Konusunu Oylayın.: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?
  1. 17.Ekim.2010, 12:59
    13
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    reklam


    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir? isimli yazı www.Mumsema.com--->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?
    Fetret ehlinin, yani İslam'dan haberi olmayanların sorumluluğu var mıdır?
    Fetret ehlinin, yani İslam'dan haberi olmayanların sorumluluğu var mıdır?
    Fetret, kesinti, aralık, fasıla mânâlarında kullanılmaktadır. Dinî bir tabir olarak da, iki peygamber arasında geçen zaman için kullanılır.

    Buharı' de geçen bir hadis-i şerifte fetret için Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Peygamber (a.s.m.) arasında geçen zaman kastedilir.1

    Bazı âyet-i kerimelerden anlaşılıyor ki, İslâmiyet’ten önce Arapların peygamberlerin gönderilmesi ile ilgili bilgileri oldukça zayıftı. Kur'ân'da, Arap müşriklerinin "Rabbimiz, peygamber göndermek dileseydi, şüphesiz ki, melek bir peygamber gönderirdi" dediklerini belirtmekte, 2 böylece onların peygamberlik hakkındaki, dolayısıyla hak dinlerle ilgili görüşlerinin ne derece zayıf olduğu ifade edilmektedir.

    Araplar her ne kadar Hz. İbrahim'i (a.s.) peygamber olarak bilmiş olsalar da, onun peygamberliğini yalnızca kendi zamanıyla sınırlı olduğunu kabul ediyorlardı. Hz. İbrahim ile Hz. Peygamber (a.s.m.) arasında geçen üç bin senelik uzun bir süreden dolayı, İbrahim Aleyhisselâmın tebliğ etmiş olduğu Hanif dininin hükümlerini bilen pek yoktu.

    İslâm âlimleri fetret ehlini üç kısımda inceler:

    1. Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğini kendi aklı ve zekâsının yardımıyla düşünüp bulan ve bilen kimseler: Kus bin Sâide ve Cennetle müjdelenen Sahabilerden Said bin Zeyd'in babası Zeyd bin Amr gibi.

    2. Tevhid inancını bozup değiştirerek putperestliği kabul eden ve kendilerine göre din uydurup insanları kendi çevresinde toplayanlar: Araplar arasında putperestliği çıkaran Amr bin Luhay ve diğer müşrikler gibi.

    3. Ne mü'min, ne de müşrik herhangi müsbet veya batıl bir inanca sahip olmayıp bütün ömrünü gaflet içinde geçiren; akıl ve zihnini bu nevi meselelerle meşgul etmeyen kimseler. Cahiliye devrinde bu sınıfa giren insanlar da vardı.

    Bu üç sınıftan ikinciler putperest olduklarından Cehennemliktir. Üçüncü sınıfa girenler ise gerçek mânâda fetret ehli olduklarından bunlar Cehennem ehli olmayacaklardır. Çünkü, kendilerine hak ve hakikati tebliğ edecek bir peygamber gelmediği, küfrü gerektirecek bir halleri de olmadığından ehl-i necattırlar. Bu hususta bütün Ehl-i Sünnnet ittifak etmişlerdir.3

    Birinci sınıfta bahsedilen Kus bin Sâide ile Zeyd bin Amr ise binlerce insanın arasında Allah'ın varlık ve birliğine inananlar olduklarından, o zamanlar bir peygamber gelmediğinden herhangi bir peygamberin de ümmeti olmadıklarından ve ayrıca Peygamber Efendimize de yetişemediklerinden Cenab-ı Hak onları tek başlarına ayrı bir ümmet olarak haşredecektir. Yine ehl-i necattırlar, îmanları sayesinde ebedi hayatlarını kurtarmışlardır. Haşrolurken sadece "tek bir ümmet" olarak mahşer yerinde bulunacaklardır. Bunlar "müstesna" insanlardır Allah'ın lütuf ve ihsanına mazhar olacaklardır.

    Kus bin Sâide, Arapların çok tesirli konuşan bir hatibi, belagat dolu şiirler okuyan meşhur bir şairi idi. Cahiliye devrinde kurulan Sûk-ı Ukaz panayırına katılır, hitabetiy-le herkeste hayranlık bırakırdı.

    Kus bin Sâide'nin o devir Araplarmdan farklı olan en önemli yönü, Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğine, âhirete inanmış olması ve çeşitli vesilelerle İslâm dininin geleceğini ve Peygamber Efendimizin peygamber olarak gönderileceğini haber vermesiydi.

    Yine Peygamberimize peygamberlik vazifesi verilmesinden birkaç sene önceydi. Adı geçen panayırda bir hitabette bulunmuş, Allah'ın varlık ve birliğinden, dünyanın fâniliğinden, ölümün hak olup ona hazırlıklı bulunmanın lüzumundan bahsetmiş, bir yerinde de şunları söylemişti:

    "Yemin ederim ki, Allah katında bir din vardır. Şimdi bulunduğumuz dinden daha sevgilidir. Allah'ın göndereceği bir peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın üstüne geldi.

    "Ne mutlu o kimseye ki, ona îman eder, o da kendisine hidayet eyler. Yazıklar olsun ona isyan ve muhalefet edecek bedbahta!.."4

    Gariptir ki, Kus bin Sâide, geleceğini haber verdiği zâtın kendisini dinleyenler arasında bulunduğunun farkında değildi. Aradan çok bir zaman geçmeden Resul-i Ekrem Efendimize peygamberlik vazifesi verildi. Fakat Kus bin Sâide'ye, gelip Peygamberimizle görüşmek nasip olmadı. Çünkü, bu sırada hayata gözlerini yummuştu. Vefat ettiğinde de yaşı bir hayli ilerlemişti.

    Bir müddet sonra Kus bin Sâide'nin kabilesinden Cârud ismindeki zâtın başkanlığında bir heyet Peygamberimize geldiler, îman ettiler. Peygamberimiz onlardan Kus bin Sâide'yi tanıyıp tanımadıklarını sordu. Carud, kendisinin onun yolunda gidenlerden olduğunu ve çok iyi tanıdığını söyledi. Bu arada Peygamberimiz, Kus bin Sâide'nin Sük-ı Ukaz'daki hitabesinden bahsederek o sözlerin hâlâ hatırından çıkmadığını ifade etti. Heyetten bir zat da kalkarak Kus bin Sâde'nin bir şiirini okudu. Bu şiirde Kus bin Sâide, Harem-i Şerifte Haşimoğullarından "Muhammed" isimli bir zâtın peygamber olarak gönderileceğini açıkça söylüyordu.

    Onun istikametini takdir eden, muvahhid bir mü'min olduğunu beyan eden Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurdu:

    "Ümit ederim ki, Cenab-ı Hak Kus bin Sâide'yi ayrı bir ümmet olarak diriltip hasreder."5

    Bu zâtın "ayrı bir ümmet olarak hasredilmesi" meselesine gelince; bu husus hadis ve kelâm kitaplarındaki "fetret" bahislerinde izah edilmektedir. Hz. İsa'dan Peygamberimize kadar geçen altı yüz sene içinde yaşayan insanlar fetret ehli sayılmaktadır. Çünkü, bu zaman zarfında hiçbir peygamber gelmediğinden, bu insanların îmânî durumları da farklı mütalâa edilmektedir.

    Fetret ehlinin ibadet ve dinî hükümlerle mükellef olmadığı muhakkaktır. Ancak Allah'a iman etmekle mükellef olup olmadığı hakkında Ehl-i Sünnetin itikadı birer mezhebi olan Mâturidî ve Eş'arî mezhepleri arasında ihtilaf vardır. İmanı Maturîdî'ye göre, bu insanlar Cenab-ı Hakkın kendilerine verdiği aklı kullanıp, yer, gök ve içindekilere ibret nazarıyla bakıp Allah'ın varlığını idrak etmelidirler. Eş'arî'ye göre ise, fetret ehli Allah'a inanmakla mükellef değildir. Zira kendilerine bir peygamber gelmemiştir. Cenab-ı Hak "Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kimseye azap etmiş değiliz"6 buyurmaktadır.

    Dolayısıyla, bunlara bir peygamber gelmediği için azaba müstahak değillerdir.




  2. 17.Ekim.2010, 12:59
    13
    Feseyekfikehumullah
    reklam


    Fetret ehlinin, yani İslam'dan haberi olmayanların sorumluluğu var mıdır?
    Fetret ehlinin, yani İslam'dan haberi olmayanların sorumluluğu var mıdır?
    Fetret, kesinti, aralık, fasıla mânâlarında kullanılmaktadır. Dinî bir tabir olarak da, iki peygamber arasında geçen zaman için kullanılır.

    Buharı' de geçen bir hadis-i şerifte fetret için Hz. İsa (a.s.) ile Hz. Peygamber (a.s.m.) arasında geçen zaman kastedilir.1

    Bazı âyet-i kerimelerden anlaşılıyor ki, İslâmiyet’ten önce Arapların peygamberlerin gönderilmesi ile ilgili bilgileri oldukça zayıftı. Kur'ân'da, Arap müşriklerinin "Rabbimiz, peygamber göndermek dileseydi, şüphesiz ki, melek bir peygamber gönderirdi" dediklerini belirtmekte, 2 böylece onların peygamberlik hakkındaki, dolayısıyla hak dinlerle ilgili görüşlerinin ne derece zayıf olduğu ifade edilmektedir.

    Araplar her ne kadar Hz. İbrahim'i (a.s.) peygamber olarak bilmiş olsalar da, onun peygamberliğini yalnızca kendi zamanıyla sınırlı olduğunu kabul ediyorlardı. Hz. İbrahim ile Hz. Peygamber (a.s.m.) arasında geçen üç bin senelik uzun bir süreden dolayı, İbrahim Aleyhisselâmın tebliğ etmiş olduğu Hanif dininin hükümlerini bilen pek yoktu.

    İslâm âlimleri fetret ehlini üç kısımda inceler:

    1. Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğini kendi aklı ve zekâsının yardımıyla düşünüp bulan ve bilen kimseler: Kus bin Sâide ve Cennetle müjdelenen Sahabilerden Said bin Zeyd'in babası Zeyd bin Amr gibi.

    2. Tevhid inancını bozup değiştirerek putperestliği kabul eden ve kendilerine göre din uydurup insanları kendi çevresinde toplayanlar: Araplar arasında putperestliği çıkaran Amr bin Luhay ve diğer müşrikler gibi.

    3. Ne mü'min, ne de müşrik herhangi müsbet veya batıl bir inanca sahip olmayıp bütün ömrünü gaflet içinde geçiren; akıl ve zihnini bu nevi meselelerle meşgul etmeyen kimseler. Cahiliye devrinde bu sınıfa giren insanlar da vardı.

    Bu üç sınıftan ikinciler putperest olduklarından Cehennemliktir. Üçüncü sınıfa girenler ise gerçek mânâda fetret ehli olduklarından bunlar Cehennem ehli olmayacaklardır. Çünkü, kendilerine hak ve hakikati tebliğ edecek bir peygamber gelmediği, küfrü gerektirecek bir halleri de olmadığından ehl-i necattırlar. Bu hususta bütün Ehl-i Sünnnet ittifak etmişlerdir.3

    Birinci sınıfta bahsedilen Kus bin Sâide ile Zeyd bin Amr ise binlerce insanın arasında Allah'ın varlık ve birliğine inananlar olduklarından, o zamanlar bir peygamber gelmediğinden herhangi bir peygamberin de ümmeti olmadıklarından ve ayrıca Peygamber Efendimize de yetişemediklerinden Cenab-ı Hak onları tek başlarına ayrı bir ümmet olarak haşredecektir. Yine ehl-i necattırlar, îmanları sayesinde ebedi hayatlarını kurtarmışlardır. Haşrolurken sadece "tek bir ümmet" olarak mahşer yerinde bulunacaklardır. Bunlar "müstesna" insanlardır Allah'ın lütuf ve ihsanına mazhar olacaklardır.

    Kus bin Sâide, Arapların çok tesirli konuşan bir hatibi, belagat dolu şiirler okuyan meşhur bir şairi idi. Cahiliye devrinde kurulan Sûk-ı Ukaz panayırına katılır, hitabetiy-le herkeste hayranlık bırakırdı.

    Kus bin Sâide'nin o devir Araplarmdan farklı olan en önemli yönü, Cenab-ı Hakkın varlık ve birliğine, âhirete inanmış olması ve çeşitli vesilelerle İslâm dininin geleceğini ve Peygamber Efendimizin peygamber olarak gönderileceğini haber vermesiydi.

    Yine Peygamberimize peygamberlik vazifesi verilmesinden birkaç sene önceydi. Adı geçen panayırda bir hitabette bulunmuş, Allah'ın varlık ve birliğinden, dünyanın fâniliğinden, ölümün hak olup ona hazırlıklı bulunmanın lüzumundan bahsetmiş, bir yerinde de şunları söylemişti:

    "Yemin ederim ki, Allah katında bir din vardır. Şimdi bulunduğumuz dinden daha sevgilidir. Allah'ın göndereceği bir peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın üstüne geldi.

    "Ne mutlu o kimseye ki, ona îman eder, o da kendisine hidayet eyler. Yazıklar olsun ona isyan ve muhalefet edecek bedbahta!.."4

    Gariptir ki, Kus bin Sâide, geleceğini haber verdiği zâtın kendisini dinleyenler arasında bulunduğunun farkında değildi. Aradan çok bir zaman geçmeden Resul-i Ekrem Efendimize peygamberlik vazifesi verildi. Fakat Kus bin Sâide'ye, gelip Peygamberimizle görüşmek nasip olmadı. Çünkü, bu sırada hayata gözlerini yummuştu. Vefat ettiğinde de yaşı bir hayli ilerlemişti.

    Bir müddet sonra Kus bin Sâide'nin kabilesinden Cârud ismindeki zâtın başkanlığında bir heyet Peygamberimize geldiler, îman ettiler. Peygamberimiz onlardan Kus bin Sâide'yi tanıyıp tanımadıklarını sordu. Carud, kendisinin onun yolunda gidenlerden olduğunu ve çok iyi tanıdığını söyledi. Bu arada Peygamberimiz, Kus bin Sâide'nin Sük-ı Ukaz'daki hitabesinden bahsederek o sözlerin hâlâ hatırından çıkmadığını ifade etti. Heyetten bir zat da kalkarak Kus bin Sâde'nin bir şiirini okudu. Bu şiirde Kus bin Sâide, Harem-i Şerifte Haşimoğullarından "Muhammed" isimli bir zâtın peygamber olarak gönderileceğini açıkça söylüyordu.

    Onun istikametini takdir eden, muvahhid bir mü'min olduğunu beyan eden Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurdu:

    "Ümit ederim ki, Cenab-ı Hak Kus bin Sâide'yi ayrı bir ümmet olarak diriltip hasreder."5

    Bu zâtın "ayrı bir ümmet olarak hasredilmesi" meselesine gelince; bu husus hadis ve kelâm kitaplarındaki "fetret" bahislerinde izah edilmektedir. Hz. İsa'dan Peygamberimize kadar geçen altı yüz sene içinde yaşayan insanlar fetret ehli sayılmaktadır. Çünkü, bu zaman zarfında hiçbir peygamber gelmediğinden, bu insanların îmânî durumları da farklı mütalâa edilmektedir.

    Fetret ehlinin ibadet ve dinî hükümlerle mükellef olmadığı muhakkaktır. Ancak Allah'a iman etmekle mükellef olup olmadığı hakkında Ehl-i Sünnetin itikadı birer mezhebi olan Mâturidî ve Eş'arî mezhepleri arasında ihtilaf vardır. İmanı Maturîdî'ye göre, bu insanlar Cenab-ı Hakkın kendilerine verdiği aklı kullanıp, yer, gök ve içindekilere ibret nazarıyla bakıp Allah'ın varlığını idrak etmelidirler. Eş'arî'ye göre ise, fetret ehli Allah'a inanmakla mükellef değildir. Zira kendilerine bir peygamber gelmemiştir. Cenab-ı Hak "Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kimseye azap etmiş değiliz"6 buyurmaktadır.

    Dolayısıyla, bunlara bir peygamber gelmediği için azaba müstahak değillerdir.




  3. 17.Ekim.2010, 12:59
    14
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    reklam


    Bediüzzaman da zikrettiğimiz âyet-i kerimeyi delil getirerek şöyle der: "Ehl-i fetret ehl-i necattırlar. Bil-ittifak teferruattaki hatîatlarından (hatalarından) muahazeleri yoktur. İmamı Şafiî ve İmam Eş'arîce küfre de girse, usûl-u imânîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal (peygamber göndermek) ile olur ve irsal dahi, ıttıla (bilmek) ile teklif (mesuliyet) tekarrur eder. Madem gaflet ve mürûr-u zaman (geçen zaman) enbiya-i sâlifenin (geçmiş peygamberlerin) dinlerini setretmiş (örtmüş); o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfi (gizli) kaldığı için hüccet (delil) olamaz"7

    Peygamberimizin (a.s.m.) gönderilmesinden sonra, davetini duymayanlarla ilgili olarak İmam Gazalî'nin insanları üç sınıfta incelediğini görmekteyiz:

    1. Peygamberin (a.s.m.) davetini duymamış, kendisinden haberdar da olmamıştır. Bu sınıfa giren insanlar kesin olarak ehl-i necat olup Cennetliktir.

    2. Peygamberin (a.s.m.) davetini, gösterdiği mucizeleri ve güzel ahlâkını duymuş olmakla beraber îman etmemiştir. Bu sınıf kesin olarak azaba uğratılacaktır.

    3. Peygamberin (a.s.m.) ismini duydukları halde, aleyhinde yapılan menfî propagandalardan başka bir şey duymadıklarından, kimse onlara doğruyu söyleyip onları teşvik etmediğinden alâka duymamaktadırlar. Bunların da ehl-i necat olacaklarını, yani Cennete gireceklerini umarım.

    Âhir zamanda bir çeşit fetret devrinin yaşandığını belirten Bediüzzaman umumî harplerde ölen böyle birtakım masumların da ehl-i necat olacaklarına dikkati çekmektedir. Bediüzzaman'ın ifadesi aynen şöyledir:

    "Âhir zamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammediyeye (a.s.m.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hz. İsa'nın din-i hakikisi hükmedecek ve İslâmiyet ile omuz omuza gelecek. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan Hz. İsa'ya mensub Hıristiyanların çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadettir."8



    1. Buharı, Menakıbü'l-Ensar: 53.

    2. Fussilet Sûresi, 14.

    3. Tecrid-i Şarih Tercemesi, 4:544.

    4.Kısas-ı Enbiya, 1:61-62.

    5. Tecrid-i Sarih Tercemesi, 4:544-545.

    6. İsrâ Sûresi, 15.

    7. Mektubat, 360-361.

    8. Kastamonu Lahikası, s. 77.
    Mehmet Paksu



  4. 17.Ekim.2010, 12:59
    14
    Feseyekfikehumullah
    reklam


    Bediüzzaman da zikrettiğimiz âyet-i kerimeyi delil getirerek şöyle der: "Ehl-i fetret ehl-i necattırlar. Bil-ittifak teferruattaki hatîatlarından (hatalarından) muahazeleri yoktur. İmamı Şafiî ve İmam Eş'arîce küfre de girse, usûl-u imânîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal (peygamber göndermek) ile olur ve irsal dahi, ıttıla (bilmek) ile teklif (mesuliyet) tekarrur eder. Madem gaflet ve mürûr-u zaman (geçen zaman) enbiya-i sâlifenin (geçmiş peygamberlerin) dinlerini setretmiş (örtmüş); o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfi (gizli) kaldığı için hüccet (delil) olamaz"7

    Peygamberimizin (a.s.m.) gönderilmesinden sonra, davetini duymayanlarla ilgili olarak İmam Gazalî'nin insanları üç sınıfta incelediğini görmekteyiz:

    1. Peygamberin (a.s.m.) davetini duymamış, kendisinden haberdar da olmamıştır. Bu sınıfa giren insanlar kesin olarak ehl-i necat olup Cennetliktir.

    2. Peygamberin (a.s.m.) davetini, gösterdiği mucizeleri ve güzel ahlâkını duymuş olmakla beraber îman etmemiştir. Bu sınıf kesin olarak azaba uğratılacaktır.

    3. Peygamberin (a.s.m.) ismini duydukları halde, aleyhinde yapılan menfî propagandalardan başka bir şey duymadıklarından, kimse onlara doğruyu söyleyip onları teşvik etmediğinden alâka duymamaktadırlar. Bunların da ehl-i necat olacaklarını, yani Cennete gireceklerini umarım.

    Âhir zamanda bir çeşit fetret devrinin yaşandığını belirten Bediüzzaman umumî harplerde ölen böyle birtakım masumların da ehl-i necat olacaklarına dikkati çekmektedir. Bediüzzaman'ın ifadesi aynen şöyledir:

    "Âhir zamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammediyeye (a.s.m.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hz. İsa'nın din-i hakikisi hükmedecek ve İslâmiyet ile omuz omuza gelecek. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan Hz. İsa'ya mensub Hıristiyanların çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadettir."8



    1. Buharı, Menakıbü'l-Ensar: 53.

    2. Fussilet Sûresi, 14.

    3. Tecrid-i Şarih Tercemesi, 4:544.

    4.Kısas-ı Enbiya, 1:61-62.

    5. Tecrid-i Sarih Tercemesi, 4:544-545.

    6. İsrâ Sûresi, 15.

    7. Mektubat, 360-361.

    8. Kastamonu Lahikası, s. 77.
    Mehmet Paksu



  5. 17.Ekim.2010, 13:12
    15
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Resullerin tebliğini duymamış
    ya da duysa bile duyduğu zaman anlama kaabiliyetinde olmayan
    yaşlı bunak sağır vs kişiler için mahşerde bir ateş yaratılıp
    onların bunlarla imtihan edileceği
    imtihanı geçenin cennetlik geçemeyenin ise cehennemlik olacağı ile ilgili bir hadis var

    ayrıca benim yukarda yazdığım söz ebu Hanife'ye ait olup
    ehli fetretin ehli necat olduğu yolunda alimler arasında ittifak olduğu sözünü de boşa çıkarmaktadır
    zira en azından ebu Hanife'ye göre onlar da Allah'ın varlığı ve birliğini akılları ile bulmak zorundadırlar

    hatta bazı alimlere göre onlar husn ve kubhdan da mesuldürler
    yani kendilerine zina hırsızlık katl vb suçların haram olduğu yolunda tebliğ ulaşmamış dahi olsa
    akıllarıyla bunların çirkin olduğunu bilip uzaklaşmak zorundadırlar
    aksi halde yaptıkları zina hırsızlık yalan iftira cinayet vb amellerinden de hesaba çekileceklerdir.

    Allahu Alem


  6. 17.Ekim.2010, 13:12
    15
    âb ü kil
    Resullerin tebliğini duymamış
    ya da duysa bile duyduğu zaman anlama kaabiliyetinde olmayan
    yaşlı bunak sağır vs kişiler için mahşerde bir ateş yaratılıp
    onların bunlarla imtihan edileceği
    imtihanı geçenin cennetlik geçemeyenin ise cehennemlik olacağı ile ilgili bir hadis var

    ayrıca benim yukarda yazdığım söz ebu Hanife'ye ait olup
    ehli fetretin ehli necat olduğu yolunda alimler arasında ittifak olduğu sözünü de boşa çıkarmaktadır
    zira en azından ebu Hanife'ye göre onlar da Allah'ın varlığı ve birliğini akılları ile bulmak zorundadırlar

    hatta bazı alimlere göre onlar husn ve kubhdan da mesuldürler
    yani kendilerine zina hırsızlık katl vb suçların haram olduğu yolunda tebliğ ulaşmamış dahi olsa
    akıllarıyla bunların çirkin olduğunu bilip uzaklaşmak zorundadırlar
    aksi halde yaptıkları zina hırsızlık yalan iftira cinayet vb amellerinden de hesaba çekileceklerdir.

    Allahu Alem


  7. 17.Ekim.2010, 15:37
    16
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Tamamdır, işte cevap böyledir Allah razı olsun.


  8. 17.Ekim.2010, 15:37
    16
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Tamamdır, işte cevap böyledir Allah razı olsun.


  9. 18.Ekim.2010, 21:00
    17
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    amin ecmain

    Buyrun ayrıntılı sayılabilecek bir bilgi


    Bu konuda alimler ihtilaf etmişlerdir.

    1) Bazı alimlere göre aklen caiz olmasına rağmen şer’an tevhidin kendisine dünyada ulaşmadığı kimseler yoktur.

    Delilleri ise; Kuran’ı kerimde dünyada her şahsa rasul gönderildiğini ve ona huccet ikame edildiğini bildiren ayetlerdir. Ayrıca bu alimlere göre dünya imtihan ve sorumluluk yeridir. Ondan sonra sorumluluk ve imtihan yoktur.

    Bu görüş sahibleri aşağıdaki ayetlerin genel manasını delil olarak gösterdiler:

    “Muhakkak biz, seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hakla gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki onların arasında bir uyarıcı bulunmamış olsun.” (Fatır: 24)

    “İnsanların Allah’a karşı bir delili olmaması için cennetle müjdeleyici cehennemle korkutucu rasuller gönderdik. Allah Aziz’ dir, Hakim’dir.” (Nisa: 165)

    “Biz senden önce hiçbir rasul göndermiş olmayalım ki ona: “Benden başka ibadete layık ilah yoktur, yalnız bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya: 25)

    “İnkar eden o kimseler derler ki: “Rabbinden ona bir ayet indirilseydi ya.” Muhakkak ki sen, bir (korkutucu ve) uyarıcısın. Ayrıca her kavim için bir hidayet edici vardır.” (Ra’d: 7)

    “Andolsun ki her ümmete: “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının” diye (söylemeleri için) bir rasul gönderdik. Böylelikle onlardan kimine Allah hidayet etti ve onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Öyleyse yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” (Nahl: 36)

    “Öfkeden neredeyse parçalanacak! Oraya bir grup her ne zaman atılsa onun bekçileri onlara: “Size bir (korkutucu ve) uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.” Derler ki: “Evet, gerçekten bize bir (korkutucu ve) uyarıcı geldi. Fakat biz (onu) yalanladık ve dedik ki: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.” (Mülk: 89)

    “Ey cin ve insan topluluğu! Sizin içinizden ayetlerimi size anlatan ve karşılaşılan şu gününüzle sizi uyaran rasuller size gelmedi mi? Derler ki: “Nefislerimiz üzerine şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldatmış ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefisleri üzerine şahitlik etmişlerdir.” (En’am: 130)

    Ayrıca Beni Müntefak’ın hadisini delil gösterdiler.

    Müntefak’ın oğlu Rasulullah’a:

    “Ey Allah’ın rasulü! Cahiliyede ölmüş olanlara geçmişte işlediği hayırlardan dolayı bir mükafat var mı?” diye sordu. Bunun üzerine Kureyş’ten bir müslüman:

    “Vallahi senin baban olan Müntefak ateştedir” diyerek cevab verdi. Bu sözü duyunca sanki yüzümün cildi ile eti arasında çok şiddetli bir sıcaklık hissettim. Çünkü bunu bana insanların arasında söyledi. Bundan dolayı Rasulullah’a:

    “Ey Allah’ın rasulü! Senin baban böyle midir?” diye soracaktım fakat daha güzel bir üslup kullanarak Rasulullah’a: “Ey Allah’ın rasulü senin cahiliyede ölmüş ehlinin durumu nedir?” diye sordum. Rasulullah bana şöyle cevap verdi:

    “Benim cahiliyede ölmüş ehlim de aynı şekilde ateştedir. Mezarlığa git, yanından geçtiğin Amir, Kureyş ya da Devs kabilelerinden olan herhangi bir ölüye: “Muhammed beni sana, seni üzecek bir haberle gönderdi. Ateşte yüzüstü ve karın üstü sürüneceksiniz” de.” Bunun üzerine Rasulullah’a şöyle dedim:

    “Onlara niçin böyle yapılacaktır? Halbuki onlar ancak yapabileceklerini yapıyorlar, yaptıkları konusunda ıslahçı olduklarını zannediyorlar ve bundan başka bir şey yapamıyorlardı.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

    “Çünkü Allah (c.c) her yedi ümmet sonunda bir nebi gönderdi. Kim bu nebiye karşı gelirse sapıklardan, kim bu nebiye itaat ederse hidayete kavuşanlardan olur.” (Ahmed)

    Şer’an “dünyada tevhidin kendisine herhangi bir sebeple ulaşamadığı kişiler yoktur” diyen alimler fetret ehli diye birşey kabul etmediler ve kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişinin hadisini (bu hadis ilerde yazılacak) sahih görmediler. (Kurtubi tefsiri İsra 15 ayetinin tefsirine , İbni Kesir C: 5 S. 54 , Alusi tefsiri c: 15 s: 37 ve İbni Rüşd’ün El Mukaddimat C: 1 S:266’ya bakabilirsin .)


    2) Bazı alimlere göre hem aklen, hem şer’an dünyada fetret ehli diye isimlendirilen ve tevhid daveti kendisine ulaşmayan kişiler vardır.

    Delilleri ise; Allah’ın kıyamet gününde imtihan edeceği dört kişinin hadisidir. Bu hadisi sahih gördüler ve görüşlerine delil gösterdiler. İbni Kesir, Kurtubi, İbni Teymiye, İbni Kayyım, İbni Hazm ve Şankıtiy bu alimlerdendir. (Tefsir İbni Kesir c: 5 s: 55 İbni Kayyım Tariku’lHicreteyn s: 414 İbni Hazm Elİhkam c: 5 s: 686 Şankitiy Edvau’lBeyan c: 3 s: 348 440 Bak)


    Ahirette imtihan edilecek dört kişiyle ilgili olarak delil aldıkları hadis şöyledir:

    El Esved b. Seri’ (r.a)’den Rasulullah (s.a.v)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

    “Kıyamet gününde dört çeşit insan konuşacaktır. Hiç duymayan sağır, deli, çok yaşlı olan ve fetret döneminde ölenler.

    Sağıra gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey duymuyordum.”

    Deliye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman çocuklar bana hayvan pislikleri atıyorlardı.”

    Yaşlıya gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey anlamıyordum.”

    Fetret (Rasulsüz geçen zaman) döneminde ölmüş olan kişiye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! Senin tarafından bana herhangi bir rasul gelmedi.”

    Bunun üzerine Allah (c.c) onlardan kendisine itaat edeceğine dair söz alır. Sonra onlara: “Ateşe girin!” diye haber gönderir. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki ateşe girerlerse ateş onlar için soğuk ve zararsız olur.”
    (Ahmed rivayet etti. Bu hadis için bir çok alim sahih dedi. İbni Kesir, Tefsirinde c: 5 s: 51’de bu hadisin değişik rivayetlerini nakletti.)


    Fetret ehlini kabul eden alimler fetret ehlini başlıca iki kısma ayırdılar. Bunlar:

    a) Şirk ehline tabi olan, şirk ehlinin yaptığı şirklerden rahatsız olmayan, yaşadığı zamanda ister bulunsun ister bulunmasın şirk ehlinin dininden başka bir din aramayan kimselerdir. Bu kimseler cehaletleri sebebiyle mazeretli değillerdir. İsra: 15 ayetinin hükmüne veya kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişi hadisinin kapsamına girmezler.

    b) Yaşadığı zamandaki mevcut şirkleri bilen, bunları kabul etmeyip reddeden, fakat Allah’a ibadet etmek için Allah’ın rasul gönderdiği zamanda yaşamadığından dolayı Allah’ın dinini bulamayan kimselerdir. Bu kimseler:

    Ya Allah’a yaklaşacağı bir şeriat bulamayan birer muvahhittir. Bu özellikleri sebebiyle kıyamet gününde Allah’ın azabından kurtulacaklardır. Rasulullah gelmeden önce yaşamış ve kendilerine “hanifler” (Hanifler dedelerinin ve babalarının şirk dinini terkedip sadece Allah’a yönelen muvahhidlerdir. Bunlar Rasulullah rasul olmadan önce mevcut idiler. Fakat Allah’a ibadet etmek için yaşadıkları dönemde Allah’ın şeriatini bulamadılar. Zeyd b. Amr b. Nufeyl onlardandır.) denilen kimseler bunlardandır.

    Ya da kavimlerinin işlediği şirki terkeden fakat bu şirk hakkında hüküm veremeyen, bütün gücünü kullandığı halde sahih dine ulaşamayan kimsedir. İşte ancak bu kısma dahil olan kimseler İsra: 15 ayetinin ve imtihan edilecek dört kişi hadisinin hükmü dahilindedirler.
    (Şatibi El İ'tisam c:1 s: 161 İbni Kayyım Tariku’l Hicreteyn s: 413 bak)

    Alıntıdır.

    Allahu Alem.


  10. 18.Ekim.2010, 21:00
    17
    âb ü kil
    amin ecmain

    Buyrun ayrıntılı sayılabilecek bir bilgi


    Bu konuda alimler ihtilaf etmişlerdir.

    1) Bazı alimlere göre aklen caiz olmasına rağmen şer’an tevhidin kendisine dünyada ulaşmadığı kimseler yoktur.

    Delilleri ise; Kuran’ı kerimde dünyada her şahsa rasul gönderildiğini ve ona huccet ikame edildiğini bildiren ayetlerdir. Ayrıca bu alimlere göre dünya imtihan ve sorumluluk yeridir. Ondan sonra sorumluluk ve imtihan yoktur.

    Bu görüş sahibleri aşağıdaki ayetlerin genel manasını delil olarak gösterdiler:

    “Muhakkak biz, seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hakla gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki onların arasında bir uyarıcı bulunmamış olsun.” (Fatır: 24)

    “İnsanların Allah’a karşı bir delili olmaması için cennetle müjdeleyici cehennemle korkutucu rasuller gönderdik. Allah Aziz’ dir, Hakim’dir.” (Nisa: 165)

    “Biz senden önce hiçbir rasul göndermiş olmayalım ki ona: “Benden başka ibadete layık ilah yoktur, yalnız bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya: 25)

    “İnkar eden o kimseler derler ki: “Rabbinden ona bir ayet indirilseydi ya.” Muhakkak ki sen, bir (korkutucu ve) uyarıcısın. Ayrıca her kavim için bir hidayet edici vardır.” (Ra’d: 7)

    “Andolsun ki her ümmete: “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının” diye (söylemeleri için) bir rasul gönderdik. Böylelikle onlardan kimine Allah hidayet etti ve onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Öyleyse yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.” (Nahl: 36)

    “Öfkeden neredeyse parçalanacak! Oraya bir grup her ne zaman atılsa onun bekçileri onlara: “Size bir (korkutucu ve) uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.” Derler ki: “Evet, gerçekten bize bir (korkutucu ve) uyarıcı geldi. Fakat biz (onu) yalanladık ve dedik ki: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz.” (Mülk: 89)

    “Ey cin ve insan topluluğu! Sizin içinizden ayetlerimi size anlatan ve karşılaşılan şu gününüzle sizi uyaran rasuller size gelmedi mi? Derler ki: “Nefislerimiz üzerine şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldatmış ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefisleri üzerine şahitlik etmişlerdir.” (En’am: 130)

    Ayrıca Beni Müntefak’ın hadisini delil gösterdiler.

    Müntefak’ın oğlu Rasulullah’a:

    “Ey Allah’ın rasulü! Cahiliyede ölmüş olanlara geçmişte işlediği hayırlardan dolayı bir mükafat var mı?” diye sordu. Bunun üzerine Kureyş’ten bir müslüman:

    “Vallahi senin baban olan Müntefak ateştedir” diyerek cevab verdi. Bu sözü duyunca sanki yüzümün cildi ile eti arasında çok şiddetli bir sıcaklık hissettim. Çünkü bunu bana insanların arasında söyledi. Bundan dolayı Rasulullah’a:

    “Ey Allah’ın rasulü! Senin baban böyle midir?” diye soracaktım fakat daha güzel bir üslup kullanarak Rasulullah’a: “Ey Allah’ın rasulü senin cahiliyede ölmüş ehlinin durumu nedir?” diye sordum. Rasulullah bana şöyle cevap verdi:

    “Benim cahiliyede ölmüş ehlim de aynı şekilde ateştedir. Mezarlığa git, yanından geçtiğin Amir, Kureyş ya da Devs kabilelerinden olan herhangi bir ölüye: “Muhammed beni sana, seni üzecek bir haberle gönderdi. Ateşte yüzüstü ve karın üstü sürüneceksiniz” de.” Bunun üzerine Rasulullah’a şöyle dedim:

    “Onlara niçin böyle yapılacaktır? Halbuki onlar ancak yapabileceklerini yapıyorlar, yaptıkları konusunda ıslahçı olduklarını zannediyorlar ve bundan başka bir şey yapamıyorlardı.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

    “Çünkü Allah (c.c) her yedi ümmet sonunda bir nebi gönderdi. Kim bu nebiye karşı gelirse sapıklardan, kim bu nebiye itaat ederse hidayete kavuşanlardan olur.” (Ahmed)

    Şer’an “dünyada tevhidin kendisine herhangi bir sebeple ulaşamadığı kişiler yoktur” diyen alimler fetret ehli diye birşey kabul etmediler ve kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişinin hadisini (bu hadis ilerde yazılacak) sahih görmediler. (Kurtubi tefsiri İsra 15 ayetinin tefsirine , İbni Kesir C: 5 S. 54 , Alusi tefsiri c: 15 s: 37 ve İbni Rüşd’ün El Mukaddimat C: 1 S:266’ya bakabilirsin .)


    2) Bazı alimlere göre hem aklen, hem şer’an dünyada fetret ehli diye isimlendirilen ve tevhid daveti kendisine ulaşmayan kişiler vardır.

    Delilleri ise; Allah’ın kıyamet gününde imtihan edeceği dört kişinin hadisidir. Bu hadisi sahih gördüler ve görüşlerine delil gösterdiler. İbni Kesir, Kurtubi, İbni Teymiye, İbni Kayyım, İbni Hazm ve Şankıtiy bu alimlerdendir. (Tefsir İbni Kesir c: 5 s: 55 İbni Kayyım Tariku’lHicreteyn s: 414 İbni Hazm Elİhkam c: 5 s: 686 Şankitiy Edvau’lBeyan c: 3 s: 348 440 Bak)


    Ahirette imtihan edilecek dört kişiyle ilgili olarak delil aldıkları hadis şöyledir:

    El Esved b. Seri’ (r.a)’den Rasulullah (s.a.v)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

    “Kıyamet gününde dört çeşit insan konuşacaktır. Hiç duymayan sağır, deli, çok yaşlı olan ve fetret döneminde ölenler.

    Sağıra gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey duymuyordum.”

    Deliye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman çocuklar bana hayvan pislikleri atıyorlardı.”

    Yaşlıya gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! İslam geldiği zaman ben, hiç bir şey anlamıyordum.”

    Fetret (Rasulsüz geçen zaman) döneminde ölmüş olan kişiye gelince... Şöyle diyecek: “Rabbim! Senin tarafından bana herhangi bir rasul gelmedi.”

    Bunun üzerine Allah (c.c) onlardan kendisine itaat edeceğine dair söz alır. Sonra onlara: “Ateşe girin!” diye haber gönderir. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki ateşe girerlerse ateş onlar için soğuk ve zararsız olur.”
    (Ahmed rivayet etti. Bu hadis için bir çok alim sahih dedi. İbni Kesir, Tefsirinde c: 5 s: 51’de bu hadisin değişik rivayetlerini nakletti.)


    Fetret ehlini kabul eden alimler fetret ehlini başlıca iki kısma ayırdılar. Bunlar:

    a) Şirk ehline tabi olan, şirk ehlinin yaptığı şirklerden rahatsız olmayan, yaşadığı zamanda ister bulunsun ister bulunmasın şirk ehlinin dininden başka bir din aramayan kimselerdir. Bu kimseler cehaletleri sebebiyle mazeretli değillerdir. İsra: 15 ayetinin hükmüne veya kıyamet gününde imtihan edilecek dört kişi hadisinin kapsamına girmezler.

    b) Yaşadığı zamandaki mevcut şirkleri bilen, bunları kabul etmeyip reddeden, fakat Allah’a ibadet etmek için Allah’ın rasul gönderdiği zamanda yaşamadığından dolayı Allah’ın dinini bulamayan kimselerdir. Bu kimseler:

    Ya Allah’a yaklaşacağı bir şeriat bulamayan birer muvahhittir. Bu özellikleri sebebiyle kıyamet gününde Allah’ın azabından kurtulacaklardır. Rasulullah gelmeden önce yaşamış ve kendilerine “hanifler” (Hanifler dedelerinin ve babalarının şirk dinini terkedip sadece Allah’a yönelen muvahhidlerdir. Bunlar Rasulullah rasul olmadan önce mevcut idiler. Fakat Allah’a ibadet etmek için yaşadıkları dönemde Allah’ın şeriatini bulamadılar. Zeyd b. Amr b. Nufeyl onlardandır.) denilen kimseler bunlardandır.

    Ya da kavimlerinin işlediği şirki terkeden fakat bu şirk hakkında hüküm veremeyen, bütün gücünü kullandığı halde sahih dine ulaşamayan kimsedir. İşte ancak bu kısma dahil olan kimseler İsra: 15 ayetinin ve imtihan edilecek dört kişi hadisinin hükmü dahilindedirler.
    (Şatibi El İ'tisam c:1 s: 161 İbni Kayyım Tariku’l Hicreteyn s: 413 bak)

    Alıntıdır.

    Allahu Alem.


  11. 20.Ekim.2010, 00:11
    18
    Cann
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ekim.2010
    Üye No: 79442
    Mesaj Sayısı: 7
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için gerçek cevaba geldik sanıyorum ki Allah hepinizden razı olsun...


  12. 20.Ekim.2010, 00:11
    18
    Cann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için gerçek cevaba geldik sanıyorum ki Allah hepinizden razı olsun...


  13. 06.Ağustos.2011, 00:07
    19
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Ben teşekkür ederim

    her ne kadar konu hakkında
    kendi içinde dallara ayrılan iki ana fikir olsa da
    delil ile konuşulunca ve delile tabi olununca
    sorun kalmıyor

    ben isterim ki herkes cennete girsin
    zira o zaman benim de cennete girme ihtimalim %100 olacaktır
    ama Allah ve Rasulüne her konuda olduğu gibi
    bu konuda da teslim olmak zorundayız
    birilerine İslam'ı "hoş" (!!??) göstereceğiz diye
    kendi ahiretimizi tehlikeye atmamalıyız


  14. 06.Ağustos.2011, 00:07
    19
    âb ü kil
    Ben teşekkür ederim

    her ne kadar konu hakkında
    kendi içinde dallara ayrılan iki ana fikir olsa da
    delil ile konuşulunca ve delile tabi olununca
    sorun kalmıyor

    ben isterim ki herkes cennete girsin
    zira o zaman benim de cennete girme ihtimalim %100 olacaktır
    ama Allah ve Rasulüne her konuda olduğu gibi
    bu konuda da teslim olmak zorundayız
    birilerine İslam'ı "hoş" (!!??) göstereceğiz diye
    kendi ahiretimizi tehlikeye atmamalıyız


  15. 06.Ağustos.2011, 01:07
    20
    DrLeyla
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Temmuz.2011
    Üye No: 88968
    Mesaj Sayısı: 146
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Sağa-sola 'kafirsin' damğası yapıştırarak mı kurtulacağız?
    Her söz dile getirilmez, sadece o riski almamak için. Sana ne başkasının imanından, sen kendinikini kurtarmaya bak.
    Mümin olan, kafire bile kafirsin demez dili ile. Hele kaldı ki 'kafirsin' dediğinin kafir olup olmadığı konusunda asla emin olunmaz. O damğayı yapıştırdığın kişi bu gün küfür içinde olabilir, yarın Allah onu hidayete erdirir, taktığın takılar da kendine döner...
    Efendimiz de buyurmuş zaten, 2 kişiden birisi diğerine kafir dedi ise, o ikisinden birisi kafirdir.
    Madem öyle, hangi eminlikle o riski alıp da başkasına 'kafir' dersin?
    O kadar ihtiyaç mı başkasının imanını eleştirmek?
    O kadar ihtiyaç mı birisine 'kafir' demek?



  16. 06.Ağustos.2011, 01:07
    20
    DrLeyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Sağa-sola 'kafirsin' damğası yapıştırarak mı kurtulacağız?
    Her söz dile getirilmez, sadece o riski almamak için. Sana ne başkasının imanından, sen kendinikini kurtarmaya bak.
    Mümin olan, kafire bile kafirsin demez dili ile. Hele kaldı ki 'kafirsin' dediğinin kafir olup olmadığı konusunda asla emin olunmaz. O damğayı yapıştırdığın kişi bu gün küfür içinde olabilir, yarın Allah onu hidayete erdirir, taktığın takılar da kendine döner...
    Efendimiz de buyurmuş zaten, 2 kişiden birisi diğerine kafir dedi ise, o ikisinden birisi kafirdir.
    Madem öyle, hangi eminlikle o riski alıp da başkasına 'kafir' dersin?
    O kadar ihtiyaç mı başkasının imanını eleştirmek?
    O kadar ihtiyaç mı birisine 'kafir' demek?



  17. 06.Ağustos.2011, 10:34
    21
    Hiss1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2011
    Üye No: 87987
    Mesaj Sayısı: 298
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Yahudiler ve hristiyanlardan da iman edenlerin cennete gireceğine dair bir ayet vardı. Çünkü her dinin temelinde İslam vardır. Ancak o ayette bahsedilen geçmişteki hristiyanlar ve yahudilerdi. Sonradan dinler değişikliğe uğradı. Örnek olarak Hristiyanlardaki üçte birlik kuramını gösterebiliriz.


  18. 06.Ağustos.2011, 10:34
    21
    Devamlı Üye
    Yahudiler ve hristiyanlardan da iman edenlerin cennete gireceğine dair bir ayet vardı. Çünkü her dinin temelinde İslam vardır. Ancak o ayette bahsedilen geçmişteki hristiyanlar ve yahudilerdi. Sonradan dinler değişikliğe uğradı. Örnek olarak Hristiyanlardaki üçte birlik kuramını gösterebiliriz.


  19. 06.Ağustos.2011, 19:59
    22
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    kısaca söyleyeyim Müslüman olmayan kimse cennet yüzünü göremez. ne yahudisi ne hıristiyanı ne Ateisti ne zerdüştü vs. hiç biride cennet yüzünü göremez... ancak İman edip Müslüman olacak ve eski dinindeki her şeyi bırakacak. Hz Muhammed (SAV) iman edecek. ve uyacak.. ancak öyle birisi cennet yüzünü görür. günahlarıda coksa cehennemde cezasını çektikten sonra tekrar cennete gider.. Ehli sünnet budur.

    orada bir tartışma yapılmış Toprak olur diye. evet İMAM RABBANİ hazretleri nin beyanına göre. fetret devrine kalmış kimseler yani din imandan haberi olmayan kimseler , bir uyarıcı gelmemiş kimseler ölünce TOPRAK olurlar. bu zamanda böylesi varmı bilemem ama durum böyle..


  20. 06.Ağustos.2011, 19:59
    22
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    kısaca söyleyeyim Müslüman olmayan kimse cennet yüzünü göremez. ne yahudisi ne hıristiyanı ne Ateisti ne zerdüştü vs. hiç biride cennet yüzünü göremez... ancak İman edip Müslüman olacak ve eski dinindeki her şeyi bırakacak. Hz Muhammed (SAV) iman edecek. ve uyacak.. ancak öyle birisi cennet yüzünü görür. günahlarıda coksa cehennemde cezasını çektikten sonra tekrar cennete gider.. Ehli sünnet budur.

    orada bir tartışma yapılmış Toprak olur diye. evet İMAM RABBANİ hazretleri nin beyanına göre. fetret devrine kalmış kimseler yani din imandan haberi olmayan kimseler , bir uyarıcı gelmemiş kimseler ölünce TOPRAK olurlar. bu zamanda böylesi varmı bilemem ama durum böyle..


  21. 06.Ağustos.2011, 22:47
    23
    kaser
    ALLAHUEKBER

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Mayıs.2008
    Üye No: 20939
    Mesaj Sayısı: 372
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 24

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Çünkü ALLAH adaletlidir diye düşünüorum demişsin can bey.lütfen tabirlerinize dikkatle seçiniz yanlış anlamlara gider.ALLAH cc Rahman ve Rahimdir..!!!!


  22. 06.Ağustos.2011, 22:47
    23
    ALLAHUEKBER
    Çünkü ALLAH adaletlidir diye düşünüorum demişsin can bey.lütfen tabirlerinize dikkatle seçiniz yanlış anlamlara gider.ALLAH cc Rahman ve Rahimdir..!!!!


  23. 07.Ağustos.2011, 00:32
    24
    mfcanbaz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2011
    Üye No: 83323
    Mesaj Sayısı: 217
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: Fatih

    Cevap: Cennete sadece müslümanlar mı girecektir?

    Karmaşık bir konu... Allah razı olsun


  24. 07.Ağustos.2011, 00:32
    24
    Devamlı Üye
    Karmaşık bir konu... Allah razı olsun





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son