Konusunu Oylayın.: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?
  1. 23.Aralık.2009, 22:45
    1
    Murad AZERI
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2009
    Üye No: 46549
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: AZERBAYCAN,BAKI

    İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?






    İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi? Mumsema salam aleykum... ben bilmek isterdim islamda tevessul varmidir yani peygamber s.a.s. hatirine ve melum evliyalar hatirine Allahdan bir sey istemek olarmi..? bu tur yapmak Tevhide zidd deilmi..? bir ehli-sunnet ehli olaraq pirlere,turbelere gedib orda uyuyanin hatirina Allahdan bir sey istemek olarmi..? onceden tesekkurler.


  2. 23.Aralık.2009, 22:45
    1
    Devamlı Üye



    salam aleykum... ben bilmek isterdim islamda tevessul varmidir yani peygamber s.a.s. hatirine ve melum evliyalar hatirine Allahdan bir sey istemek olarmi..? bu tur yapmak Tevhide zidd deilmi..? bir ehli-sunnet ehli olaraq pirlere,turbelere gedib orda uyuyanin hatirina Allahdan bir sey istemek olarmi..? onceden tesekkurler.


    Benzer Konular

    - İslamda tarikat var mıdır? Dönerek zıplayarak zikir çekmek var mıdır?

    - Tevhide İman ve İnfak

    - 70 bin kelime i tevhide nasıl başlanır?

    - İsa’nın tevhide çağırması ile ilgili ayetler

    - Kelimei tevhide başladım lakin aralıklarla fırsat buldukça okuyorum yarım bırakmış...

  3. 23.Aralık.2009, 22:49
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: ıslamda Tevessul Varmıdır Tevhıde Zıdd Deılmı ..?




    Alıntı
    salam aleykum... ben bilmek isterdim islamda tevessul varmidir yani peygamber s.a.s. hatirine ve melum evliyalar hatirine Allahdan bir sey istemek olarmi..? bu tur yapmak Tevhide zidd deilmi..? bir ehli-sunnet ehli olaraq pirlere,turbelere gedim orda uyuyanin hatirina Allahdan bir sey istemek olarmi..? onceden tesekkurler.
    ve aleykumusselam ve rahmetullah. konuya cevap için tıkla: Vesile - Mumsema islam Arsivi


  4. 23.Aralık.2009, 22:49
    2
    Moderatör



    Alıntı
    salam aleykum... ben bilmek isterdim islamda tevessul varmidir yani peygamber s.a.s. hatirine ve melum evliyalar hatirine Allahdan bir sey istemek olarmi..? bu tur yapmak Tevhide zidd deilmi..? bir ehli-sunnet ehli olaraq pirlere,turbelere gedim orda uyuyanin hatirina Allahdan bir sey istemek olarmi..? onceden tesekkurler.
    ve aleykumusselam ve rahmetullah. konuya cevap için tıkla: Vesile - Mumsema islam Arsivi


  5. 23.Aralık.2009, 22:52
    3
    mematii
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Aralık.2008
    Üye No: 43562
    Mesaj Sayısı: 387
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: ıslamda Tevessul Varmıdır Tevhıde Zıdd Deılmı ..?

    TEVESSÜL VE VESİLE


    Tevessül, daha çok tasavvuf çevrelerinde uygulanmakta, ve bazılarınca tenkid edilmektedir. Şunu hatırlatalım ki; doğrunun tesbiti, yanlışın terkedilmesi için yapılan her tenkid faydalıdır. Fakat tenkid eden haddi aşınca, doğru ile yanlış biribirine karışır, cahil olanlar da doğruyu şaşırır...

    Tevessülü tenkid edenler, gerçek sahih ilme göre hareket etmezlerse haddi aşar, vebale girerler. Çünkü tevessüle başvuranlar arasında ilim ve takvalarıyla meşhur alimler, irşadıyla bir çok insanı Hakk’a sevk eden arifler mevcuttur. Gerçek tevhide ulaşmak için canını ve malını feda eden bu şerefli kitleyi rabıta ve tevessül yapıyorlar diye şirkle suçlamak az bir şey değildir. Tenkid edilen ve şirkle suçlanan kimse, en azından ömrü boyunca beş vakit namazını kılan bir mümindir. Böyle olunca iş ciddi, tehlike büyüktür. Çünkü, Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah (A.S.) Efendimizin uyardığı gibi; bir kimseye kafir, müşrik, münafık veya fasık demek, sözde kalmaz, hüküm iki taraftan birisine ait olur. Karşı tarafta söylenen durum yoksa, söz sahibine döner.

    Verilen her hükümde adaletli olmak şarttır. Adalet, nefsimiz istemese de hakkı söylemek ve herkese hakkını vermektir. Biz tevessül ve vesile konusunda orta yolu tanıtmaya çalışacağız.

    Vesile Nedir?

    Vesile, kelime olarak, derece, yakınlık, başkasına yaklaşmak için vasıta kılınan şey, şefaat, vuslat manalarına gelir. “Falan şunu Allah’a vesile etti” demek, kendisini Allah’a yaklaştıracak ameli yaptı demektir. Ayrıca vesile, cennette yüksek bir derecenin ve Rasulullah (A.S.) Efendimiz şefaatının adıdır. Tevessül ise bir amel vasıtası ile maksada yaklaşmak ve ulaşmaya çalışmaktır. (İbn. Manzur) Bir çok müfessir, tevessülü bizzat yakınlaşmak ve yakın olmaya sebep olacak şeyleri aramak şeklinde tefsir etmişlerdir. (İbn. Kesir, Kurtubî, Alusî)

    Kısaca tevessül şudur: Bir kimse sıkıntı içindedir. Derdini Allahu Tealâ’ya arzetmek ister, ancak nefsini kusurlu bulur. Kibirini kırar, tevazu gösterir, duasının kabulü için Allah katında kıymetli kabul ettiği bir şahsı veya ameli anar ve mesela şöyle diyebilir : “Allah’ım! Şu kâmil zatın hatırına veya şu salih amelin bereketine sıkıntımı gidermeni, isteğimi nasib etmeni istiyorum”

    Vesilenin Şartları

    Yukarıda tarif edilen caiz olan vesilede üç taraf vardır:

    Tevessülle kendisinden bir şey istenen zat. Bu Allahu Tealâ’dır. İstenen şeyin asıl yaratıcısı ve dilerse ikram edecek olanı O’dur.

    Tevessül eden kimse. Bu, Allahu Tealâ’nın yakınlığını arzulayan, bir hayra ulaşmak veya bir sıkıntıdan kurtulmak isteyen kuldur.

    İsteğine ulaşmak için vesile yapılan, aracı kılınan şeyler. Bunlar, kulun kendisi ile Allahu Tealâ’ya yakınlık sağladığı, duasının kabulüne vesile yaptığı salih ameller veya şerefli şahıslardır.

    Yapılan tevessülün fayda vermesi ve kulun ihtiyacının giderilmesi için şu şartların bulunması gerekir:

    Allahu Tealâ’ya vesile arayan kimsenin, vesileye inanması gerekir. Vesileye inanmayan veya ona şüphe ile bakan kimse, bir fayda görmez.

    Kendisi ile Allah’a yaklaşmak için tevessül edilen amelin, Allahu Tealâ’nın meşru kıldığı ve teşvik ettiği bir amel olması gerekir. İman, zikir, tevbe, gözyaşı, dua, sadaka, ihlas, namaz, Allah için sevgi, fakirleri sevindirmek gibi.

    Bu salih amelin, Allah Rasûlünün (A.S.) öğrettiği şekilde Allah’a yakınlık için yapılması gerekir.

    Vesile edilen şahsın, Allah katında bir itibarı, kıymeti, nazı ve niyazı olması gerekir. Allah düşmanları, açıkça günahkâr olanlar ve gafiller ile Allah’ın rahmetine ulaşılmaz.

    Buna göre, bid’at ve haram olan amellerle vesile gerçekleşmez. Salih olmayan kimselerle Allah’a yakınlık sağlanamaz. Yukarıda arzettiğimiz şartları taşıyan her vesile bütün zaman ve mekanlarda caizdir, faydalıdır.

    Kur’an’da Vesile

    Allahu Tealâ, kulun dünyada ızdıraptan, ahirette azaptan kurtuluşu için şu yolu göstermiştir:

    “Ey müminler! Allah’tan korkun ve O’na (yaklaşmaya, sevilmeye) vesile arayın; O’nun yolunda cihad ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide/35)

    Kulu Allah’a yaklaştıracak vesilelerin başında iman, Kur’an, ihlas ve salih ameller gelir. Salih amellerin başında farzlar yer alır. Allah için sevmek, Allah’ın dostlarını sevmek ve onların meclisine girmek, dualarına ortak olmak, ilahi rahmeti çekmek için en büyük sebeplerden birisidir. Müfessir İsmail Hakkı Bursevi (Rh.A.), gerçek alimleri ve kâmil mürşidleri insanı Allah’a yaklaştıran vesileler içinde saymıştır.

    Büyük alimlerimizden İmam Savî (Rh.A.), vesile hakkında şu açıklamayı yapıyor:

    “Kişiyi Allah’a yaklaştıran her şey, ayette bahsi geçen vesileye dahildir. Nebileri ve velileri sevmek, Allah dostlarını ziyaret etmek, Allah yolunda infakta bulunmak, bol bol dua etmek, akraba hukukunu gözetmek, Allah’ı çokça zikretmek ve benzeri şeyler bunlardandır.

    Buna göre ayetin manası: sizi Allah’a yaklaştıran her şeye yapışınız, O’ndan uzaklaştıran her şeyi de terkediniz demek olur. Durum böyle olunca müslümanların, Allah dostlarını ziyaret etmelerini yanlış görüp bunun Allah’tan başkasına bir ibadet olduğunu zannederek onları küfür ve şirk ile suçlamak, apaçık bir sapıklık ve perişanlıktır. Hayır, gerçek onların dediği gibi değildir. Allah dostlarını ziyaret ve onlara muhabbet beslemek, Rasulullah (A.S.) Efendimizin: ‘Allah için sevmeyenin imanı yoktur’ buyurduğu Allah muhabbetine ve Allahu Tealâ’nın ‘O’na vesile arayın buyurduğu vesileye girmektir’ (Haşiye, II/182)

    Meşhur Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır (Rh.A) da, bu ayetin tefsirinde, insanın sırf imanla yetinmeyip, Allahu Tealâ’ya yaklaştıran sebeplere ciddi olarak sarılması gerektiğini belirtmiştir. (Hak Dini, III/233-234)

    Tevessül Neden Şirk Değil?

    Kâmil velileri vesile edenler, onların Allah’ın kulu olduğunu biliyorlar. Onları Allah’a ortak ve yardımcı görmüyorlar. Onlarda Allah’a ait yetkilerin olduğunu söylemiyorlar. Sadece, onlardaki ihlas, takva ve salih amellere itibar ediyorlar. Onların bu takva ile ilahi huzurda kabul gördüklerini, naz ve niyaz makamında bulunduklarını, dualarının kabul edildiğini, Allahu Tealâ’nın onlardan razı olduğunu düşünüyorlar. Bu halleriyle onların:

    “Ben, farz ve nafilelerle bana yaklaşan kulumu sevince, onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse onu verir, bana sığınırsa kendisini korurum, onu özel himayeme alırım.” (Buhari, İbnu Mâce) kudsi hadisindeki iltifat ve ikrama ulaştıklarına inanıyorlar. Bunun için onların isimlerini dualarına ekliyor, güzel sıfatlarını isteklerinin ilahi huzurda kabulüne destek yapıyorlar. Yoksa onlar, Allahu Tealâ’dan istenecek bir şeyi velilerden istemiyorlar.

    Salihleri vesile yapıp Allahu Tealâ’dan bir şey istemeyi tenkid edenler, bunun her namazda Fatiha suresinde okunan “Allahım! Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım isteriz” mealindeki ayetlere ters düştüğünü söylüyorlar. Halbuki bu ayetlerde, Allah’tan bir şey isterken içimizdeki salihlerin zikredilmesine red değil, açıkça bir işaret vardır. Çünkü, ayette “sadece senden isterim” denmiyor, “isteriz” deniyor. Ayeti okuyan kimse yalnız da olsa, “ben” değil “biz” ifadesini kullanıyor. Bununla kul, kendini aciz görüp tevazuya bürünür ve şöyle demek ister: “Allahım! Bizler topluca sana yöneldik; ancak sana kulluk ediyor; sadece senden yardım istiyoruz. Ben senin huzurunda tek başıma bir şey taleb etmeye ehil ve layık değilim. İçimizde gerçek kulluk yapan ve duasında samimi olan salihlerle birlikte senden istiyorum. Benim isteğimi onların duasına kat, kabul eyle”

    Allah dostlarını, basit dünya işleri için vesile etmek güzel değildir. Onların adını ve şanını, nefsimizi değil, Rabbimizi razı etmek için kullanmalıyız. Ariflerin vasıtası ile dünyamızı değil, ahiretimizi mamur etmeliyiz. Eğer kibirimizi kırar da Allah’a giden yolda o saadetli büyükleri terbiyemizde rehber, dualarımızda vesile edersek inşaallah maksadımıza ulaşırız.



    Dr. Dilaver SELVİ
    SEMERKAND


  6. 23.Aralık.2009, 22:52
    3
    mematii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    TEVESSÜL VE VESİLE


    Tevessül, daha çok tasavvuf çevrelerinde uygulanmakta, ve bazılarınca tenkid edilmektedir. Şunu hatırlatalım ki; doğrunun tesbiti, yanlışın terkedilmesi için yapılan her tenkid faydalıdır. Fakat tenkid eden haddi aşınca, doğru ile yanlış biribirine karışır, cahil olanlar da doğruyu şaşırır...

    Tevessülü tenkid edenler, gerçek sahih ilme göre hareket etmezlerse haddi aşar, vebale girerler. Çünkü tevessüle başvuranlar arasında ilim ve takvalarıyla meşhur alimler, irşadıyla bir çok insanı Hakk’a sevk eden arifler mevcuttur. Gerçek tevhide ulaşmak için canını ve malını feda eden bu şerefli kitleyi rabıta ve tevessül yapıyorlar diye şirkle suçlamak az bir şey değildir. Tenkid edilen ve şirkle suçlanan kimse, en azından ömrü boyunca beş vakit namazını kılan bir mümindir. Böyle olunca iş ciddi, tehlike büyüktür. Çünkü, Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah (A.S.) Efendimizin uyardığı gibi; bir kimseye kafir, müşrik, münafık veya fasık demek, sözde kalmaz, hüküm iki taraftan birisine ait olur. Karşı tarafta söylenen durum yoksa, söz sahibine döner.

    Verilen her hükümde adaletli olmak şarttır. Adalet, nefsimiz istemese de hakkı söylemek ve herkese hakkını vermektir. Biz tevessül ve vesile konusunda orta yolu tanıtmaya çalışacağız.

    Vesile Nedir?

    Vesile, kelime olarak, derece, yakınlık, başkasına yaklaşmak için vasıta kılınan şey, şefaat, vuslat manalarına gelir. “Falan şunu Allah’a vesile etti” demek, kendisini Allah’a yaklaştıracak ameli yaptı demektir. Ayrıca vesile, cennette yüksek bir derecenin ve Rasulullah (A.S.) Efendimiz şefaatının adıdır. Tevessül ise bir amel vasıtası ile maksada yaklaşmak ve ulaşmaya çalışmaktır. (İbn. Manzur) Bir çok müfessir, tevessülü bizzat yakınlaşmak ve yakın olmaya sebep olacak şeyleri aramak şeklinde tefsir etmişlerdir. (İbn. Kesir, Kurtubî, Alusî)

    Kısaca tevessül şudur: Bir kimse sıkıntı içindedir. Derdini Allahu Tealâ’ya arzetmek ister, ancak nefsini kusurlu bulur. Kibirini kırar, tevazu gösterir, duasının kabulü için Allah katında kıymetli kabul ettiği bir şahsı veya ameli anar ve mesela şöyle diyebilir : “Allah’ım! Şu kâmil zatın hatırına veya şu salih amelin bereketine sıkıntımı gidermeni, isteğimi nasib etmeni istiyorum”

    Vesilenin Şartları

    Yukarıda tarif edilen caiz olan vesilede üç taraf vardır:

    Tevessülle kendisinden bir şey istenen zat. Bu Allahu Tealâ’dır. İstenen şeyin asıl yaratıcısı ve dilerse ikram edecek olanı O’dur.

    Tevessül eden kimse. Bu, Allahu Tealâ’nın yakınlığını arzulayan, bir hayra ulaşmak veya bir sıkıntıdan kurtulmak isteyen kuldur.

    İsteğine ulaşmak için vesile yapılan, aracı kılınan şeyler. Bunlar, kulun kendisi ile Allahu Tealâ’ya yakınlık sağladığı, duasının kabulüne vesile yaptığı salih ameller veya şerefli şahıslardır.

    Yapılan tevessülün fayda vermesi ve kulun ihtiyacının giderilmesi için şu şartların bulunması gerekir:

    Allahu Tealâ’ya vesile arayan kimsenin, vesileye inanması gerekir. Vesileye inanmayan veya ona şüphe ile bakan kimse, bir fayda görmez.

    Kendisi ile Allah’a yaklaşmak için tevessül edilen amelin, Allahu Tealâ’nın meşru kıldığı ve teşvik ettiği bir amel olması gerekir. İman, zikir, tevbe, gözyaşı, dua, sadaka, ihlas, namaz, Allah için sevgi, fakirleri sevindirmek gibi.

    Bu salih amelin, Allah Rasûlünün (A.S.) öğrettiği şekilde Allah’a yakınlık için yapılması gerekir.

    Vesile edilen şahsın, Allah katında bir itibarı, kıymeti, nazı ve niyazı olması gerekir. Allah düşmanları, açıkça günahkâr olanlar ve gafiller ile Allah’ın rahmetine ulaşılmaz.

    Buna göre, bid’at ve haram olan amellerle vesile gerçekleşmez. Salih olmayan kimselerle Allah’a yakınlık sağlanamaz. Yukarıda arzettiğimiz şartları taşıyan her vesile bütün zaman ve mekanlarda caizdir, faydalıdır.

    Kur’an’da Vesile

    Allahu Tealâ, kulun dünyada ızdıraptan, ahirette azaptan kurtuluşu için şu yolu göstermiştir:

    “Ey müminler! Allah’tan korkun ve O’na (yaklaşmaya, sevilmeye) vesile arayın; O’nun yolunda cihad ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide/35)

    Kulu Allah’a yaklaştıracak vesilelerin başında iman, Kur’an, ihlas ve salih ameller gelir. Salih amellerin başında farzlar yer alır. Allah için sevmek, Allah’ın dostlarını sevmek ve onların meclisine girmek, dualarına ortak olmak, ilahi rahmeti çekmek için en büyük sebeplerden birisidir. Müfessir İsmail Hakkı Bursevi (Rh.A.), gerçek alimleri ve kâmil mürşidleri insanı Allah’a yaklaştıran vesileler içinde saymıştır.

    Büyük alimlerimizden İmam Savî (Rh.A.), vesile hakkında şu açıklamayı yapıyor:

    “Kişiyi Allah’a yaklaştıran her şey, ayette bahsi geçen vesileye dahildir. Nebileri ve velileri sevmek, Allah dostlarını ziyaret etmek, Allah yolunda infakta bulunmak, bol bol dua etmek, akraba hukukunu gözetmek, Allah’ı çokça zikretmek ve benzeri şeyler bunlardandır.

    Buna göre ayetin manası: sizi Allah’a yaklaştıran her şeye yapışınız, O’ndan uzaklaştıran her şeyi de terkediniz demek olur. Durum böyle olunca müslümanların, Allah dostlarını ziyaret etmelerini yanlış görüp bunun Allah’tan başkasına bir ibadet olduğunu zannederek onları küfür ve şirk ile suçlamak, apaçık bir sapıklık ve perişanlıktır. Hayır, gerçek onların dediği gibi değildir. Allah dostlarını ziyaret ve onlara muhabbet beslemek, Rasulullah (A.S.) Efendimizin: ‘Allah için sevmeyenin imanı yoktur’ buyurduğu Allah muhabbetine ve Allahu Tealâ’nın ‘O’na vesile arayın buyurduğu vesileye girmektir’ (Haşiye, II/182)

    Meşhur Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır (Rh.A) da, bu ayetin tefsirinde, insanın sırf imanla yetinmeyip, Allahu Tealâ’ya yaklaştıran sebeplere ciddi olarak sarılması gerektiğini belirtmiştir. (Hak Dini, III/233-234)

    Tevessül Neden Şirk Değil?

    Kâmil velileri vesile edenler, onların Allah’ın kulu olduğunu biliyorlar. Onları Allah’a ortak ve yardımcı görmüyorlar. Onlarda Allah’a ait yetkilerin olduğunu söylemiyorlar. Sadece, onlardaki ihlas, takva ve salih amellere itibar ediyorlar. Onların bu takva ile ilahi huzurda kabul gördüklerini, naz ve niyaz makamında bulunduklarını, dualarının kabul edildiğini, Allahu Tealâ’nın onlardan razı olduğunu düşünüyorlar. Bu halleriyle onların:

    “Ben, farz ve nafilelerle bana yaklaşan kulumu sevince, onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse onu verir, bana sığınırsa kendisini korurum, onu özel himayeme alırım.” (Buhari, İbnu Mâce) kudsi hadisindeki iltifat ve ikrama ulaştıklarına inanıyorlar. Bunun için onların isimlerini dualarına ekliyor, güzel sıfatlarını isteklerinin ilahi huzurda kabulüne destek yapıyorlar. Yoksa onlar, Allahu Tealâ’dan istenecek bir şeyi velilerden istemiyorlar.

    Salihleri vesile yapıp Allahu Tealâ’dan bir şey istemeyi tenkid edenler, bunun her namazda Fatiha suresinde okunan “Allahım! Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım isteriz” mealindeki ayetlere ters düştüğünü söylüyorlar. Halbuki bu ayetlerde, Allah’tan bir şey isterken içimizdeki salihlerin zikredilmesine red değil, açıkça bir işaret vardır. Çünkü, ayette “sadece senden isterim” denmiyor, “isteriz” deniyor. Ayeti okuyan kimse yalnız da olsa, “ben” değil “biz” ifadesini kullanıyor. Bununla kul, kendini aciz görüp tevazuya bürünür ve şöyle demek ister: “Allahım! Bizler topluca sana yöneldik; ancak sana kulluk ediyor; sadece senden yardım istiyoruz. Ben senin huzurunda tek başıma bir şey taleb etmeye ehil ve layık değilim. İçimizde gerçek kulluk yapan ve duasında samimi olan salihlerle birlikte senden istiyorum. Benim isteğimi onların duasına kat, kabul eyle”

    Allah dostlarını, basit dünya işleri için vesile etmek güzel değildir. Onların adını ve şanını, nefsimizi değil, Rabbimizi razı etmek için kullanmalıyız. Ariflerin vasıtası ile dünyamızı değil, ahiretimizi mamur etmeliyiz. Eğer kibirimizi kırar da Allah’a giden yolda o saadetli büyükleri terbiyemizde rehber, dualarımızda vesile edersek inşaallah maksadımıza ulaşırız.



    Dr. Dilaver SELVİ
    SEMERKAND


  7. 23.Aralık.2009, 23:01
    4
    Murad AZERI
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2009
    Üye No: 46549
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: AZERBAYCAN,BAKI

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    ben su konuda cok zor durumdayim hatta bazi ehli suune kardeshlerdem sordum onlar olmaz dediler ve bunun tevhide zidd oldugunu soyleyerek dedilerki biz yalniz Allaha ibadet edir ve yalniz ondan dileyirik Fatihe suresi....evliyalarin kabirleri butlarla bir tutula bilirmi..? bildigime gore islamdan once misrikler butlar vasitasi ile Allaha yalvarmaqdadiydilar...


  8. 23.Aralık.2009, 23:01
    4
    Devamlı Üye
    ben su konuda cok zor durumdayim hatta bazi ehli suune kardeshlerdem sordum onlar olmaz dediler ve bunun tevhide zidd oldugunu soyleyerek dedilerki biz yalniz Allaha ibadet edir ve yalniz ondan dileyirik Fatihe suresi....evliyalarin kabirleri butlarla bir tutula bilirmi..? bildigime gore islamdan once misrikler butlar vasitasi ile Allaha yalvarmaqdadiydilar...


  9. 23.Aralık.2009, 23:03
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Alıntı
    Salihleri vesile yapıp Allahu Tealâ’dan bir şey istemeyi tenkid edenler, bunun her namazda Fatiha suresinde okunan “Allahım! Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım isteriz” mealindeki ayetlere ters düştüğünü söylüyorlar. Halbuki bu ayetlerde, Allah’tan bir şey isterken içimizdeki salihlerin zikredilmesine red değil, açıkça bir işaret vardır. Çünkü, ayette “sadece senden isterim” denmiyor, “isteriz” deniyor. Ayeti okuyan kimse yalnız da olsa, “ben” değil “biz” ifadesini kullanıyor. Bununla kul, kendini aciz görüp tevazuya bürünür ve şöyle demek ister: “Allahım! Bizler topluca sana yöneldik; ancak sana kulluk ediyor; sadece senden yardım istiyoruz. Ben senin huzurunda tek başıma bir şey taleb etmeye ehil ve layık değilim. İçimizde gerçek kulluk yapan ve duasında samimi olan salihlerle birlikte senden istiyorum. Benim isteğimi onların duasına kat, kabul eyle”
    Makaleyi okudum. makalede vurgulanmak istenen "salijh kişi hatırına" demenin sakıncası olmadığı konusundadır. buna diyecek bir şey yok zaten.
    ama alıntı yaptığım yerde önemli bir problem var. hiçbir müfessir bu şekilde açıklamammış.
    Dilaver selvi fatiha süresi ayetinde hata yapmış. Allah affetsin.
    Alıntı
    ben su konuda cok zor durumdayim hatta bazi ehli suune kardeshlerdem sordum onlar olmaz dediler ve bunun tevhide zidd oldugunu soyleyerek dedilerki biz yalniz Allaha ibadet edir ve yalniz ondan dileyirik Fatihe suresi....evliyalarin kabirleri butlarla bir tutula bilirmi..? bildigime gore islamdan once misrikler butlar vasitasi ile Allaha yalvarmaqdadiydilar...
    kardeş direk hiç kimseden/hiç bir kuldan istenmez zaten ama falan kişinin hatırına demekte sakınca yoktur.


  10. 23.Aralık.2009, 23:03
    5
    Moderatör
    Alıntı
    Salihleri vesile yapıp Allahu Tealâ’dan bir şey istemeyi tenkid edenler, bunun her namazda Fatiha suresinde okunan “Allahım! Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım isteriz” mealindeki ayetlere ters düştüğünü söylüyorlar. Halbuki bu ayetlerde, Allah’tan bir şey isterken içimizdeki salihlerin zikredilmesine red değil, açıkça bir işaret vardır. Çünkü, ayette “sadece senden isterim” denmiyor, “isteriz” deniyor. Ayeti okuyan kimse yalnız da olsa, “ben” değil “biz” ifadesini kullanıyor. Bununla kul, kendini aciz görüp tevazuya bürünür ve şöyle demek ister: “Allahım! Bizler topluca sana yöneldik; ancak sana kulluk ediyor; sadece senden yardım istiyoruz. Ben senin huzurunda tek başıma bir şey taleb etmeye ehil ve layık değilim. İçimizde gerçek kulluk yapan ve duasında samimi olan salihlerle birlikte senden istiyorum. Benim isteğimi onların duasına kat, kabul eyle”
    Makaleyi okudum. makalede vurgulanmak istenen "salijh kişi hatırına" demenin sakıncası olmadığı konusundadır. buna diyecek bir şey yok zaten.
    ama alıntı yaptığım yerde önemli bir problem var. hiçbir müfessir bu şekilde açıklamammış.
    Dilaver selvi fatiha süresi ayetinde hata yapmış. Allah affetsin.
    Alıntı
    ben su konuda cok zor durumdayim hatta bazi ehli suune kardeshlerdem sordum onlar olmaz dediler ve bunun tevhide zidd oldugunu soyleyerek dedilerki biz yalniz Allaha ibadet edir ve yalniz ondan dileyirik Fatihe suresi....evliyalarin kabirleri butlarla bir tutula bilirmi..? bildigime gore islamdan once misrikler butlar vasitasi ile Allaha yalvarmaqdadiydilar...
    kardeş direk hiç kimseden/hiç bir kuldan istenmez zaten ama falan kişinin hatırına demekte sakınca yoktur.


  11. 23.Aralık.2009, 23:13
    6
    mematii
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Aralık.2008
    Üye No: 43562
    Mesaj Sayısı: 387
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Biz Dilaver Selvi hocanın Fatiha suresindeki açıklamalarını gayet yerinde ve isabetli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Dilaver Selvi hoca, sahasında uzman bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    mum kardeş; Adamın biri ALLAH demiş suyun üzerinde yürümüş, diğeri de ALLAH demiş ama suyun dibine batmış. Dualar aynı olsa bile, her okuyanın ağzında farklı hal alıyor..


  12. 23.Aralık.2009, 23:13
    6
    mematii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Biz Dilaver Selvi hocanın Fatiha suresindeki açıklamalarını gayet yerinde ve isabetli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Dilaver Selvi hoca, sahasında uzman bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    mum kardeş; Adamın biri ALLAH demiş suyun üzerinde yürümüş, diğeri de ALLAH demiş ama suyun dibine batmış. Dualar aynı olsa bile, her okuyanın ağzında farklı hal alıyor..


  13. 23.Aralık.2009, 23:14
    7
    Murad AZERI
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2009
    Üye No: 46549
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: AZERBAYCAN,BAKI

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Dogrusun Allah Bılır ! Ben Maıde 35 Ayetı Boyle Anlayamıyorum Mademkı Allah Buyuruyor Kı Cıhad Edın Yanı Cıhad Ederek Allah Yaklashın Ve Yaklashma Yollarından Bırıde Shu...salam Aleykum Ve Rahmetullah Ve Bereketuhu !


  14. 23.Aralık.2009, 23:14
    7
    Devamlı Üye
    Dogrusun Allah Bılır ! Ben Maıde 35 Ayetı Boyle Anlayamıyorum Mademkı Allah Buyuruyor Kı Cıhad Edın Yanı Cıhad Ederek Allah Yaklashın Ve Yaklashma Yollarından Bırıde Shu...salam Aleykum Ve Rahmetullah Ve Bereketuhu !


  15. 23.Aralık.2009, 23:18
    8
    Murad AZERI
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2009
    Üye No: 46549
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: AZERBAYCAN,BAKI

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Mum Hocam Olabılırmıkı Ben Ne Bır Turbeye Gedım Ne De Kımınse Hatırına Dua Edım Sadece Tek Olan Allahdan ısteyım...bıldıyım Kadar Allah Kuranda Soyle Buyuruyor ; Bana Namazda Ve Sebırle Dua Edın !


  16. 23.Aralık.2009, 23:18
    8
    Devamlı Üye
    Mum Hocam Olabılırmıkı Ben Ne Bır Turbeye Gedım Ne De Kımınse Hatırına Dua Edım Sadece Tek Olan Allahdan ısteyım...bıldıyım Kadar Allah Kuranda Soyle Buyuruyor ; Bana Namazda Ve Sebırle Dua Edın !


  17. 23.Aralık.2009, 23:21
    9
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Alıntı
    Biz Dilaver Selvi hocanın Fatiha suresindeki açıklamalarını gayet yerinde ve isabetli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Dilaver Selvi hoca, sahasında uzman bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    mum kardeş; Adamın biri ALLAH demiş suyun üzerinde yürümüş, diğeri de ALLAH demiş ama suyun dibine batmış. Dualar aynı olsa bile, her okuyanın ağzında farklı hal alıyor..
    kardeş ben Dilaver selvinin yanlış olduğunu ispatlarım.
    istersen 3 güvenilir tefsirden ayetin tefsirini buraya nakledeyim.
    peki sen isabet ettiğine dair bir belgen var mı?


  18. 23.Aralık.2009, 23:21
    9
    Moderatör
    Alıntı
    Biz Dilaver Selvi hocanın Fatiha suresindeki açıklamalarını gayet yerinde ve isabetli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Dilaver Selvi hoca, sahasında uzman bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    mum kardeş; Adamın biri ALLAH demiş suyun üzerinde yürümüş, diğeri de ALLAH demiş ama suyun dibine batmış. Dualar aynı olsa bile, her okuyanın ağzında farklı hal alıyor..
    kardeş ben Dilaver selvinin yanlış olduğunu ispatlarım.
    istersen 3 güvenilir tefsirden ayetin tefsirini buraya nakledeyim.
    peki sen isabet ettiğine dair bir belgen var mı?


  19. 23.Aralık.2009, 23:28
    10
    mematii
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Aralık.2008
    Üye No: 43562
    Mesaj Sayısı: 387
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Dilaver Selvi hoca doktorasını tefsir üzerine yapmış bir ilahiyatçıdır, bilginize..


  20. 23.Aralık.2009, 23:28
    10
    mematii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Dilaver Selvi hoca doktorasını tefsir üzerine yapmış bir ilahiyatçıdır, bilginize..


  21. 23.Aralık.2009, 23:40
    11
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    Alıntı
    Dilaver Selvi hoca doktorasını tefsir üzerine yapmış bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    Sübhanallah ben senden kaynak istiyorum sen bana onu övüyorsun!
    Her ne yapmışsa kendine yapmış bizi ilgilendiren yaydığı görüşlerdir.
    bu ayette hata yaptı/yanlış yorumluyor. bunu kabul et kardeş


  22. 23.Aralık.2009, 23:40
    11
    Moderatör
    Alıntı
    Dilaver Selvi hoca doktorasını tefsir üzerine yapmış bir ilahiyatçıdır, bilginize..

    Sübhanallah ben senden kaynak istiyorum sen bana onu övüyorsun!
    Her ne yapmışsa kendine yapmış bizi ilgilendiren yaydığı görüşlerdir.
    bu ayette hata yaptı/yanlış yorumluyor. bunu kabul et kardeş


  23. 24.Aralık.2009, 16:55
    12
    ehlisünnet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2009
    Üye No: 47890
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 45

    --->: İslamda Tevessul Var mıdır? Tevessül, Tevhide Zıdd Değilmi?

    evet bizler sadece Allahtan c.c den isteriz,salihleri vesile kılmakuygunda olsa,ben efendimizi vesile kılarım bazen ama genelde kalbimle rabbim bir olsun istediğinden hiç kimseyi arada tutmak istemiyorum,ben ve rabbim


  24. 24.Aralık.2009, 16:55
    12
    evet bizler sadece Allahtan c.c den isteriz,salihleri vesile kılmakuygunda olsa,ben efendimizi vesile kılarım bazen ama genelde kalbimle rabbim bir olsun istediğinden hiç kimseyi arada tutmak istemiyorum,ben ve rabbim





+ Yorum Gönder
Git 12 Son