Konusunu Oylayın.: Üç Harfliler-Cinler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Üç Harfliler-Cinler
  1. 22.Eylül.2010, 22:55
    1
    alperaai
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Eylül.2010
    Üye No: 78803
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 44

    Üç Harfliler-Cinler






    Üç Harfliler-Cinler Mumsema konyada mahalemde bir kız 18 yaşında birden bire herşeyi kırıp dökmeye başladı birileriyle konuşuyor ardından çok kırıcı oluyor düzelmesi için ne yapmalıyım yardım olursanız sevinirim değerli kardeşlerim


  2. 22.Eylül.2010, 22:55
    1
    alperaai - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    konyada mahalemde bir kız 18 yaşında birden bire herşeyi kırıp dökmeye başladı birileriyle konuşuyor ardından çok kırıcı oluyor düzelmesi için ne yapmalıyım yardım olursanız sevinirim değerli kardeşlerim


    Benzer Konular

    - Cinler ve uzaylılar aynı şey midir? Cinler nerelerde yaşar? Uzayda başka mahluklar var mıdır?

    - Cinler nasıldır? Cinler insanlara ne yapar?

    - 3 harfliler ve Kabus

    - Cinler musallat olacak diye korkuyorum acaba cinler bize görünüp zarar verebilir mi?

    - Cinler insanları çarpabilir mi? Cinler insanlara zarar verebilir mi? Verebilirse hang

  3. 23.Eylül.2010, 10:50
    2
    Ehfiya
    عُضْو

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ocak.2007
    Üye No: 8
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 28

    --->: Üç Harfliler




    Kardeş sen düzeltebilir misin! Bilmem ama kişi bayan olduğundan dolayı dikkat edilmesi gereken hususlar da ortaya çıkar.Haremlik Selamlık gibi.Öncelikle Kişinin içinde olup olmadığını anlayabilmen öncelikle kişiye abdest aldırır ve daha sonra da ona Kur'an'dan Bakara Süresi Okunur.Eğer içinde varsa kişi buna nefretli bir tepki verecektir.


  4. 23.Eylül.2010, 10:50
    2
    عُضْو



    Kardeş sen düzeltebilir misin! Bilmem ama kişi bayan olduğundan dolayı dikkat edilmesi gereken hususlar da ortaya çıkar.Haremlik Selamlık gibi.Öncelikle Kişinin içinde olup olmadığını anlayabilmen öncelikle kişiye abdest aldırır ve daha sonra da ona Kur'an'dan Bakara Süresi Okunur.Eğer içinde varsa kişi buna nefretli bir tepki verecektir.


  5. 23.Eylül.2010, 13:44
    3
    Kılıçali49
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ağustos.2010
    Üye No: 78079
    Mesaj Sayısı: 110
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 57
    Bulunduğu yer: Ankara

    --->: Üç Harfliler

    Alıntı
    Eğer içinde varsa kişi buna nefretli bir tepki verecektir
    Bu olay ecnebi filmlerinden alınma gibi değil mi?Aslı astarı olmayan şeylere inanmayalım...Üç harfliler de beş harfliler de,insanın içine filan giremez...Her yaratığın kendi bedeni var...


  6. 23.Eylül.2010, 13:44
    3
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Eğer içinde varsa kişi buna nefretli bir tepki verecektir
    Bu olay ecnebi filmlerinden alınma gibi değil mi?Aslı astarı olmayan şeylere inanmayalım...Üç harfliler de beş harfliler de,insanın içine filan giremez...Her yaratığın kendi bedeni var...


  7. 23.Eylül.2010, 13:51
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Alıntı
    Bu olay ecnebi filmlerinden alınma gibi değil mi?Aslı astarı olmayan şeylere inanmayalım...Üç harfliler de beş harfliler de,insanın içine filan giremez...Her yaratığın kendi bedeni var...


    Buyur oku kılıçali49 kardeşim...

    Cinler ve şeytanlar, insanların günahlarıyla açtıkları menfezlerden girer.. girer ve insanı çepeçevre kuşatırlar. Bu menfezler kapanmalıdır ki, onlar içeri giremesinler ve insan da, onların şerrinden korunmuş olsun. Ehl-i keşfin müşahedesiyle cin ve şeytanların mü'minlere musallat olmaları, daha ziyade onların bazı manevi yönlerden açık ve zayıf olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu da; cünüplük, hayız, nifas halleri, abdestsizlik, su-i edep içinde gafilâne davranışlar sergileme gibi durumlardır ki, ruh bozuklukları ve fizyolojik olmayan cinnetler, ekseriyetle böyle boşlukların ardından insana ârız olurlar. Eğer bunlarda cin ve şeytanın parmağı varsa -ki vardır- onlar, mü'minin içine mutlaka, onun bir günahından yol bulup girmişlerdir. Evet, eğer sen bir kale gibi isen, bu kalenin kapıları açık olursa ezeli düşmanın elbette o kapılardan girecek ve senin vücud kaleni teslim almaya çalışacaktır. Eğer böyle bir akibete düşmek, ma'ruz kalmak istemiyorsan, mutlaka günahlardan kaçınmalı, dikkatli bir hayat yaşamalı ve kalenin içten fethedileceğini de asla unutmamalısın... Habis cinler ve şeytanlar, her çeşit günahı alet olarak kullanırlar. İçki, kumar ve fuhuş, onların sıkça kullandıkları aletlerdir. Bu günahları irtikab edenler, şeytan tuzağına düşmüş sayılırlar.


    Sorularla İslamiyet


  8. 23.Eylül.2010, 13:51
    4
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Bu olay ecnebi filmlerinden alınma gibi değil mi?Aslı astarı olmayan şeylere inanmayalım...Üç harfliler de beş harfliler de,insanın içine filan giremez...Her yaratığın kendi bedeni var...


    Buyur oku kılıçali49 kardeşim...

    Cinler ve şeytanlar, insanların günahlarıyla açtıkları menfezlerden girer.. girer ve insanı çepeçevre kuşatırlar. Bu menfezler kapanmalıdır ki, onlar içeri giremesinler ve insan da, onların şerrinden korunmuş olsun. Ehl-i keşfin müşahedesiyle cin ve şeytanların mü'minlere musallat olmaları, daha ziyade onların bazı manevi yönlerden açık ve zayıf olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu da; cünüplük, hayız, nifas halleri, abdestsizlik, su-i edep içinde gafilâne davranışlar sergileme gibi durumlardır ki, ruh bozuklukları ve fizyolojik olmayan cinnetler, ekseriyetle böyle boşlukların ardından insana ârız olurlar. Eğer bunlarda cin ve şeytanın parmağı varsa -ki vardır- onlar, mü'minin içine mutlaka, onun bir günahından yol bulup girmişlerdir. Evet, eğer sen bir kale gibi isen, bu kalenin kapıları açık olursa ezeli düşmanın elbette o kapılardan girecek ve senin vücud kaleni teslim almaya çalışacaktır. Eğer böyle bir akibete düşmek, ma'ruz kalmak istemiyorsan, mutlaka günahlardan kaçınmalı, dikkatli bir hayat yaşamalı ve kalenin içten fethedileceğini de asla unutmamalısın... Habis cinler ve şeytanlar, her çeşit günahı alet olarak kullanırlar. İçki, kumar ve fuhuş, onların sıkça kullandıkları aletlerdir. Bu günahları irtikab edenler, şeytan tuzağına düşmüş sayılırlar.


    Sorularla İslamiyet


  9. 23.Eylül.2010, 13:54
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Cin çarpması, toplumda oldukça yaygın olan bir anlayıştır. Hemen herkesin, cin çarpmasıyla ilgili anlatacağı birden fazla olay vardır. Ancak, bu sadece bizde değil, hemen bütün toplumlarda böyledir.

    Şibli, cinlerin insan bedenine girip zarar verebileceğine, aralarında Ebu’l-Hasan el-Eş’ari’nin de bulunduğu Ehl-i Sünnet alimlerinin inandıklarını, makalelerinde bunu açıkladıklarını ve Bakara suresinde bulunan ve faiz yiyenlerin durumunu bildiren ayette; “Riba (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer deliden başka bir halde (kabirlerinden) kalkamazlar.”(1) buyurulmasını buna delil gösterdiklerini kaydetmektedir. Ahmet b. Hanbel’in oğlu Abdullah kendisine “bazı kimseler, cinin insan bedenine giremeyeceğini söylüyorlar. Sizin bu konuda ne dersiniz?” diye sorduğunda, Ahmet b. Hanbel, “onlar yalan söylemişlerdir” diye cevap vermiştir. (2)

    Cinlerin insanlara “hangi şartlarda zarar verebileceği” konusunda ise, Gülen şunları söylüyor:

    “Cinler, ehl-i imana, daha çok cünüplük ve hayız-nifas hallerinde; abdestsiz, namazsız hayat sürenlere de yine bu hallerde musallat olup, onları değişik şekilde ve değişik seviyede baştan çıkarabilirler. İşlenen her bir günah, şeytan ve habis cinlere açılan bir kapı ve pencere durumundadır. Bilhassa hassas tipler, bozuk ruhlular, duadan ve dualıların atmosferinden uzak lâubali hayat yaşayanlar, çabuk cinlerin tesirine girerler. Tabii ki, cinlerin hayat sınırlarını ve hukuklarını ihlal ve besmele çekmeden evlerini ve yurtlarını işgal de, cinlerden zarar görmede mühim faktörlerdir. Bu yüzden Efendimiz (s.a.v), bize pis yerlere girerken dua etmemizi öğretiyor ve onların bulundukları mezbelelik, çöplük, hamam, otluk, hela ve hatta kabirlerde namaz kılmamızı yasaklıyor. Evet Efendimiz, helaya girerken, “Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habais” dememizi öğretiyor, hayatımızın her safhasında dualı olmamızı, bu kabil zararlı oklara hedef olmaktan korunmamızı temin edecek bir kale ve kalkan sayılabilecek temiz muhitlerde bulunmamızı, temiz insanlarla düşüp kalkmamızı, dualarla bir atmosfer oluşturmamızı ve ibadetle korunmamızı emrediyor.

    Öyleyse, cinlerin her türlü kötülüğünden emin olmak isteyen, her şeyden önce günahlardan şiddetle kaçınarak, onların girecekleri delikleri kapamalıdır.(3)

    Cinlerde insanlar gibi iman etmekle mükelleftir. İster bu aleme geçme özelliği olsun ister olmasın cinlerin hepsi insanlar gibi mükelleftir. Onlarada Peygamberler gönderilmiştir. Kuranı Kerim okunduğu zaman Cinlerin kafirleri olan şeytanlar insanlara yaklaşıp zarar verememektedir. Ancak müslüman cinler Kuranı Kerim okunan yerlere girebilirler.

    Asr-ı saadetten bir hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir. Hz. Ayşe validemiz sebebini sorunca: Sen cinlerden bir Müslüman katlettin. Bunun mahkemesi yapılacak, denildi. O da: ‘Ben nerede bir cin öldürdüm?’ dediğinde ona cevap verildi:

    Sen Kur'an-ı Kerim okurken, bizim Müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimiz de öldü. Bunun hesabı görülecek. (4) ) Hadisenin sonunda barış ve anlaşma yapıldı. Olay tatlıya bağlandı.

    Cinlerin ve bütün mevcudatın üstünde halife olarak gönderilen insan, mahiyet ve yaradılış özelliğinin yanı sıra, zeka, akıl, hafıza, muhakeme ve ibadet bakımından cinlere nazaran üstündür. Semavi bir dinden ders almayan bazı cinler, şeytandan aldıkları ders ile karakter itibariyle insanların bu üstünlüğünü kabul etmezler; onları kıskanırlar.

    Bununla ilgili olarak cenab-ı hak kuran’ı kerimde “şüphesiz biz insanı ahsen-i takvimde yarattık.” ( tin, ) buyurmakla, insanın sadece cinlerden değil, bütün varlıklardan daha üstün olduğunu bildiriyor.

    Cinler, insanların üstünlüğünü tanımadıkları gibi, onları güç durumda bırakır ve kendilerine muhtaç olmaları için ellerinden geleni yaparlar. Cinlerin mahiyetini ve yapılarını bilmeyenler, cinlerden medet umarlar. Cinci ve üfürükçüler, bu safdilleri ve bilgisizliği iyi değerlendirirler.

    Cinlerin mahiyetini, yapılarını ve bünyelerini bilmeyen kişiler, bazen onları gözlerinde çok büyütürler. Yani cinleri her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, üstün kabiliyetli, insanların fevkinde görürler veya gösterirler. Bu tamamen bir hezeyandır.

    (1) Şiblî, Cinlerin Esrarı, s. 258.
    (2) Şibli, A.g.e., s. 256-257.
    (3) Şahin, İnancın Gölgesinde, s. 153-154.
    (4) Kurtubi, el-Camiu Liahkami'l-Kur'an, 16/214,215.

    Arif Aslan



  10. 23.Eylül.2010, 13:54
    5
    Silent and lonely rains
    Cin çarpması, toplumda oldukça yaygın olan bir anlayıştır. Hemen herkesin, cin çarpmasıyla ilgili anlatacağı birden fazla olay vardır. Ancak, bu sadece bizde değil, hemen bütün toplumlarda böyledir.

    Şibli, cinlerin insan bedenine girip zarar verebileceğine, aralarında Ebu’l-Hasan el-Eş’ari’nin de bulunduğu Ehl-i Sünnet alimlerinin inandıklarını, makalelerinde bunu açıkladıklarını ve Bakara suresinde bulunan ve faiz yiyenlerin durumunu bildiren ayette; “Riba (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış birer deliden başka bir halde (kabirlerinden) kalkamazlar.”(1) buyurulmasını buna delil gösterdiklerini kaydetmektedir. Ahmet b. Hanbel’in oğlu Abdullah kendisine “bazı kimseler, cinin insan bedenine giremeyeceğini söylüyorlar. Sizin bu konuda ne dersiniz?” diye sorduğunda, Ahmet b. Hanbel, “onlar yalan söylemişlerdir” diye cevap vermiştir. (2)

    Cinlerin insanlara “hangi şartlarda zarar verebileceği” konusunda ise, Gülen şunları söylüyor:

    “Cinler, ehl-i imana, daha çok cünüplük ve hayız-nifas hallerinde; abdestsiz, namazsız hayat sürenlere de yine bu hallerde musallat olup, onları değişik şekilde ve değişik seviyede baştan çıkarabilirler. İşlenen her bir günah, şeytan ve habis cinlere açılan bir kapı ve pencere durumundadır. Bilhassa hassas tipler, bozuk ruhlular, duadan ve dualıların atmosferinden uzak lâubali hayat yaşayanlar, çabuk cinlerin tesirine girerler. Tabii ki, cinlerin hayat sınırlarını ve hukuklarını ihlal ve besmele çekmeden evlerini ve yurtlarını işgal de, cinlerden zarar görmede mühim faktörlerdir. Bu yüzden Efendimiz (s.a.v), bize pis yerlere girerken dua etmemizi öğretiyor ve onların bulundukları mezbelelik, çöplük, hamam, otluk, hela ve hatta kabirlerde namaz kılmamızı yasaklıyor. Evet Efendimiz, helaya girerken, “Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habais” dememizi öğretiyor, hayatımızın her safhasında dualı olmamızı, bu kabil zararlı oklara hedef olmaktan korunmamızı temin edecek bir kale ve kalkan sayılabilecek temiz muhitlerde bulunmamızı, temiz insanlarla düşüp kalkmamızı, dualarla bir atmosfer oluşturmamızı ve ibadetle korunmamızı emrediyor.

    Öyleyse, cinlerin her türlü kötülüğünden emin olmak isteyen, her şeyden önce günahlardan şiddetle kaçınarak, onların girecekleri delikleri kapamalıdır.(3)

    Cinlerde insanlar gibi iman etmekle mükelleftir. İster bu aleme geçme özelliği olsun ister olmasın cinlerin hepsi insanlar gibi mükelleftir. Onlarada Peygamberler gönderilmiştir. Kuranı Kerim okunduğu zaman Cinlerin kafirleri olan şeytanlar insanlara yaklaşıp zarar verememektedir. Ancak müslüman cinler Kuranı Kerim okunan yerlere girebilirler.

    Asr-ı saadetten bir hadise bize bu konuda ışık tutmaktadır. Hz. Ayşe (r.a.) validemiz bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir. Hz. Ayşe validemiz sebebini sorunca: Sen cinlerden bir Müslüman katlettin. Bunun mahkemesi yapılacak, denildi. O da: ‘Ben nerede bir cin öldürdüm?’ dediğinde ona cevap verildi:

    Sen Kur'an-ı Kerim okurken, bizim Müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimiz de öldü. Bunun hesabı görülecek. (4) ) Hadisenin sonunda barış ve anlaşma yapıldı. Olay tatlıya bağlandı.

    Cinlerin ve bütün mevcudatın üstünde halife olarak gönderilen insan, mahiyet ve yaradılış özelliğinin yanı sıra, zeka, akıl, hafıza, muhakeme ve ibadet bakımından cinlere nazaran üstündür. Semavi bir dinden ders almayan bazı cinler, şeytandan aldıkları ders ile karakter itibariyle insanların bu üstünlüğünü kabul etmezler; onları kıskanırlar.

    Bununla ilgili olarak cenab-ı hak kuran’ı kerimde “şüphesiz biz insanı ahsen-i takvimde yarattık.” ( tin, ) buyurmakla, insanın sadece cinlerden değil, bütün varlıklardan daha üstün olduğunu bildiriyor.

    Cinler, insanların üstünlüğünü tanımadıkları gibi, onları güç durumda bırakır ve kendilerine muhtaç olmaları için ellerinden geleni yaparlar. Cinlerin mahiyetini ve yapılarını bilmeyenler, cinlerden medet umarlar. Cinci ve üfürükçüler, bu safdilleri ve bilgisizliği iyi değerlendirirler.

    Cinlerin mahiyetini, yapılarını ve bünyelerini bilmeyen kişiler, bazen onları gözlerinde çok büyütürler. Yani cinleri her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, üstün kabiliyetli, insanların fevkinde görürler veya gösterirler. Bu tamamen bir hezeyandır.

    (1) Şiblî, Cinlerin Esrarı, s. 258.
    (2) Şibli, A.g.e., s. 256-257.
    (3) Şahin, İnancın Gölgesinde, s. 153-154.
    (4) Kurtubi, el-Camiu Liahkami'l-Kur'an, 16/214,215.

    Arif Aslan



  11. 23.Eylül.2010, 14:00
    6
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Görmediğimiz ve bilmediğimiz bir canlı türle karşı karşıya bulunmaktayız. Şu halde, geriye onları da bizi de yaratan Allah’a sığınıp onların şerlerinden ve yapabilecekleri kötülüklerden korunmak kalıyor. Bunun da bir tek yolu var: Dua ve Münacatlar. Zaten normal olarak hayatımızın bir parçası olması gereken dua ve münacat aynı zamanda bizi Allah’a yakınlaştıracağı için, cinler ve şeytanlar da yakınımıza sokulamayacaklardır. Çünkü onların da bizim gibi gurupları, cemaatleri ve teşkilatları vardır. Bizim dualarımızdan şüphesiz onların hayırlıları da istifade edecekleri için, rahatsızlık vermek isteyenlere karşı onlar da kendi içlerinde mücadeleye girişecekler ve kötüleri engellemeye çalışacaklar, hatta savaşacak ve cezalandıracaklardır. Bu sebeple dua ve münacatın cinlerden ve şeytanlardan korunmada önemli bir yeri vardır.

    İnsan günlük hayatında abdestli bulunması halinde, onlardan kısmen korunacağı gibi, buna namazı ve diğer duaları da ilave ederse, korunma hususunda kendini biraz daha sağlama almış olacaktır.

    Hâris el-Eş'ari (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Rasülullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “…Allah size, Allah'ı zikretmenizi emretti. Bunun da misali, peşinden hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece Allah’ı zikretmekle koruyabilir. (Tirmizi, Emsal, 3, (2867).)
    Şimdi bu hususta Efendimiz (s.a.v) ve ashabının okuduğu dualardan örnekler takdim etmek istiyoruz.

    Euzü - besmele
    Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulmaktadır: “Şayet sana şeytandan bir kışkırtma (şeytani bir dürtü) gelecek olursa, hemen Allah’a sığın.”(41:36.) Yani, “Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racim” de. Bununla beraber, Müminün suresindeki şu ayetlerle de Allah’a sığınmak yerinde olur:
    “Rabbi euzü bike min hemezeti’ş-Şeyatin ve euzü bike Rabbi en yahdurun” Yani; “Rabbim, şeytanın kışkırtmasından sana sığınırım ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”(23:97-98.)

    Eve girerken
    Besmele ilgili olarak Cabir (ra)’den rivayet edilen başka bir hadis ise, evlere girerken ve yine yemek yerken Besmele çekmenin önemine işaret ediyor: “Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): “Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!” der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!” der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan (avenelerine): “Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!” der.”( Müslim, Eşribe, 103, (2018); Ebu Davud, Et'ime, 16, (3765).)

    Evden çıkarken
    Eve girerken okunan Besmele, şeytanın şerrini bizden ve onu da evden uzaklaştırdığı gibi, insanın sokağa çıktığı zaman da korunmaya muhtaç olduğu açıktır. Bunun içinde Euzü-Besmele çekilir. Ancak, Resulullah (s.a.v), sokağa çıkarken sadece Euzü - Besmele ile yetinmemiş ve ayrıca dua etmiştir. Bu konuda Enes (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
    “Evinden çıkınca kim: “Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah'tandır” derse kendisine: “İşine bak, sana hidâyet verildi, kifâyet edildi ve korundun da” denir, ondan şeytan yüz çevirir.”( Tirmizi, Daavât, 34, (3422)

    Bakara suresi: ayetü’l-kürsi ve amene’r-rasülü
    Konumuzla ilgili olarak, Ebu Hüreyre (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte, Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar.”( Müslim, Misâfirin, 212, (780)

    Başka bir hadisi şerifte ise bu iki ayetin, Bakara suresinin son iki ayeti olan “Amene’r-rasülü” olduğu açıklanmaktadır.(Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an, 4/2882)

    Uyumak için yatağa girince
    Resul-i Ekrem Efendimizin yatağa girdiği zaman okuduğu çeşitli dualar vardır. Bu konuda Büreyde (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v), şu duayı tavsiye buyurmuştur:
    “Ey yedi kat semânın ve onların gölgelediklerinin Rabbi, ey arzların ve onların taşıdıklarının Rabbi, ey şeytanların ve onların azdırdıklarının Rabbi! Bütün bu mahlukâtının şerrine karşı, beni himâye et! Et ki, hiç birisi, üzerime âniden saldırmàsın. Senin koruduğun aziz olur. Senin övgün yücedir, senden başka ilah da yoktur; ilah olarak sâdece sen varsın.” (Tirmizi, Daavât, 96, (3518).)

    Uykuda korkunca
    İmam Malik’ten rivayet edildiğine göre, Hâlid İbnu Velid (r.a), Hz. Peygambere: “Ben uykuda iken korkutuluyorum. (Ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?)” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v) ona şu duayı okuması tavsiyesinde bulundu:
    “Allah'ın eksiksiz, tam olan kelimeleri ile Onun gazabından, ikabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve beraberliklerinden Allah'a sığınırım! de!” (Muvatta, Şiir, 9, (2, 950).)

    Helaya girerken
    Tuvaletlerin, çöplüklerin, hamamların, kabirlerin, harabelerin cinlerin ve şeytanların meskenleri mahiyetinde çok uğradıkları ve konakladıkları yerlerdir.
    “Rasülullah (s.a.v) kazâyı hâcet için helâya girdiği zaman şu duayı okurdu:
    “Allahümme inni euzü bike mine'lhubsi ve'l-habais. (Allahım, pislikten ve (cin ve şeytan gibi) kötü yaratıklardan sana sığınırım.”(Buhâri, Vüdu, 9)

    Tekbir, tesbih, tahmid
    Namaz tesbihatı, camide ve namaz kıldığımız herhangi bir yerde yapılabileceği gibi, yolda-sokakta yürürken, araç kullanırken; yatakta ve uyumadan önce de yapılabilir. Kuran-ı Kerimde de bu konuya işaretle; “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üzere yatarlarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler...” (Al-i İmran, 3/191.) buyurulmaktadır.

    Tesbihat, hiçbir vakit terk edilmemeli ve nerede olursa olsun mutlaka yapılmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber, şeytanın namazda kişiye günlük işlerini hatırlatıp vesvese verdiğini ve namazı alelacele kıldırıp tesbihatı yaptırmadan işine gücüne daldırdığını veya uyuttuğunu anlatıyor.

    Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh,
    Bu da yine, dua makamındaki namaz tesbihatından birisidir.
    Peygamber Efendimiz, Ebu Hureyre (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, şöyle buyurmaktadır:
    “Her kim: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh, lehü'l mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir’ duasını, bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzat etmiş gibi sevàp verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. (Buhâri, Daavât, 54)

    Şeytanın telkinlerine karşı ihlas suresi
    Bir hadisi- şerifte şeytanın bir vesvesesinden söz edilmiş ve buna karşı ihlas suresinin okunup sol tarafımıza doğru üç defa tükürmemiz tavsiye edilmiştir.

    Muavvizeteyen (Nas ve Felak sureleri)
    Cinlerin şerrinden kurtulmak için de, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Felak ve Nas Surelerini okuduğu, ashabına ve bizzat Hz. Aişe validemize de okumayı tavsiye ettiği bildirilmektedir.

    Hz. Âişe (r.a)’den rivayet edilen bir hadis şöyledir: “Hz. Peygamber (s.a.v) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ve Kul hüvallahu ahad'i okur, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı bana emrederdi.”(Buhari, Fezâilü'l-Kur'ân, 14)

    sorularla İslamiyet


  12. 23.Eylül.2010, 14:00
    6
    Silent and lonely rains
    Görmediğimiz ve bilmediğimiz bir canlı türle karşı karşıya bulunmaktayız. Şu halde, geriye onları da bizi de yaratan Allah’a sığınıp onların şerlerinden ve yapabilecekleri kötülüklerden korunmak kalıyor. Bunun da bir tek yolu var: Dua ve Münacatlar. Zaten normal olarak hayatımızın bir parçası olması gereken dua ve münacat aynı zamanda bizi Allah’a yakınlaştıracağı için, cinler ve şeytanlar da yakınımıza sokulamayacaklardır. Çünkü onların da bizim gibi gurupları, cemaatleri ve teşkilatları vardır. Bizim dualarımızdan şüphesiz onların hayırlıları da istifade edecekleri için, rahatsızlık vermek isteyenlere karşı onlar da kendi içlerinde mücadeleye girişecekler ve kötüleri engellemeye çalışacaklar, hatta savaşacak ve cezalandıracaklardır. Bu sebeple dua ve münacatın cinlerden ve şeytanlardan korunmada önemli bir yeri vardır.

    İnsan günlük hayatında abdestli bulunması halinde, onlardan kısmen korunacağı gibi, buna namazı ve diğer duaları da ilave ederse, korunma hususunda kendini biraz daha sağlama almış olacaktır.

    Hâris el-Eş'ari (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Rasülullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir: “…Allah size, Allah'ı zikretmenizi emretti. Bunun da misali, peşinden hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece Allah’ı zikretmekle koruyabilir. (Tirmizi, Emsal, 3, (2867).)
    Şimdi bu hususta Efendimiz (s.a.v) ve ashabının okuduğu dualardan örnekler takdim etmek istiyoruz.

    Euzü - besmele
    Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulmaktadır: “Şayet sana şeytandan bir kışkırtma (şeytani bir dürtü) gelecek olursa, hemen Allah’a sığın.”(41:36.) Yani, “Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racim” de. Bununla beraber, Müminün suresindeki şu ayetlerle de Allah’a sığınmak yerinde olur:
    “Rabbi euzü bike min hemezeti’ş-Şeyatin ve euzü bike Rabbi en yahdurun” Yani; “Rabbim, şeytanın kışkırtmasından sana sığınırım ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”(23:97-98.)

    Eve girerken
    Besmele ilgili olarak Cabir (ra)’den rivayet edilen başka bir hadis ise, evlere girerken ve yine yemek yerken Besmele çekmenin önemine işaret ediyor: “Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): “Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!” der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!” der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan (avenelerine): “Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!” der.”( Müslim, Eşribe, 103, (2018); Ebu Davud, Et'ime, 16, (3765).)

    Evden çıkarken
    Eve girerken okunan Besmele, şeytanın şerrini bizden ve onu da evden uzaklaştırdığı gibi, insanın sokağa çıktığı zaman da korunmaya muhtaç olduğu açıktır. Bunun içinde Euzü-Besmele çekilir. Ancak, Resulullah (s.a.v), sokağa çıkarken sadece Euzü - Besmele ile yetinmemiş ve ayrıca dua etmiştir. Bu konuda Enes (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
    “Evinden çıkınca kim: “Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah'tandır” derse kendisine: “İşine bak, sana hidâyet verildi, kifâyet edildi ve korundun da” denir, ondan şeytan yüz çevirir.”( Tirmizi, Daavât, 34, (3422)

    Bakara suresi: ayetü’l-kürsi ve amene’r-rasülü
    Konumuzla ilgili olarak, Ebu Hüreyre (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte, Rasülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar.”( Müslim, Misâfirin, 212, (780)

    Başka bir hadisi şerifte ise bu iki ayetin, Bakara suresinin son iki ayeti olan “Amene’r-rasülü” olduğu açıklanmaktadır.(Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an, 4/2882)

    Uyumak için yatağa girince
    Resul-i Ekrem Efendimizin yatağa girdiği zaman okuduğu çeşitli dualar vardır. Bu konuda Büreyde (r.a)’den nakledilen bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v), şu duayı tavsiye buyurmuştur:
    “Ey yedi kat semânın ve onların gölgelediklerinin Rabbi, ey arzların ve onların taşıdıklarının Rabbi, ey şeytanların ve onların azdırdıklarının Rabbi! Bütün bu mahlukâtının şerrine karşı, beni himâye et! Et ki, hiç birisi, üzerime âniden saldırmàsın. Senin koruduğun aziz olur. Senin övgün yücedir, senden başka ilah da yoktur; ilah olarak sâdece sen varsın.” (Tirmizi, Daavât, 96, (3518).)

    Uykuda korkunca
    İmam Malik’ten rivayet edildiğine göre, Hâlid İbnu Velid (r.a), Hz. Peygambere: “Ben uykuda iken korkutuluyorum. (Ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?)” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.v) ona şu duayı okuması tavsiyesinde bulundu:
    “Allah'ın eksiksiz, tam olan kelimeleri ile Onun gazabından, ikabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve beraberliklerinden Allah'a sığınırım! de!” (Muvatta, Şiir, 9, (2, 950).)

    Helaya girerken
    Tuvaletlerin, çöplüklerin, hamamların, kabirlerin, harabelerin cinlerin ve şeytanların meskenleri mahiyetinde çok uğradıkları ve konakladıkları yerlerdir.
    “Rasülullah (s.a.v) kazâyı hâcet için helâya girdiği zaman şu duayı okurdu:
    “Allahümme inni euzü bike mine'lhubsi ve'l-habais. (Allahım, pislikten ve (cin ve şeytan gibi) kötü yaratıklardan sana sığınırım.”(Buhâri, Vüdu, 9)

    Tekbir, tesbih, tahmid
    Namaz tesbihatı, camide ve namaz kıldığımız herhangi bir yerde yapılabileceği gibi, yolda-sokakta yürürken, araç kullanırken; yatakta ve uyumadan önce de yapılabilir. Kuran-ı Kerimde de bu konuya işaretle; “Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üzere yatarlarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler...” (Al-i İmran, 3/191.) buyurulmaktadır.

    Tesbihat, hiçbir vakit terk edilmemeli ve nerede olursa olsun mutlaka yapılmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber, şeytanın namazda kişiye günlük işlerini hatırlatıp vesvese verdiğini ve namazı alelacele kıldırıp tesbihatı yaptırmadan işine gücüne daldırdığını veya uyuttuğunu anlatıyor.

    Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh,
    Bu da yine, dua makamındaki namaz tesbihatından birisidir.
    Peygamber Efendimiz, Ebu Hureyre (r.a)’den nakledilen hadisi şerifte, şöyle buyurmaktadır:
    “Her kim: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-şerike leh, lehü'l mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir’ duasını, bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzat etmiş gibi sevàp verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. (Buhâri, Daavât, 54)

    Şeytanın telkinlerine karşı ihlas suresi
    Bir hadisi- şerifte şeytanın bir vesvesesinden söz edilmiş ve buna karşı ihlas suresinin okunup sol tarafımıza doğru üç defa tükürmemiz tavsiye edilmiştir.

    Muavvizeteyen (Nas ve Felak sureleri)
    Cinlerin şerrinden kurtulmak için de, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, Felak ve Nas Surelerini okuduğu, ashabına ve bizzat Hz. Aişe validemize de okumayı tavsiye ettiği bildirilmektedir.

    Hz. Âişe (r.a)’den rivayet edilen bir hadis şöyledir: “Hz. Peygamber (s.a.v) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ve Kul hüvallahu ahad'i okur, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı bana emrederdi.”(Buhari, Fezâilü'l-Kur'ân, 14)

    sorularla İslamiyet


  13. 23.Eylül.2010, 14:08
    7
    Kılıçali49
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Ağustos.2010
    Üye No: 78079
    Mesaj Sayısı: 110
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 57
    Bulunduğu yer: Ankara

    --->: Üç Harfliler

    O anlattığınız girme şekli,fiziki bir oluşum değil ki...Cevap veren kardeşimiz bunu kastediyor ama...Musallat olmakla,bedenin içine girmek aynı şey mi?


  14. 23.Eylül.2010, 14:08
    7
    Devamlı Üye
    O anlattığınız girme şekli,fiziki bir oluşum değil ki...Cevap veren kardeşimiz bunu kastediyor ama...Musallat olmakla,bedenin içine girmek aynı şey mi?


  15. 23.Eylül.2010, 14:27
    8
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
    “Şüphesiz şeytan, insanoğlunu haktan alıkoymak için onun yollarında oturur. Önce İslam yolunun üzerinde oturur ve ona:
    “Sen dinini ve babalarının dinini terkedip müslüman mı oluyorsun? Sakın İslam’a girme!” der.

    Müslüman olacak kimse, şeytana isyan ederek İslam’a girer. Sonra onun hicret yolunda karşısına çıkar ve kendisine:
    “Yerini yurdunu terkedip hicret mi ediyorsun?” der.

    O da şeytanı dinlemeyerek hicret eder. Sonra, cihada giderken yine yoluna çıkar ve:
    “Cihada mı gidiyorsun? O, bir meşakkat ve malın zayi olması demektir. Hem savaşacaksın, hem öldürülebilirsin; hanımını başkası nikahlar, malını paylaşırlar, vazgeç bu işten!” der.
    O da şeytanı dinlemeyerek cihada gider. Kim şeytana karşı bu şekilde davranır ve o halde ölürse, onu cennete koyması Allahu Teala’ya hak olur.”
    İmam-ı Nesai



    Allahu Teala, bize o azılı düşmanın şu sözünü haber vermiştir:

    “Ve muhakkak onları saptıracağım ve elbette onları boş hayal ve kuruntularla oyalayacağım ve onlara (haram olan şeyleri) emredeceğim.”
    Nisa Suresi 190


    Ya Resulallah! Şeytan namazda ve Kur’an okurken bana musallat olup ibadetimi engelliyor, dedi. Efendimiz (s.a.v) de:
    O, şeytandır. Ona “Hinzeb” denir. Onun sana geldiğini hissettiğin zaman, ondan Allah’a sığın ve (namazın haricinde) sol tarafına üç defa tükür, buyurdu.

    Osman (r.a) der ki:
    “Rasulullah’ın (s.a.v) söylediği gibi yaptım; Allahu Teala onu benden defetti”.
    İmam-ı Müslim


    Yine bir hadis-i şerifte:
    “Kişiye abdestte vesvese vermek için musallat olan “Velhan” isminde bir şeytan vardır, ondan Allah’a sığının.”
    İmam-ı Tirmizi


    Bir diğer hadiste de:
    “Şüphesiz şeytan! insanoğlunun içinde, kanın damarlarda dolaşması gibi dolaşır; durur.”
    İmam-ı Buhari

    Meşhur bir hadis-i şerifte, Allah Rasülü (s.a.v):
    Sizden her birinizin bir şeytanı vardır, buyurdu.
    Bunun üzerine Ashab-ı Kiram:
    Sizin de şeytanınız var mıdır Ya Resulallah?, diye sorunca,
    Allah Rasulü (s.a.v):
    Evet, benim de şeytanım var. Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti ve teslim olup emrime girdi, buyurdu.
    İmam-ı Tirmizi


    İbnu Mesud (r.a), şu haberi rivayet etmiştir:
    “Kalpte iki duygusal hareket vardır. Biri melekten gelir (rahmanidir), hayra yönlendirir ve hakkı tasdik eder. Diğeri de düşman olan şeytandan gelir. İnsanı kötülüğe sevkeder, hakkı yalanlar ve hayırdan alıkor”
    İmam-ı Tirmizi


    Hasan-i Basri (rah):
    Allahu Teala’dan, diğeri de, insanın düşmanı şeytandan gelir. Kendisine bir düşünce ve duygu geldiğinde, onu kontrol edip, Allah’tan ise kabul eden, düşmandan ise onunla mücadele edip reddeden kula Allah rahmet eylesin.”


    Mücahid: “Sinsi şeytanın şerrinden...” ayetinin tefsirinde şöyle demiştir:
    Nas Suresi

    “O, insanın kalbine iyice yayılıp hakim olmak ister. Kul, Yüce Allah’ı zikredince, siner, çekilir. Allah’tan gafil olunca da kalbine yayılıp hakim olur.”


    İkrime de demiştir ki:
    “Vesvese veren şeytan, erkeklerde göğüs ve gözlerde; kadınlarda ise, kadın karşıdan gelinceye kadar gözlerinde, dönüp giderken de kalçasında yerleşip vesvese verir.”

    Cerir b. Abade el-Adevi demiştir ki:
    Ala b. Ziyad’a kalbime gelen vesveseden şikayet ettim.

    Bana dedi ki:
    “Şeytan, kalbin aralığından içeri şöyle bir bakar. Eğer orada işine yarar bir şey varsa durur, ilgilenir. Yoksa çekip gider.”


  16. 23.Eylül.2010, 14:27
    8
    Silent and lonely rains
    Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
    “Şüphesiz şeytan, insanoğlunu haktan alıkoymak için onun yollarında oturur. Önce İslam yolunun üzerinde oturur ve ona:
    “Sen dinini ve babalarının dinini terkedip müslüman mı oluyorsun? Sakın İslam’a girme!” der.

    Müslüman olacak kimse, şeytana isyan ederek İslam’a girer. Sonra onun hicret yolunda karşısına çıkar ve kendisine:
    “Yerini yurdunu terkedip hicret mi ediyorsun?” der.

    O da şeytanı dinlemeyerek hicret eder. Sonra, cihada giderken yine yoluna çıkar ve:
    “Cihada mı gidiyorsun? O, bir meşakkat ve malın zayi olması demektir. Hem savaşacaksın, hem öldürülebilirsin; hanımını başkası nikahlar, malını paylaşırlar, vazgeç bu işten!” der.
    O da şeytanı dinlemeyerek cihada gider. Kim şeytana karşı bu şekilde davranır ve o halde ölürse, onu cennete koyması Allahu Teala’ya hak olur.”
    İmam-ı Nesai



    Allahu Teala, bize o azılı düşmanın şu sözünü haber vermiştir:

    “Ve muhakkak onları saptıracağım ve elbette onları boş hayal ve kuruntularla oyalayacağım ve onlara (haram olan şeyleri) emredeceğim.”
    Nisa Suresi 190


    Ya Resulallah! Şeytan namazda ve Kur’an okurken bana musallat olup ibadetimi engelliyor, dedi. Efendimiz (s.a.v) de:
    O, şeytandır. Ona “Hinzeb” denir. Onun sana geldiğini hissettiğin zaman, ondan Allah’a sığın ve (namazın haricinde) sol tarafına üç defa tükür, buyurdu.

    Osman (r.a) der ki:
    “Rasulullah’ın (s.a.v) söylediği gibi yaptım; Allahu Teala onu benden defetti”.
    İmam-ı Müslim


    Yine bir hadis-i şerifte:
    “Kişiye abdestte vesvese vermek için musallat olan “Velhan” isminde bir şeytan vardır, ondan Allah’a sığının.”
    İmam-ı Tirmizi


    Bir diğer hadiste de:
    “Şüphesiz şeytan! insanoğlunun içinde, kanın damarlarda dolaşması gibi dolaşır; durur.”
    İmam-ı Buhari

    Meşhur bir hadis-i şerifte, Allah Rasülü (s.a.v):
    Sizden her birinizin bir şeytanı vardır, buyurdu.
    Bunun üzerine Ashab-ı Kiram:
    Sizin de şeytanınız var mıdır Ya Resulallah?, diye sorunca,
    Allah Rasulü (s.a.v):
    Evet, benim de şeytanım var. Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti ve teslim olup emrime girdi, buyurdu.
    İmam-ı Tirmizi


    İbnu Mesud (r.a), şu haberi rivayet etmiştir:
    “Kalpte iki duygusal hareket vardır. Biri melekten gelir (rahmanidir), hayra yönlendirir ve hakkı tasdik eder. Diğeri de düşman olan şeytandan gelir. İnsanı kötülüğe sevkeder, hakkı yalanlar ve hayırdan alıkor”
    İmam-ı Tirmizi


    Hasan-i Basri (rah):
    Allahu Teala’dan, diğeri de, insanın düşmanı şeytandan gelir. Kendisine bir düşünce ve duygu geldiğinde, onu kontrol edip, Allah’tan ise kabul eden, düşmandan ise onunla mücadele edip reddeden kula Allah rahmet eylesin.”


    Mücahid: “Sinsi şeytanın şerrinden...” ayetinin tefsirinde şöyle demiştir:
    Nas Suresi

    “O, insanın kalbine iyice yayılıp hakim olmak ister. Kul, Yüce Allah’ı zikredince, siner, çekilir. Allah’tan gafil olunca da kalbine yayılıp hakim olur.”


    İkrime de demiştir ki:
    “Vesvese veren şeytan, erkeklerde göğüs ve gözlerde; kadınlarda ise, kadın karşıdan gelinceye kadar gözlerinde, dönüp giderken de kalçasında yerleşip vesvese verir.”

    Cerir b. Abade el-Adevi demiştir ki:
    Ala b. Ziyad’a kalbime gelen vesveseden şikayet ettim.

    Bana dedi ki:
    “Şeytan, kalbin aralığından içeri şöyle bir bakar. Eğer orada işine yarar bir şey varsa durur, ilgilenir. Yoksa çekip gider.”


  17. 23.Eylül.2010, 14:58
    9
    Ehfiya
    عُضْو

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ocak.2007
    Üye No: 8
    Mesaj Sayısı: 674
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 28

    --->: Üç Harfliler

    kardeş benim anlattığım girme şekli aynı anladığın gibidir.ancak onların konuşmaları ve görûnmeleri içine girdiği kişinin dili ve şekli ile olur.Ancak düşünceleri farklı olur.Desert_Rose kardeşimden Allah Razı olsun gayet iyi açıklamış.


  18. 23.Eylül.2010, 14:58
    9
    عُضْو
    kardeş benim anlattığım girme şekli aynı anladığın gibidir.ancak onların konuşmaları ve görûnmeleri içine girdiği kişinin dili ve şekli ile olur.Ancak düşünceleri farklı olur.Desert_Rose kardeşimden Allah Razı olsun gayet iyi açıklamış.


  19. 23.Eylül.2010, 15:14
    10
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Alıntı
    kardeş benim anlattığım girme şekli aynı anladığın gibidir.ancak onların konuşmaları ve görûnmeleri içine girdiği kişinin dili ve şekli ile olur.Ancak düşünceleri farklı olur.
    Aksini kimse iddea edemez zaten çünkü metafizik varlıklar yani enerji boyutunda olduğunu hepimiz biliriz lakin musallat oldukları kişinin beyin merkezindeki sinir sistemini
    etkileyerek ele geçirdiklerinden dolayı hastaya çeşitli suretlerde görüne biliyorlar yani tamamen halüsünasyon olayı
    hepsi bundan ibaret ama kılıçali49 kardeşin ilk ifadesi insanlara hiçbir şekilde tasalluk etmez düşüncesine karşılık bu yazıları ekleme gereğini duydum,yoksa bende sizinle aynı fikirdeyim onlar başka bir boyutta kendi alemlerinde varlıklarını sürdürmekteler bedensel olarak değiller fakat bedenleri kullanabiliyorlar.


    Alıntı
    Desert_Rose kardeşimden Allah Razı olsun
    amin kardeşim Allah c.c sendende razı olsun.


  20. 23.Eylül.2010, 15:14
    10
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    kardeş benim anlattığım girme şekli aynı anladığın gibidir.ancak onların konuşmaları ve görûnmeleri içine girdiği kişinin dili ve şekli ile olur.Ancak düşünceleri farklı olur.
    Aksini kimse iddea edemez zaten çünkü metafizik varlıklar yani enerji boyutunda olduğunu hepimiz biliriz lakin musallat oldukları kişinin beyin merkezindeki sinir sistemini
    etkileyerek ele geçirdiklerinden dolayı hastaya çeşitli suretlerde görüne biliyorlar yani tamamen halüsünasyon olayı
    hepsi bundan ibaret ama kılıçali49 kardeşin ilk ifadesi insanlara hiçbir şekilde tasalluk etmez düşüncesine karşılık bu yazıları ekleme gereğini duydum,yoksa bende sizinle aynı fikirdeyim onlar başka bir boyutta kendi alemlerinde varlıklarını sürdürmekteler bedensel olarak değiller fakat bedenleri kullanabiliyorlar.


    Alıntı
    Desert_Rose kardeşimden Allah Razı olsun
    amin kardeşim Allah c.c sendende razı olsun.


  21. 23.Eylül.2010, 15:16
    11
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Üç Harfliler

    İçine girip hareketlerini kontrol edemez. Böyle olsaydı kafirlerin hali ne olurdu bir düşünsenize? Sadece aklımıza girebilirler. Aklımıza girip veya vücuttan içeri girip kontrolümüzü alıp bizi bedenimizde sıkıştıramazlar. Böyle bir şey olamaz.


  22. 23.Eylül.2010, 15:16
    11
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İçine girip hareketlerini kontrol edemez. Böyle olsaydı kafirlerin hali ne olurdu bir düşünsenize? Sadece aklımıza girebilirler. Aklımıza girip veya vücuttan içeri girip kontrolümüzü alıp bizi bedenimizde sıkıştıramazlar. Böyle bir şey olamaz.


  23. 23.Eylül.2010, 15:21
    12
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Üç Harfliler

    Alıntı
    İçine girip hareketlerini kontrol edemez. Böyle olsaydı kafirlerin hali ne olurdu bir düşünsenize? Sadece aklımıza girebilirler. Aklımıza girip veya vücuttan içeri girip kontrolümüzü alıp bizi bedenimizde sıkıştıramazlar. Böyle bir şey olamaz.
    O zaman kafirler neden kafir oysa Rahmetililalemin bütün kainata gelip
    İslamiyeti bildirmişken Allah c.c Ayetlerini apaçık açıklamışken
    vede yeryüzündeki insan ve cinleri davet etmişken...
    İçindeki,beyinlerindeki şeytanlarından değilmi?


  24. 23.Eylül.2010, 15:21
    12
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    İçine girip hareketlerini kontrol edemez. Böyle olsaydı kafirlerin hali ne olurdu bir düşünsenize? Sadece aklımıza girebilirler. Aklımıza girip veya vücuttan içeri girip kontrolümüzü alıp bizi bedenimizde sıkıştıramazlar. Böyle bir şey olamaz.
    O zaman kafirler neden kafir oysa Rahmetililalemin bütün kainata gelip
    İslamiyeti bildirmişken Allah c.c Ayetlerini apaçık açıklamışken
    vede yeryüzündeki insan ve cinleri davet etmişken...
    İçindeki,beyinlerindeki şeytanlarından değilmi?





+ Yorum Gönder
Git 12 Son