Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz
  1. 24.Nisan.2011, 16:20
    1
    Misafir

    Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz






    Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz Mumsema Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz de onunla amel etmeyendir." buyurmuşlardır. Bu hadiste gece uyumaktan kasıt nedir?


  2. 24.Nisan.2011, 16:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimiz'e bir rüyasında; "Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan,




    İlgili hadisin metni şöyledir:
    Ashaptan Semuretübnü Cündeb diyor ki; Rasulullah (asv) namaz kılınca yüzünü bize döner ve: "Bu gece sizden kim rüya gördü?" diye sorardı. Eğer rüya gören varsa anlatırdı o da maşaallah derdi.
    Yine bir gün: "Sizden rüya gören var mı" diye sordu. Biz "Hayır" deyince kendisi:
    "Fakat ben bu gece gördüm ki, iki adam gelip benim elimden tuttu ve beni Arz-ı Mukaddes'e (mukaddes yere) götürdüler.
    Bir de baktım ki bir adam, elinde bir demir çengelle ayakta durmuş o çengeli bir defa ağzının bir tarafından sokuyor, kafasına kadar varınca çıkarıp bir defa da diğer taraftan sokuyor. Bu sırada yüzünün öbür tarafının dağılmış olan etleri birleşiyor ve tekrar oraya çengeli takıyor (böylece devam ediyor).
    "Bu nedir?" dedim, "Gel." dediler ve gittik. Ta ki kafası üzerine yatan bir adam gördük. Başucunda da elinde bir avuç dolusu taş olan bir adam vardı ki, onlarla o adamın başını yarıyor, vurduğu zaman, alması için taş yuvarlanıp tekrar o adama geliyor. Taş dönünceye kadar adamın (yarılmış olan) başı bitişiyor ve eski haline dönüyor. Adam tekrar taşı vuruyor.
    "Bu nedir?" diye sordum. "Gel." dediler ve gittik. Ta ki üstü dar, altı geniş olan fırın gibi bir deliğe geldik. Altında ateş yanıyordu. Yaklaşınca neredeyse oradan çıkacak kadar yükseldiler. Ateş alçalınca tekrar oraya döndüler. O deliğin içinde çıplak kadın ve erkekler vardı.
    "Bunlar kimdir?" dedim. Yine "Gel." dediler ve gittik. Ta ki ortasında ayakta duran bir adamın bulunduğu, kandan bir nehre vardık. Bir adam da elinde taşlar olduğu halde nehrin kenarında duruyordu. Nehirdeki adam oradan çıkmağa yönelince, kıyıdaki adam bir taş atıyor onun ağzına ve o eski yerine dönüyordu. Her çıkmak istediğinde böyle yapıyordu.
    "Bu nedir?" diye sordum. "Gel." dediler ve içinde büyük bir ağaç bulunan yemyeşil bir bahçeye varıncaya kadar yürüdük. O ağacın köklerinde ihtiyarlar ve çocukları vardı. Bir de baktım ki, ağacın yakınında bir adam önündeki ateşi yakıyor. (Yanımdaki iki arkadaşım) beni ağaca çıkardılar ve şimdiye kadar daha güzelini hiç görmediğim bir eve girdirdiler ki, o evde adamlar, ihtiyarlar, gençler, kadınlar ve çocuklar vardı. Sonra beni oradan çıkartıp ağaca yukarı yükselttiler. Daha güzel ve daha faziletli bir eve getirdiler ki, orada da ihtiyarlar ve gençler vardı. (Arkadaşlarıma) dedim ki:

    - Beni bu gece dolaştırdınız. Gördüklerimden haber verin.

    - Pekiyi, dediler ve devam ettiler:

    Gördüğün yanağına çengel takılan adam yalancıdır. Yalan söylerdi ve yalanına ufuklara yayılıncaya dek göz yumulur (müsamaha edilir) di. Ve işte ona kıyamet gününe kadar gördüğün şey (azap) yapılır.
    Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz de onunla amel etmeyendir. Ona da kıyamet gününe kadar o (azap) yapılır.
    O çukurda gördüklerin ise, zina edenlerdir. Nehirde gördüğün ise faiz yiyenlerdir. Ağacın kökünde gördüğün ihtiyar, İbrahim (as) idi. Etrafındaki çocuklar da insanların çocukları.
    Ateş yakan, Cehennem bekçisi Mâlik idi. Girdiğin birinci ev, bütün mü'minlerin evi idi. Bu ev ise şehitlerin evidir. Ben Cebrail'im. Bu (arkadaşım) da Mikâil'dir. Başını kaldır, dediler.

    Başımı kaldırınca, üstümde bulut gibi bir şey vardı. Dediler ki:

    - O senin yerindir. Dedim ki:

    - Beni bırakın yerime gireyim. Dediler ki :

    - Senin daha tamamlamadığın ömrün var, onu tamamlayınca yerine gelirsin." (Buhârî, Sahih, Cenâiz, 92, c. II, s. 104-105; Ayrıca bkz. Buhârî, Sahih, Ta'bir, 48, c. VIII, s. 84-86; Beyhakî, İsbatu Azabul Kabr, v. 36 a-36 b; Rodosîzâde, , Ahval-i Alemi Berzah, v. 71 a-73 a.)

    Gece Uyumak ifadesinden kasıt nedir?

    Gece uyumaktan kasıt farz namazların vaktinde uyumaktır. Hadisin yine Buhari'de geçen "Ta'bir" babındaki metninde şu ifadeler yeralmaktadır:
    "Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur'ân'ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir."

    Buradan anlaşıldığı üzere gece uyumak ifadesiyle, farz namaz vaktinde uyuyarak namazı terketmek kastedilmiştir.
    Taberânî'nin, bir rivayetinde Kur'ân'ı terkedenlerle ilgili olarak şu ziyade vardır: "...Allah kendisine Kur'ân'ı öğretmiştir de o, gece okumayıp uyumuş, gündüz de onunla amel etmemiştir."
    Ulemâ, bu hadisten birçok hükümler çıkarmıştır. Mühim olan birkaçı:

    1- İsrâ (Mi'raç) hadisesi bazan uyanık, bazan da uykuda olmak üzere birçok kereler vukua gelmiştir.

    2- Âsilerden bir kısmı berzahta (kabir) hayatında azab çekmektedirler.
    3- İlmi önce mücmel olarak verip, sonra tefsir etmek evlâdır, böylece zihin, derli toplu olarak yakalama imkânına kavuşur.
    4- Farz namazlarda uyumaya ve ezberledikten sonra Kur'ân'ı terke karşı tahzir (sakındırma) var.
    5- Zina, riba, yalan gibi belli başlı günahlara karşı tahzir ve uyarı var.
    6- Şehidlerin fazileti, cennette en yüce makamı tuttukları belirtilmiştir.
    7- Hz. İbrahim'in makamı, şehidlerinkinden de yüksektir.
    8- Sormak, (anlatmak) tâbir ettirmek gibi davranışlarla rüya meselesine ihtimam göstermek gerekir.
    9- Rüyanın sabah namazından sonra tâbir edilmesi efdaldir.
    10- Farzdan sonra, namaza bağlı nafile (ratibe) yoksa selam verince imamın cemaate dönmesi müstehabtır. Hitap, vaaz, ifta gibi maksadlar hâsıl olunca kıbleye dönmeyi terkedip, cemaate yönelmek mekruh değildir. (bk. Prof Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)


  3. 24.Nisan.2011, 16:58
    2
    Silent and lonely rains



    İlgili hadisin metni şöyledir:
    Ashaptan Semuretübnü Cündeb diyor ki; Rasulullah (asv) namaz kılınca yüzünü bize döner ve: "Bu gece sizden kim rüya gördü?" diye sorardı. Eğer rüya gören varsa anlatırdı o da maşaallah derdi.
    Yine bir gün: "Sizden rüya gören var mı" diye sordu. Biz "Hayır" deyince kendisi:
    "Fakat ben bu gece gördüm ki, iki adam gelip benim elimden tuttu ve beni Arz-ı Mukaddes'e (mukaddes yere) götürdüler.
    Bir de baktım ki bir adam, elinde bir demir çengelle ayakta durmuş o çengeli bir defa ağzının bir tarafından sokuyor, kafasına kadar varınca çıkarıp bir defa da diğer taraftan sokuyor. Bu sırada yüzünün öbür tarafının dağılmış olan etleri birleşiyor ve tekrar oraya çengeli takıyor (böylece devam ediyor).
    "Bu nedir?" dedim, "Gel." dediler ve gittik. Ta ki kafası üzerine yatan bir adam gördük. Başucunda da elinde bir avuç dolusu taş olan bir adam vardı ki, onlarla o adamın başını yarıyor, vurduğu zaman, alması için taş yuvarlanıp tekrar o adama geliyor. Taş dönünceye kadar adamın (yarılmış olan) başı bitişiyor ve eski haline dönüyor. Adam tekrar taşı vuruyor.
    "Bu nedir?" diye sordum. "Gel." dediler ve gittik. Ta ki üstü dar, altı geniş olan fırın gibi bir deliğe geldik. Altında ateş yanıyordu. Yaklaşınca neredeyse oradan çıkacak kadar yükseldiler. Ateş alçalınca tekrar oraya döndüler. O deliğin içinde çıplak kadın ve erkekler vardı.
    "Bunlar kimdir?" dedim. Yine "Gel." dediler ve gittik. Ta ki ortasında ayakta duran bir adamın bulunduğu, kandan bir nehre vardık. Bir adam da elinde taşlar olduğu halde nehrin kenarında duruyordu. Nehirdeki adam oradan çıkmağa yönelince, kıyıdaki adam bir taş atıyor onun ağzına ve o eski yerine dönüyordu. Her çıkmak istediğinde böyle yapıyordu.
    "Bu nedir?" diye sordum. "Gel." dediler ve içinde büyük bir ağaç bulunan yemyeşil bir bahçeye varıncaya kadar yürüdük. O ağacın köklerinde ihtiyarlar ve çocukları vardı. Bir de baktım ki, ağacın yakınında bir adam önündeki ateşi yakıyor. (Yanımdaki iki arkadaşım) beni ağaca çıkardılar ve şimdiye kadar daha güzelini hiç görmediğim bir eve girdirdiler ki, o evde adamlar, ihtiyarlar, gençler, kadınlar ve çocuklar vardı. Sonra beni oradan çıkartıp ağaca yukarı yükselttiler. Daha güzel ve daha faziletli bir eve getirdiler ki, orada da ihtiyarlar ve gençler vardı. (Arkadaşlarıma) dedim ki:

    - Beni bu gece dolaştırdınız. Gördüklerimden haber verin.

    - Pekiyi, dediler ve devam ettiler:

    Gördüğün yanağına çengel takılan adam yalancıdır. Yalan söylerdi ve yalanına ufuklara yayılıncaya dek göz yumulur (müsamaha edilir) di. Ve işte ona kıyamet gününe kadar gördüğün şey (azap) yapılır.
    Gördüğün başı yarılan adam ise, Allah'ın kendisine Kur'an öğretip de gece uyuyan, gündüz de onunla amel etmeyendir. Ona da kıyamet gününe kadar o (azap) yapılır.
    O çukurda gördüklerin ise, zina edenlerdir. Nehirde gördüğün ise faiz yiyenlerdir. Ağacın kökünde gördüğün ihtiyar, İbrahim (as) idi. Etrafındaki çocuklar da insanların çocukları.
    Ateş yakan, Cehennem bekçisi Mâlik idi. Girdiğin birinci ev, bütün mü'minlerin evi idi. Bu ev ise şehitlerin evidir. Ben Cebrail'im. Bu (arkadaşım) da Mikâil'dir. Başını kaldır, dediler.

    Başımı kaldırınca, üstümde bulut gibi bir şey vardı. Dediler ki:

    - O senin yerindir. Dedim ki:

    - Beni bırakın yerime gireyim. Dediler ki :

    - Senin daha tamamlamadığın ömrün var, onu tamamlayınca yerine gelirsin." (Buhârî, Sahih, Cenâiz, 92, c. II, s. 104-105; Ayrıca bkz. Buhârî, Sahih, Ta'bir, 48, c. VIII, s. 84-86; Beyhakî, İsbatu Azabul Kabr, v. 36 a-36 b; Rodosîzâde, , Ahval-i Alemi Berzah, v. 71 a-73 a.)

    Gece Uyumak ifadesinden kasıt nedir?

    Gece uyumaktan kasıt farz namazların vaktinde uyumaktır. Hadisin yine Buhari'de geçen "Ta'bir" babındaki metninde şu ifadeler yeralmaktadır:
    "Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur'ân'ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir."

    Buradan anlaşıldığı üzere gece uyumak ifadesiyle, farz namaz vaktinde uyuyarak namazı terketmek kastedilmiştir.
    Taberânî'nin, bir rivayetinde Kur'ân'ı terkedenlerle ilgili olarak şu ziyade vardır: "...Allah kendisine Kur'ân'ı öğretmiştir de o, gece okumayıp uyumuş, gündüz de onunla amel etmemiştir."
    Ulemâ, bu hadisten birçok hükümler çıkarmıştır. Mühim olan birkaçı:

    1- İsrâ (Mi'raç) hadisesi bazan uyanık, bazan da uykuda olmak üzere birçok kereler vukua gelmiştir.

    2- Âsilerden bir kısmı berzahta (kabir) hayatında azab çekmektedirler.
    3- İlmi önce mücmel olarak verip, sonra tefsir etmek evlâdır, böylece zihin, derli toplu olarak yakalama imkânına kavuşur.
    4- Farz namazlarda uyumaya ve ezberledikten sonra Kur'ân'ı terke karşı tahzir (sakındırma) var.
    5- Zina, riba, yalan gibi belli başlı günahlara karşı tahzir ve uyarı var.
    6- Şehidlerin fazileti, cennette en yüce makamı tuttukları belirtilmiştir.
    7- Hz. İbrahim'in makamı, şehidlerinkinden de yüksektir.
    8- Sormak, (anlatmak) tâbir ettirmek gibi davranışlarla rüya meselesine ihtimam göstermek gerekir.
    9- Rüyanın sabah namazından sonra tâbir edilmesi efdaldir.
    10- Farzdan sonra, namaza bağlı nafile (ratibe) yoksa selam verince imamın cemaate dönmesi müstehabtır. Hitap, vaaz, ifta gibi maksadlar hâsıl olunca kıbleye dönmeyi terkedip, cemaate yönelmek mekruh değildir. (bk. Prof Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)





+ Yorum Gönder