Konusunu Oylayın.: Müslüman mümin arasındaki fark?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Müslüman mümin arasındaki fark?
  1. 11.Eylül.2010, 20:30
    1
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    Müslüman mümin arasındaki fark?






    Müslüman mümin arasındaki fark? Mumsema ALLAH yuce Kuranı Kerımınde bır ayetınde MUSLUMAN ERKEKLER MUSLUMAN KADINLAR.MUMIN ERKEKLER MUMIN KADINLAR.. dıye tabırde bulunuyor.bunu hıkmetı nedır?
    musluman ıle mumın arasında kı fark nedır?
    selametle..


  2. 11.Eylül.2010, 20:30
    1
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    ALLAH yuce Kuranı Kerımınde bır ayetınde MUSLUMAN ERKEKLER MUSLUMAN KADINLAR.MUMIN ERKEKLER MUMIN KADINLAR.. dıye tabırde bulunuyor.bunu hıkmetı nedır?
    musluman ıle mumın arasında kı fark nedır?
    selametle..


    Benzer Konular

    - Mümin ile Müslüman arasındaki fark nedir; mümin kimlere denir?

    - Müslüman ve mümin arasındaki fark nedir?

    - İman ile küfür arasındaki fark nedir? Allah'ı inkar etmemek ve ona iman etmek arasındaki fark nedir?

    - Ahzap suresi 35. ayet: Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taa

    - Mümin ile münafık arasındaki ayırt edici alamet

  3. 11.Eylül.2010, 20:35
    2
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?




    Ben şu şekilde anladım o ayetten. Müslüman : Müslüman ama ameli tam değil. Mümin : Müslüman ve ameli tam.

    Fakat sadece bir düşünce. Tefsirini koyabileceklerden bakıp doğrusunu öğrenmek isterim.

    Selametle.



  4. 11.Eylül.2010, 20:35
    2
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Ben şu şekilde anladım o ayetten. Müslüman : Müslüman ama ameli tam değil. Mümin : Müslüman ve ameli tam.

    Fakat sadece bir düşünce. Tefsirini koyabileceklerden bakıp doğrusunu öğrenmek isterim.

    Selametle.



  5. 11.Eylül.2010, 20:39
    3
    islami17
    Dua ibadetin kendisidir..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Temmuz.2010
    Üye No: 77262
    Mesaj Sayısı: 489
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: --ADANA--

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    Ben de benzer bir yargıya vardım; müslüman, Allah'a inanan ancak ibadetlerini tam olarak yerine getirmeyen, mümin, Allah'a inanan ve ibadetlerini de tam olarak yerine getirip günah işlemekten korkan kimsedir.


  6. 11.Eylül.2010, 20:39
    3
    Dua ibadetin kendisidir..
    Ben de benzer bir yargıya vardım; müslüman, Allah'a inanan ancak ibadetlerini tam olarak yerine getirmeyen, mümin, Allah'a inanan ve ibadetlerini de tam olarak yerine getirip günah işlemekten korkan kimsedir.


  7. 11.Eylül.2010, 21:20
    4
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    Soru

    Mümin ile müslüman arasındaki fark nedir?
    Cevap

    Değerli Kardeşimiz;
    Fahreddin Razî burada "Mümin ile müslim ehl-i sünnete göre birdir. Nasıl olup da burada bu fark anlaşılabiliyor?" diye sorarak buna şöyle bir cevap verir:

    "Genel ile özel'in farkı vardır. İman ancak kalp ile olur. Bazan onunla beraber lisan ile olur. İslâm ise daha geneldir, fakat özel şeklinde genel ile özel birleşmiş olur."

    Ragıb da Müfredat'ında şöyle der:

    "İslâm şeriatta iki kısımdır. Birisi imanın altındadır ki bu dil ile ikrardır. Bununla kan korunmuş olunur. Beraberinde itikat gerek olsun gerek olmasın " O A'râbiler inandık, dediler, de ki: Siz iman etdiniz fakat İslâm'a geldik, deyin." âyetinde bu mânâ kastedilmiştir. Birisi de imanın üstündedir ki bunda dil ile ifade ile beraber hem kalben iman, hem vefa hem de Allah Teâlâ'ya bütün kaza ve kaderinde teslimiyet vardır.

    Nitekim İbrahim (a.s.) hakkında "Rabbi ona: "İslâm ol" dediği anda, "Âlemlerin Rabbına teslim oldum." dedi. (Bakara, 2/131) buyurulması böyledir. Bunun gibi "Allah nezdinde hak din ancak İslâm'dır." (Âl-i İmran, 3/19) âyeti ve "Beni müslüman olarak öldür." (Yusuf 12/101) âyeti de bu mânâyadır. Beni rızana teslim olan kullarından eyle, demektir. Şeytanın bağlamasından güvenli kıl mânâsına olması da caizdir.

    İmam-ı Azam'a nisbet edilen Fıkh-ı Ekber'de de şöyle denilmiştir: İman, ikrar ve tasdiktir, İslâm Allah Teâlâ'nın emirlerine teslim olmak ve bağlanmaktır. Bundan dolayı iman ile islâm arasında lügat yönünden fark vardır. Fakat şer'î hükümde İslâm'sız iman, imansız İslâm olmaz. Bu ikisi zahir ile batın, yüz ile astar gibidir. Din de iman ve İslâm ve şeriatın hepsine birden konulan isimdir... Demek olur ki yukarılarda "Allah nezdinde hak din ancak İslâm'dır." (Âl-i İmran, 3/19) âyetinde ve daha bazı yerlerde geçtiği üzere İslâm kelimesi sözlükte asıl maddesi olan barış ve güven hemzesinin duhul ve müteaddi hale koyma ve diğer mânâlarına göre barış ve karşılıklı anlaşmaya girmek veya koymak, güvenliğe çıkarmak, kurtulmak veya kurtarmak; ihlas ve teslimiyet ve bağlanmak gibi birkaç mânâya gelebildiğinden İslâm ve iman kavramlarında sözlük bakımından çeşitli farklar bulunduğundan şeriat daha çok bunların ikisinin birlikte toplanmasına ve gerçekleşmesine itibar etmiş olmakla beraber sözlük anlamlarını da az çok gözden uzaklaştırmamış bulunmasından dolayı şer'i kullanılışta, üç mânâ meydana gelmiş olur.

    Birincisi: Biri diğerinin şartı olmak, biri açık, biri gizli olma bakımından asıl bulunmak gibi bir anlam farkıyla beraber gerçek olarak meydana gelmesinde eşit, şeref ve haysiyette birbirine gerekli olmalarıdır. Meselâ imanda islâmın hem bâtında ihlas kavramı, hem zahirde teslim kavramı şart olduğu gibi islâmda da iman, hakkında delil getirilen bir şey olmak üzere şarttır. Bundan dolayıdır ki Nisâ Sûresi'nde: "Size selam veya sulh veren kimseye mümin değilsin, demeyin." (Nisâ, 4/94) buyurulmuş ve bu sebeble mümin ve müslim gerçekte bir sayılmıştır. Buna bilinen mânâsıyla İslâm demek uygun olur.

    İkincisi: İslâm imandan daha genel ve onun bir başlangıcı olmak üzere imanın altında bir ikrar ve iman, İslâm'ın bir gayesi olmak üzere üstünde delil gösterilen bir şey ifade etmesidir ki bu âyet bu mânâ üzere gelmiş ve Râzî yalnız bu farkı kaydetmiştir. Bunu gerçek samimi müslümanlık karşılığında resmî müslümanlık diye de ifade edebiliriz. Bu henüz müslümanlık değil, müslümanlığa bir giriştir. Burada ihtar olunuşu da özellikle bu incelik içindir. Ve onun için "fakat siz islâm oldunuz." diye tasdik buyurulmamış "İslâm olduk, deyiniz" diye sözlük açısından ihtar yapılmıştır, bir de "Sâdikûne" karşılık olarak ifade edilmiştir.

    Üçüncüsü: İmandan daha özel ve onun bir kemali, bir gayesi olmak üzere üstünde olan İslâm'dır ki "Bilakis, iyilerden olarak kim yüzünü Allah'a döndürürse." (Bakara, 2/112) buyurulduğu üzere ihsan mertebesini dahi kendisinde bulunduran ve "Allah nezdinde din ancak İslâm'dır" (Âl-i İmran, 3/19) gerçeğinin ifade ettiği ve "Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstün olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır." hitabıyla da burada işaret ve teşvik buyurulan mânâdır. Bu mânâya götürmek üzere buyuruluyor ki: Ve Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, yani açıktan şehadet ile ikrar edildiği gibi kalben de samimiyetle imana yükselip olgun mümin, dosdoğru müslüman olmak üzere gereğince amel ederek Allah ve Resulünün emirlerini seve seve yerine getirirseniz Allah size amellerinizden hiçbirini eksik olarak ödemez, değerinden eksik ecir ile karşılamaz. Çünkü Allah Gafur'dur, itaat edenlerin kusurunu bağışlar, Rahim'dir, rahmetinden ihsanı ile ecir verir.

    Mümin nasıl olur, denilirse: müminler ancak o kimselerdir ki Allah ve Resulüne iman etmişlerdir, yani dilleriyle ikrar verdikleri gibi kalpleriyle de sağlam inanmışlardır. Sonra da işkillenmemiş, şüpheye düşmemişlerdir. Demek ki iman etmek için önce kalpten şüpheyi atmak şart olduğu gibi ileride devamı için şüpheden uzak olmak da şarttır. Onlar sonradan da şüpheye düşmemişlerdir. Mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmektedirler, yani Allah'a itaat yolunda her türlü zahmet ve sıkıntıya göğüs germektedirler; mallar ve canlar ile cihad, mâli ve bedenî her türlü ibadeti içine alır. Ve işte onlar Sadıklar'dır, iman davasında sadık, verdikleri ikrara kalpleriyle ve fiilleriyle içten bağlılık göstermiş samimi müslümanlardır. De ki: Allah'a dininizi öğretiyor musunuz? Yani, Allah'a diyanetinizi, dindarlığınızı haber verip bildirmek mi istiyorsunuz ki biz iman ettik diyorsunuz.

    Selam ve dua ile...





    Sorularla İslamiyet



  8. 11.Eylül.2010, 21:20
    4
    Devamlı Üye
    Soru

    Mümin ile müslüman arasındaki fark nedir?
    Cevap

    Değerli Kardeşimiz;
    Fahreddin Razî burada "Mümin ile müslim ehl-i sünnete göre birdir. Nasıl olup da burada bu fark anlaşılabiliyor?" diye sorarak buna şöyle bir cevap verir:

    "Genel ile özel'in farkı vardır. İman ancak kalp ile olur. Bazan onunla beraber lisan ile olur. İslâm ise daha geneldir, fakat özel şeklinde genel ile özel birleşmiş olur."

    Ragıb da Müfredat'ında şöyle der:

    "İslâm şeriatta iki kısımdır. Birisi imanın altındadır ki bu dil ile ikrardır. Bununla kan korunmuş olunur. Beraberinde itikat gerek olsun gerek olmasın " O A'râbiler inandık, dediler, de ki: Siz iman etdiniz fakat İslâm'a geldik, deyin." âyetinde bu mânâ kastedilmiştir. Birisi de imanın üstündedir ki bunda dil ile ifade ile beraber hem kalben iman, hem vefa hem de Allah Teâlâ'ya bütün kaza ve kaderinde teslimiyet vardır.

    Nitekim İbrahim (a.s.) hakkında "Rabbi ona: "İslâm ol" dediği anda, "Âlemlerin Rabbına teslim oldum." dedi. (Bakara, 2/131) buyurulması böyledir. Bunun gibi "Allah nezdinde hak din ancak İslâm'dır." (Âl-i İmran, 3/19) âyeti ve "Beni müslüman olarak öldür." (Yusuf 12/101) âyeti de bu mânâyadır. Beni rızana teslim olan kullarından eyle, demektir. Şeytanın bağlamasından güvenli kıl mânâsına olması da caizdir.

    İmam-ı Azam'a nisbet edilen Fıkh-ı Ekber'de de şöyle denilmiştir: İman, ikrar ve tasdiktir, İslâm Allah Teâlâ'nın emirlerine teslim olmak ve bağlanmaktır. Bundan dolayı iman ile islâm arasında lügat yönünden fark vardır. Fakat şer'î hükümde İslâm'sız iman, imansız İslâm olmaz. Bu ikisi zahir ile batın, yüz ile astar gibidir. Din de iman ve İslâm ve şeriatın hepsine birden konulan isimdir... Demek olur ki yukarılarda "Allah nezdinde hak din ancak İslâm'dır." (Âl-i İmran, 3/19) âyetinde ve daha bazı yerlerde geçtiği üzere İslâm kelimesi sözlükte asıl maddesi olan barış ve güven hemzesinin duhul ve müteaddi hale koyma ve diğer mânâlarına göre barış ve karşılıklı anlaşmaya girmek veya koymak, güvenliğe çıkarmak, kurtulmak veya kurtarmak; ihlas ve teslimiyet ve bağlanmak gibi birkaç mânâya gelebildiğinden İslâm ve iman kavramlarında sözlük bakımından çeşitli farklar bulunduğundan şeriat daha çok bunların ikisinin birlikte toplanmasına ve gerçekleşmesine itibar etmiş olmakla beraber sözlük anlamlarını da az çok gözden uzaklaştırmamış bulunmasından dolayı şer'i kullanılışta, üç mânâ meydana gelmiş olur.

    Birincisi: Biri diğerinin şartı olmak, biri açık, biri gizli olma bakımından asıl bulunmak gibi bir anlam farkıyla beraber gerçek olarak meydana gelmesinde eşit, şeref ve haysiyette birbirine gerekli olmalarıdır. Meselâ imanda islâmın hem bâtında ihlas kavramı, hem zahirde teslim kavramı şart olduğu gibi islâmda da iman, hakkında delil getirilen bir şey olmak üzere şarttır. Bundan dolayıdır ki Nisâ Sûresi'nde: "Size selam veya sulh veren kimseye mümin değilsin, demeyin." (Nisâ, 4/94) buyurulmuş ve bu sebeble mümin ve müslim gerçekte bir sayılmıştır. Buna bilinen mânâsıyla İslâm demek uygun olur.

    İkincisi: İslâm imandan daha genel ve onun bir başlangıcı olmak üzere imanın altında bir ikrar ve iman, İslâm'ın bir gayesi olmak üzere üstünde delil gösterilen bir şey ifade etmesidir ki bu âyet bu mânâ üzere gelmiş ve Râzî yalnız bu farkı kaydetmiştir. Bunu gerçek samimi müslümanlık karşılığında resmî müslümanlık diye de ifade edebiliriz. Bu henüz müslümanlık değil, müslümanlığa bir giriştir. Burada ihtar olunuşu da özellikle bu incelik içindir. Ve onun için "fakat siz islâm oldunuz." diye tasdik buyurulmamış "İslâm olduk, deyiniz" diye sözlük açısından ihtar yapılmıştır, bir de "Sâdikûne" karşılık olarak ifade edilmiştir.

    Üçüncüsü: İmandan daha özel ve onun bir kemali, bir gayesi olmak üzere üstünde olan İslâm'dır ki "Bilakis, iyilerden olarak kim yüzünü Allah'a döndürürse." (Bakara, 2/112) buyurulduğu üzere ihsan mertebesini dahi kendisinde bulunduran ve "Allah nezdinde din ancak İslâm'dır" (Âl-i İmran, 3/19) gerçeğinin ifade ettiği ve "Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstün olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır." hitabıyla da burada işaret ve teşvik buyurulan mânâdır. Bu mânâya götürmek üzere buyuruluyor ki: Ve Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, yani açıktan şehadet ile ikrar edildiği gibi kalben de samimiyetle imana yükselip olgun mümin, dosdoğru müslüman olmak üzere gereğince amel ederek Allah ve Resulünün emirlerini seve seve yerine getirirseniz Allah size amellerinizden hiçbirini eksik olarak ödemez, değerinden eksik ecir ile karşılamaz. Çünkü Allah Gafur'dur, itaat edenlerin kusurunu bağışlar, Rahim'dir, rahmetinden ihsanı ile ecir verir.

    Mümin nasıl olur, denilirse: müminler ancak o kimselerdir ki Allah ve Resulüne iman etmişlerdir, yani dilleriyle ikrar verdikleri gibi kalpleriyle de sağlam inanmışlardır. Sonra da işkillenmemiş, şüpheye düşmemişlerdir. Demek ki iman etmek için önce kalpten şüpheyi atmak şart olduğu gibi ileride devamı için şüpheden uzak olmak da şarttır. Onlar sonradan da şüpheye düşmemişlerdir. Mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmektedirler, yani Allah'a itaat yolunda her türlü zahmet ve sıkıntıya göğüs germektedirler; mallar ve canlar ile cihad, mâli ve bedenî her türlü ibadeti içine alır. Ve işte onlar Sadıklar'dır, iman davasında sadık, verdikleri ikrara kalpleriyle ve fiilleriyle içten bağlılık göstermiş samimi müslümanlardır. De ki: Allah'a dininizi öğretiyor musunuz? Yani, Allah'a diyanetinizi, dindarlığınızı haber verip bildirmek mi istiyorsunuz ki biz iman ettik diyorsunuz.

    Selam ve dua ile...





    Sorularla İslamiyet



  9. 12.Eylül.2010, 16:29
    5
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    en az 4 kez okumusumdur vanli kardesımızın ekledıgı yazıyı lakın ben net cevabı bulamadım o yazıda,yada BEN ANLAYAMADIM.konu ıle baska bılgısı olan kardesımız varsa yazarsa sevınırım.


  10. 12.Eylül.2010, 16:29
    5
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    en az 4 kez okumusumdur vanli kardesımızın ekledıgı yazıyı lakın ben net cevabı bulamadım o yazıda,yada BEN ANLAYAMADIM.konu ıle baska bılgısı olan kardesımız varsa yazarsa sevınırım.


  11. 12.Eylül.2010, 18:39
    6
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.


    Çünkü bir kimse Mü'min olmadığı halde Şehâdet getirmek suretiyle kendisini Müslüman gösterebilir.

    Eshab-ı kiramdan Sa'd b.Ebî Vakkas: "Yâ Resûlallâh! (Mü'minlere verilecek mallardan) filana verdin filan kimseye ise vermedin. Halbuki o da Mü'mindi?" dediği zaman Peygamberimiz: "Ona Mü'min deme! Müslüman de!" buyurmuştur.

    Kur'ân-ı Kerimde de bu hususta şöyle buyrulur: "Bedevîler (Biz İman ettik!) dediler.

    Onlara de ki: (Siz İman etmediniz amma bari (Müslüman olduk!) deyiniz. İman henüz sizin kalblerinize girip yerleşmemiştir.


    tam olarak kendimi ifade etmem için hadis ve ayet aradım bunlar yeterli olur umarım.



  12. 12.Eylül.2010, 18:39
    6
    Devamlı Üye
    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.


    Çünkü bir kimse Mü'min olmadığı halde Şehâdet getirmek suretiyle kendisini Müslüman gösterebilir.

    Eshab-ı kiramdan Sa'd b.Ebî Vakkas: "Yâ Resûlallâh! (Mü'minlere verilecek mallardan) filana verdin filan kimseye ise vermedin. Halbuki o da Mü'mindi?" dediği zaman Peygamberimiz: "Ona Mü'min deme! Müslüman de!" buyurmuştur.

    Kur'ân-ı Kerimde de bu hususta şöyle buyrulur: "Bedevîler (Biz İman ettik!) dediler.

    Onlara de ki: (Siz İman etmediniz amma bari (Müslüman olduk!) deyiniz. İman henüz sizin kalblerinize girip yerleşmemiştir.


    tam olarak kendimi ifade etmem için hadis ve ayet aradım bunlar yeterli olur umarım.



  13. 12.Eylül.2010, 19:24
    7
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    Alıntı
    tam olarak kendimi ifade etmem için hadis ve ayet aradım bunlar yeterli olur umarım.
    Dinimizdeki hükümlerin tamamına İman ve İslam denir. Hepsi kısaltılarak, Amentü’de altı madde haline getirilmiştir. Amentü’de bildirilenlere inanana Mümin veya Müslüman denir

    İman sadece inanmak, İslam da uygulamak olsa idi, İslam’ın şartı beş değil dört olurdu. Birinci şart kelime-i şehadet getirmek yani inanmak, ötekiler ise ameldir. Hepsine birden İslam’ın şartı deniyor. İman edip de diğer dört şartı da yapana Müslüman deniyor.

    Amel edilecek, yani kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, İslamiyet denir. İman, kalb ile olur. İslam, kalb ve lisan ile birlikte olur. İman kalbe mahsustur. İslam ise, kalbin, lisanın ve bedenin umumuna şamildir. Kalbdeki iman ile kalbdeki İslam birbirlerinin aynıdır.

    İman, muma benzer, İslam ahkamına uymak yani yapılan ibadetler mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, İslamiyet’tir. İmansız, İslam olamaz. İslam olmayınca, iman da yoktur.

    İman eden, Allahü teâlânın emirlerine teslim olur, yani Müslüman olur. Kısacası, her mümin Müslümandır; her Müslüman, mümindir. İman ve amel bilgilerine İslamiyet denir.

    Alıntı
    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.

    Çünkü bir kimse Mü'min olmadığı halde Şehâdet getirmek suretiyle kendisini Müslüman gösterebilir.

    Birisi bize ben müslümanım derse ve bize o kişiden sorulursa diliyle ikrar
    ettiği için bize hakkında hüsnü zan düşer.
    Yani onu müslüman ve ya Mü'min olarak kabul etmemiz gerek.
    Müslüman olmadığı halde Müslümanım diyorsa O kişi zaten münafıktır.
    Münafıklarsa şeytanla birlikte cehennemin en azgın yerindedirler.
    Kimin gerçek Mü'min olduğunu yanlızca Allah c.c bilir,
    çünkü kalblerin sahibi yalnızca Allah c.c dur.


  14. 12.Eylül.2010, 19:24
    7
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    tam olarak kendimi ifade etmem için hadis ve ayet aradım bunlar yeterli olur umarım.
    Dinimizdeki hükümlerin tamamına İman ve İslam denir. Hepsi kısaltılarak, Amentü’de altı madde haline getirilmiştir. Amentü’de bildirilenlere inanana Mümin veya Müslüman denir

    İman sadece inanmak, İslam da uygulamak olsa idi, İslam’ın şartı beş değil dört olurdu. Birinci şart kelime-i şehadet getirmek yani inanmak, ötekiler ise ameldir. Hepsine birden İslam’ın şartı deniyor. İman edip de diğer dört şartı da yapana Müslüman deniyor.

    Amel edilecek, yani kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, İslamiyet denir. İman, kalb ile olur. İslam, kalb ve lisan ile birlikte olur. İman kalbe mahsustur. İslam ise, kalbin, lisanın ve bedenin umumuna şamildir. Kalbdeki iman ile kalbdeki İslam birbirlerinin aynıdır.

    İman, muma benzer, İslam ahkamına uymak yani yapılan ibadetler mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, İslamiyet’tir. İmansız, İslam olamaz. İslam olmayınca, iman da yoktur.

    İman eden, Allahü teâlânın emirlerine teslim olur, yani Müslüman olur. Kısacası, her mümin Müslümandır; her Müslüman, mümindir. İman ve amel bilgilerine İslamiyet denir.

    Alıntı
    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.

    Çünkü bir kimse Mü'min olmadığı halde Şehâdet getirmek suretiyle kendisini Müslüman gösterebilir.

    Birisi bize ben müslümanım derse ve bize o kişiden sorulursa diliyle ikrar
    ettiği için bize hakkında hüsnü zan düşer.
    Yani onu müslüman ve ya Mü'min olarak kabul etmemiz gerek.
    Müslüman olmadığı halde Müslümanım diyorsa O kişi zaten münafıktır.
    Münafıklarsa şeytanla birlikte cehennemin en azgın yerindedirler.
    Kimin gerçek Mü'min olduğunu yanlızca Allah c.c bilir,
    çünkü kalblerin sahibi yalnızca Allah c.c dur.


  15. 12.Eylül.2010, 19:31
    8
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    hocam banamı cevap arakdaşamı anlamadım

    Alıntı
    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.
    şu kelimeyi merak ediyorum ben ömrüm boyunca bunu öğrendim bu yanlışmıdır?


  16. 12.Eylül.2010, 19:31
    8
    Devamlı Üye
    hocam banamı cevap arakdaşamı anlamadım

    Alıntı
    Her Mü'min Müslümandır.

    Fakat her Müslüman Mü'min değildir.
    şu kelimeyi merak ediyorum ben ömrüm boyunca bunu öğrendim bu yanlışmıdır?


  17. 13.Eylül.2010, 17:51
    9
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    Alıntı
    hocam banamı cevap arakdaşamı anlamadım
    Küçük bir hatırlatma yapayım ben hoca değilim kardeşim
    Çok kitap okuyan hatta yaşından çok,çok büyük kitapları okuyan
    Öğrenmek ve öğrendiklerini naçizane Reel hayattada Sanal alemdede
    kardeşleriyle paylaşmak taliplisi bir kardeşinizim.
    cevaba gelince geneldir.
    Allah c.c Kur'anı kerimde kimi zaman Mü'minler kimi zaman Müslümanlar,
    kimi zamanda Ey! inananlar diye hitap etmiş.
    Bunun hikmetini de ancak Allah c.c bilir,ama hepsinin manası aynıdır,
    ve Müslümanlar hz Adem peygamberden hz Muhammed Mustafa (s.a.v) in
    zamanına kadar hep olmuştur.Yani Hanif olanlar olarak söz edilirki Efendimiz (s.a.v) in
    Annesi,Babası ve Dedesi Abdulmuttalip haniftiler,yani
    Hiçbir puta tapmamış Hz İbrahimin kavliyle iman eden Müslümanlardı.
    Fakat Müslüman,Mü'min yada inanmayıpta inanan gibi görünerek Allah c.c
    onlardan Fasık yada cehennem ehli,münafıklar facir yalancılar olarak bahsetmiş .
    selam ve dua ile


  18. 13.Eylül.2010, 17:51
    9
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    hocam banamı cevap arakdaşamı anlamadım
    Küçük bir hatırlatma yapayım ben hoca değilim kardeşim
    Çok kitap okuyan hatta yaşından çok,çok büyük kitapları okuyan
    Öğrenmek ve öğrendiklerini naçizane Reel hayattada Sanal alemdede
    kardeşleriyle paylaşmak taliplisi bir kardeşinizim.
    cevaba gelince geneldir.
    Allah c.c Kur'anı kerimde kimi zaman Mü'minler kimi zaman Müslümanlar,
    kimi zamanda Ey! inananlar diye hitap etmiş.
    Bunun hikmetini de ancak Allah c.c bilir,ama hepsinin manası aynıdır,
    ve Müslümanlar hz Adem peygamberden hz Muhammed Mustafa (s.a.v) in
    zamanına kadar hep olmuştur.Yani Hanif olanlar olarak söz edilirki Efendimiz (s.a.v) in
    Annesi,Babası ve Dedesi Abdulmuttalip haniftiler,yani
    Hiçbir puta tapmamış Hz İbrahimin kavliyle iman eden Müslümanlardı.
    Fakat Müslüman,Mü'min yada inanmayıpta inanan gibi görünerek Allah c.c
    onlardan Fasık yada cehennem ehli,münafıklar facir yalancılar olarak bahsetmiş .
    selam ve dua ile


  19. 13.Eylül.2010, 18:02
    10
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    s.a.
    ıkısının aynı anlama geldıgı konusunda hemfıkırım sızınle.benım bu sorumun asıl cıkıs sebebı
    AHZAP SURESI 35.AYETTIR.
    ALLAH aynı ayette hem musluman hemde mumınde bahsetmıs,bunu hıkmetını sordum..
    selametle..


  20. 13.Eylül.2010, 18:02
    10
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    s.a.
    ıkısının aynı anlama geldıgı konusunda hemfıkırım sızınle.benım bu sorumun asıl cıkıs sebebı
    AHZAP SURESI 35.AYETTIR.
    ALLAH aynı ayette hem musluman hemde mumınde bahsetmıs,bunu hıkmetını sordum..
    selametle..


  21. 13.Eylül.2010, 18:29
    11
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    şöyle düşünelim mesela müslümanlar deriz ama içinde münafıklarda olur bu münafkları ne haddimize bileceğiz Allah (c.c) den başka kimse bilemez o sebepden biz bunlara müslüman diyeceğiz genel olarak ama mümin sizce münafıklarında içinde bulunduğu toplummudur ? değildir çünkü mümin kalple inanan kişilerdir bu yönüyle bakıyorum sizin dediklerinizde doğrudur.


  22. 13.Eylül.2010, 18:29
    11
    Devamlı Üye
    şöyle düşünelim mesela müslümanlar deriz ama içinde münafıklarda olur bu münafkları ne haddimize bileceğiz Allah (c.c) den başka kimse bilemez o sebepden biz bunlara müslüman diyeceğiz genel olarak ama mümin sizce münafıklarında içinde bulunduğu toplummudur ? değildir çünkü mümin kalple inanan kişilerdir bu yönüyle bakıyorum sizin dediklerinizde doğrudur.


  23. 13.Eylül.2010, 18:34
    12
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: muslüman-mümin arasındakı fark?

    yanlısınız olmasın?vanlı kardesım cunku ayetı okursanız muslumanın ıcıne munafıgı sokamıyacagınızı gorurusunuz
    AHZAP SURESI;
    35. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
    GORULDUGU GBI BURDA MUSLUMANLARA VE MUMINLERE MUKAFATLARDAN BAHSEDILIYOR..
    mesala ALLAHIN sıfatlarından RAHMAN ve RAHIM.ıkısınden manası aynı anlama cıkıyor.lakıın aralarındakı fark
    RAHMAN:ALLAHın tum yarattıgı varlıklar ıcın gecerlidir.
    RAHIM:sadece ALLAHA ınan,ıtat eden kısıler ıcın gecerlıdır.


  24. 13.Eylül.2010, 18:34
    12
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    yanlısınız olmasın?vanlı kardesım cunku ayetı okursanız muslumanın ıcıne munafıgı sokamıyacagınızı gorurusunuz
    AHZAP SURESI;
    35. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
    GORULDUGU GBI BURDA MUSLUMANLARA VE MUMINLERE MUKAFATLARDAN BAHSEDILIYOR..
    mesala ALLAHIN sıfatlarından RAHMAN ve RAHIM.ıkısınden manası aynı anlama cıkıyor.lakıın aralarındakı fark
    RAHMAN:ALLAHın tum yarattıgı varlıklar ıcın gecerlidir.
    RAHIM:sadece ALLAHA ınan,ıtat eden kısıler ıcın gecerlıdır.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son