Konusunu Oylayın.: İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir?
  1. 03.Kasım.2011, 13:59
    1
    Misafir

    İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir?






    İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir? Mumsema İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir?


  2. 03.Kasım.2011, 14:01
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İstihare namazını açıklar mısınız. Böyle bir namazın bulunduğu kesin midir?




    İstihare Namazı
    İstihare sözlük anlamıyla, hayırlı olanı aramak demektir.
    Dindeki anlamı ise şudur:
    İnsan yapacağı bir işin hayırlı olup olmadığını bilmiyorsa iki rekat namaz kılar ve Allahtan yapmak istediği işin hayırlı olup olmadığını kalbine koymasını diler.
    (Nevevî istiharenin ilk rekatında Kul-yâ, ikincisinde İhlas surelerini okur der ama İbn Hacer de der ki; Üstadımız Tirmizî Şerhinde bunun aslını bulamadığını söyler. Buna göre ille de bu sureleri okuması gerekmez. Muhtemeldir ki Nevevî bunu sabahın sünnetine ve akşamın farzına kıyaslamıştır. Gerçi bu iki surenin konuları da istihareye uygundur ama; "Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer anlamındaki Kasas 28/68
    وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَيَخْتَارُ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
    Ayeti ile, "Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdikten sonra artık hiçbir mümin erkek ya da mümin kadının seçme hakkı kalmaz" anlamındaki Ahzab 33/36
    وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُبِينًا
    Ayetlerini okuması daha uygundur.Bu durumda bana göre ilk rekâtta ilk sure ile ilk ayeti, ikinci rekâtta da ikincileri okuması daha da uygun olmuş olur". (İbn Hacer, Feth)
    Sonra hayırlı olanı kalbine koymasını Allah'tan diler, dua eder. Bu duanın Arapça olması gerekmez. Ancak manasını bilerek ve düşünerek bizzat Hz. Peygamber'in (sa) öğrettiği kelimelerle söylemesi elbette daha güzel olur. Duayı ve anlamını aşağıda vereceğiz.
    Ama istihare ile ilgili olarak şunları da bilmemiz gerekir:
    Bir hadisi şerifte: "İstihare yapan zarar etmez, istişare yapan da pişman olmaz" denmiştir. (Taberanî, Mu'cem)
    Sahabeden Cabir, "Rasulüllah bize Kurân'dan bir sureyi öğrettiği gibi bütün işlerimizde istihareyi de öğretirdi" demişlerdir. (Buhari). Demek ki, istihare önemli bir sünnettir. Ancak buradaki işleri, hakkında bir açıklama bulunmayan işler diye anlamak zorundayız.
    Şu halde istihare bir son çaredir. Yapacağımız iş konusunda bir emir ya da yasak yoktur. Başvurduğumuz ehli ilim delile dayalı bir tercih bildirmemiştir. İstişare ettiğimiz bilirkişiler ittifakla bir karara varmamışlardır. Bu durumda küçücük bir etki bize yön verebilir. Bozulmamış vicdanlar Allah'tan gelecek esintiyi hissedebilir ve kalp bir şeye meyledebilir. İşte istiharenin alanı burasıdır. Yoksa zaten yapmamız, yada yapmamamız gereken bir konuda istihare yapılmaz. Çünkü istihareden daha güçlü delillerle o konuda ne yapacağımız zaten bellidir.
    İstihare bir rüyaya yatma olayı değildir. Allah Rasulü'nün anlattığı namaz kılınıp kalbe bakılmasıdır. Kalbinde bir yöne doğru bir meyil bulamazsa yedi defaya kadar kılar. Yine bir belirti olmazsa dilediğini yapar. Rüyalar da işaretler bulunsa da biz bu işaretleri doğru okuyamayabiliriz, kaldı ki, bize öğretilen de bu değildir. Rüyaların sadık olmama ihtimali de vardır. Rüya ile istihare her zaman yanıltabilir. Seleften bunu söyleyenler de yoktur.
    İstihare Duası (Buharî'deki şekliyle)
    عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَلِّمُنَا الِاسْتِخَارَةَ فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنْ الْقُرْآنِ. يَقُولُ إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لِيَقُلْ:
    "Cabir bin Abdillah diyor ki, "Rasulüllah bize Kurân'dan bir sureyi öğrettiği gibi bütün işlerimizde istihareyi de öğretirdi ve buyururlardı ki, "biriniz bir iş yapmaya niyet ettiğinde, farz dışında iki rekat namaz kılsın, ardından da şöyle dua etsin:
    اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي (أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ) فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي (أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِه)ِ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي
    Sonra da ihtiyacını zikretsin.
    Anlamı:
    Allah'ım! Sen bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı senden isterim ve kudretin yettiği için de, ben senden güç isterim. Senin büyük ihsanından hayır dilerim. Çünkü senin her şeye gücün yeter; ben ise güçsüzüm. Sen her şeyi bilirsin; ben bilmem. Sen olacak şeyleri de bilensin.
    Allah'ım! Eğer bu iş, benim dinim, dünyam, işimin akibeti ve âhiretim hakkında hayırlı biliyorsan, bunu bana takdir et ve bana kolaylaştır. Sonra onda bana bereket ver. Eğer bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin akıbeti, dünya ve âhiretim hakkında benim için kötülük olduğunu biliyorsan, bunu benden kaldır, beni de ondan uzaklaştır. "Hayır nerede ise bana onu takdir ve nasip et. Sonra beni de ona razı kıl"

    Faruk Beşer


  3. 03.Kasım.2011, 14:01
    2
    Moderatör



    İstihare Namazı
    İstihare sözlük anlamıyla, hayırlı olanı aramak demektir.
    Dindeki anlamı ise şudur:
    İnsan yapacağı bir işin hayırlı olup olmadığını bilmiyorsa iki rekat namaz kılar ve Allahtan yapmak istediği işin hayırlı olup olmadığını kalbine koymasını diler.
    (Nevevî istiharenin ilk rekatında Kul-yâ, ikincisinde İhlas surelerini okur der ama İbn Hacer de der ki; Üstadımız Tirmizî Şerhinde bunun aslını bulamadığını söyler. Buna göre ille de bu sureleri okuması gerekmez. Muhtemeldir ki Nevevî bunu sabahın sünnetine ve akşamın farzına kıyaslamıştır. Gerçi bu iki surenin konuları da istihareye uygundur ama; "Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer anlamındaki Kasas 28/68
    وَرَبُّكَ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ وَيَخْتَارُ مَا كَانَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
    Ayeti ile, "Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdikten sonra artık hiçbir mümin erkek ya da mümin kadının seçme hakkı kalmaz" anlamındaki Ahzab 33/36
    وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُبِينًا
    Ayetlerini okuması daha uygundur.Bu durumda bana göre ilk rekâtta ilk sure ile ilk ayeti, ikinci rekâtta da ikincileri okuması daha da uygun olmuş olur". (İbn Hacer, Feth)
    Sonra hayırlı olanı kalbine koymasını Allah'tan diler, dua eder. Bu duanın Arapça olması gerekmez. Ancak manasını bilerek ve düşünerek bizzat Hz. Peygamber'in (sa) öğrettiği kelimelerle söylemesi elbette daha güzel olur. Duayı ve anlamını aşağıda vereceğiz.
    Ama istihare ile ilgili olarak şunları da bilmemiz gerekir:
    Bir hadisi şerifte: "İstihare yapan zarar etmez, istişare yapan da pişman olmaz" denmiştir. (Taberanî, Mu'cem)
    Sahabeden Cabir, "Rasulüllah bize Kurân'dan bir sureyi öğrettiği gibi bütün işlerimizde istihareyi de öğretirdi" demişlerdir. (Buhari). Demek ki, istihare önemli bir sünnettir. Ancak buradaki işleri, hakkında bir açıklama bulunmayan işler diye anlamak zorundayız.
    Şu halde istihare bir son çaredir. Yapacağımız iş konusunda bir emir ya da yasak yoktur. Başvurduğumuz ehli ilim delile dayalı bir tercih bildirmemiştir. İstişare ettiğimiz bilirkişiler ittifakla bir karara varmamışlardır. Bu durumda küçücük bir etki bize yön verebilir. Bozulmamış vicdanlar Allah'tan gelecek esintiyi hissedebilir ve kalp bir şeye meyledebilir. İşte istiharenin alanı burasıdır. Yoksa zaten yapmamız, yada yapmamamız gereken bir konuda istihare yapılmaz. Çünkü istihareden daha güçlü delillerle o konuda ne yapacağımız zaten bellidir.
    İstihare bir rüyaya yatma olayı değildir. Allah Rasulü'nün anlattığı namaz kılınıp kalbe bakılmasıdır. Kalbinde bir yöne doğru bir meyil bulamazsa yedi defaya kadar kılar. Yine bir belirti olmazsa dilediğini yapar. Rüyalar da işaretler bulunsa da biz bu işaretleri doğru okuyamayabiliriz, kaldı ki, bize öğretilen de bu değildir. Rüyaların sadık olmama ihtimali de vardır. Rüya ile istihare her zaman yanıltabilir. Seleften bunu söyleyenler de yoktur.
    İstihare Duası (Buharî'deki şekliyle)
    عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ : كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُعَلِّمُنَا الِاسْتِخَارَةَ فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنْ الْقُرْآنِ. يَقُولُ إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لِيَقُلْ:
    "Cabir bin Abdillah diyor ki, "Rasulüllah bize Kurân'dan bir sureyi öğrettiği gibi bütün işlerimizde istihareyi de öğretirdi ve buyururlardı ki, "biriniz bir iş yapmaya niyet ettiğinde, farz dışında iki rekat namaz kılsın, ardından da şöyle dua etsin:
    اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي (أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ) فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي (أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِه)ِ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي
    Sonra da ihtiyacını zikretsin.
    Anlamı:
    Allah'ım! Sen bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı senden isterim ve kudretin yettiği için de, ben senden güç isterim. Senin büyük ihsanından hayır dilerim. Çünkü senin her şeye gücün yeter; ben ise güçsüzüm. Sen her şeyi bilirsin; ben bilmem. Sen olacak şeyleri de bilensin.
    Allah'ım! Eğer bu iş, benim dinim, dünyam, işimin akibeti ve âhiretim hakkında hayırlı biliyorsan, bunu bana takdir et ve bana kolaylaştır. Sonra onda bana bereket ver. Eğer bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin akıbeti, dünya ve âhiretim hakkında benim için kötülük olduğunu biliyorsan, bunu benden kaldır, beni de ondan uzaklaştır. "Hayır nerede ise bana onu takdir ve nasip et. Sonra beni de ona razı kıl"

    Faruk Beşer





+ Yorum Gönder