Konusunu Oylayın.: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Diyanet İşleri Başkanımıza sual
  1. 14.Şubat.2010, 15:17
    1
    munip
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2010
    Üye No: 73265
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 62

    Diyanet İşleri Başkanımıza sual






    Diyanet İşleri Başkanımıza sual Mumsema Şu anda Ülke Tv de canlı yayında bulunan muhterem Diyanet İşleri Başkanımıza aşağıdaki sualimi yöneltmek istiyorum.

    1-Değerli Başkanım, Kur'anı okuma,anlama ve yaşamak gerektiği yönündeki açıklamanız çok önemli bir husustur.Bunun için sizi tebrik ediyoruz.Bu konuda diyanet olarak nasıl bir faaliyet içindesiniz.?

    2-Buna bağlı olarak ayetlerden gafil olmadan kurtulmak için Yunus suresinin 7. ayetinde geçen Allaha mülaki olmayı (ulaşmayı) dilemek gerektiği, aksi halde Yunus suresinin 8. ayetinde dilemeyenlerin gideceği yerin ateş olduğu açıklandığına göre, ülkemizdeki 72,5 milyon insanın ateşe gitmekten kurtulması için bu ayetleri milletimize açıklamanın zamanı gelmedi mi?

    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    Bu çok önemli konuyu açıklamanızı arzu ediyorum.
    Allah razı olsun.


  2. 14.Şubat.2010, 15:17
    1
    munip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Şu anda Ülke Tv de canlı yayında bulunan muhterem Diyanet İşleri Başkanımıza aşağıdaki sualimi yöneltmek istiyorum.

    1-Değerli Başkanım, Kur'anı okuma,anlama ve yaşamak gerektiği yönündeki açıklamanız çok önemli bir husustur.Bunun için sizi tebrik ediyoruz.Bu konuda diyanet olarak nasıl bir faaliyet içindesiniz.?

    2-Buna bağlı olarak ayetlerden gafil olmadan kurtulmak için Yunus suresinin 7. ayetinde geçen Allaha mülaki olmayı (ulaşmayı) dilemek gerektiği, aksi halde Yunus suresinin 8. ayetinde dilemeyenlerin gideceği yerin ateş olduğu açıklandığına göre, ülkemizdeki 72,5 milyon insanın ateşe gitmekten kurtulması için bu ayetleri milletimize açıklamanın zamanı gelmedi mi?

    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    Bu çok önemli konuyu açıklamanızı arzu ediyorum.
    Allah razı olsun.


    Benzer Konular

    - Diyanet İşleri Bakanlığı ile Diyanet Vakfı arasındaki fark nedir ?

    - 2012 Yılı Diyanet İşleri Uzmanlığı Sözlü Mesleki Yeterlik Sınavı İlanı Diyanet 40 Uzman Personel Ala

    - Sandalyede namaz kılmak (Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu)

    - İlk Diyanet İşleri Başkanı Kimdir ? Sırasıyla Diyanet İşleri Başkanları

    - Satanizm / Diyanet İşleri Başkanlığı

  3. 19.Mayıs.2010, 20:46
    2
    İsrâ
    İsrâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ekim.2009
    Üye No: 59972
    Mesaj Sayısı: 1,575
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: Diyanet İşleri Başkanımıza sual




    kardesim forum ile ülke tv ile ne alakasi var
    burdan canli yayinlara baglanti yok.


  4. 19.Mayıs.2010, 20:46
    2
    İsrâ



    kardesim forum ile ülke tv ile ne alakasi var
    burdan canli yayinlara baglanti yok.


  5. 12.Ekim.2010, 14:05
    3
    fenafillah
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2010
    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 62

    --->: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

    Konuya dair metin aşağıya eklendi:

    "Şu anda Ülke Tv de canlı yayında bulunan muhterem Diyanet İşleri Başkanımıza aşağıdaki sualimi yöneltmek istiyorum.

    1-Değerli Başkanım, Kur'anı okuma,anlama ve yaşamak gerektiği yönündeki açıklamanız çok önemli bir husustur.Bunun için sizi tebrik ediyoruz.Bu konuda diyanet olarak nasıl bir faaliyet içindesiniz.?

    2-Buna bağlı olarak ayetlerden gafil olmadan kurtulmak için Yunus suresinin 7. ayetinde geçen Allaha mülaki olmayı (ulaşmayı) dilemek gerektiği, aksi halde Yunus suresinin 8. ayetinde dilemeyenlerin gideceği yerin ateş olduğu açıklandığına göre, ülkemizdeki 72,5 milyon insanın ateşe gitmekten kurtulması için bu ayetleri milletimize açıklamanın zamanı gelmedi mi?

    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    Bu çok önemli konuyu açıklamanızı arzu ediyorum.
    Allah razı olsun. "

    Değerli başkanım;
    Yukarıdaki mesaj verileli yaklaşık 8 ay oluyor,aslında bu mesajın size ulaştırılmış olduğunu düşünüyorum.Sanırım cevabı biz göremedik, , sizden veya görevlendireceğiniz yetkillerden arzım, bu suale doyurucu bir cevabın buradan verilmesini bekliyoruz inş...

    Kaldı ki; sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL beyefendi bile bir vatandaşın talebine, sorusuna ve derdine anında ilgili ortamda cevap verme nezaketinde bulunuyorlar,

    Bu konuda en azından siznde bu lutfu bizden yani tüm ülkemiz insanı ve islam aleminden esirgemeyeceğinizden emin olmak istiyorum.Sizde bu güzelliğin var olduğunu yakınen tanıyan biri olarak bizzat gördüm.

    Allah razı olsun


  6. 12.Ekim.2010, 14:05
    3
    Emekli
    Konuya dair metin aşağıya eklendi:

    "Şu anda Ülke Tv de canlı yayında bulunan muhterem Diyanet İşleri Başkanımıza aşağıdaki sualimi yöneltmek istiyorum.

    1-Değerli Başkanım, Kur'anı okuma,anlama ve yaşamak gerektiği yönündeki açıklamanız çok önemli bir husustur.Bunun için sizi tebrik ediyoruz.Bu konuda diyanet olarak nasıl bir faaliyet içindesiniz.?

    2-Buna bağlı olarak ayetlerden gafil olmadan kurtulmak için Yunus suresinin 7. ayetinde geçen Allaha mülaki olmayı (ulaşmayı) dilemek gerektiği, aksi halde Yunus suresinin 8. ayetinde dilemeyenlerin gideceği yerin ateş olduğu açıklandığına göre, ülkemizdeki 72,5 milyon insanın ateşe gitmekten kurtulması için bu ayetleri milletimize açıklamanın zamanı gelmedi mi?

    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    Bu çok önemli konuyu açıklamanızı arzu ediyorum.
    Allah razı olsun. "

    Değerli başkanım;
    Yukarıdaki mesaj verileli yaklaşık 8 ay oluyor,aslında bu mesajın size ulaştırılmış olduğunu düşünüyorum.Sanırım cevabı biz göremedik, , sizden veya görevlendireceğiniz yetkillerden arzım, bu suale doyurucu bir cevabın buradan verilmesini bekliyoruz inş...

    Kaldı ki; sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL beyefendi bile bir vatandaşın talebine, sorusuna ve derdine anında ilgili ortamda cevap verme nezaketinde bulunuyorlar,

    Bu konuda en azından siznde bu lutfu bizden yani tüm ülkemiz insanı ve islam aleminden esirgemeyeceğinizden emin olmak istiyorum.Sizde bu güzelliğin var olduğunu yakınen tanıyan biri olarak bizzat gördüm.

    Allah razı olsun


  7. 12.Ekim.2010, 17:43
    4
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

    Alıntı
    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    kimsenin aklı yokmu herşeyi başkasımı öğretip yaptıracak illaki

    Kişi bunları araştırıp dinini kendisi istekle öğrenmiyorsa adam çıkıp bas bas bağırsın ne olacak?

    yapılsa iyi olmazmı? olur çok iyi olur ama diğer tarafda kalkıpda Yüce Allah'a bana öğretmediler ondan sana layık kul olamadımmı diyeceğiz?


    Efendimizi gönderdi Yüce kitabını gönderdi seçkin ve ve çok kıymetli evliyaları imamları v
    .s gönderdi?

    E bize düşende az gözümüzü açıp aklımızı kullanmak kimse müslüman olduğunu unutmamış
    .Dileyen öğrenir yukarda yazdığınız cümlelerde katılmıyorum size.



  8. 12.Ekim.2010, 17:43
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Bu yapılmaz ise; insanlar bu ayetlerden gafil olacaklar ve sonucunda gidecekleri yer ateş olursa,bunun vebali kima ait olacak.
    kimsenin aklı yokmu herşeyi başkasımı öğretip yaptıracak illaki

    Kişi bunları araştırıp dinini kendisi istekle öğrenmiyorsa adam çıkıp bas bas bağırsın ne olacak?

    yapılsa iyi olmazmı? olur çok iyi olur ama diğer tarafda kalkıpda Yüce Allah'a bana öğretmediler ondan sana layık kul olamadımmı diyeceğiz?


    Efendimizi gönderdi Yüce kitabını gönderdi seçkin ve ve çok kıymetli evliyaları imamları v
    .s gönderdi?

    E bize düşende az gözümüzü açıp aklımızı kullanmak kimse müslüman olduğunu unutmamış
    .Dileyen öğrenir yukarda yazdığınız cümlelerde katılmıyorum size.



  9. 05.Aralık.2010, 14:08
    5
    fenafillah
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2010
    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 62

    Yanıt: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

    Akıl ve İrade
    Allahû Tealâ Yûnus Suresinde şöyle buyuruyor:

    10/YÛNUS-99: Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne). Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
    10/YÛNUS-100: Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne). Ve Allah’ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü’min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.
    Âyet-i kerimede, Rabbimiz’in, eğer dileseydi herkesi mü’min kılabileceği belirtiliyor. Ama Allah insanlara serbest irade vermiş. Ve serbest irade sebebiyle Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin mü’min olması mümkün değil.
    Oluşan her olay ya Allah’ın takdiri, ya da Allah’ın müsaadesiyle gerçekleşir. Oluşan bir olay, ya Allah’ın takdirindedir, yani bu olayı Allah gerçekleştirmektedir. Ya da Allah’ın müsaadesinde, başkaları o olayı gerçekleştirmektedir.
    Yûnus Suresinin 100. âyet-i kerimesinde, Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin mü’min olamayacağı zikrediliyor. Yani bir kişinin mü’min olabilmesi kendi cüz’î iradesinin talebine bağlanmıştır. O kişi bizzat Allah’a ulaşmayı dilemelidir.
    Ve âyet-i kerimenin devamında Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: “Ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn: Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.”
    Burada aklın kullanılması bizzat iradenin Allah’ın emrine itaat etmesine bağlıdır. İradenin devreye girdiği her noktada akıl vardır. Aklın devreye girdiği her noktada irade kesinlikle vardır. Bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ hem iradeye, hem de akla atıfta bulunuyor.
    Hem iradenin hem de aklın kullanılması mutlak surette hidayetçinin devreye girmesine bağlıdır.
    2/BAKARA-38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”
    7/A'RÂF-35: Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar.
    “Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman Kim hidayetime tâbî olursa” yani kim Allah’a ulaşmayı diler ve mürşidine, hidayetçiye, Allah’ın resûlüne tâbî olursa, artık onlara korku yoktur, onlar mahzun olmazlar.
    Allahû Tealâ’nın, insan dışında serbest irade verdiği mâhluklar var mıdır?

    Allahû Tealâ cüz’î iradeyi sadece insanlara ve cinlere vermiştir. Allahû Tealâ 3 asıl ve 3 de karşıt olmak üzere 6 âlem yaratmıştır. Emr âleminde melekler vardır. Allahû Tealâ meleklere de irade vermiştir ama nefs ve ruh vermemiştir. Nefs olmadığı için bir nevî hepsi irade bağlanmasındadırlar. Melekler sadece Allah’ın emrini yerine getirirler. Ruhları olmadığı için melekler Allah’ın Zat’ına ulaşmazlar. Nefs olmadığı için hiçbir günahı işlemeleri söz konusu değildir. Günahı işlettiren nefstir. Dolayısıyla meleklerin hepsi Allah’ın emrine harfiyen itaat eden varlıklardır.
    Gayb âleminde cinler vardır. Cinlerde akıl, irade, nefs ve fizik beden vardır, ruh yoktur. Allahû Tealâ Âdem (A.S)’a ruh üfürdüğü zaman hem meleklere, hem cinlere: “Ona secde edin” diye emrediyor. Meleklere ve cinlere, insana secde etmeleri emri verilmesinin sebebi, onlarda ruh olmamasıdır. Allahû Tealâ Âdem (A.S)’a ruh vermiştir.

    Allah’a Ulaşmayı Dilemeyen Kişi Hayvanlardan Daha çok Dalâlettedir.
    Zahirî âlemde insanlar vardır. İnsanlarda, irade, nefs, fizik beden, ve ruh vardır. Dünya hayatında sadece ruh Allah’ın Zat’ına ulaşabilir. Zahirî âlemde insanların dışında hayvanlar vardır. Onların da fizik bedenleri, nefsleri vardır ama üfürülen ruhları yoktur. Hayvanlarda irade söz konusu değil. Yani kendi iradeleri ile bir emre itaat edemezler. Âyet-i kerimelerde Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyen “İnsanların hayvanlar gibi olduğunu” ifade buyuruyor. Hayvanların bir ruhu ve iradesi yok ki Allah’a ulaşmayı dilesin. Bu sebeple hayvanların İrşad kademesini görmeleri, işitmeleri ve idrak etmeleri mümkün değildir.

    7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.


    Hidayetçinin tebliğine muhatap olduktan sonra, aklını kullanarak, iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemeyen, Allah’ın kendisine üfürdüğü ruh sebebiyle bu dileğin sahibi olmayan kişiler akıllarını ve iradelerini kullanmamışlardır. Geriye nefs ve fizik beden kalıyor, sadece nefs ve fizik bedenlerini kullanmaktadırlar.
    Hayvanların da sadece nefs ve fizik bedenleri vardır. Bu tip insanları Allahû Tealâ âyet-i kerimede hayvanlarla mukayese ediyor. “Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da dalâlettedirler.” Çünkü Allah hayvanları sorumlu kılmamıştır.

    Hayvanlar bu dünya hayatı ile sınırlıdır, toprak olup gidecekler. İşte bu şekilde Allah’a bu dünya hayatında ulaşmayı dilemeyen insanlar da hayvanlar gibi toprak olmayı isteyecek. Ama olamayacaklar çünkü Allahû Tealâ onlara sorumluluk vermiştir.

    Yûnus Emre Hz.leri ne diyor: “Ölenler hayvan imiş, âşıklar ölmez.”Âşıklar Allah’a ulaşmayı dileyip, mürşidine tâbî olarak daimî zikre ulaşanlardır.

    Dînde Zorlama Yoktur, Âyetleri açıklamak, Nasihat Etmek Vardır.
    2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).Dînde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
    Allah’tan kopması mümkün olmayan urvet’ul vuskâ (sağlam kulb, mürşid) âyetleri tilavet ederek ruhun talebine uymamızı söyler. Ruhun talebine uyarak kim Allah’a ulaşmayı dilerse o tagutu inkar etmiştir. Tagutu inkar eden, Allah’tan kopmayan kulba, mürşide sarılır.Tagut insan şeytanlar, cin şeytanlardır. Tagut devamlı nefsin afetlerine, hastalıklarına tesir ederek aklı ikna etmeye çalışır ve nefsin talebine uymamızı emreder. Tagutun aklı ikna etmesi halinde kişi ruhun talebine değil nefsin talebine uyarak dünya hayatını diler. Böylece işlediği şerlerden dolayı kazandığı negatif dereceler sebebiyle gideceği yer cehennem olur.
    10 / YUNUS - 7 : İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

    10 / YUNUS - 8 : Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
    Allah razı olsun.


  10. 05.Aralık.2010, 14:08
    5
    Emekli
    Akıl ve İrade
    Allahû Tealâ Yûnus Suresinde şöyle buyuruyor:

    10/YÛNUS-99: Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne). Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
    10/YÛNUS-100: Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne). Ve Allah’ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü’min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.
    Âyet-i kerimede, Rabbimiz’in, eğer dileseydi herkesi mü’min kılabileceği belirtiliyor. Ama Allah insanlara serbest irade vermiş. Ve serbest irade sebebiyle Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin mü’min olması mümkün değil.
    Oluşan her olay ya Allah’ın takdiri, ya da Allah’ın müsaadesiyle gerçekleşir. Oluşan bir olay, ya Allah’ın takdirindedir, yani bu olayı Allah gerçekleştirmektedir. Ya da Allah’ın müsaadesinde, başkaları o olayı gerçekleştirmektedir.
    Yûnus Suresinin 100. âyet-i kerimesinde, Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin mü’min olamayacağı zikrediliyor. Yani bir kişinin mü’min olabilmesi kendi cüz’î iradesinin talebine bağlanmıştır. O kişi bizzat Allah’a ulaşmayı dilemelidir.
    Ve âyet-i kerimenin devamında Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: “Ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn: Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.”
    Burada aklın kullanılması bizzat iradenin Allah’ın emrine itaat etmesine bağlıdır. İradenin devreye girdiği her noktada akıl vardır. Aklın devreye girdiği her noktada irade kesinlikle vardır. Bu âyet-i kerimede Allahû Tealâ hem iradeye, hem de akla atıfta bulunuyor.
    Hem iradenin hem de aklın kullanılması mutlak surette hidayetçinin devreye girmesine bağlıdır.
    2/BAKARA-38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”
    7/A'RÂF-35: Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar.
    “Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman Kim hidayetime tâbî olursa” yani kim Allah’a ulaşmayı diler ve mürşidine, hidayetçiye, Allah’ın resûlüne tâbî olursa, artık onlara korku yoktur, onlar mahzun olmazlar.
    Allahû Tealâ’nın, insan dışında serbest irade verdiği mâhluklar var mıdır?

    Allahû Tealâ cüz’î iradeyi sadece insanlara ve cinlere vermiştir. Allahû Tealâ 3 asıl ve 3 de karşıt olmak üzere 6 âlem yaratmıştır. Emr âleminde melekler vardır. Allahû Tealâ meleklere de irade vermiştir ama nefs ve ruh vermemiştir. Nefs olmadığı için bir nevî hepsi irade bağlanmasındadırlar. Melekler sadece Allah’ın emrini yerine getirirler. Ruhları olmadığı için melekler Allah’ın Zat’ına ulaşmazlar. Nefs olmadığı için hiçbir günahı işlemeleri söz konusu değildir. Günahı işlettiren nefstir. Dolayısıyla meleklerin hepsi Allah’ın emrine harfiyen itaat eden varlıklardır.
    Gayb âleminde cinler vardır. Cinlerde akıl, irade, nefs ve fizik beden vardır, ruh yoktur. Allahû Tealâ Âdem (A.S)’a ruh üfürdüğü zaman hem meleklere, hem cinlere: “Ona secde edin” diye emrediyor. Meleklere ve cinlere, insana secde etmeleri emri verilmesinin sebebi, onlarda ruh olmamasıdır. Allahû Tealâ Âdem (A.S)’a ruh vermiştir.

    Allah’a Ulaşmayı Dilemeyen Kişi Hayvanlardan Daha çok Dalâlettedir.
    Zahirî âlemde insanlar vardır. İnsanlarda, irade, nefs, fizik beden, ve ruh vardır. Dünya hayatında sadece ruh Allah’ın Zat’ına ulaşabilir. Zahirî âlemde insanların dışında hayvanlar vardır. Onların da fizik bedenleri, nefsleri vardır ama üfürülen ruhları yoktur. Hayvanlarda irade söz konusu değil. Yani kendi iradeleri ile bir emre itaat edemezler. Âyet-i kerimelerde Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyen “İnsanların hayvanlar gibi olduğunu” ifade buyuruyor. Hayvanların bir ruhu ve iradesi yok ki Allah’a ulaşmayı dilesin. Bu sebeple hayvanların İrşad kademesini görmeleri, işitmeleri ve idrak etmeleri mümkün değildir.

    7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.


    Hidayetçinin tebliğine muhatap olduktan sonra, aklını kullanarak, iradesiyle Allah’a ulaşmayı dilemeyen, Allah’ın kendisine üfürdüğü ruh sebebiyle bu dileğin sahibi olmayan kişiler akıllarını ve iradelerini kullanmamışlardır. Geriye nefs ve fizik beden kalıyor, sadece nefs ve fizik bedenlerini kullanmaktadırlar.
    Hayvanların da sadece nefs ve fizik bedenleri vardır. Bu tip insanları Allahû Tealâ âyet-i kerimede hayvanlarla mukayese ediyor. “Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da dalâlettedirler.” Çünkü Allah hayvanları sorumlu kılmamıştır.

    Hayvanlar bu dünya hayatı ile sınırlıdır, toprak olup gidecekler. İşte bu şekilde Allah’a bu dünya hayatında ulaşmayı dilemeyen insanlar da hayvanlar gibi toprak olmayı isteyecek. Ama olamayacaklar çünkü Allahû Tealâ onlara sorumluluk vermiştir.

    Yûnus Emre Hz.leri ne diyor: “Ölenler hayvan imiş, âşıklar ölmez.”Âşıklar Allah’a ulaşmayı dileyip, mürşidine tâbî olarak daimî zikre ulaşanlardır.

    Dînde Zorlama Yoktur, Âyetleri açıklamak, Nasihat Etmek Vardır.
    2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).Dînde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
    Allah’tan kopması mümkün olmayan urvet’ul vuskâ (sağlam kulb, mürşid) âyetleri tilavet ederek ruhun talebine uymamızı söyler. Ruhun talebine uyarak kim Allah’a ulaşmayı dilerse o tagutu inkar etmiştir. Tagutu inkar eden, Allah’tan kopmayan kulba, mürşide sarılır.Tagut insan şeytanlar, cin şeytanlardır. Tagut devamlı nefsin afetlerine, hastalıklarına tesir ederek aklı ikna etmeye çalışır ve nefsin talebine uymamızı emreder. Tagutun aklı ikna etmesi halinde kişi ruhun talebine değil nefsin talebine uyarak dünya hayatını diler. Böylece işlediği şerlerden dolayı kazandığı negatif dereceler sebebiyle gideceği yer cehennem olur.
    10 / YUNUS - 7 : İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

    10 / YUNUS - 8 : Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
    Allah razı olsun.


  11. 06.Aralık.2010, 15:35
    6
    lale66
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Kasım.2010
    Üye No: 80850
    Mesaj Sayısı: 8
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 26
    Bulunduğu yer: Holland

    Yanıt: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

    Allah razi olsun kardesim. Rabbim herkeze Hidayet nasip etsin.


  12. 06.Aralık.2010, 15:35
    6
    lale66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razi olsun kardesim. Rabbim herkeze Hidayet nasip etsin.


  13. 13.Aralık.2010, 16:32
    7
    fenafillah
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Mart.2010
    Üye No: 74090
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 62

    Yanıt: Diyanet İşleri Başkanımıza sual

    lale66 dan alıntı "Allah razi olsun kardesim. Rabbim herkeze Hidayet nasip etsin."

    Esavrvb.

    Amin inş..kardeşim Allah sizlerden da razı olsun


  14. 13.Aralık.2010, 16:32
    7
    Emekli
    lale66 dan alıntı "Allah razi olsun kardesim. Rabbim herkeze Hidayet nasip etsin."

    Esavrvb.

    Amin inş..kardeşim Allah sizlerden da razı olsun





+ Yorum Gönder