Konusunu Oylayın.: Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?
  1. 25.Temmuz.2010, 18:57
    1
    sorularla islam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2009
    Üye No: 46770
    Mesaj Sayısı: 467
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?

  2. 25.Temmuz.2010, 19:16
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?




    Alıntı
    Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?


    Kaza Namazı Vardır. Sahabeler" kullanımı yanlış, zira sahabe zaten çoğuldur) Müslüman olduktan sonra tıpkı peygamberimiz gibi kalkamadıkları sabah namazlarını kalktıklarında kaza etmişlerdir.. Uyanamamışlar ve kuşluk vakti kaza (veya "eda") etmişlerdir. Kişinin Müslüman olmadan önceki hayatında yapmadığı ibadetleri kazası söz konusu değildir. Efendimiz "el-İslam yevibbu ma kablehu: İslam kendisinden öncesini kesip atar, siler süpürür" demiştir. Efendimizin vahiyden sonraki hayatında bize kadar gelen rivayetlerden anlaşılan bu iki kez vaki olmuştur
    .Yine efendimiz Hendek günü, ölüm kalım mücadelesi içinde olduğundan bir günün namazlarını ashabıyla birlikte kılamamışlar, o günün akşamında namazlarını kaza etmişlerdir. Müctehid imamların ekseriyeti, kazanın vücubunu savunurken bu delillere dayanırlar. Şeyhülislam ibn Teymiyye, onun hocası İbnu'l-Cevzi, talebesi İbn Kayyım el-Cevziyye vb. gibi azınlık bir âlim gurubu ise müminin kasten terk ettiği namazın kazasının olmadığını, zira bunun delilinin bulunmadığını söyler.
    Bu yaklaşımın birazı doğru, birazı yanlıştır.
    Doğru tarafı şudur: Evet, ne Peygamberimiz ne sahabeden namazı kasten, bile bile terk ettiklerine dair hiçbir örnek olay yoktur. Esasen Efendimiz namazı imanın eylem hali olarak görmüşlerdir. Bu doğrudur.
    Fakat günümüz insanları namazlarını kasten değil, ihmallik, gündelik meşgale, namaz alışkanlığı kazanamamış olmak, yeterince İslami terbiye görmemiş olmak, işin şuurunda olmamak vb. gibi sebeplerden dolayı aksatmakta veya kılmamaktadır. İşin şuuruna vardığında kılmadığı namazlarını kaza etmelidir. Bu bir borçtur.




  3. 25.Temmuz.2010, 19:16
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?


    Kaza Namazı Vardır. Sahabeler" kullanımı yanlış, zira sahabe zaten çoğuldur) Müslüman olduktan sonra tıpkı peygamberimiz gibi kalkamadıkları sabah namazlarını kalktıklarında kaza etmişlerdir.. Uyanamamışlar ve kuşluk vakti kaza (veya "eda") etmişlerdir. Kişinin Müslüman olmadan önceki hayatında yapmadığı ibadetleri kazası söz konusu değildir. Efendimiz "el-İslam yevibbu ma kablehu: İslam kendisinden öncesini kesip atar, siler süpürür" demiştir. Efendimizin vahiyden sonraki hayatında bize kadar gelen rivayetlerden anlaşılan bu iki kez vaki olmuştur
    .Yine efendimiz Hendek günü, ölüm kalım mücadelesi içinde olduğundan bir günün namazlarını ashabıyla birlikte kılamamışlar, o günün akşamında namazlarını kaza etmişlerdir. Müctehid imamların ekseriyeti, kazanın vücubunu savunurken bu delillere dayanırlar. Şeyhülislam ibn Teymiyye, onun hocası İbnu'l-Cevzi, talebesi İbn Kayyım el-Cevziyye vb. gibi azınlık bir âlim gurubu ise müminin kasten terk ettiği namazın kazasının olmadığını, zira bunun delilinin bulunmadığını söyler.
    Bu yaklaşımın birazı doğru, birazı yanlıştır.
    Doğru tarafı şudur: Evet, ne Peygamberimiz ne sahabeden namazı kasten, bile bile terk ettiklerine dair hiçbir örnek olay yoktur. Esasen Efendimiz namazı imanın eylem hali olarak görmüşlerdir. Bu doğrudur.
    Fakat günümüz insanları namazlarını kasten değil, ihmallik, gündelik meşgale, namaz alışkanlığı kazanamamış olmak, yeterince İslami terbiye görmemiş olmak, işin şuurunda olmamak vb. gibi sebeplerden dolayı aksatmakta veya kılmamaktadır. İşin şuuruna vardığında kılmadığı namazlarını kaza etmelidir. Bu bir borçtur.




  4. 15.Nisan.2011, 18:46
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Kaza Namazı Yok Diyorlar. Kaza Namazı Var mıdır?

    Kaza namazı hakkında

    Bilerek ya da bilmeyerek, geçerli veya geçersiz nedenlerle vaktinde eda edilemeyen namazların kazası çok sorulan sorular arasında. Ali Bulaç´ın tabiriyle "medya vaizlerinin" -ki ben buna ´okumuş´ sıfatını ilave etmek isterim- yanı sıra dinî yaşayışlarının göstergesi ile samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı ağızların da "kaza namazı yoktur" deyip diğerleri ile aynı çizgide buluşmaları kafaları karıştıran temel faktör. Şahsen bu konu ile alakalı soruların çokluğunu buna bağlıyorum.
    Kaza namazı vardır-yoktur müzakeresine girmeden önce, namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğinin, aksine ihtimal vermeyecek netlikte zihinlerde ve kalplerde yerleşmesi lazım. Hz . Peygamber (sas ) hassasiyeti bir kenara, bir sahabe, tabiin ya da ulema ve süleha ölçüsünde bunun idrakine varılsa bu türlü soruları gerektirecek yaşantı olmaz hiçbirimizin hayatında. Diyelim ki oldu; bu defa da kaza namazı var mıdır soru ve cevabı ile vakit geçirileceğine, herkes namazlarının kazasını kılmaya durur. O halde mesele kaza namazının varlığı-yokluğundan ziyade, namaz şuurunda, namaz hakikatinin vicdanlarda yer etmesinde düğümleniyor.
    Günümüz insanının birçoğu hayatının belli bir dönemine kadar namaz gibi günde beş defa tekrarlanan ve dıştan bakıldığında külfet gibi gözüken bir ibadetten kısmen uzak bir hayat yaşıyor. Cuma, bayram, mübarek gecelerde ancak namaz ile irtibata geçiyor veya cenaze, doğum ve hastalık gibi şükrü veya Rabb `imin yardımına en çok ihtiyaç duyulan beşerî hallerde namazı hatırlıyor. Sonra yaş kemale erip, ecelinin ayak seslerini duyunca, kabir kapısının kendisi için de açıldığını hissedince, başta namaz olmak üzere ibadet hayatını daha derinden yaşamaya başlıyor. Fakat bu defa -şahsa göre değişir- mazide kalan 10-20-30 yıllık kılınmayan namaz gerçeği ile yüz yüze geliyor. İşte `kaza namazı var mıdır` sorusu burada kendini gösteriyor. Yoksa zaten ibadet hayatına devam eden bir insanın uyuma, hastalık, unutma gibi sebeplerle kılamadığı üç-beş vaktin kazasından sanırım kimse bahsetmiyor.
    Kur`an`da açık, sarih ve net kaza namazı, onun bir yükümlülük olduğundan bahseden ayet yoktur. Sünnete gelince lihikmetin yani ihtimal ümmetine örnek olması sebebiyle Efendimiz `in iki defa uyuma, bir defa da Hendek Savaşı `nda 4 rekatlık namaz kılacak vakit dahi olsa cepheyi terk edecek bir zaman bulamaması nedeniyle kazaya kalmış namazı vardır. Allah Rasulü (sas ), hepsinde de hemen namazlarının kazasını kılmıştır. Bu delilleri değerlendiren mezhep alimleri ise kaza namazının gerekliliğinden dem vurmuş, müzakerelerini kaza borcu olan nafile kılabilir mi-kılamaz mı sorusu üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Dikkat edin, müzakereye konu olan -betahsis tartışma demiyorum- kaza namazının meşruiyeti değil, kaza borcu olanın revatip sünnetler dahil nafile kılıp-kılamayacağı ile alakalıdır.
    İbni Teymiyye ve talebesi İ.Kayyim el-Cevziyye `nin "kasten terk edilen namazın kazası yoktur" görüşlerinin, İslam `da kaza namazı yoktur görüşüne delil olarak gösterilmesi yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü ne Efendimiz `in (sas ) hayatında ne de sahabede kasten terk edilen bir namaz örneği yoktur. Günümüzde kaza namazı var mıdır sorusunu soranların namazı terki kasdî değil, ihmal, tembellik, namaz alışkanlığı, yanlış yorumladıkları meşguliyet ve başta söylediğimiz namaz şuurunun yokluğu faktörlerine dayalıdır.
    İslam `ın cahiliyyeye yani İslam öncesi hayata ait yanlışlıkları, hataları silip süpürmesi, Hak katında sorguya tabi olmaması ile alakalı hadisin kaza namazlarının yokluğuna delil olarak kullanılması da tekellüflü bir tevildir. Bu, doğuştan Müslüman, İslamî bir terbiye almış, belli bir dönem namaz, oruç gibi ibadetleri kesintili de olsa devam ettiren Müslüman`ı, önceki hayatında müşrik, kâfir veya Hıristiyan , Yahudi , Budist başka bir dine mensup insanla eşdeğer tutma demektir. Başka bir ifadeyle, İslam gayrimüslim birisini ibadetle mükellef tutmamakta, içki, kumar, zina dahil İslam `a göre haram amellerinden dolayı hesaba çekmemektedir. Hadiste anlatılan kişiler bunlardır.
    Sonuç; kaza namazının varlığından ziyade kaza namazı olan nafile namaz kılmalı mıdır, bunu konuşsak daha isabetli bir iş yapmış oluruz.
    Ahmet Kurucan
    KAYNAK : Zaman


  5. 15.Nisan.2011, 18:46
    3
    Moderatör
    Kaza namazı hakkında

    Bilerek ya da bilmeyerek, geçerli veya geçersiz nedenlerle vaktinde eda edilemeyen namazların kazası çok sorulan sorular arasında. Ali Bulaç´ın tabiriyle "medya vaizlerinin" -ki ben buna ´okumuş´ sıfatını ilave etmek isterim- yanı sıra dinî yaşayışlarının göstergesi ile samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı ağızların da "kaza namazı yoktur" deyip diğerleri ile aynı çizgide buluşmaları kafaları karıştıran temel faktör. Şahsen bu konu ile alakalı soruların çokluğunu buna bağlıyorum.
    Kaza namazı vardır-yoktur müzakeresine girmeden önce, namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğinin, aksine ihtimal vermeyecek netlikte zihinlerde ve kalplerde yerleşmesi lazım. Hz . Peygamber (sas ) hassasiyeti bir kenara, bir sahabe, tabiin ya da ulema ve süleha ölçüsünde bunun idrakine varılsa bu türlü soruları gerektirecek yaşantı olmaz hiçbirimizin hayatında. Diyelim ki oldu; bu defa da kaza namazı var mıdır soru ve cevabı ile vakit geçirileceğine, herkes namazlarının kazasını kılmaya durur. O halde mesele kaza namazının varlığı-yokluğundan ziyade, namaz şuurunda, namaz hakikatinin vicdanlarda yer etmesinde düğümleniyor.
    Günümüz insanının birçoğu hayatının belli bir dönemine kadar namaz gibi günde beş defa tekrarlanan ve dıştan bakıldığında külfet gibi gözüken bir ibadetten kısmen uzak bir hayat yaşıyor. Cuma, bayram, mübarek gecelerde ancak namaz ile irtibata geçiyor veya cenaze, doğum ve hastalık gibi şükrü veya Rabb `imin yardımına en çok ihtiyaç duyulan beşerî hallerde namazı hatırlıyor. Sonra yaş kemale erip, ecelinin ayak seslerini duyunca, kabir kapısının kendisi için de açıldığını hissedince, başta namaz olmak üzere ibadet hayatını daha derinden yaşamaya başlıyor. Fakat bu defa -şahsa göre değişir- mazide kalan 10-20-30 yıllık kılınmayan namaz gerçeği ile yüz yüze geliyor. İşte `kaza namazı var mıdır` sorusu burada kendini gösteriyor. Yoksa zaten ibadet hayatına devam eden bir insanın uyuma, hastalık, unutma gibi sebeplerle kılamadığı üç-beş vaktin kazasından sanırım kimse bahsetmiyor.
    Kur`an`da açık, sarih ve net kaza namazı, onun bir yükümlülük olduğundan bahseden ayet yoktur. Sünnete gelince lihikmetin yani ihtimal ümmetine örnek olması sebebiyle Efendimiz `in iki defa uyuma, bir defa da Hendek Savaşı `nda 4 rekatlık namaz kılacak vakit dahi olsa cepheyi terk edecek bir zaman bulamaması nedeniyle kazaya kalmış namazı vardır. Allah Rasulü (sas ), hepsinde de hemen namazlarının kazasını kılmıştır. Bu delilleri değerlendiren mezhep alimleri ise kaza namazının gerekliliğinden dem vurmuş, müzakerelerini kaza borcu olan nafile kılabilir mi-kılamaz mı sorusu üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Dikkat edin, müzakereye konu olan -betahsis tartışma demiyorum- kaza namazının meşruiyeti değil, kaza borcu olanın revatip sünnetler dahil nafile kılıp-kılamayacağı ile alakalıdır.
    İbni Teymiyye ve talebesi İ.Kayyim el-Cevziyye `nin "kasten terk edilen namazın kazası yoktur" görüşlerinin, İslam `da kaza namazı yoktur görüşüne delil olarak gösterilmesi yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü ne Efendimiz `in (sas ) hayatında ne de sahabede kasten terk edilen bir namaz örneği yoktur. Günümüzde kaza namazı var mıdır sorusunu soranların namazı terki kasdî değil, ihmal, tembellik, namaz alışkanlığı, yanlış yorumladıkları meşguliyet ve başta söylediğimiz namaz şuurunun yokluğu faktörlerine dayalıdır.
    İslam `ın cahiliyyeye yani İslam öncesi hayata ait yanlışlıkları, hataları silip süpürmesi, Hak katında sorguya tabi olmaması ile alakalı hadisin kaza namazlarının yokluğuna delil olarak kullanılması da tekellüflü bir tevildir. Bu, doğuştan Müslüman, İslamî bir terbiye almış, belli bir dönem namaz, oruç gibi ibadetleri kesintili de olsa devam ettiren Müslüman`ı, önceki hayatında müşrik, kâfir veya Hıristiyan , Yahudi , Budist başka bir dine mensup insanla eşdeğer tutma demektir. Başka bir ifadeyle, İslam gayrimüslim birisini ibadetle mükellef tutmamakta, içki, kumar, zina dahil İslam `a göre haram amellerinden dolayı hesaba çekmemektedir. Hadiste anlatılan kişiler bunlardır.
    Sonuç; kaza namazının varlığından ziyade kaza namazı olan nafile namaz kılmalı mıdır, bunu konuşsak daha isabetli bir iş yapmış oluruz.
    Ahmet Kurucan
    KAYNAK : Zaman





+ Yorum Gönder