Konusunu Oylayın.: Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis
  1. 31.Mayıs.2013, 20:51
    1
    Misafir

    Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis






    Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis Mumsema Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis-i şerif nelerdir umreye gitmek hakkında hadis örnekleri verir misiniz ?


  2. 31.Mayıs.2013, 20:51
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 02.Haziran.2013, 17:47
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis




    İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor:


    Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Veda haccına gitmek istediğinde bir kadın kocasına “Devenin üzerinde beni de Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle beraber hacca gönder” dedi.

    Kocası, “Yanımda sana hac için vereceğim devem yok” dedi.

    Kadın, “Beni falan erkek deven üzerinde hac ettir” dedi.

    Kocası, “O Allah yolunda kullanılmak üzere muhafaza ediliyor” dedi ve Resûlullah Sallallâhu Aleyhi Veselleme geldi.

    “Hanımım size selâm ve Allah’ın rahmetini gönderdi. O kendisini sizinle hacca göndermemi istedi. ‘Beni Resulullah ile birlikte hacca gönder’ dedi. Ben de ‘Yanımda hac yapman için vereceğim deve yok’ dedim.

    “Fakat hanımım, ‘Falan deve ile hacca gönder’ dedi.

    “Ben, ‘O deve Allah yolunda kullanılmak için muhafaza ediliyor’ dedim.”

    Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Eğer hanımını o deve üzerinde hacca gönderirsen, deve de Allah yolunda olur” buyurdu.

    Adam:

    “Hanımım bana, sizinle hacca denk ameli sormamı istedi.”

    Resulullah, “Hanımına selâmımı, Allah’ın rahmeti ve bereketini söyle ve ona haber ver: Ramazan’da umre benimle hacca bedeldir” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Menasik: 80; Müslim, Hacc: 221)


    Ramazan’da umre yapmak hacca denktir

    Abdullah ibni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor:

    Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ensardan bir kadına şöyle buyurdu:

    “Ramazan ayı geldiği zaman umreye git. Çünkü bu ayda yapılan umrenin sevabı hacca denk gelir.” (Nesâi, Sıyam: 6)


    Ramazan umresinin sevabı

    İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor. Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

    “Kim Ramazan ayında Mekke’ye kavuşup orucunu tutar ve kolayına geldiği kadar gecesini ibadetle geçirirse, Allah ona Mekke dışında yüz bin Ramazan ayı orucunu tutma sevabı yazar ve Allah ona her gün ve her gece karşılığında bir köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı verir.

    Her günün karşılığında Allah yolunda bir atın düşmana hücumunun sevabını yazar. Yine gündüz bir hasene (ecir, sevap), gece bir hasene yazar.”
    (İbni Mâce, Menasik: 106.)



  4. 02.Haziran.2013, 17:47
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor:


    Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Veda haccına gitmek istediğinde bir kadın kocasına “Devenin üzerinde beni de Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle beraber hacca gönder” dedi.

    Kocası, “Yanımda sana hac için vereceğim devem yok” dedi.

    Kadın, “Beni falan erkek deven üzerinde hac ettir” dedi.

    Kocası, “O Allah yolunda kullanılmak üzere muhafaza ediliyor” dedi ve Resûlullah Sallallâhu Aleyhi Veselleme geldi.

    “Hanımım size selâm ve Allah’ın rahmetini gönderdi. O kendisini sizinle hacca göndermemi istedi. ‘Beni Resulullah ile birlikte hacca gönder’ dedi. Ben de ‘Yanımda hac yapman için vereceğim deve yok’ dedim.

    “Fakat hanımım, ‘Falan deve ile hacca gönder’ dedi.

    “Ben, ‘O deve Allah yolunda kullanılmak için muhafaza ediliyor’ dedim.”

    Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, “Eğer hanımını o deve üzerinde hacca gönderirsen, deve de Allah yolunda olur” buyurdu.

    Adam:

    “Hanımım bana, sizinle hacca denk ameli sormamı istedi.”

    Resulullah, “Hanımına selâmımı, Allah’ın rahmeti ve bereketini söyle ve ona haber ver: Ramazan’da umre benimle hacca bedeldir” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Menasik: 80; Müslim, Hacc: 221)


    Ramazan’da umre yapmak hacca denktir

    Abdullah ibni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor:

    Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ensardan bir kadına şöyle buyurdu:

    “Ramazan ayı geldiği zaman umreye git. Çünkü bu ayda yapılan umrenin sevabı hacca denk gelir.” (Nesâi, Sıyam: 6)


    Ramazan umresinin sevabı

    İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ rivayet ediyor. Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:

    “Kim Ramazan ayında Mekke’ye kavuşup orucunu tutar ve kolayına geldiği kadar gecesini ibadetle geçirirse, Allah ona Mekke dışında yüz bin Ramazan ayı orucunu tutma sevabı yazar ve Allah ona her gün ve her gece karşılığında bir köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı verir.

    Her günün karşılığında Allah yolunda bir atın düşmana hücumunun sevabını yazar. Yine gündüz bir hasene (ecir, sevap), gece bir hasene yazar.”
    (İbni Mâce, Menasik: 106.)



  5. 24.Haziran.2014, 12:04
    3
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    Cevap: Ramazan’da umreye gitmek ile ilgili hadis

    Ramazan Ayında Umre ve Fazileti
    Dr. M. Selim Arık


    Umre sözlükte “ziyaret etmek” anlamına gelmektedir. Dini bir kavram olarak da Ka’be’nin ziyaret edilmesidir ki bu ziyaret, ihramlı olarak tavaf ve say ile yapılan özel bir ibadet şeklidir. Haccın umreden farkı, hac belirli vakit içinde (hac günlerinde), belirli yerleri (Arafat, Müzdelife, Mina gibi) ziyaret etmektir.

    Râcih görüşe göre Umre’ye “Haccı Asgar” (küçük hac), hac mevsimindeki hacca veya Hz. Peygamber’in haccına “Haccı Ekber”(büyük hac) denilmiştir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayınız”1 buyurmuştur. Peygamberimiz de umrenin faziletini bildirirken “Umre, bir önceki umre ile son umre arasındaki günahlara keffarettir.”2 şeklinde haber vermişlerdir.

    Görüldüğü gibi hadiste umrenin, küçük günahlara keffaret olacağı belirtilmektedir.

    İmam-ı Azam Ebu Hanife, senenin beş gününde umre yapmayı mekruh görmektedir. Bu günler: Arafe günü ve kurban bayramının 1. 2. 3. ve 4. günleridir.3 İmam Malik, umrenin bir yıl içinde birden fazla yapılmasını mekruh saymaktadır. Çünkü İmam-ı Malik umrenin tüm insanlara her sene için sünnet-i kifaye olduğunu kabul eder.4 Ayrıca bazı âlimlerce Mekke’de bulunan kimselerin fazla umre yapmalarından ziyade, fazla tavaf yapmaları daha faziletli görülmektedir.5 Peygamberimizin de (s.a.v) dört umre yaptığı nakledilmektedir.6

    Ramazan’da yapılan umreye ise hadiste “hac sevabı” verileceği bildirilmiştir. Nitekim Ümmü Ma’kıl adında bir kadın Hz. Peygamber’e gelerek ben hac yapmak üzere hazırlık yapmıştım. Bana bir mani arız oldu (kocası hasta olmuş veya devesini kaybetmişti) ne yapayım? demiş; Peygamberimiz de “Ramazanda umre yap hac karşılığı (sevabı) olur” buyurmuşlardır.7 Şu halde Ramazan ayındaki yapılan umrenin diğer zamanlardaki umreden sevap yönüyle daha farklı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Ramazan’ın kelime manasında “yaz sonunda güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” anlamı bulunmaktadır. Ayrıca bu kelimenin “güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması” manasına geldiği de nakledilmektedir. Görüldüğü gibi Ramazan ayında günahların yok olması, temizlenmesi, yanması ve nefsin temizlenmesine işaretler vardır. Bunun için Ramazan ayında samimiyetle tevbe eden ve oruç tutan, hatta Ramazan’da umre yapan kişilerin günahlardan arınacağına özel bir müjde bulunmaktadır.

    Umre ihramı ve oruç

    İhram, kişiye nasıl ki bazı helal olanları haram kılmaktaysa, oruç da bazı helal olanları belli müddet yasak (haram) kılmaktadır. Allah’ın emrine boyun eğerek canını istediği şeylerden men edip nefsine gem vuran oruçlu, kendini terbiye etmiş olmaktadır. Çünkü kişi önceden kendisine musallat olan nefsini aklı ile yenerek onu hükmü altına almış, dinin haram kıldığı şeyleri yaptırmaktan ümidini tamamen kesmiştir. Zira oruçlu görür ki, oruç zamanında kimsenin hakkına tecavüz edilmediği halde faydalı olan yiyeceği, içeceği hatta helal olan kadına yaklaşmayı, sırf Allah’ın emrine uymak maksadıyla terk etmektedir. Bu durumda başkasının malını rızası olmadan alamayan bir kimse, Allah’ın mülkünde Cenab-ı Hakkın razı olmadığı hususları (haramları) nasıl işleyebilir ki? İşte ihram ve oruç bunları hatırlatmakta ve öğretmektedir. Zira Cenab-ı Hak da hikmet sahibi olup, emrettiği her işte mutlaka güzellikler bulunmaktadır. İbadetler nefis terbiyesi ile kötü huylardan arındırmaktadır. İşte Oruç; nefse mâlik olma yönüyle, şefkat ve cömertlik hislerini ortaya çıkarırken, hac ve umre için girilen ihram niyeti ile kişi, büründüğü havluyla kabre girerken bürüneceği kefenin aynı olduğunu anlar ve yaşar.

    Peygamberimiz (s.a.v) hac ve umrenin faziletini şöyle haber vermektedir: “Hac ve umreyi peş peşine yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşteki pası yok ettiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder. Makbul hac (içinde masiyet olmayan) için karşılık, ancak cennettir”.8 Görüldüğü gibi hadiste bir umreden sonra bir umre daha yapılırsa, bu ikisi arasında işlenmiş olan küçük günahlara keffaret olacağı güzel bir teşbihle anlatılmaktadır. Sanki hadiste daha önce umre yapanların bir başka zamanda (mesela Ramazan’da) tekrar bir umre daha yapması teşvik edilmektedir. Ayrıca günümüzde de kotadan dolayı hac kurası çıkmayan kardeşlerimizin özellikle Ramazan ayında halis niyetle umreye gitmeleri, belki mükafat olarak bu umre ile hac sevabı almalarına vesile olabilecektir.

    Peygamberlerin hatırası

    Öncelikle hac ve umre, o şerefli yerlerde büyük peygamberleri hatırlama ve hatıralarını yâd etme yönüyle özel bir davettir. Çünkü insanlığın atası olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havvâ validemiz cennetten çıkarıldıktan sonra o mukaddes yerlerde Allah’ın kapısına sığınarak uzun müddet ağlamışlar, duâ ve tövbede bulunmuşlardır. Bunun neticesi olarak tövbeleri burada kabul olmuştur. Yine Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu Hz. İsmaîl (a.s) ile eşi Hz. Hâcer’le beraber Allah’ın emrine uyarak ve O’ndan gelen meşakkatli imtihana sabrederek orada en büyük şerefi kazanıp Allah’ın rızasına ulaşmışlardır. Nitekim bugün onların hatırasına hac ve umre menasiki olarak Safa ile Merve arasındaki sa’y bunu hatırlatmaktadır. Çölün ortasındaki zemzem suyu Cenab-ı Hakkın kullarına karşı merhametini ve lutfunu göstermektedir. Yine Hz. İbrâhîm’e sevgili oğlu Hz. İsmâîl’in kurban edilmesi Allah tarafından burada emredilmiş, hattâ Hz. İsmail babası ile birlikte düğüne gider gibi kurban olmaya gitmesiyle Allah’a karşı olan teslimiyet gösterilmiştir. Bu sırada Mîna vâdisinde, İsmali’i kandırmaya çalışan lânetli şeytan, bizzat Hz. İsmail tarafından taşlanmış ve kovulmuştur. Bugün Mina’da kesilen kurbanlar ve cemerâttaki taşlamalar bir anlamda kişiye musallat olacak şeytani duyguların bertaraf edilmelerini hatırlatmaktadır.

    Özel misafirlik

    İnsan bu âlemde, büyük bir sefere çıkmış yolcu gibidir. Bu yolculuk esnasındaki hac ve umre ise özel bir misafirliği ifade eder. Misafirlerin istekleri de reddedilmeyen dualar arasındadır.9 Hikmet sahibi Cenab-ı Hak, sanki hac ve umre ile kullarını özel olarak davet edip yüce kapısında yalvarmalarını ve himayesine girmelerini istemektedir. Bunun için de yeryüzünde Mekke’de mukaddes olarak belirlediği yere “Beytullah” (Beytü’l-atik) ismini vermiştir.10 Kul, hac ve umre ziyaretiyle sanki Allah’ın bu özel mekan ve davetine artık “Lebbeyk Allahümme lebbeyk lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk lâ şerike lek (Buyur Allahım buyur! Huzuruna geldim, emrine hazırım. Senin eşin ve ortağın yoktur. Sana yöneldim, hamd senin, nimet senin, mülk de senindir. Eşin ve ortağın yoktur) diyerek, samimiyetle icabet etmektedir. Zira ağaçların ve taşların birlikte iştirak ettiği telbiye ile ihrama giren bir mü’min,11 Rahman’ın özel misafiri olarak, “Duyûfu’r-Rahman” unvanını almıştır. Nitekim hadiste: “Hac ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir (misafirleridir). Onlar Allah’a dua etseler, derhal dualarına Allah cevap verir. Eğer kendileri için af ve mağfiret talep ederlerse Allah hemen mağfiret eder”12 buyrulmaktadır.

    Bu teffekür ve tezekkür içinde Ramazan ayında umresini eda eden mü’minleri tebrik ediyoruz. Ne mutlu Rahman’ın bu özel iltifatına nâil olan kullara! Ne mutlu Ka’be’yi, Makam-ı İbrahim’i, Safa ile Merve’yi ve Hacerü’l-esved’i usulüne uygun olarak ziyaret edip buralarda ibadet edenlere! Müjdeler olsun Ramazan orucuyla umre ibadetini birleştiren ve memleketine günahsız olarak dönebilenlere!

    Dipnotlar:

    1) Bakara 2/196. 2) Müslim, Hac, 237. 3) Bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, I. 263. 4) Bkz. Abdurrahman el-Cezîrî, Kitabü’l-Fıkh ala’l- mezahibi’l-erbaa, I, 687. 5) Bkz. Said Abdulgani, İrşadü’s-Sâri ila menasiki Molla Ali Kâri, Mısır, trs. s. 123. 6) Bkz. Buhari, Umre, 3. 7) Bkz. Muvatta, Hacc, 66. 8) Tirmizi, Hac, 2. 9) Bkz. Tirmizi, Birr, 7. 10) Bkz.Al-i İmran 3/96-97. 11) Hadiste telbiyenin fazileti şöyle anlatılmaktadır: “Telbiyede bulunan hiçbir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç ve toprak (hatta çadırlar ve evler) onunla birlikte telbiyede bulunmasın. (Peygamberimiz eliyle işaret ederek) bu iştirak arzın şu (en uzak) yerine kadar devam eder” Tirmizi, Hacc, 14. 12) İbn Mace, Menasik, 5.


  6. 24.Haziran.2014, 12:04
    3
    Devamlı Üye
    Ramazan Ayında Umre ve Fazileti
    Dr. M. Selim Arık


    Umre sözlükte “ziyaret etmek” anlamına gelmektedir. Dini bir kavram olarak da Ka’be’nin ziyaret edilmesidir ki bu ziyaret, ihramlı olarak tavaf ve say ile yapılan özel bir ibadet şeklidir. Haccın umreden farkı, hac belirli vakit içinde (hac günlerinde), belirli yerleri (Arafat, Müzdelife, Mina gibi) ziyaret etmektir.

    Râcih görüşe göre Umre’ye “Haccı Asgar” (küçük hac), hac mevsimindeki hacca veya Hz. Peygamber’in haccına “Haccı Ekber”(büyük hac) denilmiştir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayınız”1 buyurmuştur. Peygamberimiz de umrenin faziletini bildirirken “Umre, bir önceki umre ile son umre arasındaki günahlara keffarettir.”2 şeklinde haber vermişlerdir.

    Görüldüğü gibi hadiste umrenin, küçük günahlara keffaret olacağı belirtilmektedir.

    İmam-ı Azam Ebu Hanife, senenin beş gününde umre yapmayı mekruh görmektedir. Bu günler: Arafe günü ve kurban bayramının 1. 2. 3. ve 4. günleridir.3 İmam Malik, umrenin bir yıl içinde birden fazla yapılmasını mekruh saymaktadır. Çünkü İmam-ı Malik umrenin tüm insanlara her sene için sünnet-i kifaye olduğunu kabul eder.4 Ayrıca bazı âlimlerce Mekke’de bulunan kimselerin fazla umre yapmalarından ziyade, fazla tavaf yapmaları daha faziletli görülmektedir.5 Peygamberimizin de (s.a.v) dört umre yaptığı nakledilmektedir.6

    Ramazan’da yapılan umreye ise hadiste “hac sevabı” verileceği bildirilmiştir. Nitekim Ümmü Ma’kıl adında bir kadın Hz. Peygamber’e gelerek ben hac yapmak üzere hazırlık yapmıştım. Bana bir mani arız oldu (kocası hasta olmuş veya devesini kaybetmişti) ne yapayım? demiş; Peygamberimiz de “Ramazanda umre yap hac karşılığı (sevabı) olur” buyurmuşlardır.7 Şu halde Ramazan ayındaki yapılan umrenin diğer zamanlardaki umreden sevap yönüyle daha farklı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Ramazan’ın kelime manasında “yaz sonunda güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” anlamı bulunmaktadır. Ayrıca bu kelimenin “güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması” manasına geldiği de nakledilmektedir. Görüldüğü gibi Ramazan ayında günahların yok olması, temizlenmesi, yanması ve nefsin temizlenmesine işaretler vardır. Bunun için Ramazan ayında samimiyetle tevbe eden ve oruç tutan, hatta Ramazan’da umre yapan kişilerin günahlardan arınacağına özel bir müjde bulunmaktadır.

    Umre ihramı ve oruç

    İhram, kişiye nasıl ki bazı helal olanları haram kılmaktaysa, oruç da bazı helal olanları belli müddet yasak (haram) kılmaktadır. Allah’ın emrine boyun eğerek canını istediği şeylerden men edip nefsine gem vuran oruçlu, kendini terbiye etmiş olmaktadır. Çünkü kişi önceden kendisine musallat olan nefsini aklı ile yenerek onu hükmü altına almış, dinin haram kıldığı şeyleri yaptırmaktan ümidini tamamen kesmiştir. Zira oruçlu görür ki, oruç zamanında kimsenin hakkına tecavüz edilmediği halde faydalı olan yiyeceği, içeceği hatta helal olan kadına yaklaşmayı, sırf Allah’ın emrine uymak maksadıyla terk etmektedir. Bu durumda başkasının malını rızası olmadan alamayan bir kimse, Allah’ın mülkünde Cenab-ı Hakkın razı olmadığı hususları (haramları) nasıl işleyebilir ki? İşte ihram ve oruç bunları hatırlatmakta ve öğretmektedir. Zira Cenab-ı Hak da hikmet sahibi olup, emrettiği her işte mutlaka güzellikler bulunmaktadır. İbadetler nefis terbiyesi ile kötü huylardan arındırmaktadır. İşte Oruç; nefse mâlik olma yönüyle, şefkat ve cömertlik hislerini ortaya çıkarırken, hac ve umre için girilen ihram niyeti ile kişi, büründüğü havluyla kabre girerken bürüneceği kefenin aynı olduğunu anlar ve yaşar.

    Peygamberimiz (s.a.v) hac ve umrenin faziletini şöyle haber vermektedir: “Hac ve umreyi peş peşine yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşteki pası yok ettiği gibi, fakirliği ve günahları yok eder. Makbul hac (içinde masiyet olmayan) için karşılık, ancak cennettir”.8 Görüldüğü gibi hadiste bir umreden sonra bir umre daha yapılırsa, bu ikisi arasında işlenmiş olan küçük günahlara keffaret olacağı güzel bir teşbihle anlatılmaktadır. Sanki hadiste daha önce umre yapanların bir başka zamanda (mesela Ramazan’da) tekrar bir umre daha yapması teşvik edilmektedir. Ayrıca günümüzde de kotadan dolayı hac kurası çıkmayan kardeşlerimizin özellikle Ramazan ayında halis niyetle umreye gitmeleri, belki mükafat olarak bu umre ile hac sevabı almalarına vesile olabilecektir.

    Peygamberlerin hatırası

    Öncelikle hac ve umre, o şerefli yerlerde büyük peygamberleri hatırlama ve hatıralarını yâd etme yönüyle özel bir davettir. Çünkü insanlığın atası olan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havvâ validemiz cennetten çıkarıldıktan sonra o mukaddes yerlerde Allah’ın kapısına sığınarak uzun müddet ağlamışlar, duâ ve tövbede bulunmuşlardır. Bunun neticesi olarak tövbeleri burada kabul olmuştur. Yine Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu Hz. İsmaîl (a.s) ile eşi Hz. Hâcer’le beraber Allah’ın emrine uyarak ve O’ndan gelen meşakkatli imtihana sabrederek orada en büyük şerefi kazanıp Allah’ın rızasına ulaşmışlardır. Nitekim bugün onların hatırasına hac ve umre menasiki olarak Safa ile Merve arasındaki sa’y bunu hatırlatmaktadır. Çölün ortasındaki zemzem suyu Cenab-ı Hakkın kullarına karşı merhametini ve lutfunu göstermektedir. Yine Hz. İbrâhîm’e sevgili oğlu Hz. İsmâîl’in kurban edilmesi Allah tarafından burada emredilmiş, hattâ Hz. İsmail babası ile birlikte düğüne gider gibi kurban olmaya gitmesiyle Allah’a karşı olan teslimiyet gösterilmiştir. Bu sırada Mîna vâdisinde, İsmali’i kandırmaya çalışan lânetli şeytan, bizzat Hz. İsmail tarafından taşlanmış ve kovulmuştur. Bugün Mina’da kesilen kurbanlar ve cemerâttaki taşlamalar bir anlamda kişiye musallat olacak şeytani duyguların bertaraf edilmelerini hatırlatmaktadır.

    Özel misafirlik

    İnsan bu âlemde, büyük bir sefere çıkmış yolcu gibidir. Bu yolculuk esnasındaki hac ve umre ise özel bir misafirliği ifade eder. Misafirlerin istekleri de reddedilmeyen dualar arasındadır.9 Hikmet sahibi Cenab-ı Hak, sanki hac ve umre ile kullarını özel olarak davet edip yüce kapısında yalvarmalarını ve himayesine girmelerini istemektedir. Bunun için de yeryüzünde Mekke’de mukaddes olarak belirlediği yere “Beytullah” (Beytü’l-atik) ismini vermiştir.10 Kul, hac ve umre ziyaretiyle sanki Allah’ın bu özel mekan ve davetine artık “Lebbeyk Allahümme lebbeyk lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk lâ şerike lek (Buyur Allahım buyur! Huzuruna geldim, emrine hazırım. Senin eşin ve ortağın yoktur. Sana yöneldim, hamd senin, nimet senin, mülk de senindir. Eşin ve ortağın yoktur) diyerek, samimiyetle icabet etmektedir. Zira ağaçların ve taşların birlikte iştirak ettiği telbiye ile ihrama giren bir mü’min,11 Rahman’ın özel misafiri olarak, “Duyûfu’r-Rahman” unvanını almıştır. Nitekim hadiste: “Hac ve umre yapanlar Allah’ın elçileridir (misafirleridir). Onlar Allah’a dua etseler, derhal dualarına Allah cevap verir. Eğer kendileri için af ve mağfiret talep ederlerse Allah hemen mağfiret eder”12 buyrulmaktadır.

    Bu teffekür ve tezekkür içinde Ramazan ayında umresini eda eden mü’minleri tebrik ediyoruz. Ne mutlu Rahman’ın bu özel iltifatına nâil olan kullara! Ne mutlu Ka’be’yi, Makam-ı İbrahim’i, Safa ile Merve’yi ve Hacerü’l-esved’i usulüne uygun olarak ziyaret edip buralarda ibadet edenlere! Müjdeler olsun Ramazan orucuyla umre ibadetini birleştiren ve memleketine günahsız olarak dönebilenlere!

    Dipnotlar:

    1) Bakara 2/196. 2) Müslim, Hac, 237. 3) Bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, I. 263. 4) Bkz. Abdurrahman el-Cezîrî, Kitabü’l-Fıkh ala’l- mezahibi’l-erbaa, I, 687. 5) Bkz. Said Abdulgani, İrşadü’s-Sâri ila menasiki Molla Ali Kâri, Mısır, trs. s. 123. 6) Bkz. Buhari, Umre, 3. 7) Bkz. Muvatta, Hacc, 66. 8) Tirmizi, Hac, 2. 9) Bkz. Tirmizi, Birr, 7. 10) Bkz.Al-i İmran 3/96-97. 11) Hadiste telbiyenin fazileti şöyle anlatılmaktadır: “Telbiyede bulunan hiçbir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç ve toprak (hatta çadırlar ve evler) onunla birlikte telbiyede bulunmasın. (Peygamberimiz eliyle işaret ederek) bu iştirak arzın şu (en uzak) yerine kadar devam eder” Tirmizi, Hacc, 14. 12) İbn Mace, Menasik, 5.





+ Yorum Gönder