Konusunu Oylayın.: İslam ve eşcinsel kavramı

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
İslam ve eşcinsel kavramı
  1. 26.Aralık.2010, 15:34
    1
    toprakd
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Aralık.2010
    Üye No: 82090
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 31

    İslam ve eşcinsel kavramı






    İslam ve eşcinsel kavramı Mumsema merhabalar. forumunuza yeni üye oldum. bu başlığı nereye açmalıyım emin olamadım sanırım aile başlığı altında uygun duruyor.

    merak ettiğim kavramalar var. ve müslim şahsiyetlerin bunlara bakış açısını merak eiyorum.


    kafamda bir açmaz var.
    islam ve eşcinsellik.

    bu konu hakkında düşüncelerinizi ala bilirmiyim.


  2. 26.Aralık.2010, 15:34
    1
    toprakd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    merhabalar. forumunuza yeni üye oldum. bu başlığı nereye açmalıyım emin olamadım sanırım aile başlığı altında uygun duruyor.

    merak ettiğim kavramalar var. ve müslim şahsiyetlerin bunlara bakış açısını merak eiyorum.


    kafamda bir açmaz var.
    islam ve eşcinsellik.

    bu konu hakkında düşüncelerinizi ala bilirmiyim.


    Benzer Konular

    - İslam terminolojisinde dua kavramı

    - İslam'da eşcinsel ilişkinin cezası nedir ?

    - İslam'da eşcinsel olmanın hükmü nedir ?

    - İslam Kavramı Nedir?

    - Vaaz İslâm'da İbadet Kavramı ve Namaz

  3. 26.Aralık.2010, 15:45
    2
    tekturk
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ekim.2009
    Üye No: 61589
    Mesaj Sayısı: 779
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: Tilburg/Hollanda

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı




    Bu iki kavrami yan yana koyman beni rahatsiz etti , yeni gelmissin buraya boyle bir baslik ile hemen bir konu acman bende sana hosgeldin deme istegini kirdi gecirdi..


  4. 26.Aralık.2010, 15:45
    2
    Devamlı Üye



    Bu iki kavrami yan yana koyman beni rahatsiz etti , yeni gelmissin buraya boyle bir baslik ile hemen bir konu acman bende sana hosgeldin deme istegini kirdi gecirdi..


  5. 26.Aralık.2010, 15:53
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    Sizin bu durumunuz fıtri ve yaratılış olarak her insanda ve erkekte olabilir. Bu da insan için imtihan vesilesidir. Yani bir insan için karşı cinsten birisiyle nikahsız ilişki yasaklandığı gibi, aynı cinsten olanlar içinde, beraberlik yasaklanmıştır. Şeriat, bunların tadil edilmesi yolunda bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Bunlar: 1- evlenmek, 2- oruç tutmak, 3- bol bol Kur’an okumak veya zikir çekmek, 4- kur’an tefsiri veya islami kitap okumak, 5- Allah’ı bol bol hatırlamak 6- Ölümü hatırdan çıkarmamak.

    Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı bile ayıp saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin bulunmasıdır. Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek ki, bu problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, zinadan bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilir’ imiş.

    Peki, neden böyle birşey oluyor? Böylesi bir cinsel sapma neden ve nasıl yaşanıyor?

    Önce biyolojik-genetik faktörlerle başlayalım:

    Aslında hepimizin vücudunda karşı cinsin hormonları da az miktarda bulunur. Zaten, öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise aşırı kırılgan olurlardı ve cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de mümkün olmazdı. Ancak normalde var olan bu minimal yönelimler, genetik ve hormonal bozulmalar sonucu, bazı kişilerde ileri düzeylere varabiliyor. Ve ortaya doğuştan eşcinselliğe yatkın bireyler çıkabiliyor.

    "E, sonra?" diyorsanız, şu sohbeti dinleyin:

    Geçenlerde bir psikiyatrist arkadaşım beni telefonla aradı. Kısa bir girişten sonra, "Baksana!" dedi, "Biliyorsun; son araştırmalar eşcinselliğin bazı durumlarda neredeyse önlenemez olduğunu gösteriyor. İşin doğuştan gelen genetik bir boyutu da olduğu tesbit edildi; sen de okumuşsundur. Yani, bu kişilerin en azından bir kısmı, yaratılışlarında var olan meyil dolayısıyla o yöne gidiyorlarmış; bu açık artık. Oysa biz İslâmî yönden bunun kabul edilemez bir yönelim olduğunu, hatta ceza gerektirdiğini okuyoruz. Nasıl çözüyorsun bu ikilemi?"

    Ona, "Belki garip bir örnek olacak ama" dedim, "Biliyorsun, meselâ çok eşlilik de erkekler için neredeyse genetik ve tabiî bir meyildir." "Evet?" dedi. "Peki sen çok-eşli misin?" diye sordum. "Tabiî ki hayır" dedi. "Neden?" diye üsteledim. "İçinde böyle bir meyil yok mu? Açık konuş lütfen." "Var aslında" dedi, "Ama hem eşim buna izin vermez, hem toplumsal kurallar, kanunlar vs. bir yığın engel var; biliyorsun. Üstelik günaha girmiş olurum. O yüzden düşünmem bile."

    "Kendi sorunun cevabını kendin vermiş oldun işte" dedim. "Eşcinsel meyiller de bazı kişiler için genetik bir temelden kaynaklanan, neredeyse zorunlu bir yönelim olabilir; ama o kişilerin de bu anormal yönelimlerini kontrol etmeleri beklenir, bunu becerebilirler de aslında."

    "Bu yönden düşünmemiştim" dedi arkadaşım.

    Ardından, kısa bir düşünme sonrası, "Ama" dedi, "meselâ, bilirsin, beyindeki bazı bozukluklar, örneğin temporal epilepsi gibi hastalıklar, kontrolü güç saldırganlıklara yol açabiliyor. Böyle bir hastalığın da etkisiyle, diyelim ki bilincinde olmadan birini öldüren bir şahıs ceza görür mü? Görmez. Bünyesel hastalığın etkisiyle bu suçu işlediği tesbit edilirse Türk Ceza Kanununun 46. veya 47. maddesine göre cezası ya hafifletilir ya da tamamen affedilir. Buna ne diyeceksin?"

    "Peki," dedim, "O hasta, cezası affedildikten sonra, bir cinayet daha işlesin diye serbest mi bırakılır? Yoksa hastalığı düzelene kadar tedaviye alınıp sonra da uzun süre izlenip kontrol mü edilir?"

    Arkadaşım, "Yine haklısın" dedi.

    Ergenliğe geçiş döneminde sırf meraktan bu tür bir ilişkiyi (kısmen) denemiş gençler de olabilir. Nerdeyse ne yaptığını bilmeden, ‘doktorculuk’ oynarcasına.

    "Çocukça bir hata" bile denebilir belki. Ancak, esas önemli olan, bundan sonrasıdır. Bu tür bir olayın ardından, bazen yıllar sonra, "Eyvah, ben ne yapmışım?" muhasebesi yaşanır genellikle. Bu dönemde bunalımını paylaşmayıp kendi kendini yiyip bitirmek; kendini aşırı suçlayıp "Yoksa ben ‘gay’dım mı?" sorgulamasına dalmak, bazen genci tam zıt bir sonuca götürebilir. "Battı balık yan gider" durumu gerçekleşir. Gerçekte öyle olmayan genç, gerçekte öyle olmadığı halde kendisini öyle zannettiği için, gerçekten öyle olur!

    Traji-komik bir örnek anlatayım: Bir eşcinsel hastam vardı. İlkokul yıllarında bağırsak paraziti problemi varmış. Bilen bilir; bu parazit anüs kaşıntısı yapar. Belki inanmazsınız ama, bu kaşıntı gitgide delikanlıyı "Yoksa ben..?" kuşkusuna götürmüş. Sonuç maalesef kötü! Üstelik, anlattığım tek değil. Literatürde, sadece ve sadece bağırsak paraziti yüzünden cinsel tercihi bozulan birçok vak’a var. Yani? Utanıp konuşmamak, gurur yüzünden anlatmamak, yardım istemeyip kendi kendini yemek yok mu? İşte bu şey o kadar çok yerde ayaklara dolanıyor ki! Sırf bu yüzden ne hayatlar kayıyor, bilemezsiniz.

    Şimdi, gelelim konunun bizi esas ilgilendiren kısmına:

    1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.

    2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.

    3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar." Çocuk birşeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!

    4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle, yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’ "Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış babaların kulakları çınlasın!

    5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım. Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise—ki, neredeyse ahirzaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef budur—erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.

    6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki soru işaretleri artarak devam eder.

    7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.

    Not: Eşcinsellik aslında sadece erkeklere has bir durum değil. Kadınlar arasında da bu problem hatırı sayılır biçimde yaşanıyor. Yalnız, bayanlardaki şekli daha belirsiz seyrediyor ve pek de dirençli, devamlı olmuyor. Normal bir cinsel hayat ve mutlu bir evlilik, problemi çözmeye yetiyor genellikle. Yine de, özellikle bayanların toplu kaldığı yerlerde dikkatli olmak gerekiyor.

    Maalesef biz toplum olarak kadın-erkek mahremiyetine ‘çok’ dikkat ederken, mahremiyetin erkek-erkek ve kadın-kadın arasındaki biçimlerini bazı zamanlar sanırım ihmal ediyoruz. Her iki cins açısından, problemin bir sebebi de bu. Bu noktada, biraz kitap karıştırıp erkeğin erkeğe, kadının kadına karşı mahremiyet ve tesettür ölçüsünü öğrenmeye ne dersiniz?

    DR. YUSUF KARAÇAY

    Selam ve dua ile...




  6. 26.Aralık.2010, 15:53
    3
    Feseyekfikehumullah
    Sizin bu durumunuz fıtri ve yaratılış olarak her insanda ve erkekte olabilir. Bu da insan için imtihan vesilesidir. Yani bir insan için karşı cinsten birisiyle nikahsız ilişki yasaklandığı gibi, aynı cinsten olanlar içinde, beraberlik yasaklanmıştır. Şeriat, bunların tadil edilmesi yolunda bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Bunlar: 1- evlenmek, 2- oruç tutmak, 3- bol bol Kur’an okumak veya zikir çekmek, 4- kur’an tefsiri veya islami kitap okumak, 5- Allah’ı bol bol hatırlamak 6- Ölümü hatırdan çıkarmamak.

    Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı bile ayıp saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin bulunmasıdır. Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek ki, bu problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, zinadan bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilir’ imiş.

    Peki, neden böyle birşey oluyor? Böylesi bir cinsel sapma neden ve nasıl yaşanıyor?

    Önce biyolojik-genetik faktörlerle başlayalım:

    Aslında hepimizin vücudunda karşı cinsin hormonları da az miktarda bulunur. Zaten, öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise aşırı kırılgan olurlardı ve cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de mümkün olmazdı. Ancak normalde var olan bu minimal yönelimler, genetik ve hormonal bozulmalar sonucu, bazı kişilerde ileri düzeylere varabiliyor. Ve ortaya doğuştan eşcinselliğe yatkın bireyler çıkabiliyor.

    "E, sonra?" diyorsanız, şu sohbeti dinleyin:

    Geçenlerde bir psikiyatrist arkadaşım beni telefonla aradı. Kısa bir girişten sonra, "Baksana!" dedi, "Biliyorsun; son araştırmalar eşcinselliğin bazı durumlarda neredeyse önlenemez olduğunu gösteriyor. İşin doğuştan gelen genetik bir boyutu da olduğu tesbit edildi; sen de okumuşsundur. Yani, bu kişilerin en azından bir kısmı, yaratılışlarında var olan meyil dolayısıyla o yöne gidiyorlarmış; bu açık artık. Oysa biz İslâmî yönden bunun kabul edilemez bir yönelim olduğunu, hatta ceza gerektirdiğini okuyoruz. Nasıl çözüyorsun bu ikilemi?"

    Ona, "Belki garip bir örnek olacak ama" dedim, "Biliyorsun, meselâ çok eşlilik de erkekler için neredeyse genetik ve tabiî bir meyildir." "Evet?" dedi. "Peki sen çok-eşli misin?" diye sordum. "Tabiî ki hayır" dedi. "Neden?" diye üsteledim. "İçinde böyle bir meyil yok mu? Açık konuş lütfen." "Var aslında" dedi, "Ama hem eşim buna izin vermez, hem toplumsal kurallar, kanunlar vs. bir yığın engel var; biliyorsun. Üstelik günaha girmiş olurum. O yüzden düşünmem bile."

    "Kendi sorunun cevabını kendin vermiş oldun işte" dedim. "Eşcinsel meyiller de bazı kişiler için genetik bir temelden kaynaklanan, neredeyse zorunlu bir yönelim olabilir; ama o kişilerin de bu anormal yönelimlerini kontrol etmeleri beklenir, bunu becerebilirler de aslında."

    "Bu yönden düşünmemiştim" dedi arkadaşım.

    Ardından, kısa bir düşünme sonrası, "Ama" dedi, "meselâ, bilirsin, beyindeki bazı bozukluklar, örneğin temporal epilepsi gibi hastalıklar, kontrolü güç saldırganlıklara yol açabiliyor. Böyle bir hastalığın da etkisiyle, diyelim ki bilincinde olmadan birini öldüren bir şahıs ceza görür mü? Görmez. Bünyesel hastalığın etkisiyle bu suçu işlediği tesbit edilirse Türk Ceza Kanununun 46. veya 47. maddesine göre cezası ya hafifletilir ya da tamamen affedilir. Buna ne diyeceksin?"

    "Peki," dedim, "O hasta, cezası affedildikten sonra, bir cinayet daha işlesin diye serbest mi bırakılır? Yoksa hastalığı düzelene kadar tedaviye alınıp sonra da uzun süre izlenip kontrol mü edilir?"

    Arkadaşım, "Yine haklısın" dedi.

    Ergenliğe geçiş döneminde sırf meraktan bu tür bir ilişkiyi (kısmen) denemiş gençler de olabilir. Nerdeyse ne yaptığını bilmeden, ‘doktorculuk’ oynarcasına.

    "Çocukça bir hata" bile denebilir belki. Ancak, esas önemli olan, bundan sonrasıdır. Bu tür bir olayın ardından, bazen yıllar sonra, "Eyvah, ben ne yapmışım?" muhasebesi yaşanır genellikle. Bu dönemde bunalımını paylaşmayıp kendi kendini yiyip bitirmek; kendini aşırı suçlayıp "Yoksa ben ‘gay’dım mı?" sorgulamasına dalmak, bazen genci tam zıt bir sonuca götürebilir. "Battı balık yan gider" durumu gerçekleşir. Gerçekte öyle olmayan genç, gerçekte öyle olmadığı halde kendisini öyle zannettiği için, gerçekten öyle olur!

    Traji-komik bir örnek anlatayım: Bir eşcinsel hastam vardı. İlkokul yıllarında bağırsak paraziti problemi varmış. Bilen bilir; bu parazit anüs kaşıntısı yapar. Belki inanmazsınız ama, bu kaşıntı gitgide delikanlıyı "Yoksa ben..?" kuşkusuna götürmüş. Sonuç maalesef kötü! Üstelik, anlattığım tek değil. Literatürde, sadece ve sadece bağırsak paraziti yüzünden cinsel tercihi bozulan birçok vak’a var. Yani? Utanıp konuşmamak, gurur yüzünden anlatmamak, yardım istemeyip kendi kendini yemek yok mu? İşte bu şey o kadar çok yerde ayaklara dolanıyor ki! Sırf bu yüzden ne hayatlar kayıyor, bilemezsiniz.

    Şimdi, gelelim konunun bizi esas ilgilendiren kısmına:

    1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.

    2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.

    3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar." Çocuk birşeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!

    4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle, yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’ "Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış babaların kulakları çınlasın!

    5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım. Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise—ki, neredeyse ahirzaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef budur—erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.

    6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki soru işaretleri artarak devam eder.

    7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.

    Not: Eşcinsellik aslında sadece erkeklere has bir durum değil. Kadınlar arasında da bu problem hatırı sayılır biçimde yaşanıyor. Yalnız, bayanlardaki şekli daha belirsiz seyrediyor ve pek de dirençli, devamlı olmuyor. Normal bir cinsel hayat ve mutlu bir evlilik, problemi çözmeye yetiyor genellikle. Yine de, özellikle bayanların toplu kaldığı yerlerde dikkatli olmak gerekiyor.

    Maalesef biz toplum olarak kadın-erkek mahremiyetine ‘çok’ dikkat ederken, mahremiyetin erkek-erkek ve kadın-kadın arasındaki biçimlerini bazı zamanlar sanırım ihmal ediyoruz. Her iki cins açısından, problemin bir sebebi de bu. Bu noktada, biraz kitap karıştırıp erkeğin erkeğe, kadının kadına karşı mahremiyet ve tesettür ölçüsünü öğrenmeye ne dersiniz?

    DR. YUSUF KARAÇAY

    Selam ve dua ile...




  7. 26.Aralık.2010, 15:59
    4
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    Lanetleme sebebi.


  8. 26.Aralık.2010, 15:59
    4
    Devamlı Üye
    Lanetleme sebebi.


  9. 26.Aralık.2010, 16:04
    5
    yaso-123
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2010
    Üye No: 80516
    Mesaj Sayısı: 418
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: ankara

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    Dinimizde günahtır , bazı kişiler bunun elinde olmadığını söylüyor ona kalırsa karşıcinse olan ilgide benim elimde değil ama günah olduğu için nasıl kendimi uzaklaştırıyorsam bu tür sorunu olan biriside hemcinsinden kendini uzaklaştırarak yani nefsine sahip çıkarak belki bu sorunu atlatabilir diye düşünüyorum ...


  10. 26.Aralık.2010, 16:04
    5
    Devamlı Üye
    Dinimizde günahtır , bazı kişiler bunun elinde olmadığını söylüyor ona kalırsa karşıcinse olan ilgide benim elimde değil ama günah olduğu için nasıl kendimi uzaklaştırıyorsam bu tür sorunu olan biriside hemcinsinden kendini uzaklaştırarak yani nefsine sahip çıkarak belki bu sorunu atlatabilir diye düşünüyorum ...


  11. 26.Aralık.2010, 16:15
    6
    toprakd
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Aralık.2010
    Üye No: 82090
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 31
    sayın tektürk bana teşekkür etmeyin zaten. zira sizin inancınız bağnazlıktan öte değil.

    sayın ehl-i sünnet zahemt edip uzun uzun açıkladığınız için teşekkürler.
    söyledikleriniz var olan bilgiler eşliğinde kesinlikle doğru. ancak şurada bir noksan var.

    eşcinselllik bir tercih meselesi değildir. doğuşta birey ya eşcinseldir ya da değildir.
    bu bağlamda allahın kuluna sunduğu çok zor bir sınav sorusu bu bence.

    ayrıca lÜt kavmiyle alakalı bahis kuranı kerimde nerede işlenmiştir bu konu hakkında da bilgi ala bilir miyim.

    sayın yaso... konuyu şu yönde çarpıtmış oluyorsunuz.

    siz karşı cinse olan ilginizi bastıra bilirsiniz. ama evlendiğiniz sürece bu sorun ortadan kalkar. en azından insan doğası olan şevhet ihtiyacını bu vesile ile helal yoldan karşılaya bilirsiniz.

    ancak eşcinsellik olayında...
    evlenmelerini mi tavsiye edersiniz.
    eğer sorunun cevabı evet ise şu çıkar ortaya.

    kadınlara ilgi duymayan bir erkeğin hatta kadın gibi hisseden bir erkeğin evlenmesi bir heero erkeğin erkekle evlenmesi gibi birşey değilmidir.
    ve bu sizcede acımasız olmaz mı


  12. 26.Aralık.2010, 16:15
    6
    toprakd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    sayın tektürk bana teşekkür etmeyin zaten. zira sizin inancınız bağnazlıktan öte değil.

    sayın ehl-i sünnet zahemt edip uzun uzun açıkladığınız için teşekkürler.
    söyledikleriniz var olan bilgiler eşliğinde kesinlikle doğru. ancak şurada bir noksan var.

    eşcinselllik bir tercih meselesi değildir. doğuşta birey ya eşcinseldir ya da değildir.
    bu bağlamda allahın kuluna sunduğu çok zor bir sınav sorusu bu bence.

    ayrıca lÜt kavmiyle alakalı bahis kuranı kerimde nerede işlenmiştir bu konu hakkında da bilgi ala bilir miyim.

    sayın yaso... konuyu şu yönde çarpıtmış oluyorsunuz.

    siz karşı cinse olan ilginizi bastıra bilirsiniz. ama evlendiğiniz sürece bu sorun ortadan kalkar. en azından insan doğası olan şevhet ihtiyacını bu vesile ile helal yoldan karşılaya bilirsiniz.

    ancak eşcinsellik olayında...
    evlenmelerini mi tavsiye edersiniz.
    eğer sorunun cevabı evet ise şu çıkar ortaya.

    kadınlara ilgi duymayan bir erkeğin hatta kadın gibi hisseden bir erkeğin evlenmesi bir heero erkeğin erkekle evlenmesi gibi birşey değilmidir.
    ve bu sizcede acımasız olmaz mı


  13. 26.Aralık.2010, 16:20
    7
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş
    KUR'AN'DA LUT KAVMİ

    Lut, kavmine dedi ki:
    "Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, 'müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz."
    Lut Kavmi'nin cevabı:
    "Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, çokça temizlenen insanlardır." demekten başkası olmadı.
    Bunun üzerine Biz, karısı dışında, (Lut'u) ve ailesini kurtardık; (karısı) ise, helake uğrayanlardan oldu. Ve onların üzerine, bir (azap) sağanağı yağdırdık. Bak! Mücrimlerin(suçluların) akıbeti nasılmış?

    [ARAF(7)/80-84]

    İbrahim'den korku gidip, ona müjde gelince; Lut Kavmi konusunda, Bizimle mücadele etti (tartıştı). Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, çok duygulu ve (Allah'a) yönelen biriydi. "Ey İbrahim, bundan vazgeç. Muhakkak, Rabb'inin emri ve geri çevrilmeyecek bir azap, onlara gelmiştir."
    Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, bundan hoşlanmadı, göğsü daraldı ve dedi ki:
    "Bu, zor bir gün."
    (Lut'un) kavmi, (Lut'a) doğru koşarak geldi. Onlar, daha önceden kötülükler yapıyorlardı.
    (Lut) dedi ki:
    "Ey kavmim, bunlar benim kızlarım, sizler için daha temizdir. Allah'tan korkun ve beni misafirlerim önünde küçük düşürmeyin. Sizin içinizde reşit(doğru düşünen) bir adam yok mudur?"
    Dediler ki:
    "Şüphesiz sende biliyorsun ki, kızlarında bizim bir hakkımız yoktur. Gerçekte sen, bizim ne istediğimizi biliyorsun."
    (Lut) dedi ki:
    "Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı veya sağlam bir yere dayanabilseydim."
    (Elçiler) dediler ki:
    "Ey Lut, biz Rabb'inin elçileriyiz. Onlar, elbette sana ulaşamazlar. Gecenin bir kısmında, ailenle birlikte yürü. Sizden bir kimse, dönüp geriye bakmasın. Ancak senin karın başka (o bakacak). Muhakkak, onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir Onlara vaad olunan (azap), sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil midir?"
    (Böylece) emrimiz geldiği zaman, oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine arka arkaya (Ana Kitap'ta) yazılı taşlar yağdırdık. Bu helak taşları, Rabb'inin Katı'nda işaretlenmiştir ve bunlar zalimlerden uzak değildir.

    [HUD(11)/ 74-83]

    (İbrahim) dedi ki:
    "Ey elçiler, konuşmanız(işiniz) nedir?"
    (Elçiler) dediler ki:
    "Muhakkak biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik. Ancak Lut Ailesi müstesna. Biz şüphesiz, (Lut Ailesi'nin) hepsini kurtaracağız. Ancak onun karısı müstesna, o helak olanlardan olacaktır."
    Ne zaman ki elçiler, Lut Ailesi'ne geldiler, (Lut) dedi ki:
    "Muhakkak sizler, tanınmamış bir topluluksunuz."
    (Elçiler) dedi ki:
    "Bilakis biz sana, onların, (seninle) tartıştıkları şeyle(tehditle) geldik. Sana hakkı(vaadedileni) getirdik. Şüphesiz biz, doğru söyleyenleriz. Aileni, gecenin bir kısmında yürüt, sen de onların arkasından git ve sizden bir kimse, arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere gidin."
    Ve onlara şu emri verdik:
    "Sabaha çıkarlarken, muhakkak onların arkası kesilecektir."
    Şehir halkı, birbirlerine müjdeleyerek geldi. (Lut onlara) dedi ki:
    "Bunlar benim misafirlerim, (lütfen) beni utandırmayın! Allah'tan korkup (sakının) ve beni küçük düşürmeyin."
    Dediler ki:
    "Biz seni, herkese (karışmaktan) men etmedik mi?"
    (Lut) dedi ki:
    "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım."
    Ömrüne andolsun ki, muhakkak onlar, sarhoşlukları içinde şaşkındılar. Onları(Lut Kavmi'ni), doğu yönünden 'sayha'(kuyruklu yıldız) yakaladı. Arkasından, (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine, (Ana Kitap'ta) yazılı taşlar yağdırdık. Muhakkak bunda, 'araştırıp, düşünenler için' ayetler (deliller) vardır. Muhakkak (o kavmin yurdu), bir yol üstünde kalıcıdır. Şüphesiz bunda, iman edenler için ayetler(deliller) vardır.

    [HİCR (15)/ 57-77]


    Lut ki, ona, hüküm ve ilim verdik. Ve onu, amelleri habis(kötü) olan kavimden kurtardık. Şüphesiz onlar, kötü ve fasık bir kavimdi.


    Onu(Lut'u), rahmetimize soktuk. Muhakkak o salihlerdendi.


    [ENBİYA(21)/74-75]

    Lut Kavmi, elçilerini yalanladı.
    Kardeşleri Lut, onlara dedi ki:
    "Sakınmıyor musunuz? Muhakkak, ben sizin için emin(güvenilir) bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup(sakının) ve bana itaat edin. Buna karşılık, ben sizden bir ücret istemiyorum. Şüphesiz ücretim, ancak alemlerin Rabb'ine aittir. Siz, insanlar (arasında), erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabb'inizin, sizler için yaratmış bulunduğu, eşlerinizi bırakıyorsunuz. Bilakis, sizler haddi aşan bir kavimsiniz."
    Dediler ki:
    "Ey Lut, şayet vazgeçmezsen, (elbette) sen (sürülüp) çıkarılanlardan olacaksın."
    (Lut) dedi ki:
    "Muhakkak ben, sizin bu yaptığınıza buğz edenlerdenim. Rabb'im, beni ve ailemi, bunların yaptıklarından kurtar."
    (Bunun üzerine) onu ve ailesini toptan kurtardık. Ancak yaşlı bir kadın müstesna. Sonra, geride kalanları yerle bir ettik. Ve üzerlerine, bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. Şüphesiz, bunda bir ayet(delil) vardır. Ancak onların çoğu iman etmiş değillerdir. Ve muhakkak, senin Rabb'in, Aziz(şerefli) ve Rahim(acıyan) dır.

    [ŞUARA (26)/160-175]

    Lut da, kavmine demişti ki:
    "Sizler 'göz göre göre' 'fahşa'(sapkınlık) mı yapıyorsunuz? Siz gerçekten, kadınları bırakıp da, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Bilakis, cahil bir kavimsiniz."
    (Lut) Kavmi'nin:
    "Lut Ailesi'ni, yurdunuzdan çıkarın, muhakkak onlar temiz kalmak isteyen insanlardır" demekten başka cevabı olmadı.
    Biz de, onu ve ailesini kurtardık, karısı müstesna. Onu, helak olanlardan takdir ettik. Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

    [NEML (27)/ 54-58]

    Lut, kavmine dedi ki:
    "Siz gerçekten, sizden önce alemler içinde, hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (sapkınlığı) mı yapıyorsunuz? Siz, erkeklere yaklaşarak, yol keserek ve meclislerinizde çirkinlikler mi yapıyorsunuz?"
    (Bunun üzerine) kavminin cevabı:
    "Şayet doğru sözlü isen, bize Allah'ın azabını getir" demekten başkası olmadı.
    (Lut) dedi ki:
    "Rabb'im, müfsit(bozucu) bu kavme karşı, bana yardım et!"
    Elçilerimiz, İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki:
    "Muhakkak, biz bu yurdun halkını helaka uğratacağız. Şüphesiz onun halkı zalimdir."
    (İbrahim) dedi ki:
    "Orada Lut da vardır."
    Dediler ki:
    "Orada kimin olduğunu, Biz daha iyi biliriz. Elbette onun karısı dışında, onu ve ailesini kurtaracağız. O(kadın), helak olanlardan olacaktır."
    Elçilerimiz, Lut'a geldikleri zaman, o onlara karşı kötüleşti ve içi daraldı.
    Dediler ki:
    "Korkma ve hüzne kapılma! Karın dışında, seni ve aileni muhakkak kurtaracağız. O ise, helak olacaktır."
    Şüphesiz Biz, 'fasık'(suçlu-günahkar) olmaları sebebiyle, bu yurt üzerine, 'gökten kötü bir azap' indireceğiz. Muhakkak, Biz akledebilecek bir kavim için, orada apaçık bir ayet (delil) bıraktık.

    [ANKEBUT (29)/28-35]

    Muhakkak Lut da, elçilerdendir. O zaman Biz, onu ve ailesini toptan kurtarmıştık. Ancak 'yaşlı bir kadın' ise helak oldu. Sonra, geride kalanları yerle bir ettik. Muhakkak siz, onlara, gündüzleyin ve geceleyin uğruyorsunuz. Akletmiyor musunuz?

    [SAFFAT( 37)/133-138]


    (İbrahim) dedi ki:
    "İşiniz nedir ey Elçiler(Melekler)?"
    Dediler ki:
    "Muhakkak biz, mücrim(suçlu) bir kavme gönderildik. Onların üzerine çamurdan taşlar yağdıracağız. (Bu taşlar), müsrifler için Rabb'inin indinde işaretlenmiştir. Mü'minlerden orada bulunanları da çıkaracağız. (Ancak) biz orada, bir evden başka müslüman bulamıyoruz.


    Ve Biz orada, elim azaptan korkanlar için de bir ayet(delil) bıraktık.
    [KAF(51)/31-37]


    Muhakkak, Şi'ra (kuyruklu yıldızı)nın Rabb'i O'dur. Şüphesiz, önce gelen Ad (Kavmi'ni), O(Allah), yıkıma uğrattı.Ve Semud'u da bırakmadı. Daha önce Nuh Kavmi'ni de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar. Altı üstüne gelen (Lut Kavmi'ni) de, O (Şi'ra ile) yerin dibine geçirdi. Örten, (Lut kavmini) örttü-kapladı.

    [NECM (53)/ 49-54]

    Lut Kavmi, uyarıları(korkutmaları), yalanladı. Biz de, onların üzerine 'taş-dolu kasırgası' gönderdik, Lut Ailesi müstesna. Onları seher (tan) vakti kurtardık.Tarafımızdan bir nimet(lütuf) olmak üzere. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. Muhakkak (Lut), 'şiddetli yakalayışımızla' onları uyarmıştı. Ancak onlar, bu uyarıları, kuşkuyla karşılayıp-yalanladılar. (Gerçekten) onlar, (Lut'un) misafirlerinin peşine düştüler. Biz de onların gözlerini söndürüp, kör ettik. "Azabımı ve uyarımı tadın!" Muhakkak onları, sabah erkenden, 'kararlı bir azap' yakaladı. Azabımı ve uyarımı tadın!

    [KAMER (54)/ 33-39]

    Allah, hakkı örtenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kölelerimizden salih olan bu iki kölemizin, nikahları altındaydı; (ancak) o ikisine ihanet ettiler. Bu iki kadına, (eşleri), Allah'tan (hiçbir) şeyle, yarar sağlayamadılar. Ve bu ikisine de, "ateşe girenlerle beraber ateşe girin" denildi.

    [TAHRİM (66)/10]



  14. 26.Aralık.2010, 16:20
    7
    Devamlı Üye
    KUR'AN'DA LUT KAVMİ

    Lut, kavmine dedi ki:
    "Alemlerde, sizden önce hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (hayasızlığı) mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, 'müsrif'(haddi aşan) bir kavimsiniz."
    Lut Kavmi'nin cevabı:
    "Bunları, yurdunuzdan sürüp çıkarın, muhakkak bunlar, çokça temizlenen insanlardır." demekten başkası olmadı.
    Bunun üzerine Biz, karısı dışında, (Lut'u) ve ailesini kurtardık; (karısı) ise, helake uğrayanlardan oldu. Ve onların üzerine, bir (azap) sağanağı yağdırdık. Bak! Mücrimlerin(suçluların) akıbeti nasılmış?

    [ARAF(7)/80-84]

    İbrahim'den korku gidip, ona müjde gelince; Lut Kavmi konusunda, Bizimle mücadele etti (tartıştı). Doğrusu İbrahim, yumuşak huylu, çok duygulu ve (Allah'a) yönelen biriydi. "Ey İbrahim, bundan vazgeç. Muhakkak, Rabb'inin emri ve geri çevrilmeyecek bir azap, onlara gelmiştir."
    Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, bundan hoşlanmadı, göğsü daraldı ve dedi ki:
    "Bu, zor bir gün."
    (Lut'un) kavmi, (Lut'a) doğru koşarak geldi. Onlar, daha önceden kötülükler yapıyorlardı.
    (Lut) dedi ki:
    "Ey kavmim, bunlar benim kızlarım, sizler için daha temizdir. Allah'tan korkun ve beni misafirlerim önünde küçük düşürmeyin. Sizin içinizde reşit(doğru düşünen) bir adam yok mudur?"
    Dediler ki:
    "Şüphesiz sende biliyorsun ki, kızlarında bizim bir hakkımız yoktur. Gerçekte sen, bizim ne istediğimizi biliyorsun."
    (Lut) dedi ki:
    "Keşke size yetecek bir gücüm olsaydı veya sağlam bir yere dayanabilseydim."
    (Elçiler) dediler ki:
    "Ey Lut, biz Rabb'inin elçileriyiz. Onlar, elbette sana ulaşamazlar. Gecenin bir kısmında, ailenle birlikte yürü. Sizden bir kimse, dönüp geriye bakmasın. Ancak senin karın başka (o bakacak). Muhakkak, onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir Onlara vaad olunan (azap), sabah vaktidir. Sabah vakti yakın değil midir?"
    (Böylece) emrimiz geldiği zaman, oranın üstünü altına çevirdik ve üzerlerine arka arkaya (Ana Kitap'ta) yazılı taşlar yağdırdık. Bu helak taşları, Rabb'inin Katı'nda işaretlenmiştir ve bunlar zalimlerden uzak değildir.

    [HUD(11)/ 74-83]

    (İbrahim) dedi ki:
    "Ey elçiler, konuşmanız(işiniz) nedir?"
    (Elçiler) dediler ki:
    "Muhakkak biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik. Ancak Lut Ailesi müstesna. Biz şüphesiz, (Lut Ailesi'nin) hepsini kurtaracağız. Ancak onun karısı müstesna, o helak olanlardan olacaktır."
    Ne zaman ki elçiler, Lut Ailesi'ne geldiler, (Lut) dedi ki:
    "Muhakkak sizler, tanınmamış bir topluluksunuz."
    (Elçiler) dedi ki:
    "Bilakis biz sana, onların, (seninle) tartıştıkları şeyle(tehditle) geldik. Sana hakkı(vaadedileni) getirdik. Şüphesiz biz, doğru söyleyenleriz. Aileni, gecenin bir kısmında yürüt, sen de onların arkasından git ve sizden bir kimse, arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere gidin."
    Ve onlara şu emri verdik:
    "Sabaha çıkarlarken, muhakkak onların arkası kesilecektir."
    Şehir halkı, birbirlerine müjdeleyerek geldi. (Lut onlara) dedi ki:
    "Bunlar benim misafirlerim, (lütfen) beni utandırmayın! Allah'tan korkup (sakının) ve beni küçük düşürmeyin."
    Dediler ki:
    "Biz seni, herkese (karışmaktan) men etmedik mi?"
    (Lut) dedi ki:
    "Eğer yapmak istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım."
    Ömrüne andolsun ki, muhakkak onlar, sarhoşlukları içinde şaşkındılar. Onları(Lut Kavmi'ni), doğu yönünden 'sayha'(kuyruklu yıldız) yakaladı. Arkasından, (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine, (Ana Kitap'ta) yazılı taşlar yağdırdık. Muhakkak bunda, 'araştırıp, düşünenler için' ayetler (deliller) vardır. Muhakkak (o kavmin yurdu), bir yol üstünde kalıcıdır. Şüphesiz bunda, iman edenler için ayetler(deliller) vardır.

    [HİCR (15)/ 57-77]


    Lut ki, ona, hüküm ve ilim verdik. Ve onu, amelleri habis(kötü) olan kavimden kurtardık. Şüphesiz onlar, kötü ve fasık bir kavimdi.


    Onu(Lut'u), rahmetimize soktuk. Muhakkak o salihlerdendi.


    [ENBİYA(21)/74-75]

    Lut Kavmi, elçilerini yalanladı.
    Kardeşleri Lut, onlara dedi ki:
    "Sakınmıyor musunuz? Muhakkak, ben sizin için emin(güvenilir) bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup(sakının) ve bana itaat edin. Buna karşılık, ben sizden bir ücret istemiyorum. Şüphesiz ücretim, ancak alemlerin Rabb'ine aittir. Siz, insanlar (arasında), erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabb'inizin, sizler için yaratmış bulunduğu, eşlerinizi bırakıyorsunuz. Bilakis, sizler haddi aşan bir kavimsiniz."
    Dediler ki:
    "Ey Lut, şayet vazgeçmezsen, (elbette) sen (sürülüp) çıkarılanlardan olacaksın."
    (Lut) dedi ki:
    "Muhakkak ben, sizin bu yaptığınıza buğz edenlerdenim. Rabb'im, beni ve ailemi, bunların yaptıklarından kurtar."
    (Bunun üzerine) onu ve ailesini toptan kurtardık. Ancak yaşlı bir kadın müstesna. Sonra, geride kalanları yerle bir ettik. Ve üzerlerine, bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. Şüphesiz, bunda bir ayet(delil) vardır. Ancak onların çoğu iman etmiş değillerdir. Ve muhakkak, senin Rabb'in, Aziz(şerefli) ve Rahim(acıyan) dır.

    [ŞUARA (26)/160-175]

    Lut da, kavmine demişti ki:
    "Sizler 'göz göre göre' 'fahşa'(sapkınlık) mı yapıyorsunuz? Siz gerçekten, kadınları bırakıp da, şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Bilakis, cahil bir kavimsiniz."
    (Lut) Kavmi'nin:
    "Lut Ailesi'ni, yurdunuzdan çıkarın, muhakkak onlar temiz kalmak isteyen insanlardır" demekten başka cevabı olmadı.
    Biz de, onu ve ailesini kurtardık, karısı müstesna. Onu, helak olanlardan takdir ettik. Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

    [NEML (27)/ 54-58]

    Lut, kavmine dedi ki:
    "Siz gerçekten, sizden önce alemler içinde, hiç kimsenin yapmadığı 'fahşayı' (sapkınlığı) mı yapıyorsunuz? Siz, erkeklere yaklaşarak, yol keserek ve meclislerinizde çirkinlikler mi yapıyorsunuz?"
    (Bunun üzerine) kavminin cevabı:
    "Şayet doğru sözlü isen, bize Allah'ın azabını getir" demekten başkası olmadı.
    (Lut) dedi ki:
    "Rabb'im, müfsit(bozucu) bu kavme karşı, bana yardım et!"
    Elçilerimiz, İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki:
    "Muhakkak, biz bu yurdun halkını helaka uğratacağız. Şüphesiz onun halkı zalimdir."
    (İbrahim) dedi ki:
    "Orada Lut da vardır."
    Dediler ki:
    "Orada kimin olduğunu, Biz daha iyi biliriz. Elbette onun karısı dışında, onu ve ailesini kurtaracağız. O(kadın), helak olanlardan olacaktır."
    Elçilerimiz, Lut'a geldikleri zaman, o onlara karşı kötüleşti ve içi daraldı.
    Dediler ki:
    "Korkma ve hüzne kapılma! Karın dışında, seni ve aileni muhakkak kurtaracağız. O ise, helak olacaktır."
    Şüphesiz Biz, 'fasık'(suçlu-günahkar) olmaları sebebiyle, bu yurt üzerine, 'gökten kötü bir azap' indireceğiz. Muhakkak, Biz akledebilecek bir kavim için, orada apaçık bir ayet (delil) bıraktık.

    [ANKEBUT (29)/28-35]

    Muhakkak Lut da, elçilerdendir. O zaman Biz, onu ve ailesini toptan kurtarmıştık. Ancak 'yaşlı bir kadın' ise helak oldu. Sonra, geride kalanları yerle bir ettik. Muhakkak siz, onlara, gündüzleyin ve geceleyin uğruyorsunuz. Akletmiyor musunuz?

    [SAFFAT( 37)/133-138]


    (İbrahim) dedi ki:
    "İşiniz nedir ey Elçiler(Melekler)?"
    Dediler ki:
    "Muhakkak biz, mücrim(suçlu) bir kavme gönderildik. Onların üzerine çamurdan taşlar yağdıracağız. (Bu taşlar), müsrifler için Rabb'inin indinde işaretlenmiştir. Mü'minlerden orada bulunanları da çıkaracağız. (Ancak) biz orada, bir evden başka müslüman bulamıyoruz.


    Ve Biz orada, elim azaptan korkanlar için de bir ayet(delil) bıraktık.
    [KAF(51)/31-37]


    Muhakkak, Şi'ra (kuyruklu yıldızı)nın Rabb'i O'dur. Şüphesiz, önce gelen Ad (Kavmi'ni), O(Allah), yıkıma uğrattı.Ve Semud'u da bırakmadı. Daha önce Nuh Kavmi'ni de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar. Altı üstüne gelen (Lut Kavmi'ni) de, O (Şi'ra ile) yerin dibine geçirdi. Örten, (Lut kavmini) örttü-kapladı.

    [NECM (53)/ 49-54]

    Lut Kavmi, uyarıları(korkutmaları), yalanladı. Biz de, onların üzerine 'taş-dolu kasırgası' gönderdik, Lut Ailesi müstesna. Onları seher (tan) vakti kurtardık.Tarafımızdan bir nimet(lütuf) olmak üzere. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. Muhakkak (Lut), 'şiddetli yakalayışımızla' onları uyarmıştı. Ancak onlar, bu uyarıları, kuşkuyla karşılayıp-yalanladılar. (Gerçekten) onlar, (Lut'un) misafirlerinin peşine düştüler. Biz de onların gözlerini söndürüp, kör ettik. "Azabımı ve uyarımı tadın!" Muhakkak onları, sabah erkenden, 'kararlı bir azap' yakaladı. Azabımı ve uyarımı tadın!

    [KAMER (54)/ 33-39]

    Allah, hakkı örtenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kölelerimizden salih olan bu iki kölemizin, nikahları altındaydı; (ancak) o ikisine ihanet ettiler. Bu iki kadına, (eşleri), Allah'tan (hiçbir) şeyle, yarar sağlayamadılar. Ve bu ikisine de, "ateşe girenlerle beraber ateşe girin" denildi.

    [TAHRİM (66)/10]



  15. 26.Aralık.2010, 16:22
    8
    yaso-123
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2010
    Üye No: 80516
    Mesaj Sayısı: 418
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: ankara
    Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? (Araf Suresi, 80)
    "Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz." (Araf Suresi, 81)
    Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı. (Araf Suresi, 82)
    Bunun üzerine Biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Araf Suresi, 83)
    Ve onların üzerine bir (azap) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi, 84)
    Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik." (Hud Suresi, 70)
    İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çekişip-tartışmalara giriyor(du). (Hud Suresi, 74)
    Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi. (Hud Suresi, 77)
    Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?" (Hud Suresi, 78)
    Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun." (Hud Suresi, 79)
    Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." (Hud Suresi, 80)
    (Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (Hud Suresi, 81)
    Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık; (Hud Suresi, 82)
    Rabbinin Katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Hud Suresi, 83)
    "Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil." (Hud Suresi, 89)
    "Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız." (Hicr Suresi, 59)
    "Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır." (Hicr Suresi, 60)
    Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde, (Hicr Suresi, 61)
    (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz." (Hicr Suresi, 62)
    "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik." (Hicr Suresi, 63)
    "Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz." (Hicr Suresi, 64)
    "Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin." (Hicr Suresi, 65)
    Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (Hicr Suresi, 66)

    Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi. (Hicr Suresi, 67)
    (Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi. (Hicr Suresi, 68)
    Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin." (Hicr Suresi, 69)
    Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?" (Hicr Suresi, 70)
    Dedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım." (Hicr Suresi, 71)
    Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler. (Hicr Suresi, 72)
    Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi. (Hicr Suresi, 73)
    Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. (Hicr Suresi, 74)
    Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır. (Hicr Suresi, 75)
    O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır. (Hicr Suresi, 76)
    Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır. (Hicr Suresi, 77)
    Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. (Enbiya Suresi, 74)
    Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi. (Enbiya Suresi, 75)
    Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. (Şuara Suresi, 160)

    Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti. (Şuara Suresi, 161)
    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim." (Şuara Suresi, 162)
    "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin." (Şuara Suresi, 163)
    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 164)
    "Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? (Şuara Suresi, 165)
    "Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz." (Şuara Suresi, 166)
    Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın." (Şuara Suresi, 167)
    Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım." (Şuara Suresi, 168)
    "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar." (Şuara Suresi, 169)
    Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık. (Şuara Suresi, 170)
    Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç. (Şuara Suresi, 171)
    Sonra geride kalanları yerle bir ettik. (Şuara Suresi, 172)
    Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü. (Şuara Suresi, 173)
    Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. (Şuara Suresi, 174)
    Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir. (Şuara Suresi, 175)
    Lut da; hani kavmine demişti ki: "Siz, açıkça gördüğünüz halde, yine de o çirkin utanmazlığı yapacak mısınız?" (Neml Suresi, 54)
    "Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz." (Neml Suresi, 55)
    Kavminin cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka olmadı. (Neml Suresi, 56)
    Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 57)
    Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. (Neml Suresi, 58)
    Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah'mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" (Neml Suresi, 59)
    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." (Ankebut Suresi, 25)
    Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 26)
    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır. (Ankebut Suresi, 27)
    Lut da; hani kavmine demişti: "Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' yapıyorsunuz." (Ankebut Suresi, 28)
    "Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve biraraya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu. (Ankebut Suresi, 29)
    Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (Ankebut Suresi, 30)
    Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular.” (Ankebut Suresi, 31)
    Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu Biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır." (Ankebut Suresi, 32)
    Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır." (Ankebut Suresi, 33)
    "Şüphesiz Biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz." (Ankebut Suresi, 34)
    Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır. (Ankebut Suresi, 35)
    Gerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi. (Saffat Suresi, 133)
    Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık. (Saffat Suresi, 134)
    Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında. (Saffat Suresi, 135)
    Sonra geride kalanları yerle bir ettik. (Saffat Suresi, 136)
    Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti. (Saffat Suresi, 137)
    Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Saffat Suresi, 138)
    Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı). (Sad Suresi, 13)
    Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri, (Kaf Suresi, 13)
    Lut kavmi de uyarıları yalanladı. (Kamer Suresi, 33)
    Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azaptan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık; (Kamer Suresi, 34)
    Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. (Kamer Suresi, 35)
    Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler. (Kamer Suresi, 36)
    Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın." (Kamer Suresi, 37)
    Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azap yakalayıp-bastırıverdi. (Kamer Suresi, 38)
    Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın. (Kamer Suresi, 39)

    toprak kardeşim ben zaten yazımda belki sorun ortadan kalkabilir dedim yani kesin bişey yok belki uzak dururlarsa evlenecekleri zamana kadar bu sorundan kurtulurlar anlamında şöylemiştim yoksa tabikide sonrasında nolur onu kimse bilemez Allah bu durumdaki herkesin yardımcısı olsun :)


  16. 26.Aralık.2010, 16:22
    8
    Devamlı Üye
    Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? (Araf Suresi, 80)
    "Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz." (Araf Suresi, 81)
    Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı. (Araf Suresi, 82)
    Bunun üzerine Biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. (Araf Suresi, 83)
    Ve onların üzerine bir (azap) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi, 84)
    Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik." (Hud Suresi, 70)
    İbrahim'den korku gittiği ve ona müjde geldiği zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çekişip-tartışmalara giriyor(du). (Hud Suresi, 74)
    Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi. (Hud Suresi, 77)
    Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah'tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?" (Hud Suresi, 78)
    Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun." (Hud Suresi, 79)
    Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." (Hud Suresi, 80)
    (Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azap) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (Hud Suresi, 81)
    Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık; (Hud Suresi, 82)
    Rabbinin Katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Hud Suresi, 83)
    "Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil." (Hud Suresi, 89)
    "Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız." (Hicr Suresi, 59)
    "Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır." (Hicr Suresi, 60)
    Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde, (Hicr Suresi, 61)
    (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz." (Hicr Suresi, 62)
    "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik." (Hicr Suresi, 63)
    "Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz." (Hicr Suresi, 64)
    "Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin." (Hicr Suresi, 65)
    Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (Hicr Suresi, 66)

    Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi. (Hicr Suresi, 67)
    (Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi. (Hicr Suresi, 68)
    Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin." (Hicr Suresi, 69)
    Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?" (Hicr Suresi, 70)
    Dedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım." (Hicr Suresi, 71)
    Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler. (Hicr Suresi, 72)
    Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi. (Hicr Suresi, 73)
    Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. (Hicr Suresi, 74)
    Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır. (Hicr Suresi, 75)
    O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır. (Hicr Suresi, 76)
    Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır. (Hicr Suresi, 77)
    Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. (Enbiya Suresi, 74)
    Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi. (Enbiya Suresi, 75)
    Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. (Şuara Suresi, 160)

    Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti. (Şuara Suresi, 161)
    "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim." (Şuara Suresi, 162)
    "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin." (Şuara Suresi, 163)
    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 164)
    "Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? (Şuara Suresi, 165)
    "Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz." (Şuara Suresi, 166)
    Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın." (Şuara Suresi, 167)
    Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım." (Şuara Suresi, 168)
    "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar." (Şuara Suresi, 169)
    Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık. (Şuara Suresi, 170)
    Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç. (Şuara Suresi, 171)
    Sonra geride kalanları yerle bir ettik. (Şuara Suresi, 172)
    Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü. (Şuara Suresi, 173)
    Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. (Şuara Suresi, 174)
    Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir. (Şuara Suresi, 175)
    Lut da; hani kavmine demişti ki: "Siz, açıkça gördüğünüz halde, yine de o çirkin utanmazlığı yapacak mısınız?" (Neml Suresi, 54)
    "Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz." (Neml Suresi, 55)
    Kavminin cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka olmadı. (Neml Suresi, 56)
    Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azap içinde kalanlar arasında) takdir ettik. (Neml Suresi, 57)
    Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. (Neml Suresi, 58)
    Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah'mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" (Neml Suresi, 59)
    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." (Ankebut Suresi, 25)
    Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 26)
    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır. (Ankebut Suresi, 27)
    Lut da; hani kavmine demişti: "Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' yapıyorsunuz." (Ankebut Suresi, 28)
    "Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve biraraya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu. (Ankebut Suresi, 29)
    Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (Ankebut Suresi, 30)
    Bizim elçilerimiz İbrahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek şu ki, biz bu ülkenin halkını yıkıma uğratacağız. Çünkü onun halkı zalim oldular.” (Ankebut Suresi, 31)
    Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu Biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır." (Ankebut Suresi, 32)
    Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır." (Ankebut Suresi, 33)
    "Şüphesiz Biz, fasıklık yapmalarından dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azap indireceğiz." (Ankebut Suresi, 34)
    Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır. (Ankebut Suresi, 35)
    Gerçekten Lût da gönderilmiş (elçi)lerdendi. (Saffat Suresi, 133)
    Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık. (Saffat Suresi, 134)
    Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın dışında. (Saffat Suresi, 135)
    Sonra geride kalanları yerle bir ettik. (Saffat Suresi, 136)
    Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti. (Saffat Suresi, 137)
    Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Saffat Suresi, 138)
    Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı). (Sad Suresi, 13)
    Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri, (Kaf Suresi, 13)
    Lut kavmi de uyarıları yalanladı. (Kamer Suresi, 33)
    Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azaptan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık; (Kamer Suresi, 34)
    Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. (Kamer Suresi, 35)
    Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler. (Kamer Suresi, 36)
    Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın." (Kamer Suresi, 37)
    Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azap yakalayıp-bastırıverdi. (Kamer Suresi, 38)
    Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın. (Kamer Suresi, 39)

    toprak kardeşim ben zaten yazımda belki sorun ortadan kalkabilir dedim yani kesin bişey yok belki uzak dururlarsa evlenecekleri zamana kadar bu sorundan kurtulurlar anlamında şöylemiştim yoksa tabikide sonrasında nolur onu kimse bilemez Allah bu durumdaki herkesin yardımcısı olsun :)


  17. 26.Aralık.2010, 16:36
    9
    toprakd
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Aralık.2010
    Üye No: 82090
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 31

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    evet allah bu duruma düşürdüğü insanlara yardım etsin gerçekten.


    kafamı karıştıran şey şudur.

    allah kendi yarattığı şeyi neden bu kadar kesin çizgilerle yasaklasın.
    tamam kabul. kötüyü de o yarattı. iyinin kımeti bilinsin diye.
    ancak çözümü gösterdi de biz mi algılamadık.

    tekrar yineliyorum eşcinsellik doğuştan gelen bir hormon bozukluğudur.
    ve bir hastalık ya da seçim değildir.


  18. 26.Aralık.2010, 16:36
    9
    toprakd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    evet allah bu duruma düşürdüğü insanlara yardım etsin gerçekten.


    kafamı karıştıran şey şudur.

    allah kendi yarattığı şeyi neden bu kadar kesin çizgilerle yasaklasın.
    tamam kabul. kötüyü de o yarattı. iyinin kımeti bilinsin diye.
    ancak çözümü gösterdi de biz mi algılamadık.

    tekrar yineliyorum eşcinsellik doğuştan gelen bir hormon bozukluğudur.
    ve bir hastalık ya da seçim değildir.


  19. 26.Aralık.2010, 16:41
    10
    yaso-123
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2010
    Üye No: 80516
    Mesaj Sayısı: 418
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: ankara

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    belkide uzun uğraşlar sonucunda kurtulabilinecek birşeydir bu yüzden yasaklanmış olabilir sonuçta dinimizde herşeyin bir sebebi var bununda vardır ..Birde o insanların yerinde olmadan fikir yürütemiyorum dediğim gibi belkide başedilecek birşeydir


  20. 26.Aralık.2010, 16:41
    10
    Devamlı Üye
    belkide uzun uğraşlar sonucunda kurtulabilinecek birşeydir bu yüzden yasaklanmış olabilir sonuçta dinimizde herşeyin bir sebebi var bununda vardır ..Birde o insanların yerinde olmadan fikir yürütemiyorum dediğim gibi belkide başedilecek birşeydir


  21. 26.Aralık.2010, 17:27
    11
    toprakd
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Aralık.2010
    Üye No: 82090
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 31

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    eşcinsel birkaç arkadaşım var.
    aileleri tarafından dışlandı. sosyal olarak baskı altındalar.
    çözümleri yok.

    allahın onlara bahşetmiş olduğu hormonal farklılıkla savaştıkalrı yatmiyor gibi toplum onları alt tabakalara itti.
    ve islan geniş bir persfektif ile bakar her zaman olaylara.
    ama bunun çözümü getirmedi.

    bu insanlar (hem gay olup hem islamiyeti tam manası ile yaşamaya çalışanlar) buna dayana bilirlerse ermiş gibi birşey olmaları gerek.

    ki şu da var eşcinsel bir erkeğin bir kadınla evlenmeside durumu gözden geçirirsek haramdır.
    neden haramdır diye düşünen varsa dilerseniz onu da açıklayayım


  22. 26.Aralık.2010, 17:27
    11
    toprakd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    eşcinsel birkaç arkadaşım var.
    aileleri tarafından dışlandı. sosyal olarak baskı altındalar.
    çözümleri yok.

    allahın onlara bahşetmiş olduğu hormonal farklılıkla savaştıkalrı yatmiyor gibi toplum onları alt tabakalara itti.
    ve islan geniş bir persfektif ile bakar her zaman olaylara.
    ama bunun çözümü getirmedi.

    bu insanlar (hem gay olup hem islamiyeti tam manası ile yaşamaya çalışanlar) buna dayana bilirlerse ermiş gibi birşey olmaları gerek.

    ki şu da var eşcinsel bir erkeğin bir kadınla evlenmeside durumu gözden geçirirsek haramdır.
    neden haramdır diye düşünen varsa dilerseniz onu da açıklayayım


  23. 26.Aralık.2010, 17:32
    12
    yaso-123
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Kasım.2010
    Üye No: 80516
    Mesaj Sayısı: 418
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: ankara

    Yanıt: islam ve eşcinsel kavramı

    Açıklarsan çok sevinirim neden haramdır yani dinimizde eşcinsellerin karşı cinsle evlenmesi harammıdır ..Aslında tahmin edebiliyorum çünkü eşini gerçekten sevemiyebilir ve birçok konuda huzursuzluklar çıkar..

    Ben yinede muhakkak bir çözümü vardır diye düşünüyorum...


  24. 26.Aralık.2010, 17:32
    12
    Devamlı Üye
    Açıklarsan çok sevinirim neden haramdır yani dinimizde eşcinsellerin karşı cinsle evlenmesi harammıdır ..Aslında tahmin edebiliyorum çünkü eşini gerçekten sevemiyebilir ve birçok konuda huzursuzluklar çıkar..

    Ben yinede muhakkak bir çözümü vardır diye düşünüyorum...





+ Yorum Gönder
Git 12 Son