Konusunu Oylayın.: Said nursi kimdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Said nursi kimdir?
  1. 09.Mart.2010, 12:52
    1
    metzer
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Şubat.2010
    Üye No: 73439
    Mesaj Sayısı: 107
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 44

    Said nursi kimdir?






    Said nursi kimdir? Mumsema Arkadaşlar said nursi kimdir? Neden asrın alimi diyorsunuz?Sadece kitap yazmaklamı alim oldu? kendisi o zamanın bir gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı zaman o zamanın padişahını tahttan indirmek için hakkında yazılar yazarak kimler tarafından kullanıldı?Alim adam kullanılırmı?


  2. 09.Mart.2010, 12:52
    1
    Devamlı Üye



    Arkadaşlar said nursi kimdir? Neden asrın alimi diyorsunuz?Sadece kitap yazmaklamı alim oldu? kendisi o zamanın bir gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı zaman o zamanın padişahını tahttan indirmek için hakkında yazılar yazarak kimler tarafından kullanıldı?Alim adam kullanılırmı?


    Benzer Konular

    - Bediüzzaman said nursi kimdir?

    - Said Nursi Hazretleri'nin hocası kimdir ve hocasının hocası yani silsilesi nedir açıklar mısınız, Al

    - Said Nursi Kimdir? (1873 - 1960)

    - Mehdi Said nursi mi?

    - Bediüzzaman Said Nursi

  3. 10.Mart.2010, 11:28
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: said nursi kimdir




    Alıntı
    Arkadaşlar said nursi kimdir? Neden asrın alimi diyorsunuz?Sadece kitap yazmaklamı alim oldu? kendisi o zamanın bir gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı zaman o zamanın padişahını tahttan indirmek için hakkında yazılar yazarak kimler tarafından kullanıldı?Alim adam kullanılırmı?
    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!

    Bediuzzaman Said nursi Belgeseli izle:

    Google Video
    ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.


    http://video.google.com/videoplay?do...48548094483927#

    Alıntı
    Bediüzzaman kimdir? Kısaca bir bilgi verir misiniz?

    Bediüzzaman Said Nursî, 1876'da Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zeka ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra "Zamanın Harikası" anlamında "Bediüzzaman" ünvanıyla şöhret buldu.

    Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili 90 kitabı ezberledi. Her gece bunlardan birini tekrar ediyordu. Bu tekrarlar O'nu, Kur'an ayetlerini derinlemesine anlamasına birer basamak oldu ve her bir Kur'an ayetinin bütün kâinatı ihata ettiğini gördü.

    1900'lü yılların başında, doğuda Medresetü-z Zehra adında, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir İslam Üniversitesi kurmak fikriyle ülkenin yönetim ve hilafet merkezi olan İstanbul'a geldi ve hayatı boyunca bu fikrini gerçekleştirmek için gayret gösterdi. Doğrudan istediği şekilde bir üniversite kuramamakla birlikte dünyanın her tarafına uzanan ilim evleri açılması ile Bediüzzaman'ın hayalini kurduğu ilim yuvaları farklı bir şekilde vücud buldu.

    1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde gönüllü alay komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında yaralanıp 2,5 yıl Rusya'da esir kaldı. 1917'deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Dönüşte, Genelkurmay'ın kontenjanından Osmanlı'nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan Dar-ül Hikmet-il İslamiyye'de görev yaptı. İngilizlerin İstanbul'u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte adıyla bir risale neşretti.

    Anadolu'da başlatılan İstiklal mücadelesine destek verdi.

    1925 yılında Van'da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, o sırada meydana gelen Şeyh Said hareketi sebebiyle, bu harekete karşı çıktığı halde tedbir olarak önce Burdur'a, ardından Isparta ve Barla'ya gönderildi. Burada 8 yıl kaldı. Risale-i Nur isimli Kur'an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle Eskişehir Mahkemesine sevk edildi.

    Sürgüne gönderildiği Kastamonu'da eserlerini yazmaya devam etti. 1943'te Denizli Mahkemesi'ne, 1948'de Afyon Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi.

    1950'de çok partili hayata geçildiğinde dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde eserlerini matbaalarda bastırdı.

    Bediüzzaman Said Nursi, 23 Mart 1960'ta Hakk'ın rahmetine kavuştu.



  4. 10.Mart.2010, 11:28
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Arkadaşlar said nursi kimdir? Neden asrın alimi diyorsunuz?Sadece kitap yazmaklamı alim oldu? kendisi o zamanın bir gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı zaman o zamanın padişahını tahttan indirmek için hakkında yazılar yazarak kimler tarafından kullanıldı?Alim adam kullanılırmı?
    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!

    Bediuzzaman Said nursi Belgeseli izle:

    Google Video
    ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.


    http://video.google.com/videoplay?do...48548094483927#

    Alıntı
    Bediüzzaman kimdir? Kısaca bir bilgi verir misiniz?

    Bediüzzaman Said Nursî, 1876'da Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zeka ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra "Zamanın Harikası" anlamında "Bediüzzaman" ünvanıyla şöhret buldu.

    Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili 90 kitabı ezberledi. Her gece bunlardan birini tekrar ediyordu. Bu tekrarlar O'nu, Kur'an ayetlerini derinlemesine anlamasına birer basamak oldu ve her bir Kur'an ayetinin bütün kâinatı ihata ettiğini gördü.

    1900'lü yılların başında, doğuda Medresetü-z Zehra adında, din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir İslam Üniversitesi kurmak fikriyle ülkenin yönetim ve hilafet merkezi olan İstanbul'a geldi ve hayatı boyunca bu fikrini gerçekleştirmek için gayret gösterdi. Doğrudan istediği şekilde bir üniversite kuramamakla birlikte dünyanın her tarafına uzanan ilim evleri açılması ile Bediüzzaman'ın hayalini kurduğu ilim yuvaları farklı bir şekilde vücud buldu.

    1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde gönüllü alay komutanı olarak hizmet etti. Savaş esnasında yaralanıp 2,5 yıl Rusya'da esir kaldı. 1917'deki Bolşevik İhtilali esnasındaki kargaşadan yararlanıp esaretten kurtuldu. Dönüşte, Genelkurmay'ın kontenjanından Osmanlı'nın en üst düzey dinî danışma merkezi olan Dar-ül Hikmet-il İslamiyye'de görev yaptı. İngilizlerin İstanbul'u işgali yıllarında onların aleyhinde Hutuvat-ı Sitte adıyla bir risale neşretti.

    Anadolu'da başlatılan İstiklal mücadelesine destek verdi.

    1925 yılında Van'da eğitim faaliyetlerinde bulunurken, o sırada meydana gelen Şeyh Said hareketi sebebiyle, bu harekete karşı çıktığı halde tedbir olarak önce Burdur'a, ardından Isparta ve Barla'ya gönderildi. Burada 8 yıl kaldı. Risale-i Nur isimli Kur'an tefsirinin çoğu bölümlerini burada yazdı. Eserleri ve fikirleri sebebiyle Eskişehir Mahkemesine sevk edildi.

    Sürgüne gönderildiği Kastamonu'da eserlerini yazmaya devam etti. 1943'te Denizli Mahkemesi'ne, 1948'de Afyon Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkemeler beraatla neticelendi.

    1950'de çok partili hayata geçildiğinde dini hak ve hürriyetler genişledi. Bediüzzaman, bu dönemde eserlerini matbaalarda bastırdı.

    Bediüzzaman Said Nursi, 23 Mart 1960'ta Hakk'ın rahmetine kavuştu.



  5. 10.Mart.2010, 11:40
    3
    atıf 1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2009
    Üye No: 64276
    Mesaj Sayısı: 93
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Said nursi kimdir?

    vay anam vay. birde mümin ferasetiyle bakabilseniz şu ''evliyalar''ınıznın haline... gerçekleri sadece mahşerde mi görmek istersiniz.


  6. 10.Mart.2010, 11:40
    3
    Devamlı Üye
    vay anam vay. birde mümin ferasetiyle bakabilseniz şu ''evliyalar''ınıznın haline... gerçekleri sadece mahşerde mi görmek istersiniz.


  7. 10.Mart.2010, 11:44
    4
    Berât1
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2009
    Üye No: 49487
    Mesaj Sayısı: 1,228
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 47

    --->: Said nursi kimdir?

    atıf kardeş nasip işi bu kişi isteyecekki Allah(c.c.) nasip edecek
    kişinin niyeti ne isi konuşduğuda odur
    Allah(c.c.) akıl izan verir inşaAllah kardeşimize


  8. 10.Mart.2010, 11:44
    4
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR
    atıf kardeş nasip işi bu kişi isteyecekki Allah(c.c.) nasip edecek
    kişinin niyeti ne isi konuşduğuda odur
    Allah(c.c.) akıl izan verir inşaAllah kardeşimize


  9. 11.Mart.2010, 15:08
    5
    metzer
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Şubat.2010
    Üye No: 73439
    Mesaj Sayısı: 107
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 44

    --->: Said nursi kimdir?

    atıf1 ve berat1 niyetimin ne olduğunu anlamadan yorum yapıyorsunuz said nursi haşa peygambermiki mutlak itaat ile bağlısınız yazdığı yorumladığı herşeye mutlak itaatle inanıyorsunuz Said nursi hayatında hiç cuma namazı kılmamış hacca gitmemiş ve resurullah efendimizin(sav) sünneti olan ;Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim;hadisini uygulamamıştır.
    Mutlak itaat ve mutlak iman yalnız ALLAH(cc) ve alemlerin efendisi olan peygamberimize(sav) dir.

    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!

    mum hocam bunu ne anlama gelerek yazmıssın anlamadım eğer said nursi alim ise bu ittamın ahirette cezası nedir ayet ve hadis şeklinde cevaplarsan sevinirim

    ALLAH BİZLERİ PEYGAMBERİMİZİN(sav) YOLUNDAN AYIRMASIN ve İTAAT ETTİRMESİN
    A M İ N

    ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN


  10. 11.Mart.2010, 15:08
    5
    Devamlı Üye
    atıf1 ve berat1 niyetimin ne olduğunu anlamadan yorum yapıyorsunuz said nursi haşa peygambermiki mutlak itaat ile bağlısınız yazdığı yorumladığı herşeye mutlak itaatle inanıyorsunuz Said nursi hayatında hiç cuma namazı kılmamış hacca gitmemiş ve resurullah efendimizin(sav) sünneti olan ;Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim;hadisini uygulamamıştır.
    Mutlak itaat ve mutlak iman yalnız ALLAH(cc) ve alemlerin efendisi olan peygamberimize(sav) dir.

    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!

    mum hocam bunu ne anlama gelerek yazmıssın anlamadım eğer said nursi alim ise bu ittamın ahirette cezası nedir ayet ve hadis şeklinde cevaplarsan sevinirim

    ALLAH BİZLERİ PEYGAMBERİMİZİN(sav) YOLUNDAN AYIRMASIN ve İTAAT ETTİRMESİN
    A M İ N

    ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN


  11. 11.Mart.2010, 15:25
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: Said nursi kimdir?

    Alıntı
    said nursi haşa peygambermiki mutlak itaat ile bağlısınız yazdığı yorumladığı herşeye mutlak itaatle inanıyorsunuz
    bu sadece bir iddiadır. eminimki Said nursi (rah.a)'i anlayan hiç bir fert bu şekilde yüceltmez. eğer birileri yanlışınada doğru diyorsa bu cahildir imam said nursiyi anlamamıştır.
    Alıntı
    hiç cuma namazı kılmamış hacca gitmemiş ve resurullah efendimizin(sav) sünneti olan ;Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim;hadisini uygulamamıştır.
    Hac ve evlenmeye imkan bulmamış olabilir ki bu bir kusur değildir.
    cuma namazı konusunda aşağıda alıntı yaptığım yazıyı okuyalım
    Alıntı
    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!
    mum hocam bunu ne anlama gelerek yazmıssın anlamadım eğer said nursi alim ise bu ittamın ahirette cezası nedir ayet ve hadis şeklinde cevaplarsan sevinirim
    Kardeş,
    Bediuzzamanı tanıyor/Risalelerinden istifade ediyor ve kafana bu gibi sorular takılıyorsa elbette sorabilirsin. bu konuda bir sakıncası yok.
    ama hayatını okumadan ve sadece hayatındaki nedeni bilmediğimiz amelinden dolayı onu ayıplarcasına eksikliklerini yaymak çirkin bir fiildir.
    kardeş bunu yaptığını söylemiyorum. Niyetin ne ise Allah (cc) karşılığını elbette verecektir.
    Allaha emanet ol

    Alıntı
    Bediüzzaman Said Nursi ve Cuma Namazı Konusu


    Şafii mezhebine cuma namazı farzdır. Ama bu namazın sahih olması için hanefi mezhebinden farklı şartları vardır.

    Şafii mezhebinde Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları

    1- Cuma namazı kılınan yerin şehir veya köy olması.

    2- Cuma namazı farz olan kırk müslüman tarafından kılınması.

    3- Cuma namazı öğlen vaktinde cemaat ile eda edilecek kadar vakit ol­ması.

    Eğer vakti çıkarsa, veya bu şartlardan biri oluşmazsa öğle namazı kı­lınır.

    Bediüzzamanın Cuma namazına gitmeyişi daimi değildir ve özel sebeplere dayanır.

    Kendisi bunu şöyle açıklar:

    "… Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahirî bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur'u benim malım zannedip Risale-i Nur'un nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: "Said Cuma cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor" gibi tenkitleri var.

    Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu iki meselede büyük mâzeretlerim var.

    Evvelâ: Ben Şâfiîyim. Şâfiî Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır. Daha başka şartlar da var. Onun için burada bana Cuma farz değil. Ben, mezheb-i Âzamîyi takliden, bazan sünnet olarak kılıyordum.

    Saniyen: Yirmi senedir haksız olarak beni insanlarla görüştürmekten men ettikleri için -hem bu âhirde, resmen dört ay evvel perde altında insanlarla temas ettirmemek için tenbihat olmuş- hem yirmi beş senedir ben münzevî yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum ve herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fatiha'nın yarısını okumadan, imam rükûa gidiyor. Bizde Fatiha okumak farzdır."

    Nur talebelerinin Cumaya gitmemesi gibi birşey sözkonusu dahi olamaz!


    Cuma namazına Şafi olduğu için gitmeyenler acab Said Nursinin sabahlara kadar ibadet ettiğini biliyorlar mı.?!



    "Üstadımız, bir insana kâfi gelmeyecek kadar az yer ve az uyurdu. Bize de derdi ki: 'Fıtrî uyku beş saattir.

    ' Geceleri sabaha kadar dua, niyaz ve ibadette bulunurdu. Yaz ve kış âdetini hiç değiştirmez, teheccüd namazını devamlı kılar, münacaat ve evradların asla terketmezlerdi. Hem Isparta'da, hem Barla'da, hem Emirdağ'da, komşuları bizlere, 'Ne zaman Üstadın evine geceleri baksak, Üstadın odasında ışık yandığını görür, hazin edasıyla dua ettiğini duyardık' derlerdi. Üstadımız her zaman abdestli olurdu. Üstad duhâ namazını da hiç geçirmezdi. Bu namazı güneş doğduktan 45 dakika sonra kılardı.

    Talebesi Bayram Yüksel'in Hatıralarından.

    Yatsı namazından sonra Resul-i Ekreme (a.s.m.) imtisalen hemen yatardı. Yatmadan evvel küçük bir lokmacık taam yerdi. Sonra ‘Âyete’l-Kürsî’ yi okur, yatardı. Seher vaktinden çok evvel kalkar, evradını okurdu, sabah namazından evvel veya sonraya kadar. Sabah namazını erken edâ ederek yanında bulunan hizmetkârlarına, basılan kitaplardan ders yaptırır, kendisi de eski hurufla yazılı aslından takip ederdi.

    Zübeyir Gündüzalp'in hatıralarından.



  12. 11.Mart.2010, 15:25
    6
    Moderatör
    Alıntı
    said nursi haşa peygambermiki mutlak itaat ile bağlısınız yazdığı yorumladığı herşeye mutlak itaatle inanıyorsunuz
    bu sadece bir iddiadır. eminimki Said nursi (rah.a)'i anlayan hiç bir fert bu şekilde yüceltmez. eğer birileri yanlışınada doğru diyorsa bu cahildir imam said nursiyi anlamamıştır.
    Alıntı
    hiç cuma namazı kılmamış hacca gitmemiş ve resurullah efendimizin(sav) sünneti olan ;Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben Kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim;hadisini uygulamamıştır.
    Hac ve evlenmeye imkan bulmamış olabilir ki bu bir kusur değildir.
    cuma namazı konusunda aşağıda alıntı yaptığım yazıyı okuyalım
    Alıntı
    Kardeş birini iyice tanımadan asla itham etme ve özellikle bu bir Alim olursa!!!
    mum hocam bunu ne anlama gelerek yazmıssın anlamadım eğer said nursi alim ise bu ittamın ahirette cezası nedir ayet ve hadis şeklinde cevaplarsan sevinirim
    Kardeş,
    Bediuzzamanı tanıyor/Risalelerinden istifade ediyor ve kafana bu gibi sorular takılıyorsa elbette sorabilirsin. bu konuda bir sakıncası yok.
    ama hayatını okumadan ve sadece hayatındaki nedeni bilmediğimiz amelinden dolayı onu ayıplarcasına eksikliklerini yaymak çirkin bir fiildir.
    kardeş bunu yaptığını söylemiyorum. Niyetin ne ise Allah (cc) karşılığını elbette verecektir.
    Allaha emanet ol

    Alıntı
    Bediüzzaman Said Nursi ve Cuma Namazı Konusu


    Şafii mezhebine cuma namazı farzdır. Ama bu namazın sahih olması için hanefi mezhebinden farklı şartları vardır.

    Şafii mezhebinde Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları

    1- Cuma namazı kılınan yerin şehir veya köy olması.

    2- Cuma namazı farz olan kırk müslüman tarafından kılınması.

    3- Cuma namazı öğlen vaktinde cemaat ile eda edilecek kadar vakit ol­ması.

    Eğer vakti çıkarsa, veya bu şartlardan biri oluşmazsa öğle namazı kı­lınır.

    Bediüzzamanın Cuma namazına gitmeyişi daimi değildir ve özel sebeplere dayanır.

    Kendisi bunu şöyle açıklar:

    "… Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahirî bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur'u benim malım zannedip Risale-i Nur'un nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: "Said Cuma cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor" gibi tenkitleri var.

    Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu iki meselede büyük mâzeretlerim var.

    Evvelâ: Ben Şâfiîyim. Şâfiî Mezhebinde Cumanın bir şartı, kırk adam imam arkasında Fatiha okumaktır. Daha başka şartlar da var. Onun için burada bana Cuma farz değil. Ben, mezheb-i Âzamîyi takliden, bazan sünnet olarak kılıyordum.

    Saniyen: Yirmi senedir haksız olarak beni insanlarla görüştürmekten men ettikleri için -hem bu âhirde, resmen dört ay evvel perde altında insanlarla temas ettirmemek için tenbihat olmuş- hem yirmi beş senedir ben münzevî yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum ve herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fatiha'nın yarısını okumadan, imam rükûa gidiyor. Bizde Fatiha okumak farzdır."

    Nur talebelerinin Cumaya gitmemesi gibi birşey sözkonusu dahi olamaz!


    Cuma namazına Şafi olduğu için gitmeyenler acab Said Nursinin sabahlara kadar ibadet ettiğini biliyorlar mı.?!



    "Üstadımız, bir insana kâfi gelmeyecek kadar az yer ve az uyurdu. Bize de derdi ki: 'Fıtrî uyku beş saattir.

    ' Geceleri sabaha kadar dua, niyaz ve ibadette bulunurdu. Yaz ve kış âdetini hiç değiştirmez, teheccüd namazını devamlı kılar, münacaat ve evradların asla terketmezlerdi. Hem Isparta'da, hem Barla'da, hem Emirdağ'da, komşuları bizlere, 'Ne zaman Üstadın evine geceleri baksak, Üstadın odasında ışık yandığını görür, hazin edasıyla dua ettiğini duyardık' derlerdi. Üstadımız her zaman abdestli olurdu. Üstad duhâ namazını da hiç geçirmezdi. Bu namazı güneş doğduktan 45 dakika sonra kılardı.

    Talebesi Bayram Yüksel'in Hatıralarından.

    Yatsı namazından sonra Resul-i Ekreme (a.s.m.) imtisalen hemen yatardı. Yatmadan evvel küçük bir lokmacık taam yerdi. Sonra ‘Âyete’l-Kürsî’ yi okur, yatardı. Seher vaktinden çok evvel kalkar, evradını okurdu, sabah namazından evvel veya sonraya kadar. Sabah namazını erken edâ ederek yanında bulunan hizmetkârlarına, basılan kitaplardan ders yaptırır, kendisi de eski hurufla yazılı aslından takip ederdi.

    Zübeyir Gündüzalp'in hatıralarından.



  13. 11.Mart.2010, 15:41
    7
    40turkiyem
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Mart.2010
    Üye No: 73920
    Mesaj Sayısı: 10
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Said nursi kimdir?

    Hristiyan ve Yahudilerde cennetlik sehit

    Kastamonu lahikası 112 Tarihce i hayat 296 – 297
    O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.

    Hristiyan ve Yahudilerle ittifak edin.

    Lem’alar, 151 “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.

    Kastamonu Lahikası, 247 lemalar 151, Hizmet rehberi 82, “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edipmüşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….

    Nurcular cennete garantili gidecekler.

    Tarihçe-i Hayat, 285, Sualar 698, Sikkei tasdiki gaybi -82 işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye müjde verirler.

    Risalei nurlarin allahdan geldigi iddiasi

    Barla lahikası 29 Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir, fakat nasılki Kur'an-ı Mübin Allah'ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlukat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîm'in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak'la hitab ediyorsunuz. Öyle ise; O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan, o Nurları ayak altında bıraktırmaz.

    Sözler 768 Zira hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi câmi', o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.

    Tarihce i hayat 306 Kastamonu lahikasi 162, Sikkei tasdi i gaybi -67 Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir.

    Şualar, 683 – 534 - 535, Birinci Şua: benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mucize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İİlâhiyetarafından ihsan edilmiştir.

    Kurani kerimin sait nursiyi haber verdigi iddiasi

    Siracü’n-Nûr, 250-251: Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir. Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş... Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.
    Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi: (Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum. ... Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir.

    Kastamonu Lâhikası - Mektup No: 120 - s.1642: Birincisi: Birinci Şua olan İşaret-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci ayet olan (En'am suresi ayet 122) gayet kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir.
    ....



  14. 11.Mart.2010, 15:41
    7
    40turkiyem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hristiyan ve Yahudilerde cennetlik sehit

    Kastamonu lahikası 112 Tarihce i hayat 296 – 297
    O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.

    Hristiyan ve Yahudilerle ittifak edin.

    Lem’alar, 151 “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.

    Kastamonu Lahikası, 247 lemalar 151, Hizmet rehberi 82, “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edipmüşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….

    Nurcular cennete garantili gidecekler.

    Tarihçe-i Hayat, 285, Sualar 698, Sikkei tasdiki gaybi -82 işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye müjde verirler.

    Risalei nurlarin allahdan geldigi iddiasi

    Barla lahikası 29 Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir, fakat nasılki Kur'an-ı Mübin Allah'ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlukat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîm'in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak'la hitab ediyorsunuz. Öyle ise; O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan, o Nurları ayak altında bıraktırmaz.

    Sözler 768 Zira hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi câmi', o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.

    Tarihce i hayat 306 Kastamonu lahikasi 162, Sikkei tasdi i gaybi -67 Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir.

    Şualar, 683 – 534 - 535, Birinci Şua: benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mucize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İİlâhiyetarafından ihsan edilmiştir.

    Kurani kerimin sait nursiyi haber verdigi iddiasi

    Siracü’n-Nûr, 250-251: Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir. Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş... Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.
    Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi: (Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum. ... Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir.

    Kastamonu Lâhikası - Mektup No: 120 - s.1642: Birincisi: Birinci Şua olan İşaret-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci ayet olan (En'am suresi ayet 122) gayet kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir.
    ....



  15. 11.Mart.2010, 15:57
    8
    Osman Erdal
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Kasım.2009
    Üye No: 63818
    Mesaj Sayısı: 23
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Said nursi kimdir?

    Arkadaşlar lütfen Said Nursi yada bir başka alim hakkında birşeyler söylemek bize düşüyorsa uslubumuza dikkat edelim...


  16. 11.Mart.2010, 15:57
    8
    Arkadaşlar lütfen Said Nursi yada bir başka alim hakkında birşeyler söylemek bize düşüyorsa uslubumuza dikkat edelim...


  17. 11.Mart.2010, 15:58
    9
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: Said nursi kimdir?

    Ey Rahman, Rahim, Mecit, Ferd, Ehad, Samed olan Allahım,
    güzel isimlerinin hürmetine, İslam kisvesi altında fitne sokmaya çalışanlara iğrenç emelleri için fırsat verme, bozgunculuk yapanlara Kahhar isminle muamele et, onlara ne bu dünya da ne de öteki dünya da gün yüzü gösterme, Ümmet-i Muhammed'e(SAV) ayrılmaz bir birliktelik ve sımsıkı bir kardeşlik nasip eyle.Amin amin amin.


  18. 11.Mart.2010, 15:58
    9
    seyyah
    Ey Rahman, Rahim, Mecit, Ferd, Ehad, Samed olan Allahım,
    güzel isimlerinin hürmetine, İslam kisvesi altında fitne sokmaya çalışanlara iğrenç emelleri için fırsat verme, bozgunculuk yapanlara Kahhar isminle muamele et, onlara ne bu dünya da ne de öteki dünya da gün yüzü gösterme, Ümmet-i Muhammed'e(SAV) ayrılmaz bir birliktelik ve sımsıkı bir kardeşlik nasip eyle.Amin amin amin.


  19. 11.Mart.2010, 16:03
    10
    40turkiyem
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Mart.2010
    Üye No: 73920
    Mesaj Sayısı: 10
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: Said nursi kimdir?

    KUR’ANI’IN İSTİSMARI VE RİSALELERİN KUR’ANLAŞTIRILMASI!

    4.1) Şualar, 1. Şua;

    “Resailin Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas
    edilmiştir.”

    4.2) Zülfikar Mecmuası;

    EY RİSALE-İ NUR! (...) Sen, Ben, Rabbânî ve Kur'anîyim. Öyle kuru kavak
    değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un eserinden fışkıran, lâyemût sanatlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere rahmet-i Rahmânım. İnat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, koskocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım." diye nida ediyorsun”.

    4.3) Sikke-i Tasdik-ı Gaybî, 1. Şua;

    Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.” (Yunus 57.ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.4) (a.g.e.);

    “o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur.”
    (Nisa 174. ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.5) Sözler, Lemeat/Tenbih;

    “Nur Risaleleri de 23 senede tamamlandı.” (Kur'an-ı Kerim 23 senede indirildi.)

    4.6) Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;

    “Kur'an’dan tereşşuh eden o Sözler ve risaleler, Kur'an-ı Hakîmin bir nevi’
    müstakim tefsiri ve hakaik-i îmaniyenin istikametli ve kuvvetli delilleri olduğundan; o risaleler ve sözlere gelen şeref ve takdir ve tahsin, Kur'ana ve hakakik-i îmana aittir. Mâdem öyledir bilâ-perva derim ki:

    "ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubînin" sırrıyla, Kur'an’da elbette bu
    istikametli tefsirinin istikametine işaret var. Evet var. Kur'an o tefsirine hususî bakıyor.”

    İslâm fukahası, söz gelimi beş vakit namazın kaçar rekât olduğunu bile
    Kur'an’da bulamamışlarken; Said Nursî kendi adını, doğum tarihini, risalelerinin isim
    ve yazılış tarihlerini onda bulabilmiştir.

    4.7) Zülfikar Mecmuası;

    “İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî
    ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk elinde ve hem
    de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden geçerdi? Bu ne büyük bir
    nimet bizlere ve bu asır halkı için ne bahtiyarlık Yâ rabbi! Türkçemiz seninle iftihar
    edip dolmakta, kabarıp şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır.”

    4.8) İşârâtü’l-İ’caz;

    “Evet muhakememiz şahsımla alâkadar olmaktan ziyade, RİSALE-İ NURUN
    muhâkemesidir. Risale-i Nur ise, Kur'an-ı Mu’ciz-ül-Beyanın semavî ve kudsî
    hakaikının tereşşuhatı olmak hasebiyle, o yüksek eserlerdeki kıymet, doğrudan doğruya Kur'ana aittir. Şu halde, muhakeme de Kur'anın muhakemesidir.”

    4.9) Şualar,;

    “(...) Risale-i Nur’a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'an’a bağlanmış ve Kur'an dahi arş-ı a’zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün.”

    4.10) Müdafaalar;

    “Risale-i Nur’un arkasında otuz üç âyât-ı Kur'aniye işârâtı ve Hazret-i İmam-ı Ali (R. A.)in üç kerâmât-ı gaybiye ile ihbârâtı ve Gavs-ı A’zâm’ın sarahate yakın şehâdeti var. Ona hücûm, bunlara hücûmdur.” 4.11) Şualar, 11. Şua;

    Risale-i Nur bu asırda, bu tarihte bir “urvet-ül vüska”dır. Yani çok sağlam,
    kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipidir.”

    4.12) Âsâ-yı Mûsa;

    “Buna rağmen bizzat Kur'an-ı Kerim, Risaletu’n-Nur’un çok muhkem, kopmaz
    bir zincir ve bir "Hablullah" olduğunu "Ona (Nur Risaleleri’ne) elini atıp yapışanın necat
    bulacağını" mana-yı remziyle haber verir.”

    (Bakara 256 ve Ali İmrân 103’te bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.13) Emirdağ Lahikası;

    “Risale-i Nur'un menşur-u hakikatında tam tecelli ettiğinden, hem bir kitab-ı
    şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir
    kitab-ı emr-ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem bir kitab-ı hakikat,
    hem bir kitab-ı tasavvuf, hem bir kitab-ı mantık, hem bir kitab-ı İlmi Kelâm, hem bir
    kitab-ı İlmi İlahiyat, hem bir kitabı teşviki san'at, hem bir kitabı belâgat, hem bir kitabı
    isbat-ı vahdaniyet; muarızlarına bir kitab-ı ilzam ve iskâttır”.

    4.14) Şuâlar;

    “Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına
    şüphe yok. "Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden
    çalınmadım. Ben Rabbanî ve Kur'ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli
    bir Nur’um."

    4.15) Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;

    “(...) Hem mütedeyyin bir kadın, yine hâdiseden sonra görüyor ki: Semâvattan
    mübarek kâğıtlar yağıyor. Soruyorlar: "Bu nedir?" Rüyada demişler: "Risale-i Nur’un
    sahifeleridir." Yâni, tâbirce Risale-i Nur, Kur'anın tefsiri olduğu cihetle, vahyi semavî
    olan Kur'anın semavî ve İlhamî bir tefsiridir.”

    Yukarıdaki iddialar, Kur’an’ın 16/102,17/9, 21/106, 36/2, 38/1, 43/44. ayetleri okunduğunda görülecektir ki Kur’anın özellikleridir.
    Alıntı yaptığımız bu cümlelerde anlatılmak istenen Kuran-ı kullanarak Risaleleri kutsallaştırmak, Kur'an’ı istismar etmektir.

    Kur'an-ı Kerim’in düşmanları yıllardır Müslümanların elinden Kur'an-ı Kerim’in alınması için değişik oyunlar oynamaktadırlar. Son yüzyılda Said Nursi’nin çıkıp böyle şeyler söylemesi ve şakirtlerinde bu sözleri kutsallaştırıp Müslümanlara sunmaları, Kur'an-ı Kerim’in önüne ciltler dolusu, anlaşılmayan Risaleleri koymaları – bilinçli veya bilinçsiz- bu oyunun bir parçası haline geldiklerini gösteriyor.

    Said Nursî, Risaleleri’nin Kur'an altında sineceğinin farkında olduğundan
    risalelerini, müstakil bir "Kitap" olarak takdim edememiştir. Nebilerden bazılarına, resulün kitabına tâbi "suhuf" indirildiği gibi, Said Nursî de kendisine, Kur'an’a bağlı Nur Risalelerinin indirildiğine inanmaktadır. Risalelerde, Kur'an-ı Mecid’in hemen her özelliğine bir "nazire" yapılmış ve bu özellikleri Risale-i Nur’un da taşıdığı ima edilmiştir. Bu nazirelerin istisnası sayılıdır. İşte bu istisnaların belki de en önemlisi, Kur'an’ın içinde tutarsızlığın bulunmamasıdır. Nur Risaleleri’nin Allah katından ve onun ilhamı olmadığının, bilakis bu iddiaların Allah’a iftira ve mariz bir aklın ürünü olduğunun delillerinden biri de, Nur Risaleleri’ndeki çelişki yığınıdır.
    .
    .


  20. 11.Mart.2010, 16:03
    10
    40turkiyem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    KUR’ANI’IN İSTİSMARI VE RİSALELERİN KUR’ANLAŞTIRILMASI!

    4.1) Şualar, 1. Şua;

    “Resailin Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas
    edilmiştir.”

    4.2) Zülfikar Mecmuası;

    EY RİSALE-İ NUR! (...) Sen, Ben, Rabbânî ve Kur'anîyim. Öyle kuru kavak
    değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un eserinden fışkıran, lâyemût sanatlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere rahmet-i Rahmânım. İnat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, koskocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım." diye nida ediyorsun”.

    4.3) Sikke-i Tasdik-ı Gaybî, 1. Şua;

    Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.” (Yunus 57.ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.4) (a.g.e.);

    “o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur.”
    (Nisa 174. ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.5) Sözler, Lemeat/Tenbih;

    “Nur Risaleleri de 23 senede tamamlandı.” (Kur'an-ı Kerim 23 senede indirildi.)

    4.6) Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;

    “Kur'an’dan tereşşuh eden o Sözler ve risaleler, Kur'an-ı Hakîmin bir nevi’
    müstakim tefsiri ve hakaik-i îmaniyenin istikametli ve kuvvetli delilleri olduğundan; o risaleler ve sözlere gelen şeref ve takdir ve tahsin, Kur'ana ve hakakik-i îmana aittir. Mâdem öyledir bilâ-perva derim ki:

    "ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubînin" sırrıyla, Kur'an’da elbette bu
    istikametli tefsirinin istikametine işaret var. Evet var. Kur'an o tefsirine hususî bakıyor.”

    İslâm fukahası, söz gelimi beş vakit namazın kaçar rekât olduğunu bile
    Kur'an’da bulamamışlarken; Said Nursî kendi adını, doğum tarihini, risalelerinin isim
    ve yazılış tarihlerini onda bulabilmiştir.

    4.7) Zülfikar Mecmuası;

    “İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî
    ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk elinde ve hem
    de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden geçerdi? Bu ne büyük bir
    nimet bizlere ve bu asır halkı için ne bahtiyarlık Yâ rabbi! Türkçemiz seninle iftihar
    edip dolmakta, kabarıp şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır.”

    4.8) İşârâtü’l-İ’caz;

    “Evet muhakememiz şahsımla alâkadar olmaktan ziyade, RİSALE-İ NURUN
    muhâkemesidir. Risale-i Nur ise, Kur'an-ı Mu’ciz-ül-Beyanın semavî ve kudsî
    hakaikının tereşşuhatı olmak hasebiyle, o yüksek eserlerdeki kıymet, doğrudan doğruya Kur'ana aittir. Şu halde, muhakeme de Kur'anın muhakemesidir.”

    4.9) Şualar,;

    “(...) Risale-i Nur’a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'an’a bağlanmış ve Kur'an dahi arş-ı a’zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün.”

    4.10) Müdafaalar;

    “Risale-i Nur’un arkasında otuz üç âyât-ı Kur'aniye işârâtı ve Hazret-i İmam-ı Ali (R. A.)in üç kerâmât-ı gaybiye ile ihbârâtı ve Gavs-ı A’zâm’ın sarahate yakın şehâdeti var. Ona hücûm, bunlara hücûmdur.” 4.11) Şualar, 11. Şua;

    Risale-i Nur bu asırda, bu tarihte bir “urvet-ül vüska”dır. Yani çok sağlam,
    kopmaz bir zincir ve bir “hablullah” yani Allah’ın ipidir.”

    4.12) Âsâ-yı Mûsa;

    “Buna rağmen bizzat Kur'an-ı Kerim, Risaletu’n-Nur’un çok muhkem, kopmaz
    bir zincir ve bir "Hablullah" olduğunu "Ona (Nur Risaleleri’ne) elini atıp yapışanın necat
    bulacağını" mana-yı remziyle haber verir.”

    (Bakara 256 ve Ali İmrân 103’te bu özellikler Kur’an’a aittir.)

    4.13) Emirdağ Lahikası;

    “Risale-i Nur'un menşur-u hakikatında tam tecelli ettiğinden, hem bir kitab-ı
    şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir
    kitab-ı emr-ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem bir kitab-ı hakikat,
    hem bir kitab-ı tasavvuf, hem bir kitab-ı mantık, hem bir kitab-ı İlmi Kelâm, hem bir
    kitab-ı İlmi İlahiyat, hem bir kitabı teşviki san'at, hem bir kitabı belâgat, hem bir kitabı
    isbat-ı vahdaniyet; muarızlarına bir kitab-ı ilzam ve iskâttır”.

    4.14) Şuâlar;

    “Ey Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile yazıldığına
    şüphe yok. "Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan alınmadım, hiçbir eserden
    çalınmadım. Ben Rabbanî ve Kur'ânîyim. Bir lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli
    bir Nur’um."

    4.15) Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;

    “(...) Hem mütedeyyin bir kadın, yine hâdiseden sonra görüyor ki: Semâvattan
    mübarek kâğıtlar yağıyor. Soruyorlar: "Bu nedir?" Rüyada demişler: "Risale-i Nur’un
    sahifeleridir." Yâni, tâbirce Risale-i Nur, Kur'anın tefsiri olduğu cihetle, vahyi semavî
    olan Kur'anın semavî ve İlhamî bir tefsiridir.”

    Yukarıdaki iddialar, Kur’an’ın 16/102,17/9, 21/106, 36/2, 38/1, 43/44. ayetleri okunduğunda görülecektir ki Kur’anın özellikleridir.
    Alıntı yaptığımız bu cümlelerde anlatılmak istenen Kuran-ı kullanarak Risaleleri kutsallaştırmak, Kur'an’ı istismar etmektir.

    Kur'an-ı Kerim’in düşmanları yıllardır Müslümanların elinden Kur'an-ı Kerim’in alınması için değişik oyunlar oynamaktadırlar. Son yüzyılda Said Nursi’nin çıkıp böyle şeyler söylemesi ve şakirtlerinde bu sözleri kutsallaştırıp Müslümanlara sunmaları, Kur'an-ı Kerim’in önüne ciltler dolusu, anlaşılmayan Risaleleri koymaları – bilinçli veya bilinçsiz- bu oyunun bir parçası haline geldiklerini gösteriyor.

    Said Nursî, Risaleleri’nin Kur'an altında sineceğinin farkında olduğundan
    risalelerini, müstakil bir "Kitap" olarak takdim edememiştir. Nebilerden bazılarına, resulün kitabına tâbi "suhuf" indirildiği gibi, Said Nursî de kendisine, Kur'an’a bağlı Nur Risalelerinin indirildiğine inanmaktadır. Risalelerde, Kur'an-ı Mecid’in hemen her özelliğine bir "nazire" yapılmış ve bu özellikleri Risale-i Nur’un da taşıdığı ima edilmiştir. Bu nazirelerin istisnası sayılıdır. İşte bu istisnaların belki de en önemlisi, Kur'an’ın içinde tutarsızlığın bulunmamasıdır. Nur Risaleleri’nin Allah katından ve onun ilhamı olmadığının, bilakis bu iddiaların Allah’a iftira ve mariz bir aklın ürünü olduğunun delillerinden biri de, Nur Risaleleri’ndeki çelişki yığınıdır.
    .
    .


  21. 11.Mart.2010, 16:10
    11
    ^^SiNeM^^
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63326
    Mesaj Sayısı: 812
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27

    --->: Said nursi kimdir?

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mes'ud kimse, Fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir Fitneye düşmüşte sabretmiş, ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey. Fitneyi yayanların ise, vay haline, vay haline, vay haline." (Ramuz El-Ehadis, Sh: 100, No: 6)



  22. 11.Mart.2010, 16:10
    11
    Devamlı Üye
    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mes'ud kimse, Fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir Fitneye düşmüşte sabretmiş, ne güzel şey, ne güzel şey, ne güzel şey. Fitneyi yayanların ise, vay haline, vay haline, vay haline." (Ramuz El-Ehadis, Sh: 100, No: 6)



  23. 11.Mart.2010, 21:31
    12
    metzer
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Şubat.2010
    Üye No: 73439
    Mesaj Sayısı: 107
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 44

    --->: Said nursi kimdir?

    mum hocam aklına değişik fikirler gelmesin şu anda toplumumuzda dinimiz ile ilgili bir sürü biad lar var malesef toplumumuz Kuran ve Sünneti bırakmış yaşayış olarak bazı kişileri örnek almış bizim İslam inancımızda bir tek önderimiz vardır o da Hz.Muhammed (SAV) dir.ben buların araştırmasını yapıyorum yoksa fitne ile işim olmaz Allah herşeyi bilendir
    aşağıda yazılanların açıklarsanız sevinirim Allah Razı Olsun
    Hristiyan ve Yahudilerde cennetlik sehit

    Kastamonu lahikası 112 Tarihce i hayat 296 – 297 O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.


    Hristiyan ve Yahudilerle ittifak edin.

    Lem’alar, 151 “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.

    Kastamonu Lahikası, 247 lemalar 151, Hizmet rehberi 82, “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edipmüşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….

    Nurcular cennete garantili gidecekler.

    Tarihçe-i Hayat, 285, Sualar 698, Sikkei tasdiki gaybi -82 işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye müjde verirler.

    Risalei nurlarin allahdan geldigi iddiasi

    Barla lahikası 29 Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir, fakat nasılki Kur'an-ı Mübin Allah'ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlukat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîm'in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak'la hitab ediyorsunuz. Öyle ise; O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan, o Nurları ayak altında bıraktırmaz.

    Sözler 768 Zira hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi câmi', o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.

    Tarihce i hayat 306 Kastamonu lahikasi 162, Sikkei tasdi i gaybi -67 Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir.

    Şualar, 683 – 534 - 535, Birinci Şua: benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mucize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İİlâhiyetarafından ihsan edilmiştir.

    Kurani kerimin sait nursiyi haber verdigi iddiasi

    Siracü’n-Nûr, 250-251: Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir. Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş... Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.
    Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi: (Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum. ... Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir.

    Kastamonu Lâhikası - Mektup No: 120 - s.1642: Birincisi: Birinci Şua olan İşaret-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci ayet olan (En'am suresi ayet 122) gayet kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir.


  24. 11.Mart.2010, 21:31
    12
    Devamlı Üye
    mum hocam aklına değişik fikirler gelmesin şu anda toplumumuzda dinimiz ile ilgili bir sürü biad lar var malesef toplumumuz Kuran ve Sünneti bırakmış yaşayış olarak bazı kişileri örnek almış bizim İslam inancımızda bir tek önderimiz vardır o da Hz.Muhammed (SAV) dir.ben buların araştırmasını yapıyorum yoksa fitne ile işim olmaz Allah herşeyi bilendir
    aşağıda yazılanların açıklarsanız sevinirim Allah Razı Olsun
    Hristiyan ve Yahudilerde cennetlik sehit

    Kastamonu lahikası 112 Tarihce i hayat 296 – 297 O musibet-i semaviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehid hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir. Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtarır. Çünki âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî'ye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (A.S.) mensub Hristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.


    Hristiyan ve Yahudilerle ittifak edin.

    Lem’alar, 151 “Şimdi bu acib zamanda, îmanı bulunan ve hatta fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak; ve Allah’ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hırıstiyan bile olsa onlarla medar-ı niza noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor.

    Kastamonu Lahikası, 247 lemalar 151, Hizmet rehberi 82, “Hadis-i sahihle, âhir zamanda Îsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edipmüşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi….

    Nurcular cennete garantili gidecekler.

    Tarihçe-i Hayat, 285, Sualar 698, Sikkei tasdiki gaybi -82 işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye müjde verirler.

    Risalei nurlarin allahdan geldigi iddiasi

    Barla lahikası 29 Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir, fakat nasılki Kur'an-ı Mübin Allah'ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlukat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur, siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîm'in nurlarından bugünün karmakarışık sarhoş insanlarına emr-i Hak'la hitab ediyorsunuz. Öyle ise; O Hakîm-i Rahîm, size bu eseri yaptırtan, o Nurları ayak altında bıraktırmaz.

    Sözler 768 Zira hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi câmi', o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.

    Tarihce i hayat 306 Kastamonu lahikasi 162, Sikkei tasdi i gaybi -67 Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesidir ve rahmet-i İlahiye tarafından ihsan edilmiştir.

    Şualar, 683 – 534 - 535, Birinci Şua: benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mucize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İİlâhiyetarafından ihsan edilmiştir.

    Kurani kerimin sait nursiyi haber verdigi iddiasi

    Siracü’n-Nûr, 250-251: Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir. Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş... Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın.
    Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi: (Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum. ... Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir.

    Kastamonu Lâhikası - Mektup No: 120 - s.1642: Birincisi: Birinci Şua olan İşaret-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci ayet olan (En'am suresi ayet 122) gayet kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet manasıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son