Konusunu Oylayın.: Hz.Muhammed ahiretteki gordukleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz.Muhammed ahiretteki gordukleri
  1. 19.Mart.2010, 23:53
    1
    mohammet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mart.2010
    Üye No: 73833
    Mesaj Sayısı: 62
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: fransa

    Hz.Muhammed ahiretteki gordukleri

  2. 20.Mart.2010, 11:50
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,606
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Hz.Muhammed ahiretteki gordukleri




    Sunulan Üç Bardak
    Peygamber Efendimize, orada birinde süt, birinde şerbet ve diğerinde ise su bulunan üç bardak takdim edildi. Takdim esnasında,
    "Eğer, suyu alırsa kendisi de, ümmeti de ihtiyaçsız ve kanâatkar olur. Şerbeti alırsa kendisi de, ümmeti de mahrumiyete düçar olur. Şayet sütü alırsa kendisi de, ümmeti de doğruyu bulur" diye bir ses işitti.
    Resûl-i Ekrem, süt bardağını alıp içti. Bunun üzerine Cebrâil,
    "Yâ Muhammed" dedi. "Sen, fitrî ve tabiî olanı seçtin. Sen de, ümmetin de doğru yola iletildiniz."3

    Semâvâta Yükselme Ve Peygamberlerle Görüşme
    Beytü'l-Makdis'de yüksek makamlara çıkmak için Mir'ac merdiveni kuruldu. Peygamber Efendimiz, bu merdivene Cebrâil (a.s.) ile birlikte bindirildi ve birlikte yükseldiler... Nihâyet dünya semâsına vardılar. Hz. Cebrâil gök kapısını çaldı:
    "Kim o?" denildi.
    "Cibril'im!"
    "Yanındaki kim?"
    "Muhammed."
    "Ona gelsin diye haber gönderildi mi?"
    "Evet, gönderildi."
    Bundan sonra gök kapısı açıldı ve dünya semâsının üstüne çıktılar.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, orada oturan bir zât gördü. Sağ ve sol yanında bir takım karaltılar vardı. Sağına bakınca gülüyor, soluna bakınca ağlıyordu. Resûl-i Ekrem Efendimize,
    "Hoş geldin, safa geldin, salih peygamber, salih oğul!" dedi.
    Peygamber Efendimiz, Cebrâil'e,
    "Bu kim?" diye sordu.
    Hz. Cebrâil şu cevabı verdi:
    "Bu senin baban Âdem'dir. Şu sağındaki, solundaki karaltılar da çocuklarının ruhlarıdır. Sağındakiler Cennetlik, solundakiler Cehennemlik olanlardır. Sağına bakınca güler, soluna bakınca ağlar."4
    Buradan ikinci semâya yükseldiler. Gök kapısı açıldı ve Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, orada Hz. Yahya ve Hz. İsâ (a.s.) ile karşılaştı.
    Hz. Cebrâil, "Bu gördüklerin Yahya ve İsâ'dır. Onlara selâm ver" dedi.
    Selâmlaştılar ve onlar Peygamber Efendimize,
    "Hoş geldin, safa geldin sâlih peygamber, sâlih kardeş" dediler.
    Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Cebrâil ile birlikte aynı minval üzere üçüncü katta Hz. Yusuf, dördüncü katta Hz. İdris, beşinci katta Hz. Hârun, altıncı katta Hz. Mûsa ve yedinci katta da Hz. İbrâhim (a.s.) ile görüştü. Onların hepsi de kendisine "hoş geldin"de bulundular ve mirâcını tebrik ettiler.

    Sidre-i Müntehâ'da
    Cebrâil (a.s.), yedinci kat semâdan Resûl-i Ekrem Efendimizi alıp yükseklere çıkardı. Daha sonra Habib-i Kibriyâ'nın karşısına Sidre-i Müntehâ sahası açıldı.
    Cebrâil (a.s.),
    "İşte, bu Sidre-i Müntehâ'dır. Ben, buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" dedi ve oradan ileriye tek adım atmadı.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Sidre-i Müntehâ'dan dört nehirin aktığını gördü.
    Ayrıca Peygamber Efendimiz, burada Cebrâil'i (a.s.) bir kere daha aslî şekil ve suretinde gördü. Daha önce de, kendilerine Risâlet vazifesi verildiği sırada onu Mekke'nin Ciyad mevkiinde ufku kaplayan haşmetli kanatlarıyla görmüştü.
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz daha sonra yanında Cebrâil (a.s.) olmadığı halde "imkân ve vücûb ortasında Kâb-ı Kavseyn ile işâret olunan" makama vardı. Bundan sonra mekândan münezzeh Zât-ı Zü'l-Celâlin sohbeti ve cemâliyle müşerref oldu.


  3. 20.Mart.2010, 11:50
    2
    Moderatör



    Sunulan Üç Bardak
    Peygamber Efendimize, orada birinde süt, birinde şerbet ve diğerinde ise su bulunan üç bardak takdim edildi. Takdim esnasında,
    "Eğer, suyu alırsa kendisi de, ümmeti de ihtiyaçsız ve kanâatkar olur. Şerbeti alırsa kendisi de, ümmeti de mahrumiyete düçar olur. Şayet sütü alırsa kendisi de, ümmeti de doğruyu bulur" diye bir ses işitti.
    Resûl-i Ekrem, süt bardağını alıp içti. Bunun üzerine Cebrâil,
    "Yâ Muhammed" dedi. "Sen, fitrî ve tabiî olanı seçtin. Sen de, ümmetin de doğru yola iletildiniz."3

    Semâvâta Yükselme Ve Peygamberlerle Görüşme
    Beytü'l-Makdis'de yüksek makamlara çıkmak için Mir'ac merdiveni kuruldu. Peygamber Efendimiz, bu merdivene Cebrâil (a.s.) ile birlikte bindirildi ve birlikte yükseldiler... Nihâyet dünya semâsına vardılar. Hz. Cebrâil gök kapısını çaldı:
    "Kim o?" denildi.
    "Cibril'im!"
    "Yanındaki kim?"
    "Muhammed."
    "Ona gelsin diye haber gönderildi mi?"
    "Evet, gönderildi."
    Bundan sonra gök kapısı açıldı ve dünya semâsının üstüne çıktılar.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, orada oturan bir zât gördü. Sağ ve sol yanında bir takım karaltılar vardı. Sağına bakınca gülüyor, soluna bakınca ağlıyordu. Resûl-i Ekrem Efendimize,
    "Hoş geldin, safa geldin, salih peygamber, salih oğul!" dedi.
    Peygamber Efendimiz, Cebrâil'e,
    "Bu kim?" diye sordu.
    Hz. Cebrâil şu cevabı verdi:
    "Bu senin baban Âdem'dir. Şu sağındaki, solundaki karaltılar da çocuklarının ruhlarıdır. Sağındakiler Cennetlik, solundakiler Cehennemlik olanlardır. Sağına bakınca güler, soluna bakınca ağlar."4
    Buradan ikinci semâya yükseldiler. Gök kapısı açıldı ve Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, orada Hz. Yahya ve Hz. İsâ (a.s.) ile karşılaştı.
    Hz. Cebrâil, "Bu gördüklerin Yahya ve İsâ'dır. Onlara selâm ver" dedi.
    Selâmlaştılar ve onlar Peygamber Efendimize,
    "Hoş geldin, safa geldin sâlih peygamber, sâlih kardeş" dediler.
    Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Cebrâil ile birlikte aynı minval üzere üçüncü katta Hz. Yusuf, dördüncü katta Hz. İdris, beşinci katta Hz. Hârun, altıncı katta Hz. Mûsa ve yedinci katta da Hz. İbrâhim (a.s.) ile görüştü. Onların hepsi de kendisine "hoş geldin"de bulundular ve mirâcını tebrik ettiler.

    Sidre-i Müntehâ'da
    Cebrâil (a.s.), yedinci kat semâdan Resûl-i Ekrem Efendimizi alıp yükseklere çıkardı. Daha sonra Habib-i Kibriyâ'nın karşısına Sidre-i Müntehâ sahası açıldı.
    Cebrâil (a.s.),
    "İşte, bu Sidre-i Müntehâ'dır. Ben, buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" dedi ve oradan ileriye tek adım atmadı.
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Sidre-i Müntehâ'dan dört nehirin aktığını gördü.
    Ayrıca Peygamber Efendimiz, burada Cebrâil'i (a.s.) bir kere daha aslî şekil ve suretinde gördü. Daha önce de, kendilerine Risâlet vazifesi verildiği sırada onu Mekke'nin Ciyad mevkiinde ufku kaplayan haşmetli kanatlarıyla görmüştü.
    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz daha sonra yanında Cebrâil (a.s.) olmadığı halde "imkân ve vücûb ortasında Kâb-ı Kavseyn ile işâret olunan" makama vardı. Bundan sonra mekândan münezzeh Zât-ı Zü'l-Celâlin sohbeti ve cemâliyle müşerref oldu.


  4. 20.Mart.2010, 17:26
    3
    sezer067
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2010
    Üye No: 73333
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 33

    --->: Hz.Muhammed ahiretteki gordukleri

    Allah razı olsun


  5. 20.Mart.2010, 17:26
    3
    sezer067 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun





+ Yorum Gönder