Konusunu Oylayın.: Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?
  1. 31.Aralık.2010, 21:34
    1
    ravza 2
    ALLAH C.C garip bir kulu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2010
    Üye No: 72957
    Mesaj Sayısı: 2,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 31

    Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?






    Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi? Mumsema Beyin ölümü gerçekleşen hastayı yakınları bağlı bulunduğu aletlerle yaşatmağa devammı edecekler?Yoksa beyin ölümü gerçekleşti diye fişlerini çekmek caizmidir?Yani beyin ölümü dinende ölüm sayılırmı bu konudaki şüphelere siz nasıl bakıyorsunuz?


  2. 31.Aralık.2010, 21:34
    1
    ravza 2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ALLAH C.C garip bir kulu



    Beyin ölümü gerçekleşen hastayı yakınları bağlı bulunduğu aletlerle yaşatmağa devammı edecekler?Yoksa beyin ölümü gerçekleşti diye fişlerini çekmek caizmidir?Yani beyin ölümü dinende ölüm sayılırmı bu konudaki şüphelere siz nasıl bakıyorsunuz?


    Benzer Konular

    - Hastanın Söyleyemedikleri

    - Ehl-i sünnetin dört fıkhi mezhebinin dışında, yine ehl-i sünnete bağlı olduğu halde, tabileri kalmad

    - Beyin ölümü gerçekleşen hastanın yaşam fişi çekilebelir mi?

    - Hastanın yaşam desteğinin kesilmesi caiz mi?

    - Ya vedud duası tespih olarakda çekilebilirmi

  3. 31.Aralık.2010, 21:40
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?




    Soru: Beyin ölümü gerçekleşen hastayı yakınları bağlı bulunduğu aletlerle yaşatmaya devam mı edecekler? Yoksa beyin ölümü gerçekleşti diye fişlerini çekmek caiz olur mu?
    Yani beyin ölümü dinen de ölüm sayılır mı? Bu konudaki şüphelere siz nasıl bakıyorsunuz?

    Cevap: Gerçekten de bu konuda farklı tıbbi izahlar yapılmaktadır. Ancak Yusuf el Kardavi'nin kitabında verdiği bilgi ile konuya bakılınca tereddüde pek yer kalmadığı da anlaşılmaktadır. Muhterem müellif, beyin ölümü konusunda diyor ki:
    "Tıp uzmanlarının raporlarıyla beyin ölümü gerçekleşmiş bir hasta, artık yaşayan hastalar sınıfından sayılmaz. Gerçekte o, (beyin fonksiyonlarının tümüyle ölmüş olmasından itibaren) diriler değil, ölüler sınıfından sayılır! Bir cenaze için yapılması gereken ne ise beyni ölmüş olana da yapılması gereken odur! Artık yakınları onu, sun'i yaşatma aletlerine bağlı tutmaya da mecbur olmazlar!.."
    Ancak beyin ölümünün vaki olduğu, salahiyetli tıp heyetinin raporu ve fıkıh uzmanlarının da bunlara iştirakleri ile netleşir.
    İslam Konferansı Teşkilatı'na bağlı fıkıh kurumu 1987 Ekim'inde Ürdün'de yaptığı toplantıda konuyu etraflıca tartışmış, fıkıh ilim heyeti, aldığı kararını şöyle açıklamıştır:
    - Bir insanda şu iki durum meydana geldiğinde dinen ölüm vaki olmuş sayılır. Bir cenaze için yapılması lazım gelen, o insan için de yerine getirilmesi gerekli olur.
    1- Beyin fonksiyonlarının tamamen durması ve ihtisas sahibi doktorların bundan geriye dönüşün imkansız olduğuna ve beyinde çözülmenin başladığına karar vermiş olmaları.
    2- Kalbinin ve solunum sisteminin tamamen durması ve doktorların da kalbin ve solunum sisteminin tamamen durduğuna, hastanın bir daha hayata dönemeyeceğine karar vermiş bulunmaları...
    Bu iki durum kesinleştikten sonra her ne kadar hastanın kalp ve solunum sistemi, kan dolaşımı bağlanan aletler sayesinde çalışmasını devam ettirse de, dinen ölmüş sayılan bu kimseye bağlı olan cihazın kaldırılması mümkündür. Bir sakınca söz konusu olmaz.
    Fıkıh heyetinin kararını böyle açıklayan Kardavi, ayrıca bu hastanın organının nakli konusunda da şöyle demektedir:
    - Aletler alınmadan dinen ölmüş bulunan bu hastanın organlarının bir başka hastaya nakledilmesinde de mahzur değil fayda olacağında şüphe yoktur.
    Kardavi şunları da ekliyor:
    - Hiçbir fıkıh alimi, beyin ölümünden sonra tıp otoritelerinin öldüğünü söyledikleri hastanın cihazlarla yaşatılmasına dinen mecburiyet vardır, şeklinde bir hüküm bildirmemiştir... Yani tıbben ölmüş bulunan bir hastanın cihazlarla muvakkaten yaşatmaya çalışılmasına mecburiyet olmadığı yolunda fıkıh alimleri görüş bildirmişlerdir. Anlaşılan odur ki, geride kalan yakınları, yaşam aletleriyle kabaran masrafı sürdürmeye mecbur değiller. Zaten tıbben ölmüş hastayı aletlerle yaşatmaya çalışmak da zahmet çekmesini uzatmaktan başka bir manaya da gelmemektedir.
    Merak edilen bir diğer soru: Organı alanın işleyeceği günahtan, organı bağışlayan sorumlu olur mu?
    - Olmaz! Çünkü günahı işleyen organ değil, irade sahibi insandır. İradesi olmayan organ, irade sahibi insanın işlediğinden sorumlu olmaz.


    Ahmed ŞAHİN


  4. 31.Aralık.2010, 21:40
    2
    Feseyekfikehumullah



    Soru: Beyin ölümü gerçekleşen hastayı yakınları bağlı bulunduğu aletlerle yaşatmaya devam mı edecekler? Yoksa beyin ölümü gerçekleşti diye fişlerini çekmek caiz olur mu?
    Yani beyin ölümü dinen de ölüm sayılır mı? Bu konudaki şüphelere siz nasıl bakıyorsunuz?

    Cevap: Gerçekten de bu konuda farklı tıbbi izahlar yapılmaktadır. Ancak Yusuf el Kardavi'nin kitabında verdiği bilgi ile konuya bakılınca tereddüde pek yer kalmadığı da anlaşılmaktadır. Muhterem müellif, beyin ölümü konusunda diyor ki:
    "Tıp uzmanlarının raporlarıyla beyin ölümü gerçekleşmiş bir hasta, artık yaşayan hastalar sınıfından sayılmaz. Gerçekte o, (beyin fonksiyonlarının tümüyle ölmüş olmasından itibaren) diriler değil, ölüler sınıfından sayılır! Bir cenaze için yapılması gereken ne ise beyni ölmüş olana da yapılması gereken odur! Artık yakınları onu, sun'i yaşatma aletlerine bağlı tutmaya da mecbur olmazlar!.."
    Ancak beyin ölümünün vaki olduğu, salahiyetli tıp heyetinin raporu ve fıkıh uzmanlarının da bunlara iştirakleri ile netleşir.
    İslam Konferansı Teşkilatı'na bağlı fıkıh kurumu 1987 Ekim'inde Ürdün'de yaptığı toplantıda konuyu etraflıca tartışmış, fıkıh ilim heyeti, aldığı kararını şöyle açıklamıştır:
    - Bir insanda şu iki durum meydana geldiğinde dinen ölüm vaki olmuş sayılır. Bir cenaze için yapılması lazım gelen, o insan için de yerine getirilmesi gerekli olur.
    1- Beyin fonksiyonlarının tamamen durması ve ihtisas sahibi doktorların bundan geriye dönüşün imkansız olduğuna ve beyinde çözülmenin başladığına karar vermiş olmaları.
    2- Kalbinin ve solunum sisteminin tamamen durması ve doktorların da kalbin ve solunum sisteminin tamamen durduğuna, hastanın bir daha hayata dönemeyeceğine karar vermiş bulunmaları...
    Bu iki durum kesinleştikten sonra her ne kadar hastanın kalp ve solunum sistemi, kan dolaşımı bağlanan aletler sayesinde çalışmasını devam ettirse de, dinen ölmüş sayılan bu kimseye bağlı olan cihazın kaldırılması mümkündür. Bir sakınca söz konusu olmaz.
    Fıkıh heyetinin kararını böyle açıklayan Kardavi, ayrıca bu hastanın organının nakli konusunda da şöyle demektedir:
    - Aletler alınmadan dinen ölmüş bulunan bu hastanın organlarının bir başka hastaya nakledilmesinde de mahzur değil fayda olacağında şüphe yoktur.
    Kardavi şunları da ekliyor:
    - Hiçbir fıkıh alimi, beyin ölümünden sonra tıp otoritelerinin öldüğünü söyledikleri hastanın cihazlarla yaşatılmasına dinen mecburiyet vardır, şeklinde bir hüküm bildirmemiştir... Yani tıbben ölmüş bulunan bir hastanın cihazlarla muvakkaten yaşatmaya çalışılmasına mecburiyet olmadığı yolunda fıkıh alimleri görüş bildirmişlerdir. Anlaşılan odur ki, geride kalan yakınları, yaşam aletleriyle kabaran masrafı sürdürmeye mecbur değiller. Zaten tıbben ölmüş hastayı aletlerle yaşatmaya çalışmak da zahmet çekmesini uzatmaktan başka bir manaya da gelmemektedir.
    Merak edilen bir diğer soru: Organı alanın işleyeceği günahtan, organı bağışlayan sorumlu olur mu?
    - Olmaz! Çünkü günahı işleyen organ değil, irade sahibi insandır. İradesi olmayan organ, irade sahibi insanın işlediğinden sorumlu olmaz.


    Ahmed ŞAHİN


  5. 01.Ocak.2011, 01:35
    3
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    Yanıt: Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?

    Alıntı
    1- Beyin fonksiyonlarının tamamen durması ve ihtisas sahibi doktorların bundan geriye dönüşün imkansız olduğuna ve beyinde çözülmenin başladığına karar vermiş olmaları.
    2- Kalbinin ve solunum sisteminin tamamen durması ve doktorların da kalbin ve solunum sisteminin tamamen durduğuna, hastanın bir daha hayata dönemeyeceğine karar vermiş bulunmaları...
    Bu iki durum kesinleştikten sonra her ne kadar hastanın kalp ve solunum sistemi, kan dolaşımı bağlanan aletler sayesinde çalışmasını devam ettirse de, dinen ölmüş sayılan bu kimseye bağlı olan cihazın kaldırılması mümkündür. Bir sakınca söz konusu olmaz.
    Tesekkurler



  6. 01.Ocak.2011, 01:35
    3
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    1- Beyin fonksiyonlarının tamamen durması ve ihtisas sahibi doktorların bundan geriye dönüşün imkansız olduğuna ve beyinde çözülmenin başladığına karar vermiş olmaları.
    2- Kalbinin ve solunum sisteminin tamamen durması ve doktorların da kalbin ve solunum sisteminin tamamen durduğuna, hastanın bir daha hayata dönemeyeceğine karar vermiş bulunmaları...
    Bu iki durum kesinleştikten sonra her ne kadar hastanın kalp ve solunum sistemi, kan dolaşımı bağlanan aletler sayesinde çalışmasını devam ettirse de, dinen ölmüş sayılan bu kimseye bağlı olan cihazın kaldırılması mümkündür. Bir sakınca söz konusu olmaz.
    Tesekkurler



  7. 01.Ocak.2011, 23:14
    4
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Yanıt: Hastanın bağlı olduğu yaşam fişleri çekilebilirmi?

    Ölüm vücut fonksiyonlarının sona ermesi değil, vakti geldiğinde ruhun kabzedilmesidir. Ruhsuz bir bedenin fonksiyonlarının idamesi için fişlerin takılı kalmasında tıbbi bir zorunluluğun var olup olmamasının mesuliyeti o meslek erbablarına aittir. Eğer fonksiyonların cihazlar marifetiyle devam etmesine gerek yoktur hükmü o meslek sahiplerinden çıkmış ise mesuliyetide uhtelerinde olmak üzere fişlerin çekilmesinde her hangi bir mahsur bulunmamaktadır. A’RAF 34. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.


  8. 01.Ocak.2011, 23:14
    4
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ölüm vücut fonksiyonlarının sona ermesi değil, vakti geldiğinde ruhun kabzedilmesidir. Ruhsuz bir bedenin fonksiyonlarının idamesi için fişlerin takılı kalmasında tıbbi bir zorunluluğun var olup olmamasının mesuliyeti o meslek erbablarına aittir. Eğer fonksiyonların cihazlar marifetiyle devam etmesine gerek yoktur hükmü o meslek sahiplerinden çıkmış ise mesuliyetide uhtelerinde olmak üzere fişlerin çekilmesinde her hangi bir mahsur bulunmamaktadır. A’RAF 34. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.





+ Yorum Gönder