Konusunu Oylayın.: Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet

5 üzerinden 4.50 | Toplam : 4 kişi
Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet
  1. 03.Temmuz.2013, 02:00
    1
    Misafir

    Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet






    Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet Mumsema Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet örnekleri paylaşabilir misiniz ?


  2. 05.Temmuz.2013, 21:11
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Sahur Vaktinin Tespiti İle İlgili Kur'an-ı Kerim'den Ayet




    Sahur vaktiyle ilgili Kuranda sadece bir tek ayet var.

    "Şafağın beyaz ipliği, siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar yiyin, için "
    (el-Bakara, 2/187)

    Alıntı
    Oruca Dair Hükümler


    187- Oruç gecesinde kadınlarınıza yak*laşmak size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise siz de onlar için bir elbi*sesiniz. Allah nefislerinize karşı hain*lik etmekte olduğunuzu bildiği için tevbenizi kabul etti, sizi affetti. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın size takdir ettiğini isteyin. Fecrin beyaz ipliği si*yah ipliğinden tarafınızdan seçilinceye kadar yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâf-ta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın sınırları*dır. Sakın onlara yaklaşmayınız. İşte Allah ayetlerini böylece insanlara açıklar; takva sahibi olsunlar diye.


    Nüzul Sebebi

    187. ayet-i kerimenin nüzul sebebi ile ilgili olarak da Ahmed, Ebu Davud ve Hakim, Muâz b. Cebel'den şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Önceleri uyumadıkları sürece yer, içer ve hanımlarına yaklaşırlardı. Uyudular mı bun*lardan uzak dururlardı. Daha sonra kendisine Kays b. Sırma denilen En-sar'dan bir adam yatsı namazını kıldı ve sonra yemeden içmeden uyudu. Niha*yet sabah oldu. Sabah olduğunda oldukça bitkin idi. Hz. Ömer de uyuduktan sonra hanımına yaklaşmıştı. Peygamber (s.a.)'in yanma gelip durumunu anla*tınca Yüce Allah, "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak... sonra orucu gece*ye kadar tamamlayın." buyruğuna kadar olan bölümü indirdi.

    Bu durum şunu göstermektedir: Oruç farz kılındığında her kişi kendisi için daha ihtiyatlı olanı, takvaya daha yakın olanı yapmaya gayret gösteriyor*du. Bu durum, bu ayet nazil oluncaya kadar devam etti.

    "Fecrin" kelimesinin ibarede bulunması sebebiyle ilgili olarak Zemahşerî şunları söylemektedir:

    Eğer Yüce Allah "Fecrin" buyruğunu zikretmemiş olsaydı "iki ip"in istiare olarak kullanıldığı bilinemezdi. O bakımdan "fecrin" kelimesi ilave edilerek, bu beliğ bir teşbih haline gelmiş ve istiare olmaktan çıkmıştır.

    Desen ki: Peki, bu beyana rağmen Adiyy b. Hatim nasıl oldu da işin için*den çıkamadı ve durumunu şöylece dile getirdi: Biri siyah biri beyaz iki ip al*dım. Bunları yastığımın altına koydum. Geceleyin kalkıyor ve bu iplere bakı*yordum. Beyazı siyahtan ayırdedemiyordum. Sabah olduğunda Resulullah (s.a.)'ın yanına gittim. Ona durumu bildirince güldü ve: "Gerçekten senin yastı*ğın oldukça enli imiş." Şöyle dediği de rivayet edilmiştir: "Sen kafası enli (saf*ça) bir kimsesin. Orda kastedilen gündüzün beyazlığı ile gündüzün siyahlığı*dır." Senin bu soruna karşılık cevabım şudur: (Adiyy b. Hatim) oradaki beyana dikkat edememiştir. Bundan dolayı Resulullah (s.a.) kafasının enli olduğunu söylemiştir. Çünkü bu ifade kişinin uyanıklığının ve dikkatinin azlığına delil*dir.

    Desen ki: Sehl b. Sa'd es-Saidî'den gelen şu rivayet hakkında ne dersin: Bu ayet-i kerime nazil oldu ve bu arada "fecrin" ifadesi nazil olmadı. O bakım*dan bazıları oruç tutmak istediklerinde onlardan birisi ayağına beyaz ve siyah iplik bağlar. Bu iplikleri birbirinden ayırdedebilene kadar yemesine ve içmesi*ne devam ederdi. Daha sonra "fecrin" buyruğu nazil oldu. Böylelikle bununla gece ile gündüzün kastedildiğini anlamış oldular." [114] Bu durumda beyanın te*hiri nasıl caiz olur? Halbuki bu, bir çeşit abesi andırır, zira bundan muradın ne olduğu anlaşılamamaktadır. Delaleti olmadığından dolayı istiare değildir. "Fec*rin" kelimesi zikredilmeden önce de teşbih de değildir. Buna göre ondan haki*katten başka bir şey anlaşılmaz. Halbuki hakikat kastedilmemektedir.

    Derim ki: Beyanın ertelenmesinin caiz olmadığı fukaha ve kelamcıların çoğunluğunun görüşü olup aynı zamanda bu Ebu Ali ile Ebu Haşim'in de görü*şüdür. Bunlara göre bu hadis sahih değildir. Bunu caiz kabul edenler ise, şöyle derler: Bu abes bir iş değildir. Çünkü muhatap bundan hitabın vücubunu anlar ve bundan muradın ne olduğunun açıklanmasını istediği vakit de onu yapma azim ve kararını verir. [115]



  3. 05.Temmuz.2013, 21:11
    2
    Moderatör



    Sahur vaktiyle ilgili Kuranda sadece bir tek ayet var.

    "Şafağın beyaz ipliği, siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar yiyin, için "
    (el-Bakara, 2/187)

    Alıntı
    Oruca Dair Hükümler


    187- Oruç gecesinde kadınlarınıza yak*laşmak size helal kılındı. Onlar sizin için bir elbise siz de onlar için bir elbi*sesiniz. Allah nefislerinize karşı hain*lik etmekte olduğunuzu bildiği için tevbenizi kabul etti, sizi affetti. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın size takdir ettiğini isteyin. Fecrin beyaz ipliği si*yah ipliğinden tarafınızdan seçilinceye kadar yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâf-ta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın sınırları*dır. Sakın onlara yaklaşmayınız. İşte Allah ayetlerini böylece insanlara açıklar; takva sahibi olsunlar diye.


    Nüzul Sebebi

    187. ayet-i kerimenin nüzul sebebi ile ilgili olarak da Ahmed, Ebu Davud ve Hakim, Muâz b. Cebel'den şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Önceleri uyumadıkları sürece yer, içer ve hanımlarına yaklaşırlardı. Uyudular mı bun*lardan uzak dururlardı. Daha sonra kendisine Kays b. Sırma denilen En-sar'dan bir adam yatsı namazını kıldı ve sonra yemeden içmeden uyudu. Niha*yet sabah oldu. Sabah olduğunda oldukça bitkin idi. Hz. Ömer de uyuduktan sonra hanımına yaklaşmıştı. Peygamber (s.a.)'in yanma gelip durumunu anla*tınca Yüce Allah, "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak... sonra orucu gece*ye kadar tamamlayın." buyruğuna kadar olan bölümü indirdi.

    Bu durum şunu göstermektedir: Oruç farz kılındığında her kişi kendisi için daha ihtiyatlı olanı, takvaya daha yakın olanı yapmaya gayret gösteriyor*du. Bu durum, bu ayet nazil oluncaya kadar devam etti.

    "Fecrin" kelimesinin ibarede bulunması sebebiyle ilgili olarak Zemahşerî şunları söylemektedir:

    Eğer Yüce Allah "Fecrin" buyruğunu zikretmemiş olsaydı "iki ip"in istiare olarak kullanıldığı bilinemezdi. O bakımdan "fecrin" kelimesi ilave edilerek, bu beliğ bir teşbih haline gelmiş ve istiare olmaktan çıkmıştır.

    Desen ki: Peki, bu beyana rağmen Adiyy b. Hatim nasıl oldu da işin için*den çıkamadı ve durumunu şöylece dile getirdi: Biri siyah biri beyaz iki ip al*dım. Bunları yastığımın altına koydum. Geceleyin kalkıyor ve bu iplere bakı*yordum. Beyazı siyahtan ayırdedemiyordum. Sabah olduğunda Resulullah (s.a.)'ın yanına gittim. Ona durumu bildirince güldü ve: "Gerçekten senin yastı*ğın oldukça enli imiş." Şöyle dediği de rivayet edilmiştir: "Sen kafası enli (saf*ça) bir kimsesin. Orda kastedilen gündüzün beyazlığı ile gündüzün siyahlığı*dır." Senin bu soruna karşılık cevabım şudur: (Adiyy b. Hatim) oradaki beyana dikkat edememiştir. Bundan dolayı Resulullah (s.a.) kafasının enli olduğunu söylemiştir. Çünkü bu ifade kişinin uyanıklığının ve dikkatinin azlığına delil*dir.

    Desen ki: Sehl b. Sa'd es-Saidî'den gelen şu rivayet hakkında ne dersin: Bu ayet-i kerime nazil oldu ve bu arada "fecrin" ifadesi nazil olmadı. O bakım*dan bazıları oruç tutmak istediklerinde onlardan birisi ayağına beyaz ve siyah iplik bağlar. Bu iplikleri birbirinden ayırdedebilene kadar yemesine ve içmesi*ne devam ederdi. Daha sonra "fecrin" buyruğu nazil oldu. Böylelikle bununla gece ile gündüzün kastedildiğini anlamış oldular." [114] Bu durumda beyanın te*hiri nasıl caiz olur? Halbuki bu, bir çeşit abesi andırır, zira bundan muradın ne olduğu anlaşılamamaktadır. Delaleti olmadığından dolayı istiare değildir. "Fec*rin" kelimesi zikredilmeden önce de teşbih de değildir. Buna göre ondan haki*katten başka bir şey anlaşılmaz. Halbuki hakikat kastedilmemektedir.

    Derim ki: Beyanın ertelenmesinin caiz olmadığı fukaha ve kelamcıların çoğunluğunun görüşü olup aynı zamanda bu Ebu Ali ile Ebu Haşim'in de görü*şüdür. Bunlara göre bu hadis sahih değildir. Bunu caiz kabul edenler ise, şöyle derler: Bu abes bir iş değildir. Çünkü muhatap bundan hitabın vücubunu anlar ve bundan muradın ne olduğunun açıklanmasını istediği vakit de onu yapma azim ve kararını verir. [115]






+ Yorum Gönder