Konusunu Oylayın.: Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur?
  1. 18.Aralık.2011, 01:08
    1
    Misafir

    Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur?






    Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur? Mumsema Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur? Bu da nübüvvetin kırk altıda biri midir? Bununla ilgili hadisi şerif ve ya ayet yazabilir misiniz?


  2. 18.Aralık.2011, 01:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru mudur? Bu da nübüvvetin kırk altıda biri midir? Bununla ilgili hadisi şerif ve ya ayet yazabilir misiniz?


    Benzer Konular

    - Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?

    - Gerçek Sakal-ı Şerif 'in yanmadığı %100 doğru mudur ?

    - Kulum bana gelmekte acele etti bende ona cenneti haram ettim Hadisi Kutsi doğru mudur ?

    - Mucize kelimesini bazı yerlerde kullanmak doğru mudur?

    - Allah ve insan sevgisini anlatan şiirler

  3. 18.Aralık.2011, 02:39
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Gerçek hayatta insan, salih rüya gibi Allah sevgisini, cenneti gösteren bir küçük mucize yaşayabilirmiş, bu doğru




    “Nübüvvetin kırk altı da biri” ifadesi -bilindiği üzere- doğru rüyalar için kullanılmıştır. “Hayatta da Allah sevgisini, rızasını gösteren, cenneti müjdeleyen bir olay, hadise veya bir küçük mucize...” ifadesinde yer alan hususları keramet olarak adlandırmak daha isabetlidir. Çünkü “mucize” tabiri sadece peygamberler için kullanılır.
    Velilerin gördüğü ve gösterdiği bütün kerametler, bir yönüyle Allah’ın onlardan razı olduğunu da göstermektedir. Çünkü, keramet bir ikram-ı ilahîdir. İkram ise, kendisine ikram edilen kimsenin Allah’ın rızasını kazanmış makbul bir kul olduğuna işarettir.
    Allah’ın rızasını veya cenneti rüyalarda veya kerametlerde aramak yerine, Kur’an ve sünnete uymakta aramak gerekir. Kurtuluşun reçetesi Ehl-i sünnetin hayat tarzını şekillendiren bu iki kaynaktır.
    Aşere-i mübeşşere olan sahabilerin, hadislerde cennetle müjdelendiğini biliyoruz. Ayrıca bazı sahabelerin cennete gireceğine dair hadisler vardır. Örneğin, Hz. Hamza (ra)’ın cennette şehitlerin efendisi, Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra)’ni cennet gençlerinin efendisi olduğunu müjdeleyen hadisler vardır.
    Sahabeden İmran b. el-Husayn uzun süreli bir hastalıkla imtihan olmuştu. Bir arkadaşlarının ısraları üzerine -tedavî amacıyla- Key denilen ateşle dağlamak şeklinde tedavî olmuştu. Bu olaydan sonra kendisi şunları söylüyordu: “Ben daha önce bir nur görüyordum, hatiften sesler işitiyordum ve melekler bana selam veriyorlardı. KEY ile tedavî olduktan sonra onların hepsini kaybettim. Vallahi bu tedaviyle ne iflah oldum ne de hastalıktan kurtuldum.” Sonra bundan tövbe etti ve Allah’a ciddi yöneldi. Allah da kendisine tekrar eski hallerini iade etti. Kendisi Mutrif b. Abdullah’a “Gördün mü, Allah’ın daha önce bana ikram ettiği melekleri yeniden bana iade etti.” diyerek sevincini paylaşmıştı.(bk. Gazalî, İhya, 4/278-79). Şüphesiz, bu mükâşefe çok önemli bir müjdedir.


  4. 18.Aralık.2011, 02:39
    2
    Hadimul Müslimin



    “Nübüvvetin kırk altı da biri” ifadesi -bilindiği üzere- doğru rüyalar için kullanılmıştır. “Hayatta da Allah sevgisini, rızasını gösteren, cenneti müjdeleyen bir olay, hadise veya bir küçük mucize...” ifadesinde yer alan hususları keramet olarak adlandırmak daha isabetlidir. Çünkü “mucize” tabiri sadece peygamberler için kullanılır.
    Velilerin gördüğü ve gösterdiği bütün kerametler, bir yönüyle Allah’ın onlardan razı olduğunu da göstermektedir. Çünkü, keramet bir ikram-ı ilahîdir. İkram ise, kendisine ikram edilen kimsenin Allah’ın rızasını kazanmış makbul bir kul olduğuna işarettir.
    Allah’ın rızasını veya cenneti rüyalarda veya kerametlerde aramak yerine, Kur’an ve sünnete uymakta aramak gerekir. Kurtuluşun reçetesi Ehl-i sünnetin hayat tarzını şekillendiren bu iki kaynaktır.
    Aşere-i mübeşşere olan sahabilerin, hadislerde cennetle müjdelendiğini biliyoruz. Ayrıca bazı sahabelerin cennete gireceğine dair hadisler vardır. Örneğin, Hz. Hamza (ra)’ın cennette şehitlerin efendisi, Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra)’ni cennet gençlerinin efendisi olduğunu müjdeleyen hadisler vardır.
    Sahabeden İmran b. el-Husayn uzun süreli bir hastalıkla imtihan olmuştu. Bir arkadaşlarının ısraları üzerine -tedavî amacıyla- Key denilen ateşle dağlamak şeklinde tedavî olmuştu. Bu olaydan sonra kendisi şunları söylüyordu: “Ben daha önce bir nur görüyordum, hatiften sesler işitiyordum ve melekler bana selam veriyorlardı. KEY ile tedavî olduktan sonra onların hepsini kaybettim. Vallahi bu tedaviyle ne iflah oldum ne de hastalıktan kurtuldum.” Sonra bundan tövbe etti ve Allah’a ciddi yöneldi. Allah da kendisine tekrar eski hallerini iade etti. Kendisi Mutrif b. Abdullah’a “Gördün mü, Allah’ın daha önce bana ikram ettiği melekleri yeniden bana iade etti.” diyerek sevincini paylaşmıştı.(bk. Gazalî, İhya, 4/278-79). Şüphesiz, bu mükâşefe çok önemli bir müjdedir.





+ Yorum Gönder