Konusunu Oylayın.: Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis
  1. 31.Mayıs.2013, 20:41
    1
    Misafir

    Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis






    Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis Mumsema Ramazan’ın değerini bilenler kimlerdir? Ramazan ayının değerinin farkında olan kişiler kimlerdir ?


  2. 31.Mayıs.2013, 20:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 02.Haziran.2013, 18:20
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis





    Ramazan ayı ve orucun ehemmiyetini anlatan Kur`an-ı Kerim`den ayetler ve Hadisi şerifler, bu ayın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini konusunda bize rehberlik edecek...

    İslam dünyası bugün Ramazan orucuna başladı. İslam’ın beş şartından biri olan oruç, bu ayda akıllı, buluğ çağına ermiş ve Müslüman olan her kadın ve erkek üzerine zaruri bir kulluk borcudur.

    Kameri aylardan olan Ramazan ayı, Arapça “Remd” kökünden türemiştir. Güneşin yakıcı sıcaklığı anlamındadır. Oruç ayına bu ismin verilmesi, ateşin herhangi bir şeyi yakıp bitirmesi gibi, orucun da insanların günahını yok ettiği içindir. (bk. Müfredat, Ragıp el-Isfahani)

    Ünlü İslam müfessiri Zamahşeri ise, “Araplar, ayların isimlerini yeni adlarla değiştirdikleri zaman, her ayın ismini o ayın bulunduğu mevsime uygun olarak koyarlardı. Bu değişikliği yaptıkları sırada oruç, sıcağın en şiddetli mevsimine rastgeldiğinden ona Ramazan adını vermişlerdi” demektedir.

    Türkçede oruç diye tabir ettiğimiz bu ibadetin Arap dilindeki karşılığı “savm” ve “siyâm” kelimeleridir. Savm ve siyâm, kelime manaları itibariyle, bir şeyden el çekmek, geri durma, nefsi meylettiği şeylerden uzak tutmak demektir. “İmsak” bu anlamda kullanılmaktadır. Oruçlu yerine de “sâim” kelimesi kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de oruç anlamında “siyâm” (el-Bakara /183, 187, 196; en-Nisâ /92; el-Mâide /89, 95; el-Mücâdele /4) ve oruçlular anlamında da “sâimîn” ve “sâimât” (el-Ahzâb /35) geçer.

    Dini terim olarak oruç, ilahi emirlerle mükellef (yükümlü) olan bir insanın tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar geçen zaman içinde yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden ibadet niyetiyle uzak durmasıdır. Oruç, Peygamberimiz (as)’ın Medine’ye hicretinden bir buçuk yıl sonra Şaban ayının 10. günü (Şubat 624) farz kılındı.

    RAMAZAN ORUCU İSLAM’IN ŞARTLARINDANDIR

    Ramazan orucu, İslam’ın temel şartlarından biridir… Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: “İslam, beş şey üzerine bina olunmuştur. Bunlar, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun Rasulü olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekatı vermek, Ramazan orucunu tutmak, Beyt’i (Kabe’yi) haccetmektir.” (Buhari-Müslim)

    Oruç, sadece bu ümmete has bir ibadet değildir. Orucu farz kıldığı ayet-i celilede Cenab-ı Hak, bunu şu şekilde beyan buyurmuştur: “Ey iman edenler! Oruç sizden önceki gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (el-Bakara / 183)

    Gelmiş geçmiş ümmetlere de farz olan oruç ibadetinden maksat, insanın kendisini tezkiye etmesi, takva sahibi olmasıdır ki, yukarıdaki ayetin son kısmı bunu ifade etmektedir. Onun için oruç tutan kimse, mümkün mertebe dünya muhabbetinden uzaklaşmaya ve bütün azalarını fenalıklardan korumaya çalışmalıdır.

    Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidayetin ve doğruyla eğriyi birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara 185)

    “Kim, yalan sözleri ve kötü davranışları terketmezse, Allah’ın onun yeme ve içmesini terketmesine ihtiyacı yoktur” (Buhari)

    ORUÇLA İLGİLİ AYETLER

    “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, (leallekum tettekun) Böylece umulur ki ittika edersiniz/günahlardan korunur, takva dairesine girer ve muttakilerden olursunuz.

    Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

    Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.

    Kullarım beni sana soracak olursa, işte Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafta olduğunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, (sakın] onlara yanaşmayın. işte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar.” [Bakara 183-184-185-186-187)

    “Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab 35)

    “Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.” (Duhan 3)

    “Gerçek şu ki, biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail, o gece, Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar süren bir selamettir.” (Kadir 1-5)

    ORUÇLA İLGİLİ HADİSLER

    Rasulullah (sav) şöyle buyurmuşlardır:

    * “Ramazan ayı geldiğinde rahmet kapıları açılır” (Buhari-Müslim)

    * “Ramazan ayı girdiği zaman semanın kapıları açılır, Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da bağlanır/zincire vurulurlar” (Buhari-Müslim)

    * “Ademoğlunun bütün amelleri, iyilikleri on katından yedi yüz katına kadar kat kat artırılır. Allah azze ve celle şöyle der: ‘Ancak oruç müstesna. Şüphesiz o Benim içindir. Ve mükafatını ancak Ben veririm. Zira o şehvetin ve yeyip içmesini Benim için bırakmıştır.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruçlu için iki sevinç/mutluluk anı vardır. Birincisi iftar ettiği zaman (iftarıyla), ikincisi ise, Rabbine kavuştuğu zaman (orucuyla) sevinmesidir.” (Buhari-Müslim)

    * “Muhammed’in nefsini elinde tutan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında (kıyamet günü) misk kokusundan daha hoştur.” (Buhari-Müslim)

    * “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan Kıyamet gününde yalnız oruç tutanlar girer. Onlarla beraber başka hiçbir kimse giremez. (Kıyamet gününde) “oruçlular nerede?” diye çağrılır. Oruç tutanlar, kalkıp o kapıdan girerler. Oruçluların sonuncusu bu kapıdan içeri girdiği zaman kapı kapatılır, artık ordan içeriye hiç kimse giremez.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruç kalkandır. Kıyamet günü kul onunla kendini ateşten koruyacaktır.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruç ve Kur’an kıyamet günü kula şefaat eder.” (Müsned-Müstedrek el-Hakim)

    * “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak, Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari-Müslim)

    * “Ramazan gelip geçtiği halde günahlarını affettirememiş olan kişinin burnu yerde sürtülsün.” (Buhari)

    * “Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir.” (Buhari-Müslim)

    * Ebu Umâme (r.a)’dan, “Ey Allah’ın Resulü! Cennete gireceğim bir ameli bana göster” der. Allah Resulü (s.a.s.) de şöyle buyurur: “Oruç tutman gerekir, onun gibisi yoktur.” (Nesai)



  4. 02.Haziran.2013, 18:20
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر




    Ramazan ayı ve orucun ehemmiyetini anlatan Kur`an-ı Kerim`den ayetler ve Hadisi şerifler, bu ayın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini konusunda bize rehberlik edecek...

    İslam dünyası bugün Ramazan orucuna başladı. İslam’ın beş şartından biri olan oruç, bu ayda akıllı, buluğ çağına ermiş ve Müslüman olan her kadın ve erkek üzerine zaruri bir kulluk borcudur.

    Kameri aylardan olan Ramazan ayı, Arapça “Remd” kökünden türemiştir. Güneşin yakıcı sıcaklığı anlamındadır. Oruç ayına bu ismin verilmesi, ateşin herhangi bir şeyi yakıp bitirmesi gibi, orucun da insanların günahını yok ettiği içindir. (bk. Müfredat, Ragıp el-Isfahani)

    Ünlü İslam müfessiri Zamahşeri ise, “Araplar, ayların isimlerini yeni adlarla değiştirdikleri zaman, her ayın ismini o ayın bulunduğu mevsime uygun olarak koyarlardı. Bu değişikliği yaptıkları sırada oruç, sıcağın en şiddetli mevsimine rastgeldiğinden ona Ramazan adını vermişlerdi” demektedir.

    Türkçede oruç diye tabir ettiğimiz bu ibadetin Arap dilindeki karşılığı “savm” ve “siyâm” kelimeleridir. Savm ve siyâm, kelime manaları itibariyle, bir şeyden el çekmek, geri durma, nefsi meylettiği şeylerden uzak tutmak demektir. “İmsak” bu anlamda kullanılmaktadır. Oruçlu yerine de “sâim” kelimesi kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de oruç anlamında “siyâm” (el-Bakara /183, 187, 196; en-Nisâ /92; el-Mâide /89, 95; el-Mücâdele /4) ve oruçlular anlamında da “sâimîn” ve “sâimât” (el-Ahzâb /35) geçer.

    Dini terim olarak oruç, ilahi emirlerle mükellef (yükümlü) olan bir insanın tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar geçen zaman içinde yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden ibadet niyetiyle uzak durmasıdır. Oruç, Peygamberimiz (as)’ın Medine’ye hicretinden bir buçuk yıl sonra Şaban ayının 10. günü (Şubat 624) farz kılındı.

    RAMAZAN ORUCU İSLAM’IN ŞARTLARINDANDIR

    Ramazan orucu, İslam’ın temel şartlarından biridir… Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: “İslam, beş şey üzerine bina olunmuştur. Bunlar, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun Rasulü olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekatı vermek, Ramazan orucunu tutmak, Beyt’i (Kabe’yi) haccetmektir.” (Buhari-Müslim)

    Oruç, sadece bu ümmete has bir ibadet değildir. Orucu farz kıldığı ayet-i celilede Cenab-ı Hak, bunu şu şekilde beyan buyurmuştur: “Ey iman edenler! Oruç sizden önceki gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (el-Bakara / 183)

    Gelmiş geçmiş ümmetlere de farz olan oruç ibadetinden maksat, insanın kendisini tezkiye etmesi, takva sahibi olmasıdır ki, yukarıdaki ayetin son kısmı bunu ifade etmektedir. Onun için oruç tutan kimse, mümkün mertebe dünya muhabbetinden uzaklaşmaya ve bütün azalarını fenalıklardan korumaya çalışmalıdır.

    Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidayetin ve doğruyla eğriyi birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olan Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara 185)

    “Kim, yalan sözleri ve kötü davranışları terketmezse, Allah’ın onun yeme ve içmesini terketmesine ihtiyacı yoktur” (Buhari)

    ORUÇLA İLGİLİ AYETLER

    “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, (leallekum tettekun) Böylece umulur ki ittika edersiniz/günahlardan korunur, takva dairesine girer ve muttakilerden olursunuz.

    Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

    Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.

    Kullarım beni sana soracak olursa, işte Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da benim çağrıma cevab versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafta olduğunuz zamanlarda da onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, (sakın] onlara yanaşmayın. işte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar.” [Bakara 183-184-185-186-187)

    “Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab 35)

    “Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.” (Duhan 3)

    “Gerçek şu ki, biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail, o gece, Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar süren bir selamettir.” (Kadir 1-5)

    ORUÇLA İLGİLİ HADİSLER

    Rasulullah (sav) şöyle buyurmuşlardır:

    * “Ramazan ayı geldiğinde rahmet kapıları açılır” (Buhari-Müslim)

    * “Ramazan ayı girdiği zaman semanın kapıları açılır, Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da bağlanır/zincire vurulurlar” (Buhari-Müslim)

    * “Ademoğlunun bütün amelleri, iyilikleri on katından yedi yüz katına kadar kat kat artırılır. Allah azze ve celle şöyle der: ‘Ancak oruç müstesna. Şüphesiz o Benim içindir. Ve mükafatını ancak Ben veririm. Zira o şehvetin ve yeyip içmesini Benim için bırakmıştır.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruçlu için iki sevinç/mutluluk anı vardır. Birincisi iftar ettiği zaman (iftarıyla), ikincisi ise, Rabbine kavuştuğu zaman (orucuyla) sevinmesidir.” (Buhari-Müslim)

    * “Muhammed’in nefsini elinde tutan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında (kıyamet günü) misk kokusundan daha hoştur.” (Buhari-Müslim)

    * “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan Kıyamet gününde yalnız oruç tutanlar girer. Onlarla beraber başka hiçbir kimse giremez. (Kıyamet gününde) “oruçlular nerede?” diye çağrılır. Oruç tutanlar, kalkıp o kapıdan girerler. Oruçluların sonuncusu bu kapıdan içeri girdiği zaman kapı kapatılır, artık ordan içeriye hiç kimse giremez.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruç kalkandır. Kıyamet günü kul onunla kendini ateşten koruyacaktır.” (Buhari-Müslim)

    * “Oruç ve Kur’an kıyamet günü kula şefaat eder.” (Müsned-Müstedrek el-Hakim)

    * “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak, Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari-Müslim)

    * “Ramazan gelip geçtiği halde günahlarını affettirememiş olan kişinin burnu yerde sürtülsün.” (Buhari)

    * “Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir.” (Buhari-Müslim)

    * Ebu Umâme (r.a)’dan, “Ey Allah’ın Resulü! Cennete gireceğim bir ameli bana göster” der. Allah Resulü (s.a.s.) de şöyle buyurur: “Oruç tutman gerekir, onun gibisi yoktur.” (Nesai)



  5. 24.Haziran.2014, 12:01
    3
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    Cevap: Ramazan’ın değerini bilmek ile ilgili hadis

    Orucun Allah katındaki değerini anlatan hadisler





    “Âdemoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenâb-ı Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ (bir hadis-i kudsîde) şöyle buyurmuştur: ‘Oruç başkadır. Çünkü o sırf Benim içindir, onun mükâfatını da *(dilediğim gibi) Ben vereceğim. Kulum Benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Oruç kalkandır/perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘ben oruçluyum!’ desin (ve ona bulaşmasın).”[1]




    “Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.”[2]




    “Kim Allah Teâlâ yolunda (cihad ederken) bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”[3]




    “Allah yolunda bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.”[4]




    “… Oruç sabrın yarısıdır…”[5]




    “Oruç bir kalkandır.”[6]




    “Şüphesiz oruç, kulun kendisiyle cehennemden korunduğu bir kalkandır. (Allah Teâlâ) ‘o (oruç), Benim içindir ve onun karşılığını Ben vereceğim’ (buyurdu).”[7]




    “Oruçlu için, birisi iftar ettiği vakit, öteki Rabbi ile karşılaştığı vakit olmak üzere iki sevinç vardır.”[8]




    *“Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık olabilir; fakat oruç başkadır. Çünkü oruç Benim içindir ve onun ecrini Ben vereceğim.”[9]




    “Oruçla Kur’ân kıyamet gününde kula şefaat edeceklerdir. Şöyle ki: Oruç: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemekten ve şehvetlerinden men ettim, onun için beni, onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek; Kur’ân da: ‘Ben onu geceleri uykusuz bıraktım, beni de onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek. Böylece ikisi de (o kula) şefaat edeceklerdir.”[10]




    “Kim fazîletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”[11]




    “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır/zincire vurulur.” (Buhârî, Savm 5, Bed’u’l-Halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5; Nesâî, Sıyâm 5)




    “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.” (Tirmizî, Savm 82, hadis no: 807; İbn Mâce, Sıyâm 45, Hadis no: 1746)




    Ebû Ümâme (ra) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfatlandırsın.” Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Sana, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.” (Nesâî, Sıyâm 43 -4, 165-)




    “Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.” (Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171, Hadis no: 1155; Tirmizî, Savm 26, Hadis no: 721; Ebû Dâvud, Savm 39, Hadis no: 2398)




    “Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur.” (Ebû Dâvud, Savm 71, Hadis no: 2454; Tirmizî, Savm 33, Hadis no: 730; Nesâî, Savm 68)




    Enes (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas), bazen olurdu bir ay boyu oruç tutmazdı ve o aydan hiç oruç tutmayacağını zannederdik. Bazen de (öylesine ara vermeden) tutardı ki, o aydan hiçbir günü oruçsuz geçirmeyecek zannederdik. Sen onu, geceleyin namaz kılarken görmek istesen mutlaka görürdün. Geceleyin uyur görmek istesen mutlaka görürdün.” (Buhârî, Savm 53, Teheccüd 11; Müslim, Sıyâm 180, Hadis no: 1158; Tirmizî, Savm 57, hadis no: 769)




    Rivayet edildiğine göre saçı başı dağınık bir adam Hz. Peygamber’e gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Allah’ın beni yükümlü tuttuğu orucun miktarını söyle” demişti. Peygamberimiz “Ramazan ayını oruçlu geçir” buyurmuş, adam bu defa “Bunun dışında başka oruç tutmam gerekiyor mu?” diye sormuş, Peygamberimiz de “Hayır, yükümlü olduğun başka oruç yoktur, fakat nâfile olarak tutabilirsin” cevabını vermiştir. Adam aynı şekilde sorularına devam ederek zekât, namaz ve hac konusunda bilgiler aldıktan sonra “Sana ikramda bulunan Allah’a yemin olsun ki, bu söylenenlerden fazla bir şey de yapmam, eksik de bırakmam” diyerek çekip gitmiş, Peygamberimiz de arkasından şöyle demiştir: “Şâyet dediğini yaparsa bu adam kurtulmuştur.” (Buhârî, Savm 1; Müslim, İman 9)




    İbn Abbas (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) Ramazan dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmedi.” (Buhârî, Savm 53; Müslim, Savm 178, hadis no: 1157; Nesâî, Savm 70)




    İbn Ömer (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) Ramazanı zikrederek buyurdular ki: “Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteâkip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse (hava kapalı olursa) ayı takdir edin (sayıyı otuza tamamlayın).” (Buhârî,Savm 11, 5, 13, Talâk 25; Müslim, Sıyâm 9, hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, hadis no: 2320; Nesâî, Savm 10, 11; Muvattâ, Sıyâm 1)




    “Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilâli gördükten veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteâkip hilâli görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar orucu tutun.” (Ebû Dâvud, Savm 6, Hadis no: 2362; Nesâî, Savm 13)




    “Biz ümmî bir ümmetiz; ne yazı ne de hesap biliriz. Ay, şöyle şöyledir.” Yani, bir defasında yirmi dokuz, bir defasında otuz gösterdi. (Buhârî, Savm 13, 5, 11, Talâk 29; Müslim, Savm 13-15, Hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, Hadis no: 23129-2321; Nesâi, Savm 17)




    “Kim yalan sözü (yalanı, gıybet, dedikodu gibi günah sözleri) ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm 8, Edeb 51; Ebû Dâvud, Savm 25, h. no: 2326; Tirmizî, Savm 16, h. no: 707)




    “Nice oruç tutan vardır ki, (haramdan sakınmadıkları için) orucundan kendisine kalan, sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce, Sıyâm 21)




    “Kadın, kocası varken izin almadan (nâfile) oruç tutmasın.” (Buhârî, Nikâh 84, 86; Müslim, Zekât 84, h. no: 1026; Ebû Dâvud, Savm 74, h. no: 2485; Tirmizî, Savm 65, h. no: 782)




    “Allah Teâlâ, yolcudan namazın yarısını kaldırdı, oruca da yeme hususunda ruhsat tanıdı. Ayrıca çocuk emziren ve hâmile kadınlara, çocukları hususunda endişe ettikleri takdirde, orucu yeme ruhsatı tanıdı.” (Ebû Dâvud, Savm 43, h. no: 2408; Tirmizî, Savm 21, h. no: 715; Nesâî, Savm 51; İbn Mâce, Sıyâm 12, h. no: 1668)




    “Herhangi biriniz iftar etmek istediği zaman orucunu hurma ile açsın. Hurma bulamazsa, su ile iftar etsin. Su temizdir.” (Ebû Dâvud, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26, Savm 10; İbn Mâce, Sıyâm 25)




    “Sizden biriniz unutarak bir şey yer veya içerse, orucunu tamamlasın. Çünkü onu Allah yedirmiş ve içirmiştir.” (Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171; Ebû Dâvud, Sıyâm 39; Tirmizî,Savm 26; İbn Mâce, Sıyâm 15)




    Âmir İbn Rebîa (ra) anlatıyor: “Ben Resûlullah (sas)’ı, oruçlu iken misvaklandığını sayamayacağım kadar çok gördüm.” (Buhârî,Savm 27; Ebû Dâvud, Savm 26, h. no: 2364; Tirmizî, Savm 29, h. no: 725)




    Âişe (ra) şöyle dedi: “Resûlullah (sas)’ın, ailesiyle ilişkide bulunup cünüp olarak sabahladığı olurdu. Sonra yıkanıp orucunu tutardı.” (Buhârî, Savm 22, 25; Müslim, Sıyâm 76)




    [1]Buhârî, Savm: 2, 9, Libâs: 78; Müslim, Sıyâm: 163, 164, hadis no: 1151; Ebû Dâvud, Savm: 25, hadis no: 2363; Tirmizî, Savm: 55, hadis no: 764; Nesâî, Sıyâm: 41; İbn Mâce, Sıyâm: 1, Hadis no: 1638, Edeb: 58, hadis no: 3823; Muvattâ, Sıyâm: 58. * **




    [2] Buhârî, Savm: 4, Bed’ü’l-Halk: 9; Müslim, Sıyâm: 166, hadis no: 1152; Nesâî, Sıyâm: 43; Tirmizî, Savm: 55, Hadis no: 765.




    [3] Tirmizî, Cihâd: 3, hadis no: 1624.




    [4] Buhârî, Cihâd: 36; Müslim, Sıyâm: 167-168; Tirmizî, Fezâilu’l-Cihâd: 3; Ebû Dâvud, Cenâiz: 3.




    [5] Tirmizî, Deavât: 86, 87, hadis no: 3519.




    [6] Buhârî, Savm: 9; Tinmizî, İman: 8.




    [7] Ahmed bin Hanbel, III/396.




    [8] Buhârî, Savm: 9.




    [9] Müslim, Sıyâm: 164; Nesâî, Sıyâm: 42.




    [10] Ahmed bin Hanbel, II/174.




    [11] Buhârî, İman: 28, Savm: 6; Müslim, Sıyâm: 203, Müsâfirîn: 175; Ebû Dâvud, Ramazan: 1, Savm: 57; Tirmizî, Savm: 1, Cennet: 4; Nesâî, Sıyâm: 39; İbn Mâce, İkamet: 173, Sıyâm: 2, 33


  6. 24.Haziran.2014, 12:01
    3
    Devamlı Üye
    Orucun Allah katındaki değerini anlatan hadisler





    “Âdemoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenâb-ı Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ (bir hadis-i kudsîde) şöyle buyurmuştur: ‘Oruç başkadır. Çünkü o sırf Benim içindir, onun mükâfatını da *(dilediğim gibi) Ben vereceğim. Kulum Benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Oruç kalkandır/perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘ben oruçluyum!’ desin (ve ona bulaşmasın).”[1]




    “Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.”[2]




    “Kim Allah Teâlâ yolunda (cihad ederken) bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”[3]




    “Allah yolunda bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.”[4]




    “… Oruç sabrın yarısıdır…”[5]




    “Oruç bir kalkandır.”[6]




    “Şüphesiz oruç, kulun kendisiyle cehennemden korunduğu bir kalkandır. (Allah Teâlâ) ‘o (oruç), Benim içindir ve onun karşılığını Ben vereceğim’ (buyurdu).”[7]




    “Oruçlu için, birisi iftar ettiği vakit, öteki Rabbi ile karşılaştığı vakit olmak üzere iki sevinç vardır.”[8]




    *“Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık olabilir; fakat oruç başkadır. Çünkü oruç Benim içindir ve onun ecrini Ben vereceğim.”[9]




    “Oruçla Kur’ân kıyamet gününde kula şefaat edeceklerdir. Şöyle ki: Oruç: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemekten ve şehvetlerinden men ettim, onun için beni, onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek; Kur’ân da: ‘Ben onu geceleri uykusuz bıraktım, beni de onun hakkında şefaatçi kıl’ diyecek. Böylece ikisi de (o kula) şefaat edeceklerdir.”[10]




    “Kim fazîletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”[11]




    “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır/zincire vurulur.” (Buhârî, Savm 5, Bed’u’l-Halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5; Nesâî, Sıyâm 5)




    “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.” (Tirmizî, Savm 82, hadis no: 807; İbn Mâce, Sıyâm 45, Hadis no: 1746)




    Ebû Ümâme (ra) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfatlandırsın.” Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Sana, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.” (Nesâî, Sıyâm 43 -4, 165-)




    “Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.” (Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171, Hadis no: 1155; Tirmizî, Savm 26, Hadis no: 721; Ebû Dâvud, Savm 39, Hadis no: 2398)




    “Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur.” (Ebû Dâvud, Savm 71, Hadis no: 2454; Tirmizî, Savm 33, Hadis no: 730; Nesâî, Savm 68)




    Enes (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas), bazen olurdu bir ay boyu oruç tutmazdı ve o aydan hiç oruç tutmayacağını zannederdik. Bazen de (öylesine ara vermeden) tutardı ki, o aydan hiçbir günü oruçsuz geçirmeyecek zannederdik. Sen onu, geceleyin namaz kılarken görmek istesen mutlaka görürdün. Geceleyin uyur görmek istesen mutlaka görürdün.” (Buhârî, Savm 53, Teheccüd 11; Müslim, Sıyâm 180, Hadis no: 1158; Tirmizî, Savm 57, hadis no: 769)




    Rivayet edildiğine göre saçı başı dağınık bir adam Hz. Peygamber’e gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Allah’ın beni yükümlü tuttuğu orucun miktarını söyle” demişti. Peygamberimiz “Ramazan ayını oruçlu geçir” buyurmuş, adam bu defa “Bunun dışında başka oruç tutmam gerekiyor mu?” diye sormuş, Peygamberimiz de “Hayır, yükümlü olduğun başka oruç yoktur, fakat nâfile olarak tutabilirsin” cevabını vermiştir. Adam aynı şekilde sorularına devam ederek zekât, namaz ve hac konusunda bilgiler aldıktan sonra “Sana ikramda bulunan Allah’a yemin olsun ki, bu söylenenlerden fazla bir şey de yapmam, eksik de bırakmam” diyerek çekip gitmiş, Peygamberimiz de arkasından şöyle demiştir: “Şâyet dediğini yaparsa bu adam kurtulmuştur.” (Buhârî, Savm 1; Müslim, İman 9)




    İbn Abbas (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) Ramazan dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmedi.” (Buhârî, Savm 53; Müslim, Savm 178, hadis no: 1157; Nesâî, Savm 70)




    İbn Ömer (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) Ramazanı zikrederek buyurdular ki: “Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteâkip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse (hava kapalı olursa) ayı takdir edin (sayıyı otuza tamamlayın).” (Buhârî,Savm 11, 5, 13, Talâk 25; Müslim, Sıyâm 9, hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, hadis no: 2320; Nesâî, Savm 10, 11; Muvattâ, Sıyâm 1)




    “Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilâli gördükten veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteâkip hilâli görünceye veya sayıyı tamamlayıncaya kadar orucu tutun.” (Ebû Dâvud, Savm 6, Hadis no: 2362; Nesâî, Savm 13)




    “Biz ümmî bir ümmetiz; ne yazı ne de hesap biliriz. Ay, şöyle şöyledir.” Yani, bir defasında yirmi dokuz, bir defasında otuz gösterdi. (Buhârî, Savm 13, 5, 11, Talâk 29; Müslim, Savm 13-15, Hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, Hadis no: 23129-2321; Nesâi, Savm 17)




    “Kim yalan sözü (yalanı, gıybet, dedikodu gibi günah sözleri) ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm 8, Edeb 51; Ebû Dâvud, Savm 25, h. no: 2326; Tirmizî, Savm 16, h. no: 707)




    “Nice oruç tutan vardır ki, (haramdan sakınmadıkları için) orucundan kendisine kalan, sadece açlık ve susuzluktur.” (İbn Mâce, Sıyâm 21)




    “Kadın, kocası varken izin almadan (nâfile) oruç tutmasın.” (Buhârî, Nikâh 84, 86; Müslim, Zekât 84, h. no: 1026; Ebû Dâvud, Savm 74, h. no: 2485; Tirmizî, Savm 65, h. no: 782)




    “Allah Teâlâ, yolcudan namazın yarısını kaldırdı, oruca da yeme hususunda ruhsat tanıdı. Ayrıca çocuk emziren ve hâmile kadınlara, çocukları hususunda endişe ettikleri takdirde, orucu yeme ruhsatı tanıdı.” (Ebû Dâvud, Savm 43, h. no: 2408; Tirmizî, Savm 21, h. no: 715; Nesâî, Savm 51; İbn Mâce, Sıyâm 12, h. no: 1668)




    “Herhangi biriniz iftar etmek istediği zaman orucunu hurma ile açsın. Hurma bulamazsa, su ile iftar etsin. Su temizdir.” (Ebû Dâvud, Savm 21; Tirmizî, Zekât 26, Savm 10; İbn Mâce, Sıyâm 25)




    “Sizden biriniz unutarak bir şey yer veya içerse, orucunu tamamlasın. Çünkü onu Allah yedirmiş ve içirmiştir.” (Buhârî, Savm 26, Eymân 15; Müslim, Sıyâm 171; Ebû Dâvud, Sıyâm 39; Tirmizî,Savm 26; İbn Mâce, Sıyâm 15)




    Âmir İbn Rebîa (ra) anlatıyor: “Ben Resûlullah (sas)’ı, oruçlu iken misvaklandığını sayamayacağım kadar çok gördüm.” (Buhârî,Savm 27; Ebû Dâvud, Savm 26, h. no: 2364; Tirmizî, Savm 29, h. no: 725)




    Âişe (ra) şöyle dedi: “Resûlullah (sas)’ın, ailesiyle ilişkide bulunup cünüp olarak sabahladığı olurdu. Sonra yıkanıp orucunu tutardı.” (Buhârî, Savm 22, 25; Müslim, Sıyâm 76)




    [1]Buhârî, Savm: 2, 9, Libâs: 78; Müslim, Sıyâm: 163, 164, hadis no: 1151; Ebû Dâvud, Savm: 25, hadis no: 2363; Tirmizî, Savm: 55, hadis no: 764; Nesâî, Sıyâm: 41; İbn Mâce, Sıyâm: 1, Hadis no: 1638, Edeb: 58, hadis no: 3823; Muvattâ, Sıyâm: 58. * **




    [2] Buhârî, Savm: 4, Bed’ü’l-Halk: 9; Müslim, Sıyâm: 166, hadis no: 1152; Nesâî, Sıyâm: 43; Tirmizî, Savm: 55, Hadis no: 765.




    [3] Tirmizî, Cihâd: 3, hadis no: 1624.




    [4] Buhârî, Cihâd: 36; Müslim, Sıyâm: 167-168; Tirmizî, Fezâilu’l-Cihâd: 3; Ebû Dâvud, Cenâiz: 3.




    [5] Tirmizî, Deavât: 86, 87, hadis no: 3519.




    [6] Buhârî, Savm: 9; Tinmizî, İman: 8.




    [7] Ahmed bin Hanbel, III/396.




    [8] Buhârî, Savm: 9.




    [9] Müslim, Sıyâm: 164; Nesâî, Sıyâm: 42.




    [10] Ahmed bin Hanbel, II/174.




    [11] Buhârî, İman: 28, Savm: 6; Müslim, Sıyâm: 203, Müsâfirîn: 175; Ebû Dâvud, Ramazan: 1, Savm: 57; Tirmizî, Savm: 1, Cennet: 4; Nesâî, Sıyâm: 39; İbn Mâce, İkamet: 173, Sıyâm: 2, 33





+ Yorum Gönder