Konusunu Oylayın.: Özür Hükmü

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Özür Hükmü
  1. 27.Mart.2010, 09:02
    1
    yavuz16
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mart.2010
    Üye No: 74412
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 24

    Özür Hükmü






    Özür Hükmü Mumsema Selamun Aleyküm

    Arkadaşlar abdest aldığım sırada veya abdest aldıktan kısa bir süre sonra bende yellenme oluyor. Abdeste yeniden başlıyorum veya bir daha alıyorum. Bu özüre mi
    giriyor? Hanefi mezhebindenim. Ne yapmam lazım? Cevaplarınız için teşekkürler.

    Allah'a emanet olun .


  2. 27.Mart.2010, 09:02
    1
    yavuz16 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Selamun Aleyküm

    Arkadaşlar abdest aldığım sırada veya abdest aldıktan kısa bir süre sonra bende yellenme oluyor. Abdeste yeniden başlıyorum veya bir daha alıyorum. Bu özüre mi
    giriyor? Hanefi mezhebindenim. Ne yapmam lazım? Cevaplarınız için teşekkürler.

    Allah'a emanet olun .


    Benzer Konular

    - Kadından gelen akıntının hükmü, özür.

    - Özür sahibinin elbise veya bedenine bulaşan özür kaynaklı necaset namaza engel midir?

    - Arkadaşıma darıldım özür dilemesini bekliyorum özür dilemezse onunla konuşmayacağım

    - Tevbe suresi 94. ayet: (Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Boşuna)

    - Şafii mezhebine göre istihazenin (özür kanamasının) hükmü

  3. 27.Mart.2010, 09:24
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Özür Hükmü




    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeşim özür hükmüne girmesi için iki namaz vakti arası sürekli abdestsizlik durumu olması gerekiyor. Şu anda anlattığına göre özür durumu söz konusu değil.


  4. 27.Mart.2010, 09:24
    2
    Özel Üye



    ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeşim özür hükmüne girmesi için iki namaz vakti arası sürekli abdestsizlik durumu olması gerekiyor. Şu anda anlattığına göre özür durumu söz konusu değil.


  5. 27.Mart.2010, 09:54
    3
    Berât1
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2009
    Üye No: 49487
    Mesaj Sayısı: 1,228
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 47

    --->: Özür Hükmü

    ÖZÜR HALİNDE NAMAZ
    Özür Halinde Namaz

    Namaz kılmak her mükellef müslüman için en mühim kulluk vazifesi olduğu gibi, herkesin haline göre çeşitli kolaylıklar yine namazda bulunmaktadır. Çeşitli özürler vardır ki, o özürlere sahip olanlar da, hallerine uygun kolaylıklarla namazlarını kılacaklardır. Özür sebebiyle namazı terketmek yok, ancak özür için kolaylıklar vardır.


    Özür Sahibi Olanlar

    Devamlı olarak bir yeri kanayan, abdest tutamayacak şekilde idrar kaçıran, herhangi bir yerinden sürekli iltihap ve benzeri şeyler akarak abdest tutma imkanı olmayanlar, “özür sahibi” kimselerdir. Kadınlarda fıkıhta tespit edilen asgari süreden az ve azami süreyi aşan akıntılar, gebelik sırasında gelen kan, lohusalığın kırk gününden sonraki ve ellibeş yaşını aşmış kadınlardan gelen kan da özür akıntılarındandır.

    Bir kimsenin gerçekten özür sahibi sayılması için, ilk defa başlayan özrünün, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre ara vermeden bir namaz vaktini tamamen kaplaması lazımdır.

    Mesela öğle vaktinin başında burun kanaması geçiren bir kimsenin, bu kanaması azar azar devam ederek tam ikindiye kadar sürmüşse ve bu arada abdest alıp -farzını olsun- namaz kılacak kadar bir süre kesilmemişse, o kimse özür sahibi olmuştur. Bundan sonra da her namaz vakti en az bir kere daha görülüyorsa, özür devam ediyor demektir. Eğer hiç özür eseri görünmeden bir namaz vakti tamamiyle geçmişse, özür hali bitmiş olur.

    Özür hali, namaz vaktinin tam başından veya daha öncesinden beri abdest ve namaza fırsat bırakmadan devam eden kimsenin, vakit sonuna doğru o haliyle abdest alıp namazını kılması gerekir. Fakat namazı kılmadan vakti geçerse kazası gerektiği gibi, özürle kılanan namazdan sonra tam bir namaz vaktini doldurmadan özür hali kesilivermişse, o namazın da yeniden kılınması icap eder.

    Özür sahibi olan kimse, tıkamak, bağlamak suretiyle özrünü kesebiliyorsa veya oturduğu halde namaz kılarken özrünü durdurabiliyorsa, ona göre davranıp namaz kılar. Gerekirse önleyici tedbir olarak rükû ve secde yerine ima ile, yani baş işaretiyle de kılabilir. Bu gibi durumlarda özrünü durdurabilen kimse, özürlü hükmünün dışında olur ve bu önleyici haller dışında özrü aktığı zaman abdesti bozulmuş olur. Fakat bu gibi tedbirlerle yine özür hali kesilmiyorsa, her namaz vakti çıktıkça yeniden abdest almak şartıyla, özrü aktığı halde namazını kılar, kazaya bırakmaz.

    Özür sahibi olan kimse bir namaz vaktinde aldığı abdestle, özür halinin dışında bir sebeple abdesti bozulmadıkça, o vaktin içinde kaza veya nafile, istediği kadar namaz kılabilir. (Şafiî mezhebine mensup olanlar için, bu durumda her farz namazı için ayrı ayrı abdest gerekir).

    Özrü akan kimsenin her namaz vaktinde yeniden abdest alması lazımdır. Abdestten sonra özrü akmışsa, namaz vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olur. Ancak abdestten sonra akıntı olmamışsa, yine abdesti devam eder. Tekrar söyleyelim, özür hali dışındaki abdest bozan herhangi bir hal ile, her durumda abdesti bozulur.

    Özür pisliğinden başka namaza engel necaset bulaşığı olursa, onun temizlenmesi şarttır. Özür halinden dolayı bulaşan pislik ise; namazda tekrar bulaşacağı anlaşılırsa temizlenmesi gerekmez. Ancak namaz sırasında yeniden pislenmeyeceğine kanaat edilirse temizlenmesi gerekir.


    Hastalık Halinde Namaz

    Hastalık veya bir özürden ötürü ayakta durmaya gücü yetmeyen kimse, oturarak rükû ve secdeyle namazını kılar. Mümkünse başlangıç tekbirini ayakta alır. Rükû ve secde yapamıyorsa oturma halinde veya ayakta ima ile namaz kılar. Yani rükû yerine sadece başını az eğer, secde yerine de alnını yüksekte bir yere koymadan mutlaka biraz daha fazla eğer. Alnını, rükûdan daha alçak olmak şartıyla bir yere koysa da olur.

    Oturamayan hasta, ayaklarını kıbleye doğru çevirip sırt üstü yatarak dizlerini diker, başını da biraz yüksekte tutar. Bu şekilde baş işareti yani ima ile namazını kılar. Böyle yatmak da zor geliyorsa, yüzü kıbleye karşı olarak sağ veya sol yanına; o da olmazsa kıbleye doğru yüzüstü yatarak ima ile kılar.

    Bu şekillerde de namazını kılmaya imkan bulamayan ağır hasta, Hanefî mezhebine göre göz ve kaş işaretiyle namaz kılmaz. Diğer üç mezhebe göre, göz işaretiyle de olsa kılması gerekir. Böyle ağır hasta veya koma halindeyken kılamadığı namazlar peşpeşe en az altı vakti doldurmuşsa, iyileştiği zaman kaza etmesi gerekmez. Beş vakti geçmemişse, sonradan onları kaza eder.


    Araç Yolculuğunda Namaz

    Otobüs ve tren gibi bir vasıtayla yolculuk yapan ve namaz vaktinde araçtan inip namaz kılmaya imkan bulamayan kimse, gidiş yönünü kıble kabul ederek oturduğu halde ima ile namaz kılabilir. Yolcu uçakları gibi uzunca müddet doğru bir istikamette giden ve namaz boyunca kıbleye dönük olma imkanı veren araçlarda, kıbleye dönerek namaz kılmalıdır. Giden gemide ise, kıbleye doğru, ayakta veya gerekirse oturarak rüku ve secde ederek namaz kılınır.

    Otobüs yolculuğunda, önce, mola yerlerini kollamak veya sürücüyle anlaşmak gibi yollarla araçtan inip namaz kılmanın çaresi aranmalıdır. Fakat bunun için araçta kavga ve gürültüyle yolcuların da huzuru kaçırmamalıdır. Ayrıca Hanefîlerin de, gerektiğinde üç mezhebe göre belli şartlarına uyarak, yolculuk halinde öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı kendi aralarında birleştirip, cem-i takdîm veya cem-i tehir suretiyle kılması da mümkündür.


    Yusuf Özcan



  6. 27.Mart.2010, 09:54
    3
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR
    ÖZÜR HALİNDE NAMAZ
    Özür Halinde Namaz

    Namaz kılmak her mükellef müslüman için en mühim kulluk vazifesi olduğu gibi, herkesin haline göre çeşitli kolaylıklar yine namazda bulunmaktadır. Çeşitli özürler vardır ki, o özürlere sahip olanlar da, hallerine uygun kolaylıklarla namazlarını kılacaklardır. Özür sebebiyle namazı terketmek yok, ancak özür için kolaylıklar vardır.


    Özür Sahibi Olanlar

    Devamlı olarak bir yeri kanayan, abdest tutamayacak şekilde idrar kaçıran, herhangi bir yerinden sürekli iltihap ve benzeri şeyler akarak abdest tutma imkanı olmayanlar, “özür sahibi” kimselerdir. Kadınlarda fıkıhta tespit edilen asgari süreden az ve azami süreyi aşan akıntılar, gebelik sırasında gelen kan, lohusalığın kırk gününden sonraki ve ellibeş yaşını aşmış kadınlardan gelen kan da özür akıntılarındandır.

    Bir kimsenin gerçekten özür sahibi sayılması için, ilk defa başlayan özrünün, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre ara vermeden bir namaz vaktini tamamen kaplaması lazımdır.

    Mesela öğle vaktinin başında burun kanaması geçiren bir kimsenin, bu kanaması azar azar devam ederek tam ikindiye kadar sürmüşse ve bu arada abdest alıp -farzını olsun- namaz kılacak kadar bir süre kesilmemişse, o kimse özür sahibi olmuştur. Bundan sonra da her namaz vakti en az bir kere daha görülüyorsa, özür devam ediyor demektir. Eğer hiç özür eseri görünmeden bir namaz vakti tamamiyle geçmişse, özür hali bitmiş olur.

    Özür hali, namaz vaktinin tam başından veya daha öncesinden beri abdest ve namaza fırsat bırakmadan devam eden kimsenin, vakit sonuna doğru o haliyle abdest alıp namazını kılması gerekir. Fakat namazı kılmadan vakti geçerse kazası gerektiği gibi, özürle kılanan namazdan sonra tam bir namaz vaktini doldurmadan özür hali kesilivermişse, o namazın da yeniden kılınması icap eder.

    Özür sahibi olan kimse, tıkamak, bağlamak suretiyle özrünü kesebiliyorsa veya oturduğu halde namaz kılarken özrünü durdurabiliyorsa, ona göre davranıp namaz kılar. Gerekirse önleyici tedbir olarak rükû ve secde yerine ima ile, yani baş işaretiyle de kılabilir. Bu gibi durumlarda özrünü durdurabilen kimse, özürlü hükmünün dışında olur ve bu önleyici haller dışında özrü aktığı zaman abdesti bozulmuş olur. Fakat bu gibi tedbirlerle yine özür hali kesilmiyorsa, her namaz vakti çıktıkça yeniden abdest almak şartıyla, özrü aktığı halde namazını kılar, kazaya bırakmaz.

    Özür sahibi olan kimse bir namaz vaktinde aldığı abdestle, özür halinin dışında bir sebeple abdesti bozulmadıkça, o vaktin içinde kaza veya nafile, istediği kadar namaz kılabilir. (Şafiî mezhebine mensup olanlar için, bu durumda her farz namazı için ayrı ayrı abdest gerekir).

    Özrü akan kimsenin her namaz vaktinde yeniden abdest alması lazımdır. Abdestten sonra özrü akmışsa, namaz vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olur. Ancak abdestten sonra akıntı olmamışsa, yine abdesti devam eder. Tekrar söyleyelim, özür hali dışındaki abdest bozan herhangi bir hal ile, her durumda abdesti bozulur.

    Özür pisliğinden başka namaza engel necaset bulaşığı olursa, onun temizlenmesi şarttır. Özür halinden dolayı bulaşan pislik ise; namazda tekrar bulaşacağı anlaşılırsa temizlenmesi gerekmez. Ancak namaz sırasında yeniden pislenmeyeceğine kanaat edilirse temizlenmesi gerekir.


    Hastalık Halinde Namaz

    Hastalık veya bir özürden ötürü ayakta durmaya gücü yetmeyen kimse, oturarak rükû ve secdeyle namazını kılar. Mümkünse başlangıç tekbirini ayakta alır. Rükû ve secde yapamıyorsa oturma halinde veya ayakta ima ile namaz kılar. Yani rükû yerine sadece başını az eğer, secde yerine de alnını yüksekte bir yere koymadan mutlaka biraz daha fazla eğer. Alnını, rükûdan daha alçak olmak şartıyla bir yere koysa da olur.

    Oturamayan hasta, ayaklarını kıbleye doğru çevirip sırt üstü yatarak dizlerini diker, başını da biraz yüksekte tutar. Bu şekilde baş işareti yani ima ile namazını kılar. Böyle yatmak da zor geliyorsa, yüzü kıbleye karşı olarak sağ veya sol yanına; o da olmazsa kıbleye doğru yüzüstü yatarak ima ile kılar.

    Bu şekillerde de namazını kılmaya imkan bulamayan ağır hasta, Hanefî mezhebine göre göz ve kaş işaretiyle namaz kılmaz. Diğer üç mezhebe göre, göz işaretiyle de olsa kılması gerekir. Böyle ağır hasta veya koma halindeyken kılamadığı namazlar peşpeşe en az altı vakti doldurmuşsa, iyileştiği zaman kaza etmesi gerekmez. Beş vakti geçmemişse, sonradan onları kaza eder.


    Araç Yolculuğunda Namaz

    Otobüs ve tren gibi bir vasıtayla yolculuk yapan ve namaz vaktinde araçtan inip namaz kılmaya imkan bulamayan kimse, gidiş yönünü kıble kabul ederek oturduğu halde ima ile namaz kılabilir. Yolcu uçakları gibi uzunca müddet doğru bir istikamette giden ve namaz boyunca kıbleye dönük olma imkanı veren araçlarda, kıbleye dönerek namaz kılmalıdır. Giden gemide ise, kıbleye doğru, ayakta veya gerekirse oturarak rüku ve secde ederek namaz kılınır.

    Otobüs yolculuğunda, önce, mola yerlerini kollamak veya sürücüyle anlaşmak gibi yollarla araçtan inip namaz kılmanın çaresi aranmalıdır. Fakat bunun için araçta kavga ve gürültüyle yolcuların da huzuru kaçırmamalıdır. Ayrıca Hanefîlerin de, gerektiğinde üç mezhebe göre belli şartlarına uyarak, yolculuk halinde öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı kendi aralarında birleştirip, cem-i takdîm veya cem-i tehir suretiyle kılması da mümkündür.


    Yusuf Özcan






+ Yorum Gönder