Konusunu Oylayın.: Ölü Arkasından Bağırıp Çağırmak ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ölü Arkasından Bağırıp Çağırmak ?
  1. 29.Aralık.2010, 17:10
    1
    Ferhat1991
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Ölü Arkasından Bağırıp Çağırmak ?






    Ölü Arkasından Bağırıp Çağırmak ? Mumsema $u Üç sey güzel degildir :
    1. Soy-sopla ögünmek,
    2- Ölü arkasindan,bagirip-çagirmak,
    3- Yildizdan yagmur beklemek.


    Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sadece Müminler İçinmi Yoksa Kim Olursa Olsunmu


  2. 29.Aralık.2010, 17:10
    1
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    $u Üç sey güzel degildir :
    1. Soy-sopla ögünmek,
    2- Ölü arkasindan,bagirip-çagirmak,
    3- Yildizdan yagmur beklemek.


    Selamun Aleyküm Kardeşlerim Sadece Müminler İçinmi Yoksa Kim Olursa Olsunmu


    Benzer Konular

    - Bağırıp Çağırmadan Ölüye Ağlamak

    - Babam bana hep bağırıp çağırıyor

    - Ruh Çağırmak ne demektir

    - Türküsünü çağırmak deyiminin anlamı

    - Ruh Çağırmak Mümkün müdür?

  3. 30.Aralık.2010, 14:02
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: Ölü Arkasından Bağırıp Çağırmak ?




    Ölüye ağlamak âdeti, eskiden beri câhil insanlar arasında revaç bulmuş, yaygın hale gelmiş bir âdettir.

    Meselâ eski Mısır'da eşraftan biri öldüğü zaman, bir çok kadın ve erkek, üstlerine başlarına yas alâmetleri süre­rek, bağıra çağıra sokaklarda gezerlermiş. 1 Eski Türklerde ise bu ağlama merasimlerinde yüzlerini yaralayan­lar ve hatta kulaklarını kesenler bile olurmuş. 2 Câhiliye devri Arapları arasında ölümünden sonra kendisi için bağıra çağıra, iyiliklerini sayarak ağlanmasını va­siyet edenler bile var. 1655-1656 lann Türkiye'sini anla­tan bir yabancı, bir cenaze vukuunda kadınların cenaze evinde toplanarak, ağıt düzüp günlerce bağıra çağıra ağladıklannı yazmaktadır. 3 O günden bugüne bu çeşit ağıt yakma ve ağlama şekli çok yaygın olduğu için, İslâm'ın bu konudaki hükmünü burada zikretmenin fay­dasına inanıyoruz.

    Ölüm büyük bir hadisedir. Bu hadise sebebiyle in­sanın hüzünlenmesi, kederli bir hal alması normaldir. Hatta bu hüzün ve kederini açığa vurup sessizee ağlaması ve göz yaşı dökmesinde bir sakınca yoktur. Nitekim Pey­gamber efendimiz (S) de, oğlu İbrahim'in, 4 kızının 5 ve kızının çocuğunun 6 vefatlarında ve ashaptan Sad' b. Ubâde'nin (v. 15/636) hastalığında bizzat gözlerinden yaşlar akıtarak ağlamış, kendisine ağlamayı yasak­lamış olduğu hatırlatılınca da bunun yasak olan ağlama şekli olmayıp, gözyaşı dökmekle Allah'ın azap etmeyeceğini, ancak mübarek diline işaret edip onunla azap edeceğini belirtmiş ve: "Muhakkak ki ölü, ehlinin üzeri­ne bağırıp çağırmalarıyla azap duyar." buyurmuşlardır.) 7 Zira sessizce gözyaşı dökmek ve kalben mahzun olmak, ağlamaktan ziyade bir şefkat ve acımadır ki, Al­lah Teâlâ, şefkatli ve merhametli olanları sever.

    Yine Peygamber efendimiz (S) bir cenazede kabrin kenarına oturmuş, gözyaşları toprağa damlayacak dere­cede ağlamış, 8 kızı Rukiyye'nin (v. 2/624) vefatında, yanında sessizce ağlayan Fâtıma'nın gözyaşlarını kendi eliyle silmiş, 9 onun bu şekilde ağlamasını yasakla­mamış ve Hz. Ömer bir cenazede ağlayan bir kadına bağırınca Hz. Ömer'e: "Bırak onu, ağlasın, muhakkak ki göz yaşarır." buyurmuş 10 sessizce ağlayanın serbest bırakılmasını emretmiştir.

    Bütün bu hadis-i şeriflerden çıkarılan fıkhî hü­küm, ölüye sessiz ağlamanın caiz ve mubah olduğudur ki, bunda bütün müctehidler müttefiktirler. 11 Yüksek sesle ve bağırarak ağlamak ise, Hanefî ve Mâlikîlere göre haramdır. Şafi'î ve Hanbelîler, ölüye ağıt yakmaksızın ve bir şeyler sayıp dökmeksizin yüksek sesle ağlamayı da mubah görmüşlerse de, nevha yapmak, yani câhiliyyede olduğu gibi ölünün bir takım iyiliklerini sayıp dökerek, vay benim yiğidim, arslanım, evimin direği... gibi sözlerle bağırıp ağlamak, saçını başını yol­mak: başına, yüzüne veya dizine vurmak, elbiselerini yırtmak caiz değil, haramdır. 12

    Bu şekilde ağlamanın haram olduğunda icma vardır. Çünkü Rasûlullah (S) bu hareketlerin câhiliyye âdetlerinden olduğunu bildirerek 13 yasaklamış, 14 bu yasak fiili yapanların Ehl-i Sünnet'ten olmadıklarını 15 ve tevbe etmeden öldükleri takdirde Allah'ın -ken­dilerine katrandan bir elbise ve alevli ateşten bir gömlek giydireceğini haber vererek 16 bu fiilin günahının büyüklüğüne dikkat çekmiş ve böyle yapanları lânetlemiştir. 17

    Hz. Ömer de dahil bir çok sahabinin rivayet ettiği, ölünün kendisine ağlayanların ağlamasından kabrinde azap duyacağını bildiren hadise 18 gelince: Hz. Âişe validemiz bu hadis-i şerifi duyunca bunun "Hiçbir günah­kâr başkasının günahını çekmez. 19 âyetine aykırı olacağını belirterek, Rasûlullah (S) in, bir yahudi kabri yanından geçerken mezarın başında ağlayanlar gördü­ğünü ve onların ağladıkları kişinin, kabrinde azap gör­mekte olduğunu söylediğini, 20 aile efradının ağlaması ile Allah'ın ancak kâfirin azabını artıracağını ifade etmiştir. 21


  4. 30.Aralık.2010, 14:02
    2
    Editör



    Ölüye ağlamak âdeti, eskiden beri câhil insanlar arasında revaç bulmuş, yaygın hale gelmiş bir âdettir.

    Meselâ eski Mısır'da eşraftan biri öldüğü zaman, bir çok kadın ve erkek, üstlerine başlarına yas alâmetleri süre­rek, bağıra çağıra sokaklarda gezerlermiş. 1 Eski Türklerde ise bu ağlama merasimlerinde yüzlerini yaralayan­lar ve hatta kulaklarını kesenler bile olurmuş. 2 Câhiliye devri Arapları arasında ölümünden sonra kendisi için bağıra çağıra, iyiliklerini sayarak ağlanmasını va­siyet edenler bile var. 1655-1656 lann Türkiye'sini anla­tan bir yabancı, bir cenaze vukuunda kadınların cenaze evinde toplanarak, ağıt düzüp günlerce bağıra çağıra ağladıklannı yazmaktadır. 3 O günden bugüne bu çeşit ağıt yakma ve ağlama şekli çok yaygın olduğu için, İslâm'ın bu konudaki hükmünü burada zikretmenin fay­dasına inanıyoruz.

    Ölüm büyük bir hadisedir. Bu hadise sebebiyle in­sanın hüzünlenmesi, kederli bir hal alması normaldir. Hatta bu hüzün ve kederini açığa vurup sessizee ağlaması ve göz yaşı dökmesinde bir sakınca yoktur. Nitekim Pey­gamber efendimiz (S) de, oğlu İbrahim'in, 4 kızının 5 ve kızının çocuğunun 6 vefatlarında ve ashaptan Sad' b. Ubâde'nin (v. 15/636) hastalığında bizzat gözlerinden yaşlar akıtarak ağlamış, kendisine ağlamayı yasak­lamış olduğu hatırlatılınca da bunun yasak olan ağlama şekli olmayıp, gözyaşı dökmekle Allah'ın azap etmeyeceğini, ancak mübarek diline işaret edip onunla azap edeceğini belirtmiş ve: "Muhakkak ki ölü, ehlinin üzeri­ne bağırıp çağırmalarıyla azap duyar." buyurmuşlardır.) 7 Zira sessizce gözyaşı dökmek ve kalben mahzun olmak, ağlamaktan ziyade bir şefkat ve acımadır ki, Al­lah Teâlâ, şefkatli ve merhametli olanları sever.

    Yine Peygamber efendimiz (S) bir cenazede kabrin kenarına oturmuş, gözyaşları toprağa damlayacak dere­cede ağlamış, 8 kızı Rukiyye'nin (v. 2/624) vefatında, yanında sessizce ağlayan Fâtıma'nın gözyaşlarını kendi eliyle silmiş, 9 onun bu şekilde ağlamasını yasakla­mamış ve Hz. Ömer bir cenazede ağlayan bir kadına bağırınca Hz. Ömer'e: "Bırak onu, ağlasın, muhakkak ki göz yaşarır." buyurmuş 10 sessizce ağlayanın serbest bırakılmasını emretmiştir.

    Bütün bu hadis-i şeriflerden çıkarılan fıkhî hü­küm, ölüye sessiz ağlamanın caiz ve mubah olduğudur ki, bunda bütün müctehidler müttefiktirler. 11 Yüksek sesle ve bağırarak ağlamak ise, Hanefî ve Mâlikîlere göre haramdır. Şafi'î ve Hanbelîler, ölüye ağıt yakmaksızın ve bir şeyler sayıp dökmeksizin yüksek sesle ağlamayı da mubah görmüşlerse de, nevha yapmak, yani câhiliyyede olduğu gibi ölünün bir takım iyiliklerini sayıp dökerek, vay benim yiğidim, arslanım, evimin direği... gibi sözlerle bağırıp ağlamak, saçını başını yol­mak: başına, yüzüne veya dizine vurmak, elbiselerini yırtmak caiz değil, haramdır. 12

    Bu şekilde ağlamanın haram olduğunda icma vardır. Çünkü Rasûlullah (S) bu hareketlerin câhiliyye âdetlerinden olduğunu bildirerek 13 yasaklamış, 14 bu yasak fiili yapanların Ehl-i Sünnet'ten olmadıklarını 15 ve tevbe etmeden öldükleri takdirde Allah'ın -ken­dilerine katrandan bir elbise ve alevli ateşten bir gömlek giydireceğini haber vererek 16 bu fiilin günahının büyüklüğüne dikkat çekmiş ve böyle yapanları lânetlemiştir. 17

    Hz. Ömer de dahil bir çok sahabinin rivayet ettiği, ölünün kendisine ağlayanların ağlamasından kabrinde azap duyacağını bildiren hadise 18 gelince: Hz. Âişe validemiz bu hadis-i şerifi duyunca bunun "Hiçbir günah­kâr başkasının günahını çekmez. 19 âyetine aykırı olacağını belirterek, Rasûlullah (S) in, bir yahudi kabri yanından geçerken mezarın başında ağlayanlar gördü­ğünü ve onların ağladıkları kişinin, kabrinde azap gör­mekte olduğunu söylediğini, 20 aile efradının ağlaması ile Allah'ın ancak kâfirin azabını artıracağını ifade etmiştir. 21





+ Yorum Gönder