Konusunu Oylayın.: Ramazanda seferilik nasıl olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ramazanda seferilik nasıl olur?
  1. 27.Nisan.2013, 10:04
    1
    Misafir

    Ramazanda seferilik nasıl olur?






    Ramazanda seferilik nasıl olur? Mumsema Ramazanda seferilik nasıl olur Ramazan ayında seferi olmak için kaç km yol gitmek gerekmektedir ?


  2. 27.Nisan.2013, 10:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Nisan.2013, 20:37
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Ramazanda seferilik nasıl olur?




    Ramazanda seferilik nasıl olur?

    Gün, oruçta olduğu gibi imsak vaktinde başlar. Ertesi günü imsak vaktine kadar devam eder. Mesela, İstanbul’a imsak vaktinden sonra, sabah ezanı okunurken giren kimse, giriş günü olduğu için o günü saymaz. Eğer imsak vaktinden önce girerse, imsak vaktinden sonraki gün giriş günü olmaz. İmsak vaktinden sonra çıkarsa, o gün çıkış günüdür.

    Seferi kişinin (yolcunun) yolculuk mesafesi, namazı kısaltmayı mübah kılan bir mesafe kadar olursa; sefere fecirden önce başlayıp fecrin doğuşundan önce seferilik hükümlerinin başladığı noktaya ulaşırsa, oruç tutmaması mübah olur.
    Eğer yolculuk mesafesi bir gün namazı kısaltmayı mübah kılacak bir uzunlukta değilse oruç tutmamak caiz olmaz.
    Bu iki şart üzerinde üç mezhep imamı ittifak etmişlerdir. Yalnız Hanbelîler ikinci şartta şöyle demişlerdir:
    Oruçlu kişi gündüzleyin zevalden* sonra da olsa kendi beldesinden çıkıp yolculuğa giderse, namaz kısaltmayı mübah kılacak kadar bir mesafeyi gitmesi şartıyla orucunu açması caiz olur.
    *Zeval: Güneşin gündüzün yarısından batmaya doğru dönmesi.
    Şafiler; yolculuk halinde oruç tutmanın caiz olması için üçüncü bir şart daha eklemişlerdir. Bu şart, kişinin sürekli yolculuğa çıkan biri olmamasıdır. Seferiliği sürekli olan kimsenin oruç tutmaması haram olur. Ancak seferdeyken oruç tuttuğu takdirde, teyemmümü gerektiren bir sebeple karşılaşacak olursa oruç tutmaması vacip olur.
    Ramazanda fecrin doğuşundan sonra yolculuğa çıkan kişinin, orucunu açması haramdır. Açtığı takdirde üç mezhep imamına göre kefaretsiz olarak kaza etmesi gerekir.
    Şafilere göre; hem kaza hem de kefareti gerekli kılan orucunu açarsa hem kaza hem kefaret gerekir, sadece kazayı gerekli kılan orucunu açarsa kendisine sadece kaza vacip olur.
    Oruç tutmaya geceleyin niyet etmiş olan seferinin tuttuğu orucu açması caiz olur, günahkâr olmaz, kaza etmesi gerekir.
    Malikilere göre ise; seferi bir kişi gece niyet ettiği orucunu gündüz açacak olursa kendisine hem kaza hem kefaret vacip olur.
    Hanefilere göre ise; gece oruca niyet eden seferi kişinin gündüz orucunu açması haram olur. Açtığı takdirde sadece kaza gerekir.
    Seferi kişinin kendisine zor gelmemesi halinde orucunu tutması mendup olur. Çünkü bunun daha erdemli bir davranış olacağının Allah(cc) Kur'ân-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir:
    “Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse (daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber bilirseniz, (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 184)
    Ama böyle bir kişiye oruç tutmak zor gelirse tutmaması, Hanefilere ve Şafiilere göre daha faziletlidir.
    Malikilere göre ise; seferi kişinin kendisine zor gelmediği takdirde oruç tutması daha erdemli bir davranıştır.
    Hanbelîler göre ise; seferi kimselerin kendilerine zor gelmese bile oruç tutmamaları sünnet, tutmaları mekruhtur.


  4. 27.Nisan.2013, 20:37
    2
    Devamlı Üye



    Ramazanda seferilik nasıl olur?

    Gün, oruçta olduğu gibi imsak vaktinde başlar. Ertesi günü imsak vaktine kadar devam eder. Mesela, İstanbul’a imsak vaktinden sonra, sabah ezanı okunurken giren kimse, giriş günü olduğu için o günü saymaz. Eğer imsak vaktinden önce girerse, imsak vaktinden sonraki gün giriş günü olmaz. İmsak vaktinden sonra çıkarsa, o gün çıkış günüdür.

    Seferi kişinin (yolcunun) yolculuk mesafesi, namazı kısaltmayı mübah kılan bir mesafe kadar olursa; sefere fecirden önce başlayıp fecrin doğuşundan önce seferilik hükümlerinin başladığı noktaya ulaşırsa, oruç tutmaması mübah olur.
    Eğer yolculuk mesafesi bir gün namazı kısaltmayı mübah kılacak bir uzunlukta değilse oruç tutmamak caiz olmaz.
    Bu iki şart üzerinde üç mezhep imamı ittifak etmişlerdir. Yalnız Hanbelîler ikinci şartta şöyle demişlerdir:
    Oruçlu kişi gündüzleyin zevalden* sonra da olsa kendi beldesinden çıkıp yolculuğa giderse, namaz kısaltmayı mübah kılacak kadar bir mesafeyi gitmesi şartıyla orucunu açması caiz olur.
    *Zeval: Güneşin gündüzün yarısından batmaya doğru dönmesi.
    Şafiler; yolculuk halinde oruç tutmanın caiz olması için üçüncü bir şart daha eklemişlerdir. Bu şart, kişinin sürekli yolculuğa çıkan biri olmamasıdır. Seferiliği sürekli olan kimsenin oruç tutmaması haram olur. Ancak seferdeyken oruç tuttuğu takdirde, teyemmümü gerektiren bir sebeple karşılaşacak olursa oruç tutmaması vacip olur.
    Ramazanda fecrin doğuşundan sonra yolculuğa çıkan kişinin, orucunu açması haramdır. Açtığı takdirde üç mezhep imamına göre kefaretsiz olarak kaza etmesi gerekir.
    Şafilere göre; hem kaza hem de kefareti gerekli kılan orucunu açarsa hem kaza hem kefaret gerekir, sadece kazayı gerekli kılan orucunu açarsa kendisine sadece kaza vacip olur.
    Oruç tutmaya geceleyin niyet etmiş olan seferinin tuttuğu orucu açması caiz olur, günahkâr olmaz, kaza etmesi gerekir.
    Malikilere göre ise; seferi bir kişi gece niyet ettiği orucunu gündüz açacak olursa kendisine hem kaza hem kefaret vacip olur.
    Hanefilere göre ise; gece oruca niyet eden seferi kişinin gündüz orucunu açması haram olur. Açtığı takdirde sadece kaza gerekir.
    Seferi kişinin kendisine zor gelmemesi halinde orucunu tutması mendup olur. Çünkü bunun daha erdemli bir davranış olacağının Allah(cc) Kur'ân-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir:
    “Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse (daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber bilirseniz, (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 184)
    Ama böyle bir kişiye oruç tutmak zor gelirse tutmaması, Hanefilere ve Şafiilere göre daha faziletlidir.
    Malikilere göre ise; seferi kişinin kendisine zor gelmediği takdirde oruç tutması daha erdemli bir davranıştır.
    Hanbelîler göre ise; seferi kimselerin kendilerine zor gelmese bile oruç tutmamaları sünnet, tutmaları mekruhtur.





+ Yorum Gönder