Konusunu Oylayın.: Av ve Ticaret hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Av ve Ticaret hakkında
  1. 31.Mayıs.2010, 22:36
    1
    Cem8
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ekim.2009
    Üye No: 59939
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    Av ve Ticaret hakkında






    Av ve Ticaret hakkında Mumsema Selamün Aleyküm ;
    Geçenlerde iş yerinde konusu oldu ve bir sonuca ulaşamadık.Bende , acaba bu sorulara mumsema sakinleri ne der diye düşündüm.

    1)Balık avlarken canlı çekirge,solucan,balık vs. hayvanlar kullanılıyor.Acaba bunun hükmü nedir ?

    2)Yurtdışına kurbağa ihracatı yapılıyor.Kurbağaları yakalayıp , derisini yüzüp ızgaralık hale getiriliyor.Bunun günah boyutu nedir merak ettik.

    3)Eğer herhangi bir özür durumu olmasa , namaz abdesti alırken suyun aynı gusül abdestinde olduğu gibi o uvzun heryerine temas etmesimi gerekir ? Örneğin ayağımı yıkarken serçe parmağıma su değmemesi gibi.

    Allah razı olsun , Allah'a emanet olun.


  2. 31.Mayıs.2010, 22:36
    1
    Cem8 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Selamün Aleyküm ;
    Geçenlerde iş yerinde konusu oldu ve bir sonuca ulaşamadık.Bende , acaba bu sorulara mumsema sakinleri ne der diye düşündüm.

    1)Balık avlarken canlı çekirge,solucan,balık vs. hayvanlar kullanılıyor.Acaba bunun hükmü nedir ?

    2)Yurtdışına kurbağa ihracatı yapılıyor.Kurbağaları yakalayıp , derisini yüzüp ızgaralık hale getiriliyor.Bunun günah boyutu nedir merak ettik.

    3)Eğer herhangi bir özür durumu olmasa , namaz abdesti alırken suyun aynı gusül abdestinde olduğu gibi o uvzun heryerine temas etmesimi gerekir ? Örneğin ayağımı yıkarken serçe parmağıma su değmemesi gibi.

    Allah razı olsun , Allah'a emanet olun.


    Benzer Konular

    - Kazanç, Ticaret, Ortaklık, Fiyat hakkında hadisler

    - Ticaret hakkında sözler

    - Ticaret hakkında hadisler

    - Ticaret hakkında

    - Ticarette kar oranı ve ticaret ahlakı hakkında

  3. 31.Mayıs.2010, 23:10
    2
    meçhul_100
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2007
    Üye No: 626
    Mesaj Sayısı: 2,162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Diyar-ı Sivas

    --->: Av ve Ticaret hakkında




    ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve berakatuh..

    Balık avlarken kancaya canlı bir solucan takmak caizmidir, solucana zulmetmiş olurmuyuz. Hükmü nedir?

    Balık avlarken canlı hayvanları oltaya takmak hayvana eziyet vereceği için doğru değildir.

    Dinimiz hayvanları öldürmeyi ve onlara eziyet etmeyi yasaklamıştır. Haksız yere bir hayvan öldüren kişi tövbe istiğfarda bulununması gerekir.
    Yüce dinimiz İslam, kainatta her şeyin bir denge ile yaratıldığını bildirir. Kainattaki tüm varlıklarda görülen denge Allah’ın varlığının birer işareti ve belgesidir. Kainattaki ekolojik dengeyi sağlayan en önemli unsurlarından birisi de hayvanlardır. Kuran-Kerim ekolojik sistemin önemli üyeleri olan hayvanları, “ümmet” olarak isimlendirmektedir.
    En’am Süresinin 38. Ayetinde; “Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi ümmettir. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler” buyrulmaktadır.
    Bu Ayeti Kerimede, yeryüzündeki bütün canlıların insanlar gibi birer tür oldukları, tek hücrelilerden, omurgalılara, sürüngenlerden, ayaklarıyla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara kadar bütün canlıların müstakil birer varlık oldukları bildirilmektedir.
    Allah’ın yarattığı her şey güzeldir ve O’nun engin sevgisiyle yaratılmıştır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifadesini bulmuştur: “O ki yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır”.(1) “Hayvanları da O yaratmıştır”.(2)
    Canlı cansız yaratılmışların tamamı kendi lisanı halleriyle Allah’ı tesbih etmektedir. Cum’a Suresinin birinci Ayet-i Kerimesinde şöyle denilmektedir: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey (herkes) O’nu tesbih eder. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, aziz ve hakim olan Allah’ı tesbih eder.” Yaratılmışların en şereflisi ve en üstünü olan insandan beklenen de, Allah’ı tesbih eden her varlığa şefkat ve merhametle muamele etmektir.
    Resulullah (SAV) sadece insanlara değil, bütün canlılara karşı merhametli olunmasını istemiştir. Bir hadis-i şerifte: “Merhametli olanlara Rahman olan Allah merhamet eder. Yerde olanlara da merhametli olun ki, gökte olanlar (melekler) de size rahmet merhamet etsin”.(3) Hadiste geçen “yerde olanlara” ifadesinin içine her çeşit canlı girmektedir.
    Hz. Peygamberin bu nasihatinin tarih boyunca Müslümanlar üzerinde çok etkili olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed (SAV)’den aldıkları bu öğütle hareket eden Müslümanlar bütün canlılara merhamet ve hoşgörü ile bakmışlardır. Bu merhamet, sevgi ve hoşgörü medeniyetinden hayvanlar da nasibini almışlardır.
    Büyük gönül insanı ve halk şairi Yunus Emre’nin “yaratılanı sev, yaratandan ötürü” şeklindeki sözü, atalarımızın kendi çevrelerine ve bu çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak dile getirmektedir.
    Atalarımız hayvanlara karşı olan sevgi ve merhametlerini, hayvan hastaneleri, kuş evleri, kuş hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik çeşitli vakıflar kurarak göstermişlerdir.
    Hayvanlara iyi davranmanın, cennete girmeye sebep olacağını bildiren Peygamberimiz sahabîlere şu olayı nakleder: “Yolda gitmekte olan birisinin susuzluğu artar. Hemen bir kuyuya inip suyundan içer. Kuyudan çıkınca susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli toprak yalayan bir köpekle karşılaşır. Adam kendi kendine: “bu hayvan da benim gibi susamış” deyip kuyuya tekrar iner. Ayakkabısına su doldurur ve ağzıyla tutarak yukarıya çıkar, köpeği sular. İşte Allah bu kulunu övmüş ve günahlarını bağışlamıştır”. Bunun üzerine sahabîler: “Hayvanları sulamakla bize de sevap var mıdır?” diye sordular. Resulullah (SAV): “Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır” buyurmuştur.(4)
    Hayvanlara kötü davranmanın insanı cehenneme götüreceğini bildiren Hz. Peygamber (SAV): “bir kadın, bağlayıp yemek vermediği ve yer haşerelerinin yemesi için serbest bırakmadığı kedi yüzünden cehenneme girdi” buyurmuştur.
    İslam dini, insana işkence yapmayı yasakladığı gibi hayvanlara da eziyet etmeyi ve işkence yapmayı yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz, “Cenab-ı Hakkın haksız olarak bir serçeyi öldürenden kıyamet gününde hesap soracağını”,(5) bildirmiş; “kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının alınmamasını”(6) emretmiştir.
    Ömer b. Abdulaziz, hilafeti döneminde Valilerine gönderdiği mektuplardan birinde, atların boş yere koşturulup eziyet edilmemesini, bu şekildeki tatbikata kesinlikle mani olunmasını, atlara ağır gemlerin takılmamasını ve altında demir bulunan yularla eziyet verilmemesini istemiştir. Ömer b. Abdulaziz’in bu talimatı, hayvan haklarını koruma altına alınması bakımından son derece önemli tarihi bir örnektir.
    Osmanlıların örfi hukukunda da hayvan haklarının korunduğu ve ihlal edenlere cezalar verildiğine dair bilgilere sahibiz.
    Netice itibarıyla İslam, hayvanların sevilmesi, fıtrî yapılarına uygun işlerde çalıştırılması, kaldırabilecekleri kadar yük vurulması, yiyeceklerinin zamanında verilmesi, dövülmemeleri, hasta oldukları zaman tedavi ettirilmelerini emretmektedir.
    1- Secde: 7
    2- Nahl: 5
    3- Tirmizi, Birr, s. 16
    4- Tecrit, c. vii, s. 223
    5- Ebu Davud, 2/11
    6- Buhari. Edebü’l-Müfred, 139

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    Kurbağa yetiştirip satmak veya satanlarla ortak olarak kazanılan para helal midir vebal altında kalır mıyım?

    Yaratılışı bakımından iğrenç olan birtakım hayvanların etleri de haramdır, yenmez: Fare, yaban faresi, akrep, yılan, kene, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, arı, kara sinek, sivrisinek, köstebek, kirpi, bit, pire gibi böcekler.

    Mâlikî mezhebi hiçbir deniz hayvanını istisna kılmazken, Hanbelî mezhebi yılan balığını habis saydığı için; Şâfiî mezhebi de kurbağa, yengeç ve timsah gibi hem denizde, hem de karada yaşayabilen hayvanların etinin yenilmesini haram olarak vasıflandırmaktadır.

    Bununla beraber kurbağa etinin haram olduğu hükmünde ittifak yoktur, bazı müctehidlere göre asıl yaşama yeri su olan kurbağa eti helaldir.

    Ebu Hanife'nin ictihadına göre gayr-i müslimlerin ülkelerinde onların yediği, müslümanlara haram olan nesneleri onlara satarak paralarını almak caizdir.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    Soru: Bir insan abdest almış, daha sonra kolunda bir kuru yer kaldığını görmüş olsa ve eliyle o kuruluğu gidermiş olsa, acaba bu abdest tamam olur mu?

    Cevap: Abdestte her uzuv müstakil bir uzuv olarak kabul edilmektedir. Koldaki kuru yer, aynı koldaki yaşlılıkla giderilebilir. Böyle yaparak abdestini tamamlamış olur.

    Soru: Bir kimse, abdest alırken, abdest uzuvlarından birini unutuyor. Namazı kıldıktan sonra hatırlıyor. Yeniden abdest alıp namazı iade edecek mi?

    Cevap: Evet, o uzvu da yıkayarak abdestini tekrar alması ve namazını tekrar kılması gerekir.

    Mehmed Emre/ Çağımız ve Günümüz Meselelerine Fetvalar


  4. 31.Mayıs.2010, 23:10
    2
    ˙·٠• FiLiSTiN•٠·˙



    ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve berakatuh..

    Balık avlarken kancaya canlı bir solucan takmak caizmidir, solucana zulmetmiş olurmuyuz. Hükmü nedir?

    Balık avlarken canlı hayvanları oltaya takmak hayvana eziyet vereceği için doğru değildir.

    Dinimiz hayvanları öldürmeyi ve onlara eziyet etmeyi yasaklamıştır. Haksız yere bir hayvan öldüren kişi tövbe istiğfarda bulununması gerekir.
    Yüce dinimiz İslam, kainatta her şeyin bir denge ile yaratıldığını bildirir. Kainattaki tüm varlıklarda görülen denge Allah’ın varlığının birer işareti ve belgesidir. Kainattaki ekolojik dengeyi sağlayan en önemli unsurlarından birisi de hayvanlardır. Kuran-Kerim ekolojik sistemin önemli üyeleri olan hayvanları, “ümmet” olarak isimlendirmektedir.
    En’am Süresinin 38. Ayetinde; “Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi ümmettir. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler” buyrulmaktadır.
    Bu Ayeti Kerimede, yeryüzündeki bütün canlıların insanlar gibi birer tür oldukları, tek hücrelilerden, omurgalılara, sürüngenlerden, ayaklarıyla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara kadar bütün canlıların müstakil birer varlık oldukları bildirilmektedir.
    Allah’ın yarattığı her şey güzeldir ve O’nun engin sevgisiyle yaratılmıştır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifadesini bulmuştur: “O ki yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır”.(1) “Hayvanları da O yaratmıştır”.(2)
    Canlı cansız yaratılmışların tamamı kendi lisanı halleriyle Allah’ı tesbih etmektedir. Cum’a Suresinin birinci Ayet-i Kerimesinde şöyle denilmektedir: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey (herkes) O’nu tesbih eder. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, aziz ve hakim olan Allah’ı tesbih eder.” Yaratılmışların en şereflisi ve en üstünü olan insandan beklenen de, Allah’ı tesbih eden her varlığa şefkat ve merhametle muamele etmektir.
    Resulullah (SAV) sadece insanlara değil, bütün canlılara karşı merhametli olunmasını istemiştir. Bir hadis-i şerifte: “Merhametli olanlara Rahman olan Allah merhamet eder. Yerde olanlara da merhametli olun ki, gökte olanlar (melekler) de size rahmet merhamet etsin”.(3) Hadiste geçen “yerde olanlara” ifadesinin içine her çeşit canlı girmektedir.
    Hz. Peygamberin bu nasihatinin tarih boyunca Müslümanlar üzerinde çok etkili olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed (SAV)’den aldıkları bu öğütle hareket eden Müslümanlar bütün canlılara merhamet ve hoşgörü ile bakmışlardır. Bu merhamet, sevgi ve hoşgörü medeniyetinden hayvanlar da nasibini almışlardır.
    Büyük gönül insanı ve halk şairi Yunus Emre’nin “yaratılanı sev, yaratandan ötürü” şeklindeki sözü, atalarımızın kendi çevrelerine ve bu çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak dile getirmektedir.
    Atalarımız hayvanlara karşı olan sevgi ve merhametlerini, hayvan hastaneleri, kuş evleri, kuş hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik çeşitli vakıflar kurarak göstermişlerdir.
    Hayvanlara iyi davranmanın, cennete girmeye sebep olacağını bildiren Peygamberimiz sahabîlere şu olayı nakleder: “Yolda gitmekte olan birisinin susuzluğu artar. Hemen bir kuyuya inip suyundan içer. Kuyudan çıkınca susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli toprak yalayan bir köpekle karşılaşır. Adam kendi kendine: “bu hayvan da benim gibi susamış” deyip kuyuya tekrar iner. Ayakkabısına su doldurur ve ağzıyla tutarak yukarıya çıkar, köpeği sular. İşte Allah bu kulunu övmüş ve günahlarını bağışlamıştır”. Bunun üzerine sahabîler: “Hayvanları sulamakla bize de sevap var mıdır?” diye sordular. Resulullah (SAV): “Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır” buyurmuştur.(4)
    Hayvanlara kötü davranmanın insanı cehenneme götüreceğini bildiren Hz. Peygamber (SAV): “bir kadın, bağlayıp yemek vermediği ve yer haşerelerinin yemesi için serbest bırakmadığı kedi yüzünden cehenneme girdi” buyurmuştur.
    İslam dini, insana işkence yapmayı yasakladığı gibi hayvanlara da eziyet etmeyi ve işkence yapmayı yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz, “Cenab-ı Hakkın haksız olarak bir serçeyi öldürenden kıyamet gününde hesap soracağını”,(5) bildirmiş; “kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının alınmamasını”(6) emretmiştir.
    Ömer b. Abdulaziz, hilafeti döneminde Valilerine gönderdiği mektuplardan birinde, atların boş yere koşturulup eziyet edilmemesini, bu şekildeki tatbikata kesinlikle mani olunmasını, atlara ağır gemlerin takılmamasını ve altında demir bulunan yularla eziyet verilmemesini istemiştir. Ömer b. Abdulaziz’in bu talimatı, hayvan haklarını koruma altına alınması bakımından son derece önemli tarihi bir örnektir.
    Osmanlıların örfi hukukunda da hayvan haklarının korunduğu ve ihlal edenlere cezalar verildiğine dair bilgilere sahibiz.
    Netice itibarıyla İslam, hayvanların sevilmesi, fıtrî yapılarına uygun işlerde çalıştırılması, kaldırabilecekleri kadar yük vurulması, yiyeceklerinin zamanında verilmesi, dövülmemeleri, hasta oldukları zaman tedavi ettirilmelerini emretmektedir.
    1- Secde: 7
    2- Nahl: 5
    3- Tirmizi, Birr, s. 16
    4- Tecrit, c. vii, s. 223
    5- Ebu Davud, 2/11
    6- Buhari. Edebü’l-Müfred, 139

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    Kurbağa yetiştirip satmak veya satanlarla ortak olarak kazanılan para helal midir vebal altında kalır mıyım?

    Yaratılışı bakımından iğrenç olan birtakım hayvanların etleri de haramdır, yenmez: Fare, yaban faresi, akrep, yılan, kene, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, arı, kara sinek, sivrisinek, köstebek, kirpi, bit, pire gibi böcekler.

    Mâlikî mezhebi hiçbir deniz hayvanını istisna kılmazken, Hanbelî mezhebi yılan balığını habis saydığı için; Şâfiî mezhebi de kurbağa, yengeç ve timsah gibi hem denizde, hem de karada yaşayabilen hayvanların etinin yenilmesini haram olarak vasıflandırmaktadır.

    Bununla beraber kurbağa etinin haram olduğu hükmünde ittifak yoktur, bazı müctehidlere göre asıl yaşama yeri su olan kurbağa eti helaldir.

    Ebu Hanife'nin ictihadına göre gayr-i müslimlerin ülkelerinde onların yediği, müslümanlara haram olan nesneleri onlara satarak paralarını almak caizdir.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör

    Soru: Bir insan abdest almış, daha sonra kolunda bir kuru yer kaldığını görmüş olsa ve eliyle o kuruluğu gidermiş olsa, acaba bu abdest tamam olur mu?

    Cevap: Abdestte her uzuv müstakil bir uzuv olarak kabul edilmektedir. Koldaki kuru yer, aynı koldaki yaşlılıkla giderilebilir. Böyle yaparak abdestini tamamlamış olur.

    Soru: Bir kimse, abdest alırken, abdest uzuvlarından birini unutuyor. Namazı kıldıktan sonra hatırlıyor. Yeniden abdest alıp namazı iade edecek mi?

    Cevap: Evet, o uzvu da yıkayarak abdestini tekrar alması ve namazını tekrar kılması gerekir.

    Mehmed Emre/ Çağımız ve Günümüz Meselelerine Fetvalar


  5. 31.Mayıs.2010, 23:21
    3
    Cem8
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ekim.2009
    Üye No: 59939
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    --->: Av ve Ticaret hakkında

    Allah razı olsun çok güzel yazmışsınız fakat şu kurbağa olayını anlayamadım.Yani bu şekilde bir ticaret yapmak günahmıdır , değilmidir ? Helal yada Haram olup olmadığını değilde , günah olup olmamasını merak ediyoruz yani.


  6. 31.Mayıs.2010, 23:21
    3
    Cem8 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun çok güzel yazmışsınız fakat şu kurbağa olayını anlayamadım.Yani bu şekilde bir ticaret yapmak günahmıdır , değilmidir ? Helal yada Haram olup olmadığını değilde , günah olup olmamasını merak ediyoruz yani.


  7. 01.Haziran.2010, 03:58
    4
    Cem8
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ekim.2009
    Üye No: 59939
    Mesaj Sayısı: 118
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    --->: Av ve Ticaret hakkında

    Anladım , peki çok teşekkür ederim.


  8. 01.Haziran.2010, 03:58
    4
    Cem8 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Anladım , peki çok teşekkür ederim.





+ Yorum Gönder