Konusunu Oylayın.: Bu duayı bilen varmı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bu duayı bilen varmı
  1. 07.Ağustos.2010, 09:04
    1
    ömre bedel
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Temmuz.2010
    Üye No: 77395
    Mesaj Sayısı: 41
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28

    Bu duayı bilen varmı






    Bu duayı bilen varmı Mumsema Hızır’ın (a.s), İbrahim et-Teymî’ye öğrettiği ve akşam sabah okumasını tavsiye ettiği zikir de önemlidir. Bu, on değişik zikir ve tesbihten oluşur. Yedişer defa okunur.
    Hızır (a.s), İbrahim Teymî’ye: “Bunları bana Hz. Muhammed (s.a.v) öğretti.” demiştir. Ayrıca ona bu zikrin faziletini haber vermiş ve anlatılamayacak kadar büyük olan öneminden bahsetmiştir. Bu zikri ancak Yüce Allah’ın haklarında saîd ve cennetlik hükmünü verdiği kimselerin okumaya devam edeceğini söylemiştir. Biz konuyu kısa tutmak istediğimizden bahsi geçen zikrin faziletlerini bu kadar hatırlatmakla yetiniyoruz. Bu virde devam eden kimse, müjdelenen faziletlerin hepsini elde eder. Ayrıca buna devam eden kimse diğer duaları zaten okumuş olur.
    Bu zikri, Saîd b. Saîd, Ebu Tayyibe’den, o da Kurz. b. Vebre’den nakletmiştir. Kurz b. Vebre’nin Ebdalden olduğunu söylemiştir. Kurz b. Vebre demiştir ki:
    “Şam’da iken birisi yanıma geldi. Bana:
    -Ey Kurz! Sana bir hediyem var, onu kabul et. Çünkü o, çok hoş bir hediyedir, dedi. Ben:
    -Bu hediyeyi sana kim verdi? dedim. İbrahim et-Teymî verdi, dedi. Ben:
    -Peki İbrahim’e onu kimden aldığını sormadın mı? dedim.
    -Evet, sordum, dedi ve İbrahim et-Teymî’nin kendisine şunları anlattığını söyledi:
    -Ben Kabe’nin avlusunda bulunuyordum. Tehlil, tesbih ve tahmid türü zikirlerle meşgul oluyordum. Bu sırada yanıma bir adam geldi, selam verdi ve sağımda oturdu. Onun kadar güzel yüzlü, bembeyaz elbiseli ve hoş kokulu bir kimseyi görmedim.
    Kendisine: -Ey Allah’ın kulu! Sen kimsin ve nereden geldin? dedim. O zat:
    -Ben Hızır’ım, diye cevap verdi.
    -Peki niçin geldin? dedim.
    -Sana selam vermek için ve bir de seni bir din kardeşi olarak sevdiğimden dolayı geldim. Yanımda sana vermek istediğim bir hediyem var, dedi.
    -O hediye nedir? diye sordum. Şu cevabı verdi:
    -Güneş doğup, yeryüzüne yayılmadan önce bir de batmadan önce şu sayacaklarımı okumandır. Yedişer defa olmak üzere, Fatiha sûresini, Nas sûresini, Felak sûresini, İhlas sûresini, Kafirun sûresini ve Ayete’l-Kürsî’yi okursun. Sonra yedi defa:

    “Sübhânellahi velhamdulillahi ve lâ ilâhe illâ’llahu vellahu ekber” dersin. Ardından yedi defa salat ü selam getirirsin. Kendin için, annen baban için, ehlin için, akrabaların için, ölen ve hayatta olan bütün müminler için yedi defa istiğfarda bulunursun ve şu duayı yedi defa okursun:????????????????????????????????????????????????? ???????????????????????

    Akşam sabah bunu okumaya devam et, bırakma!” dedi.

    Bunun üzerine ben ona:

    -Bunu sana kimin öğrettiğini öğrenmek isterim, dedim. Hızır (a.s):

    -Onu bana Hz. Muhammed (s.a.v) öğretti. dedi.

    -Bunu okumanın sevabını bana söyler misin? dedim.

    -Hz. Muhammed (s.a.v) ile karşılaştığında ona sor, o söyler, dedi. Allah kendisine rahmet eylesin İbrahim et-Teymî, daha sonraki durumu şunları anlattı:

    -Bir gece rüyamda melekler yanıma geldiler. Beni alıp Cennete götürdüler. Cennetin güzellikleri karşısında hayrete düştüm. Meleklere: “Bunlar, kim içindir? diye sordum. “Onlar, senin yaptığını yapanlar için” diye cevap verdiler. Bu arada İbrahim et-Teymî Cennetin meyvelerinden yediğini ve suyundan içtiğini söyledi. Sonra şöyle devam etti.

    -Sonra melekler beni alıp, Rasulullah’ın (s.a.v) yanına getirdiler. Etrafında yetmiş nebî ve yetmiş melek saffı vardı. Her saf doğu ve batıyı kuşatacak kadar büyüktü. Nebî (s.a.v) Efendimiz bana selam verdi, elimden tuttu. Ben ona:

    -Ya Resulallah, dedim, Hızır’ın bana söylediğine göre, bu duayı ona siz öğretmişsin. Nebî (s.a.v):

    -Hızır doğru söylemiştir. Hızır doğru söylemiştir. Anlattığı her şey doğrudur. O, yeryüzünde yaşayanların alimidir. Ebdalin reisidir. Yüce Allah’ın dünyadaki askerlerinden biridir.” buyurdular. Bunun üzerine:

    -Ya Resulallah, bu virde devam edip de benim rüyamı görmeyenler, bana ikram edilen bu nimetlere ererler mi? diye sordum. Şöyle buyurdular:

    -Allah’a yeminle söylerim ki, buna devam edene, o nimetler verilecektir. Beni görmese de, cenneti görmese de onun büyük günahları bağışlanır. Allah ondan razı olur. Günahlarını yazan solundaki meleğe, bir sene boyunca günah yazmaması emredilir. Buna ancak said (cennetlik) olacaklar devam eder ve onu ancak şaki (rahmetten mahrum) olanlar terk ederler.”


  2. 07.Ağustos.2010, 09:04
    1



    Hızır’ın (a.s), İbrahim et-Teymî’ye öğrettiği ve akşam sabah okumasını tavsiye ettiği zikir de önemlidir. Bu, on değişik zikir ve tesbihten oluşur. Yedişer defa okunur.
    Hızır (a.s), İbrahim Teymî’ye: “Bunları bana Hz. Muhammed (s.a.v) öğretti.” demiştir. Ayrıca ona bu zikrin faziletini haber vermiş ve anlatılamayacak kadar büyük olan öneminden bahsetmiştir. Bu zikri ancak Yüce Allah’ın haklarında saîd ve cennetlik hükmünü verdiği kimselerin okumaya devam edeceğini söylemiştir. Biz konuyu kısa tutmak istediğimizden bahsi geçen zikrin faziletlerini bu kadar hatırlatmakla yetiniyoruz. Bu virde devam eden kimse, müjdelenen faziletlerin hepsini elde eder. Ayrıca buna devam eden kimse diğer duaları zaten okumuş olur.
    Bu zikri, Saîd b. Saîd, Ebu Tayyibe’den, o da Kurz. b. Vebre’den nakletmiştir. Kurz b. Vebre’nin Ebdalden olduğunu söylemiştir. Kurz b. Vebre demiştir ki:
    “Şam’da iken birisi yanıma geldi. Bana:
    -Ey Kurz! Sana bir hediyem var, onu kabul et. Çünkü o, çok hoş bir hediyedir, dedi. Ben:
    -Bu hediyeyi sana kim verdi? dedim. İbrahim et-Teymî verdi, dedi. Ben:
    -Peki İbrahim’e onu kimden aldığını sormadın mı? dedim.
    -Evet, sordum, dedi ve İbrahim et-Teymî’nin kendisine şunları anlattığını söyledi:
    -Ben Kabe’nin avlusunda bulunuyordum. Tehlil, tesbih ve tahmid türü zikirlerle meşgul oluyordum. Bu sırada yanıma bir adam geldi, selam verdi ve sağımda oturdu. Onun kadar güzel yüzlü, bembeyaz elbiseli ve hoş kokulu bir kimseyi görmedim.
    Kendisine: -Ey Allah’ın kulu! Sen kimsin ve nereden geldin? dedim. O zat:
    -Ben Hızır’ım, diye cevap verdi.
    -Peki niçin geldin? dedim.
    -Sana selam vermek için ve bir de seni bir din kardeşi olarak sevdiğimden dolayı geldim. Yanımda sana vermek istediğim bir hediyem var, dedi.
    -O hediye nedir? diye sordum. Şu cevabı verdi:
    -Güneş doğup, yeryüzüne yayılmadan önce bir de batmadan önce şu sayacaklarımı okumandır. Yedişer defa olmak üzere, Fatiha sûresini, Nas sûresini, Felak sûresini, İhlas sûresini, Kafirun sûresini ve Ayete’l-Kürsî’yi okursun. Sonra yedi defa:

    “Sübhânellahi velhamdulillahi ve lâ ilâhe illâ’llahu vellahu ekber” dersin. Ardından yedi defa salat ü selam getirirsin. Kendin için, annen baban için, ehlin için, akrabaların için, ölen ve hayatta olan bütün müminler için yedi defa istiğfarda bulunursun ve şu duayı yedi defa okursun:????????????????????????????????????????????????? ???????????????????????

    Akşam sabah bunu okumaya devam et, bırakma!” dedi.

    Bunun üzerine ben ona:

    -Bunu sana kimin öğrettiğini öğrenmek isterim, dedim. Hızır (a.s):

    -Onu bana Hz. Muhammed (s.a.v) öğretti. dedi.

    -Bunu okumanın sevabını bana söyler misin? dedim.

    -Hz. Muhammed (s.a.v) ile karşılaştığında ona sor, o söyler, dedi. Allah kendisine rahmet eylesin İbrahim et-Teymî, daha sonraki durumu şunları anlattı:

    -Bir gece rüyamda melekler yanıma geldiler. Beni alıp Cennete götürdüler. Cennetin güzellikleri karşısında hayrete düştüm. Meleklere: “Bunlar, kim içindir? diye sordum. “Onlar, senin yaptığını yapanlar için” diye cevap verdiler. Bu arada İbrahim et-Teymî Cennetin meyvelerinden yediğini ve suyundan içtiğini söyledi. Sonra şöyle devam etti.

    -Sonra melekler beni alıp, Rasulullah’ın (s.a.v) yanına getirdiler. Etrafında yetmiş nebî ve yetmiş melek saffı vardı. Her saf doğu ve batıyı kuşatacak kadar büyüktü. Nebî (s.a.v) Efendimiz bana selam verdi, elimden tuttu. Ben ona:

    -Ya Resulallah, dedim, Hızır’ın bana söylediğine göre, bu duayı ona siz öğretmişsin. Nebî (s.a.v):

    -Hızır doğru söylemiştir. Hızır doğru söylemiştir. Anlattığı her şey doğrudur. O, yeryüzünde yaşayanların alimidir. Ebdalin reisidir. Yüce Allah’ın dünyadaki askerlerinden biridir.” buyurdular. Bunun üzerine:

    -Ya Resulallah, bu virde devam edip de benim rüyamı görmeyenler, bana ikram edilen bu nimetlere ererler mi? diye sordum. Şöyle buyurdular:

    -Allah’a yeminle söylerim ki, buna devam edene, o nimetler verilecektir. Beni görmese de, cenneti görmese de onun büyük günahları bağışlanır. Allah ondan razı olur. Günahlarını yazan solundaki meleğe, bir sene boyunca günah yazmaması emredilir. Buna ancak said (cennetlik) olacaklar devam eder ve onu ancak şaki (rahmetten mahrum) olanlar terk ederler.”


    Benzer Konular

    - Mübarek vefk duası varmı? yokmu? yazsın varsa duayı yayınlasın allah rızası için bilen varmı? açıkla

    - Osmanlıca bilen varmı ?

    - Bu duayı bilen varmı (özel dua)

    - Muska okumayı bilen varmı

    - Bu duanın türkçesini bilen varmı

  3. 10.Aralık.2010, 09:44
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Bu duayı bilen varmı




    güzelmiş ama daha önce duymamıştım


  4. 10.Aralık.2010, 09:44
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    güzelmiş ama daha önce duymamıştım





+ Yorum Gönder