Konusunu Oylayın.: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !
  1. 03.Eylül.2010, 10:37
    1
    Ziyad Şafi
    Devamlı devama Devam :)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Kasım.2008
    Üye No: 40350
    Mesaj Sayısı: 410
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 34

    Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !






    Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak ! Mumsema Abort yapmak, yaptırmak ve yaptırtmak mekruhmudur yoksa günahmıdır ?


  2. 13.Eylül.2010, 15:40
    2
    Ziyad Şafi
    Devamlı devama Devam :)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Kasım.2008
    Üye No: 40350
    Mesaj Sayısı: 410
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 34

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !




    qaliba soruya cevap bulunamadi !


  3. 13.Eylül.2010, 15:40
    2
    Devamlı devama Devam :)



    qaliba soruya cevap bulunamadi !


  4. 13.Eylül.2010, 16:58
    3
    gugu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2010
    Üye No: 75681
    Mesaj Sayısı: 70
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 35

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    abort ne demek?


  5. 13.Eylül.2010, 16:58
    3
    Devamlı Üye
    abort ne demek?


  6. 13.Eylül.2010, 18:17
    4
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    cocuk dusurtmek anlamında sorunuz degılmı?kasten cocuk dusurmek?


  7. 13.Eylül.2010, 18:17
    4
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    cocuk dusurtmek anlamında sorunuz degılmı?kasten cocuk dusurmek?


  8. 14.Eylül.2010, 09:28
    5
    Ziyad Şafi
    Devamlı devama Devam :)

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Kasım.2008
    Üye No: 40350
    Mesaj Sayısı: 410
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 34

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    evet....abort...cocuk dusurmek !


  9. 14.Eylül.2010, 09:28
    5
    Devamlı devama Devam :)
    evet....abort...cocuk dusurmek !


  10. 14.Eylül.2010, 18:52
    6
    gugu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2010
    Üye No: 75681
    Mesaj Sayısı: 70
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 35

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    kasten çocuk dusurmek tabiiki günah. Allahin verdigi cana bile bile nasil kiyilir?


  11. 14.Eylül.2010, 18:52
    6
    Devamlı Üye
    kasten çocuk dusurmek tabiiki günah. Allahin verdigi cana bile bile nasil kiyilir?


  12. 14.Eylül.2010, 21:52
    7
    YaZaROW
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2010
    Üye No: 77650
    Mesaj Sayısı: 1,125
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    Çocuk düşürmekten kastınız kürtaj sanırım. Çocuk bilerek düşürülmez. Kaza sonucu düşer veya ölüm gerçekleşir. Düşmek de zaten o anlamdadır.


  13. 14.Eylül.2010, 21:52
    7
    YaZaROW - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Çocuk düşürmekten kastınız kürtaj sanırım. Çocuk bilerek düşürülmez. Kaza sonucu düşer veya ölüm gerçekleşir. Düşmek de zaten o anlamdadır.


  14. 15.Eylül.2010, 11:42
    8
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    Alıntı
    Döllenme gerçekleştikten sonra rahimde oluşan ceninin dış etki ve müdahale ile düşürülmesi, çok eski dönemler-den beri dinin, ahlâk ve hukukun tasvip etmediği ve önle-meye çalıştığı bir davranış olmakla birlikte çeşitli top-lumlarda sık sık karşılaşılan bir olgu olma niteliğini de hiçbir zaman yitirmemiştir. Nitekim Yahudilik’te çocuk düşürme yasaklandığı gibi buna sebebiyet veren kimse anne de olsa cezalandırılmıştır. Hıristiyanlık’ta da çocuk dü-şürme büyük günah kabul edilmiş ve bunu yapan kimse öte-den beri kilise geleneğinde cinayet işlemekle itham edil-miş ve ciddi bir tepki görmüştür.
    İslâm’da da durum böyledir. İnsan hayatının korunma-sı, İslâm dininin beş temel ilke ve amacından biri oldu-ğu gibi insanın en şerefli varlık olduğu, insanın say-gınlığı ve dokunulmazlığı da İslâm’ın ısrarla üzerinde durduğu ana fikirlerden biridir. İnsanın yaşama hakkı, erkek spermi ile kadın yumurtasının birleştiği ve döl-lenmenin başladığı andan itibaren Allah tarafından ve-rilmiş temel bir hak olup artık bu safhadan itibaren anne baba da dahil hiçbir kimsenin bu hakka müdahale etmesine izin verilmemiştir. Çünkü cenin yaşama hakkını anne babasından değil, doğrudan yaratandan alır. Anne babanın başlangıçta çocuk sahibi olup olmamakta iradele-ri ve seçme hakları varsa da, gebeliği önleyici tedbir ve yöntemleri kullanmalarına dinen izin verilmişse de, artık gebelik teşekkül ettikten sonra doğacak çocuğun hayatına son verme hakları yoktur.
    Kur’an’da çocuk düşürmeyle ilgili özel bir hüküm bulunmaz. Ancak âyet ve hadislerde yer alan genel pren-sipler ve özel hükümler anne karnındaki ceninin dinen meşrû sayılan haklı bir gerekçe olmadan düşürülmesine ve gebeliğe son verilmesine müsaade etmez. “Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin” (el-En‘âm 6/151; el-İsrâ 17/31) âyetinin dolaylı ifadesi, Hz. Peygamber’in kasten çocuk düşürmeyi cinayet olarak adlandırıp bunu işleyen veya sebep olanın maddî tazminat ödemesine hükmetmesi, rızık, kader ve tevekkülle ilgili dinî telkin ve emirler bir anlamda anne karnındaki çocuğun hayat hakkını da güvence altına almaya mâtuf emir ve tedbirlerdir. İnsa-nın cenin halinde iken dahi, yani döllenme-doğum arasın-daki safhasından itibaren -belirli kurallar çerçevesin-de- vücûb (hak) ehliyetine sahip olmasının anlamı budur. Bu itibarla İslâm hukukunda, tıbbî ve dinî bir zaruret bulunmadıkça anne karnındaki çocuğun düşürülmesi ve al-dırılması -anne baba tarafından yapılmış veya yaptırıl-mış olsa bile- cinayet (suç) olarak adlandırılıp haram sayılmıştır.
    Çocuk düşürmenin genel ilke olarak dinî hükmü böyle olmakla birlikte, sperm ve yumurtanın hangi safhadan itibaren cenin sayılacağı ve dinen-hukuken koruma altına alınacağı, ceninin bulunduğu safhaya göre çocuk düşürme-nin cezasında, hatta günahında bir farklılığın olup ol-mayacağı İslâm hukukçuları arasında tartışmalıdır. Kur’an’da ceninin anne karnındaki yaratılış safhaların-dan bahsedilmekle birlikte (el-Mü’minûn 23/12-14) bu safhaların ruhun üflenişiyle bir ilgisinin olup olmadığı konusunda açıklama bulunmaz. Hz. Peygamber’in bir hadi-sinde anne karnındaki çocuğa 120. günden sonra ruh üfle-neceğinden söz edilir (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 6). Ruhun üflenmesinin ilk kırk günden sonra vuku bulduğuna işaret eden hadisler de vardır (Müslim, “Kader”, 2,4; Müsned, III, 397). Âyetin dolaylı ifadesi yanı sıra bu hadisler, bir de fakihlerin dönemlerinde cenin hakkındaki tıbbî bilgileri bu konuda farklı ölçü ve görüşlere sahip olma-larına zemin hazırlamıştır.
    Aralarında bazı Hanefîler’in de bulunduğu bir grup İslâm hukukçusu 120 günden önceki, bazı Mâlikî ve Hanbelî fakihleri ise kırk günden önceki çocuk düşürme-leri, tam oluşmuş bir çocuk düşürme saymama eğilimindedirler. Ancak söz konusu hukukçuların böyle düşünmesi, ceninin anne karnında geçirdiği safhalar, döllenme ve çocuğun oluşumu konusunda, dönemlerinin tabii icabı ola-rak yeterli tıbbî ve teknik bilgiden yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü bu gruptaki hukukçular yukarıda zikredilen hadisten hareketle ceninin ancak 120 günden sonra canlılık kazandığı ve teşekkül ettiği, bundan önce ceninin cansız veya belirsiz bir halde ruh üflenmeyi beklediği kanaatindedirler. Bu belirsizlik, biraz da çocuk düşürmenin dinî hükmü açısından ruhun üflenmesin-den önceki dönemle sonraki dönem arasında ayırım yapma ihtiyacı, bu fakihleri birinci safha için mekruh, ikinci safha için haram hükmünü vermeye sevketmiştir. Diğer bir ifadeyle bu konuda toleranslı bir tavır sergileyenler, çocuk düşürmenin hükmünün ilk günlerden ruh üflenme vak-tine doğru gidildikçe mekruhtan harama doğru bir değişme göstereceği, ruh üflenme safhasından; yani kimilerine göre kırkıncı, kimilerine göre 120. günden itibaren de haram hükmü içine gireceği şeklinde bir açıklama getir-mişlerdir.
    Ceninin canlılığının, mahiyetini hiçbir zaman bileme-yeceğimiz ruhun üflenmesiyle aynı şey olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Böyle bir iddia içermeksizin be-lirtmek gerekirse, günümüzde ulaşılan ayrıntılı tıbbî bilgiler ceninin döllenmeden itibaren ayrı bir canlılık ve bütünlük kazandığını, safha safha oluşum ve yaratılı-şının tamamlandığını, ilk birkaç haftadan itibaren or-ganlarının teşekkül ettiğini, hatta kalp atışlarının hissedildiğini ortaya koymaktadır. Böyle olunca ilk 120 gün içindeki çocuk düşürmeleri, cinayet ve günah olan çocuk düşürme fiilinin kapsamı dışında tutmak mümkün görünmemektedir. Nitekim İslâm hukukçularının çoğunluğu hangi safhada olursa olsun çocuk düşürmeyi câiz görmez-ler. Mezheplerde hâkim görüş de budur. Meselâ Gazzâlî, ilk dönemden itibaren çocuk düşürmenin câiz olmadığını ve cinayet olduğunu söyler.
    Ruh üflendikten sonra çocuk düşürmenin veya aldırma-nın haram olduğunda ve bu davranışın cinayet telakki edileceğinde İslâm âlimleri görüş birliğindedir. Ancak annenin hayatını kurtarma gibi tıbbî ve kesin bir zaru-ret ortaya çıkmışsa o zaman anne karnındaki ceninin tıb-bî bir müdahale ile alınması câiz görülür. Fakat bu ko-nuda anne babanın karar vermesinden ziyade hazâkat ve uzmanlığına güvenilen tıp doktorlarının kararının esas alınması doğru olur.
    Cenine karşı bir cinayet işlenmesi halinde gurre ta-bir edilen bir ceza-tazminat ödenir. Gurrenin miktarı-nın, sünnetteki tatbikat örneğinden (Ebû Dâvûd, “Dıyât”, 19; Tirmizî, “Dıyât”, 15) yola çıkarak beş deve, altın ve gümüşün o asırdaki değerine göre yaklaşık 212,5 gr. altın veya 1785 gr. (Hanefîler’e göre 1487,5 gr.) gümüş olduğu görülmektedir. Gurre ceninin mirası kabul edilir ve düşmesine sebep olan kimse hariç vârisleri arasında paylaştırılır. Gurrenin ödenmesi için çocuk düşürmenin kasten veya hata ile olması, anne veya baba tarafından işlenmesi farketmez. Şâfiî ve Hânbelî fakihleri gurre ile birlikte kefâret ödenmesini de gerekli görürler. Bu hükümler de İslâm’ın insan hayatına verdiği değerin açık bir göstergesidir.
    Çağımızda zengin Batılı ülkelerin malî ve fikrî des-teğiyle başlatılan ve özellikle gelişmekte olan ülkeler-de yürütülen nüfus ve aile planlaması kampanyaları ve bu yöndeki yoğun propagandalar aileleri, özellikle de ka-dınları etkilemekte ve giderek çocuk aldırma (kürtaj) toplumumuzda yaygınlaşmaktadır. Fazla çocuk sahibi olma-yı kınayan çevre baskısı da istenmeyen gebeliklerde kür-tajı bir çözüm olarak algılamayı kolaylaştırmaktadır. Evlilik dışı ilişkilerin artması ve müsamaha görmeye başlaması da yine kürtajın yaygınlaşma sebeplerinden biridir. Batı ülkelerinde; toplumsal ve ahlâkî yapıdaki bozukluk kürtajın serbest bırakılması yönünde kampanya ve baskıları arttırıyorsa da toplumsal sağduyu ve kilise çevreleri bunun açık bir cinayet olduğunu, kürtajın ser-best bırakılmasının birçok sakınca taşımasının yanı sıra bir insanlık suçu sayılması gerektiğini açıkça ifade etmektedir.
    Bu yönde yapılan propagandalar özgürlük, ülke kalkın-ması, dengeli gelir paylaşımı, mevcut çocukların daha iyi yetişmesi gibi iddialar içerse de kürtajın dinen ve ahlâken ağır bir cinayet ve suç olduğu açıktır. İslâm di-ni gebeliği önleyici tedbirler almayı hoşgörmüş ve eşle-rin diledikleri zaman ve sayıda çocuk sahibi olmalarına imkân vermiş, fakat başlamış bulunan gebeliği sona er-dirmeyi ve anne karnında teşekkül etmiş cenini imha et-meyi ise cinayet ve büyük günah saymıştır. Zira, başlan-gıçta da ifade edildiği gibi, hayat ve ölümü yaratan Allah’tır. Anne ve baba insan hayatı ve neslin devamı için sadece bir vasıtadır. İslâm’ın aldığı bütün tedbir-ler, yaptığı telkin ve teşvikler, netice itibariyle in-sanın hayatını ve saygınlığını koruma, dünya ve âhiret mutluluğunu temin etme amacına yöneliktir.
    ALINTI.
    goruldugu uzere bu durumun caız olmadıgıdır.
    selametle..


  15. 15.Eylül.2010, 11:42
    8
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Döllenme gerçekleştikten sonra rahimde oluşan ceninin dış etki ve müdahale ile düşürülmesi, çok eski dönemler-den beri dinin, ahlâk ve hukukun tasvip etmediği ve önle-meye çalıştığı bir davranış olmakla birlikte çeşitli top-lumlarda sık sık karşılaşılan bir olgu olma niteliğini de hiçbir zaman yitirmemiştir. Nitekim Yahudilik’te çocuk düşürme yasaklandığı gibi buna sebebiyet veren kimse anne de olsa cezalandırılmıştır. Hıristiyanlık’ta da çocuk dü-şürme büyük günah kabul edilmiş ve bunu yapan kimse öte-den beri kilise geleneğinde cinayet işlemekle itham edil-miş ve ciddi bir tepki görmüştür.
    İslâm’da da durum böyledir. İnsan hayatının korunma-sı, İslâm dininin beş temel ilke ve amacından biri oldu-ğu gibi insanın en şerefli varlık olduğu, insanın say-gınlığı ve dokunulmazlığı da İslâm’ın ısrarla üzerinde durduğu ana fikirlerden biridir. İnsanın yaşama hakkı, erkek spermi ile kadın yumurtasının birleştiği ve döl-lenmenin başladığı andan itibaren Allah tarafından ve-rilmiş temel bir hak olup artık bu safhadan itibaren anne baba da dahil hiçbir kimsenin bu hakka müdahale etmesine izin verilmemiştir. Çünkü cenin yaşama hakkını anne babasından değil, doğrudan yaratandan alır. Anne babanın başlangıçta çocuk sahibi olup olmamakta iradele-ri ve seçme hakları varsa da, gebeliği önleyici tedbir ve yöntemleri kullanmalarına dinen izin verilmişse de, artık gebelik teşekkül ettikten sonra doğacak çocuğun hayatına son verme hakları yoktur.
    Kur’an’da çocuk düşürmeyle ilgili özel bir hüküm bulunmaz. Ancak âyet ve hadislerde yer alan genel pren-sipler ve özel hükümler anne karnındaki ceninin dinen meşrû sayılan haklı bir gerekçe olmadan düşürülmesine ve gebeliğe son verilmesine müsaade etmez. “Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin” (el-En‘âm 6/151; el-İsrâ 17/31) âyetinin dolaylı ifadesi, Hz. Peygamber’in kasten çocuk düşürmeyi cinayet olarak adlandırıp bunu işleyen veya sebep olanın maddî tazminat ödemesine hükmetmesi, rızık, kader ve tevekkülle ilgili dinî telkin ve emirler bir anlamda anne karnındaki çocuğun hayat hakkını da güvence altına almaya mâtuf emir ve tedbirlerdir. İnsa-nın cenin halinde iken dahi, yani döllenme-doğum arasın-daki safhasından itibaren -belirli kurallar çerçevesin-de- vücûb (hak) ehliyetine sahip olmasının anlamı budur. Bu itibarla İslâm hukukunda, tıbbî ve dinî bir zaruret bulunmadıkça anne karnındaki çocuğun düşürülmesi ve al-dırılması -anne baba tarafından yapılmış veya yaptırıl-mış olsa bile- cinayet (suç) olarak adlandırılıp haram sayılmıştır.
    Çocuk düşürmenin genel ilke olarak dinî hükmü böyle olmakla birlikte, sperm ve yumurtanın hangi safhadan itibaren cenin sayılacağı ve dinen-hukuken koruma altına alınacağı, ceninin bulunduğu safhaya göre çocuk düşürme-nin cezasında, hatta günahında bir farklılığın olup ol-mayacağı İslâm hukukçuları arasında tartışmalıdır. Kur’an’da ceninin anne karnındaki yaratılış safhaların-dan bahsedilmekle birlikte (el-Mü’minûn 23/12-14) bu safhaların ruhun üflenişiyle bir ilgisinin olup olmadığı konusunda açıklama bulunmaz. Hz. Peygamber’in bir hadi-sinde anne karnındaki çocuğa 120. günden sonra ruh üfle-neceğinden söz edilir (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 6). Ruhun üflenmesinin ilk kırk günden sonra vuku bulduğuna işaret eden hadisler de vardır (Müslim, “Kader”, 2,4; Müsned, III, 397). Âyetin dolaylı ifadesi yanı sıra bu hadisler, bir de fakihlerin dönemlerinde cenin hakkındaki tıbbî bilgileri bu konuda farklı ölçü ve görüşlere sahip olma-larına zemin hazırlamıştır.
    Aralarında bazı Hanefîler’in de bulunduğu bir grup İslâm hukukçusu 120 günden önceki, bazı Mâlikî ve Hanbelî fakihleri ise kırk günden önceki çocuk düşürme-leri, tam oluşmuş bir çocuk düşürme saymama eğilimindedirler. Ancak söz konusu hukukçuların böyle düşünmesi, ceninin anne karnında geçirdiği safhalar, döllenme ve çocuğun oluşumu konusunda, dönemlerinin tabii icabı ola-rak yeterli tıbbî ve teknik bilgiden yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır. Çünkü bu gruptaki hukukçular yukarıda zikredilen hadisten hareketle ceninin ancak 120 günden sonra canlılık kazandığı ve teşekkül ettiği, bundan önce ceninin cansız veya belirsiz bir halde ruh üflenmeyi beklediği kanaatindedirler. Bu belirsizlik, biraz da çocuk düşürmenin dinî hükmü açısından ruhun üflenmesin-den önceki dönemle sonraki dönem arasında ayırım yapma ihtiyacı, bu fakihleri birinci safha için mekruh, ikinci safha için haram hükmünü vermeye sevketmiştir. Diğer bir ifadeyle bu konuda toleranslı bir tavır sergileyenler, çocuk düşürmenin hükmünün ilk günlerden ruh üflenme vak-tine doğru gidildikçe mekruhtan harama doğru bir değişme göstereceği, ruh üflenme safhasından; yani kimilerine göre kırkıncı, kimilerine göre 120. günden itibaren de haram hükmü içine gireceği şeklinde bir açıklama getir-mişlerdir.
    Ceninin canlılığının, mahiyetini hiçbir zaman bileme-yeceğimiz ruhun üflenmesiyle aynı şey olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Böyle bir iddia içermeksizin be-lirtmek gerekirse, günümüzde ulaşılan ayrıntılı tıbbî bilgiler ceninin döllenmeden itibaren ayrı bir canlılık ve bütünlük kazandığını, safha safha oluşum ve yaratılı-şının tamamlandığını, ilk birkaç haftadan itibaren or-ganlarının teşekkül ettiğini, hatta kalp atışlarının hissedildiğini ortaya koymaktadır. Böyle olunca ilk 120 gün içindeki çocuk düşürmeleri, cinayet ve günah olan çocuk düşürme fiilinin kapsamı dışında tutmak mümkün görünmemektedir. Nitekim İslâm hukukçularının çoğunluğu hangi safhada olursa olsun çocuk düşürmeyi câiz görmez-ler. Mezheplerde hâkim görüş de budur. Meselâ Gazzâlî, ilk dönemden itibaren çocuk düşürmenin câiz olmadığını ve cinayet olduğunu söyler.
    Ruh üflendikten sonra çocuk düşürmenin veya aldırma-nın haram olduğunda ve bu davranışın cinayet telakki edileceğinde İslâm âlimleri görüş birliğindedir. Ancak annenin hayatını kurtarma gibi tıbbî ve kesin bir zaru-ret ortaya çıkmışsa o zaman anne karnındaki ceninin tıb-bî bir müdahale ile alınması câiz görülür. Fakat bu ko-nuda anne babanın karar vermesinden ziyade hazâkat ve uzmanlığına güvenilen tıp doktorlarının kararının esas alınması doğru olur.
    Cenine karşı bir cinayet işlenmesi halinde gurre ta-bir edilen bir ceza-tazminat ödenir. Gurrenin miktarı-nın, sünnetteki tatbikat örneğinden (Ebû Dâvûd, “Dıyât”, 19; Tirmizî, “Dıyât”, 15) yola çıkarak beş deve, altın ve gümüşün o asırdaki değerine göre yaklaşık 212,5 gr. altın veya 1785 gr. (Hanefîler’e göre 1487,5 gr.) gümüş olduğu görülmektedir. Gurre ceninin mirası kabul edilir ve düşmesine sebep olan kimse hariç vârisleri arasında paylaştırılır. Gurrenin ödenmesi için çocuk düşürmenin kasten veya hata ile olması, anne veya baba tarafından işlenmesi farketmez. Şâfiî ve Hânbelî fakihleri gurre ile birlikte kefâret ödenmesini de gerekli görürler. Bu hükümler de İslâm’ın insan hayatına verdiği değerin açık bir göstergesidir.
    Çağımızda zengin Batılı ülkelerin malî ve fikrî des-teğiyle başlatılan ve özellikle gelişmekte olan ülkeler-de yürütülen nüfus ve aile planlaması kampanyaları ve bu yöndeki yoğun propagandalar aileleri, özellikle de ka-dınları etkilemekte ve giderek çocuk aldırma (kürtaj) toplumumuzda yaygınlaşmaktadır. Fazla çocuk sahibi olma-yı kınayan çevre baskısı da istenmeyen gebeliklerde kür-tajı bir çözüm olarak algılamayı kolaylaştırmaktadır. Evlilik dışı ilişkilerin artması ve müsamaha görmeye başlaması da yine kürtajın yaygınlaşma sebeplerinden biridir. Batı ülkelerinde; toplumsal ve ahlâkî yapıdaki bozukluk kürtajın serbest bırakılması yönünde kampanya ve baskıları arttırıyorsa da toplumsal sağduyu ve kilise çevreleri bunun açık bir cinayet olduğunu, kürtajın ser-best bırakılmasının birçok sakınca taşımasının yanı sıra bir insanlık suçu sayılması gerektiğini açıkça ifade etmektedir.
    Bu yönde yapılan propagandalar özgürlük, ülke kalkın-ması, dengeli gelir paylaşımı, mevcut çocukların daha iyi yetişmesi gibi iddialar içerse de kürtajın dinen ve ahlâken ağır bir cinayet ve suç olduğu açıktır. İslâm di-ni gebeliği önleyici tedbirler almayı hoşgörmüş ve eşle-rin diledikleri zaman ve sayıda çocuk sahibi olmalarına imkân vermiş, fakat başlamış bulunan gebeliği sona er-dirmeyi ve anne karnında teşekkül etmiş cenini imha et-meyi ise cinayet ve büyük günah saymıştır. Zira, başlan-gıçta da ifade edildiği gibi, hayat ve ölümü yaratan Allah’tır. Anne ve baba insan hayatı ve neslin devamı için sadece bir vasıtadır. İslâm’ın aldığı bütün tedbir-ler, yaptığı telkin ve teşvikler, netice itibariyle in-sanın hayatını ve saygınlığını koruma, dünya ve âhiret mutluluğunu temin etme amacına yöneliktir.
    ALINTI.
    goruldugu uzere bu durumun caız olmadıgıdır.
    selametle..


  16. 15.Eylül.2010, 12:06
    9
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    Çocuk Düşürme


    İslam, ana karnında teşekkül etmiş bir çocuğu düşürmeyi haram kılmıştır. Özellikle ana karnında çocuğun organları şekillenmiş, ruh üflendikten sonra çocuğun düşürülmesi cinayettir.



    Cenab-ı Hak buyuruyor:


    "Çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin
    . Onları da sizi de biz rızıklandırırız.." (İsra Suresi . 31)
    Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır


    Allah Resulu kadınlardan biat aldığı zaman: "Onlara çocuklarını öldürmemeleri şartını" ileri sürmesini Cenab-ı Hak emretmiştir:


    "Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile
    .." (Mümtehina Suresi :12)
    Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir
    Allah Resulu de : "Çocuklarınızı öldürmeyiniz." buyurmuştur.



    Eğer çocuğun doğumu, ananın ölümüne sebep olacaksa o zaman ananın ölümü yerine yerine çocuğu düşürmek caizdir
    . Çocuk için ana feda edilmez, gerekirse ana için çocuk feda edilir.



    İmam Gazali, çocuk düşürmenin caiz olmadığını açıklarken azlin de çocuk düşürme gibi olduğunu söyleyenlere cevaben derki
    . " Çocuk düşürme doğum kontrolü gibi değildir. Çocuk düşürme meydana gelen bir varlığa karşı işlenen bir cinayettir. Bu varlığın da bir çok mertebeleri vardır. Bu varlık mertebelerinin birincisi, erkek menisinin kadının rahimine girmesi, kadının menisi ile karışması ve canlanmaya hazır olmasıdır ki, bunu bozmak ve bu canlanmanın önüne geçmek cinayettir. Bu su damlası nutfe, sonra kan pıhtısı, sonra et parçası haline gelirse onu düşürmek daha büyük bir cinayet olur. Eğer ruh üflenir, organları belirirse cinayet daha da artar. Hele çocuk ana rahminden diri olarak düşüp de sonra ölürse, bu cinayetlerin en büyük şekli olur."



    Kaynak:

    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN



  17. 15.Eylül.2010, 12:06
    9
    Hüvel Baki..
    Çocuk Düşürme


    İslam, ana karnında teşekkül etmiş bir çocuğu düşürmeyi haram kılmıştır. Özellikle ana karnında çocuğun organları şekillenmiş, ruh üflendikten sonra çocuğun düşürülmesi cinayettir.



    Cenab-ı Hak buyuruyor:


    "Çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin
    . Onları da sizi de biz rızıklandırırız.." (İsra Suresi . 31)
    Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır


    Allah Resulu kadınlardan biat aldığı zaman: "Onlara çocuklarını öldürmemeleri şartını" ileri sürmesini Cenab-ı Hak emretmiştir:


    "Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile
    .." (Mümtehina Suresi :12)
    Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir
    Allah Resulu de : "Çocuklarınızı öldürmeyiniz." buyurmuştur.



    Eğer çocuğun doğumu, ananın ölümüne sebep olacaksa o zaman ananın ölümü yerine yerine çocuğu düşürmek caizdir
    . Çocuk için ana feda edilmez, gerekirse ana için çocuk feda edilir.



    İmam Gazali, çocuk düşürmenin caiz olmadığını açıklarken azlin de çocuk düşürme gibi olduğunu söyleyenlere cevaben derki
    . " Çocuk düşürme doğum kontrolü gibi değildir. Çocuk düşürme meydana gelen bir varlığa karşı işlenen bir cinayettir. Bu varlığın da bir çok mertebeleri vardır. Bu varlık mertebelerinin birincisi, erkek menisinin kadının rahimine girmesi, kadının menisi ile karışması ve canlanmaya hazır olmasıdır ki, bunu bozmak ve bu canlanmanın önüne geçmek cinayettir. Bu su damlası nutfe, sonra kan pıhtısı, sonra et parçası haline gelirse onu düşürmek daha büyük bir cinayet olur. Eğer ruh üflenir, organları belirirse cinayet daha da artar. Hele çocuk ana rahminden diri olarak düşüp de sonra ölürse, bu cinayetlerin en büyük şekli olur."



    Kaynak:

    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN



  18. 15.Eylül.2010, 12:15
    10
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    Alıntı

    İmam Gazali, çocuk düşürmenin caiz olmadığını açıklarken azlin de çocuk düşürme gibi olduğunu söyleyenlere cevaben derki
    . " Çocuk düşürme doğum kontrolü gibi değildir. Çocuk düşürme meydana gelen bir varlığa karşı işlenen bir cinayettir. Bu varlığın da bir çok mertebeleri vardır. Bu varlık mertebelerinin birincisi, erkek menisinin kadının rahimine girmesi, kadının menisi ile karışması ve canlanmaya hazır olmasıdır ki, bunu bozmak ve bu canlanmanın önüne geçmek cinayettir
    gunumuzde kullanılan ertesı gun hapı ozaman caız degıldır?oylemı??


  19. 15.Eylül.2010, 12:15
    10
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı

    İmam Gazali, çocuk düşürmenin caiz olmadığını açıklarken azlin de çocuk düşürme gibi olduğunu söyleyenlere cevaben derki
    . " Çocuk düşürme doğum kontrolü gibi değildir. Çocuk düşürme meydana gelen bir varlığa karşı işlenen bir cinayettir. Bu varlığın da bir çok mertebeleri vardır. Bu varlık mertebelerinin birincisi, erkek menisinin kadının rahimine girmesi, kadının menisi ile karışması ve canlanmaya hazır olmasıdır ki, bunu bozmak ve bu canlanmanın önüne geçmek cinayettir
    gunumuzde kullanılan ertesı gun hapı ozaman caız degıldır?oylemı??


  20. 15.Eylül.2010, 13:02
    11
    gugu
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Nisan.2010
    Üye No: 75681
    Mesaj Sayısı: 70
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 35

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    musluman bir jinekologa sordum, döllenme olmadan kullanilirsa, caiz yoksa degil, ama döllenme ne zaman olur tam olarak cevap veremedi, zaten Allah bilir, yani ohap yine de sakincali


  21. 15.Eylül.2010, 13:02
    11
    Devamlı Üye
    musluman bir jinekologa sordum, döllenme olmadan kullanilirsa, caiz yoksa degil, ama döllenme ne zaman olur tam olarak cevap veremedi, zaten Allah bilir, yani ohap yine de sakincali


  22. 15.Eylül.2010, 13:14
    12
    hbevci
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mart.2010
    Üye No: 74674
    Mesaj Sayısı: 630
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: izmir

    --->: Abort yapmak ve ya yaptırmak ve yaptırtmak !

    Alıntı
    musluman bir jinekologa sordum, döllenme olmadan kullanilirsa, caiz yoksa degil, ama döllenme ne zaman olur tam olarak cevap veremedi, zaten Allah bilir, yani ohap yine de sakincali
    BU YENI ogrendıgım bılgı sebebıyle ALLAH SANA CENNETINDEN BIR KOSK VERIR INSALLAH..amın


  23. 15.Eylül.2010, 13:14
    12
    hbevci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    musluman bir jinekologa sordum, döllenme olmadan kullanilirsa, caiz yoksa degil, ama döllenme ne zaman olur tam olarak cevap veremedi, zaten Allah bilir, yani ohap yine de sakincali
    BU YENI ogrendıgım bılgı sebebıyle ALLAH SANA CENNETINDEN BIR KOSK VERIR INSALLAH..amın





+ Yorum Gönder
Git 12 Son