    Peygamber Efendimiz: “Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. (Tirmizi. İsti’zan.7).,

    Giyim ve kuşamda, moda diyerek kafirlere benzemek de Dinimizde yasaklanmıştır. Hz. Ali (ra) dan, Peygamber(sav) Efendimizin bu konuda şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Rahiplerin elbiseleri gibi, gayri müslimlere mahsus elbiseler giymekten sakının. Kim onların şekillerine bürünür ve onlara benzemek isterse benden değildir”. (Taberani, Evsat.4/541 (3921).

    Abdullah ibni Amr (ra) diyor ki, Peygamber (sav) Efendimiz, üzerimde rengi sapsarı bir elbise gördü ve: “Onu at! Çünkü o, renk ve şekil itibariyle kafirlerin elbisesidir” buyurdu. (Ahmet b.Hanbel.2/164 ( 6500) Özellikle moda için başka milletleri taklit etmeyelim, günaha girmeyelim. Burada kastedilen elbise, kafirlik alameti olan elbise ve giysinin giyilmemesidir. Tabii en önemlisi de, modadır diye,gençlik giyiyor diye, mini etek ve açık saçık elbiselerin giyilmemesidir.

    Yüce Dinimiz, güneş doğarken, güneş tam tepede iken ve güneş batarken, ve ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi, güneşe tapan ve ateşe tapan (Mecusi) lere benzememek, onlara muhalefet etmek içindir.

    Kendine ait milli ve manevi değerlerini yitirerek başka dinleri ve milletleri taklit etmek, şahsiyetsiz davranmak, fertler ve toplumlar için en büyük manevi felaket ve alçalıştır. Bu manevi felaket ve sefalete mahkum olmuş milletlerin, bataklığın çukurundan kurtulmasına imkan yoktur. Dinini, milletini ve vatanını seven insanlar, hiçbir zaman kendi milletinin böyle bir sefalete düşmesine rıza gösteremez ve tahammül edemez. Hiçbir Müslüman, kendi dininin emirlerinden başka bir dinin inancını ve ayinini taklit edemez, başka milletlerin örf ve adetlerine itibar edemez. Çünkü İslam Dininin ve Müslüman’ın başka bir dini ve başka bir milleti taklit etmeye ihtiyacı yoktur. Şerefli ve ilahi bir nizam olan Yüce Dinimiz, bütün beşeri sistem ve nizamların üstündedir. İnsanlığın kurtuluşu için Yüce Allah tarafından gönderilen son Hak Dindir.

    Peygamber (sav) Efendimiz, biz Müslümanların şirkten, kafirlikten başka, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat ve isyan gibi bütün kötü yollarda takip edeceklerini, bir mucize olarak 1430 sene önce bizlere haber vermiştir. Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyor:

    “Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına, tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet onlar daracık bir keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabi olacaksınız”. Ebu Sait (ra) diyor ki, Biz: “Ya Resulellah! bu ümmetler Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? diye sorduk. Peygamber (sav) Efendimiz: “Onlardan başka kim olacak…!” buyurdu. (Buhari. Enbiya.48, İtisam.14. Müslim.ilim.6)

    Ne dersiniz? Peygamber (sav) Efendimizin bu açık mucizesinde haber verdiği durum bu gün ortaya çıkmış mıdır? Maalesef bu gün bir çok Müslüman, kafirlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına tıpa tıp uymaktadır. Onlar keler deliğine girse, yılbaşı kutlarsa, piyango bileti alırsa, moda diye bir şeyi giyerse onların aynısını yapmakta, birbirleriyle yarış etmektedirler. Bazı Müslüman ların bu günkü halini şair ne güzel dile getirmiştir. Gerçek Müslümanlar elbette bunun dışındadır.

    Bir elde Kadeh ! bir elde Kur’an
    Ne helaldır işimiz, ne de haram.
    Şu yarım yamalak dünyada,
    Ne tam kafiriz, ne de tam Müslüman..! ( Ömer Hayyam).

    Yüce Allah, bu duruma düşmekten cümlemizi muhafaza eylesin. (amin)

    Müslümana;

    Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır.
    Amma yılbaşında hindi, kaz yemesine bayılır.
    Çam deviren hindici, nasıl mü’min sayılır?…
    Bilmiyoruz, çoğumuz ne edip yapıyoruz.
    “Batı batı” diyerek, eyvah! hep batıyoruz..
    Yaklaşınca her sene, öz yurdumda yılbaşı,
    Yapılır milletime, Frenkçe türlü aşı..!
    Buna ağlar ağacı, hem toprağı, hem taşı.
    Müslümanız ! Onlarla, Noel de yapıyoruz…
    “Batı batı" diyerek, eyvah hep batıyoruz…

    Kafirlerin bayramlarını kutlamak, onların kutsal saydığı günleri, Noel ve yılbaşı gecesi kutlamak, onların adetlerine uymak, onlara benzemek kesinlikle caiz değildir ve büyük günahlardandır. Müslüman Kur’an ve sünnete uygun yaşamalı, kendi örf ve adetlerine uymalıdır.

    Yılbaşı gecesi, eğer Hz.İsa (as) in doğduğu gece ise ki, öyle kabul edelim. Bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve dua ederek geçirmeliyiz. Çocuklarımıza ve aile fertlerimize örnek olmalıyız. Ömrümüzden bir yıl daha gittiği bu gecede, hata ve günahlarımızı düşünerek onlardan vaz geçtiğimize dair Rabbimize söz vererek, Yeni bir yıla abdestli ve imanlı olarak girmeliyiz. Bu gecede olsun haberlerin dışında TV ları kapatıp, Tefsir ve Hadis okuyarak, Hz. İsa (as) ın daha çok anlatıldığı Meryem suresini okuyarak yeni yıla girelim. Kendimize çeki düzen verelim.

    2012 yılının, ülkemize, milletimize ve tüm Müslümanlara hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz eder, hepinize sağlık ve afiyet dolu günler dilerim.

    Kemalettin AKSOY


  14. 06.Aralık.2014, 14:26
    8
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: Yılbaşını kutlamak caiz midir?

    Bizim kutlamamız gereken bayramlar ve mübarek gecelerimiz vardır . Yılbaşı kutlamak bize ait değildir .İslâm’ı iyi öğrenmeli, sünnetlere tâbi olup bid’atlerden kaçınmalıyız... Her türlü haram, mekruh ve şüphelilerden, hele de “yılbaşı kutlamaları”ndan mutlaka uzak durmalıyız. Aksi takdirde âkıbet husrân olur


  15. 06.Aralık.2014, 14:26
    8
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Bizim kutlamamız gereken bayramlar ve mübarek gecelerimiz vardır . Yılbaşı kutlamak bize ait değildir .İslâm’ı iyi öğrenmeli, sünnetlere tâbi olup bid’atlerden kaçınmalıyız... Her türlü haram, mekruh ve şüphelilerden, hele de “yılbaşı kutlamaları”ndan mutlaka uzak durmalıyız. Aksi takdirde âkıbet husrân olur





+ Yorum Gönder