Konusunu Oylayın.: Rüyada olanlar uyandığındada gerçekleşti bunun açıklaması nedir bilgilendirimisiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Rüyada olanlar uyandığındada gerçekleşti bunun açıklaması nedir bilgilendirimisiniz?
  1. 09.Mayıs.2011, 11:28
    1
    Misafir

    Rüyada olanlar uyandığındada gerçekleşti bunun açıklaması nedir bilgilendirimisiniz?






    Rüyada olanlar uyandığındada gerçekleşti bunun açıklaması nedir bilgilendirimisiniz? Mumsema ben eşimin işi için tefriciye okudum buda miraç gecesi bitti uyudum rüyamda ellerime ve ayaklarıma kına yakıyorlardı uyandıgımda kınalar aynen elimde ve ayagımdaydı bir anlam veremedim.yardımcı olurmusunuz


  2. 09.Mayıs.2011, 11:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ben eşimin işi için tefriciye okudum buda miraç gecesi bitti uyudum rüyamda ellerime ve ayaklarıma kına yakıyorlardı uyandıgımda kınalar aynen elimde ve ayagımdaydı bir anlam veremedim.yardımcı olurmusunuz


    Benzer Konular

    - Hicret kaç yılında gerçekleşti?

    - Miraç hangi atmosferde gerçekleşti

    - Rüyada kaybolan tavuğumu gördüm bunun anlamı nedir?

    - Kur'an-ı Kerm-in en uzun suresi hangi sure ve kaç Ayettir bilgilendirimisiniz?

    - Müziğin haram olduğu söyleniyor bu doğrumu bilgilendirimisiniz?

  3. 07.Ağustos.2013, 07:33
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Rüyada olanlar uyandığındada gerçekleşti bunun açıklaması nedir bilgilendirimisiniz?




    Kıyamet yaklaştığında, Müslümanın rüyası...

    Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)buyuruyor:
    Kıyamet yaklaştığında, müslümanın rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Rüyası en sadıkolan da sözü en doğru olandır. Müslümanın rüyası Nübüvvetin kırkbeş cüz‘ünden biridir. Rüya üçtür: Salih rüya ki. Bu Allah‘dan bir müjdedir. Hüzün veren rüya ki, bu da şeytandandır. Ve bir de kişinin kendi nefsinin ilka ettiği rüyadır. Biriniz hoşuna gitmiyen bir rüya gördüğünde kalksın ve (sol tarafına) tükürsün. Ve onu başkalarına anlatmasın. Rüyada bağlı olmaktan sevin. Zira rüyada bağ, dinde sebattır. Lakin boynundaki demir bağdan hoşlanma. (Zira bu ağır yüke delâlet eder.)


    Ravi: Hz. Ebu Hüreyre r.a.
    (Ramuz el-Ehadis; cilt 1, s. 33/8)
    Kaynak: Buhârî, Ta'bir, 25; Müslim, Rü'ya, 2263; Tirmizî, Rü'ya, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/507


    :


    ( - )




    Ramuz el-Ehadis dersinden esaslar

    • sadık rüya, vahyin bir çeşididir


    • Şimdi, sadık rüya nedir? Ağrın, acın yok, yorgunluğun yok, kafanda sabit bir fikir yok. Üşümüyorsun, yanmıyorsun. Her şey normal. Vücudunda hastalık, kırgınlık yok. Yatmışsın. Vücut, zihin dinlenmiş, uyumuş. Sabaha karşı görüyorsun bir rüya. Buna sadık rüya derler.


    • bazı rüyalar da vardır mümini üzer. Bu, şeytanın mümini üzmek için rüyasına girmesidir. Mümini hüzünlendirip, gamlandırıp ya karısıyla kavga ettirecek ya çocuğu dövdürtecek ya gidip arkadaşıyla kavga ettirtecek ya işi bıraktıracak.


    • Eskiden beri ben sigaraya karşıyım. Şimdi de zaten zehir oldu, Dünya tıp aleminde kesin (zehir) olup ortaya çıktı. “bir sigara içiversek kafamız çalışır.” Sigara uyuşturucu madde kafayı çalıştırmaz aksine bulandırır.


    • bir rüya da vardır, kendi kendine vesvese, kendi kendine konuşursun söylersin, bu karma karışık şeyler. “şöyle oldu, böyle oldu.” İçinden çıkılamayacak şeyler vardır


    • Evet, sizden biriniz böyle korkunç, karışık, üzüntü veren şeyler gördü mü, kimseye anlatmasın. Çünkü rüya anlatıldığı zaman gerçekleşir. Bunu kimseye de söylemesin, yordurmasın çünkü rüya yoruma göre gerçekleşir. Diye de hadisler var. O zaman kalkacaksın ayağa sol tarafına tüküreceksin. Neden? Şeytan yapıyor bunu. Beni gamlandırmak, kederlendirmek, üzmek için diye şeytana tüküreceksin yani. Biliyorsun, sağ taraf iyiliği temsil ediyor. Onun için sola… sağa sola tükürme de yani remzen ondan diye. Püu de. Balgamını da yapıştırma oraya yani. Bu şeytandan bana geliyor diye Pu de soluna diyor. Soluna söyle.


    • Rüyada iple bağlamak dinde sağlam olduğunun alametidir


    • Ama boğazına bir şey bağladıkları zaman, bağlamak elle olur. Ayaktan bağlanır, elden bağlanır insan. Değil mi? Hayvanlar başından bağlanır. “Boynundan bağlandığı zaman” diyor, bilesin ki bu yanlış


    • böyle boğazından bağlanmayı o iyi değil onu kimseye söyleme. İşte o şeytan beni şey ediyor diye Pu de soluna. Besmele çek sağına bir daha yat. Allah’a sığın bir daha yat diyor Peygamberimiz sallellahü aleyhi vesellem.


    • Saliha rüya vardır. Sana ipucu verir. Böyle yanlış gördün mü Allah’a sığın kimseye söyleme. Zaten rüyayı herkese söyleme. Âlim, fazıl, bilen adama söyle. Çünkü o adam rüyayı iyi bir şey değilse yormaz. Üsteleme, “söyle” deme! Senin aleyhine olacak çünkü. Böyle yapma. Israr etme adama söyletme. Senin lehine olmadığı için konuşmuyordur. İyi adama yordur, âlim adama yordur. Güzel olduğu zaman da söyle. Saklama, olsun. Öyle diyor Hazreti Ömer “Rüya havadadır. Yorumlanırsa yere iner” diyor.


    __________________________________________________ ________________

    Mü’min kişinin gece gördüğü rüyasının gündüz gerçekleşmesi:
    Alametlerden birisi ahir zamanda mü’min kişinin gördüğü rüyasının gündüz gerçekleşmesidir. Kişi imanında ne kadar üstün olursa gördüğü rüya buna göre gerçek olmaktadır.
    Müslim, Ebu Hureyre (ra)’ın Rasulullah (sav)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kıyametin yaklaştığında Müslüman’ın gördüğü rüya yalan çıkmaz. Sizin doğru rüya göreniniz en doğru sözlü olanınızdır. Müslüman’ın gördüğü rüya, peygamberliğin kırk beşte biridir.”[1] Buhari’deki rivayette ise şöyledir: “Müslüman’ın gördüğü rüya gerçek olur… Peygamberin gördüğü rüya yalan olmaz.”[2]
    İbn Ebî Cemra şöyle diyor: “Mümin kişinin ahir zamanda gördüğü riyasının gerçek olmasının manası şudur: “Genellikle gördüğü rüya tabir edilmeye ihtiyaç duymaz daha önce gördüğü rüyalar gibi tabir edildikten sonra yanlış çıkmaz. Bu yüzden hadiste “gerçek olur” denilmiştir.”
    Daha sonra şöyle diyor: “Bu olayının ahir zamana has olmasının hikmeti, o vakitte mü’min kişinin garib olmasıdır. Aynı Müslim’deki şu hadiste olduğu gibi: “İslam garip olarak başladı, tekrar garip haline dönecek.”[3] O vakitte mümin kişinin dostu ve yardımcısı az olacağından ona gördüğü rüyanın gerçek olmasıyla ikramda bulunulur.”[4]
    Mü’min kişinin gördüğü rüyanın gündüz gerçek olmasının ne zaman olacağı konusunda alimler arasında farklı görüşler vardır[5]:
    1- Bu olay kıyamet yaklaştığı zaman fitne ve savaşların çoğaldığı zaman, ilmin ortadan kalktığı ve dinin izlerinin yok olmaya başladığı bir vakitte olur. Bu vakitte insanlar fetret ehli gibi olurlar ve aynı bütün ümmetler peygamberlerinden dinlerini öğrendikleri gibi onlarda kendilerine dinlerini öğretecek yeni bir öndere ihtiyaç duyarlar. Fakat son peygamber Rasulullah (sav)’den başka yeni bir peygamber gelmeyeceğinden işlerini rüyalarında gördükleri gerçeklere bırakırlar ki o rüyalarda peygamberliğin bir parçasıdır. Ebu Hureyre’den gelen: “Kıyamet yaklaştığında ilim ortadan kalkar”[6] hadisi bu görüşü desteklemektedir. İbn Hacer’de bu görüşü tercih etmektedir.
    2- Bu olay inkârın, cahilliğin ve fesadın çoğaldığı, mü’minlerin sayılarının azaldığı bir zamanda olur. Böyle bir ortamda mü’min kişiye gördüğü rüyanın gerçek çıkmasıyla ikramda bulunulur, destek ve teselli verilir.
    Bu görüş biraz önce geçen İbn Ebî Cemra’nın sözüne yakındır. Bu son iki görüş bu olayın ne zaman olacağını kesin olarak belirtmemektedir. Öyleyse dinin yavaş yavaş eriyerek son bulmasıyla bu dünyanın sonuna doğru adım adım yaklaşıldıkça, mü’min kişinin gördüğü rüya o kadar gerçek çıkmaktadır.
    3- Bu olay İsa b. Meryem (as)’ın tekrar geldiği zamanda olacak. Çünkü onun içinde bulunduğu zaman söz olarak, en doğru sözlerin konuşulduğu; görülen rüyaların da yanlış çıkmadığı bir zaman olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.
    38- Yazının çoğalması:
    İbn Mes’ud (ra)’den gelen bir hadiste Rasulüllah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamete yakın ..... kalem çoğalacaktır.”[7] Kalemin çoğalmasından kasıt yazının çoğalması ve yayılmasıdır.[8]
    Nesâî ve Tayâlisî’nin Amr b. Tağleb’den rivayet ettiklerine göre Rasulüllah (sav) şöyle demiştir: “... Ticaretin büyümesi, ilmin yayılması kıyamet alâmetlerindendir.”[9] Hadisteki ilmin yayılmasından kasıt, buna aracı olan yazının çoğalmasıdır.
    Bu durum günümüzde çok açık olarak görülmektedir. Bilgisayar ve matbaanın çoğalmasıyla yazı çok hızlı bir şekilde dünyanın dört bir tarafına anında yayılmaktadır. Bununla birlikte insanlar arasında cahillik artmış, faydalı ilim olan Kur’an ve sünnet bilgisi azalmış, ne kadar çok kitap olursa olsun amel edilmediği için bunun bir faydası olmamıştır.[10]
    39- İslamın teşvik ettiği sünnetlere özen gösterilmesi:
    Alametlerden birisi de dinin göze batan özelliklerinin hafife alınmasıdır. Hadiste geçtiğine göre İbn Mesud (ra) Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini işitmiştir: “Kişinin camiye girdiğinde oturmadan önce iki rekat namaz kılmaması kıyamet alametlerindendir.”[11] Başka bir rivayette şöyledir: “Kişi mescidin hakkını verir fakat orada hemen namaz kılmaz.”
    Yine İbn Mesud (ra)’dan: “Mescitlerin yol olarak içinden geçilen yerler olması kıyamet alametlerindendir.”[12]
    Enes (ra) Rasulullah (sav)’den merfu olarak şöyle demiştir: “Mescitlerin yol edinilmesi kıyamet alametlerindendir.”[13]
    Mescitlerin yol olarak kullanılması caiz olmayan bir şeydir. Çünkü mescitlere saygı göstermek demek, Allah’ın dinine saygı göstermek demektir. Bu da îman ve takvayı gösterir. Nitekim Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah’ın dinine saygı gösterirse, şöphesiz bu kalplerin takvasındandır.”(Hacc: 32)
    Rasulullah (sav)’de şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim mescide girerse, iki rekat namaz kılmadan oturmasın.”[14]
    Maalesef günümüzde en büyük belâ namaz ve ibadet yeri olan mescitlerin yabancı turistler tarafından ziyaret edilen yerlere dönmesidir. Allahu Teâla Müslüman ülkeleri bu belâdan korusun (Amin).
    40- Akşam görülen Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması:
    Abdullah b. Mesud (ra)’dan Rasulullah (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Akşam görülen Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması kıyamet alametlerindendir.”[15]
    Ebu Hureyre (ra)’da Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması kıyamet alametlerindendir. Hilâl bir gecelik görüldüğü halde: “İki gecelik görüldü” denir.”[16] Enes b. Mâlik (ra) Rasulullah (sav)’den merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: “Kıyametin alametlerinden birisi Hilâl’in gökte bir gecelik görünmesine rağmen: “İki gecelik görüldü” denilmesidir.”[17]
    Bu iki rivayetteki Hilâl’in gökte kalma süresinin uzamasından anlaşılan şudur: Her ayın başında görülen ilk Hilâl’in büyük olmasıdır. İlk görüldüğü gece sanki o iki gecelik gibi büyük olur. En doğrusunu Allah bilir.
    41- Yalanın çoğalması ve aktarılan haberlerin doğru çıkmaması:
    Ebu Hureyre (ra)’den gelen hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin son zamanlarındaki insanlar, sizin ve babalarınızın hiç duymadığı yalan şeyler anlatacaklar. Siz onlardan ve böyle bir şey yapmaktan sakının.”[18] Başka bir rivayette şöyledir: “Ahir zamanda yalancı Deccaller çıkacak. Size öyle şeyler anlatacaklar ki ne siz nede babalarınız onları duymamıştır. Siz onlardan ve böyle bir şey yapmaktan sakının ki ne sizi şaşırtsınlar nede fitneye düşsünler.”[19]
    Müslim, Amr b. Abde’den, İbn Mesud (ra)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Şeytan insan şekline girer ve bir topluluğa gelir. Onlara yalan şeyler anlatır. Sonra dağılırlar. Onlardan bir adam der ki: “İsmini bilmediğim ama yüzünü tanıdığım bir adamın şöyle söylediğini duymuştum.”[20]
    Abdullah b. Amr b. As (ra) şöyle demiştir: “Denizlerde Süleyman (as)’ın bağlayarak hapsettiği şeytanlar vardır. Az kaldı oradan çıkarlar ve insanlara Kur’an (a benzer şeyler) okurlar.”[21]
    Nevevi diyor ki: “Bunun manası: Onlar Kur’an’a benzer şeyler okurlar. Sen onu Kur’an zannedersin. Onlar insanları kandırmaya çalışırlar, ama onlar kanmaz.”[22]
    Zamanımızda farklı, farklı sözler çoğalmıştır. Bazı insanlar temelini araştırmadan bir çok yalan sözü nakletmekten sakınmamaktadırlar. Buda insanların yolunu şaşırtmakta ve fitneye düşürmektedir. Bu yüzden Rasulullah (sav) duyulan her sözün doğruluğunu araştırması konusunda uyarmıştır. Hadis alimleri de Rasulullah (sav)’den gelen hadislerin doğruluğunu ortaya çıkarmak için bu kuralı uygulamış, ravilerin güvenilir olanlarını diğerlerinden seçerek ayırmışlardır.
    Yine zamanımızda insanların çıkardığı yalanlar çoğaldığı için artık neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırt edilmez hale gelmiştir.
    42- Yalancı şahitliğin çoğalması ve doğruluğun gizlenmesi:
    Abdullah b. Mesud (ra)’dan gelen hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyametten önce… yalancı şahitlik çoğalır ve doğru gizlenir”[23]
    Yalancı şahitlik, şahitlik ederken kasten yalan söylemek ve doğruyu gizlemektir. Allahu Teâla şöyle buyuruyor: “Şahitliği ve bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkardır.” (Bakara: 283)
    Ebu Bekre (ra) şöyle demiştir: “Biz Rasulullah (sav)’in yanında bulunuyorduk. O şöyle buyurdu: “Size en büyük günahları haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, ana-babaya asi olmak, yalan yere şahitlik.” Bunları söylerken yaslanmıştı, sonra dikildi. O kadar çok tekrar ediyordu ki biz: “Keşke sussa” dedik.”[24]
    Günümüzde yalancı şahitlik ve doğruyu gizlemek çoğalmıştır. Rasulullah (sav) yalancı şahitliğin tehlikesini belirtmek için onu Alla’a şirk koşmak ve ana-babaya asi olmakla beraber saymıştır. Yalancı şahitlik zulüm ve haksızlığın artmasına, insanlar arasında mal ve canların yok olmasına sebeptir. Onun çoğalması da, Allah korkusunun olmadığını ve imanın zayıf olduğunu gösterir.
    43- Kadınların çoğalması, erkeklerin azalması:
    Enes (ra) şöyle demiştir: “Şimdi size bir hadis anlatacağım. Onu benden başka kimse size anlatamaz. Rasulullah (sav)’yi şöyle derken işittim: “İlmin azalması, cahilliğin artması, zinanın yayılması, kadınların çoğalması ve erkeklerin azalması kıyamet alametlerindendir. Öyle ki bir erkeğe elli kadın düşer.”[25]
    Bunun sebebi olarak şöyle denilmiştir: “Fitnelerin çoğalması ile erkeklerin savaş yapmalarıdır. Çünkü erkekler kadınlardan ayrı olarak savaşanlardır.[26] Yine şöyle denilmiştir: Bunun sebebi yeni, yeni yerler fethedilir. Ganimet olarak alınan kadınlar çoğalır ve her erkeğin çok kadını olur.
    Bu söze karşılık İbn Hacer şöyle diyor: “Bu sözü incelemek gerekir. Çünkü Ebu Musa hadisinde azalacakları açıkça şöyle geçmektedir: “Erkekler azalır kadınlar çoğalır”[27] Görüldüğü gibi bu başka bir şey değil apaçık bir alamettir. Allah dilerse ahir zamanda doğan erkeklerin sayısını azaltır, kızların sayısını çoğaltır. Ayrıca kadınların çoğalması, diğer alametlerden olan ilmin kalkması ve cahilliğin çoğalmasına uygundur.”[28]
    Bana göre, İbn Hacer’in söylediği bu söz, aynı fitnelerin çoğalıp savaşların çıkmasına sebeb olduğu görüşünde olduğu gibi, erkeklerin azalıp kadınların çoğalmasının diğer sebeplerini ortadan kaldırmaz. Nitekim Müslim’deki şu rivayet erkeklerin yok olmasının kadınların çoğalmasının sebebini savaşlarda erkeklerin ölmesi olduğunu gösterir: “Erkekler ölür, kadınlar kalır. Öyle ki, bir erkeğe elli kadın düşer.”[29]
    Bu hadislerdeki elli sayısı gerçek anlamda değildir. Çok olduğuna dair mecazdır.[30] Nitekim Ebu Musa(ra) hadisinde şöyledir: “Kırk tane kadının bir erkeğe tabi olduğu ve ondan beslendikleri görülür.”[31] Doğrusunu Allah bilir.
    44- Ani ölümün çoğalması:
    Enes b. Malik (ra) Rasulullah(sav)’dan merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: “....Ani ölümün çoğalması kıyametin alametlerindendir.”[32]
    Bu alamet günümüzde görülmekte, insanların aniden ölmeleri çoğalmaktadır. Sağlam sıhhatli bir adam bir bakıyorsunuz aniden ölüyor. Zamanımızda bu ölüme kalp krizi deniliyor. Akıllı bir insanın kendine dikkat etmesi ve ani ölüm gelmeden bir an önce Allah’a tevbe etmesi gerekir.
    İmam Buhari şöyle derdi:
    Boş zamanı fırsat bil belin bükülmeden
    Belki senin ölümün olur aniden
    Ne sağlamlar gördüm hasta olmayan
    O sağlam vucudu aniden giden.
    İbn Hacer şöyle diyor: “İlginç olan şey İmam Buhari’nin başına böyle bir şeyin gelmesidir.”[33]
    45- İnsanların sadece kendi nefislerini düşünmeleri:
    Huzeyfe (ra) şöyle demiştir: “Rasulullah(sav)’e kıyametin ne zaman olacağı soruldu. Dedi ki: “Onun ne zaman olacağını Allah bilir, onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. Ama ben size onun alametlerinden haber vereyim: Kıyametten önce fitne ve herc olur.” Sahabe: “Ya Rasulullah! Fitnenin ne olduğunu biliyoruz. Peki herc nedir?” dedi. Rasulullah(sav) şöyle dedi: “Habeş dilinde ona: “adam öldürme” denilir. Yine insanlar arasında sadece kendini düşünme görülür, neredeyse onlardan biri, bir diğerini tanımaz.”[34]
    İnsanların sadece kendi nefislerini düşünmeleri fitne, zorluklar ve insanlar arasında savaşlar çıktığında vukû bulur. İşte o zaman maddeye tapanlar çoğalır, herkes kendi istekleri için çalışır. Başkalarının işini ve haklarını umursamaz. Koyu bir enaniyet ortalığı kaplar, kişi artık kendi istek ve arzuları doğrultusunda yaşar, ahlaki değerler yok olur. İmân kardeşliği ve Allah için sevgi ortadan kalkar.
    Taberâni, Muhammed b. Sevka’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Ben Nuaym b. Ebî Hind’in yanına geldim. Bana bir kağıt çıkarttı, içinde şöyle yazılıydı: “Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Muaz b. Cebel’den Ömer b. Hattab’a: Selamün Aleyküm Biz, bu ümmetin son zamanlarında dıştan dost olup içten düşman olanların olacağı konusunda konuşuyoruz....” (Ömer (ra) onlara şöyle cevap yazdı “Bana yazdığınız yazıda, bu ümmetin son zamanlarında dıştan dost olup içten düşman olanların olacağına dikkat çekmektesiniz. Siz onlardan değilsiniz ve bu zaman da o zaman değildir. O zaman da sadece kendi için istemek ve korkmak vardır. Bazı insanlar diğer insanların dünyalıklarını elde etmek isterler.”[35]
    46- Arap yarımadasının sulak ve yeşil hale dönmesi:
    Alametlerden birisi arap yarımadasının sulak ve yeşil hale dönmesidir.
    Ebu Hureyre(ra)’dan gelen hadiste Rasulullah(sav) şöyle buyurmaktadır: “Arap yarımadası sulak ve otlak hale dönmeden kıyamet kopmaz”[36] Bu hadiste arap yarımadasının tekrar sulak ve otlak hale döneceğine dair delil vardır.
    İmam Nevevi şöyle diyor: “Bunun manası şudur: Onlar orayı terk edecekler ve orası bakımsız arazi olarak kalacak. İnsan azlığından dolayı ne ziraat yapılacak ne de sulanacak. Fitneler çoğalıp çok harpler olacağından artık insanların umutları azalacak ve vakit bulamadıkları için oraya ihtimam gösteremeyecekler.”[37]



  4. 07.Ağustos.2013, 07:33
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Kıyamet yaklaştığında, Müslümanın rüyası...

    Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)buyuruyor:
    Kıyamet yaklaştığında, müslümanın rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Rüyası en sadıkolan da sözü en doğru olandır. Müslümanın rüyası Nübüvvetin kırkbeş cüz‘ünden biridir. Rüya üçtür: Salih rüya ki. Bu Allah‘dan bir müjdedir. Hüzün veren rüya ki, bu da şeytandandır. Ve bir de kişinin kendi nefsinin ilka ettiği rüyadır. Biriniz hoşuna gitmiyen bir rüya gördüğünde kalksın ve (sol tarafına) tükürsün. Ve onu başkalarına anlatmasın. Rüyada bağlı olmaktan sevin. Zira rüyada bağ, dinde sebattır. Lakin boynundaki demir bağdan hoşlanma. (Zira bu ağır yüke delâlet eder.)


    Ravi: Hz. Ebu Hüreyre r.a.
    (Ramuz el-Ehadis; cilt 1, s. 33/8)
    Kaynak: Buhârî, Ta'bir, 25; Müslim, Rü'ya, 2263; Tirmizî, Rü'ya, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/507


    :


    ( - )




    Ramuz el-Ehadis dersinden esaslar

    • sadık rüya, vahyin bir çeşididir


    • Şimdi, sadık rüya nedir? Ağrın, acın yok, yorgunluğun yok, kafanda sabit bir fikir yok. Üşümüyorsun, yanmıyorsun. Her şey normal. Vücudunda hastalık, kırgınlık yok. Yatmışsın. Vücut, zihin dinlenmiş, uyumuş. Sabaha karşı görüyorsun bir rüya. Buna sadık rüya derler.


    • bazı rüyalar da vardır mümini üzer. Bu, şeytanın mümini üzmek için rüyasına girmesidir. Mümini hüzünlendirip, gamlandırıp ya karısıyla kavga ettirecek ya çocuğu dövdürtecek ya gidip arkadaşıyla kavga ettirtecek ya işi bıraktıracak.


    • Eskiden beri ben sigaraya karşıyım. Şimdi de zaten zehir oldu, Dünya tıp aleminde kesin (zehir) olup ortaya çıktı. “bir sigara içiversek kafamız çalışır.” Sigara uyuşturucu madde kafayı çalıştırmaz aksine bulandırır.


    • bir rüya da vardır, kendi kendine vesvese, kendi kendine konuşursun söylersin, bu karma karışık şeyler. “şöyle oldu, böyle oldu.” İçinden çıkılamayacak şeyler vardır


    • Evet, sizden biriniz böyle korkunç, karışık, üzüntü veren şeyler gördü mü, kimseye anlatmasın. Çünkü rüya anlatıldığı zaman gerçekleşir. Bunu kimseye de söylemesin, yordurmasın çünkü rüya yoruma göre gerçekleşir. Diye de hadisler var. O zaman kalkacaksın ayağa sol tarafına tüküreceksin. Neden? Şeytan yapıyor bunu. Beni gamlandırmak, kederlendirmek, üzmek için diye şeytana tüküreceksin yani. Biliyorsun, sağ taraf iyiliği temsil ediyor. Onun için sola… sağa sola tükürme de yani remzen ondan diye. Püu de. Balgamını da yapıştırma oraya yani. Bu şeytandan bana geliyor diye Pu de soluna diyor. Soluna söyle.


    • Rüyada iple bağlamak dinde sağlam olduğunun alametidir


    • Ama boğazına bir şey bağladıkları zaman, bağlamak elle olur. Ayaktan bağlanır, elden bağlanır insan. Değil mi? Hayvanlar başından bağlanır. “Boynundan bağlandığı zaman” diyor, bilesin ki bu yanlış


    • böyle boğazından bağlanmayı o iyi değil onu kimseye söyleme. İşte o şeytan beni şey ediyor diye Pu de soluna. Besmele çek sağına bir daha yat. Allah’a sığın bir daha yat diyor Peygamberimiz sallellahü aleyhi vesellem.


    • Saliha rüya vardır. Sana ipucu verir. Böyle yanlış gördün mü Allah’a sığın kimseye söyleme. Zaten rüyayı herkese söyleme. Âlim, fazıl, bilen adama söyle. Çünkü o adam rüyayı iyi bir şey değilse yormaz. Üsteleme, “söyle” deme! Senin aleyhine olacak çünkü. Böyle yapma. Israr etme adama söyletme. Senin lehine olmadığı için konuşmuyordur. İyi adama yordur, âlim adama yordur. Güzel olduğu zaman da söyle. Saklama, olsun. Öyle diyor Hazreti Ömer “Rüya havadadır. Yorumlanırsa yere iner” diyor.


    __________________________________________________ ________________

    Mü’min kişinin gece gördüğü rüyasının gündüz gerçekleşmesi:
    Alametlerden birisi ahir zamanda mü’min kişinin gördüğü rüyasının gündüz gerçekleşmesidir. Kişi imanında ne kadar üstün olursa gördüğü rüya buna göre gerçek olmaktadır.
    Müslim, Ebu Hureyre (ra)’ın Rasulullah (sav)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kıyametin yaklaştığında Müslüman’ın gördüğü rüya yalan çıkmaz. Sizin doğru rüya göreniniz en doğru sözlü olanınızdır. Müslüman’ın gördüğü rüya, peygamberliğin kırk beşte biridir.”[1] Buhari’deki rivayette ise şöyledir: “Müslüman’ın gördüğü rüya gerçek olur… Peygamberin gördüğü rüya yalan olmaz.”[2]
    İbn Ebî Cemra şöyle diyor: “Mümin kişinin ahir zamanda gördüğü riyasının gerçek olmasının manası şudur: “Genellikle gördüğü rüya tabir edilmeye ihtiyaç duymaz daha önce gördüğü rüyalar gibi tabir edildikten sonra yanlış çıkmaz. Bu yüzden hadiste “gerçek olur” denilmiştir.”
    Daha sonra şöyle diyor: “Bu olayının ahir zamana has olmasının hikmeti, o vakitte mü’min kişinin garib olmasıdır. Aynı Müslim’deki şu hadiste olduğu gibi: “İslam garip olarak başladı, tekrar garip haline dönecek.”[3] O vakitte mümin kişinin dostu ve yardımcısı az olacağından ona gördüğü rüyanın gerçek olmasıyla ikramda bulunulur.”[4]
    Mü’min kişinin gördüğü rüyanın gündüz gerçek olmasının ne zaman olacağı konusunda alimler arasında farklı görüşler vardır[5]:
    1- Bu olay kıyamet yaklaştığı zaman fitne ve savaşların çoğaldığı zaman, ilmin ortadan kalktığı ve dinin izlerinin yok olmaya başladığı bir vakitte olur. Bu vakitte insanlar fetret ehli gibi olurlar ve aynı bütün ümmetler peygamberlerinden dinlerini öğrendikleri gibi onlarda kendilerine dinlerini öğretecek yeni bir öndere ihtiyaç duyarlar. Fakat son peygamber Rasulullah (sav)’den başka yeni bir peygamber gelmeyeceğinden işlerini rüyalarında gördükleri gerçeklere bırakırlar ki o rüyalarda peygamberliğin bir parçasıdır. Ebu Hureyre’den gelen: “Kıyamet yaklaştığında ilim ortadan kalkar”[6] hadisi bu görüşü desteklemektedir. İbn Hacer’de bu görüşü tercih etmektedir.
    2- Bu olay inkârın, cahilliğin ve fesadın çoğaldığı, mü’minlerin sayılarının azaldığı bir zamanda olur. Böyle bir ortamda mü’min kişiye gördüğü rüyanın gerçek çıkmasıyla ikramda bulunulur, destek ve teselli verilir.
    Bu görüş biraz önce geçen İbn Ebî Cemra’nın sözüne yakındır. Bu son iki görüş bu olayın ne zaman olacağını kesin olarak belirtmemektedir. Öyleyse dinin yavaş yavaş eriyerek son bulmasıyla bu dünyanın sonuna doğru adım adım yaklaşıldıkça, mü’min kişinin gördüğü rüya o kadar gerçek çıkmaktadır.
    3- Bu olay İsa b. Meryem (as)’ın tekrar geldiği zamanda olacak. Çünkü onun içinde bulunduğu zaman söz olarak, en doğru sözlerin konuşulduğu; görülen rüyaların da yanlış çıkmadığı bir zaman olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.
    38- Yazının çoğalması:
    İbn Mes’ud (ra)’den gelen bir hadiste Rasulüllah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamete yakın ..... kalem çoğalacaktır.”[7] Kalemin çoğalmasından kasıt yazının çoğalması ve yayılmasıdır.[8]
    Nesâî ve Tayâlisî’nin Amr b. Tağleb’den rivayet ettiklerine göre Rasulüllah (sav) şöyle demiştir: “... Ticaretin büyümesi, ilmin yayılması kıyamet alâmetlerindendir.”[9] Hadisteki ilmin yayılmasından kasıt, buna aracı olan yazının çoğalmasıdır.
    Bu durum günümüzde çok açık olarak görülmektedir. Bilgisayar ve matbaanın çoğalmasıyla yazı çok hızlı bir şekilde dünyanın dört bir tarafına anında yayılmaktadır. Bununla birlikte insanlar arasında cahillik artmış, faydalı ilim olan Kur’an ve sünnet bilgisi azalmış, ne kadar çok kitap olursa olsun amel edilmediği için bunun bir faydası olmamıştır.[10]
    39- İslamın teşvik ettiği sünnetlere özen gösterilmesi:
    Alametlerden birisi de dinin göze batan özelliklerinin hafife alınmasıdır. Hadiste geçtiğine göre İbn Mesud (ra) Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini işitmiştir: “Kişinin camiye girdiğinde oturmadan önce iki rekat namaz kılmaması kıyamet alametlerindendir.”[11] Başka bir rivayette şöyledir: “Kişi mescidin hakkını verir fakat orada hemen namaz kılmaz.”
    Yine İbn Mesud (ra)’dan: “Mescitlerin yol olarak içinden geçilen yerler olması kıyamet alametlerindendir.”[12]
    Enes (ra) Rasulullah (sav)’den merfu olarak şöyle demiştir: “Mescitlerin yol edinilmesi kıyamet alametlerindendir.”[13]
    Mescitlerin yol olarak kullanılması caiz olmayan bir şeydir. Çünkü mescitlere saygı göstermek demek, Allah’ın dinine saygı göstermek demektir. Bu da îman ve takvayı gösterir. Nitekim Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır: “Her kim Allah’ın dinine saygı gösterirse, şöphesiz bu kalplerin takvasındandır.”(Hacc: 32)
    Rasulullah (sav)’de şöyle buyurmaktadır: “Sizden kim mescide girerse, iki rekat namaz kılmadan oturmasın.”[14]
    Maalesef günümüzde en büyük belâ namaz ve ibadet yeri olan mescitlerin yabancı turistler tarafından ziyaret edilen yerlere dönmesidir. Allahu Teâla Müslüman ülkeleri bu belâdan korusun (Amin).
    40- Akşam görülen Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması:
    Abdullah b. Mesud (ra)’dan Rasulullah (sav) şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Akşam görülen Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması kıyamet alametlerindendir.”[15]
    Ebu Hureyre (ra)’da Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Hilâl’in gökte kalma süresinin uzaması kıyamet alametlerindendir. Hilâl bir gecelik görüldüğü halde: “İki gecelik görüldü” denir.”[16] Enes b. Mâlik (ra) Rasulullah (sav)’den merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: “Kıyametin alametlerinden birisi Hilâl’in gökte bir gecelik görünmesine rağmen: “İki gecelik görüldü” denilmesidir.”[17]
    Bu iki rivayetteki Hilâl’in gökte kalma süresinin uzamasından anlaşılan şudur: Her ayın başında görülen ilk Hilâl’in büyük olmasıdır. İlk görüldüğü gece sanki o iki gecelik gibi büyük olur. En doğrusunu Allah bilir.
    41- Yalanın çoğalması ve aktarılan haberlerin doğru çıkmaması:
    Ebu Hureyre (ra)’den gelen hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin son zamanlarındaki insanlar, sizin ve babalarınızın hiç duymadığı yalan şeyler anlatacaklar. Siz onlardan ve böyle bir şey yapmaktan sakının.”[18] Başka bir rivayette şöyledir: “Ahir zamanda yalancı Deccaller çıkacak. Size öyle şeyler anlatacaklar ki ne siz nede babalarınız onları duymamıştır. Siz onlardan ve böyle bir şey yapmaktan sakının ki ne sizi şaşırtsınlar nede fitneye düşsünler.”[19]
    Müslim, Amr b. Abde’den, İbn Mesud (ra)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Şeytan insan şekline girer ve bir topluluğa gelir. Onlara yalan şeyler anlatır. Sonra dağılırlar. Onlardan bir adam der ki: “İsmini bilmediğim ama yüzünü tanıdığım bir adamın şöyle söylediğini duymuştum.”[20]
    Abdullah b. Amr b. As (ra) şöyle demiştir: “Denizlerde Süleyman (as)’ın bağlayarak hapsettiği şeytanlar vardır. Az kaldı oradan çıkarlar ve insanlara Kur’an (a benzer şeyler) okurlar.”[21]
    Nevevi diyor ki: “Bunun manası: Onlar Kur’an’a benzer şeyler okurlar. Sen onu Kur’an zannedersin. Onlar insanları kandırmaya çalışırlar, ama onlar kanmaz.”[22]
    Zamanımızda farklı, farklı sözler çoğalmıştır. Bazı insanlar temelini araştırmadan bir çok yalan sözü nakletmekten sakınmamaktadırlar. Buda insanların yolunu şaşırtmakta ve fitneye düşürmektedir. Bu yüzden Rasulullah (sav) duyulan her sözün doğruluğunu araştırması konusunda uyarmıştır. Hadis alimleri de Rasulullah (sav)’den gelen hadislerin doğruluğunu ortaya çıkarmak için bu kuralı uygulamış, ravilerin güvenilir olanlarını diğerlerinden seçerek ayırmışlardır.
    Yine zamanımızda insanların çıkardığı yalanlar çoğaldığı için artık neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırt edilmez hale gelmiştir.
    42- Yalancı şahitliğin çoğalması ve doğruluğun gizlenmesi:
    Abdullah b. Mesud (ra)’dan gelen hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyametten önce… yalancı şahitlik çoğalır ve doğru gizlenir”[23]
    Yalancı şahitlik, şahitlik ederken kasten yalan söylemek ve doğruyu gizlemektir. Allahu Teâla şöyle buyuruyor: “Şahitliği ve bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkardır.” (Bakara: 283)
    Ebu Bekre (ra) şöyle demiştir: “Biz Rasulullah (sav)’in yanında bulunuyorduk. O şöyle buyurdu: “Size en büyük günahları haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, ana-babaya asi olmak, yalan yere şahitlik.” Bunları söylerken yaslanmıştı, sonra dikildi. O kadar çok tekrar ediyordu ki biz: “Keşke sussa” dedik.”[24]
    Günümüzde yalancı şahitlik ve doğruyu gizlemek çoğalmıştır. Rasulullah (sav) yalancı şahitliğin tehlikesini belirtmek için onu Alla’a şirk koşmak ve ana-babaya asi olmakla beraber saymıştır. Yalancı şahitlik zulüm ve haksızlığın artmasına, insanlar arasında mal ve canların yok olmasına sebeptir. Onun çoğalması da, Allah korkusunun olmadığını ve imanın zayıf olduğunu gösterir.
    43- Kadınların çoğalması, erkeklerin azalması:
    Enes (ra) şöyle demiştir: “Şimdi size bir hadis anlatacağım. Onu benden başka kimse size anlatamaz. Rasulullah (sav)’yi şöyle derken işittim: “İlmin azalması, cahilliğin artması, zinanın yayılması, kadınların çoğalması ve erkeklerin azalması kıyamet alametlerindendir. Öyle ki bir erkeğe elli kadın düşer.”[25]
    Bunun sebebi olarak şöyle denilmiştir: “Fitnelerin çoğalması ile erkeklerin savaş yapmalarıdır. Çünkü erkekler kadınlardan ayrı olarak savaşanlardır.[26] Yine şöyle denilmiştir: Bunun sebebi yeni, yeni yerler fethedilir. Ganimet olarak alınan kadınlar çoğalır ve her erkeğin çok kadını olur.
    Bu söze karşılık İbn Hacer şöyle diyor: “Bu sözü incelemek gerekir. Çünkü Ebu Musa hadisinde azalacakları açıkça şöyle geçmektedir: “Erkekler azalır kadınlar çoğalır”[27] Görüldüğü gibi bu başka bir şey değil apaçık bir alamettir. Allah dilerse ahir zamanda doğan erkeklerin sayısını azaltır, kızların sayısını çoğaltır. Ayrıca kadınların çoğalması, diğer alametlerden olan ilmin kalkması ve cahilliğin çoğalmasına uygundur.”[28]
    Bana göre, İbn Hacer’in söylediği bu söz, aynı fitnelerin çoğalıp savaşların çıkmasına sebeb olduğu görüşünde olduğu gibi, erkeklerin azalıp kadınların çoğalmasının diğer sebeplerini ortadan kaldırmaz. Nitekim Müslim’deki şu rivayet erkeklerin yok olmasının kadınların çoğalmasının sebebini savaşlarda erkeklerin ölmesi olduğunu gösterir: “Erkekler ölür, kadınlar kalır. Öyle ki, bir erkeğe elli kadın düşer.”[29]
    Bu hadislerdeki elli sayısı gerçek anlamda değildir. Çok olduğuna dair mecazdır.[30] Nitekim Ebu Musa(ra) hadisinde şöyledir: “Kırk tane kadının bir erkeğe tabi olduğu ve ondan beslendikleri görülür.”[31] Doğrusunu Allah bilir.
    44- Ani ölümün çoğalması:
    Enes b. Malik (ra) Rasulullah(sav)’dan merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: “....Ani ölümün çoğalması kıyametin alametlerindendir.”[32]
    Bu alamet günümüzde görülmekte, insanların aniden ölmeleri çoğalmaktadır. Sağlam sıhhatli bir adam bir bakıyorsunuz aniden ölüyor. Zamanımızda bu ölüme kalp krizi deniliyor. Akıllı bir insanın kendine dikkat etmesi ve ani ölüm gelmeden bir an önce Allah’a tevbe etmesi gerekir.
    İmam Buhari şöyle derdi:
    Boş zamanı fırsat bil belin bükülmeden
    Belki senin ölümün olur aniden
    Ne sağlamlar gördüm hasta olmayan
    O sağlam vucudu aniden giden.
    İbn Hacer şöyle diyor: “İlginç olan şey İmam Buhari’nin başına böyle bir şeyin gelmesidir.”[33]
    45- İnsanların sadece kendi nefislerini düşünmeleri:
    Huzeyfe (ra) şöyle demiştir: “Rasulullah(sav)’e kıyametin ne zaman olacağı soruldu. Dedi ki: “Onun ne zaman olacağını Allah bilir, onun vaktini ondan başkası açıklayamaz. Ama ben size onun alametlerinden haber vereyim: Kıyametten önce fitne ve herc olur.” Sahabe: “Ya Rasulullah! Fitnenin ne olduğunu biliyoruz. Peki herc nedir?” dedi. Rasulullah(sav) şöyle dedi: “Habeş dilinde ona: “adam öldürme” denilir. Yine insanlar arasında sadece kendini düşünme görülür, neredeyse onlardan biri, bir diğerini tanımaz.”[34]
    İnsanların sadece kendi nefislerini düşünmeleri fitne, zorluklar ve insanlar arasında savaşlar çıktığında vukû bulur. İşte o zaman maddeye tapanlar çoğalır, herkes kendi istekleri için çalışır. Başkalarının işini ve haklarını umursamaz. Koyu bir enaniyet ortalığı kaplar, kişi artık kendi istek ve arzuları doğrultusunda yaşar, ahlaki değerler yok olur. İmân kardeşliği ve Allah için sevgi ortadan kalkar.
    Taberâni, Muhammed b. Sevka’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Ben Nuaym b. Ebî Hind’in yanına geldim. Bana bir kağıt çıkarttı, içinde şöyle yazılıydı: “Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Muaz b. Cebel’den Ömer b. Hattab’a: Selamün Aleyküm Biz, bu ümmetin son zamanlarında dıştan dost olup içten düşman olanların olacağı konusunda konuşuyoruz....” (Ömer (ra) onlara şöyle cevap yazdı “Bana yazdığınız yazıda, bu ümmetin son zamanlarında dıştan dost olup içten düşman olanların olacağına dikkat çekmektesiniz. Siz onlardan değilsiniz ve bu zaman da o zaman değildir. O zaman da sadece kendi için istemek ve korkmak vardır. Bazı insanlar diğer insanların dünyalıklarını elde etmek isterler.”[35]
    46- Arap yarımadasının sulak ve yeşil hale dönmesi:
    Alametlerden birisi arap yarımadasının sulak ve yeşil hale dönmesidir.
    Ebu Hureyre(ra)’dan gelen hadiste Rasulullah(sav) şöyle buyurmaktadır: “Arap yarımadası sulak ve otlak hale dönmeden kıyamet kopmaz”[36] Bu hadiste arap yarımadasının tekrar sulak ve otlak hale döneceğine dair delil vardır.
    İmam Nevevi şöyle diyor: “Bunun manası şudur: Onlar orayı terk edecekler ve orası bakımsız arazi olarak kalacak. İnsan azlığından dolayı ne ziraat yapılacak ne de sulanacak. Fitneler çoğalıp çok harpler olacağından artık insanların umutları azalacak ve vakit bulamadıkları için oraya ihtimam gösteremeyecekler.”[37]






+ Yorum Gönder