Konusunu Oylayın.: Yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?
  1. 06.Ocak.2011, 20:46
    13
    MelihEyüp
    Allah'tan korkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2010
    Üye No: 81088
    Mesaj Sayısı: 152
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 24
    Bulunduğu yer: sakarya

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    reklam


    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir? isimli yazı www.Mumsema.comYanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?
    En iyisi bunların hiç birşeyini dinlememek böyle hocalar müslümanlığa çok zarar veriyor hele türkçe namaz kılınır demek nasıl akla sığar anlamıyorum.Allah hiç birimizi böyle etmesin.


  2. 06.Ocak.2011, 20:46
    13
    Allah'tan korkar
    reklam


    En iyisi bunların hiç birşeyini dinlememek böyle hocalar müslümanlığa çok zarar veriyor hele türkçe namaz kılınır demek nasıl akla sığar anlamıyorum.Allah hiç birimizi böyle etmesin.


  3. 06.Ocak.2011, 21:20
    14
    bahadır emin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2009
    Üye No: 59587
    Mesaj Sayısı: 292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: istanbul

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    reklam


    Benim aklımın almadığı nokta şurası Bu kaşar nuriyi çoçukluğumdan beri bilirim. sapık olduğunu yeni yeni ehli sünnet kitaplarını okuyarak gördük. Peki bu adam yirmi senedir yüzde 99u müslüman olduğu söylenen bir memlekette böylesine rahat at koşturuyor da bi delikanlı ağzını burnunu niye kırmıyor? yolda rastlasam çok pis ufalicam.


  4. 06.Ocak.2011, 21:20
    14
    Devamlı Üye
    reklam


    Benim aklımın almadığı nokta şurası Bu kaşar nuriyi çoçukluğumdan beri bilirim. sapık olduğunu yeni yeni ehli sünnet kitaplarını okuyarak gördük. Peki bu adam yirmi senedir yüzde 99u müslüman olduğu söylenen bir memlekette böylesine rahat at koşturuyor da bi delikanlı ağzını burnunu niye kırmıyor? yolda rastlasam çok pis ufalicam.


  5. 06.Ocak.2011, 21:55
    15
    BİRDÜNYAUMUT
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mayıs.2010
    Üye No: 76324
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 47
    Bulunduğu yer: Çanakkale

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Sevgili Kardeşim.
    Mesele ağzını burnunu kırmak değil, konuşmamak, bildiğini savunmamakta yatıyor. ''Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır'' Hadisi şerifi ile amel etmeyi terk etmemizde yatıyor. Ya korkumuzdan, ya önem vermeyip küçümsediğimizden kurtlar kelebek oluyor, kuş oluyor ver büyüyor! Halkımız yıllarca TGRT'nin ''Çift niyetli namaz'' fetvaları ve ''Üveysilik'' benzeri hikayelerle aldatılmadı mı? Daha geçen gün bir kardeşimiz : ''Ben üveysi olacağım. Bu zamanda hakiki İslam Alimi, Mürşidi Kamil kalmamış. Hiç birine gönlüm yatmıyor. Gidip bir evliyanın mezarına onun ruhuna Fatiha göndereceğim. Her gece ve gündüz seçtiğim o veli kula hediyeler göndereceğim. Bdeni manevi talebeliğe alır ve yetiştirir.'' Diyor ve tanıdığı herkese bunu hararetle tavsiye ediyordu. Daha da kötüsü Ehl-i Sünnette 12 İmam inancının olduğunu iddia ediyor ve neden hiç bir kitapta 12 imama ait bir şey olmadığını sorgulayıp duruyordu!

    Nice insanlar müftülere, imamlara Bu eserlerden okudukları ile kafa tutmaya kalkıştı. Şimdide Abdülaziz Bayındır çıktı meydanlara! Artık hak getire! Ya susmaya ve kandırılmaya devam edeceğiz ya da Hakkı tutup kaldıranlardan olacağız İnşallah.


  6. 06.Ocak.2011, 21:55
    15
    Devamlı Üye
    Sevgili Kardeşim.
    Mesele ağzını burnunu kırmak değil, konuşmamak, bildiğini savunmamakta yatıyor. ''Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır'' Hadisi şerifi ile amel etmeyi terk etmemizde yatıyor. Ya korkumuzdan, ya önem vermeyip küçümsediğimizden kurtlar kelebek oluyor, kuş oluyor ver büyüyor! Halkımız yıllarca TGRT'nin ''Çift niyetli namaz'' fetvaları ve ''Üveysilik'' benzeri hikayelerle aldatılmadı mı? Daha geçen gün bir kardeşimiz : ''Ben üveysi olacağım. Bu zamanda hakiki İslam Alimi, Mürşidi Kamil kalmamış. Hiç birine gönlüm yatmıyor. Gidip bir evliyanın mezarına onun ruhuna Fatiha göndereceğim. Her gece ve gündüz seçtiğim o veli kula hediyeler göndereceğim. Bdeni manevi talebeliğe alır ve yetiştirir.'' Diyor ve tanıdığı herkese bunu hararetle tavsiye ediyordu. Daha da kötüsü Ehl-i Sünnette 12 İmam inancının olduğunu iddia ediyor ve neden hiç bir kitapta 12 imama ait bir şey olmadığını sorgulayıp duruyordu!

    Nice insanlar müftülere, imamlara Bu eserlerden okudukları ile kafa tutmaya kalkıştı. Şimdide Abdülaziz Bayındır çıktı meydanlara! Artık hak getire! Ya susmaya ve kandırılmaya devam edeceğiz ya da Hakkı tutup kaldıranlardan olacağız İnşallah.


  7. 11.Ocak.2011, 06:41
    16
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Neden Türkçe namaz kılınamaz, cahilliğimi mahzur görün?


  8. 11.Ocak.2011, 06:41
    16
    Küllinefsin zaikatül mevt
    Neden Türkçe namaz kılınamaz, cahilliğimi mahzur görün?


  9. 11.Ocak.2011, 07:43
    17
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Alıntı
    Nice insanlar müftülere, imamlara Bu eserlerden okudukları ile kafa tutmaya kalkıştı. Şimdide Abdülaziz Bayındır çıktı meydanlara! Artık hak getire! Ya susmaya ve kandırılmaya devam edeceğiz ya da Hakkı tutup kaldıranlardan olacağız İnşallah.
    Bayındırın Yaşar nuriden daha tehlikeli fetvalarının olduğuna inanıyorum.
    Çünkü yaşar nuriyi herkes tanıyor ama bayındırı maalesef kimse tanımıyor.

    Alıntı
    Neden Türkçe namaz kılınamaz, cahilliğimi mahzur görün?
    çünkü dinde öyle bir yeri yok. İslamın ilk yıllarında bile buna izin verilmemiş sadece farisi olan sahablerden selmanı farisi (ra) "öğreninceye kadar" bir süre verilmiştir.


  10. 11.Ocak.2011, 07:43
    17
    Özel Üye
    Alıntı
    Nice insanlar müftülere, imamlara Bu eserlerden okudukları ile kafa tutmaya kalkıştı. Şimdide Abdülaziz Bayındır çıktı meydanlara! Artık hak getire! Ya susmaya ve kandırılmaya devam edeceğiz ya da Hakkı tutup kaldıranlardan olacağız İnşallah.
    Bayındırın Yaşar nuriden daha tehlikeli fetvalarının olduğuna inanıyorum.
    Çünkü yaşar nuriyi herkes tanıyor ama bayındırı maalesef kimse tanımıyor.

    Alıntı
    Neden Türkçe namaz kılınamaz, cahilliğimi mahzur görün?
    çünkü dinde öyle bir yeri yok. İslamın ilk yıllarında bile buna izin verilmemiş sadece farisi olan sahablerden selmanı farisi (ra) "öğreninceye kadar" bir süre verilmiştir.


  11. 11.Ocak.2011, 15:30
    18
    Zeineb
    Küllinefsin zaikatül mevt

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ocak.2011
    Üye No: 82948
    Mesaj Sayısı: 214
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 30

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Sağolun, Allah razı olsun.


  12. 11.Ocak.2011, 15:30
    18
    Küllinefsin zaikatül mevt
    Sağolun, Allah razı olsun.


  13. 11.Ocak.2011, 22:37
    19
    bahadır emin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ekim.2009
    Üye No: 59587
    Mesaj Sayısı: 292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: istanbul

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Adamların tiplerinden belli oluyo zaten. Katil kılıklı hepsi.


  14. 11.Ocak.2011, 22:37
    19
    Devamlı Üye
    Adamların tiplerinden belli oluyo zaten. Katil kılıklı hepsi.


  15. 12.Ocak.2011, 02:36
    20
    handond
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Aralık.2010
    Üye No: 82080
    Mesaj Sayısı: 40
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 24

    Yanıt: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Kardeşim insanların Allahın yaratması olduğu şekillerine eleştiri getirmek doğru değildir şimdi ben burdaki gördüğüm birine senin gözlerin ne iğrenç desem hoş olurmu?Biz onların yaptığı fiilerden hoşnut değiliz tipleriyle uğraşmak hadimize değil o seçmedi o şekli Allah verdi.


  16. 12.Ocak.2011, 02:36
    20
    handond - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kardeşim insanların Allahın yaratması olduğu şekillerine eleştiri getirmek doğru değildir şimdi ben burdaki gördüğüm birine senin gözlerin ne iğrenç desem hoş olurmu?Biz onların yaptığı fiilerden hoşnut değiliz tipleriyle uğraşmak hadimize değil o seçmedi o şekli Allah verdi.


  17. 22.Ocak.2011, 16:22
    21
    yaseydi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ocak.2011
    Üye No: 83393
    Mesaj Sayısı: 64
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Artık İstanbul değil İzmir

    Cevap: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Bilindiği üzere Türkler toplu halde İslamiyeti ancak X. yüzyılda, uzun ve kanlı savaşlardan sonra kabul ettiler. Doğaldır ki Kuran da X. yüzyıla kadar türkçeye çevrilmemişti. Ama Samanoğulları’ndan Nuh’un oğlu I. Mansur’un iktidarı (961-976) zamanında Kuran’ın Farsçaya çevrilmesi işi resmen ele alındı.Maveraünnehr bilginleri XIV. Surenin 4. ayetine dayanarak Kuran’ın Arapçadan başka dillere çevrilmesinde sakınca olmadığı fetvasını verdiler. Bundan seksen-doksan yıl sonra Kaşgar’da Kuran türkçeye çevrildi. Günümüze kadar gelen bu en eski Kuran çevirileri dört nüshadır…

    Zamanla yayılan, geniş ülkelere yerleşen Türkler, İran ve Arap topraklarında Fars ve Arap dillerinin etkisinde kaldılar. Bu da Türk dilinin kimi bölgelerde büyük ölçüde ihmale uğraması sonucunu doğurdu. Arap ve fars dilleri türkçeye öylesine egemen oldu ki, bilim ve edebiyat türkçe değil arapça ve farsça yazıldı. Giderek Türkler için ulusal ve doğaldil olan türkçe bırakılıp devletin resmi dili farsça oldu. Bu bu değişimi Kuran’ın türkçelerinde izleyebiliyoruz.

    Bugün devlet kitaplıklarında veya özel kişilerin ellerinde bulunan yazma Kuran çevirilerinin önemli bölümlerinin karşılaştırılmasından ortaya bir gerçek çıkmaktadır: O da tümünün kökeninin dayandığı tek bir nüsha oluşudur. Bu tek nüsha XI. Yüzyıldaki anonim çeviridir. Bu kısa tarihçeden sonra Kuran’ın çevirilerinden okunmasının bir sakıncası olup olmadığını gene Kuran ayetlerinden öğrenelim.

    Ali İmran Suresi 138: ”Bu Kuran insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve öğüttür.”; İbrahim 4: ”Kendilerine apaçık anlatabilisin diye her peygambere KENDİ KAVMİNİN DİLİ İLE gönderdik.”; Meryem 97: ”Biz Kuran’ı Allah’a karşı gelmekten sakınanları müjdelemek ve inatçı kavmi uyarman için SENİN DİLİNDE İNDİREREK KOLAYLAŞTIRDIK.” İşte bu ayetler Kuran’ın İslam’ı kabul eden her kulun kendi dilinde okumasının olağan sayılacağını kanıtlar; ama bir ayet daha göstererek bunun, yani Kuran’ın anlaşılmasının zorunlu olduğunu vurgulamak istiyorum: Şu’ara 198-9: ”Biz Kuran’ı arapça bilmeyen kimselerden birine indirse idik de o bunları okusa idi, yine de ona inanmazlardı.”; Fussilet 44: ”Biz bu Kuran’ı YABANCI BİR DİLLE ORTAYA KOYSAYDIK… BİR ARAB’A YABANCI BİR DİLLE SÖYLENİR Mİ? Derlerdi.”; Duhan 58-9: ”Ey Muhammed biz öğüt alırlar diye Kuran’ı SENİN DİLİNDE İNDİREREK KOLAYCA ANLAŞILMASINI SAĞLADIK.” Bu ayetlerle ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da Allah’ın buyruklarının kulları tarafından apaçık anlaşılması amaçlanmıştır. Arap’ın anlayabilmesi için yabancı bir dilde değil de arapça indiren yüce Tanrı bir Türk’ün, bir Alman’ın, bir İngiliz’in anlayabilmesi için illa arapça öğrenmeyi zorunlu kılmış değildir kuşkusuz. Çünkü her vesile ile kolaylaştırmayı öngördüğünü bildirmektedir. Bunu yukarda Duhan, 59. ayetinde gördük.

    Bugün Hıristiyan dünyası bu aşamaları çoktan geride bıraktı. Kitab-ı Mukaddes’in Atik bölümü ibranicedir, Ahd-i Ceditü bölümü ise aramca. Her iki bölüm önce yunancaya sonra da latinceye çevrilmiştir. Batı Hıristiyanları latince bilmediklerinden dinsel yaşamlarını yüzyıllarca kilise adamlarının diktası altında sürdürdüler. XVI. Yüzyılda Luther ve Calvin’den sonra bu dikta çok kanlı bir biçimde sona erdi. Bugün kiliselerde Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) katolik ülkelerde bile her ülkenin kendi dilinde okunmaktadır.

    Bizde de bu ihtiyaç duyulmuştur. Hem de Osmanlı Devletinde dinsel bilimlerin en yüksek düzeyeulaştığı, bütün ülkenin medreseden yetişmiş bilginlerle dolup taştığı bir dönemde. Namaz kılanlar (Ehl-i Salat) namazda okunan kısa surelerin türkçeye çevrilmelerini istemişlerdir. Jalkın bu dileği bilginlerden MEHMED NİKSARİ (ölm.1810)’ye ulaşmış: o da İhlas suresini türkçeye çevirmiştir. Mehmed Niksari bunu şöyle anlatıyor: ”Kimi namaz kılan sofular demişler ki, biz arap dilini bilmiyoruz. Bilim adamı olan bir kişi namaz içinde okuduğumuz sırada onun anlamını türkçeye çevirse de onu işitsek, düşünsek ve bize huzur verse” Görülüyor ki, ister İslam’ın yayıldığı ilk yıllarda, isterse son dönemlerde olsun, din bilginleri katı ve tutucu görüşte direnmemişlerdir. Çünkü bir dini beğenmek ve inanmak için herşeyden önce onu anlamak gerekir. İslam dini arapça, Hz.Muhammed de Arap kökenli olduğundan Araplardan başka uluslar Tanrının buyrukların, yüzyıllar boyu ancak bu dili bile kişilerden öğrenebiliyorlardı. Bu da o kişlerin niyet ve çapları ölçüsünde gerçekleşebiliyordu.

    Hanefilik’in kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife, Şuara Suresinin 196.ve Ala Suresinin 18. ayetlerine dayanarak namazda okunan sure ayetlerinin aynı anlamı veren herhangi bir dilde okunabilmesinin caiz olduğunu açıkça bildirmişti. Gene bu konuda Ebu Bekir Razi Ahlam, ül-Kuran’ında Şuara Suresindeki bir ayete dayanarak ”Bu ayet Kuran’ın bir dilden başka bir dile naklolunmasının Kuran’ı Kuran olmaktan çıkarmayacağına delildir” diyerek İmam-ı Azam gibi Kuran’ın anlamından ibaret olduğunu açıklamaktadır.

    495 Hicri’de ölen Serahsi, Mebsut adlı yapıtında Ebu Hanife’nin namazda Kuran’ın arapçadan başka bir dilde okunmasını caiz gördüğünü söylediği sırada şöyle bir örnek veriyor: ”İranlılar, Selman’dan Fatiha Suresini farsçaya çevirip kendilerine göndermesini istemişler. Selman bu sureyi farsça yazıp kendilerine yollamış; onlar da namazda Fatiha’yı farsça olarak okumuşlardır.” İşte Ebu Hanife (ölm.H.150) buna da dayanarak namazın başka dillere çevrilmiş ayetlerle okunabileceği yargısına varmıştı. Ancak kimileri Ebu Hanife’nin sonradan bu içtihadından caydığını iddia ederek büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Eğer İmam-ı Azam bu fikrinden caymış olsaydı, ondan sonra gelenler kesintisiz bunu yineler dururlardı. Oysa bu iddiayı biz ancak İmam-ı Azam’dan iki hatta üç yüzyıl sonra yazılmış kitaplarda görmekteyiz. Oysa V. Hicri yüzyılda yaşamış olan Ebu bekir Razi’de olsun Serahsi’de olsun Ebu Hanife’nin bu içtihadından vazgeçtiğine ilişkin bir kayıt yoktur.

    Gerçek şudur ki, yüzyılların ötesinde varolan doğal ve akılcı anlayışın giderek kimi din öğreticilerinin Kuran’ın açık bildirilerine ters düşen tutucu bir yol izlemeleri Arap olmayan ulusların kaderinde tarihin yazdığı nice sayısız, hazin olaylara neden olmuştur.


  18. 22.Ocak.2011, 16:22
    21
    Devamlı Üye
    Bilindiği üzere Türkler toplu halde İslamiyeti ancak X. yüzyılda, uzun ve kanlı savaşlardan sonra kabul ettiler. Doğaldır ki Kuran da X. yüzyıla kadar türkçeye çevrilmemişti. Ama Samanoğulları’ndan Nuh’un oğlu I. Mansur’un iktidarı (961-976) zamanında Kuran’ın Farsçaya çevrilmesi işi resmen ele alındı.Maveraünnehr bilginleri XIV. Surenin 4. ayetine dayanarak Kuran’ın Arapçadan başka dillere çevrilmesinde sakınca olmadığı fetvasını verdiler. Bundan seksen-doksan yıl sonra Kaşgar’da Kuran türkçeye çevrildi. Günümüze kadar gelen bu en eski Kuran çevirileri dört nüshadır…

    Zamanla yayılan, geniş ülkelere yerleşen Türkler, İran ve Arap topraklarında Fars ve Arap dillerinin etkisinde kaldılar. Bu da Türk dilinin kimi bölgelerde büyük ölçüde ihmale uğraması sonucunu doğurdu. Arap ve fars dilleri türkçeye öylesine egemen oldu ki, bilim ve edebiyat türkçe değil arapça ve farsça yazıldı. Giderek Türkler için ulusal ve doğaldil olan türkçe bırakılıp devletin resmi dili farsça oldu. Bu bu değişimi Kuran’ın türkçelerinde izleyebiliyoruz.

    Bugün devlet kitaplıklarında veya özel kişilerin ellerinde bulunan yazma Kuran çevirilerinin önemli bölümlerinin karşılaştırılmasından ortaya bir gerçek çıkmaktadır: O da tümünün kökeninin dayandığı tek bir nüsha oluşudur. Bu tek nüsha XI. Yüzyıldaki anonim çeviridir. Bu kısa tarihçeden sonra Kuran’ın çevirilerinden okunmasının bir sakıncası olup olmadığını gene Kuran ayetlerinden öğrenelim.

    Ali İmran Suresi 138: ”Bu Kuran insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve öğüttür.”; İbrahim 4: ”Kendilerine apaçık anlatabilisin diye her peygambere KENDİ KAVMİNİN DİLİ İLE gönderdik.”; Meryem 97: ”Biz Kuran’ı Allah’a karşı gelmekten sakınanları müjdelemek ve inatçı kavmi uyarman için SENİN DİLİNDE İNDİREREK KOLAYLAŞTIRDIK.” İşte bu ayetler Kuran’ın İslam’ı kabul eden her kulun kendi dilinde okumasının olağan sayılacağını kanıtlar; ama bir ayet daha göstererek bunun, yani Kuran’ın anlaşılmasının zorunlu olduğunu vurgulamak istiyorum: Şu’ara 198-9: ”Biz Kuran’ı arapça bilmeyen kimselerden birine indirse idik de o bunları okusa idi, yine de ona inanmazlardı.”; Fussilet 44: ”Biz bu Kuran’ı YABANCI BİR DİLLE ORTAYA KOYSAYDIK… BİR ARAB’A YABANCI BİR DİLLE SÖYLENİR Mİ? Derlerdi.”; Duhan 58-9: ”Ey Muhammed biz öğüt alırlar diye Kuran’ı SENİN DİLİNDE İNDİREREK KOLAYCA ANLAŞILMASINI SAĞLADIK.” Bu ayetlerle ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da Allah’ın buyruklarının kulları tarafından apaçık anlaşılması amaçlanmıştır. Arap’ın anlayabilmesi için yabancı bir dilde değil de arapça indiren yüce Tanrı bir Türk’ün, bir Alman’ın, bir İngiliz’in anlayabilmesi için illa arapça öğrenmeyi zorunlu kılmış değildir kuşkusuz. Çünkü her vesile ile kolaylaştırmayı öngördüğünü bildirmektedir. Bunu yukarda Duhan, 59. ayetinde gördük.

    Bugün Hıristiyan dünyası bu aşamaları çoktan geride bıraktı. Kitab-ı Mukaddes’in Atik bölümü ibranicedir, Ahd-i Ceditü bölümü ise aramca. Her iki bölüm önce yunancaya sonra da latinceye çevrilmiştir. Batı Hıristiyanları latince bilmediklerinden dinsel yaşamlarını yüzyıllarca kilise adamlarının diktası altında sürdürdüler. XVI. Yüzyılda Luther ve Calvin’den sonra bu dikta çok kanlı bir biçimde sona erdi. Bugün kiliselerde Kitab-ı Mukaddes (Kutsal Kitap) katolik ülkelerde bile her ülkenin kendi dilinde okunmaktadır.

    Bizde de bu ihtiyaç duyulmuştur. Hem de Osmanlı Devletinde dinsel bilimlerin en yüksek düzeyeulaştığı, bütün ülkenin medreseden yetişmiş bilginlerle dolup taştığı bir dönemde. Namaz kılanlar (Ehl-i Salat) namazda okunan kısa surelerin türkçeye çevrilmelerini istemişlerdir. Jalkın bu dileği bilginlerden MEHMED NİKSARİ (ölm.1810)’ye ulaşmış: o da İhlas suresini türkçeye çevirmiştir. Mehmed Niksari bunu şöyle anlatıyor: ”Kimi namaz kılan sofular demişler ki, biz arap dilini bilmiyoruz. Bilim adamı olan bir kişi namaz içinde okuduğumuz sırada onun anlamını türkçeye çevirse de onu işitsek, düşünsek ve bize huzur verse” Görülüyor ki, ister İslam’ın yayıldığı ilk yıllarda, isterse son dönemlerde olsun, din bilginleri katı ve tutucu görüşte direnmemişlerdir. Çünkü bir dini beğenmek ve inanmak için herşeyden önce onu anlamak gerekir. İslam dini arapça, Hz.Muhammed de Arap kökenli olduğundan Araplardan başka uluslar Tanrının buyrukların, yüzyıllar boyu ancak bu dili bile kişilerden öğrenebiliyorlardı. Bu da o kişlerin niyet ve çapları ölçüsünde gerçekleşebiliyordu.

    Hanefilik’in kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife, Şuara Suresinin 196.ve Ala Suresinin 18. ayetlerine dayanarak namazda okunan sure ayetlerinin aynı anlamı veren herhangi bir dilde okunabilmesinin caiz olduğunu açıkça bildirmişti. Gene bu konuda Ebu Bekir Razi Ahlam, ül-Kuran’ında Şuara Suresindeki bir ayete dayanarak ”Bu ayet Kuran’ın bir dilden başka bir dile naklolunmasının Kuran’ı Kuran olmaktan çıkarmayacağına delildir” diyerek İmam-ı Azam gibi Kuran’ın anlamından ibaret olduğunu açıklamaktadır.

    495 Hicri’de ölen Serahsi, Mebsut adlı yapıtında Ebu Hanife’nin namazda Kuran’ın arapçadan başka bir dilde okunmasını caiz gördüğünü söylediği sırada şöyle bir örnek veriyor: ”İranlılar, Selman’dan Fatiha Suresini farsçaya çevirip kendilerine göndermesini istemişler. Selman bu sureyi farsça yazıp kendilerine yollamış; onlar da namazda Fatiha’yı farsça olarak okumuşlardır.” İşte Ebu Hanife (ölm.H.150) buna da dayanarak namazın başka dillere çevrilmiş ayetlerle okunabileceği yargısına varmıştı. Ancak kimileri Ebu Hanife’nin sonradan bu içtihadından caydığını iddia ederek büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir. Eğer İmam-ı Azam bu fikrinden caymış olsaydı, ondan sonra gelenler kesintisiz bunu yineler dururlardı. Oysa bu iddiayı biz ancak İmam-ı Azam’dan iki hatta üç yüzyıl sonra yazılmış kitaplarda görmekteyiz. Oysa V. Hicri yüzyılda yaşamış olan Ebu bekir Razi’de olsun Serahsi’de olsun Ebu Hanife’nin bu içtihadından vazgeçtiğine ilişkin bir kayıt yoktur.

    Gerçek şudur ki, yüzyılların ötesinde varolan doğal ve akılcı anlayışın giderek kimi din öğreticilerinin Kuran’ın açık bildirilerine ters düşen tutucu bir yol izlemeleri Arap olmayan ulusların kaderinde tarihin yazdığı nice sayısız, hazin olaylara neden olmuştur.


  19. 22.Ocak.2011, 18:09
    22
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    RAD SURESİ 25'nci Ayeti Kerime.....Allah'ı bilmelerine rağmen(inkar edip) kötü ahit verenler, Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği şeyleri (Akrabalık bağlarını) terk edenler ve yer yüzünde fesat çıkaranlar, işte lanet onlar içindir. ve kötü yurt (Cehennem) onlarındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır:Amma Allahın ahdini misak ile tevsık ettikten sonra nakzedenler ve Allahın raptedilmesini emrettiği rabıtaları koparanlar ve yer yüzünü fesada verenler, işte bunlar, lânet onlara, ve yurdun kötüsü onlara


    Süleyman Ateş:Ama Allah'a verdikleri sözü iyice pekiştirdikten sonra bozanlar ve Allâh'ın bitiştirilmesini istediği şeyi kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar... İşte la'net onlara, yurdun kötü sonucu da onlaradır.!

    Yaşar Nuri Öztürk:Allah'a verdikleri sözü, onu antlaşma haline getirdikten sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi parçalayanlar ve yeryüzünde bozgun çıkaranlara gelince, böyleleri için lanet var. Yurdun en kötüsü de onların olacak.

    Ayetler ve tercemeleri de yanlarında..... Sanırım kıyaslayabilirsiniz... Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  20. 22.Ocak.2011, 18:09
    22
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    RAD SURESİ 25'nci Ayeti Kerime.....Allah'ı bilmelerine rağmen(inkar edip) kötü ahit verenler, Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği şeyleri (Akrabalık bağlarını) terk edenler ve yer yüzünde fesat çıkaranlar, işte lanet onlar içindir. ve kötü yurt (Cehennem) onlarındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır:Amma Allahın ahdini misak ile tevsık ettikten sonra nakzedenler ve Allahın raptedilmesini emrettiği rabıtaları koparanlar ve yer yüzünü fesada verenler, işte bunlar, lânet onlara, ve yurdun kötüsü onlara


    Süleyman Ateş:Ama Allah'a verdikleri sözü iyice pekiştirdikten sonra bozanlar ve Allâh'ın bitiştirilmesini istediği şeyi kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar... İşte la'net onlara, yurdun kötü sonucu da onlaradır.!

    Yaşar Nuri Öztürk:Allah'a verdikleri sözü, onu antlaşma haline getirdikten sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi parçalayanlar ve yeryüzünde bozgun çıkaranlara gelince, böyleleri için lanet var. Yurdun en kötüsü de onların olacak.

    Ayetler ve tercemeleri de yanlarında..... Sanırım kıyaslayabilirsiniz... Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  21. 23.Ocak.2011, 13:03
    23
    nesrince
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Aralık.2010
    Üye No: 82075
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 66

    Cevap: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Selamunaleyküm...soruma verilen cevaplar için çok çok teşekkürler ediyorum...allah razı olsun...


  22. 23.Ocak.2011, 13:03
    23
    nesrince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Selamunaleyküm...soruma verilen cevaplar için çok çok teşekkürler ediyorum...allah razı olsun...


  23. 23.Ocak.2011, 13:08
    24
    nesrince
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Aralık.2010
    Üye No: 82075
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 66

    Cevap: yaşar nuri öztürk ve süleyman ateş hocalarımızın kuran mealleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

    Selamun aleyküm..birsüre önce oğlum eve kedi yavrusu aldı..zamanla alıştık ve çok sevdik.birgün aniden neolduğunu anlamadan öldü...çok üzüldük..neolur beni aydınlatın.hayvanlar öldüğünde neoluyolar?


  24. 23.Ocak.2011, 13:08
    24
    nesrince - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Selamun aleyküm..birsüre önce oğlum eve kedi yavrusu aldı..zamanla alıştık ve çok sevdik.birgün aniden neolduğunu anlamadan öldü...çok üzüldük..neolur beni aydınlatın.hayvanlar öldüğünde neoluyolar?





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son