Konusunu Oylayın.: Mezhep Nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 9 kişi
Mezhep Nedir?
  1. 23.Aralık.2010, 20:49
    1
    Star
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2010
    Üye No: 81663
    Mesaj Sayısı: 438
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Mezhep Nedir?






    Mezhep Nedir? Mumsema Arkadaşlar 4-6 aydan beri dinime bağlanmış durumdayım.Bu süre içerisinde iman ettiğimden eminim.Namazımı kılıyorum,orucumu tutuyorum,dini ve İslami konularla çok ilgileniyorum.Ancak daha önce Mezhep konusunu duymadım.Bana Mezheplerle ilgili geniş bilgi istiyorum.Allah şimdiden razı olsun


  2. 23.Aralık.2010, 20:49
    1
    Devamlı Üye



    Arkadaşlar 4-6 aydan beri dinime bağlanmış durumdayım.Bu süre içerisinde iman ettiğimden eminim.Namazımı kılıyorum,orucumu tutuyorum,dini ve İslami konularla çok ilgileniyorum.Ancak daha önce Mezhep konusunu duymadım.Bana Mezheplerle ilgili geniş bilgi istiyorum.Allah şimdiden razı olsun


    Benzer Konular

    - Mezhep nedir? Mezhep hakkında bilgi

    - Mezhep nedir? Mezhep terimi hakkında ansiklopedik bilgi

    - Mezhep nedir? İslami bir kavram olarak MEZHEP

    - Mezhep nedir bir mezhep seçmelimiyiz ?

    - Mezhep farklılıkları neden kaynaklanır, mezhep değiştirmek caiz midir?

  3. 23.Aralık.2010, 20:57
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Re: Mezhep Nedir?




    MEZHEP NEDİR?

    Mezhep Ne Demektir? Sözlükte "gidilecek yol, gidilecek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek" gibi anlamlara gelen mezhep, dinî bir kavram olarak, kendi içinde tutarlı bir metot ve düşünce sistemine sahip itikâdî ve amelî doktrin manasına gelir. Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarmada kullanılan deliller ile aslî delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimselerdir. Bu usül farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılıklar mezhepleri oluşturmuştur.
    İslâm literatüründe mezhepler itikadî mezhepler ve amelî (fıkhî) mezhepler olmak üzere ikiye ayrılır. Tarih sahnesine çıkışı bakımından itikâdî mezhepler daha önce olup, oluşmasının arkasında siyasî sebepler yatmaktadır. Hz. Osman'ın şehadetiyle başlayıp Hz. Ali'nin Cemel ve Sıffın savaşlarıyla devam eden siyasî olaylar sonucunda siyasî ağırlıklı olan Haricî ve Şiî mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bir müddet sonra da; fikir yönünden Cebriyye ve Mutezile gibi akımlar doğmuştur. İtikâdî mezheplerin ihtilaf noktalarını; hilâfet, büyük günah, kader, Allah'ın sıfatları ru'yetullah, insanın fiilleri, husun-kubuh, şefaat, nübüvvet, rızık, ecel gibi konular oluşturmaktadır. İtikâdî mezhepler ehl-i sünnet mezhepleri ve ehl-i sünnet dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet mezhepleri; Maturîdiyye, Eş'ariyye ve Selefiyye'dir. Ehl-i sünnetin dışındaki itikâdî mezheplerden Hâriciyye, Mutezîle, Şîa, Mürcie, Müşebbihe, Cebriyye ise, bunların meşhurlarındandır.
    Fıkhî mezheplerin ortaya çıkışı ise, dinî sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygambere sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamberden sonra, sahabe ve tabiûn döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı telakkiler, d) içtihat usûl ve gücünün farklılığı, e) sosyal ve tabiî çevrenin tesiri.
    Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok âlim ve müçtehit bulunmakta, soruları cevaplandırmakta ve davaları halletmektedirler; fakat bunlara izafe edilen bir mezhep yoktur. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, bir çok fıkhî mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak dört büyük amelî mezheb hala devam etmektedir. Bunlar; Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepleridir. Ehl-i sünnet akidesine mensup olanlar bu dört mezhebi benimsemişlerdir. Şiiler ise Caferîliği tercih etmişlerdir.
    Dördüncü asra kadar bir kimsenin, dinî-amelî hayatında bir mezhebe bağlanmasının gerekliliğini ortaya atan olmamıştır. Tatbikatta, müçtehit olmayanlar, herhangi bir müçtehitten meselesinin hükmünü sorar, aldığı fetvaya uyabilir; fakat artık bütün meselelerini aynı müçtehide sorma mecburiyetini hatırına bile getirmezdi. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi.
    Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. Bununla birlikte bir mezhebe bağlılığın lüzumu da gündeme gelmiştir. Sonra gelen âlimlerden mezhep mukallit ve mutaassıpları, her mükellefin dört mezhepten birine bağlanmasının vacip olduğunu ve mezhebini terk edene ta'zir tatbik edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Buna mukabil, diğer bazı usulcüler ise, bir mezhebe bağlanmanın gerekli olmadığını, belki caiz olabileceğini, gerektiğinde o mezhebi bırakıp başka bir mezhebe geçilebileceğini kabul etmişlerdir.
    Herhangi bir mezhebe bağımlı kalmanın gerekli olmadığını kabul edenler, bunun bir kolaylık, genişlik ve rahmet olduğunu ileri sürmüşler ve Hz. Peygambere atfedilen "Ümmetimin ihtilafı rahmettir." mealindeki hadisi delil olarak göstermişlerdir (Suyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, I/13; Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I/64).
    Herhangi bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak ne kadar hatalı ve yanlış ise, "içtihat edemeyen kişinin karşılaştığı bütün meselelerde belirli bir imamı taklit etmesi vacip değildir; dilediği müçtehidi taklit edebilir, zira ümmetin ihtilafı rahmettir." demek de o derece yanlıştır.
    Öncelikle ileri sürülen bu hadis sahih olmayıp, munkatı'dır. Ayrıca bu hadis, ittifakla ilgili pekçok âyet ve hadisle de çelişmektedir. Bu hadisin Hz. Peygamber'den varit olduğunu kabul etmiş olsak bile, bu anlamda söylenmediği, belki, değişik görüşlerin tartışılmasından, gerçeğin ortaya çıkacağına, fikir ve düşünce özgürlüğüne, farklı görüşlerin tartışıldığı bir ortamda düşünürlerin ufkunun daha geniş olacağına işaret ettiği söylenebilir. Doğru sadece bir tanedir. Bütün müçtehitler bu doğruya ulaşmak, onu bulmak için gayret sarf etmişlerdir. Eğer doğruya ulaşabilmişlerse iki sevap, hata etmişlerse bir sevap kazanmışlardır. Aynı şekilde, mukallitlerin de, doğruya ulaşmak için gayret sarf etmeleri gerekir. Dolayısıyla, delilsiz olarak, körü körüne taklit etmek yerine, delillerine bakılarak kanaat getirilmesi, yani ittiba edilmesi gerekir. "Pek çok müftü fetva verse de, kalbine danış." (Süyûtî, Câmi'u's-Sağîr, I/40) sözü buna işaret etmektedir. Vicdanen doğru olduğuna inanmadan bir fetvaya uymak caiz değildir. Sonuç olarak; herkesin, hükmü asıl kaynaklarından, Kur'ân ve sünnetten alması gerekir. Buna gücü yetmeyenler ise, bir imama veya müçtehide ittiba edebilir. İttiba ise körü körüne taklit anlamına gelmeyip, müçtehidin deliline bakarak tercihte bulunmak, onun görüşünü paylaşmak anlamını taşımaktadır. Bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak kadar, "kişi muhayyerdir, dilediği müçtehidi taklit eder" demek de doğru değildir. Verilen fetvanın, kişinin vicdanını tatmin etmesi gerekir. (İ.P.)


  4. 23.Aralık.2010, 20:57
    2
    Feseyekfikehumullah



    MEZHEP NEDİR?

    Mezhep Ne Demektir? Sözlükte "gidilecek yol, gidilecek yer, görüş, doktrin, akım, gitmek ve takip etmek" gibi anlamlara gelen mezhep, dinî bir kavram olarak, kendi içinde tutarlı bir metot ve düşünce sistemine sahip itikâdî ve amelî doktrin manasına gelir. Mezhep kurucusu imam veya müçtehit, hüküm çıkarmada kullanılan deliller ile aslî delillerden hüküm çıkarma metotlarını belirleyen kimselerdir. Bu usül farklılıkları ile bunlara dayalı olarak ortaya çıkan hükümlerdeki farklılıklar mezhepleri oluşturmuştur.
    İslâm literatüründe mezhepler itikadî mezhepler ve amelî (fıkhî) mezhepler olmak üzere ikiye ayrılır. Tarih sahnesine çıkışı bakımından itikâdî mezhepler daha önce olup, oluşmasının arkasında siyasî sebepler yatmaktadır. Hz. Osman'ın şehadetiyle başlayıp Hz. Ali'nin Cemel ve Sıffın savaşlarıyla devam eden siyasî olaylar sonucunda siyasî ağırlıklı olan Haricî ve Şiî mezhepleri ortaya çıkmıştır. Bir müddet sonra da; fikir yönünden Cebriyye ve Mutezile gibi akımlar doğmuştur. İtikâdî mezheplerin ihtilaf noktalarını; hilâfet, büyük günah, kader, Allah'ın sıfatları ru'yetullah, insanın fiilleri, husun-kubuh, şefaat, nübüvvet, rızık, ecel gibi konular oluşturmaktadır. İtikâdî mezhepler ehl-i sünnet mezhepleri ve ehl-i sünnet dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet mezhepleri; Maturîdiyye, Eş'ariyye ve Selefiyye'dir. Ehl-i sünnetin dışındaki itikâdî mezheplerden Hâriciyye, Mutezîle, Şîa, Mürcie, Müşebbihe, Cebriyye ise, bunların meşhurlarındandır.
    Fıkhî mezheplerin ortaya çıkışı ise, dinî sebeplere dayanmaktadır. Hz. Peygamber döneminde bir ihtilaf söz konusu değildi. Zira bir problem olduğunda Hz. Peygambere sorularak çözümleniyordu. Hz. Peygamberden sonra, sahabe ve tabiûn döneminden itibaren görüş ayrılığı başlamış, asr-ı saadetten uzaklaştıkça da bu ihtilaflar çoğalmıştır. Bu görüş ayrılıklarının sebepleri şöyle sıralanabilir; a) Kitap ve sünnette geçen bazı kelime ve cümlelerin farklı anlaşılması ve yorumlanması, b) sözün hakikat veya mecaz anlamlarına çekilebilmesi, c) hadislerin bilinmemesi, sıhhat derecesi ve ölçüsü konusundaki farklı telakkiler, d) içtihat usûl ve gücünün farklılığı, e) sosyal ve tabiî çevrenin tesiri.
    Bu sebeplerden kaynaklanan görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, müçtehit imamlar devrine kadar mezheplerden söz edilmemektedir. Her merkezde birçok âlim ve müçtehit bulunmakta, soruları cevaplandırmakta ve davaları halletmektedirler; fakat bunlara izafe edilen bir mezhep yoktur. Bu devirde, fıkhın ve fıkıh usulünün tedvin edilmesi, nazari konularda içtihat edilmeye başlanması, fıkıh mekteplerinin teşekkül ederek münazara ve münakaşaların başlaması gibi sebeplerle mezhepler oluşmuş, bir çok fıkhî mezhep ya da düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü, taraftar bulamadığı için zamanla yok olmuştur. Ancak dört büyük amelî mezheb hala devam etmektedir. Bunlar; Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepleridir. Ehl-i sünnet akidesine mensup olanlar bu dört mezhebi benimsemişlerdir. Şiiler ise Caferîliği tercih etmişlerdir.
    Dördüncü asra kadar bir kimsenin, dinî-amelî hayatında bir mezhebe bağlanmasının gerekliliğini ortaya atan olmamıştır. Tatbikatta, müçtehit olmayanlar, herhangi bir müçtehitten meselesinin hükmünü sorar, aldığı fetvaya uyabilir; fakat artık bütün meselelerini aynı müçtehide sorma mecburiyetini hatırına bile getirmezdi. Âlimler de, mezhep hükümlerine, imamın görüşlerine göre değil, kitap ve sünnet delillerine göre hüküm verirlerdi.
    Mezheplerin teşekkülünden bir müddet sonra, içtihat terbiye ve kültürünün değişip zayıflaması, hazır hükümlerin çoğalması, siyasî baskı gibi çeşitli nedenlerle mezhep taassubu meydana gelmiştir. Bununla birlikte bir mezhebe bağlılığın lüzumu da gündeme gelmiştir. Sonra gelen âlimlerden mezhep mukallit ve mutaassıpları, her mükellefin dört mezhepten birine bağlanmasının vacip olduğunu ve mezhebini terk edene ta'zir tatbik edilmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Buna mukabil, diğer bazı usulcüler ise, bir mezhebe bağlanmanın gerekli olmadığını, belki caiz olabileceğini, gerektiğinde o mezhebi bırakıp başka bir mezhebe geçilebileceğini kabul etmişlerdir.
    Herhangi bir mezhebe bağımlı kalmanın gerekli olmadığını kabul edenler, bunun bir kolaylık, genişlik ve rahmet olduğunu ileri sürmüşler ve Hz. Peygambere atfedilen "Ümmetimin ihtilafı rahmettir." mealindeki hadisi delil olarak göstermişlerdir (Suyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, I/13; Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I/64).
    Herhangi bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak ne kadar hatalı ve yanlış ise, "içtihat edemeyen kişinin karşılaştığı bütün meselelerde belirli bir imamı taklit etmesi vacip değildir; dilediği müçtehidi taklit edebilir, zira ümmetin ihtilafı rahmettir." demek de o derece yanlıştır.
    Öncelikle ileri sürülen bu hadis sahih olmayıp, munkatı'dır. Ayrıca bu hadis, ittifakla ilgili pekçok âyet ve hadisle de çelişmektedir. Bu hadisin Hz. Peygamber'den varit olduğunu kabul etmiş olsak bile, bu anlamda söylenmediği, belki, değişik görüşlerin tartışılmasından, gerçeğin ortaya çıkacağına, fikir ve düşünce özgürlüğüne, farklı görüşlerin tartışıldığı bir ortamda düşünürlerin ufkunun daha geniş olacağına işaret ettiği söylenebilir. Doğru sadece bir tanedir. Bütün müçtehitler bu doğruya ulaşmak, onu bulmak için gayret sarf etmişlerdir. Eğer doğruya ulaşabilmişlerse iki sevap, hata etmişlerse bir sevap kazanmışlardır. Aynı şekilde, mukallitlerin de, doğruya ulaşmak için gayret sarf etmeleri gerekir. Dolayısıyla, delilsiz olarak, körü körüne taklit etmek yerine, delillerine bakılarak kanaat getirilmesi, yani ittiba edilmesi gerekir. "Pek çok müftü fetva verse de, kalbine danış." (Süyûtî, Câmi'u's-Sağîr, I/40) sözü buna işaret etmektedir. Vicdanen doğru olduğuna inanmadan bir fetvaya uymak caiz değildir. Sonuç olarak; herkesin, hükmü asıl kaynaklarından, Kur'ân ve sünnetten alması gerekir. Buna gücü yetmeyenler ise, bir imama veya müçtehide ittiba edebilir. İttiba ise körü körüne taklit anlamına gelmeyip, müçtehidin deliline bakarak tercihte bulunmak, onun görüşünü paylaşmak anlamını taşımaktadır. Bir mezhebe bağlılığın gerekliliğini savunmak kadar, "kişi muhayyerdir, dilediği müçtehidi taklit eder" demek de doğru değildir. Verilen fetvanın, kişinin vicdanını tatmin etmesi gerekir. (İ.P.)


  5. 23.Aralık.2010, 21:03
    3
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Ayrıca mezhebiniz yokmu?


  6. 23.Aralık.2010, 21:03
    3
    Devamlı Üye
    Ayrıca mezhebiniz yokmu?


  7. 23.Aralık.2010, 21:44
    4
    Star
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2010
    Üye No: 81663
    Mesaj Sayısı: 438
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Bu dört büyük mezhebi bana açıklar mısınız?


  8. 23.Aralık.2010, 21:44
    4
    Devamlı Üye
    Bu dört büyük mezhebi bana açıklar mısınız?


  9. 23.Aralık.2010, 23:26
    5
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Yanıt: Mezhep Nedir?

  10. 24.Aralık.2010, 00:15
    6
    Star
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2010
    Üye No: 81663
    Mesaj Sayısı: 438
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Bu akşam okuyamıyorum çok uykum var ama yarın baştan sona detaylı bir şekilde okumaya kararlıyım.Allah razı olsun senden


  11. 24.Aralık.2010, 00:15
    6
    Devamlı Üye
    Bu akşam okuyamıyorum çok uykum var ama yarın baştan sona detaylı bir şekilde okumaya kararlıyım.Allah razı olsun senden


  12. 24.Aralık.2010, 00:48
    7
    MelihEyüp
    Allah'tan korkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Aralık.2010
    Üye No: 81088
    Mesaj Sayısı: 152
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 24
    Bulunduğu yer: sakarya

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Hangisi kolayına gelirse seç herhangi bir sakıncası olmaz.4 mezhep olması biz müslümanlara rahmettir Allah'a çok şükür.


  13. 24.Aralık.2010, 00:48
    7
    Allah'tan korkar
    Hangisi kolayına gelirse seç herhangi bir sakıncası olmaz.4 mezhep olması biz müslümanlara rahmettir Allah'a çok şükür.


  14. 24.Aralık.2010, 12:32
    8
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Alıntı
    Allah razı olsun senden
    ecmain olsun kardeşim.


  15. 24.Aralık.2010, 12:32
    8
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Allah razı olsun senden
    ecmain olsun kardeşim.


  16. 24.Aralık.2010, 15:34
    9
    Star
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2010
    Üye No: 81663
    Mesaj Sayısı: 438
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    Peki arkadaşlar Mezhep seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Nasıl seçmeliyiz? Mezhebi seçtiğimiz zaman sadece ona uymak mı gerek?

    Bu konuda beni aydınlatırsanız çok memnun olurum.Çünkü gerçekten yeniyim Mezheplerde.Allah razı olsun



  17. 24.Aralık.2010, 15:34
    9
    Devamlı Üye
    Peki arkadaşlar Mezhep seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Nasıl seçmeliyiz? Mezhebi seçtiğimiz zaman sadece ona uymak mı gerek?

    Bu konuda beni aydınlatırsanız çok memnun olurum.Çünkü gerçekten yeniyim Mezheplerde.Allah razı olsun



  18. 24.Aralık.2010, 20:12
    10
    yeşil sancak
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2010
    Üye No: 74102
    Mesaj Sayısı: 170
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    memlekette daha çok hanefi mezhebi yaygın olduğu için hanefi mezhebinin fıkhına göre amel edebilirsin...bir sorun olduğu zaman cevabına daha çabuk ulaşabilirsin... bir mezhebin fıkhına uyman yeterlidir.... sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...


  19. 24.Aralık.2010, 20:12
    10
    yeşil sancak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    memlekette daha çok hanefi mezhebi yaygın olduğu için hanefi mezhebinin fıkhına göre amel edebilirsin...bir sorun olduğu zaman cevabına daha çabuk ulaşabilirsin... bir mezhebin fıkhına uyman yeterlidir.... sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...


  20. 24.Aralık.2010, 21:59
    11
    Allahın1Kulu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Temmuz.2010
    Üye No: 77592
    Mesaj Sayısı: 153
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    benimde bir sorum olcak bu mezheplerin hepsi Allah katında geçerli değil mi ? yani demek istediğim mezhepler arasında birbirlerine çok zıt düşecek durumlar varmı birinin ak dediğine diğeri kara demiyor değilmi ?


  21. 24.Aralık.2010, 21:59
    11
    Devamlı Üye
    benimde bir sorum olcak bu mezheplerin hepsi Allah katında geçerli değil mi ? yani demek istediğim mezhepler arasında birbirlerine çok zıt düşecek durumlar varmı birinin ak dediğine diğeri kara demiyor değilmi ?


  22. 24.Aralık.2010, 22:11
    12
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Yanıt: Mezhep Nedir?

    yeşil sancak Nickli Üyeden Alıntı
    memlekette daha çok hanefi mezhebi yaygın olduğu için hanefi mezhebinin fıkhına göre amel edebilirsin...bir sorun olduğu zaman cevabına daha çabuk ulaşabilirsin... bir mezhebin fıkhına uyman yeterlidir.... sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...
    Alakasız, işi sadece bir ilmihal bitirebilir.

    Kardeşim sen o mezheplere bak hangisi sana daha uygun ve kolayına gelirse onu seç sonrada o mezhep'in bir ilmihal kitabını al onu baştan sona okuyup bitirirsin herşeyi orada bulursun.


    hanefi mezhebini seçersen mesela örnek güzeldir.
    yeşil sancak Nickli Üyeden Alıntı
    sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...
    4 üde hak mezhepdir.İstediğini seç en çok türkiyede hanefi ve şafii mezhebinden insanlar var.

    Mesela şu hususları göz önünde bulundurabilirsin
    .

    Şafide erkek eli bayan eline değdimi abdest bozulur hanefide bozulmaz
    .
    Hanefide vucuttan kan aktığında(elin falan kanarsa mesela) abdest bozulur şafiide bozulmaz.

    bunun gibi örnekler var
    .



    Allahın1Kulu Nickli Üyeden Alıntı
    benimde bir sorum olcak bu mezheplerin hepsi Allah katında geçerli değil mi ? yani demek istediğim mezhepler arasında birbirlerine çok zıt düşecek durumlar varmı birinin ak dediğine diğeri kara demiyor değilmi ?
    Mezhebe göre hesaba çekilme yoktur.


  23. 24.Aralık.2010, 22:11
    12
    Devamlı Üye
    yeşil sancak Nickli Üyeden Alıntı
    memlekette daha çok hanefi mezhebi yaygın olduğu için hanefi mezhebinin fıkhına göre amel edebilirsin...bir sorun olduğu zaman cevabına daha çabuk ulaşabilirsin... bir mezhebin fıkhına uyman yeterlidir.... sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...
    Alakasız, işi sadece bir ilmihal bitirebilir.

    Kardeşim sen o mezheplere bak hangisi sana daha uygun ve kolayına gelirse onu seç sonrada o mezhep'in bir ilmihal kitabını al onu baştan sona okuyup bitirirsin herşeyi orada bulursun.


    hanefi mezhebini seçersen mesela örnek güzeldir.
    yeşil sancak Nickli Üyeden Alıntı
    sana Ömer Nasuhi Bilmen Hz. lerinin Büyük İslam İlmihalini tavsiye ederim...
    4 üde hak mezhepdir.İstediğini seç en çok türkiyede hanefi ve şafii mezhebinden insanlar var.

    Mesela şu hususları göz önünde bulundurabilirsin
    .

    Şafide erkek eli bayan eline değdimi abdest bozulur hanefide bozulmaz
    .
    Hanefide vucuttan kan aktığında(elin falan kanarsa mesela) abdest bozulur şafiide bozulmaz.

    bunun gibi örnekler var
    .



    Allahın1Kulu Nickli Üyeden Alıntı
    benimde bir sorum olcak bu mezheplerin hepsi Allah katında geçerli değil mi ? yani demek istediğim mezhepler arasında birbirlerine çok zıt düşecek durumlar varmı birinin ak dediğine diğeri kara demiyor değilmi ?
    Mezhebe göre hesaba çekilme yoktur.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son