Konusunu Oylayın.: 3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim?
  1. 06.Temmuz.2007, 00:39
    1
    asooo
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Haziran.2007
    Üye No: 868
    Mesaj Sayısı: 435
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 35

    3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim?






    3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim? Mumsema ogluma nasil anlatacagim,onu nasil korkuundu yenmesine yardimci olacagim bilmiyorum.tam ögrenme zamani oldugu icin herseyi soruyo ben allahtan korkulmayacagini söylüyorum ama beceremiyorum galiba,gece ciglik atip kalkiyo.yatagina cevsen koyuyorum,gece sen allahi yanima koymadin diye agliyo ne yapmam lazim,nasil anlatmaliyim?


  2. 06.Temmuz.2007, 00:39
    1
    Kıdemli Üye



    ogluma nasil anlatacagim,onu nasil korkuundu yenmesine yardimci olacagim bilmiyorum.tam ögrenme zamani oldugu icin herseyi soruyo ben allahtan korkulmayacagini söylüyorum ama beceremiyorum galiba,gece ciglik atip kalkiyo.yatagina cevsen koyuyorum,gece sen allahi yanima koymadin diye agliyo ne yapmam lazim,nasil anlatmaliyim?


    Benzer Konular

    - İçimizdeki korkuyu nasıl yeneriz ?

    - Korkuyu giderecek dualar

    - Korkuyu yenmek için yapılacak dua?

    - Oglum bizi hiç kale almıyor.

    - 15 yasinda masturbasyondan kurtulmak için inandırıcı çareler nelerdir?

  3. 06.Temmuz.2007, 00:42
    2
    gulesevdali
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Haziran.2007
    Üye No: 1149
    Mesaj Sayısı: 52
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 35
    Bulunduğu yer: Uzak Diyarlardan

    --->: kardeslerim,3,5yasinda bir oglum var,allahtan korkuyo




    Çocuklarımıza Allahı Nasıl Anlatacağız?

    Çocuklar hikaye ile anlatılan konuları daha kolay ve daha istekli öğrenirler. Allahı ve sıfatlarını öğretirken Lokman(a.s.) ile oğlu arasında geçen konuşmaları hikaye şeklinde anlatabiliriz. Ben çocuklarıma Peygamberimizi anlatırken çocukları ne kadar çok sevdiğini torunları Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimizden ve kızı Fatıma anamızdan örnekler vererek hikaye şeklinde anlatmıştım. Keza gösterdiği mucizeleri anlatırken de hikaye yolunu seçmiştim. Meselâ, sevgili Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir hicret için Sevr mağarasına gizlendiklerinde yaşanan örümcek ve güvercin mucizesini hikaye suretinde anlattığımda, oğlum dört yaşındaydı. O kadar hoşuna gitmişti ki, Babacığım, bir daha anlat demişti.
    Lokmanın(a.s.) oğluna yaptığı öğütlere baktığımızda ilk sırada Allahtan başka ilâh yoktur inancının geldiğini görüyoruz. Lokman oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum, dedi, Allaha ortak koşma, çünkü bu büyük bir haksızlıktır (bkz. Kurân, 31:13). Biz de, bu âyetten hareketle, çocuklarımıza Allahın büyüklüğünü anlatacağız. Kâinatı, güneşi, yıldızları, ayı, dünyayı ve üzerindeki bütün canlıları yaratan Odur. Dünyanın en güçlü kralına da, küçücük sineğe de can veren Odur. Allahtan başka ilâh yoktur. İbadete ve duaya lâyık ancak Odur. Ancak Allahın önünde eğilir (namaz kılar) ve gücümüzün yetmediği şeyleri Ondan isteriz. Eğer Allahı unutur, mal, para ve makam elde etmek için başkalarının önünde eğilirsek Allaha ortak koşmuş, büyük bir haksızlık yapmış oluruz.
    Lokman(a.s.) öğüdüne devamla, Yavrucuğum, dedi, yaptığın en küçük bir iş (iyilik veya kötülük) bir kayanın içinde, göklerde veya yerin derinliklerinde olsa dahi Allah onu görür. Doğrusu Allahın her şeyden haberi vardır. (bkz. Kurân, 31:16). Biz de Lokman(a.s.) gibi, çocuklarımıza Allahın yaptığımız herşeyi gördüğünü, aklımızdan ve kalbimizden geçen en gizli duyguları bildiğini, Ondan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğimizi, iyi şeyler yaptığımızda çok hoşuna gideceğini ve bizi seveceğini anlatmalıyız.
    Sonraki âyetlerde, Lokman (a.s.): Yavrucuğum, der, namazı kıl, (insanlara) iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. İnsanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Konuşurken sesini yükseltme, unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir. Doğrusu bunlar üzerinde durulmaya değer şeylerdir (bkz. Kurân, 31:17-19). Bu âyetlerde hem Allaha, hem de Onun yarattığı insanlara karşı görevlerimiz sıralanmakta; adab-ı muaşeret kurallarının bir özeti verilmektedir. Bunları çocuklarımıza anlatırken kelime ve açıklamalarımızı onların yaşına ve anlayışına göre seçmemiz gerekir.

    Sorulara Çocuk Mantığı ile Yaklaşmalıyız

    Çocukların her konudaki sorularına cevap verirken yetişkin mantığı ile değil, çocuk mantığı ile düşünmeliyiz. Yapacağımız küçük bir hata onların zihinlerini karıştırmaya yetecektir. Çocuklar dört yaşına kadar ben-merkezci bir düşünceye sahiptir. Canlı cansız ayırımı yapamazlar; onlara göre herşey canlıdır. Bu sebeple masallarda geçen olayların tamamına inanırlar, uydurma olduğunu düşünmezler.
    Okul öncesi eğitimde masalların ve dinî hikayelerin rolü büyüktür. Masal kahramanlarının şahsında doğru davranışları öğretmek kolaylaşır. Çocuk kendisini kahramanın yerine koyar, onunla özdeşleşir.
    Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler. Bir anne anlatmıştı: Dört yaşındaki çocuğum bana, Anne, dedi, neden Allahı göremiyoruz? Ben de, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz, dedim. Kendi kendine mırıldandı: Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz. Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı. Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir. Niçin Allahı göremiyoruz, Allah nerededir, ne kadar büyüktür? gibi soruların cevabını vermemiz ve onların şüphelerini ve zihinlerindeki yanlış imajları düzeltmemiz gerekir. Ben, on yaşında bu soruları soran oğluma karşılıklı diyalog yoluyla cevap vermiştim. Önümüzde duran masayı göstererek sordum:
    Bu masa kendi kendine olur mu?
    Olmaz.
    Yani bunu yapan biri var, diyorsun.
    Evet.
    Şu giydiğimiz terlikler ve ayakkabılar da kendi kendine olmaz, değil mi?
    Olmaz.
    Onları kim yapıyor?
    Adamlar.
    Evet, adamlar yapıyor. Biz onlara ayakkabıcı diyoruz.
    Ayakkabı kendisini yapan ayakkabıcıya hiç benziyor mu? Ayakkabıcının ağzı, gözü, kulağı, ayağı, kolu var, yürüyor ve konuşuyor. Ayakkabıya bakıyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü var ne de kulağı, ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor, değil mi?
    Evet.
    Basit bir masa ve ayakkabı kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördüğümüz güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız şu dünya kendi kendine olur mu?
    Olmaz.
    Demek onları yapan, yani yaratan biri var. Kimdir O?
    Allah.
    Evet, dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Biri var ve biz Ona Allah diyoruz. Nasıl ayakkabıcı yaptığı ayakkabıya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez. Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus şeylerdir. Allah, bize benzemediği için bunlardan hiçbirine ihtiyacı yoktur. Allahın varlığını biliyoruz, ama Onu göremiyoruz. Duyularımız, aklımız ve bilgimiz sınırlı olduğu için herşeyi göremez, herşeyi duyamaz ve herşeyi bilemeyiz. Allah melekleri nurdan yarattığı için onları da göremiyoruz.


    Selam ve dua ile


  4. 06.Temmuz.2007, 00:42
    2
    Seyirci Üye



    Çocuklarımıza Allahı Nasıl Anlatacağız?

    Çocuklar hikaye ile anlatılan konuları daha kolay ve daha istekli öğrenirler. Allahı ve sıfatlarını öğretirken Lokman(a.s.) ile oğlu arasında geçen konuşmaları hikaye şeklinde anlatabiliriz. Ben çocuklarıma Peygamberimizi anlatırken çocukları ne kadar çok sevdiğini torunları Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimizden ve kızı Fatıma anamızdan örnekler vererek hikaye şeklinde anlatmıştım. Keza gösterdiği mucizeleri anlatırken de hikaye yolunu seçmiştim. Meselâ, sevgili Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir hicret için Sevr mağarasına gizlendiklerinde yaşanan örümcek ve güvercin mucizesini hikaye suretinde anlattığımda, oğlum dört yaşındaydı. O kadar hoşuna gitmişti ki, Babacığım, bir daha anlat demişti.
    Lokmanın(a.s.) oğluna yaptığı öğütlere baktığımızda ilk sırada Allahtan başka ilâh yoktur inancının geldiğini görüyoruz. Lokman oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum, dedi, Allaha ortak koşma, çünkü bu büyük bir haksızlıktır (bkz. Kurân, 31:13). Biz de, bu âyetten hareketle, çocuklarımıza Allahın büyüklüğünü anlatacağız. Kâinatı, güneşi, yıldızları, ayı, dünyayı ve üzerindeki bütün canlıları yaratan Odur. Dünyanın en güçlü kralına da, küçücük sineğe de can veren Odur. Allahtan başka ilâh yoktur. İbadete ve duaya lâyık ancak Odur. Ancak Allahın önünde eğilir (namaz kılar) ve gücümüzün yetmediği şeyleri Ondan isteriz. Eğer Allahı unutur, mal, para ve makam elde etmek için başkalarının önünde eğilirsek Allaha ortak koşmuş, büyük bir haksızlık yapmış oluruz.
    Lokman(a.s.) öğüdüne devamla, Yavrucuğum, dedi, yaptığın en küçük bir iş (iyilik veya kötülük) bir kayanın içinde, göklerde veya yerin derinliklerinde olsa dahi Allah onu görür. Doğrusu Allahın her şeyden haberi vardır. (bkz. Kurân, 31:16). Biz de Lokman(a.s.) gibi, çocuklarımıza Allahın yaptığımız herşeyi gördüğünü, aklımızdan ve kalbimizden geçen en gizli duyguları bildiğini, Ondan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğimizi, iyi şeyler yaptığımızda çok hoşuna gideceğini ve bizi seveceğini anlatmalıyız.
    Sonraki âyetlerde, Lokman (a.s.): Yavrucuğum, der, namazı kıl, (insanlara) iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. İnsanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Konuşurken sesini yükseltme, unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir. Doğrusu bunlar üzerinde durulmaya değer şeylerdir (bkz. Kurân, 31:17-19). Bu âyetlerde hem Allaha, hem de Onun yarattığı insanlara karşı görevlerimiz sıralanmakta; adab-ı muaşeret kurallarının bir özeti verilmektedir. Bunları çocuklarımıza anlatırken kelime ve açıklamalarımızı onların yaşına ve anlayışına göre seçmemiz gerekir.

    Sorulara Çocuk Mantığı ile Yaklaşmalıyız

    Çocukların her konudaki sorularına cevap verirken yetişkin mantığı ile değil, çocuk mantığı ile düşünmeliyiz. Yapacağımız küçük bir hata onların zihinlerini karıştırmaya yetecektir. Çocuklar dört yaşına kadar ben-merkezci bir düşünceye sahiptir. Canlı cansız ayırımı yapamazlar; onlara göre herşey canlıdır. Bu sebeple masallarda geçen olayların tamamına inanırlar, uydurma olduğunu düşünmezler.
    Okul öncesi eğitimde masalların ve dinî hikayelerin rolü büyüktür. Masal kahramanlarının şahsında doğru davranışları öğretmek kolaylaşır. Çocuk kendisini kahramanın yerine koyar, onunla özdeşleşir.
    Çocuklar yaptığımız basit açıklamalarla yetinir, fazlasını merak etmezler. Bir anne anlatmıştı: Dört yaşındaki çocuğum bana, Anne, dedi, neden Allahı göremiyoruz? Ben de, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz, dedim. Kendi kendine mırıldandı: Evet, gözlerimiz küçük olduğu için Allahı göremeyiz. Bu cevap ona yetti, başka soru sormadı. Büyük çocuklara bu açıklama yeterli olmayabilir. Niçin Allahı göremiyoruz, Allah nerededir, ne kadar büyüktür? gibi soruların cevabını vermemiz ve onların şüphelerini ve zihinlerindeki yanlış imajları düzeltmemiz gerekir. Ben, on yaşında bu soruları soran oğluma karşılıklı diyalog yoluyla cevap vermiştim. Önümüzde duran masayı göstererek sordum:
    Bu masa kendi kendine olur mu?
    Olmaz.
    Yani bunu yapan biri var, diyorsun.
    Evet.
    Şu giydiğimiz terlikler ve ayakkabılar da kendi kendine olmaz, değil mi?
    Olmaz.
    Onları kim yapıyor?
    Adamlar.
    Evet, adamlar yapıyor. Biz onlara ayakkabıcı diyoruz.
    Ayakkabı kendisini yapan ayakkabıcıya hiç benziyor mu? Ayakkabıcının ağzı, gözü, kulağı, ayağı, kolu var, yürüyor ve konuşuyor. Ayakkabıya bakıyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü var ne de kulağı, ne yürüyebiliyor ne de konuşabiliyor, değil mi?
    Evet.
    Basit bir masa ve ayakkabı kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördüğümüz güneş, ay, yıldızlar ve üzerinde yaşadığımız şu dünya kendi kendine olur mu?
    Olmaz.
    Demek onları yapan, yani yaratan biri var. Kimdir O?
    Allah.
    Evet, dünyayı ve üzerinde yaşayan canlıları yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Biri var ve biz Ona Allah diyoruz. Nasıl ayakkabıcı yaptığı ayakkabıya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez. Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus şeylerdir. Allah, bize benzemediği için bunlardan hiçbirine ihtiyacı yoktur. Allahın varlığını biliyoruz, ama Onu göremiyoruz. Duyularımız, aklımız ve bilgimiz sınırlı olduğu için herşeyi göremez, herşeyi duyamaz ve herşeyi bilemeyiz. Allah melekleri nurdan yarattığı için onları da göremiyoruz.


    Selam ve dua ile


  5. 30.Kasım.2013, 17:32
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: 3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim?

    Diyanet, Allah sevgisi adlı bir kitap yayınlamış okumanızı öneririm


  6. 30.Kasım.2013, 17:32
    3
    Moderatör
    Diyanet, Allah sevgisi adlı bir kitap yayınlamış okumanızı öneririm


  7. 30.Kasım.2013, 19:54
    4
    umutlucan
    Sadece ALLAH'a kul olun

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2013
    Üye No: 101338
    Mesaj Sayısı: 1,441
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    Cevap: 3,5 yasinda bir oglum var, Allahtan korkuyor. korkuyu yenmesine ne yapabilirim?

    çocugunuza dua okuyun... selametleee


  8. 30.Kasım.2013, 19:54
    4
    Sadece ALLAH'a kul olun
    çocugunuza dua okuyun... selametleee





+ Yorum Gönder