Konusunu Oylayın.: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?
  1. 20.Aralık.2009, 01:33
    13
    sultanımsın
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2009
    Üye No: 65012
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 48

    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    reklam


    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir? isimli yazı www.Mumsema.com--->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?
    Alıntı
    4 mezhep alimleri şeriatın öngördüğü bütün meseleleri halletmişlerdir yani hükm vermişlerdir. ondan kapalıdır. kardeş hala kapalı diyorsun. bir kaynak göster o zaman?
    mezhep alimlerinin hüküm verdikleri bir konuda günümüz alimleri yeni hüküm verebilirlermi? sizden örnek istiyorum.

    Alıntı
    birilerin yanlışı yüzünden islama yeni bir hüküm getirilebilir mi?
    tabiki getiremezler bizde onu diyoruz zaten..

    Alıntı
    var mesela Yusuf el-kardavi
    bizde öyle diyoruz hoca çok ama öyle alim çok değil.


  2. 20.Aralık.2009, 01:33
    13
    reklam


    Alıntı
    4 mezhep alimleri şeriatın öngördüğü bütün meseleleri halletmişlerdir yani hükm vermişlerdir. ondan kapalıdır. kardeş hala kapalı diyorsun. bir kaynak göster o zaman?
    mezhep alimlerinin hüküm verdikleri bir konuda günümüz alimleri yeni hüküm verebilirlermi? sizden örnek istiyorum.

    Alıntı
    birilerin yanlışı yüzünden islama yeni bir hüküm getirilebilir mi?
    tabiki getiremezler bizde onu diyoruz zaten..

    Alıntı
    var mesela Yusuf el-kardavi
    bizde öyle diyoruz hoca çok ama öyle alim çok değil.


  3. 20.Aralık.2009, 01:48
    14
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    reklam


    Alıntı
    mezhep alimlerinin hüküm verdikleri bir konuda günümüz alimleri yeni hüküm verebilirlermi? sizden örnek istiyorum.
    Kimse zaten bunu iddia etmiyor ki. Hangi densiz çıkıpta İmam Azam böyle demiş ama bunun doğrusu budur diyecek. Yok tabiki olamaz da. Anlatılmak istenen şu, misal günümüz meseleleri, eskiden varlığı mevcut olamayan eşya, hak, durum vs. gibi hususlarda yapılan yorum ve açıklamalar da bir ictihad dır. Ama misal dört büyük imamınki gibi değil tabi. 11 nolu mesaja bir göz derim.


  4. 20.Aralık.2009, 01:48
    14
    seyyah
    reklam


    Alıntı
    mezhep alimlerinin hüküm verdikleri bir konuda günümüz alimleri yeni hüküm verebilirlermi? sizden örnek istiyorum.
    Kimse zaten bunu iddia etmiyor ki. Hangi densiz çıkıpta İmam Azam böyle demiş ama bunun doğrusu budur diyecek. Yok tabiki olamaz da. Anlatılmak istenen şu, misal günümüz meseleleri, eskiden varlığı mevcut olamayan eşya, hak, durum vs. gibi hususlarda yapılan yorum ve açıklamalar da bir ictihad dır. Ama misal dört büyük imamınki gibi değil tabi. 11 nolu mesaja bir göz derim.


  5. 20.Aralık.2009, 16:21
    15
    sultanımsın
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Kasım.2009
    Üye No: 65012
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 48

    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide.ondan kapalı diyoruz zaten. ancak yeni meselelerde kıyas yoluyla fetva verirler.


  6. 20.Aralık.2009, 16:21
    15
    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide.ondan kapalı diyoruz zaten. ancak yeni meselelerde kıyas yoluyla fetva verirler.


  7. 20.Aralık.2009, 20:21
    16
    Abdullatif
    seyyah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2009
    Üye No: 56182
    Mesaj Sayısı: 954
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27
    Bulunduğu yer: sınırdan..

    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Alıntı
    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide
    Evet amma şu şekilde;

    "Bazı kaynaklara göre ictihad kapısı dördüncü hicrî asırda kapatılmış veya kapanmıştır. Kapatılmıştır (mesdûd) diyenler fetvâ ve karar ile kapatılmıştır demek istiyorlar, fakat böyle bir fetvâ ve karar gösteremiyorlar.
    Kapanmıştır (münsedd) diyenler ise müctehid kalmadığı için ictihad kendiliğinden sona ermiştir demek istiyorlar.
    Hemen işaret edelim ki burada kapanıp kapanmadığı tartışılan ictihad "mutlak müstakil ictihad"dır ve bundan maksad, usûl ve fürû'da başkasına tâbi olmayan müctehidin müstakil ictihadıdır.
    Usûlde umumiyetle bir müctehide bağlı kalıp fürû'da yani ictihad yoluyla varılan hükümlerde müstakil olan ictihadın (mutlak müntesib ictihad) daha uzun zaman devam ettiği târihî bir gerçektir."

    Hayreddin Karaman


  8. 20.Aralık.2009, 20:21
    16
    seyyah
    Alıntı
    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide
    Evet amma şu şekilde;

    "Bazı kaynaklara göre ictihad kapısı dördüncü hicrî asırda kapatılmış veya kapanmıştır. Kapatılmıştır (mesdûd) diyenler fetvâ ve karar ile kapatılmıştır demek istiyorlar, fakat böyle bir fetvâ ve karar gösteremiyorlar.
    Kapanmıştır (münsedd) diyenler ise müctehid kalmadığı için ictihad kendiliğinden sona ermiştir demek istiyorlar.
    Hemen işaret edelim ki burada kapanıp kapanmadığı tartışılan ictihad "mutlak müstakil ictihad"dır ve bundan maksad, usûl ve fürû'da başkasına tâbi olmayan müctehidin müstakil ictihadıdır.
    Usûlde umumiyetle bir müctehide bağlı kalıp fürû'da yani ictihad yoluyla varılan hükümlerde müstakil olan ictihadın (mutlak müntesib ictihad) daha uzun zaman devam ettiği târihî bir gerçektir."

    Hayreddin Karaman


  9. 21.Aralık.2009, 12:11
    17
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Alıntı
    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide.ondan kapalı diyoruz zaten. ancak yeni meselelerde kıyas yoluyla fetva verirler.
    Müçtehid Alim gelmez gibi bir zanla bu kapıya kimsenin "kapalıdır" demesi hakkını almaz.

    atalarımız birileri bilmeden dinde içtihada kalkışır ve sapar korkusuyla bu sözü uydurdular ama dinde yeri yoktur..

    İctihad Güç, takat ve çaba Bir şeyi elde etmek için olanca gücünü ...


  10. 21.Aralık.2009, 12:11
    17
    Moderatör
    Alıntı
    şöyle bağlayalım o zaman içtihad kapısı her ne kadar açık olsa bile o kapıdan girecek bir alim bulunmamakta bulunması mümkün olmayacak gibide.ondan kapalı diyoruz zaten. ancak yeni meselelerde kıyas yoluyla fetva verirler.
    Müçtehid Alim gelmez gibi bir zanla bu kapıya kimsenin "kapalıdır" demesi hakkını almaz.

    atalarımız birileri bilmeden dinde içtihada kalkışır ve sapar korkusuyla bu sözü uydurdular ama dinde yeri yoktur..

    İctihad Güç, takat ve çaba Bir şeyi elde etmek için olanca gücünü ...


  11. 01.Şubat.2011, 18:58
    18
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    İçtihat kapısı açıksa desene bütün bu alimler içtihatları sayesinde cennete girecekler.
    Nasılsa Hata yapan alime 1. sevap İsabet edene 10 sevap var böyle bir şey mantığa uymadığı gibi. eğer İçtihat kapısının açık olduğunda dair 1 delil varsa kapalı olduğunda dair 4 delil vardır.


  12. 01.Şubat.2011, 18:58
    18
    Feseyekfikehumullah
    İçtihat kapısı açıksa desene bütün bu alimler içtihatları sayesinde cennete girecekler.
    Nasılsa Hata yapan alime 1. sevap İsabet edene 10 sevap var böyle bir şey mantığa uymadığı gibi. eğer İçtihat kapısının açık olduğunda dair 1 delil varsa kapalı olduğunda dair 4 delil vardır.


  13. 01.Şubat.2011, 19:56
    19
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Zannım odur ki; (Tabi bu tamamen zan) İçtihat kapısı daim açıktır.

    Bu zanna nereden varıyorum....????

    Yusuf Suresi 76'ncı Ayeti Kerime.....

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya) başladı. Sonra da onu, kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte biz Yusuf'a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın kanununa göre kardeşini tutamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.

    Allah-u Taala her asr'da da ya KUTBUL AKTAB yada KUTBUL AZAM nasip eyliyor. Bunlardan her yüz senede bir KUTBUL AZAM, Her ikiyüz senede birde KUTBUL AKTAB geldiğine göre ve bunlarda dindeki hurafeleri çıkartıp, İslam Şeriatı dahilinde, müştehidlerdir. Bu yüzden içtihad kapısı asla kapanmaz ZAN'nındayım.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  14. 01.Şubat.2011, 19:56
    19
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Zannım odur ki; (Tabi bu tamamen zan) İçtihat kapısı daim açıktır.

    Bu zanna nereden varıyorum....????

    Yusuf Suresi 76'ncı Ayeti Kerime.....

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya) başladı. Sonra da onu, kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte biz Yusuf'a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın kanununa göre kardeşini tutamayacaktı. Ancak Allah'ın dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.

    Allah-u Taala her asr'da da ya KUTBUL AKTAB yada KUTBUL AZAM nasip eyliyor. Bunlardan her yüz senede bir KUTBUL AZAM, Her ikiyüz senede birde KUTBUL AKTAB geldiğine göre ve bunlarda dindeki hurafeleri çıkartıp, İslam Şeriatı dahilinde, müştehidlerdir. Bu yüzden içtihad kapısı asla kapanmaz ZAN'nındayım.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  15. 01.Şubat.2011, 20:17
    20
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Güzel Kardeşim ben bunu genelleme olarak demedim şu an Müctehid geçinenler için dedim kaldı ki bu zamanda İçtihat yapacak müctehit varmı ? içtihatı bir yana bırakalım Müctehid varmı ?

    Yane İçtihat kapısı açık olsa bile İçtihat yapacak Müçtehid nerde ?

    Kanaatimce, günümüzde İçtihat, geçmişte olduğu gibi tek kişinin bütün şartlarını taşıyarak gerçekleştirebileceği bir iş olmaktan çıkmıştır. Din ve ibadetler alanının dışında kalan muamelat, alış-veriş, medeni akitler, sağlıkla ilgili durumlar ve benzeri pek çok konuda içtihat, tek kişinin kapasitesinin çok aşmaktadır. örneğin tıpla ilgili gelişmeleri ele alalım. Mesela organ nakli meselesinde dinin hükmünün ne olduğu sorusuna cevabı, dinle, fıkıhla ilgilenen bir müçtehit yerine, hem tıpla ilgili, hem de organ ve dokular alanında uzman kişilerin katkı yapması gerekir. Bunun gibi, tüp bebek, vekil annelik gibi tıp konusunu ilgilendiren meselelerde, konunun uzmanlarının görüşleri mutlaka alınmalıdır. Aynı durum ekonomi, ticaret, medeni hukuk ilişkilerinde de geçerlidir. Şu durumda bugün, ortaya çıkan yeni meselelerin hükmü araştırılırken, konunun ilgili olduğu alanda uzman olan kişilerin görüşleri doğrultusunda içtihat yapılabilir


    benim sözüm şu anki alimler içindir günde yüzlerce birşey çıkıyor ortaya elbette içtihat kapısı açıktır ama içtihatı yapacak müçtehit nerde dolayısıyla bir alimin bu zamanda içtihat yapması yerine Alimlerin İttifakı daha yerinde gibidir

    Ayrıca

    İctihad'ın belli başlı dokuz şartı vardır:

    1- Arapça dilini ve üslûbunu bilmek. Çünkü dinin kaynağı Kur'ân-ı Kerîm ile Sünnet-i Seniyedir. Bunlar da arapcadır.

    2- Kur'ân-ı Kerîm'in ânım ve hâssını. mutlak ve mukayyedini, nasih ve mensubunu bilmek.

    3- Peygamber'in -kavlî, fiilî ve takriri- sünnetlerini bilmek.

    4- Hakkında ictihad edilecek mesele ile ilgili icmâ veya ihtilâfı bilmek, icmâ'ın vuku'unda hiç şüphe yoktur. Sahabenin birçok meselelerde vaki olan icmâ'ını hiç bir kimse inkâr edemez. Ancak Ahmed bin Hanbel sahabeden sonra icmâ'ın vaki olmadığını söylüyordu. Şâff î de sahabelerden sonraki icmâ'i inkâr etmemiş ise de, bir meselede kendisine icmâ'dan söz edildiği zaman onu kabul etmiyordu.

    5- Kıyas ve kaidelerini bilmek.

    6- Şer'i ahkâmın maksat ve gayesini bilmek.

    7- Hak ile batılı birbirinden ayırabilecek kadar ölçülü olmak.

    8- İctihad'a ve islâm'a karşı samimi olmak.

    9- İnancı sağlam olup bid'attan uzak olmaktır.

    Bundan anlaşılıyor ki ictihad, kolay bir mesele değildir. Herkes ictihad davasında bulunamaz. Akıl ve çevreye veya doğu ve batıdan ithal edilen düşünce ve görüşlere istinaden hiç bir kimse İslâmi konularda ictihad edemez sorularla islamiyet



    Bediüzzaman said Nursi r.a İçtihat kapsının açık olduğunu söylemekle beraber şöyle diyor

    Semavi ve İlahi dinler, esas ve temel noktasında aynıdırlar. Yani Hazret-i Adem (as)'dan Hazret-i Peygamber Efendimize (asv) kadar gelen ve geçen bütün dinlerin temeli ve esası aynıdır. Bu noktadan bakıldığında hak din tektir o da İslam dinidir. Bu temel ve esas olan kısım ise; iman ve bazı ibadetlerdir. İman ve bazı ibadetler bütün semavi dinlerde aynıdır, değişmez.

    Ama bir de insanların örf ve adetlerinden kaynaklanan, farklı cemiyet ve toplumsal yaşamları vardır. Allah bu toplumsal farklılıkları nazara alarak, her toplumun bünyesine uygun şeriat ve nebiler göndermiştir. Hatta aynı zaman ve mekan içinde iki farklı din ve peygamber bile gönderilmiştir. Hazreti Musa (as) ile Hazreti Şuayib (as)‘ın farklı şeraitleri buna delildir. Tabi bu farklılıklar dinin temelinde ve kökünde değil, toplumsal yaşama bakan detay meselelerdedir. Hazret-i Musa (as)’in getirdiği katı ve zor şeriatı, Hazreti İsa (as) daha yumuşak ve kolay hale getirmiştir. Hazret-i İsa'da helal olan bazı şeyler, İslam şeriatında haram kılınmış, haram olanlar da helal kılınmıştır.

    "Zamanın değişmesi ile hükümler de değişir." kaidesi, İslam fıkhının ve kainata konulan adetullahın ana prensiplerindendir. Ama bu hüküm değişkenlik gösteren insanların toplumsal yapısı ile alakalıdır. Zira insanlık sürekli değişim ve dönüşüm ile tekamül ediyor. Hazreti Adem zamanındaki toplumsal yapı ile Hazreti Peygamber Efendimiz (asv)'ın dönemindeki toplumsal yapı arasında çok azami farklar ve farklılıklar olmuştur.

    İnsanlık iletişim ve ulaşım araçlarının gelişmesi sayesinde ortak ve evrensel değerlere doğru yaklaştığı için, Allah son peygamberini ve son dinini insanlığa göndermiştir. Artık farklı nebi ve dinlere ihtiyaç kalmamıştır. Ama yine de bütün insanlık bir sınıf seviyesine gelmediği için, İslam dini farklı örf ve adetlere hitap edip cevap verecek içtihat ve mezhep kapısını kapamamıştır. Bazı muhakemesizler bu incelikleri bilemedikleri için mezhepleri kabullenemiyorlar.

    Üstad bu manaya şöyle işaret ediyor;
    ”Enbiya-yı sâlife zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş. Sonra, Âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya iptidaî derecesinden idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılâbat ve ihtilâtatla akvâm-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatle amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriate ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyede gitmediğinden, mezhepler taaddüt etmiştir. Eğer, beşerin ekseriyet-i mutlakası, bir mekteb-i âlinin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhepler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem o hale müsaade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz.”(1)
    İnsanlık, basma kalıp, aynı anlayış ve kültür kalıbına girer, ayni iklim ve coğrafi koşullara adapte olabilirse; ancak o zaman mezhepler ortadan kalkar, böyle bir şey de ütopyadan öteye geçmez.

    İki örnek ile bu meseleyi somutlaştıralım.

    Birisi başların mesh edilmesinde, üç ayrı içtihat ve üç farklı mezhep görüşü vardır. Maliki Mezhebi'ne göre; başın tamamı mesh edilir, Hanefi Mezhebi'ne göre ise başın dörtte biri mesh edilir, Şafi Mezhebi'ne göre ise parmak ucu ile ıslatmak kafidir.

    Şimdi kutuplarda yaşayan bir Müslüman için en kullanılabilir görüş Şafi Mezhebi'nin görüşüdür. Zira Maliki Mezhebi'ni tatbik etse hasta olur. Aynı şekilde Afrikada yaşayan bir Müslüman içinde en mutabık görüş Maliki Mezhebi'nin görüşüdür. Zira sıcak memlekette başın tamamının meshi güzeldir.

    Coğrafya ve iklim olarak vasat olan yerlerde de Hanefi Mezhebi'nin görüşü mutabıktır. Şimdi mezhep nasıl cem olur, Afrika ve kutuplarda yaşayanları vasat olan bir coğrafyaya cem edebilirsen ki bu imkansız bir şeydir; ancak o zaman mezhepleri de cem edebilirsin, yoksa mezhepleri birleştirmek muhaldir.

    İkincisi; her toplumun yemek ve içmek kültürü farklıdır. Bir toplum için leziz olan bir yemek, başka bir toplum için tiksindirici olabilir.

    Mesela; Tayland ve Afrika gibi toplumlarda haşerat ve böcek yemek gayet normaldir. Ama Türkiye ve Arap toplumunda bunlar gayet itici ve tiksindirici bir durumdur. Şimdi hangi kalıbı ölçü alıp herkesi bu kalıp içine sokacağız da mezhepler cem olacak. Maliki Mezhebi'nde haşerat yemek caiz görülmüştür. Hanefi Mezhebi'nde ise kerih ve mekruh sayılmıştır.

    Şimdi her toplum kendine uyan bir mezhebi İslam içinde bulabilir. İşte mezheplerin rahmet ve zenginlik olması buradan ileri geliyor.

    Mezhepler sosyolojik bir gerçektir, toplumsal farklılıkların bir neticesidir. Allah ve Resulü bu gerçeklere rahmet olsun diye, Ayet ve sünnetlerini içtihada müsait bir kıvamda tayin etmiştir. Yoksa bir kalıp koyup bütün milletleri o kalıp içine preslemek fıtri olmazdı. İşte İslam’ın fıtrata uygunluğu buradandır.

    Mezhepler içtihatlarını hariçten İslam‘a sokmamışlar, İslam’ın içinde var olan ama herkesin göremediği hafi manaları ve hükümleri içtihat vasıtası ile açığa çıkarmışlardır. Böyle olunca bu mezheplerin hepsi haktır ve şeriatın bir meselesidir.

    (1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz

    Risale-i nur


  16. 01.Şubat.2011, 20:17
    20
    Feseyekfikehumullah
    Güzel Kardeşim ben bunu genelleme olarak demedim şu an Müctehid geçinenler için dedim kaldı ki bu zamanda İçtihat yapacak müctehit varmı ? içtihatı bir yana bırakalım Müctehid varmı ?

    Yane İçtihat kapısı açık olsa bile İçtihat yapacak Müçtehid nerde ?

    Kanaatimce, günümüzde İçtihat, geçmişte olduğu gibi tek kişinin bütün şartlarını taşıyarak gerçekleştirebileceği bir iş olmaktan çıkmıştır. Din ve ibadetler alanının dışında kalan muamelat, alış-veriş, medeni akitler, sağlıkla ilgili durumlar ve benzeri pek çok konuda içtihat, tek kişinin kapasitesinin çok aşmaktadır. örneğin tıpla ilgili gelişmeleri ele alalım. Mesela organ nakli meselesinde dinin hükmünün ne olduğu sorusuna cevabı, dinle, fıkıhla ilgilenen bir müçtehit yerine, hem tıpla ilgili, hem de organ ve dokular alanında uzman kişilerin katkı yapması gerekir. Bunun gibi, tüp bebek, vekil annelik gibi tıp konusunu ilgilendiren meselelerde, konunun uzmanlarının görüşleri mutlaka alınmalıdır. Aynı durum ekonomi, ticaret, medeni hukuk ilişkilerinde de geçerlidir. Şu durumda bugün, ortaya çıkan yeni meselelerin hükmü araştırılırken, konunun ilgili olduğu alanda uzman olan kişilerin görüşleri doğrultusunda içtihat yapılabilir


    benim sözüm şu anki alimler içindir günde yüzlerce birşey çıkıyor ortaya elbette içtihat kapısı açıktır ama içtihatı yapacak müçtehit nerde dolayısıyla bir alimin bu zamanda içtihat yapması yerine Alimlerin İttifakı daha yerinde gibidir

    Ayrıca

    İctihad'ın belli başlı dokuz şartı vardır:

    1- Arapça dilini ve üslûbunu bilmek. Çünkü dinin kaynağı Kur'ân-ı Kerîm ile Sünnet-i Seniyedir. Bunlar da arapcadır.

    2- Kur'ân-ı Kerîm'in ânım ve hâssını. mutlak ve mukayyedini, nasih ve mensubunu bilmek.

    3- Peygamber'in -kavlî, fiilî ve takriri- sünnetlerini bilmek.

    4- Hakkında ictihad edilecek mesele ile ilgili icmâ veya ihtilâfı bilmek, icmâ'ın vuku'unda hiç şüphe yoktur. Sahabenin birçok meselelerde vaki olan icmâ'ını hiç bir kimse inkâr edemez. Ancak Ahmed bin Hanbel sahabeden sonra icmâ'ın vaki olmadığını söylüyordu. Şâff î de sahabelerden sonraki icmâ'i inkâr etmemiş ise de, bir meselede kendisine icmâ'dan söz edildiği zaman onu kabul etmiyordu.

    5- Kıyas ve kaidelerini bilmek.

    6- Şer'i ahkâmın maksat ve gayesini bilmek.

    7- Hak ile batılı birbirinden ayırabilecek kadar ölçülü olmak.

    8- İctihad'a ve islâm'a karşı samimi olmak.

    9- İnancı sağlam olup bid'attan uzak olmaktır.

    Bundan anlaşılıyor ki ictihad, kolay bir mesele değildir. Herkes ictihad davasında bulunamaz. Akıl ve çevreye veya doğu ve batıdan ithal edilen düşünce ve görüşlere istinaden hiç bir kimse İslâmi konularda ictihad edemez sorularla islamiyet



    Bediüzzaman said Nursi r.a İçtihat kapsının açık olduğunu söylemekle beraber şöyle diyor

    Semavi ve İlahi dinler, esas ve temel noktasında aynıdırlar. Yani Hazret-i Adem (as)'dan Hazret-i Peygamber Efendimize (asv) kadar gelen ve geçen bütün dinlerin temeli ve esası aynıdır. Bu noktadan bakıldığında hak din tektir o da İslam dinidir. Bu temel ve esas olan kısım ise; iman ve bazı ibadetlerdir. İman ve bazı ibadetler bütün semavi dinlerde aynıdır, değişmez.

    Ama bir de insanların örf ve adetlerinden kaynaklanan, farklı cemiyet ve toplumsal yaşamları vardır. Allah bu toplumsal farklılıkları nazara alarak, her toplumun bünyesine uygun şeriat ve nebiler göndermiştir. Hatta aynı zaman ve mekan içinde iki farklı din ve peygamber bile gönderilmiştir. Hazreti Musa (as) ile Hazreti Şuayib (as)‘ın farklı şeraitleri buna delildir. Tabi bu farklılıklar dinin temelinde ve kökünde değil, toplumsal yaşama bakan detay meselelerdedir. Hazret-i Musa (as)’in getirdiği katı ve zor şeriatı, Hazreti İsa (as) daha yumuşak ve kolay hale getirmiştir. Hazret-i İsa'da helal olan bazı şeyler, İslam şeriatında haram kılınmış, haram olanlar da helal kılınmıştır.

    "Zamanın değişmesi ile hükümler de değişir." kaidesi, İslam fıkhının ve kainata konulan adetullahın ana prensiplerindendir. Ama bu hüküm değişkenlik gösteren insanların toplumsal yapısı ile alakalıdır. Zira insanlık sürekli değişim ve dönüşüm ile tekamül ediyor. Hazreti Adem zamanındaki toplumsal yapı ile Hazreti Peygamber Efendimiz (asv)'ın dönemindeki toplumsal yapı arasında çok azami farklar ve farklılıklar olmuştur.

    İnsanlık iletişim ve ulaşım araçlarının gelişmesi sayesinde ortak ve evrensel değerlere doğru yaklaştığı için, Allah son peygamberini ve son dinini insanlığa göndermiştir. Artık farklı nebi ve dinlere ihtiyaç kalmamıştır. Ama yine de bütün insanlık bir sınıf seviyesine gelmediği için, İslam dini farklı örf ve adetlere hitap edip cevap verecek içtihat ve mezhep kapısını kapamamıştır. Bazı muhakemesizler bu incelikleri bilemedikleri için mezhepleri kabullenemiyorlar.

    Üstad bu manaya şöyle işaret ediyor;
    ”Enbiya-yı sâlife zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş. Sonra, Âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya iptidaî derecesinden idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılâbat ve ihtilâtatla akvâm-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatle amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriate ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyede gitmediğinden, mezhepler taaddüt etmiştir. Eğer, beşerin ekseriyet-i mutlakası, bir mekteb-i âlinin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhepler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem o hale müsaade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz.”(1)
    İnsanlık, basma kalıp, aynı anlayış ve kültür kalıbına girer, ayni iklim ve coğrafi koşullara adapte olabilirse; ancak o zaman mezhepler ortadan kalkar, böyle bir şey de ütopyadan öteye geçmez.

    İki örnek ile bu meseleyi somutlaştıralım.

    Birisi başların mesh edilmesinde, üç ayrı içtihat ve üç farklı mezhep görüşü vardır. Maliki Mezhebi'ne göre; başın tamamı mesh edilir, Hanefi Mezhebi'ne göre ise başın dörtte biri mesh edilir, Şafi Mezhebi'ne göre ise parmak ucu ile ıslatmak kafidir.

    Şimdi kutuplarda yaşayan bir Müslüman için en kullanılabilir görüş Şafi Mezhebi'nin görüşüdür. Zira Maliki Mezhebi'ni tatbik etse hasta olur. Aynı şekilde Afrikada yaşayan bir Müslüman içinde en mutabık görüş Maliki Mezhebi'nin görüşüdür. Zira sıcak memlekette başın tamamının meshi güzeldir.

    Coğrafya ve iklim olarak vasat olan yerlerde de Hanefi Mezhebi'nin görüşü mutabıktır. Şimdi mezhep nasıl cem olur, Afrika ve kutuplarda yaşayanları vasat olan bir coğrafyaya cem edebilirsen ki bu imkansız bir şeydir; ancak o zaman mezhepleri de cem edebilirsin, yoksa mezhepleri birleştirmek muhaldir.

    İkincisi; her toplumun yemek ve içmek kültürü farklıdır. Bir toplum için leziz olan bir yemek, başka bir toplum için tiksindirici olabilir.

    Mesela; Tayland ve Afrika gibi toplumlarda haşerat ve böcek yemek gayet normaldir. Ama Türkiye ve Arap toplumunda bunlar gayet itici ve tiksindirici bir durumdur. Şimdi hangi kalıbı ölçü alıp herkesi bu kalıp içine sokacağız da mezhepler cem olacak. Maliki Mezhebi'nde haşerat yemek caiz görülmüştür. Hanefi Mezhebi'nde ise kerih ve mekruh sayılmıştır.

    Şimdi her toplum kendine uyan bir mezhebi İslam içinde bulabilir. İşte mezheplerin rahmet ve zenginlik olması buradan ileri geliyor.

    Mezhepler sosyolojik bir gerçektir, toplumsal farklılıkların bir neticesidir. Allah ve Resulü bu gerçeklere rahmet olsun diye, Ayet ve sünnetlerini içtihada müsait bir kıvamda tayin etmiştir. Yoksa bir kalıp koyup bütün milletleri o kalıp içine preslemek fıtri olmazdı. İşte İslam’ın fıtrata uygunluğu buradandır.

    Mezhepler içtihatlarını hariçten İslam‘a sokmamışlar, İslam’ın içinde var olan ama herkesin göremediği hafi manaları ve hükümleri içtihat vasıtası ile açığa çıkarmışlardır. Böyle olunca bu mezheplerin hepsi haktır ve şeriatın bir meselesidir.

    (1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz

    Risale-i nur


  17. 01.Şubat.2011, 20:33
    21
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Ehli sünnet kardeşim. Biz dahi ZAN'nımızca dedik. Aslen böyle bişey vardırda kimseden saklıyor değiliz. Bizim sakladığımızda aşikardır. Zira rabbimiz katında saklı hiç bir şeyimizde yoktur.

    Müçtehidin Allah'ın ilmi ve O'nun yardımından başka hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ne bir ilim adamının görüşüne, ne dile, ne akla, ne fenne, ne batına, ne zahire.

    Allah istedimi, bunların tamamını bir insana bir an'da verir. Saniye dahi demiyorum. Zira saniye o veriş içinde bir yüz yıl mesabesinde kalır.

    Kalplerin esrarınıda Allah bilir. Allah-u Taala'nında vaadi haktır.

    Eğer biz her devirde bir KUTUB tahsis ederiz diyorsa, muhakkak eder. O'nu bulup, O'na ulaşabilirmiyiz. O'da kısmet.

    Ha bulupda ulaşamazsak çok mu bişey kaybederiz. O'na iman dahi etmesek çok mu bişey kaybederiz. Tabi ki hayır. Zira O bizden kendisine iman etmemizi değil. Allah ve Resulü'ne iman etmemizi isteyecektir. Zaten Allah ve Resulüne, İslam Şeriatı dahilinde iman ettikçe, kısmetimiz yoksa bulmak için o zatı bile..... Rabbim rahmetiyle ve iki elimizle kendisine götürdüğümüzle adalet sıfatıyla birlikte settar sıfatıyla yargılayıp inşaallah cümlemizi cennetiyle müşerref eyleyecektir. Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  18. 01.Şubat.2011, 20:33
    21
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Ehli sünnet kardeşim. Biz dahi ZAN'nımızca dedik. Aslen böyle bişey vardırda kimseden saklıyor değiliz. Bizim sakladığımızda aşikardır. Zira rabbimiz katında saklı hiç bir şeyimizde yoktur.

    Müçtehidin Allah'ın ilmi ve O'nun yardımından başka hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Ne bir ilim adamının görüşüne, ne dile, ne akla, ne fenne, ne batına, ne zahire.

    Allah istedimi, bunların tamamını bir insana bir an'da verir. Saniye dahi demiyorum. Zira saniye o veriş içinde bir yüz yıl mesabesinde kalır.

    Kalplerin esrarınıda Allah bilir. Allah-u Taala'nında vaadi haktır.

    Eğer biz her devirde bir KUTUB tahsis ederiz diyorsa, muhakkak eder. O'nu bulup, O'na ulaşabilirmiyiz. O'da kısmet.

    Ha bulupda ulaşamazsak çok mu bişey kaybederiz. O'na iman dahi etmesek çok mu bişey kaybederiz. Tabi ki hayır. Zira O bizden kendisine iman etmemizi değil. Allah ve Resulü'ne iman etmemizi isteyecektir. Zaten Allah ve Resulüne, İslam Şeriatı dahilinde iman ettikçe, kısmetimiz yoksa bulmak için o zatı bile..... Rabbim rahmetiyle ve iki elimizle kendisine götürdüğümüzle adalet sıfatıyla birlikte settar sıfatıyla yargılayıp inşaallah cümlemizi cennetiyle müşerref eyleyecektir. Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  19. 01.Şubat.2011, 20:47
    22
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Hani kardeş çık bana bir müçtehid söyle Müçtehid adayı çook ama asıl müçtehid nerde ? Helam haram koyacak kişi nerde dolayısıyla içtihadı yapacak kişi nerde

    ve bu kişi içtihadı nasıl yapacak yaptığı içtihadı kimler uygulayacak içtihatla berabr geride kalam ümmet kaç parçaya ayrılacak

    sana şöyle bir örnek veriyim.
    Mesela bu gün Nakşibendi tarikatından biri çıkar bir içtihad eder bunun içtihadıa kim inanır kim rağbet eder diğeri çıkar ben Felan cemaattenim benim Şeyhim içtihad yapmadığına göre gerisi beni bağlamaz diğeri çıkar benimn cemaatim der diğeri çıkar benim Hocam der.

    Burda anlatmak istediğim bu Müçtehidledin bir şey hakkında hüküm koyarken İttifak halinde olması grekiyor yoksa yukarda dediğim gibi geride kalanlarda parça parça olacak..


  20. 01.Şubat.2011, 20:47
    22
    Feseyekfikehumullah
    Hani kardeş çık bana bir müçtehid söyle Müçtehid adayı çook ama asıl müçtehid nerde ? Helam haram koyacak kişi nerde dolayısıyla içtihadı yapacak kişi nerde

    ve bu kişi içtihadı nasıl yapacak yaptığı içtihadı kimler uygulayacak içtihatla berabr geride kalam ümmet kaç parçaya ayrılacak

    sana şöyle bir örnek veriyim.
    Mesela bu gün Nakşibendi tarikatından biri çıkar bir içtihad eder bunun içtihadıa kim inanır kim rağbet eder diğeri çıkar ben Felan cemaattenim benim Şeyhim içtihad yapmadığına göre gerisi beni bağlamaz diğeri çıkar benimn cemaatim der diğeri çıkar benim Hocam der.

    Burda anlatmak istediğim bu Müçtehidledin bir şey hakkında hüküm koyarken İttifak halinde olması grekiyor yoksa yukarda dediğim gibi geride kalanlarda parça parça olacak..


  21. 01.Şubat.2011, 21:02
    23
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    O cemaatlerin sorunları, müçtehid'i bağlarmı....???

    Diyelimki falanca çıktı ve ben müçtehid'im dedi. Başına ne gelir.....???

    Öncelikle delilin nedir diye sorarlar. Müçtehid'i boşverin, peygamber efendimize (S.A.V.)'e bile delilin nedir dediler.

    Kur'an-ı Kerim'i gösterdiğinde ise o eskilerin hikayeleridir dediler. Mucizeler istediler. Mucizeleri gösterdi. Bu seferde muhakkakki sen büyük bir sihir ehlisin dediler.

    Allah-u Taala'da O mubarek Peygamberime (S.A.V.) tüm dünya sana sırt dönse, Allah bana yeter de.... Dedi.

    Abdul Kadir-i Geylani Hazretleri (K.S.) için bile neler dediler. Ahmet el Rufai (K.S.) hakkında neler söylemediler ki; Yüzünü açamıyor, biz onun kadın olmasından şüpheleniyoruz dahi dediler. Tabi ki diyecekler.

    Sonra ilim adamları, kendilerinde olan ilimlerin kifayetsizliğini gördüklerinde, belli bir sınamaya da geçebilirler. Hatta daha da ileri gidip, başka hal ve tavırlarda da bulunabilirler. Bir gün Peygamber efendimiz (S.A.V.) O'nu ilim adamlarına bizzat tanıtır. Zamanın sahibi ve vazifelisi budur da der. Bunlar manevi ilimler bizi aşar. Zaten bizim problemimiz de değil. O ilim adamlarının problemi.

    İşte orada her kimki dizini kırıp, hak budur, Hak'kı hak eyleyen hakkın bi zatihi kendisidir der, paçayı sıyırır. İşte orada KUTUB hepsinin makamını ziyadesiyle tanır ve vazifeler verir.

    MÜMİN'in FERASETİNDEN SAKININIZ, O RABBİNİN NURUYLA GÖRÜR.

    O dahi, o cemaatlere efendi değil, köle olurda. Herkes bir köle bulduk diye seviniverir.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  22. 01.Şubat.2011, 21:02
    23
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    O cemaatlerin sorunları, müçtehid'i bağlarmı....???

    Diyelimki falanca çıktı ve ben müçtehid'im dedi. Başına ne gelir.....???

    Öncelikle delilin nedir diye sorarlar. Müçtehid'i boşverin, peygamber efendimize (S.A.V.)'e bile delilin nedir dediler.

    Kur'an-ı Kerim'i gösterdiğinde ise o eskilerin hikayeleridir dediler. Mucizeler istediler. Mucizeleri gösterdi. Bu seferde muhakkakki sen büyük bir sihir ehlisin dediler.

    Allah-u Taala'da O mubarek Peygamberime (S.A.V.) tüm dünya sana sırt dönse, Allah bana yeter de.... Dedi.

    Abdul Kadir-i Geylani Hazretleri (K.S.) için bile neler dediler. Ahmet el Rufai (K.S.) hakkında neler söylemediler ki; Yüzünü açamıyor, biz onun kadın olmasından şüpheleniyoruz dahi dediler. Tabi ki diyecekler.

    Sonra ilim adamları, kendilerinde olan ilimlerin kifayetsizliğini gördüklerinde, belli bir sınamaya da geçebilirler. Hatta daha da ileri gidip, başka hal ve tavırlarda da bulunabilirler. Bir gün Peygamber efendimiz (S.A.V.) O'nu ilim adamlarına bizzat tanıtır. Zamanın sahibi ve vazifelisi budur da der. Bunlar manevi ilimler bizi aşar. Zaten bizim problemimiz de değil. O ilim adamlarının problemi.

    İşte orada her kimki dizini kırıp, hak budur, Hak'kı hak eyleyen hakkın bi zatihi kendisidir der, paçayı sıyırır. İşte orada KUTUB hepsinin makamını ziyadesiyle tanır ve vazifeler verir.

    MÜMİN'in FERASETİNDEN SAKININIZ, O RABBİNİN NURUYLA GÖRÜR.

    O dahi, o cemaatlere efendi değil, köle olurda. Herkes bir köle bulduk diye seviniverir.

    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.


  23. 01.Şubat.2011, 21:44
    24
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: İçtihad kapısı kapalı mıdır kapalıysa nedenleri nelerdir?

    Alıntı
    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.
    amin cümlemizden

    Değerli kardeşim ben bir anlatabilsem size

    Tarikat nedir bilirmisiniz ? veya Cemaat ?
    Sana gunumuzden örnek vereyim

    Hayrettin Karaman'ı tanıyorsunuz çok akıllı biri takipçileri de çok fikirlerini uygulayanlarda var

    Mahmud Ustaosmaoğlu'nu tanırsınız demi ismailağa cemaati takipçileri çok var

    Abdulazi Bayındıı tanıyorsunuz demi ? takipçilerine göre müçtehiddir kendisi ve onun fikirlerini benimserler

    Fethullah Gülen'i tanıyorsunuz demi Takipçileri onun fikrini fikirlerini benimerler

    Menzildeki Seydayı bilirsiniz demi ? taipçileri onun fikiklerine önem verirler

    Yaşar Nuri Öztürk'ü tanırsın demi ? takipçileri onun görüşlerine önem verirler onun fikirlerini esas alırlar

    veya İbn Teymiyye'yi Ehl-i Sünnet'e bir kaç yerde muhalif olmasına rağmen takipçileri onun görüş fikirlerini benimserler.

    Seyyid Kutub'u tanırsınız demi takipçileri onun görüşlerini esas alıp uygularlar.

    Tabiki bunların hepsi Ehl-i Sünnet Ve'l cemaat adı altında başka başka Ceaat ve tarikatlere ayrılmalarına rağmen hepsi sünni gibi

    eski müçtehidlerin içtihatlrı veya bir konu hakkında icm'â olan konulara dahi Muhalif çıkıyorlar

    Örnek verelim

    Abdulaziz Bayındır'a göre dünyada veli yoktur aslında herkes birer velidir Rabıtayı şirk olarak görüyor tasavvufu inkar ediyor ve bu iddiasını binlerce kişi destekliyor

    Hayrettin Karaman Kur'an ayetleri sabit Ümmet Müçtehidlerin'in İcm'âı olmasına rağmen gene Bas bas bağıra bağıra Yahudi ve Hristiyanların cennete gideceklerini söylüyor ve bu fikri benimseyen savunan binlerce kişi var

    Yaşar Nuri Öztürk: Herkes kendi dilinde namaz kılabilir.
    İçtihadı şimdiye kadar ümmet Müçtehidlerinin bize İslamı yanlış anlattıklrını iddia etmesine rağmen binlerce takipçisi var ve bu fikri esas alıyorlar

    Mahmud Ustaosmanoğlu Rabıtayı ve Tasavvufu savunuyor bu iddiasını destekleyen binlerce kişi var

    Fethullah Gülen dinlerarası diyalog diyor ve bu fikrini binlerce hatta milyonlarca kişi destekleyip esas alıyorlar

    İbn Teymiyye Tasavvufu red ediyor ve başka bir sürü iddiası genel olarak Vehhabiler bunun fikrini esas alıyorlar ama Son zamanlarda kendilerine Selef diyerek Tasavvufu ve Rabıtayı tamamen Red etmekle beraber aslında Mutasavvıf ve Sofîleri cahil Şirke batmakla itham ediyorlar ve kendilerine göre Gerçek Ehl-i Sünnet bunlardır bununla kalmayıp Eski Mutasavvıflara saldırıp tuhaf olan tarafı bu saldırı ibadet olarak görüyorlar
    Başta Kafir dedikleri kişi Meşhur Şeyh-i Ekber Muhiddin Arabî ve bütün Vahdet-i vücudçular Bununla beraber Mevlana Yunus Emre ve aklıma gelmeyen binlerce Evliya bunlara kaynak verebilirim

    Ali Akın Yaşar Nuriye göre türkiyenin en Büyük "Fakihi" Ali Akın'ın bir kitabı geçti elime bu fakirin okuma fırsatı oldu ve başlıca Selef'e Muhalif görüşleri şöyle: Muaviye r.a Kafirdir Ebubekir Ömer Osman'ın r.a hataları yüzünden ümmet parçalara ayrılmış ve Sünniler yanlış yolda gidiyorlar aslında gerçek Ehl-i Sünnet şiilermiş de bizim haberimiz yokmuş unutmamışken buna görede İbn Arabai kafirdir. ve bunu bu gün takip eden binlerce kişi var


    Yukarda ismi geçen kişilerin takipçileri sadece kendi Hocasını Şeyhini Müçtehid, Alim, Veli, Evliya, Kutb, olarak kabul ediyorlar bu hocalarda 6'sı çıksa şu şey böyle yapılır veya bu haramdır veya helaldir dese diğer bir çıkıp yok siin yanlışınız var dese sizin yanlışınız var diyen bir kişi ve o kişinin takipçileri diğer altı (6) alimi bırak kendi hocalarının dediklerini esas alırar bunları yaşıyor halen gunumuzde takdir edersiniz

    Benim burda anlatmak istediğimi şu yukarda ismi geçen alimlerin eğer bir konuda içtihad yapacaklarsa bu şey her neyse diğer alimlerle İttifak halinde olmaları lazım yoksa yukarda izah ettiğim gibi kimisi bana ne onun içtihadından ben kendi hocamın dediklerine bakarım der.

    Bu hususta yüzlerce sayfa yazabilirim vakit darlığı ve bu gereksiz ikili diyaloglardan elimi ayağımı çekmekle beraber rahatsız olduğum için kısa bitiriyorum daha yüzlerce alim ve cemaat var.

    Ayrıca kardeşim herkes sizin gibi bu kadar şey bilmiyor bunu yanlış anlamayın samimi olarak söylüyorum Yıllarca tarikatlarda gezen veya Cemaatlerde bulunan veya Normal hayat yaşan müslümanlar varki bilinmesi gerekenler dışında bişey bilmezler. ve bu kişi kendi hocasının görüşlerini esas alır hocam benden daha iyi biliyor der.. ve hocasının iddiasını kayıtsız şartsız kabul eder. umarım anlatabilmişimdir. son olarak bir ricam cevap hakkı doğmayacak şekilde yazarsanız gereksiz konuyu uzatmamış oluruz selamlar.


  24. 01.Şubat.2011, 21:44
    24
    Feseyekfikehumullah
    Alıntı
    Allah cümlemizden razı olsun. Amin.
    amin cümlemizden

    Değerli kardeşim ben bir anlatabilsem size

    Tarikat nedir bilirmisiniz ? veya Cemaat ?
    Sana gunumuzden örnek vereyim

    Hayrettin Karaman'ı tanıyorsunuz çok akıllı biri takipçileri de çok fikirlerini uygulayanlarda var

    Mahmud Ustaosmaoğlu'nu tanırsınız demi ismailağa cemaati takipçileri çok var

    Abdulazi Bayındıı tanıyorsunuz demi ? takipçilerine göre müçtehiddir kendisi ve onun fikirlerini benimserler

    Fethullah Gülen'i tanıyorsunuz demi Takipçileri onun fikrini fikirlerini benimerler

    Menzildeki Seydayı bilirsiniz demi ? taipçileri onun fikiklerine önem verirler

    Yaşar Nuri Öztürk'ü tanırsın demi ? takipçileri onun görüşlerine önem verirler onun fikirlerini esas alırlar

    veya İbn Teymiyye'yi Ehl-i Sünnet'e bir kaç yerde muhalif olmasına rağmen takipçileri onun görüş fikirlerini benimserler.

    Seyyid Kutub'u tanırsınız demi takipçileri onun görüşlerini esas alıp uygularlar.

    Tabiki bunların hepsi Ehl-i Sünnet Ve'l cemaat adı altında başka başka Ceaat ve tarikatlere ayrılmalarına rağmen hepsi sünni gibi

    eski müçtehidlerin içtihatlrı veya bir konu hakkında icm'â olan konulara dahi Muhalif çıkıyorlar

    Örnek verelim

    Abdulaziz Bayındır'a göre dünyada veli yoktur aslında herkes birer velidir Rabıtayı şirk olarak görüyor tasavvufu inkar ediyor ve bu iddiasını binlerce kişi destekliyor

    Hayrettin Karaman Kur'an ayetleri sabit Ümmet Müçtehidlerin'in İcm'âı olmasına rağmen gene Bas bas bağıra bağıra Yahudi ve Hristiyanların cennete gideceklerini söylüyor ve bu fikri benimseyen savunan binlerce kişi var

    Yaşar Nuri Öztürk: Herkes kendi dilinde namaz kılabilir.
    İçtihadı şimdiye kadar ümmet Müçtehidlerinin bize İslamı yanlış anlattıklrını iddia etmesine rağmen binlerce takipçisi var ve bu fikri esas alıyorlar

    Mahmud Ustaosmanoğlu Rabıtayı ve Tasavvufu savunuyor bu iddiasını destekleyen binlerce kişi var

    Fethullah Gülen dinlerarası diyalog diyor ve bu fikrini binlerce hatta milyonlarca kişi destekleyip esas alıyorlar

    İbn Teymiyye Tasavvufu red ediyor ve başka bir sürü iddiası genel olarak Vehhabiler bunun fikrini esas alıyorlar ama Son zamanlarda kendilerine Selef diyerek Tasavvufu ve Rabıtayı tamamen Red etmekle beraber aslında Mutasavvıf ve Sofîleri cahil Şirke batmakla itham ediyorlar ve kendilerine göre Gerçek Ehl-i Sünnet bunlardır bununla kalmayıp Eski Mutasavvıflara saldırıp tuhaf olan tarafı bu saldırı ibadet olarak görüyorlar
    Başta Kafir dedikleri kişi Meşhur Şeyh-i Ekber Muhiddin Arabî ve bütün Vahdet-i vücudçular Bununla beraber Mevlana Yunus Emre ve aklıma gelmeyen binlerce Evliya bunlara kaynak verebilirim

    Ali Akın Yaşar Nuriye göre türkiyenin en Büyük "Fakihi" Ali Akın'ın bir kitabı geçti elime bu fakirin okuma fırsatı oldu ve başlıca Selef'e Muhalif görüşleri şöyle: Muaviye r.a Kafirdir Ebubekir Ömer Osman'ın r.a hataları yüzünden ümmet parçalara ayrılmış ve Sünniler yanlış yolda gidiyorlar aslında gerçek Ehl-i Sünnet şiilermiş de bizim haberimiz yokmuş unutmamışken buna görede İbn Arabai kafirdir. ve bunu bu gün takip eden binlerce kişi var


    Yukarda ismi geçen kişilerin takipçileri sadece kendi Hocasını Şeyhini Müçtehid, Alim, Veli, Evliya, Kutb, olarak kabul ediyorlar bu hocalarda 6'sı çıksa şu şey böyle yapılır veya bu haramdır veya helaldir dese diğer bir çıkıp yok siin yanlışınız var dese sizin yanlışınız var diyen bir kişi ve o kişinin takipçileri diğer altı (6) alimi bırak kendi hocalarının dediklerini esas alırar bunları yaşıyor halen gunumuzde takdir edersiniz

    Benim burda anlatmak istediğimi şu yukarda ismi geçen alimlerin eğer bir konuda içtihad yapacaklarsa bu şey her neyse diğer alimlerle İttifak halinde olmaları lazım yoksa yukarda izah ettiğim gibi kimisi bana ne onun içtihadından ben kendi hocamın dediklerine bakarım der.

    Bu hususta yüzlerce sayfa yazabilirim vakit darlığı ve bu gereksiz ikili diyaloglardan elimi ayağımı çekmekle beraber rahatsız olduğum için kısa bitiriyorum daha yüzlerce alim ve cemaat var.

    Ayrıca kardeşim herkes sizin gibi bu kadar şey bilmiyor bunu yanlış anlamayın samimi olarak söylüyorum Yıllarca tarikatlarda gezen veya Cemaatlerde bulunan veya Normal hayat yaşan müslümanlar varki bilinmesi gerekenler dışında bişey bilmezler. ve bu kişi kendi hocasının görüşlerini esas alır hocam benden daha iyi biliyor der.. ve hocasının iddiasını kayıtsız şartsız kabul eder. umarım anlatabilmişimdir. son olarak bir ricam cevap hakkı doğmayacak şekilde yazarsanız gereksiz konuyu uzatmamış oluruz selamlar.





+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son