Konusunu Oylayın.: Gençlik ve cinsellik

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gençlik ve cinsellik
  1. 06.Mayıs.2010, 18:39
    13
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    --->: Gençlik ve cinsellik

    reklam


    --->: Gençlik ve cinsellik isimli yazı www.Mumsema.com--->: Gençlik ve cinsellik
    Alıntı
    Dün bir sohbette hoca: nette genç kız ve erkeklerin birbirlerini görmeden cinsel sohbette bulunduğunuun yanlış olmadığını söyledi bununda bir ihtiyaç olduğunu sonuçta fiilen işlenmediğinin sadece sohbet edildiğini ve yanlışa düşmememek için en azından tatmin olana dek yapılmasını gerektiğini söyledi sohbette bir kadın, hocaya sordu hoca bu şekilde söyledi bana garip geldi ama mantıklıda geldi acaba hoca haklımı???
    Muhterem kardeşim, İnsanın ruhî ve mânevî olduğu kadar bedenî-tabii ih-tiyaçlarının da mâkul ve dengeli bir şekilde karşılanma-sı gerektiği ilkesini benimseyen İslâm dini, insanın cinselliğini de tabii bir vâkıa olarak ele almış, ancak bu konuda, belli sınırlar ve mâkul ölçüler koyarak hem cinsî hayatı korumayı ve devam ettirmeyi, hem de insan-lık onuruna ve değerine aykırı davranışları, sapma ve aşırılıkları önlemeyi hedef almıştır. Diğer bir anlatım-la İslâm dini, diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da akıl ile duygular arasında mutedil ve dengeli bir yol çizmiştir. Çünkü insan akıl, sezgi, düşünme ve karar verme, utanma, iffet gibi güzel haslet ve duygularla donatılmanın yanı sıra şehvet, yeme ve içme gibi bedenî ihtiyaçlara, birtakım zaaf ve temayüllere de sahiptir. İnsanın diğer dünyevî lezzet ve menfaatlerde olduğu gibi cinsellik konusunda da çoğu zaman bencillik ve aşırılığa kaçması, bedenin arzu ve duygularına kapılıp barbarca bir çekişmeye girmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, İs-lâm’da cinsel eğitim ve cinsî ihtiyacın tatminiyle ilgi-li birçok düzenleyici ve emredici kurallar konmuştur.
    İslâm’ın iki aslî kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’te cinsî hayatla ilgili birçok ayrıntılı hüküm yer almakta-dır. Bunun için de özel hayatın bir parçasını oluşturan cinsî hayatın dinin bu emir ve tavsiyeleri doğrultusunda düzenlenmesi, müslüman için ayrı bir önem taşır. İslâm akıl ve iradenin bedenî haz ve arzulara tâbi kılınmama-sını, insanın şehvetin esiri olmamasını ister. Buna kar-şılık cinsel hayattan çekilme, hadımlaşma, Hıristiyan-lık’ta olduğu gibi din adamlarının evlenmeyerek Tanrı’ya daha yakın olacağı iddiası İslâm’da hoş karşılanmaz. Hz. Peygamber kendini gece gündüz ibadete vererek dünyevî haz ve ihtiyaçlardan geri duran sahâbîleri eleştirerek bunun İslâm’ın önerdiği bir hayat tarzı olmadığını, be-denin, organların ve nefsin de kişi üzerinde hakları olduğunu, onların da haklarının verilmesi gerektiğini belirterek itidalden, tabii ve fıtrî yoldan ayrılmamayı önermiş, hadımlaşmayı da yasaklamıştır (Buhârî, “Nikâh”, 7; Müsned, 2, 173; 3, 82). Zaten evlenip iffeti koru-ma, cinsî arzularını meşrû ölçüler içerisinde giderme, sağlıklı ve düzenli bir cinsellik dinin emrettiği ve teşvik ettiği bir husus olduğundan geniş anlamda “iba-det” kavramına dahildir. Kur’an’da, “Sizler için kendileriyle sükûnete erip tatmin olacağınız eşler yaratıp da ara-nızda sevgi ve merhamet peyda etmesi, O’nun varlığının de-lillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen toplumlar için ibretler vardır” (er-Rûm 30/21) buyurulur. İffetini koru-yan, evlilik içi meşrû cinsel ilişki ile yetinen mümin-lerden övgüyle söz edilir (el-Mü’minûn 23/5-6). Hz. Peygamber’in müslümanları evlenmeye teşvik etmesi, evlilik birliğini mümkün olduğu sürece korumayı öğütlemesi, bu konuda velilere ve devlete birtakım görevler yüklemesi, bekârlığı kınayıp bekâr kalmayı âdet edinenlerin şiddet-le eleştirilmesi de aynı amaca yöneliktir. Çünkü diğer dinî vecîbeler de dengeli ve huzurlu bir aile hayatı içinde daha iyi ifa edilebilecektir.

    Son yüzyıllarda Batı dünyasında sloganlaşan cinsî serbestlik akımı, birçok sapıklığın, doğal olmayan iliş-kilerin, iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınamayan hastalıkların, ruhî bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri zarar görmeye başlamıştır. Öte yandan ağırlaşan ekonomik şartlar, gay-ri meşrû ilişkilere karşı toplumsal hassasiyetin kaybol-ması, fuhşun yaygınlaşıp kolaylaşması ve bencillik gibi farklı birçok âmil toplumda bekârların sayısını arttır-makta, böylece insanların cinsel ihtiyaç ve isteklerini gayri meşrû yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni ticarî faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Bu olumsuz gelişmelerden cinselliği ticarî kazanç konusu yapılan kadınlar başta olmak üzere toplumun her kesimi, aile kurumu, yeni yetişen nesil ayrı ayrı zarar görmektedir. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tat-minsizliklerde de bu dış telkin ve yayınların önemli payı vardır. Denilebilir ki, cinsî duyguların sömürü, tahrik ve serbestisini konu edinen ve teşvik eden bunca yayın ve zararlı faaliyet, bu yayın ve faaliyetlerin etkisinde oluşan hayat tarzı ve çevre karşısında kalan insanımızı, bütün bunlara rağmen sapma ve ayak kaymala-rından koruyucu en büyük faktör İslâm inancına bağlılığı ve dinî-ahlâkî değerlere olan saygısıdır. Batı toplumla-rında da dindar hıristiyan ve yahudi aileler, çevreden gelen olumsuz telkinlere karşı aynı direnci gösterebilmektedirler. Çünkü akıl ve irade imanla, Allah’a kar-şı duyulan saygı ve sorumlulukla birleşince, bedenî arzu ve duyguları kolayca dizginleyebilmekte, kişi, insanlığı-na yakışır bir hayat tarzını sürdürebilmekte, buna kar-şılık ferdî yetişkinliğin, dinî inancın ve sorumluluk duygusunun bulunmadığı durumlarda ise kişiler nefisleri-ne, kötü telkin ve çağrılara kolayca teslim olmaktadırlar. İffet ve namusun korunması, İslâm dininin cinsî haya-ta ilişkin genel dinî ve ahlâkî ilkesini teşkil ettiği gibi zinanın haram kılınışı, zinaya veya iffetin ihlâli-ne yol açabilecek durum ve davranışların yasaklanması da yine aynı ilkeyi korumaya yönelik önlemlerdir. Çünkü bir değeri koruma, onu doğrudan veya dolaylı şekilde ihlâl eden tehlikelere karşı önlem almakla mümkün olur. Bu sebeple dinin aslî kaynaklarında değişik şekillerde ifa-de edilen ve yukarıda yer yer değinilen zina yasağı ve cinsî hayatı koruma amacına yönelik olarak alınan çeşit-li önlemler ve getirilen kısıtlamalar, fıkıh kültüründe hukukî ve ahlâkî, ferdî ve sosyal boyutlarıyla ayrıntılı biçimde ele alınmış ve dinin gösterdiği hedeflere ulaş-mada fert ve topluma kılavuzluk edilmiştir.

    Alıntı
    garip geldi ama mantıklıda geldi acaba hoca haklımı
    O' kişi değil hoca olmak hocanın H'si olma şerefine bile nail olamaz. Size son olarak tavsiyem böyle dinini bilmeyen, Kara cahil şahısların meclisinde dahi bulunmayın. Wesselem


  2. 06.Mayıs.2010, 18:39
    13
    Moderatör
    reklam


    Alıntı
    Dün bir sohbette hoca: nette genç kız ve erkeklerin birbirlerini görmeden cinsel sohbette bulunduğunuun yanlış olmadığını söyledi bununda bir ihtiyaç olduğunu sonuçta fiilen işlenmediğinin sadece sohbet edildiğini ve yanlışa düşmememek için en azından tatmin olana dek yapılmasını gerektiğini söyledi sohbette bir kadın, hocaya sordu hoca bu şekilde söyledi bana garip geldi ama mantıklıda geldi acaba hoca haklımı???
    Muhterem kardeşim, İnsanın ruhî ve mânevî olduğu kadar bedenî-tabii ih-tiyaçlarının da mâkul ve dengeli bir şekilde karşılanma-sı gerektiği ilkesini benimseyen İslâm dini, insanın cinselliğini de tabii bir vâkıa olarak ele almış, ancak bu konuda, belli sınırlar ve mâkul ölçüler koyarak hem cinsî hayatı korumayı ve devam ettirmeyi, hem de insan-lık onuruna ve değerine aykırı davranışları, sapma ve aşırılıkları önlemeyi hedef almıştır. Diğer bir anlatım-la İslâm dini, diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da akıl ile duygular arasında mutedil ve dengeli bir yol çizmiştir. Çünkü insan akıl, sezgi, düşünme ve karar verme, utanma, iffet gibi güzel haslet ve duygularla donatılmanın yanı sıra şehvet, yeme ve içme gibi bedenî ihtiyaçlara, birtakım zaaf ve temayüllere de sahiptir. İnsanın diğer dünyevî lezzet ve menfaatlerde olduğu gibi cinsellik konusunda da çoğu zaman bencillik ve aşırılığa kaçması, bedenin arzu ve duygularına kapılıp barbarca bir çekişmeye girmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, İs-lâm’da cinsel eğitim ve cinsî ihtiyacın tatminiyle ilgi-li birçok düzenleyici ve emredici kurallar konmuştur.
    İslâm’ın iki aslî kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’te cinsî hayatla ilgili birçok ayrıntılı hüküm yer almakta-dır. Bunun için de özel hayatın bir parçasını oluşturan cinsî hayatın dinin bu emir ve tavsiyeleri doğrultusunda düzenlenmesi, müslüman için ayrı bir önem taşır. İslâm akıl ve iradenin bedenî haz ve arzulara tâbi kılınmama-sını, insanın şehvetin esiri olmamasını ister. Buna kar-şılık cinsel hayattan çekilme, hadımlaşma, Hıristiyan-lık’ta olduğu gibi din adamlarının evlenmeyerek Tanrı’ya daha yakın olacağı iddiası İslâm’da hoş karşılanmaz. Hz. Peygamber kendini gece gündüz ibadete vererek dünyevî haz ve ihtiyaçlardan geri duran sahâbîleri eleştirerek bunun İslâm’ın önerdiği bir hayat tarzı olmadığını, be-denin, organların ve nefsin de kişi üzerinde hakları olduğunu, onların da haklarının verilmesi gerektiğini belirterek itidalden, tabii ve fıtrî yoldan ayrılmamayı önermiş, hadımlaşmayı da yasaklamıştır (Buhârî, “Nikâh”, 7; Müsned, 2, 173; 3, 82). Zaten evlenip iffeti koru-ma, cinsî arzularını meşrû ölçüler içerisinde giderme, sağlıklı ve düzenli bir cinsellik dinin emrettiği ve teşvik ettiği bir husus olduğundan geniş anlamda “iba-det” kavramına dahildir. Kur’an’da, “Sizler için kendileriyle sükûnete erip tatmin olacağınız eşler yaratıp da ara-nızda sevgi ve merhamet peyda etmesi, O’nun varlığının de-lillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen toplumlar için ibretler vardır” (er-Rûm 30/21) buyurulur. İffetini koru-yan, evlilik içi meşrû cinsel ilişki ile yetinen mümin-lerden övgüyle söz edilir (el-Mü’minûn 23/5-6). Hz. Peygamber’in müslümanları evlenmeye teşvik etmesi, evlilik birliğini mümkün olduğu sürece korumayı öğütlemesi, bu konuda velilere ve devlete birtakım görevler yüklemesi, bekârlığı kınayıp bekâr kalmayı âdet edinenlerin şiddet-le eleştirilmesi de aynı amaca yöneliktir. Çünkü diğer dinî vecîbeler de dengeli ve huzurlu bir aile hayatı içinde daha iyi ifa edilebilecektir.

    Son yüzyıllarda Batı dünyasında sloganlaşan cinsî serbestlik akımı, birçok sapıklığın, doğal olmayan iliş-kilerin, iğrenç zevklerin yayılmasına, önü alınamayan hastalıkların, ruhî bunalımların baş göstermesine yol açmış, hatta bundan bütün dünya ülkeleri zarar görmeye başlamıştır. Öte yandan ağırlaşan ekonomik şartlar, gay-ri meşrû ilişkilere karşı toplumsal hassasiyetin kaybol-ması, fuhşun yaygınlaşıp kolaylaşması ve bencillik gibi farklı birçok âmil toplumda bekârların sayısını arttır-makta, böylece insanların cinsel ihtiyaç ve isteklerini gayri meşrû yoldan karşılayan, sömüren yeni yeni ticarî faaliyet alanları ve sektörler ortaya çıkmaktadır. Bu olumsuz gelişmelerden cinselliği ticarî kazanç konusu yapılan kadınlar başta olmak üzere toplumun her kesimi, aile kurumu, yeni yetişen nesil ayrı ayrı zarar görmektedir. Toplumumuzda evlilik içi huzursuzluk ve tat-minsizliklerde de bu dış telkin ve yayınların önemli payı vardır. Denilebilir ki, cinsî duyguların sömürü, tahrik ve serbestisini konu edinen ve teşvik eden bunca yayın ve zararlı faaliyet, bu yayın ve faaliyetlerin etkisinde oluşan hayat tarzı ve çevre karşısında kalan insanımızı, bütün bunlara rağmen sapma ve ayak kaymala-rından koruyucu en büyük faktör İslâm inancına bağlılığı ve dinî-ahlâkî değerlere olan saygısıdır. Batı toplumla-rında da dindar hıristiyan ve yahudi aileler, çevreden gelen olumsuz telkinlere karşı aynı direnci gösterebilmektedirler. Çünkü akıl ve irade imanla, Allah’a kar-şı duyulan saygı ve sorumlulukla birleşince, bedenî arzu ve duyguları kolayca dizginleyebilmekte, kişi, insanlığı-na yakışır bir hayat tarzını sürdürebilmekte, buna kar-şılık ferdî yetişkinliğin, dinî inancın ve sorumluluk duygusunun bulunmadığı durumlarda ise kişiler nefisleri-ne, kötü telkin ve çağrılara kolayca teslim olmaktadırlar. İffet ve namusun korunması, İslâm dininin cinsî haya-ta ilişkin genel dinî ve ahlâkî ilkesini teşkil ettiği gibi zinanın haram kılınışı, zinaya veya iffetin ihlâli-ne yol açabilecek durum ve davranışların yasaklanması da yine aynı ilkeyi korumaya yönelik önlemlerdir. Çünkü bir değeri koruma, onu doğrudan veya dolaylı şekilde ihlâl eden tehlikelere karşı önlem almakla mümkün olur. Bu sebeple dinin aslî kaynaklarında değişik şekillerde ifa-de edilen ve yukarıda yer yer değinilen zina yasağı ve cinsî hayatı koruma amacına yönelik olarak alınan çeşit-li önlemler ve getirilen kısıtlamalar, fıkıh kültüründe hukukî ve ahlâkî, ferdî ve sosyal boyutlarıyla ayrıntılı biçimde ele alınmış ve dinin gösterdiği hedeflere ulaş-mada fert ve topluma kılavuzluk edilmiştir.

    Alıntı
    garip geldi ama mantıklıda geldi acaba hoca haklımı
    O' kişi değil hoca olmak hocanın H'si olma şerefine bile nail olamaz. Size son olarak tavsiyem böyle dinini bilmeyen, Kara cahil şahısların meclisinde dahi bulunmayın. Wesselem


  3. 08.Mayıs.2010, 14:13
    14
    Akhenaton
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2010
    Üye No: 75939
    Mesaj Sayısı: 53
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 21
    Bulunduğu yer: İstanbul.

    --->: Gençlik ve cinsellik

    reklam


    -smyye- kardeşim o hocayı bence dinleme,hoca kendi kafasına göre sallamış


  4. 08.Mayıs.2010, 14:13
    14
    reklam


    -smyye- kardeşim o hocayı bence dinleme,hoca kendi kafasına göre sallamış


  5. 10.Mayıs.2010, 13:43
    15
    Rayyan Emir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2010
    Üye No: 75986
    Mesaj Sayısı: 791
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Yaş: 37

    --->: Gençlik ve cinsellik

    imamhatipli kadinla erkegin normal konusmasi neden gunah olsun hz.muhammed bayanlarin cinsel konularina kadar yardimci olmustur guzel kardesim neden kesin hukum vermekten korkmuyorsunuz


  6. 10.Mayıs.2010, 13:43
    15
    Devamlı Üye
    imamhatipli kadinla erkegin normal konusmasi neden gunah olsun hz.muhammed bayanlarin cinsel konularina kadar yardimci olmustur guzel kardesim neden kesin hukum vermekten korkmuyorsunuz


  7. 10.Mayıs.2010, 13:51
    16
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Gençlik ve cinsellik

    Alıntı
    Değil cinsel sohbet bir amaç dışında kız ve erkeğin sohbet etmesi zaten caiz değil.
    Alıntı
    imamhatipli kadinla erkegin normal konusmasi neden gunah olsun hz.muhammed bayanlarin cinsel konularina kadar yardimci olmustur guzel kardesim neden kesin hukum vermekten korkmuyorsunuz
    Yukarıda da belirttiğim gibi kardeşim. Bir amaç dışında kız ve erkeğin sohbet etmesi caiz değildir. Harama meylettiren her türlü söz ve fiil yasaklanmıştır.


  8. 10.Mayıs.2010, 13:51
    16
    Özel Üye
    Alıntı
    Değil cinsel sohbet bir amaç dışında kız ve erkeğin sohbet etmesi zaten caiz değil.
    Alıntı
    imamhatipli kadinla erkegin normal konusmasi neden gunah olsun hz.muhammed bayanlarin cinsel konularina kadar yardimci olmustur guzel kardesim neden kesin hukum vermekten korkmuyorsunuz
    Yukarıda da belirttiğim gibi kardeşim. Bir amaç dışında kız ve erkeğin sohbet etmesi caiz değildir. Harama meylettiren her türlü söz ve fiil yasaklanmıştır.


  9. 10.Mayıs.2010, 13:54
    17
    Rayyan Emir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2010
    Üye No: 75986
    Mesaj Sayısı: 791
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Yaş: 37

    --->: Gençlik ve cinsellik

    pardon gormemisim hakkini helal et kardesim. bazen helali haram kilan cok insan var keske mevlana gozunden hosgoru gozunden bakabilsek insanlara. dinimizi egitimli insanlardan ogrensek keske selametle


  10. 10.Mayıs.2010, 13:54
    17
    Devamlı Üye
    pardon gormemisim hakkini helal et kardesim. bazen helali haram kilan cok insan var keske mevlana gozunden hosgoru gozunden bakabilsek insanlara. dinimizi egitimli insanlardan ogrensek keske selametle


  11. 10.Mayıs.2010, 13:58
    18
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Gençlik ve cinsellik

    Alıntı
    pardon gormemisim hakkini helal et kardesim. bazen helali haram kilan cok insan var keske mevlana gozunden hosgoru gozunden bakabilsek insanlara. dinimizi egitimli insanlardan ogrensek keske selametle

    Helal olsun kardeş ne demek. Harama helal, helale haram diyen bir insanın mumsema işi olmaz kardeşim. Evet hoşgörülü olmak güzel bir haslettir yapabilene ne mutlu... Selametle kardeş...


  12. 10.Mayıs.2010, 13:58
    18
    Özel Üye
    Alıntı
    pardon gormemisim hakkini helal et kardesim. bazen helali haram kilan cok insan var keske mevlana gozunden hosgoru gozunden bakabilsek insanlara. dinimizi egitimli insanlardan ogrensek keske selametle

    Helal olsun kardeş ne demek. Harama helal, helale haram diyen bir insanın mumsema işi olmaz kardeşim. Evet hoşgörülü olmak güzel bir haslettir yapabilene ne mutlu... Selametle kardeş...


  13. 10.Mayıs.2010, 14:08
    19
    Rayyan Emir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Mayıs.2010
    Üye No: 75986
    Mesaj Sayısı: 791
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Yaş: 37

    --->: Gençlik ve cinsellik

    sagol kardesim ALLAH razi olsun


  14. 10.Mayıs.2010, 14:08
    19
    Devamlı Üye
    sagol kardesim ALLAH razi olsun


  15. 10.Mayıs.2010, 14:37
    20
    menzil_guller
    Ya Hayy

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 1,270
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 41

    --->: Gençlik ve cinsellik

    smyye kardeşim bu zamanda herkes bildiğinin hocasıdır.kendisi için doğru kabul ettiği savunmasını yapar.bunu kabul edip etmemek Rabbimin bize vermiş olduğu ve bizleri diğer varlıklardan ayıran akıl nimeti ile mümkündür.bizim dinimizde haram belli helal bellidir.bizler nefsani duygularımızı ön plana çıkarıp, haram helal düşünmeden bir kılıf bulmaya çalışıp,duyduklarımızda yada düşüncelerimizde ısraredip , fetva aramaya çalışırsak bu kesinlikle doğru olmaz mehtap kayaoğlu'nun bir yazısı var paylaşmak istedim Rabbim bizleri kendi rızasından ayırmasın.

    Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…!
    ”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”
    evet cidden bir sapık eğilim
    tamamen fantezilerden oluşan tamamen gerçekle bağlantısı olmayan tamamen içi boş tamamen tetikleyici tamamen kandırıcı tamamen kendini sıfırlayıcı tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.
    Gerekçeleri herkese göre farklı:
    utangaçlıktan sıkıntıdan son dönemde yaşanan ruhsal sorunlardan eşiyle işlerin yolunda gitmemesinden aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememekten… başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp, merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış masum hata olmasından önce merak edip başlayıp, sonra kendine hakim olamayarak devam ettiklerinden kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa, kendisini daha iyi hissedeceğinden vs vs vs
    HİÇ KUSURA BAKMAYIN
    RUHUNUZDA GELİŞMİŞ SAPIK EĞİLİMİ, BU VE BENZERİ BAHANELERLE MASKELEYEMEZSİNİZ?

    Sevgili okurlar psikolojik süreçler açısından bakıldığında normal sınırlar dışına taşmış cinsel eğilimler, sapıklık olarak adlandırılır. Burada normalin ve normal olmayanın ne olduğu tartışacak değilim.
    ama psikoloji açısından kolaylaştırıcı formül şu:
    Yaptığınız/seçtiğiniz yöntem (konu ne olursa olsun) işinize yarıyorsa ve uzun vadede size ve içinde bulunduğunuz topluma zarar vermiyorsa, sizin için ortalama doğruyu temsil eder. Fakat yaptıklarınız/seçtikleriniz, başta size, sonra çevrenize ve çevrenizle kurduğunuz ilişkiye zarar veriyorsa, iyi seçilmiş bir tavır değildir.
    Sanal seks, ilk etapta kişiyi (güya)doruklara çıkardığı ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği(!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rastgele buluyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar…
    Eğitimli eğitimsiz evli bekar yaşlı genç fark etmiyor. Bir çoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat bir şeyler yaşıyorlar.
    saçmalık dediğim şey tam da burada başlıyor aslında çünkü başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor.
    Neden dersiniz? Neden suçluluk psikolojisi?
    Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki, zina veya adına ne derseniz deyin, illegal bir ilişkiden ötesi değil. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal alemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında. Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden Belki farkında olmadan en yakın arkadaşınızın eşiyle yapıyorsunuz bunu belki kendi kızkardeşinizle
    Baba-kız sanal alemde seks yapıp, bir otelde buluşmak için randevulaştıklarında, birbirlerini görünce ne yapacaklarını şaşırıp depresyona girenlerin sayısında artışlar var sevgili okurlar!

    Oysa sağlıklı cinsel yaşamda, kişilerin muhataplarını görmesi ve onunla karşılıklı olması gerekir. Sanal ilişkiler, adı üzerine sanal olduğu için, doyum noktalarını da abartı yaşamanızı sağlıyor. Ve gerçek ilişkide, sanal alemde yaşanan tatmin yaşanmıyor. Böylece kişi, kendi elleriyle, kendi cinsel yaşamını tehlikeye atıyor. Uzun vadede kadında ve erkekte bir çok cinsel içerikli fonksiyonel sorunların yaşanmasına vesile oluyor.
    Günlük yaşamı tehdit ediyor. Sanal alemde sanal ilişki yaşayan bekar gençler, evliliklerinde aradıkları potansiyeli yakalayamıyor. Evli olanlar, kendi eşlerini aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu, evlilik süreçlerine yansıtmaya başlıyorlar. Veya ekran karşısında tatmin olduktan sonra, eşiyle birlikte olmak istemiyor veya eşinin kendisi için yeterince çekici olmadığını düşünmeye başlıyor. Böylece evlilik yıkılma yönünde ilerliyor.

    Tüm bunları atalım bir kenara yukarıda anlattım sanal ilişkinin ilerdeki cinsel yaşamınız için olumsuz etkileri var
    Diyelim ki YOK diyelim ki sanal ilişkilerin hiçbir olumsuz etkisi yok
    yapalım mı?
    Kavram kargaşası yaşanan ülkemizde, tüm kavramların içi boşaltıldı maalesef sevgili okurlar…
    Edep haya ar namus gibi kavramlar sadece bacak arasına hapsedildiği için böyle sapık eğilimli durumlar yaşıyoruz bence. Diyelim ki kızımız birebir bir erkekle cinsel içerikli şeyler yapmıyor ama sanal alemde yapmadığı şey kalmıyor biz şimdi içi boşalmış bir namus duygusuyla hareket edersek “Amannn olsun hiç olmazsa bekareti zarar görmüyor ne varmış bunda genç yapıversin” diyerek yerimizde oturmaya devam etmeliyiz.
    ama namus denilen şeyin aslında insanın beyninde ve prensiplerinde olduğunu düşünürsek, kızımızın yaptığı işlerin son derece olumsuz olduğunu biliriz ve yine biliriz ki ruhu bozulmuş, prensipleri oluşmamış, ar duygusu gelişmemiş, evet bekaret zarı yırtılmamış ama ar damarı kopmuş
    Şimdi son günlerde bol bol mail gönderen ve bu işi yaptığı için pişman olduğunu söyleyen; ama bir türlü de vazgeçemediğini hatırlatan genç arkadaşlar…!
    Psikolojik bir bilgi olması açısından söylemeliyim ki; yaptığınız davranış cidden bir ruhsal bozukluk. En kısa zamanda tedavi olmalısınız. Gerçeğinden kaçarken ve gerçeğini bastırırken, içerde oluşmuş bir virüsle baş etmeyi öğrenmeniz gerekli. Kendi başınıza yapamıyorsanız bunu bir uzman aracılığıyla yapın. “-mış gibi” yaşamak, gerçekten koparak, sanalda varolmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin…
    İnsani bir bilgi olması açısından da söylemeliyim ki:
    Allah (cc) yarattığı insanı gerçekten çok iyi tanıyor… bu ve benzeri durumlar için “haram” kavramını bizimle tanıştırıyor.
    Ve diyor ki: “Haram çukurunun etrafında dolaşmayın”
    dikkat edin “Haram işlemeyin” DEMİYOR!
    harama yaklaşmayın! DİYOR…
    Nasıl başlamıştı! Meraktan değil mi?
    O zaman meraklarınızı bile doğru düzgün meselelerden seçin! “Sanal alemde seks nasıl oluyormuş?” diye bir merak aklınıza nerden geliyor, bir düşünün! kendinizi bu gibi duygularınıza karşı koruyun kendinizi kendinizden bile koruyun, kendinizi nefsinizin sizi harama götürecek meraklarından koruyun kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen gösterin, kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın sınırlarınızı zorlayacak veya sizi yanlışlık yaptığınız duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmaya çalışın…
    Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter
    dürtü bu ,doyurulmak ister ama siz onu neyle doyurursanız onunla doyar cinsel dürtüleriniz geldiğinde, çalışarak, bilimle, sanatla, edebiyatla uğraşarak da onu doyurabilirsiniz. Oturup vücudunuzun sadece alt kısımlarına kafanızı takarsanız kurtulmanız elbette mümkün olmaz.
    Üstelik yaptığınızın sizi huzursuz ettiğini, sizi kendinizden nefret eder bir hale getirdiğini biliyorsunuz tam da bu zor duygunun içinde yaşıyorsunuz yapmanız gereken tek şey kendinize güvenmek ve karar vermek yapmayacağım diye kendinize söz vermek
    Belki kısa bir süre, birkaç gün, birkaç hafta zorlanabilirsiniz dürtüleriniz sizinle savaşabilir ama prensip sahibi ve iç denetim mekanizması güçlü kişiler olmak için biraz da uğraşmanız gerekiyor
    lütfen unutmayın o alemlere dalarken de uğraşmıştınız o zaman da yüzünüz kızarıyordu hık mık yapıyordunuz ama vazgeçmediniz devam ettiniz
    neden düzeltmek ve kendinize kendinizi yeniden hediye etmek için de aynı şekilde uğraşmayasınız??
    Sevgiyle kalın
    Mehtap Kayaoğlu
    Psikolog & Psikoterapist
    02.04.2006 Haber 7'den alınmıştır


  16. 10.Mayıs.2010, 14:37
    20
    smyye kardeşim bu zamanda herkes bildiğinin hocasıdır.kendisi için doğru kabul ettiği savunmasını yapar.bunu kabul edip etmemek Rabbimin bize vermiş olduğu ve bizleri diğer varlıklardan ayıran akıl nimeti ile mümkündür.bizim dinimizde haram belli helal bellidir.bizler nefsani duygularımızı ön plana çıkarıp, haram helal düşünmeden bir kılıf bulmaya çalışıp,duyduklarımızda yada düşüncelerimizde ısraredip , fetva aramaya çalışırsak bu kesinlikle doğru olmaz mehtap kayaoğlu'nun bir yazısı var paylaşmak istedim Rabbim bizleri kendi rızasından ayırmasın.

    Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…!
    ”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”
    evet cidden bir sapık eğilim
    tamamen fantezilerden oluşan tamamen gerçekle bağlantısı olmayan tamamen içi boş tamamen tetikleyici tamamen kandırıcı tamamen kendini sıfırlayıcı tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.
    Gerekçeleri herkese göre farklı:
    utangaçlıktan sıkıntıdan son dönemde yaşanan ruhsal sorunlardan eşiyle işlerin yolunda gitmemesinden aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememekten… başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp, merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış masum hata olmasından önce merak edip başlayıp, sonra kendine hakim olamayarak devam ettiklerinden kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa, kendisini daha iyi hissedeceğinden vs vs vs
    HİÇ KUSURA BAKMAYIN
    RUHUNUZDA GELİŞMİŞ SAPIK EĞİLİMİ, BU VE BENZERİ BAHANELERLE MASKELEYEMEZSİNİZ?

    Sevgili okurlar psikolojik süreçler açısından bakıldığında normal sınırlar dışına taşmış cinsel eğilimler, sapıklık olarak adlandırılır. Burada normalin ve normal olmayanın ne olduğu tartışacak değilim.
    ama psikoloji açısından kolaylaştırıcı formül şu:
    Yaptığınız/seçtiğiniz yöntem (konu ne olursa olsun) işinize yarıyorsa ve uzun vadede size ve içinde bulunduğunuz topluma zarar vermiyorsa, sizin için ortalama doğruyu temsil eder. Fakat yaptıklarınız/seçtikleriniz, başta size, sonra çevrenize ve çevrenizle kurduğunuz ilişkiye zarar veriyorsa, iyi seçilmiş bir tavır değildir.
    Sanal seks, ilk etapta kişiyi (güya)doruklara çıkardığı ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği(!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rastgele buluyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar…
    Eğitimli eğitimsiz evli bekar yaşlı genç fark etmiyor. Bir çoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat bir şeyler yaşıyorlar.
    saçmalık dediğim şey tam da burada başlıyor aslında çünkü başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor.
    Neden dersiniz? Neden suçluluk psikolojisi?
    Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki, zina veya adına ne derseniz deyin, illegal bir ilişkiden ötesi değil. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal alemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında. Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden Belki farkında olmadan en yakın arkadaşınızın eşiyle yapıyorsunuz bunu belki kendi kızkardeşinizle
    Baba-kız sanal alemde seks yapıp, bir otelde buluşmak için randevulaştıklarında, birbirlerini görünce ne yapacaklarını şaşırıp depresyona girenlerin sayısında artışlar var sevgili okurlar!

    Oysa sağlıklı cinsel yaşamda, kişilerin muhataplarını görmesi ve onunla karşılıklı olması gerekir. Sanal ilişkiler, adı üzerine sanal olduğu için, doyum noktalarını da abartı yaşamanızı sağlıyor. Ve gerçek ilişkide, sanal alemde yaşanan tatmin yaşanmıyor. Böylece kişi, kendi elleriyle, kendi cinsel yaşamını tehlikeye atıyor. Uzun vadede kadında ve erkekte bir çok cinsel içerikli fonksiyonel sorunların yaşanmasına vesile oluyor.
    Günlük yaşamı tehdit ediyor. Sanal alemde sanal ilişki yaşayan bekar gençler, evliliklerinde aradıkları potansiyeli yakalayamıyor. Evli olanlar, kendi eşlerini aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu, evlilik süreçlerine yansıtmaya başlıyorlar. Veya ekran karşısında tatmin olduktan sonra, eşiyle birlikte olmak istemiyor veya eşinin kendisi için yeterince çekici olmadığını düşünmeye başlıyor. Böylece evlilik yıkılma yönünde ilerliyor.

    Tüm bunları atalım bir kenara yukarıda anlattım sanal ilişkinin ilerdeki cinsel yaşamınız için olumsuz etkileri var
    Diyelim ki YOK diyelim ki sanal ilişkilerin hiçbir olumsuz etkisi yok
    yapalım mı?
    Kavram kargaşası yaşanan ülkemizde, tüm kavramların içi boşaltıldı maalesef sevgili okurlar…
    Edep haya ar namus gibi kavramlar sadece bacak arasına hapsedildiği için böyle sapık eğilimli durumlar yaşıyoruz bence. Diyelim ki kızımız birebir bir erkekle cinsel içerikli şeyler yapmıyor ama sanal alemde yapmadığı şey kalmıyor biz şimdi içi boşalmış bir namus duygusuyla hareket edersek “Amannn olsun hiç olmazsa bekareti zarar görmüyor ne varmış bunda genç yapıversin” diyerek yerimizde oturmaya devam etmeliyiz.
    ama namus denilen şeyin aslında insanın beyninde ve prensiplerinde olduğunu düşünürsek, kızımızın yaptığı işlerin son derece olumsuz olduğunu biliriz ve yine biliriz ki ruhu bozulmuş, prensipleri oluşmamış, ar duygusu gelişmemiş, evet bekaret zarı yırtılmamış ama ar damarı kopmuş
    Şimdi son günlerde bol bol mail gönderen ve bu işi yaptığı için pişman olduğunu söyleyen; ama bir türlü de vazgeçemediğini hatırlatan genç arkadaşlar…!
    Psikolojik bir bilgi olması açısından söylemeliyim ki; yaptığınız davranış cidden bir ruhsal bozukluk. En kısa zamanda tedavi olmalısınız. Gerçeğinden kaçarken ve gerçeğini bastırırken, içerde oluşmuş bir virüsle baş etmeyi öğrenmeniz gerekli. Kendi başınıza yapamıyorsanız bunu bir uzman aracılığıyla yapın. “-mış gibi” yaşamak, gerçekten koparak, sanalda varolmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin…
    İnsani bir bilgi olması açısından da söylemeliyim ki:
    Allah (cc) yarattığı insanı gerçekten çok iyi tanıyor… bu ve benzeri durumlar için “haram” kavramını bizimle tanıştırıyor.
    Ve diyor ki: “Haram çukurunun etrafında dolaşmayın”
    dikkat edin “Haram işlemeyin” DEMİYOR!
    harama yaklaşmayın! DİYOR…
    Nasıl başlamıştı! Meraktan değil mi?
    O zaman meraklarınızı bile doğru düzgün meselelerden seçin! “Sanal alemde seks nasıl oluyormuş?” diye bir merak aklınıza nerden geliyor, bir düşünün! kendinizi bu gibi duygularınıza karşı koruyun kendinizi kendinizden bile koruyun, kendinizi nefsinizin sizi harama götürecek meraklarından koruyun kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen gösterin, kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın sınırlarınızı zorlayacak veya sizi yanlışlık yaptığınız duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmaya çalışın…
    Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter
    dürtü bu ,doyurulmak ister ama siz onu neyle doyurursanız onunla doyar cinsel dürtüleriniz geldiğinde, çalışarak, bilimle, sanatla, edebiyatla uğraşarak da onu doyurabilirsiniz. Oturup vücudunuzun sadece alt kısımlarına kafanızı takarsanız kurtulmanız elbette mümkün olmaz.
    Üstelik yaptığınızın sizi huzursuz ettiğini, sizi kendinizden nefret eder bir hale getirdiğini biliyorsunuz tam da bu zor duygunun içinde yaşıyorsunuz yapmanız gereken tek şey kendinize güvenmek ve karar vermek yapmayacağım diye kendinize söz vermek
    Belki kısa bir süre, birkaç gün, birkaç hafta zorlanabilirsiniz dürtüleriniz sizinle savaşabilir ama prensip sahibi ve iç denetim mekanizması güçlü kişiler olmak için biraz da uğraşmanız gerekiyor
    lütfen unutmayın o alemlere dalarken de uğraşmıştınız o zaman da yüzünüz kızarıyordu hık mık yapıyordunuz ama vazgeçmediniz devam ettiniz
    neden düzeltmek ve kendinize kendinizi yeniden hediye etmek için de aynı şekilde uğraşmayasınız??
    Sevgiyle kalın
    Mehtap Kayaoğlu
    Psikolog & Psikoterapist
    02.04.2006 Haber 7'den alınmıştır





+ Yorum Gönder
Git İlk 12